imanilmihali.com
Ruh emanettir

Ruh emanettir

Ruh emanettir

Ruh emanettir, en değerli emanetimizdir. Yüce Allah’ın bizlere en büyük armağanı olan ruh tertemizdir ve temiz tutmak mü’minin görevidir. 

İnsan beşerdir. Kızar, umutlanır, sevinir, ağlar. Sadece kalp midir bu hissiyatın sahibi yoksa bu et ve kandan ibaret organdan daha başka birşeyler de varmıdır bu hisleri uyandıran? Yoksa beyin denen beyaz et parçası mıdır insanı yüreklendiren veya korkuya salan?

Organlar hissiyatımıza yön ve karar veriyorsa o halde ruhsal hastalık dediğimiz şey nedir? Ameliyatsız, ilaçsız yatışan sinirimizin, bizi ağlatan sevinçlerimizin bu organlarla mı ilişkisi vardır yoksa başka bir şey midir bizi halden hale sokan?

Anlaşılacağı üzere sorunun cevabı ruh’tur. Yüce Allah’ın bizlere bahşettiği ruhun halleridir bizi halden hale sokan. Yürek denen kalp ancak ruhla gönül oluverir, gözlerden yaşlar akarken yüreği burkan ruhun ızdırabıdır. Morali yükselten veya alçaltan, istek uyandıran veya isteksizleştiren hep ruhtur.

Ruh, insanın et ve kemikten ibaret bedeninin taşımakta olduğu asıl cevher ve özdür. Yaşadıkça şekillenen, amel ürettikçe güzelleşen veya çirkinleşen, bize yol gösteren, amel ve niyetlerimizi kaydeden hep ruhtur.

Ruhun bilgisi Yüce Allah’tadır ki peygamberimiz bile bu bilgiye haiz değildir. Lakin bizler biliriz ki o ruh vardır ve emanettir. O ruhtur ki bizler ecele erince toprağa girmeden gerçek sahibine uçan. O ruhtur ki iyi işler yaptığımızda mutlulukla coşan ve kötü işler yaptığımızda küsen, kararan.

İnsan ruhuna zulmeder. Bedenin nefsin, şeytanın sahte kazanımlarına tutsak bedenler dünyevi zevk ve istekelrde dolanırken ruh acı çeker. hakikati bilen ruh, bedene anlam veremez. Kendisini taşımaktan gayri görevi bulunmayan beden ile yapıp ettiklerimize anlam veremez ve mahşeri huzurda doğruya kılavuzlandığı için bizler aleyhine şahitlik yapmaktan da vazgeçmeyecektir.

Ruh, güzel ve iyiye kılavuzlanmış olarak bahşedilen muazzam varlık ve emanettir. Bu ruh her insana verilmiş, bedeni canlandıran asıl özdür. Kalbin atması, dilin söylemesi, gözün görmesi hep onunladır. Ruhsuz kimse yoktur.

İnsandan başka diğer canlılarda ruh ne derece vardır bilemeyiz lakin her insanda bulunan ruh fizik kuralları ve maddecilikle açıklanamayacak bir muammadır.

Ecel ile beden ve ruh ayrılacak ve ruh kendi alemine uçarken beden toprağa girecektir. Kıyamet ile birlikte diriliş kanaatimizce bu ruhun bedene geri dönmesiyle hayat bulacak ve yeniden bedene kavuşan ruh hiçbir şeyi unutmamış olarak bedene konuşlanacaktır ki mezardan kalkanlar bu sayede hayatlarını hatırlayacaktır.

O halde Allah’ın bizlere üflediği ruh emanetine sahip çıkmak, onu kirletmemek, onu ahirette lehimize şahitlik yapar hale getirmek için, amel defterlerinin tartısının ağır gelebilmesi için aamel ve niyetlere de çeki düzen vermek ve ruhu hoş tutmak gerekir ki habis ruhlar ile güzel ruhlar arasındaki fark buradan gelir.

Kararan kalpler ile kast edilen ruhtur. Sağırlaşan kulaklar, körleşen gözler, duran akıllar hep ruhun hali ile alakalıdır. Çünkü ruh içimizdeki gizli biz’dir. O biz ki dıştan görünmeyen, dokunulamayan, nerede ve nasıl olduğu bilinemeyen ama var olduğuna emin olunan gerçektir.

Ruh, hayatımızın en değerli armağanı ve yoldaşıdır.

Mü’min, ruhunu şeytanlara kirlettirmeyen, ruhunu tertemiz vaziyette asıl sahibine iade etmeye gayret edendir.

Bu yazıyı okudunuz mu?

Sünnetullah yaratışın ve dünya sınavının değişmezleridir

Sünnetullah yaratışın ve dünya sınavının değişmezleridir

Sünnetullah yaratışın ve dünya sınavının değişmezleridir Yüce Allah kainatı bir ölçü, kader, nizam, ahenk ve ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir