Anasayfa / İMAN ESASLARI / Kalbin sesi / Sabır ve şükür
imanilmihali.com

Sabır ve şükür

Yüce Allah vaadinde, sabır ve şükürle doğru yoldan ayrılmayan kullarını cennetleriyle müjdeleyeceğine vaad vermiştir. Bu sebeple anılan meziyetlerin ibadet olduğunu anlamak ama mahiyetini tam öğrenmek icap eder. Zorluk karşısında yılmamak demek olan sabır, bollukta azmamak ve rızkı vereni unutmamak demek olan şükür, Allah’ın yeryüzü vaadinin gerçekleşeceği ana kadar doğruluktan ayrılmamak, yaşamı binlerce şükürle doldurmak, ahiret hesabında başı dik kalabilmek için yaşamın sahibine ibadet veçhiyle sadık kalmak, minnet duymaktır. İslam külliyatında sabır darlıkta ve şükür bollukta şeklinde tarif edilirse de asıl bunun tam tersi yani bollukta sabır ve yoklukta şükür kamil mü’minin sıfatıdır. Çünkü zor olan ikincisidir. Sabır, insanı ruhen olgunlaştırır, geliştirir ve güçlendirir ancak hırslı ve sabırsız yaratılan insan sabır konusunda gerçekten noksandır, acelecidir. İbadetinde, duasında, hayır temennisinde aceleci olan insan isteği hemen olsun ister.

“Şüphesiz insan çok hırslı ve sabırsız olarak yaratılmıştır.” (Mearic 70/19)

“ … İnsan çok acelecidir.” (İsra 17/11)

Oysa sabır, Eyyûb Peygamberin övülen niteliği olarak, eziyete karşı koymak, direnmek, haksızlığa tahammül göstermek noktasında bile beklemeyi ve umudu kesmemeyi emreder. Çünkü nihayetinde o başa gelen zorluk Allah’ın bilgisi dışında değildir ve muttakilerin kazanacağını peşinen duyuran Allah’ın hikmeti, o şey yoluna girene dek tahammül etmeyi gerektirir. (Yûnus Peygamber ise Allah’ın hikmet ve rahmeti nasip olana dek sabırda sebat gösteremeyen resuldü.)

Sabır katlanmak değil, göğüs germek, acılara mahkum olmamak için, zorluk ve zorbalıklara mertçe insanca göğüs germektir. Yoksa zulme razı olmak, cehalete boyun eğmek, küfrün karşısında diz çökmek değildir.

“Allah’a ve Resûl’üne itaat edin ve birbirinizle çekişmeyin. Sonra gevşersiniz ve gücünüz, devletiniz elden gider. Sabırlı olun. Çünkü Allah sabredenlerle beraberdir.”(Enfal 8/46)

“ … Eğer siz sabırlı olur, Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız, onların hileleri size hiçbir zarar vermez. Çünkü Allah onların işlediklerini kuşatmıştır.” (Al-i İmran 3/120)

“Ey iman edenler! Sabredin. Sabır yarışında düşmanlarınızı geçin. (Cihat için) hazırlıklı ve uyanık olun ve Allah’a karşı gelmekten sakının ki kurtuluşa eresiniz.” (Al-i İmran 3/200)

“Yavrum! Namazı dosdoğru kıl. İyiliği emret. Kötülükten alıkoy. Başına gelen musibetlere karşı sabırlı ol. Çünkü bunlar kesin olarak emredilmiş işlerdendir.” (Lokman 31/17)

“Senden önce gönderdiğimiz bütün peygamberler de şüphesiz yemek yerler, çarşıda pazarda gezerlerdi. (Ey insanlar!) Sizi birbiriniz için imtihan aracı kıldık. (Bakalım) sabredecek misiniz? Rabbin, hakkıyla görendir.” (Furkan 25/20)

Kur’an’a sarılarak sabır, ibadet ve niyaz etmek Allah’ın yardımı için de şart olandır. Ve Yüce Allah zorluklara, Allah sevgisi nedeniyle göğüs gerebilenlerin yardımına koşar.

“Ey iman edenler! Sabrederek ve namaz kılarak Allah’tan yardım dileyin. Şüphe yok ki, Allah sabredenlerle beraberdir.” (Bakara 2/153)

“Andolsun ki, senden önce de birçok Peygamberler yalanlanmıştı da onlar yalanlanmalarına ve eziyet edilmelerine karşı sabretmişler ve nihayet kendilerine yardımımız yetişmişti…” (En’am 6/34)

“Evet, sabrettiğiniz ve Allah’a karşı gelmekten sakındığınız takdirde; onlar ansızın üzerinize gelseler bile Rabbiniz nişanlı beş bin melekle size yardım eder.” (Al-i İmran 3/125)

Nihayetinde sabır gerektiren her şey sınavdan ibarettir ve Allah’ın vaadinde de yer alan sabır ve şükre imanı gereği sarılanlar, bu sınavdan geçmeyi hak edenlerdir. Müsibet, bela ve hatta her türlü yokluk, öte yandan bolluk ve fazla rızık sınavın ara durumlarıdır ve bu her yıl tekrar edilmektedir. Tekrar edilişi de insanın tekamül ve kemale yürüme derecesinin test edilmesi içindir.

“Andolsun ki sizi biraz korku ve açlıkla, bir de mallar, canlar ve ürünlerden eksilterek deneriz. Sabredenleri müjdele.” (Bakara 2/155)

“Andolsun, mallarınız ve canlarınız konusunda imtihana çekileceksiniz. Sizden önce kendilerine kitap verilenlerden ve Allah’a ortak koşanlardan üzücü birçok söz işiteceksiniz. Eğer sabreder ve Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız bilin ki, bunlar (yapmaya değer) azmi gerektiren işlerdendir.” (Al-i İmran 3/186)

Sabır aynı zamanda cennete girmeye ve cennete layık olup olmama sınanmasının da en önemli aktörlerindendir.

“Yoksa siz; Allah, içinizden cihad edenleri (sınayıp) ayırt etmeden ve yine sabredenleri (sınayıp) ayırt etmeden cennete gireceğinizi mi sandınız?” (Al-i İmran 3/142)

“Andolsun, içinizden, cihad edenleri ve sabredenleri belirleyinceye ve durumlarınızı ortaya koyuncaya kadar sizi deneyeceğiz.” (Muhammed 47/31)

Sabır ve salih amel birbirinden ayrılmaz iki parçadır ki bağışlanma ve af bunların mükafatıdır.

“Ancak sabredip salih amel işleyenler böyle değildir. İşte onlar için bağışlanma ve büyük bir mükâfat vardır.” (Hud 11/11)

“İsmail’i, İdris’i ve Zülkifl’i de hatırla. Bunların hepsi sabredenlerdendi. Onları da rahmetimizin içine soktuk. Şüphesiz onlar salih kimselerdendi.” (Enbiya 21/85,86)

“ … O hâlde sabret. Çünkü (iyi) sonuç, Allah’a karşı gelmekten sakınanların olacaktır.” (Hud 11/49)

“Sabret! Çünkü, Allah iyilik edenlerin mükâfatını zayi etmez.” (Hud 11/115)

Hz. Peygambere bile ayetin tavsiye ettiği sabır, kötülükten sakınmakla kalmayıp bağışlamayı da gerekli kılar. Tevekkül, musibetlere rıza, rızıklarda infak da sabrın meyveleridir.

“ … Çünkü, kim kötülükten sakınır ve sabrederse, şüphesiz Allah iyilik yapanların mükâfatını zayi etmez” dedi.” (Yusuf 12/90)

“Onlar, sabreden ve yalnız Rablerine tevekkül eden kimselerdir.” (Nahl 16/42)

“Onlar, Allah anıldığı zaman kalpleri ürperen, başlarına gelen musibetlere sabreden, namazı dosdoğru kılan ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden Allah yolunda harcayan kimselerdir.” (Hac 22/35)

“Sizin yanınızdaki tükenir, Allah katında olan ise kalıcıdır. Elbette sabredenlere, yapmakta olduklarının en güzeliyle mükâfatlarını vereceğiz.” (Nahl 16/96)

Sabrın hak olanı ise güzel sabırdır ki şikayete bile mahal vermez.

“(Ey Muhammed!) Sen güzel bir şekilde sabret.” (Mearic 70/5)

Sabrın sonu ise inşallah cennetler olacaktır.

“Bu sonuç da Adn cennetleridir. Atalarından, eşlerinden ve çocuklarından iyi olanlarla beraber oraya girerler. Melekler de her bir kapıdan yanlarına girerler (ve şöyle derler): “Sabretmenize karşılık selâm sizlere. Dünya yurdunun sonucu (olan cennet) ne güzeldir!” (Ra’d 13/23,24)

“İşte onlar, sabretmelerine karşılık cennetin yüksek makamlarıyla mükâfatlandırılacaklar ve orada esenlik dileği ve selâmla karşılanacaklardır.” (Furkan 25/75)

Çok sabreden, hakkıyla sabreden (ve şükreden) kimseler mükafatlara ve kurtuluşa da yakın olanlardır. Mükafatın iki kez verilecek olması ise hem dünyalık hem ahiretlik mükafat demektir.

“İşte onların, sabredip kötülüğü iyilikle savmaları ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden Allah yolunda harcamaları karşılığında, mükâfatları kendilerine iki kez verilecektir.” (Kasas 28/54)

“Sabret. Şüphesiz, Allah’ın va’di gerçektir. Kesin imana sahip olmayanlar sakın seni gevşekliğe (ve tedirginliğe) sürüklemesinler.” (Rum 30/60)

Sabırda da gaye korkmak, vazgeçmek, saklanmak değil, Allah rızasına uymak ve Allah emrettiği için tahammül göstererek dayanmak, direnmektir.

“Rabbinin rızasına ermek için sabret.” (Müddessir 74/7)

Şükür ise Allah’ı anma yollarından biri olarak verilen nimetlere karşılık duyulan minnetin ifadesidir. Allah şükrün karşılığını verecek olandır. Çünkü şükür Allah’a karşı gelmekten sakınmanın adıdır.

“Öyleyse yalnız beni anın ki ben de sizi anayım. Bana şükredin, sakın nankörlük etmeyin.” (Bakara 2/152)

“Eğer şükreder ve iman ederseniz, Allah size niye azab etsin ki? Allah, şükrün karşılığını verendir, hakkıyla bilendir.” (Nisa 4/147)

“ … O hâlde Allah’a karşı gelmekten sakının ki şükretmiş olasınız.” (Al-i İmran 3/123)

Şükredilecek tek varlık, Yüce Allah’tır.

“Siz, Allah’ı bırakarak ancak putlara tapıyorsunuz ve yalan uyduruyorsunuz. Allah’ı bırakarak taptıklarınızın size hiçbir rızık vermeye güçleri yetmez. Öyle ise rızkı Allah’ın katında arayın. O’na kulluk edin ve O’na şükredin. Siz yalnız O’na döndürüleceksiniz.” (Ankebut 29/17)

Ömür denen sınav, nankörlük veya şükürle geçecek bir imtihandır.

“Şüphesiz biz onu (ömür boyu yürüyeceği) yola koyduk. O bu yolu ya şükrederek ya da nankörlük ederek kat eder.” (İnsan 76/3)

Şükretmek, nimeti de bereketi de artıran başlı başına bir nimettir.

“Hani Rabbiniz şöyle duyurmuştu: “Andolsun, eğer şükrederseniz elbette size nimetimi artırırım. Eğer nankörlük ederseniz, hiç şüphesiz azabım çok şiddetlidir.” (İbrahim 14/7)

Nimetlere şükretmek, şükrün en malum şeklidir.

“ … Eğer yalnız O’na ibadet ediyorsanız, Allah’ın nimetine şükredin.” (Nahl 16/114)

Ne var ki insanların çoğu şükretmemektedir, şükretmeyecektir.

“ … Ama insanların çoğu şükretmezler.” (Bakara 2/243)

“Andolsun, size yeryüzünde imkân ve iktidar verdik. Sizin için orada birçok geçim imkânları da yarattık. Ama siz ne kadar az şükrediyorsunuz!” (A’raf 7/10)

“Allah’a karşı yalan uyduranların, kıyamet günü hakkındaki zanları nedir? Şüphesiz Allah insanlara karşı çok lütufkârdır, fakat onların çoğu (O’nun nimetlerine) şükretmezler.” (Yunus 10/60)

“Hâlbuki O, sizin için kulakları, gözleri ve gönülleri yaratandır. Ne kadar az şükrediyorsunuz!” (Müminun 23/78)

“Meyvelerinden yesinler diye biz orada hurmalıklar, üzüm bağları var ettik ve içlerinde pınarlar fışkırttık. Bunları onların elleri yapmış değildir. Hâlâ şükretmeyecekler mi?” (Yasin 36/34,35)

Çünkü iblis insanları şükürden uzaklaştıracağına yemin etmiştir ve şükretmeyenler şeytanın askerleridir.

“Şeytan dedi ki: “(Öyle ise) beni azdırmana karşılık, yemin ederim ki, ben de onları saptırmak için senin dosdoğru yolunun üzerinde elbette oturacağım. Sonra (pusu kurup) onlara önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından sokulacağım ve sen onların çoğunu şükreden (kimse)ler bulamayacaksın.” (A’raf 7/16,17)

Konunun Allah’ın vaadine dair izahı ise yaşanan her türlü zorluğa, doğruluktan taviz vermeden katlanmak, Allah’tan gelen müsibet ve yokluklara rıza göstermek ama insan ürünü zulümlere direnmek, yaşanan her türlü bollukta rızkı veren Allah’a şükretmek, nimet, kabiliyet ve kolaylıklar için, rızasına ermek için alınan her nefese, bir lokma ekmeğe bile şükretmektir. Ahir zaman kötülüklerin çoğaldığı, insan elinden çıkan zulümlerin arttığı zorlu imtihan yıllarıdır. O halde sabırla dayanmak ve kötülerden olmamak, Allah’tan umudu kesmemek gerekir. Bunca kötülüğe rağmen sağlıklı, akıllı, tok yaşamaya devam etmek, imanla yaşayabilmek, hür ve sorunsuz yaşayabiliyor olmak şükür sebepleridir. Lakin unutulmaması gereken şükrün sebebi olan servetler infak içindir, tümünün bahşedeni Allah’tır, şükür sadece Allah’adır. Sabır ise zulme kadardır ve zalime sabretmek zulme ortak olmaktır.

Aktarmaya çalıştıklarımız Nur kutbuna yani salih ve doğru kullara, amaçlara, cennet yolcularının gayretlerine yönelikti. Lakin madalyonun diğer yüzünde de tıpkı İblisin ahdi gibi gizli bir kutup daha vardır ki Nar kutbu dediğimiz bu ateş kutbunun sevdası, Allah’ın vaadini boşa çıkarmak değil, insanın o vaade uygun davranmasına mani olmak, gerçekleşecek o vaatteki müjdelerden yoksun bırakarak, nar kutbu için vadedilen azap çukurlarına insanları da ortak etmek niyetidir.

Bu yazıyı okudunuz mu?

Allah nurunu tamamlayacaktır

“Kim, İslâm’a davet olunduğu hâlde, Allah’a karşı yalan uydurandan daha zalimdir? Allah, zalimler topluluğunu hidayete ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir