imanilmihali.com
sabır

Sabır

Sabır

İnsanın sabredecek bir derdi olması bile ne güzeldir. Güzeldir çünkü o hala hayat şerbetinden içiyor demektir.

İnsanoğlu aceleci ve nankördür ayeti arkasında yatan gerçek bizlerin dualara cevabı acele beklerken, hatalarımıza cezayı hemen istemememizdir. Dahası başımız dertte iken Allah’a sığınır, dert bizden uzaklaşınca ettiğimiz duaları ve sahibimizi unutup başarıyı kendimize mal ederiz.

Hayatı bir koşturmaca içinde yaşar, o şey hemen olsun isteriz.

Felaketler karşısında ağlayıp sızlar, kederli anlarda küfre varacak boyutta göz yaşı dökeriz. Ölümün de doğmanın da hak olduğunu unutuveririz bir yakınımızı kaybedince.

Kara bulutlar dolanıyorken tepemizde bir şeyleri yanlış yaptığımızı veya bunun da sınavın bir parçası olduğunu yok sayarak kötülükler geçsin, kötülük ve yoklukla sınav edilmeyelim isteriz.

Sabretmeyiz, sabırlı olmayı bilmeyiz ve Peygamber sabrına sahip değiliz.

Oysa sabır sınavın en önemli sorularındandır ki sahip olunması halinde pek çok meziyetin aynasıdır. Varlıkta şükretmek, yoklukta sabretmek imanın göstergelerindendir ve selamete çıkmanın yollarındandır.

Hasta olduğumuzda şifanın hastalığı veren Allah’tan olduğunu unutur, ilaçlara doktorlara müracat ederiz. Doktora gidip ilaç almanın yanlış tarafı yoktur ama yanlış şifayı Allah yerine o ilaçlarda aramaktır. Oysa vücudu hasta eden ne olursa olsun bir tek hücreden başlar önce ve o hücreye “hasta ol!” emrini veren Yüce Allah’tır. Keza “şifa” emrini de verecek yine Allah’tır. Bunu bir uyku gibi düşünmek gerekir ki kimi sabah uyanır ve eceli henüz gelmediğinden yaşar, iminin eceli gelmiştir ve sabah uyanamaz. Hasta olanlar da eceli geldiyse asla taburcu olamaz.

Beklemek sabretmenin takvime uyarlanmış sayısal halidir. Sabır gerektiren şeyler genelde randevularımız gibi dakikaya uyarlanmış olmadığı halde biz öyle telakki eder ve hemen, istediğimiz gibi, güzel sonuçlansın isteriz.

Kendimizle alakalı ve elimizde olmayan şeylere ise karşı koysak ta bir şey değişmeyeceği için mücadeleden ziyade sabretmek ve dua etmek doğru olandır.

Zulme sabretmek, sabretmek değildir. Dahası zulme sabretmek emri yoktur. Zulme karşı koymak vardır. Başkasının yapmakta olduğu ve değiştirebileceğimiz şeylere sessiz kalmak bizi o suça ortak eder. Bu durumda yapmamız gereken sözle, elle, kalple karşı koymak ve kötülüğün yok olmasına çalışmaktır.

Sabır ve namaz kulun küçük günahlarını affettiren şeylerdendir.

Sabırsızlık ise kaderi sıkıştırmak, kaderi zorlamak anlamında olup haddi aşmaktır.

İnsanoğlu yapısı gereği hırslı, sabırsız, acelecidir ancak aşırıya kaçmamak doğru olandır.

Günlük hayatta da sabretmek pek çok şeyi daha doğru anlamamıza ve karar verirken hata yapmamamıza yardım edecektir. Çünkü sabırsız ve acele verilen kararlar maalesef isabet oranı düşük kararlardır.

Karardan önce tam ve doğru verileri zamanında toplamak esasken acele etmek eksik karar vermeye ve o da yanlışa sürükler.

Kendimiz için bile bu kadar zararlı acelecilik meselesini kâinata uyarladığımızda gösterdiğimiz sabırsızlığın ne denli haksız olduğunu daha iyi anlarız.

Sabır bu nedenle imanın göstergesi ve acıların en büyük ilacıdır.

Hz.Yusuf kıssasında Hz. Yakup Peygamberin sabrı bizlere örnektir.

“Bir de üzerine, sahte bir kan bulaştırılmış gömleğini getirdiler. Yakub dedi ki: “Hayır! Nefisleriniz sizi aldatıp böyle bir işe sürükledi. Artık bana düşen, güzel bir sabırdır. Anlattıklarınıza karşı yardımı istenilecek de ancak Allah’tır.” (Yusuf 12/18)

İbadet, cihad ve musibetler karşısında sabırlı olmak Yaratan’ın emridir.

Sabır, insanı olgunlaştırır, geliştirir ve güçlendirir. Namaz ise, Allah’a kulluğun, teslimiyetin ve nimetlere şükrün en yüksek ifade biçimi, aktif ve düzenli bir hayatın göstergesidir. Bu nedenle zorluklar karşısında insanı hem ruhen hem de dış hayatta güçlü kılacak namaz ve sabır iki temel öge olarak iman edenlere rehberdir.

Sabredilmediği zaman hikmetin manasına temas edilemeyecek olması Hz. Musa ve Hızır (a.s.) kıssasında da (delinen gemi, öldürülen çocuk, onarılan duvar) Allah’ın buyurduğu hususlardandır ve ayette sabrın hikmete ulaşmada vesile olduğu işaret edilmektedir.

Allah kulunu biraz korku ve açlıkla, bir de mallar, canlar ve ürünlerden eksilterek dener. Bunlara karşı ise sabır gösterebilenler müjdeye hak kazananlardır.

Küsmek yerine sabretmek ve salih amel işlemeye devam etmek imanın göstergesidir.

Sabır ve namaz ibadetin devamlılığı, imanın sağlamlığı ve ahlakın güzelidir.

Cennet sabredenlerin, en zor anlarda bile isyana ve küfre bulaşmayan, kadere karşı gelmeyen, Allah’a itaatte kusur etmeyenlerin olacaktır.

Melekler cennetliklere şöyle der; “Sabretmenize karşılık selâm sizlere. Dünya yurdunun sonucu (olan cennet) ne güzeldir!”

Sabır

Bu yazıyı okudunuz mu?

İman, mü’minin her şeyidir.

İMAN ETMEK İÇİN İLK ADIMLAR

İMAN ETMEK İÇİN İLK ADIMLAR İnandığımızı iddia ederken yerine getirmediğimiz mükellefiyetler veya hepten inanmadığımızı beyan ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir