Anasayfa / Global siyonizm / Recim ve merid Şeytan
imanilmihali.com
Recim ve merid Şeytan

Recim ve merid Şeytan

Şeytanın Kur’an’da geçen sıfatlarının başında recim (taşlanmış, kovulmuş) gelmektedir. Bu sıfatı veren bizzat Allah’tır. Yine Kur’an insana şeytandan (özellikle Kur’an okumaya başlarken) Allah’a sığınmayı emreder. Fıkıhta buna Euzü besmele çekmek veya istiaze denir. Şeytanın bir sıfatı da merid’dir. Bu kelime ‘kendisinden beklenen faaliyet ve semereyi gösteremeyen işe yaramaz kişi’ demektir.

İnsanlık geçmişinin acıları bugüne dek her ne kadar insan mahsulü olsa da geride daima fısıldayan, kışkırtan karanlık bir güç vardır ve bu güç modern zamanların Lucifer veya Baphomet’i, cin iken kötülüğe imza atışıyla kabuk değiştirip şeytan olmuş … İblis’tir.

Tarih boyu gizlilik kalkan yapılarak, dini temele yaslandırılarak, karanlık ayin ve acımasız aldatmalara dayalı olarak sergilenen tüm ihanetler göstermiştir ki İblis veya şeytan denilen cin, kötülüğün ilahı, mimarı veya yaratanı değil, habercisi, aldatanı, fısıldayanı, süslü gösterenidir. Tüm kanlı ellerde, nefretli bakışlarda, acımasız işkencelerde hep onun izleri vardır.

İnsanlara bir şey yaptırmak istiyorsanız, korkutmanız, kandırmanız, satın almanız veya dini kullanarak Allah ile aldatmanız gerekir. En kalıcı ve ucuz olanı, aynı zamanda en fanatik ve kan dökücü olanı dini kullanarak aldatmadır ki İblis toplumları bu şekilde yanına çeker.

İblis bir varlıktır, yaratılmıştır, Allah kontrolündedir, ilah değildir! Şeytan, Allah’ın dengi veya rakibi değil, kuludur, asi nankör bir kuldur. Şeytan adı İbranice dilinde ‘satan’ olarak yazılır. Anlamı ‘ana kraliçe’ dir. Şeytan; insanlar, cinler veya melekler gibi Allah’ın var etmiş olduğu başka bir varlık değildir, cindir, bir ‘ad’dır. Kur’an varlık ve oluşta iki ilah veya iki ayrı yaratıcı kabulüne giden yolları en baştan tıkamaktadır. Şeytan Allah’a değil, insana düşmandır.

Şeytanı Allah’ın düşmanı olarak kabul etmek, hayır ve şer için bizi iki farklı gücün varlığını kabule götürür ki bu tevhide terstir. Mutlak kudret onu oluşun bir kutbu olarak bizzat kendi hür iradesiyle varlık alanına çıkartmıştır. O insanın aksine ve insanı tahrip için çalışır, Allah’ın aksine değil. Ancak kabalistik yorumların tümü ve cahiliye toplumları sapkın şekilde onu ilah mertebesine yükselterek, (haşa) Allah ile mücadele eder gösterir. Dolayısıyla şeytanın imkan ve gücü kendisine verilen kadardır. Şeytanın görevi kalbinde hastalık olanları, cennetlik müminlerden ayırt etmeye yardımdır. İmanlı kullara karşı ise sultası yoktur, olmayacaktır. Onun müminlere verdiği sıkıntılarsa müminleri Allah’a yaklaştıran hidayet sebepleridir.

İblisin kelime anlamı; ümitsiz, değersiz demektir. Şeytan tabiri, sözlük anlamı olarak “Hakk’tan uzak olan” demektir. Kavram olarak ise, “hakka ve akla aykırı hareket eden her türlü kişi, güç ve kurumun ortak ve karakteristik adı”dır. Allah bu düşmana karşı yanımızda yer almıştır. Bize yakışan Allah’ın bu güvenine layık bir tavır sergilemektir. İblis, oluşun nur (cemal, ışık) parçasında değil, nar (celal, ateş) parçasında yer alan, insana düşman bir negatif oluş güçtür ki insan imkanlarını onun tahrik ve tertipleriyle deneme ve yönlendirme fırsatını elde eder. İblis kelimesinin türediği ‘iblas’ mastarı, hayır ve mutluluktan ümit kesmiş olmaktan kaynaklanan keder ve hırçınlığa düşmek, ümitsizlik ve pişmanlıkla perişan olmak anlamınadır. İblis kökünden türeyen isim (müblis) ve fiil (yüblisü) ayrıca beş yerde geçer.

Şeytan kelimesi, İslam öncesi Arapçaya Habeşçe’den (Etiyopya) geçmiştir. Kelime cins isim olarak Arapçada da İslam’dan önce kullanılmıştır. Hatta cahiliye döneminde Arap dünyasında her şairin bir şeytanı olduğuna inanılırdı. (İlham veren, yalan ve abartılı söz söyleten anlamında) Şeytan, iblisin kuvvetine, faaliyetine verilen ad olup, bazen iblis yerine de kullanılır. Daha yaygın kullanımı ise iblisin tavrı, yöntemi, askeri yardımcısı ve bazen de etkisi şeklindedir. Bu yüzden iblisin çoğulu yok şeytanın vardır. İblisin 11, şeytanın 88 yerde geçmesi ise, iblisin adından çok etkilerinde aranması gerektiğine dikkat çeker.

Şeytan kelimesinin kökenine dair iki düşünce vardır. Teki ş.t.n. (uzaklık, uzaklaşmak), ikincisi ş.y.t. (öfkeden yanıp tutuşmak, işe yaramaz hale gelmek)’tir. Bu ikincisi daha uygun görünmektedir. Arap dilinde şeytan kelimesi etimolojik seyri içinde insan-hayvan ve cinlerden her türlü kötülük kuvvetine veya her türlü kötülük-karanlık ruha isim olmuştur

Müteşabih efsane ve söylentilerle can bulan Şeytanın yapısına dair iki farklı yorum vardır ki ilkinde bedeni var (ontolojik), diğerinde yok (Ruhani cevherdir) kabul edilir. Lakin Arş’da muhatap alındığına göre ve ateşten yaratıldığı bildirildiğine göre bedeni bir şekilde vardır yani ontolojiktir. Ruhani olduğu şeklindeki yoruma göreyse ışıksal, verdiği fikriyat ve sebepten ibaret kabul edilir. Kur’an iblisi ontolojik varlık olarak tanıtırken şeytanı bu varlığın faaliyetleri ve belirişleri olarak verir.

İblisin en temel görevi, insanlığın İslam dairesinden uzaklaşıp, ahiret hayatını unutmasını sağlamaktır. Dumansız (maric) ve kavurucu (semum) ateşten yaratılmış İblis, Arş’da Yüce Allah’ı ve gerçeği görmüş hatta insanın ve dünyanın yaratılmasına şahitlik etmiştir. Bu nedenle ilahi nizamı ve Allah’ın tek Yaratan olduğunu inkar etmez, edemez ama ahdi gereği sınav edilen insanı bunun aksine inandıracak ve aldatarak cennetlere geri dönmesine mani olmaya çalışacaktır. İblise katılan asi cinlere cin şeytanı, uyan insanlara insan şeytanı denilmektedir. Hastalanan insani değerlerin eser sahibi şeytanın, yardımcıları da tıpkı şeytan gibi, hatta çoğu zaman ona yaranmak adına ondan daha seri, atak ve azimli olmak üzere, iman ve Allah aleyhine çalışır, yeni şeytanlıklar üretir, savaşlar, açlıklar çıkartırlar, kan ve göz yaşlarına sebep olurlar. Tarih boyunca böyle olmuş, Allah’ın ayetlerini keşfe çalışanlar dinsizlikle itham edilerek yakılırken, en katmerli müşrikler dincilikle baş tacı edilmiştir.

Hadislerde şeytan, verdiği vesveseye göre isim almıştır. Vesnan; uyku isteği verir, Dasim: Yemek arzusu doğurur, doymak bildirmez, El Ebyaz: Peygambere musallat şeytanın adıdır, Ber: Şiddet ve öfke fısıldayan şeytandır, Hanzep: namazda vesvese verendir, Velhan: su israf ettirendir, Zellenbur: ticarette hileyi özendirendir, Metun ve Mesbut: yalan haber ve iftira uydurtandır.

Abdülkadir ceylani kaynaklı bir diğer hadiste ise ; Müdhiş: alimleri zevke iter, Hadis: namazdan alıkoyar, uyku verir, Zelenbur: ticarette hileye özendirir, Betr: Şiddet ve öfkeyi fısıldar, Menşüt: yalan ve iftiraya özendirir, Vasim: zinayı körtükler, Aver: hırsızlığı güzel gösterir.

İslam kelam ilminde şeytana bakış açısından da iki farklı yaklaşım vardır. Şeytana olumsuz bakanların amacı, şeytanın oyunuyla vuku bulacak din içi sapmaları engellemek, dinci aldatmacalarla ümmetin tevhid dışına yuvarlanmasına mani olmaktır. İblisi yok saymak gibi bir niyet yoktur. Bu görüş, iblisin, iblisçilik yaratacak biçimde öne çıkarılmasına karşıdır.

Şeytana olumlu bakanların gayesi ise şeytancılık oluşturmak veya Rahmani disiplini şeytanın güdümüne vermek değil, konuya felsefi olarak yaklaşmaktır. Bu görüşe göre şeytan iki kutuplu yaşamda negatif kutbun başıdır görmezden gelinemez. O halde ondan da alınacak dersler vardır. Görmezden gelinirse şerrinden korunmak ta mümkün olmaz. Bu grup, iblisi tanıtmak ve korunmaya yardım etmek için, şeytanın yaratacağı kaosa mani olmak isteyen düşünce insanları ve şairlerdir. Ahmet Gazali’ye göre aşk ve sebatın elle tutulur tek örneği ise iblistir. Muhammed İkbal’e göreyse akıl iblisten aşk Ademdendir. Akıl batıdır, aşk doğu. Mevlana’ya göreyse iblis, takdis edilecek varlık değil acınacak bir mahluktur. Tek gözlüdür. Ademin içindeki hazineyi de bu yüzden görememiştir. Kurnazdır ama aşkı bilmez. Umutsuz, yalnız ve bahtsızdır.

İblis kafirlerdendir ama Allah’ı inkar etmez, emrine itiraz etmekle kafir olmuştur. Müşrik değildir çünkü Allah’tan başka ilah olmadığını gözleriyle görmüştür. İnsanı ise aslen küfre (inkara) değil kendi dinin olan tevhid düşmanı şirke (ortak koşmaya) kanalize eder.

“Ancak İblis eğilmedi. O büyüklük tasladı ve kâfirlerden oldu.” (Sad 38/74)

Kandırmaya başladığı ve kötülüğü süslü gösterdiği ilk andan itibaren de adı sadece İblis değil, aynı zamanda Şeytan’dır, ona uyan asi cinler cin şeytanlar, yeryüzünde Şeytan’ın oyununa gelen ve kalbi kararan insanlar da insan şeytanlarıdır.

Hafife almaya gelmeyen Şeytan cennetten düşmüş melek (Lucifer) değildir. Onun başına gelen huzurdan ve Arş’dan isyanı yüzünden kovulmaktır. Adem’e secde etmesi istenen tüm meleklerle bir anılmasına sebep, aynı ortamda bulunması, melekut yani ruhani varlıklar sınıfına dahil olmasıdır. Rivayetlerde şöyle bir hadise vardır; sözde Azazil (İblis) cinlerden sorumlu melektir ve yeryüzünde insandan önce hayat bulan cinler (Cann) azınca hiçbir melek onları dizginleyemez ve cinlere hakemlik-elçilik görevi yürütmekte olan İblis göreve talip olur, yeryüzüne iner ve isyanı bastırıp asi cinleri adalara sürer. Bu görevden sonra kıymetlenir ve ismi de Azaz-el olur, bir süre sonra da melekler konseyine girer. Azazil etimolojide de, ‘Tanrının kuvvetlendirdiği’ anlamındadır.

Şeytan ayrıntılarda gizlidir. İblis, çağlar boyu Yüce Allah’ı çok iyi bildiği halde insanı Allah ve ahiret konusunda şüpheye düşürmeye çalışmış, ayetleri insan yapımı, peygamberleri sahtekâr, kutsal kitapları düzmece ilan etmiş, vahyi değiştirmiş, ayetleri saklattırmış-parayla satılır hale getirmiş, okunmaz kılmış, düşman oluşunu gizleyerek münafıklıkla insanlara sokulabilmiş, Allah’ın sınırlarına uymayan bir medeniyet teşkiline çalışmış, her defasında yeni düzen peşinde olmuştur.

Ayetlere göre şeytan: “Haramın yenmesini, haksız kazanç elde edilmesini, kötülük, hayasızlık ve Allah’a karşı bilmediğimiz şeyleri söylememizi emreden, fakirlikle korkutan, kuruntulara düşüren, Allah’ın yarattıklarını değiştirmeyi gaye edinen, yaldızlı sözler fısıldayan, vesvese verip, kışkırtıp kafa bulandıran, amellerimizle bizi şımartan, azdıran, şarap (uyuşturucu) ve kumarla, aramıza düşmanlık ve kin sokmak isteyen, Allah’ı anmaktan ve O’na kulluk etmekten bizi geri durdurmak isteyen” kişi ve güçlerdir.

Şeytan uzaklarda değildir. Herkesin şeytanı aile içinde, arkadaş simasında, sevgili görünümünde, patron kılığında dolanıp durmaktadır. Bunu görmek ve gördükten sonra terk etmek görevi varken, sessiz kalıp ahlaksızlığa biatla rıza göstermek şeytanın sistemine dahil olmayı istemektir. Unutulmasın ki Yüce Allah, evlatlara ana babaya itaati emrederken, şirki/şeytanlığı emretmeleri durumunu istisna buyurarak tehdidi en güzel vaziyette göstermiştir. Ve şeytanlara merhamet etmek, zulümle dost olunacağı için haramdır.

İblis kendisinden başka herkesi kandırmaya mecburdur. Bunun için de hakkın karşıtı olan zulmü devreye sokmaktan ve bunu da kaos ile hayata geçirmekten başka şansı yoktur. Kanan ve aldananlar bu yüzden sadece kanmakla kalmayıp aynı zamanda zalimler olarak yeryüzü bozguncularıdır. Şeytan her şeye rağmen merttir, şeffaftır. Yemini dışında iş yapmamaktadır, yapacaklarını fıtratta bildirmiştir. İnsan ise nankördür, aleni bu yemine rağmen kanmaya devam etmektedir.

İblisi ahiretten önce belki hiç kimse göremeyecektir. Ama şeytan şarap kadehlerinde, kumar masalarında, katillerin göz bebeklerinde, dolarların üzerinde, silah namlularında, yetimhanelerde çocuklara tecavüz edenlerin salyalarında, zeytin ağacı kökleyip beton dünya yaratanların banka cüzdanlarında, orman yangınlarının dumanlı kahırlarında bize bakmaktadır. Şeytanı görebilmek için hayırlı bir işe yeltenildiğinde engellemeye çalışanlara, meşgul etmeye, vazgeçirmeye, zulüm üretenlere bakmak lazımdır. Yoksa şeytan peri masallarına mahkum edilecek hayali bir varlık değildir. Cinlerin ve şeytanın hışmına uğrayanlar ise daima imansızlar olmuştur ki bu Allah’ın hak vaadidir.

İblis de her fani gibi ölümlüdür ve belirli süresinin sonunda ölecektir. İblisin ölümü rivayet edilen haliyle şöyledir; İblisin eceline yakın Cebrail (as) Yüce Allah’tan emir alacak, Azrail (as) ile birlikte, iblisin o ana dek yarattığı tüm kötülüklerin yetmiş bin katı misliyle ikisi birden İblis’i yakalayacaktır. İblis can havliyle toprağa girmeyi deneyecek toprak almayacak, havaya uçmak isteyecek hava kabul etmeyecek, ne doğu ne batı, ne kuzey ve ne de güney kabul etmeyince bitkin vaziyette Hz. Adem’(as)in mezarının ayak ucunda pes edecektir.

Şeytandan korunmanın ilk şartı onu tanımaktır. Lakin modern zaman insanlığı bir taraftan anlaşılmaz bir gafletle şeytanı yok sayıp tarihin tozlu sayfalarına hapsetmekte, diğer yandan tüm sırlı şehvet ve açlıklarının gerçekleşmesine imkan sağlayacak mistik güçlere sahip olma umuduyla ondan medet ummaktadır. Bu ikilem sebebiyle de şeytan her zamankinden çok daha güçlü vaziyette vardır, etken ve egemendir.

İblis Yahudilikte erkek, Hristiyanlıkta çift cinsiyetli gösterilir. Kur’an, onun cinsini bildirmez. Zaten cinsinden ziyade mühim olan şeytanlıklarıdır. Lakin ontolojik bir varlık olduğu için bir yorumu hak eder ki bizlerce dişidir.

“… Onlar, Allah’ı bırakıp ancak dişilere tapıyorlar. Hâlbuki azgın bir şeytana tapmaktadırlar…” (Nisa 4/116-118)

Melekut aleminin cinsiyetine dair yorum yapmak haddimiz değildir. Ancak aşağıda sıralanan gerekçelerle iblisin dişi olması kuvvetle muhtemel görünmektedir. (Hristiyanlıkta çift cinsiyetli, Tevrat’ta erkek olarak tasvir edilir.)

Cahiliye müşriklerince ilah ve putların dişi olarak anılması, isimlendirilmesi, meleklerin Allah’ın kızları olarak tasviri İblis dişi tasavvur edildiği içindir.

Günümüz erkeklerin egemenliğini kabul etmeyen feminizm akımlarının temelinde (Lilith, mitolojiye göre Adem’in ilk eşi) bu dişicilik güdüsü yatmaktadır. (İblisin Adem’in üstünlüğünü kabul etmeyişinde de bu güdünün yattığı söylenmektedir.)

Lilith konusu iblisi anımsatması bakımından izahı hak eder görünmektedir. Feminizmin temeli çok eski zamana dayanır ve iblisle alakalıdır. Efsanelerde kötülüklerin anası olarak geçen Lilith, uzun dalgalı güneş kızılı gür saçları, kehribar rengi gözleri, bembeyaz ten rengi ve zarif bedeni ile baştan çıkarıcı bir kadın ve Adem’in Havva’dan önce yaratılan eşidir. (!) Adem’in kendisinden üstün tutulmasına rıza göstermeyen Lilith eşit olduğunu savunmuştur çünkü ona göre Tanrı tarafından aynı şekilde yaratılmışlardır. Lilith Tanrı’nın yasak ismini söyleyerek Cennet’ten kaçar ki bu, Cennet’ten çıkabilmenin tek yoludur. Lilith’in yeryüzünde Kızıl Deniz yakınlarında bir mağaraya sığındığı rivayet edilir. Eşitlik için inatlaştığı bu savaşta Tanrı’nın bir lütfu olarak bahşedilen cennet bahçelerinden ve ona verilen sıcak yuvadan kaçtığı için Lilith artık dışlananlardandır ve Kızıl Deniz de bulunan İblisler ve İblisler’in kralı ile birlikte olur. Günde 100 cin çocuk doğurduğu ve bu çocukların cin, şeytan ve vampir olduğu iddia edilir. İnanışa göre dünyada kötülüklerin bu kadar çok olmasının nedeni Lilith’in doğurduğu bu çocuklardır. Bu arada Adem ise yalnızlıktan Tanrı’ya Lilith’i geri getirmesi için yalvarmaya başlar. Bunun için Tanrı Lilith’e Senoy, Sansenoy ve Samengelof isimli üç melek ile “evine dön” çağrısı yaptırır. Lilith bu çağrıyı geri çevirir ve asla dönmeyeceğini söyler. Bunun üzerine melekler tarafından her gün çocuklarının öldürüleceğine dair tehdit edilir. Lilith’e yapılan tehdit boş çıkmaz ve her gün yüzlerce çocuğu öldürülür ve Lilith acı çekmektedir. Bu arada Lilith’in gelmeyeceğinden emin olan Tanrı ise bir gece Adem uyurken ondan aldığı kaburga kemiğinden Havva’yı yaratır. Havva Lilith’e o kadar benzer ki Adem Lilith’in pişman olup geri döndüğünü düşünür. Bu sırada canı yanan ve Adem’in Havva’ya olan bağlılığını kabul edemeyen Lilith o andan sonra Adem’den türeyen bütün çocukları öldüreceğine (!) dair yemin eder.

Efsaneye göre Havva’yı kandırarak “yasak meyveyi” yemesini sağlayan şeytan sevgilisinin kılığına giren ve intikam almak isteyen Lilith’dir. Batıl inançlarda “Al Karısı” yada “Al Basması” lohusalık döneminde anneleri gece rahatsız ettiğine inanılan ve oldukça çirkin tasvir edilen bir cindir ve “Al Karısı” inancının temelinde Lilith’in olduğu söylenmektedir. İnsanımızın Lilith’i saf dışı bırakmak için başvurduğu yöntemlerin bazıları ise şöyledir; Lohusa anne ve bebeği 40 gün boyunca yalnız bırakılmaz. Evde mutlaka başka biri olmalıdır, gece ışıklar söndürülmez, lohusanın başucuna bıçak ya da makas konur, annenin başına kırmızı kurdele bağlanır.

Feminist akımlarda Lilith kendi ayakları üzerinde durmaya çabalayan ve baş kaldıran kadının simgesi haline gelirken, Havva ise boyun eğen ve erkekler tarafından daha çok kabul gören kadın simgesi haline gelmiştir. Dikkat edilmesi gereken husus; Havva’yı değil de Lilith’i kopya edenler, doğal olarak Havva’ya ve yaratıştaki yerine de itiraz etmektedir. Bunun dini sonucunun takdiri ise herkesin kendisine kalmıştır.

Modern çağlarda Lilith feminizmin simgesi haline gelmiştir. Bu isimde dergiler çıkmış, kitaplar ve makaleler basılmış, kafeler açılmış, sadece kadın müzisyenlerin katıldığı “Lilith Fair” adlı gezici müzik festivalleri düzenlenmiş, “ideal kadın” olarak tanımlanan Havva gibi olmak istemeyen (!) kadınlar, tepkilerini dile getirmek için kız çocuklarına Lilith adını vermişler, Lilith tarihin ilk feminist karakteri ve savunucusu kabul edilmiştir.

Eğer içinizde biraz olsun feminist kıpırdanma varsa lütfen Lilith konusunu yeniden okuyun ve Kur’an ayetlerinin hitabına, kadın ve erkeğe dair izahlarına bir kez daha bakın. Kaldı ki bir yandan eşitliği savunup bir yandan erkeklerden üstün olmak isteği tutarsız bir şeytanlıktır. Bu sebepledir ki bozguncu şeytan sevgi ve sadakati zedeleyerek, ilahi nizamı bozmaya çalışmakta, kutsalı da çarpıtmaktadır. Hollywood filmlerinin kadını öne çıkaran yapımlara imza atması da düşünmeye değerdir. (Amazon kadınları, Zeyna, Wonder Woman vs.) Lilith’in saptırılmış yaratış efsanesiyle aslında İblis’i tasvir ediyor olması bir fikir vermelidir. Medusa’da da durum aynıdır.

Rivayetlerde geçen ‘kadının erkeğin kaburgasından yaratılmış olmasını, cehennemin çoğunun kadınlardan oluşmasını, “kadın şeytandır” sözünün yaygınlığını’ göz önüne aldığımızda şeytanın cinsiyetinin dişi olma ihtimali yüksektir. Keza ‘kadınlar şeytanın ağlarıdır’ sözü bu inanç kaynaklıdır. İblisin, süse ve süslü göstermeye düşkünlüğü, olaylara güç kullanma ve cihattan ziyade entrika, yalan ve iftiraya yaklaşması erkek tabiatından farklıdır.

Satanizm ve tapınak tarikatçılığında, temsil edildiği keçi başlı, insan vücutlu heykelde (Baphomet), İblis alt tarafı erkek ve üst tarafı kadın olarak çift cinsiyetli simgelenmiştir.

Masonlukta ‘Dul kadının çocukları’ ifadesindeki dul kadın kavramı Hiram ustanın annesini değil, dişi olan ve Golan isimli çocuğun annesi durumundaki iblisi simgeler. Masonik amblemlerdeki pergel ve gönyenin duruş şeklinin Adem Peygamber ile İblisin tensel (!) birleşmesi olduğunu iddia eden görüşler de vardır ki ortada yer alan “G” harfinin, bu birleşmeden doğan ruhsuz, şuursuz, hüsran sebebi olan erkek çocuğu GOLAN olduğu iddia edilmektedir. (Çünkü G harfi tüm dillerde aynı olduğundan özel isim olmak zorundadır.) İbranice’de ‘Golan’ kelimesinin anlamı; ruhsuz beden, kusurlu yaratık, konuşamayan ve ilkel duygular dışında bir şey hissetmeden şuursuzca dolaşan varlık demektir. Karadul İsrael’in çocuğu bir Golan’dır ve bu nedenle de hüsrana sebep olmuştur. Latince adı ‘Latrodectus Mactons’ olan örümceğin adı ‘Saatli Karadul’dur. (Kendisine süre verilen iblisi temsil etmektedir.) Ayette, Şeytan evliyasını dost ve destekçi edinenler karadul diye adlandırılan dişi örümceğe sığınanlara benzetilir. Bu karadulun özelliği şudur; büyük bir istek ve çekici cilvelerle çiftleşmeye çağırdığı erkek örümceği, çiftleşmenin ardından zehirleyerek öldürür.

“Allah’tan başkalarını dost edinenlerin durumu, kendine bir ev edinen örümceğin durumu gibidir. Evlerin en dayanıksızı ise şüphesiz örümcek evidir. Keşke bilselerdi!” (Ankebut 29/41)

İbranicede ‘Nun’un anlamı ‘rahibe, hemşire’, ‘Sin’in anlamı ‘günah/günah işlemek’tir. SİYON kelimesinin anlamı da; ‘günah tanrısının hemşiresi (kız kardeşi)’dir, yani İsrael , yani dişi cin İblis. Hemşire tabiri Kur’an’da da geçmektedir. (Günah tanrısı olan ağabeyi de Baal’dır.)

“Allah buyurdu: “Sizden önce gelip geçmiş cin ve insan topluluklarıyla içiçe, girin bakalım ateşe.” Her ümmet girdiğinde, yoldaşına / kız kardeşine (hemşiresine) lanet eder…” (A’raf 7/38)(YNÖ)

Çatalhöyük mağaralarında şeytanın kadın olarak çizilmesi de bizlere fikir vermektedir.

Bizlerce iblisin bedeni olmasa da tabiatı dişidir, doğurgandır. İnsana olduğu gibi cinsiyet özelinde de erkeklere düşmandır. (Doğrusunu Allah bilir ama kadın peygamber olmayışı kadınların fiziksel dayanımlarının düşük olması yanı sıra içsel zaafları, dedikodu-entrikaya yatkınlıkları nedeniyledir. İblisin hilesinin zayıf olduğunu bildiren ayetler buna vurgu yapıyor olabilir.) Çağlar boyu kötü tanrı(ça)lara tanrıçalık/dişilik yakıştırılması da, yeni dünya düzeninde tüm başkan / kraliçelerin bayan yapılmaya çalışılmasında da kadın olma şartı bu yüzden vardır.

Nihayet baştaki ayette (Nisa 4/116-118) dişi ve şeytan kelimelerinin aynı varlığın isim ve sıfatı olarak kullanılması bizlerce iblisin dişi oluşuna en kuvvetli delildir. Kendisi de dişi olan İblis, ilahları, putları, huy ve tavırları dişileştirmek suretiyle ilahi, erkeksi, otoriter, güce dayalı mert sistemler yerine yumuşak ama sinsi müdahaleler ve yönetimler tercih etmekte, bunların zaaflarından istifadeyi esas almaktadır. Bu ise yaratılanı değiştirmeye bir başka örnektir. Bu arada putların ardındaki cinlere dişi isimleri verilmesi de gösterir ki İblis davasında yalnız değildir ve kendisine yardımcı olarak dişi cinleri seçmektedir. (Amazon kadınları filmlerini hatırlayınız.)

Hristiyanlık ve Yahudiliğin cinsiyet konusunda farklı düşüncede olması ise gösterir ki eski semavi kitaplarda da net bir bahis geçmemektedir. Lakin Tevrat’ın tahrifinin, gerçeği zıddına çevirmek ve hakikati saklamak şeklinde yapıldığı hatırlanırsa, Yahudilikte erkek gösterilen iblisin aslında dişi olduğu anlaşılır. Yine de doğrusunu Allah bilir. Çünkü bu konuda Kur’an hüküm bildirmemektedir.

Medusa küresel şeytanlar için Lilith kadar önemli bir diğer sembolüdür. “Koruyucu, yönetici, kraliçe” anlamları barındıran Medusa, Yunan mitolojisindeki üç Gorgon’dan en kötüsü ve tek ölümlü olanıdır. ‘Gorgo’ kökü Yunan dilinde ”korkunç, berbat, dehşet verici” anlamını içerir. Yılan saçlı, keskin dişli, baktığı kişiyi taşa çeviren bir canavar olarak bilinen Medusa öylesi korkunçtur ki antik dönemde büyük ve özel yapıları korumak için Medusa kabartma ve resimleri kullanılmış; Eski Bizans’ta da kılıç kabzalarına ve bina sütunlarına işlenmiş, kötülüklerden koruyacağına dair inançlar gelişmiştir.

‘Dişi ifrit’ şeklinde sıfatlandırılan Medusa vaktiyle o kadar güzel bir kadındır ki doğduğu andan itibaren tanrıçaların kıskançlığını üzerinde toplar, tanrıları peşinden koşturur. En büyük kıskananı güzellik tanrıçası Athena olurken, kıskançlığı Medusa’nın sonunu getiren en temel etmen olacaktır. Ve bu sona zemin hazırlayan Medusa’nın Gorgonlar arasında tek ölümlü oluşu, aslının insan doğasından gelmesidir.

Denizler, depremler, atlar tanrısı Poseidon da Medusa’nın güzelliğinden başı dönen tanrılardan biridir. Ve efsaneye göre bir gün Medusa’yla Athena’nın tapınağında zorla birlikte olur. Kendi tapınağında yaşanan bu durum ve kıskançlığının verdiği öfkesiyle deliye dönen Athena için Medusa’yı cezalandırmak aslında aradığı bir eylemdir ve bu cezalandırmadan çok lanetleme şeklindedir. Fazlasıyla kıskandığı Medusa’nın saçlarının her bir telini yılana dönüştürür, bakmaya doyulmayan bu güzel kadının gözlerine bakanlar artık taş kesilir. Dışının çirkinliği ve korkunçluğuyla yalnız kalan Medusa’nın dışı içine de yansımaya başlar, kalbi kötüleşir, ruhu canavarlaşır. Bu lanetlemenin doyumuna ulaşamamış olacak ki onu öldüren ve mitolojide kahraman olarak yer alan Perseus da yine Athena tarafından görevlendirir.

Medusa öldürüldüğünde Poseidon’dan hamiledir. Perseus kafasını kestiği anda ölen Medusa’nın gövdesinden Poseidon’dan olan çocukları kanatlı at Pegasus ve insan ikizi Chrysaor fırlar. Ayrıca kesilen başının sol damarındaki kan öldürücü bir zehir içerirken, sağ damarındaki kanın ise ölüyü diriltecek güçte bir ilaç olması Medusa’nın ne denli mucizevi bir varlık olduğunu gösterir. Sonrasında bu panzehir niteliğindeki ilaç da Athena tarafından sağlık tanrısı Asklepios’a armağan edilir.

Hikaye böyle. Peki haksızlığa uğrayan, tecavüz edilen, kıskanılan, sürgün edilip öldürülen, lanetlenen bu dişi ifrit sizce kimdir? Ya kanatlı Pegasus’u sürekli bize sempatik gösterenler? Yoksa o Pegasus, Golan olmasın?

İblis melek değil cindir, iyi değil kötüdür, akıllı bir tevhid eri değil nankör bir gafildir, akıbeti karanlıktır, cehenneme mahkumdur. Yani hayırlı bir kul değil, akıllı ve kurnaz hiç değildir. Bu da onun lider ve yol gösterici olmasına engeldir. Buna rağmen ona tabi olmak arzusundakileri bekleyen tehlike aynı akılsızlıkla benzer akıbete mahkum olmaktır. Kibirle büyüklenen şeytanın, isyan etmesi gibi bugün etrafımızda nice zengin kibirli ve büyüklenen zalim vardır ki huyları şeytandan mirastır.

Son bir izah daha eklersek şeytan tebasına elbette iblis kıyafetiyle görünmemektedir. Bunun yerine Sami dinlerinde ve antik Ortadoğu’da rast geldiğimiz tarzda güneş, boşa, fırtına, sel vs. tanrısı olarak çıkmakta, korkuya dayalı egemenliği ile değişik ad ve suretle kendisini gizlemektedir. Avrupa, Helen, Roma, hatta kızılderili efsane ve mitolojilerinde bile şeytan tanrılara atfedilmiş bir varlıktır. (Savaş tanrısı, öfkelerin tanrısı, ateş veya güneş tanrısı adlandırmalarının hepsi ona aittir.) Keza masonik inançlarda da kainatın ulu efendisi veya güneş şeklinde yer bulan odur.

Kurtuluş savaşımızda Anadolu topraklarında yaşanan Yunan mezaliminin, sınırlarımız içinde veya dışında yaşanan PKK terör vahşetinin, Çin’de Uygur Türklerine, Bosna Hersek’te Müslümanlara yapılan işkencelerin, silahsız Filistin halkına hatta kadın ve çocuklara ateşlenen silahların, Suriye’de halkına füzelerle saldıran Esad güçlerinin ardında hep … dini kışkırtmaca veya şeytan dürtmesi vardır. Hiçbir din bu vahşeti mazur görmeyeceği için bu din olsa olsa şeytanın dinidir yani iki sebep de aynı kapıya, İblis’e çıkar. İnsan şeytanları dediklerimizde işte bu vahşeti sergileyen, vicdan azabı duymayan, halay çeken tecavüzcü katillerdir. Şeytanı hep dışarda aramaksa yanlıştır. Çünkü o yanı başımızdadır, hatta bizizdir.

Bu yazıyı okudunuz mu?

Globalizm

Global veya küresel demek tüm yeryüzünü, içindekilerle, altındakilerle, üstündekilerle bütün olarak kaplayan demektir. Siyasi ve ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir