Anasayfa / DİNİMİZ İSLAM / DİNİMİZ / Putları yakmak
imanilmihali.com
Putları yakmak

Putları yakmak

Putları yakmak

Allah dostu Hz. İbrahim (as)’in her dinde ayrı bir yeri vardır ve hanif bir Müslüman olan Hz. İbrahim tüm dinlerin atası sayılacak kadar mübarek bir şahsiyettir. Kur’an bu anlamda O’nu över ve bu övme sadece Allah’a teslim olma, hakka yönelme anlamındadır ve bu nedenle de Hz. İbrahim tevhid eridir, haniflik örneğidir.

“Kimin dini, iyilik yaparak kendini Allah’a teslim eden ve hakka yönelen İbrahim’in dinine tabi olan kimsenin dininden daha güzeldir? Allah, İbrahim’i dost edindi.” (Nisa 4/125)

“Allah, kendisine hükümdarlık verdi diye (şımarıp böbürlenerek) Rabbi hakkında İbrahim ile tartışanı görmedin mi? Hani İbrahim, “Benim Rabbim diriltir, öldürür.” demiş; o da, “Ben de diriltir, öldürürüm” demişti. (Bunun üzerine) İbrahim, “Şüphesiz Allah güneşi doğudan getirir, sen de onu batıdan getir” deyince, kâfir şaşırıp kaldı. Zaten Allah, zalimler topluluğunu hidayete erdirmez.” (Bakara 2/258)

“İbrahim, ne Yahudi idi, ne de Hıristiyan. Fakat o, hanif (Allah’ı bir tanıyan, hakka yönelen) bir müslümandı. Allah’a ortak koşanlardan da değildi. Şüphesiz, insanların İbrahim’e en yakın olanı, elbette ona uyanlar, bir de bu peygamber (Muhammed) ve mü’minlerdir. Allah da mü’minlerin dostudur.” (Al-i İmran 3/67,68)

O’nun alçak gönüllü, yardımsever, merhametli, meşakkatli, sevgi ve merhamet dolu olması elbette güzeldir. Lakin O’nu Allah dostu yapanlar koşulsuz teslimiyeti ve putlara canı pahasına savaş açmasıdır.

Babasına dahi bu anlamda karşı koyan Hz. İbrahim küfre sapmış kavim içinde tek başına ve babasına ve zalim Nemrut’a karşı hakkı ayakta tutmaya çalışan, bu uğurda Allah’tan başkasından korkmayan, ateşlere dahi razı olan, hak yolunda oğlu Hz. İsmail’i (as) kurban etmeye varacak kadar tevekkül sahibi güzel bir insan, makul bir kuldur.

Peygamberlerin çoğundan da uzun ve mücaledele içinde geçen risaleti esnasında o ve ailesi (ehlibeyti), gerek kavmi içinde gerekse sonradan göç ettikleri Kabe şehrinde hak ve kulluk peşinde koşmayı yaşam ilkesi edinmiş, gelecek nesillere varan bir örnek teşkil etmiştir.

Bu cesaret ve sadakat neticesidir ki Yüce Allah O’nu seçkin kılmış ve yüceltmiş, ateşlerin dokunamayacağı yüce bir mevkiye getirmiş ve ahiret yurdunda da yüce makamlar tahsis etmiştir.

“Hani İbrahim, babası Âzer’e, “Sen putları ilâh mı ediniyorsun? Şüphesiz, ben seni de, kavmini de apaçık bir sapıklık içinde görüyorum” demişti.” (En’am 6/74)

“Derken (İbrahim) belki kendisine başvururlar diye içlerinden bir büyüğü bırakarak onları (putları) paramparça etti. Onlar, “Kim yaptı bunu tanrılarımıza! Muhakkak o zalimlerden biridir” dediler. (İçlerinden bazıları), “İbrahim denilen bir gencin onları diline doladığını duyduk” dediler. (Bir kısmı da) “O hâlde haydi, onu insanların gözü önüne getirin. Belki (bu konuda) şahitlik ederler” dediler. (İbrahim gelince) “Sen mi yaptın bunu ilâhlarımıza ey İbrahim” dediler. Dedi ki: “Hayır! Bunu şu büyükleri yapmıştır. Konuşabiliyorlarsa, onlara sorun bakalım!” Bunun üzerine birbirlerine dönüp, “Hiç şüphesiz asıl zalimler sizsiniz siz” dediler. Sonra eski inanç ve inatlarına döndüler ve, “Andolsun, bunların konuşmayacağını sen de bilirsin” dediler. İbrahim, şöyle dedi: “Öyle ise siz, (hâlâ) Allah’ı bırakıp da, size hiçbir fayda, hiçbir zarar veremeyecek şeylere mi tapacaksınız?” “Yazıklar olsun, size de; Allah’ı bırakıp tapmakta olduklarınıza da! Hâlâ aklınızı başınıza almayacak mısınız?” (Enbiya 21/58-67)

Kıssalar iyi okunursa modern zaman müslümanlarının alacağı sayısız dersler vardır ve ahir zamanın İslam alemi maalesef putlara, Hz. İbrahimin kavminden çok daha fazla tabidir, tapmaktadır.

Kimseler kabul etmese de ahir zaman putları sokaklarda, ekranlarda peş peşe boy gösterirken bırakın o putlara savaş açmayı, o putları ilah olarak kabul ettiği halde bunu itiraf edecek kişi sayısı yok denecek kadar azdır.

Oysa şeytanlara tapanlar, cinlerden medet umanlar, kişileri ilahlaştıranlar, rızkı ve medeti başkalarından bekleyenler, mevki ve makamlara tapanlar, nüfus ve servetlerini bileğinin hakkı sananlar, aklı ve bilimi ilahlaştıranlar, sadece ibadet ederek veya örtünerek cennetlere gideceğini sananlar, nefislerini ilah edinenler, anlamadan okuyarak Kur’an’ın şefaatinden fayda göreceğini umanlar, Allah’a eş, ortak, evlatlar yakıştıranlar, Teslise neredeyse teslim olanlar vs… her yerdedir.

Sokaklar ve ekranlar bu putlarla dolup taşarken kimi sihir ve büyüden, kimisi yıldızlardan, kimi ruh ve cinlerden, kimi türbelerden, kimi ölülerden, kimi şeyhlerden, kimi para ve kişilerden, kimi bizzat şeytan ve soyundan, kimi nefsi ve aklından medet umar, haber almayı diler, Allah ile kendisi arasında aracılık edeceklerine ve şefaat sunacaklarına itimat eder haldedir.

Şirkin tanımından, iblisin ahdinden habersiz bu müslüman kitle bu nedenle bir türlü mü’min olamamakta, Hz. İbrahim ve ehlibeytinin vasıf ve ilhamlarına yaklaşamamaktadır. Böyle olunca da İslam alemi kan ve göz yaşına mahkum bir halde yokluğa doğru kayıp gitmektedir.

Oğlunu kurban edecek kadar Allah’a güvenen Hz. İbrahim’den herkesin alacak çok şeyi vardır ve herşey Kur’an’da satır satır yazılıdır. Diğer din kitaplarının tahrif edilmiş ayetlerine kanmadan, Kur’an’ı anlayarak okumak tüm bu lezzetleri kula kazandırmaya hazırdır. Lakin Kur’an’a mesafeli insanlık bunun yerine, putlara taptığını ve şeytanlara aldandığını inkar etmekle meşguldür. Teşhis olmayınca da tedavi bir türlü gerçekleşememektedir.

Oysa putları yakmak Allah emridir. O, kendisinden başka ilah olmayandır. O, başkaca ilah edinenleri affetmeyeceğini buyurandır. O, Hz. İbrahim’i dost edinendir. Bir mü’min için Allah’ın dostunu örnek almaktan daha güzel bir şey var mıdır? Tevhide ve hanifliğe Allah’ın izni ve dilemesiyle imzasını atan
Hz. İbrahim’in cesareti, aklı, ruhu, maneviyatı ahir zaman müslümanlarına birşeyler anlatabilmekten neden bu kadar uzaktır?

Putları yakmak zamanı hala gelmemiş midir?

Putlar ortalıkta boy gösterirken hak ve duru din İslamdan bahsetmek mümkün değildir. Cahiliye araplarını kıskandıracak kadar müslümanlıktan uzaklaşan İslam alemi, cahil arapların reçel ve tahtadan yapılmış putları yerine sayısız put üretmiş, her bir putun arkasına cin ve şeytanları koymuş, nefsini, kişileri ve bilimi ilahlaştırarak her şeye sözde akılla çare bulmaya başlamıştır.

Tamamı şeytanın oyunu ve siyonizmin şovu olan bu gaflet fırtınaları nedeniyle gözler kör, kulaklar sağır ve akıllar tutulmuş haldedir. Kalpler ise imansızlıktan kapkaradır ve tevhid sokaklardan çekileli çok zaman olmuştur.

Kişilerden medet uman, kişilerin rızasını Allah ile denk hatta daha önde tutan İslam alemi, paraya ve dünya süslerine ilahlık vereli çok zaman olmuştur. Yaşamak için paraya ve para için herşeye razı olan insanlık şeytanın maddi silahı olan para ve şehvete dalalı asırlar olmuştur. Manevi anlamda ise kibir ve aşağılamaya, büyüklenme ve yalana, haram ve haksızlığa dalan insanlığın acısı maalesef çoğu zaman da İslam coğrafyalarında çıkmaktadır. Tamamı cahil ve zavallı haldeki İslam ülkeleri laikliği anlayamamış, Kur’an’ı terk etmiş haldedir ve ahirette nasipsizlerden olacağını bir türlü idrak edememiştir.

Nefsini ilah edinip aklıyla ispat edemediğini inkar eden, görmediğine inanmayan, Hollywood filmleriyle ahiret hesabı yerine ecelden korkan bir insanlığın dini ve imanı anlaması mümkün müdür? Uzaylı masallarıyla, evlilik programlarıyla, ahlaksız dizilerle kandırılan, oyalanan insanlığın Kur’an’a vakit ayırması olası mıdır?

Arapçaya ve israiliyata mahkum İslam, hurafelerden başını kurtaramazken, dine ve Peygambere yalan söyletenler sayısız hurafeyi hadis diye yuttururken ve kimseler bunları Kur’an ile sorgulamayı akıl dahi edemezken bu putları kırmak kolay mıdır?

Kanmamak, aldanmamak ilk şarttır.

Herkesin putu kendisinedir. Herkes kendi putunu kırmakla mükelleftir. Putlar, tek Allah kalana dek kırılmaya mahkumdur. Şeytan ve soyu ne kadar diretse de hak kazanacak, iman edenler sevinecektir. Lakin muhakkak ki bu uğurda sayısız müslüman farkında dahi olmadan şirk içinde geberip gidecektir.

Allah’ın mü’min kulları ise putları yakabilenler, putlara düşman olabilenler, güç ve kuvveti Allah’tan dileyerek ve Allah’a teslim olarak sığınmayı seçenler, ahiret için çalışanlar, hakka riayet edenler, şeytana ve soyuna teslim olmayanlar, dünya süslerine gülüp geçenler, fani dünyayı bakileştirmeyenler, ecelden ve kıyametten öte iman etme şansı olmadığını bilenler, Hz. Peygamberin örnek Kur’an ahlakını kendisinde yaşatmaya çalışanlardır.

O kullar ki, paraya tamah etmeyen, rızkı ve medeti sadece Allah’tan bekleyenler, olanı muhtaçlarla paylaşıp zengin olma hevesine aldanmayanlar, merhamet edip affedenler, iyi zan besleyenler, güzel söz söyleyenler, Kur’an ile öğüt verenelrdir. Onlar namazları, zekatları, tevekkülleri ile kalbi imanı bayram havasında doyasıya yaşayanlardır.

O kullar ki imanın yarısının tevhide yardım ve diğer yarısının şerle mücadele olduğunu bilenlerdir.

O kullar putlarını canları pahasına yakabilenler, ölmeyi, aç kalmayı, gurbetlere düşmeyi, susuz kalmayı göze alarak putlara kurbanlar kesmeyenlerdir.

Putları ilahlaştıranlar, putlara kurbanlar adayanlar, onlardan aracılık ve şefaat bekleyenler, hayatı onlara endeksleyenler ise iman edemeyen, kalpleri mühürlü kimselerdir ki maddecilik kervanına katılıp maneviyatı yok sayan bu aciz kullar dinin yarısının beşeri yani görünen hayat, diğer yarısının gayb yani vahiy ile bildirilen görünmeyen alem olduğunu anlamayanlardır.

İslam alemi putlarını önce tanımalı, sonra reddetmeli ve nihayet o putları yakmaya niyet edip, Yüce Allah’tan güç ve irade istemeliyken koyunlar gibi yemek ve uyumakla, televizyon seyretmekle, başa gelenleri kaderden bilmekle meşguldür. Hasta olduğunun dahi farkında olmayan İslam alemi bu gidişle asla iyileşemeyecektir.

Peki bu makbul bir çaresizlik midir? Yoksa küfür ve şirkte ısrar mı?

Zalim zulmedecek, şirki dayatacak, şeytan dört yandan var gücüyle saldıracak, şeytanın askerleri ve soyu dini tarumar etmeye gayret edecektir. Bunu bize bildiren Kur’an’dır ve yaratılış dengesine sadık olarak bu Yüce Allah’ın müsadesiyle belki olması gerekendir. Lakin buna teslimiyet ve bu zulme sessiz kalmak Allah’ın öfkesini çekmekten öte bir şey sağlamaz.

Firavunun zulmü altında inleyen İsrailoğulları sığıra tapmaktan vazgeçmedikleri gibi Firavunun zulümlerine de sessiz kalmakla iki kere lanetlik olmuş ve Allah’ın lanet ve öfkesine mazhar olmuştur.

Zulme uğrayanlar dille, elle, hiç olmazsa kalple karşı koymak mecburiyetindedir ki hakkını istemesine rağmen hala alamazsa hakkı bakiye olarak amel defterine yazılır ve ahiret alacağından sayılır. Oysa haksızlığa boyun eğip korkanların (tamamen yaşlı veya güçsüz olanlar dahi kalple itiraz etmelidir) ahiret alacağı da yoktur çünkü kendi gayret ve iradesiyle hakkını aramamış, hakkından adeta vazgeçmiştir. Yazımız konusuna örnek verecek olursak o putları yıkmak ve karşı durmak görevdir. Bunu yapmaz isek akibetimiz de o putlara tapan diğerleri gibi olacaktır.

Puta ve kişiye tapan bu kavim sayısız üstünlükle donatıldığı halde defalarca inkarı seçmiş ve nihayet lanetlenerek ebedi cehennem azabına mahkum edilmiştir. Onlar canları tehlikedeyken, evlatları diri diri kesilirken dahi Allah için ayağa kalkamamış, akibet ise karanlık olmuştur.

İslam alemi şimdilerde bu kavimden de kötü ve acınası haldedir. Ortadoğu kan gölüyken, İslam ülkeleri Kur’an hilafına beşeri bir dinin esiri olmuşken, hurafeler dini şer ve şeytana hizmet ederken, iman kardeşliği yerle bir olmuş ve din mezheplere, tarikatlere bölünmüş iken tüm müslümanlar derin bir uykudadır.

Aklı kullanmak Allah emridir ki Allah aklını kullanmayanlar üzerine pislik atar. Akıl, insana, Allah’ı, dini ve imanı bulabilsin diye verilmiştir. Bu aklı çalıştırmaktan habersiz, aklı şer işlere ve kandırmaya yönlendirmiş islam alemi bu haldeyken putları yıkabilir ve şeytana tapmaktan kurtulabilir mi?

Zaman putları yakmak zamanıdır. Kur’an baş ucumuzda, sünnetler kulaklarımızdadır.

İslam alemi, bir an önce nefsini terbiyeye, iman için yalvarmaya, nimet ve rızıklara şükretmeye, merhamet ve bağışlamaya, her suretle cihada, aklı kullanmaya, hurafelerden arınmaya muhtaçtır.

Orucu, namazı bozan şeylerle oyalanan, dinle adeta dalga geçen İslam alemi imanı bozan şeylerden bihaberdir. Dini namaz ve tesettürden ibaret sanan, oruç ve zekatla cennetlere gideceği masallarına aldanan İslam alemi gerçeği elbet görecektir lakin o vakit geç olacaktır.

Allah’ın dostu olabilen Hz. İbrahim’de ne varsa, bunlar mü’minin şiarı olmalıdır. Bunların terki kabul edilir değildir. O’nun bir peygamber olması bizlerin onu örnek almamıza asla engel değildir. Nasıl ki Hz. Muhammed (sav)’i örnek alıyorsak, Hz. İbrahim ‘de bizler için örnektir. İkisi de aynı dinin yüce insanlarıdır ve tevhid erleridir. Hanifliğe adım atmadan, yani Allah’ı birlemeden iman da, ibadette nafiledir. Her ikisi de putlara savaş açmış, Allah’tan başka ilah tanımamış, ölmek pahasına putları terk etmiş nadide kullardır.

Bugün putların mahiyeti değişse de içerik ve anlamı aynıdır, günahı ve vebali değişmeden durmaktadır. Peki bizleri o putları yakmaktan alıkoyan nedir o halde?

Son söz

Putları yakmak Allah emridir ki yakarsak ateşler dahi bize dokunmayacaktır. Atein dokunmamaıs ise sadece dünya ile ilgili bir şey değil aynı zamanda ahiret ateşleridir.

Dileyen putlara kurban kesmekte, tabi olmakta, putlardan medet ummakta serbesttir. Lakin hakikat Allah’tan başka ilah olmadığıdır.

O yaratılanlara hayat veren de, o güç ve mevkileri bahşeden de , o servetleri dağ gibi yığan da Yüce Allah’tır ve bu sınav olsun diyedir.

Herkesin sınavı kendisine, herkesin putu kendisinedir.

Kul, hiç olmazsa doğru tarafta, Allah dostları yanında olduğunu ispata mecburdur.

Zaman putları yakmak zamanı, zaman Kur’an’a dönmek zamanıdır.

Bu yazıyı okudunuz mu?

İslam’ın abdesti iman

Bir çekirdekten dev çınarı çıkartan Allah bizler için iman nüvesini kalplere koymuştur. O iman büyüyecek, ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir