imanilmihali.com
Rızık

Rızık

Rızık

Rızık ve nimeti herkese, daima, tek başına ve dilediği ölçüde veren sadece Allah’tır.

Rızık kelime olarak azık, yenilen, içilen ve faydalanılan şey anlamına gelir. Yegâne rızık verici Allah’tır. Kullar çalışıp çabalarlar ve kendileri için takdir edilmiş olan rızkı kazanma yolunda gayret gösterirler. Rızkı yaratan da veren de Allah’tır. Ama bu durum; “Nasıl olsa rızkı veren Allah’tır,” deyip çalışmamaya, tembelliğe götürmemelidir.

Her türlü yiyecek, içecek, giyecek, kullanılan eşya, mal, mülk, para, mücevher ve servet, çoluk çocuk ve eş, faydalanılan yetenekler, bilgi ve hikmet, gönüllerin ve vücudun her türlü gıdası, en küçüğünden en büyüğüne kadar yararlandığımız her şey rızık kapsamında değerlendirilebilir. Allah rızkı kime ne kadar ve nasıl dilerse o şekilde verir. Ancak kulların da çalışıp çabalayıp kendilerine takdir edilmiş olan rızkı helal yoldan kazanmak için gayret göstermeleri gerekir.

“Yeryüzünde yürüyen her canlının rızkı, yalnızca Allah’ ın üzerinedir. Allah o canlının durduğu yeri ve sonunda bırakılacağı mekânı bilir. (Bunların) hepsi açık bir kitapta (levh-i mahfuz’da)dır.”

Zenginlik ve fakirlik imtihan dünyasında yaşayan insanların sınanmasında birer araçtır. Mala, mülke sahip olmak her zaman hayır getirmeyebilir. İyi olan ve Allah’ın rızasını kazanma çabasında olan insanlar için zenginlik hayra vesile olur. Ama istikamet üzere olmayan kişilere bol miktarda mal verilmesi onun inkâr ve küfrünü arttırabilir. Zengin olan insanlar da imtihanı kaybedebilir. Bu konuda Kasas suresinde anlatılan Karun kıssası, çok zengin de olsa böbürlenen ve Allah’ın rızasını gözetmeyen insanların feci akıbetini haber vermektedir.

“İçinizde öyleleri vardır ki, ellerini kaldırıp Allah’a yemin ettikleri zaman, Allah, onların yeminini yerine getirir ve onları yalancı duruma düşürmez. Berâ b. Mâlik onlardandır.” Bu hadiste adı geçen kişi, yoksul olan sahabilerdendi.
Öte yandan dünyevi sebepler de bir insanın zenginlik ya da fakirliğinde rol oynar. Mesela Afrika kıtası özellikle madenler açısından çok zengindir. İlahî adalet yönüyle Afrikalılar’a bir haksızlıktan söz edilemez. Ama Batılı sömürgecilerin zulümleri ve bazı yöneticilerin kişisel çıkarlarını düşünerek, yanlış politikaları sebebiyle Afrikalı insanlar yoksulluk içinde yaşamak zorunda bırakılmaktadırlar. Tedbirsizlikler, devletlerin ve uluslararası şirketlerin engelleri, zulüm, sömürgecilik vb. sebeplerden kaynaklanan sonuçları, Allah’ın adaletsizliği gibi görmek yanlıştır. Yoksa ilahî adalet açısından bakıldığında hiçbir canlıya rızık konusunda haksızlık yapılmaz.

Bu konuda şunu da belirtmek gerekir ki bu dünyada ve insanlar arası ilişkilerde sünnetullah ve adetullah dediğimiz yasalar geçerlidir. Bir ismi de Hakîm olan Yüce Rabbimiz, bu dünyada fiziksel, biyolojik ve sosyal yasalar koymuştur. Mesela yerçekimi kanunu, buharlaşma, fotosentez, beslenme, hasta olma, iyileşme, büyüme, güneş, ay ve yıldızların hareketleri, doğum, ölüm gibi fiziksel ve biyolojik yasalar insanlar tarafından bilinmekte ve gözlemlenebilmektedir.

Yine insanlarda olduğu gibi devletlerde de doğuş, yükseliş, duraklama, gerileme, çöküş gibi süreçlerin işlemesi; askeri, siyasi ve ekonomik güce sahip olanların, olmayanlara hakimiyeti, bu hakimiyetin uzun insanlık tarihinde zaman zaman el değiştirmesi gibi sosyal yasalardan da bahsedilebilir. Toplumların değişmesinde de sosyal yasalar geçerlidir. Bu konuda Kur’an’da şöyle buyrulmaktadır:

“ … Bir toplum kendilerindeki özellikleri değiştirinceye kadar Allah, onlarda bulunanı değiştirmez…”

Sosyal yasalara örnek olarak başarının çalışmaya bağlı kılınmasını da verebiliriz. Çalışmadan başarılı olunamaz. Bu yasayı koyan Allah’tır. Kur’an’da bu yasa şu şekilde dile getirilmektedir:

“Bilsin ki insan için kendi çalışmasından başka bir şey yoktur.”

Yine bu dünya hayatında imtihana tabi tutulmak da Allah’ın koymuş olduğu yasalardandır:

“İnsanlar, imtihandan geçirilmeden, sadece «İman ettik» demeleriyle bırakılıvereceklerini mi sandılar?”

“Yoksa Allah içinizden cihad edenleri belli etmeden, sabredenleri ortaya çıkarmadan cennete gireceğinizi mi sandınız?”

Bu yasaların tamamının “kullarına zerre kadar zulmetmeyen” ve “merhametlilerin en merhametlisi” bir Allah tarafından konulduğu unutulmamalı; Allah’ın fiilleri, tüm zamanlara ve tüm insanlara bakan hikmetleri yönüyle değerlendirilmelidir.

Bu yazıyı okudunuz mu?

Kader olacaklar değil olanlardır

Kader olacaklar değil olanlardır

Kader olacaklar değil olanlardır kader mevzu biz insanları aşan, hikmeti Yüce Allah’da olan, Peygamberimizin dahji ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir