Anasayfa / PEYGAMBERİMİZ / Rahmet Peygamberine sadakat
imanilmihali.com
Rahmet Peygamberine sadakat

Rahmet Peygamberine sadakat

Rahmet Peygamberine sadakat

Mevlid kandiline az bir zaman kala Müslüman camianın elbet ilk hatırlaması gereken şey rahmet peygamberi Hz. Muhammed Mustafa (sav)’in hayatı ve yaşam şeklidir. Tabi önce bilmek ve O’nun tırmandığı dik yokuşları, mücadelesini, gayret ve acılarını anlamaya çalışmak lazım gelir.

O örnek şahsiyet etten kemikten bir beşerdir. Hayal değil, ruh değil, melek değil…insandır. Lakin risalet öncesi bile güvenilir, ahlaklı, birşeylerin noksan ve yanlış olduğunu bilecek kadar imanlı, haksızın karşısına dikilecek kadar dirayetli, harama el sürmeyecek kadar namuslu bir beşer.

Öte yandan risaleti ile tüm insanlığa ulaşan İslam dini nedeniyle o bir rehber ve kanaat önderidir. Yani O’nun iki kimliği ve iki ayrı hayatı vardır.

Muazzez Peygamberin beşeri kimliği hata yapabilen, zaman zaman acele edebilen, hatta hırslanıp inatlaşabilen, seven, yemek yiyen, uyuyan bir yapıdayken risaletle gelen kimliği bizim bilemeyeceğimiz mucizelerle ve vahiylerle bezenmiş bir kutsiyete sahiptir.

Bizler O’nu örnek alırken de bu iki kimliği ayırt etmek ve asıl taşıdığı İslam hüviyetinin örnek ahlakını ve dini yaşam şeklini hayatımıza yansıtmak zorundayız.

Onun risâlet öncesi şekli vaziyeti, yemek alışkanlıkları, ticaret ile alakası, akraba ilişkileri, evlilikleri, günlük yaşamı bir kabilenin ve sıcak bir coğrafyanın gereklerinden kaynaklanırken, risâlet sonrası kıyafet, söz ve davranışları hep Kur’an istikametindedir.

Yani risâlet öncesi O, her ne kadar örnek ahlaklı bir insan olsa da alışkanlık ve tepkileri örf ve vicdan kaynaklı rehbersiz güzelliklerdir. Ama risâlet sonrası sergilediği her şey vahyedilen dinin gereği, temizlenen kalbin eseri ve olması gerekendir. Risaletten önce de pek çok güzellikleri ve vasfı olan Hz. Peygamberin bizlerce daha makbul ve önemli olanı Kur’an ayetleri ile gelen ruh güzelliğidir.

Mü’minlerin örnek alması gereken işte bu risâlet sonrası manevi kimliktir.

Bu manevi güzellik ise başta imanı gerektirir. Çünkü O, kendisi, yakınları ve akrabalarını Allah’ın emri ile ilk önce imana davet etmiş, sonra iman kardeşliğini tesise gayret etmiş, sonrasında ibadet faslına geçilmiştir. Çünkü tüm toplumların bugünde olduğu gibi ilk sorunu iman sorunudur.

Sonrasında ibadet faslı imanın gereği ve göstergesi olarak tebliğ edilmiş, salih amel ve Allah yolunda savaş zorunlu ameller olarak tebliğ edilmiştir ki hicret buna dâhildir. Pek çok acı, kan ve hainlik ortasında bir gül kadar masum ve güzel dik durabilen mukaddes Peygamberin elbet en büyük yardımcısı Yüce Allah’tır. Rabbimizin desteği ve verdiği güç ile nice tuzaklar atlatılmış, hainler dize getirilmiş, zorluklar ve düşmanlar yenilebilmiştir.

Bu dayanma gücünün, azim ve kararlılığın, sabrın ve cesaretin kaynağı ise imandır, Allah sevgisidir.

Peygamberin söylediği, yaptığı hatta sessiz kaldığı her şey imanın ve vahyin gereğidir. O halde hiçbiri keyfi ve beşeri değildir. Kur’an ile ahlaklanan o yüce insan beşeri zaaf ve açıklarını Kur’an ile terbiye ederken sahabelere de bunu tavsiye etmiş, iman nuru ile abdest almalarını emretmiştir.

Risalet döneminde ki savaşların önce kâfirler ve sonra münafıklar ile yapıldığı da hatırlanırsa imanın korunması gereken en büyük hazine olduğu daha iyi anlaşılacaktır.

Peygamberin yaşam şekli işte bu imanın eseri ve gereğidir ki mü’minlerin O’nu örnek alabilmesi için ilk şart iman etmektir.

İman olmadan, ibadetler, ahlaklar, ameller, şekli kopyalamalar bir şeye yaramayacak, din tamam olamayacaktır. Aksine iman kalplere yerleştiği zaman ise tüm güzellikler peşisıra gelecek, Peygamberimizin örnek ahlakını da yaşayabilmek mümkün olacaktır. Nasıl ki O’nun ahlakının saadet pınarı Kur’an’dır, o Kur’an bugünde önümüzde durmakta kendisini okumamızı istemektedir.

Kur’an ahlakı Peygamberin örnek ahlakının ta kendisidir. H. Fatma (ra)’nın peygamberimizin vefatından sonra ahlakını soranlar verdiği cevap şudur; “O’nun ahlakı, Kur’an ahlakıdır.”

O halde taklid edilecek ilk ahlak, O’nun manevi ahlakı yani İslam’ı tebliğe başladıktan sonra gösterdiği davranışlardır. Bu yapılırsa cahiliye dönemi Arap alışkanlıklarından da, gelenek ve İslam dışı tüm törelerden de kurtulunmuş ve İslam adına yanlış yapılmamış olur.

İslam tebliğine başladıktan sonraki ahlakının bizlerce anlaşılması ve benimsenmesi ise o kadar kolay değildir. Çünkü O muazzez peygamber bizim göremediklerimize şahit olmuş, İslam’ı tüm hücrelerinde ve damarlarında tümden hissedebilmiştir. Keza Yüce Allah Kur’an’da defalarca insanları bilmiyorlar şeklinde uyararak bizim gördüklerimizin, asıl hakikatin sadece küçük bir kısmı olduğunu da bildirmiştir.

Tüm mucizeleri bizim görebilmemiz de mümkün değildir çünkü o halde iman saati durmuş, sevap defteri kapanmış olmalıdır. Çünkü iman, gayba, görmediği halde ve sadece Allah bildirdiği için inanmaktır. Bu yüzden mucizeler göründükten ve ölüm melekleri geldikten sonraki iman kar etmeyecektir.

Demek istediğimiz şudur ki bizlerin ilk yapması gereken Peygamberimizin özellikle ayetler vahyolunmaya başladıktan sonra sergilediği mükemmel ahlaka yanaşabilmek ve onu kendimize örnek edebilmektir. Bu örnek ahlak ise tamamen Kur’an istikametinde ve Allah rızası gayesiyledir.

Rahmet Peygamberinin ahirete intikalini müteakip aynı ahlak güzelliğini sergileyecek yaşayan canlı bir başka örnek olmadığına göre mü’minin örnek ahlakı KUR’AN’da gizlidir.

Ayetler, Allah kelamı olmaları hasabiyle hakikat ve müjdedir. Aynı zamanda bir tembihte olan bu ayetler neyin yapılıp yapılmayacağına da işaret eden delillerdir ki Peygamberimiz de bunlar dışına zaten çıkmamıştır.

O halde, iman, Peygamberimizin ahlakını ve Kur’an ahlakını emreder.

Kur’an ahlakını anlayabilmek te öncelikle o mübarek kitabı anlayarak okumaktan geçer. İşte İslam toplumlarının bugünkü içler acısı durumunun nedeni bu Kur’an’ı okumamak illetidir.

İddia ediyoruz! En ateist, en Hristiyan, en müşrik bir kez anladığı dille Kur’an’ı okusun, bir daha asla şirke dönemez. İman etmese de, İslam’a girmese de ahlakını düzeltir ve pis alışkanlıkların gem vurur.

Mü’minler de aynı hatayı yapmamalı, iman ve ibadetlerini örnek ahlakla süslemek istiyor ve Peygamberi en çok sevenler arasında yer almak istiyorlarsa Kur’an’a sarılmak ve Kur’an’ı rehber edinmek mecburiyetindedir.

Kendi kurtuluşundan ziyade, ümmetinin kurtuluşuna kendisini adamış muazzez peygamberimiz Hz. Muhammed (sav)’ın tüm öğretileri ümmeti Kur’an istikametine sokmak içindir.

Peygamberimizi seven Kur’an’a, Kur’an’ı seven Allah’a, Allah’ı seven O’nun rahmet peygamberine sadakatle bağlanır.

Çünkü O’nun imanı da, ibadeti de, ahlakı da Kur’an ile yoğrulmuştur.

Dinin ve insan olmanın, kulluğun gereği bu sadakat ise hem imanı, hem ibadet ve ahlakı, hem de salih ameli beraberinde getirir. Sabır ve şükürle dolu bu sevda yolunda yürüyenler elbet Allah rızasına ve cennetlere de kavuşurlar..

Rahmet Peygamberine sadakat

Bu yazıyı okudunuz mu?

Hz. Peygamber

Sünneti sorgulamak

Sünneti sorgulamak İman; Yüce Allah’a, Kur’an’a ve elçisi Hz. Peygamber (sav)’e itimat ve itaattir. Yüce ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir