Anasayfa / KUR'AN-I KERİM / Karşılaştırmalı Kur'an Mealleri / Sad suresi – Karşılaştırmalı meal
imanilmihali.com
Karşılaştırmalı Kur'an Mealleri

Sad suresi – Karşılaştırmalı meal

Sad suresi – Karşılaştırmalı meal

Karşılaştırmalı Kur’an Mealleri

SAD SURESİ

Ali Bulaç Rahman ve Rahim Olan Allah`ın Adıyla
Diyanet Vakfı Rahmân ve Rahîm (olan) Allah’ın adıyla.
Elmalılı Hamdi Yazır Bismillahirrahmanirrahim
Süleyman Ateş Rahman ve Rahim Allah’ın adıyla..
Yaşar Nuri Öztürk Rahman ve Rahim Allah’ın adıyla…
Ali Bulaç 1- Sad, Zikir dolu Kur’an’a andolsun;
Diyanet Vakfı 1. Sâd. Öğüt veren Kur’an’a yemin ederim ki,
Elmalılı Hamdi Yazır 1-Sad, Bu öğütte dolu Kur’an’a bak!
Süleyman Ateş 1. Sad, (uyarıcı) ve şanlı Kur’an’a andolsun ki,
Yaşar Nuri Öztürk 1 Sâd. Zikir/öğüt/uyarı dolu Kur’an’a yemin olsun ki,
Ali Bulaç 2- Hayır; o inkâr edenler (boş) bir gurur ve bir parçalanma içindedirler.
Diyanet Vakfı 2. Küfredenler, (iddia ettiklerinin) aksine, birgurur ve tefrika içindedirler.
Elmalılı Hamdi Yazır 2-Fakat o küfredenler bir onur ve ayrılık içindeler.
Süleyman Ateş 2. İnkar edenler bir gurur ve ayrılık içindedirler.
Yaşar Nuri Öztürk 2 İş hiç de onların sandığı gibi değil! O küfre sapanlar bir gurur, ayrılık ve bütünden kopuş içindedirler.
Ali Bulaç 3- Biz kendilerinden önce, nice nesilleri yıkıma uğrattık da onlar feryad ettiler; ancak (artık) kurtulma zamanı değildi.
Diyanet Vakfı 3. Onlardan önce nice nesilleri helâk ettik. O zaman feryat ettiler. Halbuki artık kurtulma zamanı değildi.
Elmalılı Hamdi Yazır 3-Kendilerinden önce nicelerim helak ettik. Çığrıştılar; fakat kurtulma zamanı değildi.
Süleyman Ateş 3. Onlardan önce nice nesilleri helak ettik de feryad ettiler; fakat artık kurtuluş zamanı geçmişti.
Yaşar Nuri Öztürk 3 Onlardan önce nice nesilleri helâk ettik biz, bağrıştılar onlar, fakat kurtuluş yoktu; geçmişti zaman.
Ali Bulaç 4- İçlerinden kendilerine bir uyarıcının gelmesine şaştılar. Kâfirler dedi ki: ‘Bu, yalan söyleyen bir büyücüdür.’
Diyanet Vakfı 4. Aralarından kendilerine bir uyarıcının gelmesine şaştılar ve kâfirler: Bu pek yalancı bir sihirbazdır!
Elmalılı Hamdi Yazır 4-İçlerinden kendilerine uyarıcı bir peygamber geldiğine şaştılar da kafirler: “Bu bir sihirbaz, yaman bir yalancı” dediler.
Süleyman Ateş 4. Onlara kendilerinden bir uyarıcı (peygamber) gelmesine hayret ettiler de o kafirler dediler ki: “Bu yalancı bir sihirbazdır.”
Yaşar Nuri Öztürk 4 Kendi içlerinden kendilerine bir uyarıcı geldi diye şaşıp kaldılar. Ve şöyle dedi bu nankörler: “Bu adam yalanlar düzen bir büyücü…”
Ali Bulaç 5- ‘İlahları bir tek ilah mı yaptı? Doğrusu bu, şaşırtıcı bir şey.’
Diyanet Vakfı 5. Tanrıları, tek tanrı mı yaptı? Doğrusu bu tuhaf bir şeydir! dediler.
Elmalılı Hamdi Yazır 5-İlahları bir tek ilah mı kılmış? Bu gerçekten şaşılacak birşey, çok tuhaf!
Süleyman Ateş 5. Tanrıları bir tek tanrı mı yaptı? Bu, cidden tuhaf bir şeydir.
Yaşar Nuri Öztürk 5 “İlahları bir tek tanrı mı yapmış? Bu, gerçekten hayret edilecek bir şey!”
Ali Bulaç 6- Onlardan önde gelen bir grup: ‘Yürüyün, ilahlarınıza karşı (bağlılıkta) kararlı olun; çünkü asıl istenen budur’ diye çekip gitti.
Diyanet Vakfı 6. Onlardan ileri gelenler: Yürüyün, tanrılarınıza bağlılıkta direnin, sizden istenen şüphesiz budur.
Elmalılı Hamdi Yazır 6-İçlerinden o heyet fırladı ve şöyle dedi: “Tanrılarınız üzerinde sabır ve sebat edin? Bu gerçekten arzu edilen şey, bir istek!
Süleyman Ateş 6. Onlardan bir grup fırladı: “Yürüyün tanrılarınıza bağlı kalın. Çünkü bu, arzu edilen bir şeydir.”
Yaşar Nuri Öztürk 6 İçlerinden kodaman bir grup öne çıktı: “Haydi, yürüyün! İlahlarınıza sahip çıkmada kararlı davranın! Gerçek şu ki, istenip beklenen şey budur.”
Ali Bulaç 7- ‘Biz bunu, diğer dinde işitmedik, bu, içi boş bir uydurmadan başkası değildir.’
Diyanet Vakfı 7. Son dinde de bunu işitmedik. Bu, ancak bir uydurmadır.
Elmalılı Hamdi Yazır 7-Biz bunu diğer dinde işitmedik, bu mutlaka bir uydurmadır.
Süleyman Ateş 7. Biz bu(nun söylediği)ni (babalarımızın bağlı olduğu) öteki dinde işitmedik. Bu uydurmadan başka bir şey değildir.!
Yaşar Nuri Öztürk 7 “Öteki millette işitmedik böyle bir şey. Bu bir uydurmadan başka şey değildir.”
Ali Bulaç 8- ‘Zikir (Kur’an), içimizden ona mı indirildi?’ Hayır, onlar Benim zikrimden bir kuşku içindedirler. Hayır, onlar henüz Benim azabımı tatmamışlardır.
Diyanet Vakfı 8. Kur’an aramızdan Muhammed’e mi indirildi? diyerek kalkıp yürüdüler. Belki, bunlar Kur’an’ım hakkında şüphe içine düştüler. Hayır! Azabımı henüz tatmadılar.
Elmalılı Hamdi Yazır 😯 Kur’an aramadan ona mı indirilmiş? Doğrusu onlar benim Kur’an’ımdan bir kuşkulu şüphe içindeler; doğrusu henüz azabımı tatmadılar.
Süleyman Ateş 8. O Zikr (uyarı, başka kimse kalmadı da) aramızdan ona mı indirildi? Doğrusu, onlar benim Zikr’imden yana şüphe içindedirler. Hayır, onlar henüz azabımı tadmadılar!..
Yaşar Nuri Öztürk 8 “Öğüt ve uyarı, içimizden ona mı indirildi?” Hayır, onlar benim zikrimden/Kur’an’ımdan kuşkulandılar. Hayır, onlar benim azabımı henüz tatmadılar.
Ali Bulaç 9- Yoksa, güçlü ve üstün olan, karşılıksız bağışlayan Rabbinin hazineleri onların yanında mıdır?
Diyanet Vakfı 9. Yoksa azîz ve lütufkâr olan Rabbinin rahmet hazineleri onların yanında mıdır!
Elmalılı Hamdi Yazır 9-Yoksa sana onu (Kur’an’ı) veren çok güçlü ve ihsan sahibi Rabbinin hazineleri onların yanında mı?
Süleyman Ateş 9. Yoksa daima üstün olan, çok lutufta bulunan Rabbinin rahmet hazineleri onların yanında mı?
Yaşar Nuri Öztürk 9 Yoksa Azîz, Vahhâb olan Rabbinin rahmetinin hazineleri onların katında mı?
Ali Bulaç 10- Yoksa göklerin, yerin ve bu ikisi arasında bulunanların mülkü onların mı? Öyleyse, sebepler içinde (bir imkan ve güç bularak göğe) yükselsinler.
Diyanet Vakfı 10. Yahut göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların hükümranlığı onların elinde midir? Öyleyse (göklerin) yollarında yükselsinler (görelim)!
Elmalılı Hamdi Yazır 10-Yoksa bütün o göklerin, yerin ve aralarındakilerin mülkü onların mı? öyle ise sebepler içinde üstüne çıksınlar (bütün sebeplere başvurarak yukarı çıkma yollarını denesinler).
Süleyman Ateş 10. Yoksa göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların mülkü onların mı? Öyleyse sebepler (vasıtalar) içinde yükselsinler (vasıtalara binip göklere çıksınlar da oradan alemi yönetsinler, vahyi de kendi isteklerine göre indirsinler).
Yaşar Nuri Öztürk 10 Yoksa göklerin, yerin ve bu ikisi arasında bulunanların mülk ve saltanatı onların mı? Eğer öyleyse sebepler içinde yükselsinler.
Ali Bulaç 11- Onlar, burada (çeşitli) fırkalardan olma bozguna uğratılmış bir ordu(durlar).
Diyanet Vakfı 11. Onlar, çeşitli guruplardan oluşmuş bir ordudur; işte şurada bozguna uğratılacaklardır.
Elmalılı Hamdi Yazır 11-Onlar burada hiziplerin döküntülerinden, kalma bozuk (muhtelif partilerden bozguna uğramış) bir ordudur.
Süleyman Ateş 11. (Onlar) Şurada bozguna uğratılacak derme çatma bir ordudur.
Yaşar Nuri Öztürk 11 Kabilelerden oluşmuş, sözüm ona bir ordudur bu; şurada bozguna uğratılacaktır.
Ali Bulaç 12- Onlardan önce Nuh kavmi, Ad ve kazıklar sahibi Firavun da yalanlamıştı.
Diyanet Vakfı 12. Onlardan önce Nuh kavmi, Âd kavmi, kazıklar sahibi Firavun da, yalanladılar.
Elmalılı Hamdi Yazır 12-Onlardan önce Nuh kavmi, Ad kavmi ve o kazıkların (büyük yapıtların) sahibi Firavun da peygamberleri yalanladılar.
Süleyman Ateş 12. Onlardan önce de Nuh kavmi, Ad (kavmi) ve kazıklar sahibi (temelleri kazık gibi yere çakılmış, yüksek pramitler yaptıran) Fir’avn da yalanlamıştı.
Yaşar Nuri Öztürk 12 Onlardan önce Nûh kavmi ve Âd da yalanlamıştı. Kazıklar sahibi Firavun da…
Ali Bulaç 13- Semud, Lut kavmi ile Eyke halkı da. İşte onlar (Allah’a karşı isyanda birleşen ve güç toplayan) fırkalar(dı).
Diyanet Vakfı 13. Semûd, Lût kavmi ve Eyke halkı da (peygamberleri) yalanladılar. İşte bunlar da (peygamberlere karşı) birleşen topluluklardır.
Elmalılı Hamdi Yazır 13-Semud, Lut ve Eykeliler de… işte o partililer bunlardır.
Süleyman Ateş 13. Semud (kavmi), Lut kavmi ve Eyke halkı da (böyle yapmıştı). İşte onlar da (peygamberlere karşı birleşik) kabilelerdi.
Yaşar Nuri Öztürk 13 Semûd, Lût kavmi, o sık ağaçları besleyen su kaynağının sahipleri Eykeliler de. İşte onlar da böyle hiziplerdi.
Ali Bulaç 14- Hepsi de elçileri yalanladılar, böylece azabla-sonuçlandırmam (onlara) hak oldu.
Diyanet Vakfı 14. Onların her biri gönderilen peygamberleri yalanladılar da bu yüzden (kendilerine) azabım hak oldu.
Elmalılı Hamdi Yazır 14-Başka değil hepsi gönderilen peygamberleri yalanladılar da azabım böyle hak oldu.
Süleyman Ateş 14. Hepsi de elçileri yalanladılar, benim cezamı hak ettiler.
Yaşar Nuri Öztürk 14 Bunların hepsi, resulleri yalanlamaktan başka bir şey yapmadılar. Sonunda azabım hak oldu.
Ali Bulaç 15- Bunlar da, (geldiğinde) bir anlık gecikmesi bile olmayan bir tek çığlıktan başkasını gözetlemiyorlar.
Diyanet Vakfı 15. Bunlar da ancak, bir an gecikmesi olmayan korkunç bir ses beklemektedirler.
Elmalılı Hamdi Yazır 15-Onlar başka değil sadece bir tek sayhaya bakıyorlar. Öyle ki, ona hık yok!
Süleyman Ateş 15. Bunlar(ın işi) de sadece geri dönmesi olmayan bir na’raya bakıyor.
Yaşar Nuri Öztürk 15 Bunların beklediği de sadece, en küçük bir gecikmesi olmayan o müthiş titreşimli tek sestir.
Ali Bulaç 16- (Alaylı alaylı) Dediler ki: ‘Rabbimiz, hesap gününden önce (azabdan bize vadettiğin) payımızı çabuklaştırıver.’
Diyanet Vakfı 16. Rabbimiz! Bizim payımızı hesap gününden önce ver, dediler.
Elmalılı Hamdi Yazır 16-Bir de: “Ey Rabbimiz, hesap gününden önce bizim pusulamızı (payımızı) acele ver!” dediler.
Süleyman Ateş 16. (Alay ederek) Dediler ki: “Rabbimiz, bizim (azab) payımızı hesap gününden önce, hemen ver.”
Yaşar Nuri Öztürk 16 Şöyle dediler: “Rabbimiz, bizim payımızı/hesap defterimizi, hesap gününden önce çabucak ver!”
Ali Bulaç 17- Sen onların söylediklerine karşı sabret ve bizim güç sahibi kulumuz Davud’u hatırla; çünkü o, (her tutum ve davranışında Allah’a) yönelen biriydi.
Diyanet Vakfı 17. (Resûlüm!) Onların söylediklerine sabret, kulumuz Davud’u, o kuvvet sahibi zatı hatırla. O, hep Allah’a yönelirdi.
Elmalılı Hamdi Yazır 17-Şimdi sen onların dediklerine sabret de güçlü kulumuz Davud’u an! Çünkü o evvab (içli, zikir ve tesbih ile Bize çok yönelen biri ) idi.
Süleyman Ateş 17. Onların dediklerine sabret de güçlü kulumuz Davud’u an; çünkü o (bize) çok başvururdu.
Yaşar Nuri Öztürk 17 Onların dediklerine sabret! O kuvvet sahibi kulumuz Davûd’u an! O, tespih nağmeleri döktüren bir kul idi.
Ali Bulaç 18- Doğrusu biz dağlara boyun eğdirdik, akşam ve sabah kendisiyle birlikte (Allah’ı) tesbih ederlerdi.
Diyanet Vakfı 18. Biz, dağları onun emrine vermiştik.Akşam sabah onunla beraber tesbih ederlerdi.
Elmalılı Hamdi Yazır 18-Biz dağları onun emrine vermiştik, akşam ve işrak vakti onunlar birlikte tesbih ederlerdi.
Süleyman Ateş 18. Biz dağları onunla beraber (tesbih etmeleri için) boyun eğdirmiştik; akşam sabah onunla tesbih ederler (onun yaptığı tesbihle çınlarlar)dı.
Yaşar Nuri Öztürk 18 Dağları onunla birlikte buyruk altına almıştık: Akşam-sabah birlikte tespih ederlerdi.
Ali Bulaç 19- Ve toplanıp gelen kuşları da. Hepsi onunla (Allah’ı tesbih etmede uyum içinde) yönelip-dönmekte olanlar idi.
Diyanet Vakfı 19. Kuşları da toplu halde onun emri altına vermiştik. Hepsi de ona uyarak zikir ve tesbih ederlerdi.
Elmalılı Hamdi Yazır 19-Kuşları da toplu olarak (onun emrine vermiştik ). Hepsi onun için terci yapardı.(ona uyarak ahenkle içli zikir ve tesbih ederlerdi).
Süleyman Ateş 19. Toplanıp gelen kuşları da (ona ram etmiştik). Hepsi onun nağmesine katılır (beraber tesbih ederler)di.
Yaşar Nuri Öztürk 19 Kuşlar da toplu halde onunla beraberdi. Hepsi, onun tespih nağmelerine katılırdı.
Ali Bulaç 20- Onun mülkünü güçlendirmiştik. Ona hikmet ve anlatım çarpıcılığını vermiştik.
Diyanet Vakfı 20. Onun hükümranlığını kuvvetlendirmiş; ona hikmet ve güzel konuşma vermiştik.
Elmalılı Hamdi Yazır 20-Hem mülkünü güçlendirmiş, hem de kendisine hikmet ve hakkı batıldan ayırt etme kabiliyeti vermiştik.
Süleyman Ateş 20. Onun mülkünü güçlendirmiştik, kendisine hikmet (peygamberlik, yüksek bilgi, hakkı batıldan ayırma, davaları çözme) ve açık, güzel konuşma (yeteneği) vermiştik.
Yaşar Nuri Öztürk 20 Mülk ve yönetimini güçlendirmiştik. Kendisine hikmet ve hakla bâtılı ayıran söz etme yeteneği vermiştik.
Ali Bulaç 21- Sana o davacıların haberi geldi mi? Hani mihraba (Davud’un bulunduğu yere girmek için) yüksek duvardan tırmanmışlardı.
Diyanet Vakfı 21. (Ey Muhammed!), Sana davacıların haberi ulaştı mı? Mâbedin duvarına tırmanmışlardı.
Elmalılı Hamdi Yazır 21-Birde davacıların kıssası geldi mi sana? Hani surdan aşarak mihraba ulaşmışlardı.
Süleyman Ateş 21. Sana davacıların haberi geldi mi? Hani odasının duvarına tırmanmışlardı,
Yaşar Nuri Öztürk 21 Geldi mi sana, o çekişme hikâyesinin haberi? Hani, o hasımlar, duvarı aşarak mihraba ulaşmışlardı.
Ali Bulaç 22- Davud(un yanın)a girdiklerinde, onlardan ürkmüştü; dediler ki: ‘Korkma, iki davacıyız, birimiz diğerimize haksızlıkta bulundu. Şimdi sen aramızda hak ile hükmet, kararında haktan ayrılma ve bize tam doğruyu göster.’
Diyanet Vakfı 22.Davud’un yanına girmişlerdi de Dâvud onlardan korkmuştu. “Korkma! Biz birbirine hasım iki davacıyız, aramızda adaletle hükmet, haksızlık etme; bize doğru yolu göster” dediler.
Elmalılı Hamdi Yazır 22-O zaman Davud’un yanına giriverdiler de onlardan telaşa düştü. Ona ” Korkma!” dediler, biz iki davacıyız , birimiz diğerinin hakkına tecavüz etti. Şimdi sen aramıza doğrulukla hükmet ve aşırı gitme de bizi doğru yolun ortasına çıkar.
Süleyman Ateş 22. Davud’un yanına girmişlerdi de (Davud) onlardan korkmuştu: “Korkma, dediler, biz iki davacıyız. Birimiz, ötekinin hakkına saldırdı. Şimdi sen aramızda hak ile hükmet, (adaletten ayrılıp bize) zulmetme. Bizi yolun ortasına (adalete) götür.”
Yaşar Nuri Öztürk 22 Davûd’un yanına girmişledi de onlardan korkmuştu. “Korkma, dediler, biz iki davacıyız. Birimiz ötekinin hakkını çiğnedi. Şimdi sen, aramızda hak ile hükmet, adaletsizlik etme. Bizi yolun denge noktasına ilet.!
Ali Bulaç 23- ‘Bu benim kardeşimdir, doksan dokuz koyunu vardır, benimse bir tek koyunum var. Buna rağmen ‘Onu da benim payıma (koyunlarıma) kat’ dedi ve bana, konuşmada üstün geldi.’
Diyanet Vakfı 23. (Onlardan biri şöyle dedi:) Bu, kardeşimdir. Onun doksan dokuz koyunu var. Benimse bir tek koyunum var. Böyle iken “Onu da bana ver” dedi ve tartışmada beni yendi.
Elmalılı Hamdi Yazır 23-“Şu benim kardeşim, onun doksan dokuz kişi koyunu var, benim ise bir tek dişi koyunum var, böyle iken; “Onu da bana bırak” dedi. Ve beni söyleşmede (tartışmada) yendi.” diye anlattı.
Süleyman Ateş 23. Bu kardeşimin doksan dokuz koyunu var. Benimse bir tek koyunum var. Böyle iken Onu da bana ver” dedi ve konuşmada bana ağır bastı (onunla baş edemedim.)”
Yaşar Nuri Öztürk 23 “Şu benim kardeşimdir. Kendisinin doksan dokuz koyunu var. Benimse bir tek koyunum var. Buna rağmen, onu da bana ver dedi ve tartışmada bana galip geldi.”
Ali Bulaç 24- (Davud) Dedi ki: ‘Andolsun senin koyununu, kendi koyunlarına (katmak) istemekle sana zulmetmiştir. Doğrusu, (emek ve mali güçlerini) birleştirip katan (ortak)lardan çoğu, birbirlerine karşı tecavüz ederler; ancak iman edip salih amellerde bulunanlar başka. Onlar da ne kadar azdır.’ Davud, gerçekten bizim onu imtihan ettiğimizi sandı, böylece Rabbinden bağışlanma diledi ve rüku ederek yere kapandı ve (bize gönülden) yönelip-döndü.
Diyanet Vakfı 24. Davud: Andolsun ki, senin koyununu kendi koyunlarına katmak istemekle sana haksızlıkta bulunmuştur. Doğrusu ortakçıların çoğu, birbirlerinin haklarına tecâvüz ederler. Yalnız iman edip de iyi işler yapanlar müstesna. Bunlar da ne kadar az! dedi. Davud, kendisini denediğimizi sandı ve Rabbinden mağfiret dileyerek eğilip secdeye kapandı, tevbe edip Allah’a yöneldi.
Elmalılı Hamdi Yazır 24-(Davut) dedi ki: “Doğrusu senin bir koyununu kendi koyunlarına katmak istemesiyle sana zulmetmiştir. Gerçekten karışıkların (bir toplum içinde yaşayanların) çoğu biribirlerine haksızlık ediyorlar. Ancak iman edip de salih amel işleyenler başka. Ama onlar da pek az. Davut kendisini imtihan ettiğimizi sanmıştı. Hemen Rabbinden mağfiret diledi , rüku ederek yere kapandı , tevbe ederek (Allah’a) yöneldi.
Süleyman Ateş 24. (Davud) dedi ki: “And olsun (o) senin, koyununu kendi koyunlarına katmayı istemekle sana zulmetmiştir. Zaten (mallarını birbirine) karıştıran(ortak)ların çoğu birbirine zulmederler. Yalnız inanıp iyi işler yapanlar bunun dışındadır ki, onlar da ne kadar azdır!” Davud, (bu hükümle) kendisini denediğimizi (kendisine bir bela vereceğimizi) sandı da Rabbinden mağfiret diledi, eğilerek secdeye kapandı ve tevbe edip (bize) döndü.
Yaşar Nuri Öztürk 24 Davûd dedi ki: “Vallahi, senin bir tek koyununu kendi koyunlarına katmak istemekle sana zulmetmiş. Zaten ortaklardan birçoğu birbiri aleyhine haksızlık ve zulme sapar. İman edip hakka ve barışa yönelik işler yapanlar böyle değildir. Ama onlar da pek azdır.” Davûd, kendisini imtihan ettiğimizi düşündü; hemen Rabbinden af diledi; rükû ederek yerlere eğildi ve Allah’a yöneldi.
Ali Bulaç 25- Böylece onu bağışladık. Şüphesiz onun Bizim katımızda gerçekten bir yakınlığı ve varılacak güzel bir yeri vardır.
Diyanet Vakfı 25. Sonra bu tutumundan dolayı onu bağışladık. Kuşkusuz yanımızda onun yüksek bir makamı ve güzel bir geleceği vardır.
Elmalılı Hamdi Yazır 25-Biz de bu hatasını kendisine bağışladık. Gerçekten ona, yanımızda bir yakınlık ve akibet (dönüş) güzelliği vardır.
Süleyman Ateş 25. Biz de ondan bunu affettik. Yanımızda onun bir yakınlığı ve güzel bir geleceği vardır.
Yaşar Nuri Öztürk 25 Biz de ondan o günahı affettik. Katımızdan onun için bir yakınlık ve güzel bir gelecek var.
Ali Bulaç 26- ‘Ey Davud, gerçek şu ki, Biz seni yeryüzünde halife (yönetici) kıldık. Öyleyse insanlar arasında hak ile hükmet, istek ve tutkulara (hevaya) uyma; sonra seni Allah’ın yolundan saptırır. Şüphesiz Allah’ın yolundan sapanlara, hesap gününü unutmalarından dolayı şiddetli bir azab vardır.’
Diyanet Vakfı 26. Ey Davud! Biz seni yeryüzünde halife yaptık. O halde insanlar arasında adaletle hükmet. Hevâ ve hevese uyma, sonra bu seni Allah’ın yolundan saptırır. Doğrusu Allah’ın yolundan sapanlara, hesap gününü unutmalarına karşılık çetin bir azap vardır.
Elmalılı Hamdi Yazır 26-Ey Davut , gerçekten biz seni yeryüzünde bir halife yaptık. Artık insanlar arasında doğrulukla hükmet, keyf(in)e uyma ki, seni Allah yolundan sapıtmasın; çünkü Allah yolundan sapanlar hesap gününü unuttukları için kendilerine pek şiddetli bir azap vardır.
Süleyman Ateş 26. Ey Davud, biz seni yeryüzünde (senden öncekilerin yerine) hükümdar yaptık. İnsanlar arasında adaletle hükmet; keyf(in)e uyma, sonra seni Allah’ın yolundan saptırır. Allah’ın yolundan sapanlar ise, hesap gününü unuttuklarından dolayı, çetin azaba uğrayacaklardır. (And it was said unto him): O David! Lo! We have set thee as a viceroy in the earth; therefore judge aright between mankind, and follow not desire that it beguile thee from the way of Allah. Lo! those who wander from the way of Allah have an awful doom, forasmuch as they forgot the Day of Reckoning.
Yaşar Nuri Öztürk 26 Ey Davûd, seni yeryüzünde bir halife yaptık. Artık insanlar arasında hakla hükmet; geçici hevese uyma ki, seni Allah yolundan saptırmasın. Allah yolundan sapanlar için, hesap gününü unutmuş olmaları yüzünden şiddetli bir azap vardır.
Ali Bulaç 27- Biz gökyüzünü, yeryüzünü ve ikisi arasında bulunan şeyleri batıl olarak yaratmadık. Bu, inkâr edenlerin zannıdır. Ateşten (görecekleri azabtan) dolayı vay o inkârcılara.
Diyanet Vakfı 27. Göğü, yeri ve ikisi arasındakileri biz boş yere yaratmadık. Bu, inkâr edenlerin zannıdır. Vay o inkâr edenlerin ateşteki haline!
Elmalılı Hamdi Yazır 27-Hem o göğü, yeri ve aralarındakileri Biz boşuna yaratmadık. O, küfredenlerin zannı. Onun için küfredenlere ateşten bir veyl var.
Süleyman Ateş 27. Göğü, yeri ve ikisi arasındakileri boş yere yaratmadık (bunlar bir tesadüf eseri değildir) bu, inkar edenlerin zannıdır, (onlar kainatın boş bir tesadüf eseri olduğunu söylerler). Ateşten vay hallerine o nankörlerin!
Yaşar Nuri Öztürk 27 Biz şu göğü ve yeri ve ikisi arasındakileri boşuna yaratmadık. Böyle düşünmek, küfre sapanların sanısıdır. Vay hallerine o inkârcıların, ateş yüzünden!
Ali Bulaç 28- Yoksa Biz, iman edip salih amellerde bulunanları yeryüzünde bozgunculuk çıkaranlar gibi (bir) mi tutacağız? Ya da muttakileri facirler gibi (bir) mi tutacağız?
Diyanet Vakfı 28. Yoksa biz, iman edip de iyi işler yapanları, yeryüzünde bozgunculuk yapanlar gibi mi tutacağız? Veya (Allah’tan) korkanları yoldan çıkanlar gibi mi sayacağız?
Elmalılı Hamdi Yazır 28-Yoksa iman edip de salih amel işleyenleri Biz o yeryüzündeki bozguncular gibi yapar mıyız? Yoksa o takva sahiplerini, arsız çapkınlar gibi yapar mıyız?
Süleyman Ateş 28. Yoksa biz, inanıp iyi işler yapanları, yeryüzünde bozgunculuk yapanlar gibi mi tutacağız? Yoksa korunanları yoldan çıkanlar gibi mi tutacağız?
Yaşar Nuri Öztürk 28 Yoksa biz, iman edip hakka ve barışa yönelik işler yapanları, yeryüzünde fesat çıkaranlarla aynı mı tutacağız? Yoksa takva sahiplerini, arsız sapıklar gibi mi yapacağız?
Ali Bulaç 29- (Bu Kur’an,) Ayetlerini, iyiden iyiye düşünsünler ve temiz akıl sahipleri öğüt alsınlar diye sana indirdiğimiz mübarek bir kitaptır.
Diyanet Vakfı 29. (Resûlüm!) Sana bu mübarek Kitab’ı, âyetlerini düşünsünler ve aklı olanlar öğüt alsınlar diye indirdik.
Elmalılı Hamdi Yazır 29-Bu çok mübarek, kitabı, sana, özü temizler ayetlerini düşünsünler ve ibret alsınlar diye indirdik.
Süleyman Ateş 29. Sana (bu) mübarek Kitabı indirdik ki ayetlerini düşünsünler ve sağduyu sahipleri öğüt alsınlar.
Yaşar Nuri Öztürk 29 Kutsal/bereketli bir Kitap bu; sana indirdik ki onu, ayetlerini derin derin düşünsünler ve öğüt alabilsin temiz özlüler.
Ali Bulaç 30- Biz Davud’a Süleyman’ı armağan ettik. O, ne güzel kuldu. Çünkü o, (daima Allah’a) yönelip-dönen biriydi.
Diyanet Vakfı 30. Biz Davud’a Süleyman’ı verdik. Süleyman ne güzel bir kuldu! Doğrusu o, daima Allah’a yönelirdi.
Elmalılı Hamdi Yazır 30-Bir de Davud’a Süleyman’ı ihsan ettik; ne güzel kuldu. O tesbih edip Allah’a yönelirdi.
Süleyman Ateş 30. Biz Davud’a Süleyman’ı armağan ettik, (Süleyman) ne güzel kuldu! Hep Allah’a başvururdu.
Yaşar Nuri Öztürk 30 Davûd’a Süleyman’ı armağan ettik. Ne güzel kul! Hep Allah’a sığınır, yakarırdı.
Ali Bulaç 31- Hani ona akşama yakın, bir ayağını tırnağı üstüne diken, öbür üç ayağıyla toprağı kazıyan, yağız atlar sunulmuştu.
Diyanet Vakfı 31. Akşama doğru kendisine, üç ayağının üzerine durup bir ayağını tırnağının üzerine diken çalımlı ve safkan koşu atları sunulmuştu.
Elmalılı Hamdi Yazır 31-Kendisine akşam üstü üç ayağını basıp dördüncüsünü tırnağını dikerek duran safkan atlar gösterildiğinde:
Süleyman Ateş 31. Akşam üstü kendisine safin (görkemli) hızlı koşan (saf kan Arap) atları gösterilmişti.
Yaşar Nuri Öztürk 31 Akşam üstü kendisine, üç ayak üzerine basıp bir ayağını tırnak üstüne diken saf kan koşu atları sunulmuştu.
Ali Bulaç 32- O da demişti ki: ‘Gerçekten ben, mal (veya at) sevgisini Rabbimi zikretmekten dolayı tercih ettim.’ Sonunda bu atlar (koştular ve toz) perdesinin arkasına saklandılar.
Diyanet Vakfı 32. Süleyman: Gerçekten ben mal sevgisini, Rabbimi anmak için istedim, dedi. Nihayet güneş battı. (O zaman:) Onları (atları) tekrar bana getirin, dedi. Bacaklarını ve boyunlarını sıvazlamaya başladı.
Elmalılı Hamdi Yazır 32-“Ben, at sevgisine, Rabbimi anmaktan ötürü tutuldum.” Nihayet (atlar) hicaba gizlendi (ahırlara çekildi veya koşuda gözden kayboldular.).
Süleyman Ateş 32. Ben, dedi, mal sevgisini, Rabbimi anmaktan (ötürü) tercih ettim. Nihayet bu atlar perde ile gizlendi (koşup dağın arkasına düşmekle gözden kayboldu).
Yaşar Nuri Öztürk 32 Dedi: “Servet sevgisini, Rabbimi anmak için benimsedim.” Nihayet Güneş perde ardına çekildi.
Ali Bulaç 33- ‘Onları bana geri getirin’ (dedi). Sonra bacaklarını ve boyunlarını okşamaya başladı.
Diyanet Vakfı 33. Süleyman: Gerçekten ben mal sevgisini, Rabbimi anmak için istedim, dedi. Nihayet güneş battı. (O zaman:) Onları (atları) tekrar bana getirin, dedi. Bacaklarını ve boyunlarını sıvazlamaya başladı.
Elmalılı Hamdi Yazır 33-“Geri getirin onları bana” dedi ve tuttu bacaklarını, boyunlarını silmeye başladı.
Süleyman Ateş 33. Onları bana getirin (dedi), bacaklarını ve boyunlarını okşamağa başladı.
Yaşar Nuri Öztürk 33 “Geri getirin bana onları!” dedi. Bacaklarını, boyunlarını sıvazlamaya başladı.
Ali Bulaç 34- Andolsun, biz Süleyman’ı imtihan ettik, tahtının üstünde bir ceset bıraktık. Sonra (eski durumuna) döndü.
Diyanet Vakfı 34. Andolsun biz Süleyman’ı imtihan ettik. Tahtının üstüne bir ceset bırakıverdik, sonra o, yine eski haline döndü.
Elmalılı Hamdi Yazır 34-Andolsun ki Süleyman’ı fitneye düşürdük ve tahtının üzerine bir ceset bıraktık. Sonra tevbe ile önceki haline döndü
Süleyman Ateş 34. Andolsun Süleyman’ı denedik: Tahtının üstüne bir ceset bıraktık, sonra (bize) yöneldi.
Yaşar Nuri Öztürk 34 Yemin olsun ki biz, Süleyman’ı imtihan ettik, tahtının üstüne bir ceste bıraktık da o, tövbe ile Allah’a yöneldi.
Ali Bulaç 35- ‘Rabbim, beni bağışla ve benden sonra hiç kimseye nasib olmayan bir mülkü bana armağan et. Şüphesiz sen, karşılıksız armağan edensin.’
Diyanet Vakfı 35. Süleyman: Rabbim! Beni bağışla; bana, benden sonra kimsenin ulaşamayacağı bir hükümranlık ver. Şüphesiz sen, daima bağışta bulunansın, dedi.
Elmalılı Hamdi Yazır 35-“Ya Rab, beni bağışla ve bana öyle bir mülk ihsan et ki ardımdan hiç kimseye yaraşmasın. Şüphesiz bütün dilekleri veren Sensin, Sen.”dedi.
Süleyman Ateş 35. Rabbim, dedi, beni affet, bana, benden sonra hiç kimseye nasib olmayan bir mülk (hükümdarlık) ver. Çünkü Sensin o çok lutfeden, Sen!”
Yaşar Nuri Öztürk 35 Şöyle yakardı: “Rabbim, affet beni! Benden sonra kimseye yaraşmayacak bir mülk/saltanat ver bana! Kuşkusuz sensin, evet sensin Vahhâb!
Ali Bulaç 36- Böylece rüzgarı emrine verdik. Onun emriyle dilediği yöne yumuşakça eserdi.
Diyanet Vakfı 36. Bunun üzerine biz rüzgarı onun emrine verdik.Onun emriyle istediği yere yumuşacık akardı.
Elmalılı Hamdi Yazır 36-Bunun üzerine Biz rüzgarı onun emrine verdik. Emriyle istediği yere yumuşacık akardı.
Süleyman Ateş 36. Biz, rüzgarı ona boyun eğdirdik. Onun buyruğuyla, onun istediği yere tatlı tatlı eserdi.
Yaşar Nuri Öztürk 36 Bunun üzerine, rüzgârı onun emrine verdik; onun emriyle onun istediği yere uysal uysal/tatlı tatlı akıp giderdi.
Ali Bulaç 37- Şeytanları da; her bina ustasını ve dalgıçı.
Diyanet Vakfı 37.Dalgıç ve yapı ustası şeytanları da.
Elmalılı Hamdi Yazır 37-Bütün bina yapan, dalgıçlık yapan şeytanları da.
Süleyman Ateş 37. Ve şeytanları; her bina ustasını ve dalgıcı,
Yaşar Nuri Öztürk 37 Şeytanları da onun emrine verdik. Hepsi bina ustası ve dalgıçtı.
Ali Bulaç 38- Ve (kötülük yapmamaları için) sağlam kementlerle birbirine bağlanmış diğerlerini.
Diyanet Vakfı 38.Ve daha diğerlerini de zincirlerde bağlı olarak (Onun emrine verdik.)
Elmalılı Hamdi Yazır 38-Ve zincirlere çatılmış (vurulmuş) diğerlerini de.
Süleyman Ateş 38. Ve zincirlerle birbirine bağlanmış başka (şeytan)ları.
Yaşar Nuri Öztürk 38 Ve demirlerle birbirine bağlı diğerlerini…
Ali Bulaç 39- ‘İşte bu, bizim vergimizdir. (Ey Süleyman) Artık sen de hesaba vurmaksızın, ver ya da tut.’
Diyanet Vakfı 39. “İşte bu bizim bağışımızdır. İster ver, ister (elinde) tut; hesapsızdır” dedik.
Elmalılı Hamdi Yazır 39-“İşte bu bizim ihsanımızdır. Artık dilersen başkasına ver, dilersen verme. Hesabı yok.” dedik.
Süleyman Ateş 39. Bu bizim ihsanımızdır. Artık dilediğine ver veya verme, hesapsızdır. (dedik).
Yaşar Nuri Öztürk 39 Bu, bizim lütfumuzdur; ister ver, ister elinde tut. Hesap yok…
Ali Bulaç 40- Şüphesiz, onun Bizim katımızda gerçekten bir yakınlığı ve varılacak güzel bir yeri vardır.
Diyanet Vakfı 40. Doğrusu onun, bizim katımızda büyük bir değeri ve güzel bir yeri vardır.
Elmalılı Hamdi Yazır 40-Şüphesiz ki ona huzurumuzda bir yakınlık ve bir akibet güzelliği vardır.
Süleyman Ateş 40. Onun için, bizim yanımızda bir yakınlık ve güzel bir gelecek de vardır.
Yaşar Nuri Öztürk 40 Ve gerçeken, katımızda onun bir yakınlığı ve güzel bir geleceği vardı.
Ali Bulaç 41- Kulumuz Eyyub’u da hatırla. Hani o: ‘Herhalde şeytan, bana kahredici bir acı ve azab dokundurdu’ diye Rabbine seslenmişti.
Diyanet Vakfı 41. (Resûlüm!) Kulumuz Eyyub’u da an. O, Rabbine: Doğrusu şeytan bana bir yorgunluk ve eziyet verdi, diye seslenmişti.
Elmalılı Hamdi Yazır 41-Kulumuz Eyyub’u da an o zaman Rabbine şöyle nida etmişti: “Bak bana, Meşekkat ve acı ile şeytan dokundu!”
Süleyman Ateş 41. Kulumuz Eyyub’u da an: (O) Rabbine “Şeytan, bana bir yorgunluk ve azab dokundurdu” diye seslenmişti.
Yaşar Nuri Öztürk 41 Kulumuz Eyyûb’u da an! Hani, Rabbine şöyle seslenmişti: “Şeytan bana bir yorgunluk ve azap dokundurdu.”
Ali Bulaç 42- ‘Ayağını depret. İşte yıkanacak ve içecek soğuk (su, diye vahyettik.).
Diyanet Vakfı 42. Ayağını yere vur! İşte yıkanacak ve içilecek soğuk bir su (dedik).
Elmalılı Hamdi Yazır 42-“Ayağınla depren! işte sana yıkanılacak ve içilecek soğuk bir su.” dedik.
Süleyman Ateş 42. Ayağını (yere) vur, işte yıkanacak ve içilecek serin (bir su), (dedik). (And it was said unto him): Strike the ground with thy foot. This (spring) is a cool bath and a refreshing drink.
Yaşar Nuri Öztürk 42 “Ayağını yere vur! İşte yıkanacak bir yer, işte içilecek soğuk bir su!…” dedik.
Ali Bulaç 43- Katımızdan ona bir rahmet ve temiz akıl sahiplerine bir öğüt olmak üzere ailesini ve onlarla birlikte bir benzerini de bağışladık.
Diyanet Vakfı 43. Bizden bir rahmet ve olgun akıl sahipleri için de bir ibret olmak üzere ona hem ailesini hem de onlarla beraber bir mislini bağışladık.
Elmalılı Hamdi Yazır 43-Ve ona, bütün ailesini ve beraberlerinde bir misli daha tarafımızdan bir rahmet olarak bahşettik ki, temiz akıllılar için bir ibret olsun.
Süleyman Ateş 43. Ona bizden bir rahmet ve sağduyu sahiplerine bir ibret olarak ailesini ve onlarla beraber bir eşini daha armağan ettik.
Yaşar Nuri Öztürk 43 Ona bizden bir rahmet ve özü temizlere bir hatırlatma olarak, ailesini ve beraberlerinde, benzerlerini bağışladık.
Ali Bulaç 44- ‘Ve eline bir deste (sap) al, böylece onunla vur ve andını bozma.’ Gerçekten, Biz onu sabredici bulduk. O, ne güzel kuldu. Çünkü o, (daima Allah’a) yönelip-dönen biriydi.
Diyanet Vakfı 44. Eline bir demet sap al da onunla vur, yeminini böyle yerine getir. Gerçekten biz Eyyub’u sabırlı (bir kul) bulmuştuk. O, ne iyi kuldu! Daima Allah’a yönelirdi.
Elmalılı Hamdi Yazır 44-Bir de: “Elinle bir demet al da onunla(Eşine) vur; yemininde durmamazlık etme.” dedik. Gerçekten Biz onu sabırlı bulduk; ne güzel kul! Hakikaten o bir evvabtır (daima Allah’a yönelmektedir).
Süleyman Ateş 44. (Dedik ki): “Eline bir demet sap al, onunla vur da yeminini bozma.” Gerçekten biz onu sabreden (bir kul) bulmuştuk. Ne güzel kuldu, o daima (bize) başvururdu.
Yaşar Nuri Öztürk 44 “Eline bir demet sap al da onunla vur ve yeminine ters düşmüş olma!” dedik. Biz onu sabırlı bulduk. Ne güzel kuldu o! Bize yönelen, yakaran biriydi o.
Ali Bulaç 45- Güç ve basiret sahibi olan kullarımız İbrahim’i, İshak’ı ve Yakub’u da hatırla.
Diyanet Vakfı 45. (Ey Muhammed!), Kuvvetli ve basiretli kullarımız İbrahim, İshak ve Ya’kub’u da an.
Elmalılı Hamdi Yazır 45-Eller ve gözler sahipleri (güçlü ve basiretli) kullarımız İbrahim’i, İshak’ı ve Yakub’u da an.
Süleyman Ateş 45. Kuvvetli ve basiretli kullarımız İbrahim’i, İshak’ı ve Ya’kub’u da an.
Yaşar Nuri Öztürk 45 Güçlü-kuvvetli, bakış ve görüş sahibi kullarımız İbrahim, İshak ve Yakub’u da an!
Ali Bulaç 46- Gerçekten biz onları, katıksızca (ahiretteki asıl) yurdu düşünüp-anan ihlas sahipleri kıldık.
Diyanet Vakfı 46. Biz onları özellikle ahiret yurdunu düşünen ihlâslı kimseler kıldık.
Elmalılı Hamdi Yazır 46-Çünkü Biz onları temiz bir hasletle, halis ahiret yurdu düşüncesine ermiş has kullarımızdan kılmışızdır.
Süleyman Ateş 46. Biz onları ahiret yurdunu düşünme özelliğiyle temizleyip, kendimize halis (kul) yaptık.
Yaşar Nuri Öztürk 46 Biz onları, yurdu düşünme özellikleriyle yücelen tertemiz kullar yaptık.
Ali Bulaç 47- Ve gerçekten onlar, Bizim katımızda seçkinlerden ve hayırlı olanlardandır.
Diyanet Vakfı 47. Doğrusu onlar bizim katımızda seçkin iyi kimselerdendir.
Elmalılı Hamdi Yazır 47-Çünkü onlar, gerecekten nezdimizde süzülüp seçilmiş en hayırlı kimselerdendir.
Süleyman Ateş 47. Onlar bizim yanımızda seçkinlerden, hayırlılardandır.
Yaşar Nuri Öztürk 47 Ve bizim katımızda onlar seçkin, hayırlı kimselerdendi.
Ali Bulaç 48- İsmail’i, Elyesa’ı ve Zülkifl’i de hatırla. Hepsi de hayırlı olanlardandır.
Diyanet Vakfı 48. İsmail’i, Elyesa’yı, Zülkifl’i de an. Hepsi de iyilerdendir.
Elmalılı Hamdi Yazır 48-İsmail’i, Elyesa’ı ve Zülkifl’i de an! Hepsi de en hayırlı kimselerdendir.
Süleyman Ateş 48. İsma’il’i, Elyesa’ı, Zülkifil’i de an. Hepsi de iyilerdendir.
Yaşar Nuri Öztürk 48 İsmail’i, Elyese’i, Zülkifll’i de an! Hepsi seçkinlerdendi.
Ali Bulaç 49- Bu, bir zikr’dir. Şüphesiz muttakiler için, elbette varılacak güzel bir yer vardır.
Diyanet Vakfı 49. İşte bu, bir hatırlatmadır. Doğrusu Allah’a karşı gelmekten sakınanlara güzel bir gelecek vardır.
Elmalılı Hamdi Yazır 49-İşte bu bir öğüttür. Şüphesiz korunan müttakiler için herhalde güzel bir istikbal (varış yeri) vardır.
Süleyman Ateş 49. Bu, bir hatırlamadır. Korunanlar için güzel bir gelecek vardır:
Yaşar Nuri Öztürk 49 Bir hatırlatmadır bu! Korunup sakınanlar için elbette güzel bir gelecek vardır.
Ali Bulaç 50- Adn cennetleri; kapılar onlara açılmıştır.
Diyanet Vakfı 50. Kapıları yalnızca kendilerine açılmış Adn cennetleri vardır.
Elmalılı Hamdi Yazır 50-Bütün kapıları kendilerine açılmış olan Adn cennetleri vardır.
Süleyman Ateş 50. Kapıları kendilerine açılmış Adn cennetleri.
Yaşar Nuri Öztürk 50 Kapıları kendilerine açılmış Adn cennetleri.
Ali Bulaç 51- İçinde yaslanıp-dayanmışlardır; orada birçok meyve ve şarap istemektedirler.
Diyanet Vakfı 51. Onlar koltuklara yaslanıp kurularak orada bir çok meyveler ve içecekler isterler.
Elmalılı Hamdi Yazır 51-İçlerine kurularak orada bir çok yemişle bambaşka bir içki isteyeceklerdir.
Süleyman Ateş 51. Orada (koltuklara) yaslanarak bir çok meyva ve içki isterler.
Yaşar Nuri Öztürk 51 Orada, yaslanmış olarak birçok meyve ve içecek isterler.
Ali Bulaç 52- Ve yanlarında bakışlarını yalnızca eşlerine çevirmiş yaşıt kadınlar vardır.
Diyanet Vakfı 52. Yanlarında, eşlerinden başkasına bakmayan, kendilerine yaşıt güzeller vardır.
Elmalılı Hamdi Yazır 52-Yanlarında da gamzeleri kasan (bakışları yalnız kocalarına dönük) aynı yaşta dilberler vardır.
Süleyman Ateş 52. Yanlarında da bakışlarını yalnız (kocalarına) diken (kendileriyle) yaşıt dilberler vardır.
Yaşar Nuri Öztürk 52 Yanlarında, bakışlarını eşlerine yöneltmiş yaşıt dilberler vardır.
Ali Bulaç 53- İşte hesap günü size va’dedilen budur.
Diyanet Vakfı 53. İşte, hesap günü için size vâdolunan şeyler bunlardır.
Elmalılı Hamdi Yazır 53-İşte bu, o hesap günü için size va’dedilenlerdir.
Süleyman Ateş 53. İşte, hesap günü için size söz verilen budur!
Yaşar Nuri Öztürk 53 Hesap günü için size vaat edilen işte budur.
Ali Bulaç 54- Şüphesiz bu, Bizim (ihsan ettiğimiz) rızkımızdır, bitip tükenmesi de yok.
Diyanet Vakfı 54. Şüphesiz bu, bizim verdiğimiz rızıktır. Ona bitmek ve tükenmek yoktur.
Elmalılı Hamdi Yazır 54-İşte bu bizim hiç tükenmeyecek rızkımızdır.
Süleyman Ateş 54. Doğrusu bizim bu rızkımızın bitip tükenmesi yoktur!
Yaşar Nuri Öztürk 54 İşte bu, bizim verdiğimiz rızıktır elbette. Bitip tükenmesi yoktur onun.
Ali Bulaç 55- Bu (böyle işte); gerçekten azgınlar için de muhakkak varılacak kötü bir yer vardır.
Diyanet Vakfı 55. Bu böyle; ama azgınlara kötü bir gelecek vardır.
Elmalılı Hamdi Yazır 55-Bu böyledir. Şüphesiz azgınlar için de kötü bir gelecek vardır.
Süleyman Ateş 55. Bu böyledir; fakat azgınlara da en kötü bir gelecek vardır:
Yaşar Nuri Öztürk 55 Bu, budur! Azgınlara da kötü bir gelecek vardır elbette!
Ali Bulaç 56- Cehennem; onlar oraya girerler; ne kötü yataktır o.
Diyanet Vakfı 56. Onlar cehenneme girecekler. Orası ne kötü bir kalma yeridir.
Elmalılı Hamdi Yazır 56-Cehennem! Ona yaşlanacaklar, fakat o ne çirkin döşektir!
Süleyman Ateş 56. Cehennem! Oraya girerler. Ne kötü bir döşektir o!
Yaşar Nuri Öztürk 56 İçine dalacakları cehennem! Ne kötü döşektir o!
Ali Bulaç 57- İşte bu; tatsınlar onu: Kaynar su ve irin.
Diyanet Vakfı 57.İşte bu; kaynar su ve irindir. Onu tatsınlar
Elmalılı Hamdi Yazır 57-İşte kaynar su ve irin; tatsınlar onu.
Süleyman Ateş 57. İşte onu tadsınlar: Kaynar ve kokuşmuş sudur!
Yaşar Nuri Öztürk 57 İşte burada! Hadi, tatsınlar onu: Kaynar su, kokuşmuş irin.
Ali Bulaç 58- Ve onun şeklinden başka, çift çift (olan daha beter azablar) vardır.
Diyanet Vakfı 58. Buna benzer daha türlü türlü başkaları da vardır.
Elmalılı Hamdi Yazır 58-Ve o şekilden çifter çifter diğer azaplar.
Süleyman Ateş 58. Ve daha başka çeşit çeşit (azab) vardır.
Yaşar Nuri Öztürk 58 Ve o türden bir başkası daha: Çifter çifter.
Ali Bulaç 59- (Müşrik olan hakim güçlere:) ‘İşte bu(nlar) da sizinle birlikte (küfür ve zulümde) göğüs gerenlerdir. Onlara bir merhaba (bile) yok. Çünkü onlar ateşe gireceklerdir.’ (denilir).
Diyanet Vakfı 59. (İnkârcıların liderlerine:) İşte bu sizinle beraber cehenneme girecek topluluktur (denildiğin de, liderler:) Onlar rahat yüzü görmesin (derler) Onlar mutlaka ateşe gireceklerdir.
Elmalılı Hamdi Yazır 59-Şu maiyyetiniz, göğüs germiş bir alay! Onlara merhaba (rahatlık) yok; çünkü onlar cehenneme salınıyorlar.
Süleyman Ateş 59. İşte şunlar da sizinle beraber (cehenneme) girecek olanlardır: “Onlara merhaba yok, (yerleri geniş olmasın, rahat yüzü görmesinler)! Onlar ateşe gireceklerdir.”
Yaşar Nuri Öztürk 59 Şöyle denilir: “İşte sizinle birlikte direnişe geçen bir grup. ‘Merhaba’ yok onlara! Onlar ateşe salınıyorlar.”
Ali Bulaç 60- (Onlara uyanlar) Derler ki: ‘Hayır, sizler; asıl size bir merhaba yok. Bunu (azabı) bizim önümüze siz sürdünüz. Ne kötü bir durak.’
Diyanet Vakfı 60 . (Liderlere uyanlar ise:) Hayır, asıl siz rahat yüzü görmeyin! Onu bize siz sundunuz! Ne kötü bir yerdir! derler.
Elmalılı Hamdi Yazır 60-(Bu topluluk) : “Hayır, asıl size rahatlık yok, bunu bize siz hazırladınız; bakın ne kötü yatak!” derler.
Süleyman Ateş 60. (Uyanlar, uyulanlara) Dediler ki: “Hayır, asıl size merhaba yok, (asıl siz rahat yüzü görmeyin), siz bunu bizim önümüze getirdiniz. Ne kötü durak (bu)!”
Yaşar Nuri Öztürk 60 Dediler: “Hayır, size merhaba yok. Onu siz önümüze çıkardınız. Ne kötü durak yeridir o!”
Ali Bulaç 61- Derler ki: ‘Rabbimiz, kim bunu bizim önümüze sürdüyse, ateşteki azabını kat kat arttır.’
Diyanet Vakfı 61. Yine onlar: Rabbimiz! Bunu bizim önümüze kim getirdiyse onun ateşteki azabını iki kat artır! derler.
Elmalılı Hamdi Yazır 61-“Ey Rabbimiz, bize bunu hazırlayanın ateşteki azabım kat kat artır.” derler.
Süleyman Ateş 61. (Ve hepsi birbiri aleyhine du’a ederek): “Rabbimiz, bunu bizim önümüze kim getirdiyse onun ateşteki azabını bir kat daha artır!” dediler.
Yaşar Nuri Öztürk 61 Şöyle yakardılar: “Rabbimiz, bunu bizim önümüze çıkaranın ateşteki azabını bir kat daha artır.”
Ali Bulaç 62- Ve derler ki: ‘Bize ne oluyor ki, kendilerini şerir (kötü)lerden saydığımız adamları göremiyoruz.’
Diyanet Vakfı 62. (İnkârcılar) derler ki: Kendilerini dünyada iken kötülerden saydığımız kimseleri burada niçin görmüyoruz?
Elmalılı Hamdi Yazır 62-Bir de derler ki: “Biz bayağılardan saydığımız o adamları ne diye görmüyoruz ?
Süleyman Ateş 62. Bize ne oldu ki, (dünyada) kötülerden saydığımız adamları (burada) görmüyoruz? dediler.
Yaşar Nuri Öztürk 62 Şöyle dediler: “Şer temsilcilerinden saydığımız adamları, acaba neden görmüyoruz?”
Ali Bulaç 63- Biz onları bir alay konusu edinmiştik; yoksa gözler mi onlardan kaydı?’
Diyanet Vakfı 63. Alaya aldığımız onlar değil miydi? Yoksa (buradalar da) onları gözden mi kaçırdık?
Elmalılı Hamdi Yazır 63-Onları alaya aldıydık yal Yoksa gözler kendilerinden kaydı mı?”
Süleyman Ateş 63. Hani onlarla alay ederdik. Yoksa gözler(imiz) mi onlardan kaydı, (onları gözden mi kaçırdık)?
Yaşar Nuri Öztürk 63 “Onları alaya alırdık; yoksa gözler onlardan kaydı mı?”
Ali Bulaç 64- Bu, cehennem halkının birbiriyle çekişmesi kesin bir gerçektir.
Diyanet Vakfı 64. İşte bu, cehennem ehlinin tartışması, şüphesiz bir gerçektir.
Elmalılı Hamdi Yazır 64-Şüphesiz şu bir gerçektir ki, ateş ehlinin birbiriyle tartışması muhakkak olacaktır.
Süleyman Ateş 64. Bu, mutlaka gerçektir, ateş halkının tartışmasıdır (bunun olacağından asla şüphe yoktur).
Yaşar Nuri Öztürk 64 İşte bu, kesin gerçektir. Ateş halkının çekişmesi gerçekleşecektir.
Ali Bulaç 65- De ki: ‘Ben, yalnızca bir uyarıcıyım. Bir olan, kahreden Allah’tan başka bir ilah yoktur.’
Diyanet Vakfı 65. (Resûlüm!) De ki: Ben sadece bir uyarıcıyım. Tek ve kahhâr olan Allah’tan başka bir tanrı yoktur.
Elmalılı Hamdi Yazır 65-De ki: “Ben ancak korkuyu haber veren bir peygamberim. O tek ve kahredici Allah’tan başka hiçbir tanrı yoktur.”
Süleyman Ateş 65. De ki: “Ben ancak bir uyarıcıyım. Tek ve (her şeyi) kahreden Allah’tan başka tanrı yoktur.”
Yaşar Nuri Öztürk 65 De ki: “Ben, sadece bir uyarıcıyım. O Vâhid ve Kahhâr Allah’tan başka hiçbir ilah yoktur.”
Ali Bulaç 66- ‘Göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbidir, üstün ve güçlü olan, bağışlayandır.’
Diyanet Vakfı 66. Göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbi (olan Allah) üstündür, çok bağışlayıcıdır.
Elmalılı Hamdi Yazır 66-O göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin çok güçlü, çok bağışlayan Rabbi.
Süleyman Ateş 66. O, göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbidir, daima üstündür, çok bağışlayandır.
Yaşar Nuri Öztürk 66 “Göklerin, yerin ve bunlar arasındakilerin Rabbi’dir O. Azîz ve Gaffâr…”
Ali Bulaç 67- De ki: ‘Bu (Kur’an), büyük bir haberdir.’
Diyanet Vakfı 67. De ki: “Bu büyük bir haberdir.”
Elmalılı Hamdi Yazır 67-De ki: “Bu (Kur’an) bir büyük haberdir;
Süleyman Ateş 67. De ki: “O, büyük bir haberdir.”
Yaşar Nuri Öztürk 67 De ki: “Büyük bir haberdir o.”
Ali Bulaç 68- Sizler ise, ondan yüz çeviriyorsunuz.
Diyanet Vakfı 68. “Ama siz ondan yüz çeviriyorsunuz.”
Elmalılı Hamdi Yazır 68-Siz ondan yüz çeviriyorsunuz.
Süleyman Ateş 68. (Ama gafletinizden dolayı) Siz ondan yüz çeviriyorsunuz.
Yaşar Nuri Öztürk 68 “Yüz çevirip duruyorsunuz ondan.”
Ali Bulaç 69- ‘Mele-i Ala (yüce topluluk) tartışıp dururken, benim hiç bir bilgim yoktur.’
Diyanet Vakfı 69. Onlar orada tartışırken benim mele-i a’lâ hakkında hiçbir bilgim yoktu.
Elmalılı Hamdi Yazır 69-Benim bir bilgim olmazdı, (insanın yaratılışı hakkında) melekler yüce mecliste tartışırlarken.
Süleyman Ateş 69. Yüce topluluk tartışırlarken (aralarında) neler geçtiği hakkında bir bilgim yoktu.
Yaşar Nuri Öztürk 69 “Onlar tartışırlarken, o yüce konsey hakkında benim hiçbir bilgim yoktu.”
Ali Bulaç 70- ‘Bana ancak, yalnızca apaçık bir uyarıcı olduğum vahyolunmaktadır.’
Diyanet Vakfı 70. Ben ancak apaçık bir uyarıcı olduğum için bana vahyolunuyor.
Elmalılı Hamdi Yazır 70-Fakat ben açık bir uyarıcı olduğum için o bilgi bana vahyolunuyor.”
Süleyman Ateş 70. Ben ancak apaçık bir uyarıcı olduğum için (bu bilgi) bana vahyediliyor.
Yaşar Nuri Öztürk 70 “Bana, sadece açık bir uyarıcı olduğum vahyediliyor.”
Ali Bulaç 71- Hani Rabbin meleklere: ‘Gerçekten ben, çamurdan bir beşer yaratacağım’ demişti.
Diyanet Vakfı 71. Rabbin meleklere demişti ki: Ben muhakkak çamurdan bir insan yaratacağım.
Elmalılı Hamdi Yazır 71-Bir vakit Rabbin meleklere demişti ki: “Haberiniz olsun, Ben bir çamurdan bir insan yaratmaktayım.
Süleyman Ateş 71. Rabbin meleklere demişti ki: “Ben çamurdan bir insan yaratacağım.”
Yaşar Nuri Öztürk 71 Hani, Rabbin meleklere şöyle demişti: “Ben çamurdan bir insan yaratacağım.”
Ali Bulaç 72- ‘Onu bir biçime sokup, ona ruhumdan üflediğim zaman siz onun için hemen secdeye kapanın.’
Diyanet Vakfı 72. Onu tamamlayıp, içine de ruhumdan üfürdüğüm zaman, derhal ona secdeye kapanın!
Elmalılı Hamdi Yazır 72-Onu şekillendin? ruhumdan ona lifledim mi, derhal ona secdeye kapanın!”
Süleyman Ateş 72. Onu biçimlendirip ona ruhumdan üflediğim zaman derhal ona secdeye kapanın!
Yaşar Nuri Öztürk 72 “Onu kıvama erdirip içine ruhumdan üflediğimde, önünde secde ederek eğilin!”
Ali Bulaç 73- Meleklerin hepsi topluca secde etti;
Diyanet Vakfı 73. Bütün melekler toptan secde ettiler.
Elmalılı Hamdi Yazır 73-Bunun üzerine meleklerin hepsi toptan secde ettiler.
Süleyman Ateş 73. Meleklerin hepsi tüm olarak secde ettiler.
Yaşar Nuri Öztürk 73 Bunun üzerine meleklerin hepsi toptan secde etmişlerdi.
Ali Bulaç 74- Yalnız İblis hariç. O büyüklendi ve kafirlerden oldu.
Diyanet Vakfı 74. Yalnız İblis secde etmedi. O büyüklük tasladı ve kâfirlerden oldu.
Elmalılı Hamdi Yazır 74-Yalnız iblis kibirlenmek istedi ve kafirlerden oldu.
Süleyman Ateş 74. Yalnız İblis etmedi, büyüklük tasladı ve kafirlerden oldu.
Yaşar Nuri Öztürk 74 İblis etmemişti. O, kibre sapmış ve inkârcılardan olmuştu.
Ali Bulaç 75- (Allah) Dedi ki: ‘Ey İblis, ellerimle yarattığıma seni secde etmekten alıkoyan neydi? Büyüklendin mi, yoksa yüksekte olanlardan mı oldun?’
Diyanet Vakfı 75. Allah! Ey İblis! İki elimle yarattığıma secde etmekten seni meneden nedir? Böbürlendin mi, yoksa yücelerden misin? dedi.
Elmalılı Hamdi Yazır 75-Allah : “Ey iblis, o Benim iki elimle (kudretimle) yarattığıma secde etmene sana ne engel oldu? Kibirlenmek mi istedin? Yoksa yücelerden mi bulunuyorsun?” dedi.
Süleyman Ateş 75. (Rabbin ona) Dedi ki: “Ey İblis, iki elimle yarattığıma secde etmekten seni alıkoyan nedir? Büyüklük mü tasladın, yoksa yücelerden mi oldun?”
Yaşar Nuri Öztürk 75 Allah dedi: “Ey İblis, iki elimle yarattığıma secde etmekten seni alıkoyan neydi? Burnu büyüklük mü ettin, yoksa yücelenlerden mi oldun?”
Ali Bulaç 76- Dedi ki: ‘Ben ondan daha hayırlıyım; sen beni ateşten yarattın, onu ise çamurdan yarattın.’
Diyanet Vakfı 76. İblis: Ben ondan hayırlıyım! Beni ateşten yarattın, onu çamurdan yarattın, dedi.
Elmalılı Hamdi Yazır 76-(İblis) dedi ki: “Ben ondan hayırlıyım; beni bir ateşten yarattın, onu ise bir çamurdan yarattın.”
Süleyman Ateş 76. Dedi: “Ben ondan iyiyim. Beni ateşten, onu çamurdan yarattın.”
Yaşar Nuri Öztürk 76 İblis dedi: “Ben ondan hayırlıyım! Beni ateşten yarattın, onu çamurdan yarattın.”
Ali Bulaç 77- (Allah) Dedi ki: ‘Öyleyse oradan (cennetten) çık, artık sen kovulmuş bulunuyorsun.’
Diyanet Vakfı 77. Allah: Çık oradan (cennetten)! Sen artık kovulmuş birisin.
Elmalılı Hamdi Yazır 77-(Allah): “Hemen çık oradan, çünkü artık sen kovuldun.
Süleyman Ateş 77. Buyurdu ki: “Haydi çık oradan, sen kovuldun!”
Yaşar Nuri Öztürk 77 Buyurdu: “Hadi, çık oradan! Sen kovulmuş birisin.”
Ali Bulaç 78- ‘Ve şüphesiz, din (kıyametteki hesap) gününe kadar benim lanetim senin üzerinedir.’
Diyanet Vakfı 78. VE ceza gününe kadar lânetim senin üzerindedir! buyurdu.
Elmalılı Hamdi Yazır 78-Ve elbette lanetim ceza gününe kadar senin üzerindedir.” buyurdu.
Süleyman Ateş 78. Ta ceza gününe kadar lanetim üzerinedir!
Yaşar Nuri Öztürk 78 “Din gününe kadar lanetim üzerinedir.”
Ali Bulaç 79- Dedi ki: ‘Rabbim, öyleyse onların dirilecekleri güne kadar bana süre tanı.’
Diyanet Vakfı 79. İblis: Ey Rabbim! O halde tekrar diriltilecekleri güne kadar bana mühlet ver, dedi.
Elmalılı Hamdi Yazır 79-(İblis de): “Yarab, o halde insanların diriltilecekleri güne kadar beni geri bırak.” dedi.
Süleyman Ateş 79. Rabbim, dedi, öyleyse yeniden dirilecekleri güne kadar bana süre ver.
Yaşar Nuri Öztürk 79 Dedi: “Rabbim, o halde insanların diriltileceği güne kadar bana süre ver.”
Ali Bulaç 80- Dedi ki: ‘O halde, süre tanınanlardansın.’
Diyanet Vakfı 80. Allah: “Haydi, sen mühlet verilenlerdensin.”
Elmalılı Hamdi Yazır 80-81-(Allah): “Haydi belirli bir vakte kadar geri bırakılanlardansın.” buyurdu.
Süleyman Ateş 80. Buyurdu: “Haydi sen süre verilenlerdensin.”
Yaşar Nuri Öztürk 80 Buyurdu: “Peki, süre verilenlerdensin.”
Ali Bulaç 81- ‘Bilinen vaktin gününe kadar.’
Diyanet Vakfı 81. “O bilinen güne kadar” buyurdu.
Elmalılı Hamdi Yazır 80-81-(Allah): “Haydi belirli bir vakte kadar geri bırakılanlardansın.” buyurdu.
Süleyman Ateş 81. O belli vaktin gününe kadar. Until the day of the time appointed.
Yaşar Nuri Öztürk 81 “O bilinen güne kadar.”
Ali Bulaç 82- Dedi ki: ‘Senin izzetin adına andolsun, ben, onların tümünü mutlaka kışkırtıp azdıracağım.’
Diyanet Vakfı 82. İblis: Senin mutlak kudretine andolsun ki, onların hepsini mutlaka azdıracağım.”
Elmalılı Hamdi Yazır 82-(İblis): “Öyle ise yüceliğine yemin ederim ki, ben onların hepsini mutlaka aldatıp saptırırım.
Süleyman Ateş 82. (İblis) Dedi: “Senin izzet ve şerefine and olsun ki, onların tümünü azdıracağım.”
Yaşar Nuri Öztürk 82 Dedi: “Kudret ve şerefine yemin olsun ki, onların tümünü azdıracağım.”
Ali Bulaç 83- ‘Ancak onlardan, muhlis olan kulların hariç.’
Diyanet Vakfı 83.”Ancak onlardan ihlâslı kulların hariç” dedi.
Elmalılı Hamdi Yazır 83-Ancak içlerinden ihlas ile seçilmiş has kulların müstesna.” dedi.
Süleyman Ateş 83. Yalnız onlardan ihlaslı kulların(a dokunmayacağım).
Yaşar Nuri Öztürk 83 “İçlerinden sadece samimi, seçkin kullar dışta kalacaktır.”
Ali Bulaç 84- (Allah) ‘İşte bu haktır ve ben hakkı söylerim’ dedi.
Diyanet Vakfı 84. Allah buyurdu ki, “O doğru ben hep doğruyu söylerim.”
Elmalılı Hamdi Yazır 84-(Allah) buyurdu ki: “O doğru ve Ben hep doğruyu söylerim.
Süleyman Ateş 84. Buyurdu ki: “Gerçektir (sen benim halis kullarımı kandıramazsın), ve ben gerçek olarak diyorum ki:
Yaşar Nuri Öztürk 84 Buyurdu: “İşte bu doğru! Ben de yalnız doğruyu söylerim.”
Ali Bulaç 85- ‘Andolsun, senden ve içlerinde sana tabi olacak olanlardan tümüyle cehennemi dolduracağım.’
Diyanet Vakfı 85. “Mutlaka sen ve sana uyanların hepsiyle cehennemi dolduracağım!.”
Elmalılı Hamdi Yazır 85-Andolsun ki, cehennemi mutlaka senden ve onların sana uyanlarından, topunuzdan tıkabasa dolduracağım.”
Süleyman Ateş 85. Senden ve onlar içinde sana uyan kimselerden (gelenler ile) cehennemi dolduracağım!
Yaşar Nuri Öztürk 85 “Gerçek şu ki, ben cehennemi seninle ve onlardan sana uyanlarla tamamen dolduracağım.”
Ali Bulaç 86- (Ey Peygamber) De ki: ‘Ben, buna karşı sizden bir ücret istemiyorum ve (kendiliğinden) bir yükümlülük getirenlerden de değilim.’
Diyanet Vakfı 86. (Resûlüm!) De ki: Buna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum. Ve ben olduğundan başka türlü görünenlerden de değilim.
Elmalılı Hamdi Yazır 86-De ki: “Buna karşı sizden bir ücret istemiyorum ve ben yapmacık davrananlardan da değilim.
Süleyman Ateş 86. De ki: “Ben sizden buna karşı bir ücret istemiyorum. Ve ben yapmacık yapanlardan, (uydurma şeylerle peygamberlik taslayanlardan) değilim.”
Yaşar Nuri Öztürk 86 De ki: “Tebliğime karşılık sizden bir ücret istemiyorum. Ben size kendiliğimden/zorlamayla yükümlülük getirenlerden de değilim.”
Ali Bulaç 87- ‘O (Kur’an), alemler için yalnızca bir zikir (öğüt ve hatırlatma)dir.’
Diyanet Vakfı 87. Bu Kur’an, ancak âlemler için bir öğüttür.
Elmalılı Hamdi Yazır 87-O (Kur’an) bütün alemler için sırf bir zikir, bir öğüttür.
Süleyman Ateş 87. O (Kur’an), ancak bütün alemlere öğüttür.
Yaşar Nuri Öztürk 87 Bu, âlemler için bir Zikir’den başka şey değildir.
Ali Bulaç 88- ‘Gerçekten onun haberini bir zaman sonra öğreneceksiniz.’
Diyanet Vakfı 88. Onun verdiği haberin doğruluğunu bir zaman sonra çok iyi öğreneceksiniz.
Elmalılı Hamdi Yazır 88-Ve herhalde onun haberini bir zaman sonra bileceksiniz.”
Süleyman Ateş 88. Bir süre sonra “Onun haberi(nin doğruluğu)nu gayet iyi bileceksiniz!”
Yaşar Nuri Öztürk 88 Yemin olsun, bir süre sonra onun haberini bileceksiniz.

 

 

http://www.kuranikerim.gen.tr sitesinden alınmıştır.

 

Sad suresi – Karşılaştırmalı meal

Bu yazıyı okudunuz mu?

Karşılaştırmalı Kur'an Mealleri

Nahl suresi – Karşılaştırmalı meal

Nahl suresi – Karşılaştırmalı meal Karşılaştırmalı Kur’an Mealleri NAHL SURESİ Ali Bulaç Rahman ve Rahim ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir