Anasayfa / KUR'AN-I KERİM / Karşılaştırmalı Kur'an Mealleri / Saffat suresi – Karşılaştırmalı meal
imanilmihali.com
Karşılaştırmalı Kur'an Mealleri

Saffat suresi – Karşılaştırmalı meal

Saffat suresi – Karşılaştırmalı meal

Karşılaştırmalı Kur’an Mealleri

SAFFAT SURESİ

Ali Bulaç Rahman ve Rahim Olan Allah`ın Adıyla
Diyanet Vakfı Rahmân ve Rahîm (olan) Allah’ın adıyla.
Elmalılı Hamdi Yazır Bismillahirrahmanirrahim
Süleyman Ateş Rahman ve Rahim Allah’ın adıyla..
Yaşar Nuri Öztürk Rahman ve Rahim Allah’ı adıyla…
Ali Bulaç 1- Saflar halinde dizilenlere andolsun,
Diyanet Vakfı 1. Saf saf dizilenlere,
Elmalılı Hamdi Yazır 1-Andolsun o kuvvetlere, o saf bağlayıp duranlara.
Süleyman Ateş 1. Andolsun o sıra sıra dizilenlere,
Yaşar Nuri Öztürk 1 Yemin olsun o saf bağlayıp dizilenlere/o saflar tutturup sıraya dizilenlere-o kanatlarını açıp toplayarak uçanlara,
Ali Bulaç 2- Haykırıp sürükleyenlere,
Diyanet Vakfı 2. O haykırıp sürenlere,
Elmalılı Hamdi Yazır 2-o haykırıp da sürenlere
Süleyman Ateş 2. Bağırıp sürenlere,
Yaşar Nuri Öztürk 2 O haykırarak sevk edenlere/o göğüs gererek durduranlara,
Ali Bulaç 3- Zikir okuyanlara,
Diyanet Vakfı 3. Ve o zikir okuyanlara,
Elmalılı Hamdi Yazır 3-ve o yolda (Allah’ın) uyarı(sını) okuyanlara ki,
Süleyman Ateş 3. Zikir okuyanlara,
Yaşar Nuri Öztürk 3 O Zikir okuyanlara,
Ali Bulaç 4- Tartışmasız, sizin ilahınız gerçekten birdir.
Diyanet Vakfı 4. Yemin ederim ki, ilâhınız birdir.
Elmalılı Hamdi Yazır 4-ilahınız birdir sizin.
Süleyman Ateş 4. Ki Tanrınız, birdir.
Yaşar Nuri Öztürk 4 Ki sizin ilahınız hiç kuşkusuz bir ve tektir.
Ali Bulaç 5- Göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbi’dir, doğuların da Rabbi’dir.
Diyanet Vakfı 5. O, hem göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbi, hem de doğuların Rabbidir.
Elmalılı Hamdi Yazır 5-Göklerin, yerin ve aralarındakilerin Rabbi ve bütün doğuların Rabbidir.
Süleyman Ateş 5. Göklerin, yerin ve bunlar arasında bulunanların Rabbi, doğuların da Rabbidir.
Yaşar Nuri Öztürk 5 Göklerin, yerin ve bu ikisi arasındakilerin Rabbidir O; doğuların da Rabbidir O.
Ali Bulaç 6- Şüphesiz biz dünya göğünü ‘çekici bir süsle’, yıldızlarla süsleyip-donattık.
Diyanet Vakfı 6. Biz yakın göğü, bir süsle, yıldızlarla süsledik.
Elmalılı Hamdi Yazır 6-Bakınız Biz o dünya göğünü (yakın göğü) bir zinetle, yıldızlarla donattık.
Süleyman Ateş 6. Biz en yakın göğü bir zinetle, yıldızlarla süsledik.
Yaşar Nuri Öztürk 6 Biz o yakın göğü bir süsle, yıldızlarla süsleyip donattık.
Ali Bulaç 7- Ve itaatten çıkmış her azgın şeytandan koruduk;
Diyanet Vakfı 7. Ve (gökyüzünü) itaat dışına çıkan her şeytandan koruduk.
Elmalılı Hamdi Yazır 7-İtaata yanaşmaz her şeytandan koruduk.
Süleyman Ateş 7. Ve (onu) ita’at dışına çıkan her türlü şeytandan koruduk.
Yaşar Nuri Öztürk 7 Ve her türlü inatçı-âsi şeytandan koruduk.
Ali Bulaç 8- Ki onlar, Mele’i A’la’ya kulak verip dinleyemezler, her yandan kovulup atılırlar;
Diyanet Vakfı 8. Onlar, artık mele-i a’lâ’ya (yüce topluluğa) kulak veremezler. Her taraftan taşlanırlar.
Elmalılı Hamdi Yazır 8-9-Onlar yüce meclisi dinleyemezler. Kovulmak için her taraftan sıkıya (ateş mermiye) tutulurlar. Onlara ayrılmaz bir azap vardır.
Süleyman Ateş 8. O (şeyta)nlar mele-i A’layı (yüce melekler topluluğunu) dinleyemezler; her yandan kendilerine (ışınlar) atılır.
Yaşar Nuri Öztürk 8 Onlar ne kadar çırpınsalar da o yüce konseyi dinleyemezler. Ve her taraftan atışa tutulurlar;
Ali Bulaç 9- Uzaklaştırılırlar. Onlara kesintisiz bir azab vardır.
Diyanet Vakfı 9. Kovulup atılırlar. Ve onlar için sürekli bir azap vardır.
Elmalılı Hamdi Yazır 8-9-Onlar yüce meclisi dinleyemezler. Kovulmak için her taraftan sıkıya (ateş mermiye) tutulurlar. Onlara ayrılmaz bir azap vardır.
Süleyman Ateş 9. Kovulurlar. Onlar için sürekli bir azab vardır.
Yaşar Nuri Öztürk 9 Kovulurlar. Ve onlar için, yakalarını bırakmayan bir azap vardır.
Ali Bulaç 10- Ancak (sözü hırsızlama) çalıp-kapan olursa, artık onu da delip geçen ‘yakıcı bir alev’ izler (ve yok eder).
Diyanet Vakfı 10. Ancak (meleklerin konuşmalarından) bir söz kapan olursa, onu da delip geçen bir parlak ışık takip eder.
Elmalılı Hamdi Yazır 10-Ancak bir çalıp çarpan (olursa), onunda peşine delip geçen bir ateş takılır.
Süleyman Ateş 10. Yalnız (yüce topluluktan) bir söz kapan olursa, onu da delici bir şihab (ışın)izler.
Yaşar Nuri Öztürk 10 Yüce konseyden bir söz çalıp çarpan olabilirse de onun peşine hemen delici, alevli bir yıldız takılır.
Ali Bulaç 11- Şimdi onlara sor: Yaratılış bakımından onlar mı daha zorlu, yoksa bizim yarattıklarımız mı? Doğrusu biz onları, cıvık-yapışkan bir çamurdan yarattık.
Diyanet Vakfı 11. Şimdi sor onlara! Yaratma bakımından onlar mı daha zor, yoksa bizim yarattığımız (insanlar) mı? Şüphesiz biz kendilerini yapışkan bir çamurdan yarattık.
Elmalılı Hamdi Yazır 11-Şimdi sor onlara: “Yaratılışça kendileri mi daha çetin, yoksa Bizim yarattıklarımız mı?” Biz kendilerini cıvık bir çamurdan yarattık.
Süleyman Ateş 11. Şimdi onlara sor: Yaratılış bakımından kendileri mi daha çetin, yoksa bizim yarattıklarımız mı? Biz kendilerini yapışkan bir çamurdan yarattık.
Yaşar Nuri Öztürk 11 Şimdi sor onlara: Yaratış ve yaratalış bakımından onlar mı daha güçlüdür, yoksa bizim yarattığımız şuurlular mı? Gerçek şu ki, biz onları bir cıvık çamurdan yarattık.
Ali Bulaç 12- Hayır, sen (bu muhteşem yaratışa ve onların inkarına) şaşırdın kaldın; onlar ise alay edip duruyorlar.
Diyanet Vakfı 12. Hayır, sen şaşıyorsun. Halbuki onlar alay ediyorlar.
Elmalılı Hamdi Yazır 12-Fakat sen hayrettesin, onlar ise alay ediyorlar.
Süleyman Ateş 12. Hayır sen (bu muhteşem kudrete) hayran kaldın; onlarsa (seninle) alay ediyorlar.
Yaşar Nuri Öztürk 12 Ama sen şaşırdın, onlarsa alay ediyorlar.
Ali Bulaç 13- Kendilerine öğüt verildiğinde, öğüt almıyorlar.
Diyanet Vakfı 13. Kendilerine öğüt verildiği vakit öğüt almazlar.
Elmalılı Hamdi Yazır 13-Uyarıldıklarında da düşünmüyorlar.
Süleyman Ateş 13. Kendilerine öğüt verilse öğüt almıyorlar.
Yaşar Nuri Öztürk 13 Düşünüp taşınmaya çağrıldıklarında düşünmüyorlar.
Ali Bulaç 14- Bir ayet (mucize) gördüklerinde de, alay konusu edinip eğleniyorlar.
Diyanet Vakfı 14. Bir mucize görseler alay ederler.
Elmalılı Hamdi Yazır 14-Bir mucize gördükleri zaman da alaya atıyorlar.
Süleyman Ateş 14. Bir mu’cize görseler, alay ediyorlar.
Yaşar Nuri Öztürk 14 Bir ayetle yüzyüze geldiklerinde, dudak büküp eğleniyorlar.
Ali Bulaç 15- ‘Bu, açıkca bir büyüden başkası değildir’ dediler.
Diyanet Vakfı 15. Bu ancak açık bir büyüdür, derler.
Elmalılı Hamdi Yazır 15-Ve diyorlar ki: “Bu apaçık bir sihirden başka bir şey değildir.
Süleyman Ateş 15. Bu apaçık bir büyüden başka bir şey değildir. diyorlar.
Yaşar Nuri Öztürk 15 Şöyle dediler: “Bu, apaçık bir büyüden başka şey değildir.”
Ali Bulaç 16- ‘Biz öldüğümüz, toprak ve kemik olduğumuzda mı, gerçekten biz mi diriltilecekmişiz?’
Diyanet Vakfı 16. “Gerçekten biz öldüğümüz, toprak ve kemik olduğumuz zaman mı, diriltileceğiz?”
Elmalılı Hamdi Yazır 16-Öldüğümüz ve bir toprakla bir yığın kemik olduğumuz zaman mı biz tekrar dirilecek mişiz?
Süleyman Ateş 16. Yani biz öldüğümüz, toprak ve kemik olduğumuz zaman mı, biz mi diriltilecek mişiz?
Yaşar Nuri Öztürk 16 “Öldüğümüz, toprak ve kemik haline geldiğimiz zaman mı? Biz gerçekten diriltilecek miyiz?”
Ali Bulaç 17- ‘Veya önceki atalarımız da mı?’
Diyanet Vakfı 17. “İlk atalarımızda mı (diriltilecek)?”
Elmalılı Hamdi Yazır 17-Önceki atalarımız da mı?”
Süleyman Ateş 17. Evvelki atalarımız da mı?
Yaşar Nuri Öztürk 17 “Önceki atalarımız da mı?”
Ali Bulaç 18- De ki: ‘Evet, üstelik boyun bükmüş kimseler olarak (diriltileceksiniz).”
Diyanet Vakfı 18. De ki: Evet, hem de hor ve hakir olarak (diriltileceksiniz).
Elmalılı Hamdi Yazır 18-Deki: “Evet! Hem de çok aşağılanmış olarak!”
Süleyman Ateş 18. De ki: “Evet siz aşağılanarak (diriltileceksiniz)!”
Yaşar Nuri Öztürk 18 De ki: “Evet! Ve, siz de! Aşağılanmış, ezilmiş olarak.”
Ali Bulaç 19- İşte o, yalnızca bir tek çığlıktan ibarettir; artık kendileri (diriltilmiş olarak) bakıp duruyorlar.
Diyanet Vakfı 19. O (diriltme) korkunç. bir sesten ibaret olacak, o anda hemen onların gözleri açılıp etrafa bakacaklar.
Elmalılı Hamdi Yazır 19-Çünkü o zorlu bir kumandadan ibarettir ki, hemen gözleri açılıverir.
Süleyman Ateş 19. O (iş) sadece korkunç bir sesten ibarettir: Hemen onlar (diriltilmiş olarak) bakıyorlardır.
Yaşar Nuri Öztürk 19 Müthiş bir komut sesidir O. Onlar öylece bakakalacaklar.
Ali Bulaç 20- Derler ki: ‘Eyvahlar bize; bu, din günüdür.’
Diyanet Vakfı 20. (Durumu gören kâfirler:) Eyvah bize! Bu ceza günüdür, derler.
Elmalılı Hamdi Yazır 20-“Eyvah bizlere! Bu o ceza günüdür.” derler.
Süleyman Ateş 20. Vah bize, bu ceza günüdür! dediler.
Yaşar Nuri Öztürk 20 Şöyle derler: “Vay başımıza! Din günüdür bu!”
Ali Bulaç 21- ‘Bu, sizin yalanladığınız (mü’mini kafirden, haklıyı haksızdan) ayırma günüdür.’
Diyanet Vakfı 21. İşte bu; yalanlamış olduğunuz hüküm günüdür.
Elmalılı Hamdi Yazır 21-“İşte bu, o sizin yalan dediğiniz ayırt etme günüdür.”
Süleyman Ateş 21. Bu, yalanlamakta olduğunuz hüküm günüdür!
Yaşar Nuri Öztürk 21 O yalanlayıp durduğunuz ayrım günüdür bu.
Ali Bulaç 22- ‘Zulmedenleri, eşlerini ve taptıklarını bir araya getirip toplayın.’
Diyanet Vakfı 22. (Allah, meleklerine emreder:) ”Zalimleri, onların aynı yoldaki arkadaşlarını ve tapmış olduklarını toplayın”.
Elmalılı Hamdi Yazır 22-24-O zulmedenleri, eşlerini ve Allah’tan başka taptıkları şeyleri Toplayın mahşere, toplayın da götürün onları Sırat’a, cehennem köprüsüne doğru ve tutuklayın onları çünkü sorguya çekilecekler.
Süleyman Ateş 22. (Yüce Allah meleklerine emreder): “Toplayın o zalimleri, onların eşlerini ve taptıklarını.”
Yaşar Nuri Öztürk 22 Toplayın o zulmedenleri; eşlerini de. O tapınıp durmuş olduklarını da toplayın:
Ali Bulaç 23- ‘ Allah’tan başka (taptıklarını); artık onları cehennemin yoluna yöneltip götürün.’
Diyanet Vakfı 23.”Allah’tan başka . Onlara cehennemin yolunu gösterin”.
Elmalılı Hamdi Yazır 22-24-O zulmedenleri, eşlerini ve Allah’tan başka taptıkları şeyleri Toplayın mahşere, toplayın da götürün onları Sırat’a, cehennem köprüsüne doğru ve tutuklayın onları çünkü sorguya çekilecekler.
Süleyman Ateş 23. Allah’tan başka. Onları cehennemin yoluna götürün!
Yaşar Nuri Öztürk 23 Allah’tan başka tapınmış olduklarını. Sürün onları cehennemin yoluna.
Ali Bulaç 24- ‘Ve onları durdurup-tutuklayın, çünkü sorguya çekileceklerdir.’
Diyanet Vakfı 24.”Onları tutuklayın, çünkü onlar sorguya çekilecekler!
Elmalılı Hamdi Yazır 22-24-O zulmedenleri, eşlerini ve Allah’tan başka taptıkları şeyleri Toplayın mahşere, toplayın da götürün onları Sırat’a, cehennem köprüsüne doğru ve tutuklayın onları çünkü sorguya çekilecekler.
Süleyman Ateş 24. Durdurun onları, çünkü onlar sorguya çekileceklerdir.
Yaşar Nuri Öztürk 24 Durdurun onları, çünkü hepsi sorguya çekilecekler.
Ali Bulaç 25- (Onlara seslenilir:) ‘Ne oluyor size, birbirinizle (dünyada olduğu gibi) yardımlaşmıyorsunuz?’
Diyanet Vakfı 25. Size ne oldu ki birbirinize yardım etmiyorsunuz?
Elmalılı Hamdi Yazır 25-“Ne oldu sizlere yardımlaşmıyorsunuz?”
Süleyman Ateş 25. Size ne oldu ki birbirinize yardım etmiyorsunuz?
Yaşar Nuri Öztürk 25 Neniz var da birbirinize yardım etmiyorsunuz?
Ali Bulaç 26- Hayır, bugün onlar teslim olmuşlardır.
Diyanet Vakfı 26. Evet, onlar o gün zilletle boyun eğeceklerdir.
Elmalılı Hamdi Yazır 26-Hayır bugün onlar teslim olmuşlardır.
Süleyman Ateş 26. (Başları öne eğik, utançtan yüzleri kızarmış. Cevap verecek durumda değillerdir). Hayır, onlar o gün teslim olmuşlardır.
Yaşar Nuri Öztürk 26 Edemezler! Bugün hepsi teslim bayrağını çekmiş durumdadır.
Ali Bulaç 27- Kimi kimine yönelmiş olarak birbirlerine soruyorlar:
Diyanet Vakfı 27. (İşte bu duruma düştükleri vakit) onlardan bir kısmı, diğerlerine yönelir, birbirlerini sorumlu tutmaya çalışırlar.
Elmalılı Hamdi Yazır 27-Birbirlerine dönmüş soruşuyorlar:
Süleyman Ateş 27. Birbirlerine döndüler, soruyorlar.
Yaşar Nuri Öztürk 27 Birbirlerine dönerek bir şeyler sorup duruyorlar.
Ali Bulaç 28- ‘Gerçekten sizler bize sağdan (sağ duyudan ve haktan) yana gelip yanaşıyordunuz.’ derler.
Diyanet Vakfı 28. (Uyanlar, uydukları adamlara:) Siz bize sağdan gelirdiniz (sûreti haktan görünürdünüz) derler.
Elmalılı Hamdi Yazır 28-“Siz bize sağdan gelir alaka gösterip duruldunuz.” (aldatırdınız.) derler.
Süleyman Ateş 28. (Uyanlar, uydukları adamlara) Dediler ki: “Siz bize sağdan gelir(güvendiğimiz yandan bize sokulup vesvese verir)diniz.”
Yaşar Nuri Öztürk 28 Dediler: “Siz bize sağ taraftan geliyordunuz.”
Ali Bulaç 29- (Diğerleri de:) ‘Hayır’ derler. ‘Zaten siz mü’min kimseler değildiniz.’
Diyanet Vakfı 29. (Ötekiler de:) “Bilâkis, derler, siz inanan kimseler değildiniz”.
Elmalılı Hamdi Yazır 29-(Bunlar da): “Hayır, siz inanmamıştınız,
Süleyman Ateş 29. (Ötekiler de): “Hayır, dediler, zaten siz kendiniz inanan insanlar değildiniz.”
Yaşar Nuri Öztürk 29 Ötekiler dediler: “Hayır, siz zaten inanmıyordunuz?”
Ali Bulaç 30- ‘Bizim üzerinizde zorlayıcı hiç bir gücümüz yoktu; hayır siz (kendiniz) azgın bir kavimdiniz.’
Diyanet Vakfı 30. “Bizim sizi zorlayacak bir gücümüz yoktu. Fakat siz kendiniz azgın bir toplum idiniz.”
Elmalılı Hamdi Yazır 30-bizim size karşı zorlayacak bir gücümüz de yoklu; fakat siz azmış bir kavimdiniz;
Süleyman Ateş 30. Bizim sizi zorlayacak bir gücümüz yoktu. Siz kendiniz azgın bir toplum idiniz.
Yaşar Nuri Öztürk 30 “Bizim size karşı bir sultamız yoktu. İşin esası şu ki siz azmış bir topluluktunuz.”
Ali Bulaç 31- ‘Böylece Rabbimizin sözü (yıkım ve azab va’di) üzerimize hak oldu. Şüphesiz, (azabı) tadıcılarız.’
Diyanet Vakfı 31. “Onun için Rabbimizin hükmü bize hak oldu. Biz (hak ettiğimiz cezayı) mutlaka tadacağız.”
Elmalılı Hamdi Yazır 31-onun için üzerimize Rabbimizin sözü hak oldu. Muhakkak hepimiz tadacağız;
Süleyman Ateş 31. Artık Rabbimizin sözü bize hak oldu. Biz (hak ettiğimiz cezayı mutlaka) tadacağız!
Yaşar Nuri Öztürk 31 “Rabbimizin sözü üzerimize hak oldu. Tadacağımızı elbette tadacağız.”
Ali Bulaç 32- ‘Evet, sizi azdırdık, çünkü biz de azgın kimselerdik.’
Diyanet Vakfı 32. “Biz sizi azdırdık. Çünkü kendimiz de azmıştık.”
Elmalılı Hamdi Yazır 32-evet biz sizi kışkırttık. Çünkü biz azgındık!”
Süleyman Ateş 32. Sizi azdırdık, çünkü biz kendimiz azmıştık(siz de bize uyunca azmış oldunuz).
Yaşar Nuri Öztürk 32 “Sizi saptırıp azdırmıştık. Çünkü biz de sapıp azmış kişilerdik.”
Ali Bulaç 33- Artık o gün azapda ortaktırlar.
Diyanet Vakfı 33. Şüphesiz o gün onlar azapta ortaktırlar.
Elmalılı Hamdi Yazır 33-O halde hepsi o gün azapta ortaktırlar.
Süleyman Ateş 33. O gün onlar azab (çekme)de ortaktırlar.
Yaşar Nuri Öztürk 33 Onlar o gün azap içinde ortaklık kurmuşlardır.
Ali Bulaç 34- Doğrusu biz, suçlu-günahkarlara böyle yaparız.
Diyanet Vakfı 34. İşte biz, suçlulara böyle yaparız.
Elmalılı Hamdi Yazır 34-İşte Biz suçlulara böyle yaparız.
Süleyman Ateş 34. İşte biz, suçlulara böyle yaparız.
Yaşar Nuri Öztürk 34 İşte böyle yaparız biz suçlulara/günahkârlara.
Ali Bulaç 35- Çünkü onlara: ‘Allah’tan başka ilah yoktur’ denildiği zaman, büyüklük taslarlardı.
Diyanet Vakfı 35. Çünkü onlara: Allah’tan başka tanrı yoktur, denildiği zaman kibirle direnirlerdi.
Elmalılı Hamdi Yazır 35-Çünkü onlar kendilerine: “Allah’tan başka ilah yoktur.” denildiği zaman kafa tutuyorlardı.
Süleyman Ateş 35. Çünkü onlara: “Allah’tan başka tanrı yoktur!” dendiği zaman büyüklük taslarlardı.
Yaşar Nuri Öztürk 35 Onlar, kendilerine, “Allah’tan başka ilah yoktur” dendiğinde, kibirleniyorlardı.
Ali Bulaç 36- Ve derlerdi ki: ‘Biz, ünlenmiş bir şair için ilahlarımızı terk mi edeceğiz?’
Diyanet Vakfı 36. “Mecnun bir şair için biz tanrılarımızı bırakacak mıyız?” derlerdi.
Elmalılı Hamdi Yazır 36-Ve “Biz hiç deli bir şair için ilahlarımızı bırakır mıyız?” diyorlardı.
Süleyman Ateş 36. Cinlenmiş bir şair için biz tanrılarımızı mı terk edeceğiz? derlerdi.
Yaşar Nuri Öztürk 36 Ve şöyle diyorlardı: “Mecnun bir şair yüzünden ilahlarımız mı terk edeceğiz?”
Ali Bulaç 37- Hayır, o, hakkı getirmiş ve gönderilen (elçi)leri de doğrulamıştı.
Diyanet Vakfı 37. Hayır! O, gerçeği getirdi ve peygamberleri de doğruladı.
Elmalılı Hamdi Yazır 37-Hayır, o hak ile geldi ve bütün peygamberleri doğruladı.
Süleyman Ateş 37. Hayır, o (ne şairdi, ne mecnun. O) gerçeği getirmiş ve elçileri de doğrulamıştı.
Yaşar Nuri Öztürk 37 Hayır, öyle değil! O, hakkı getirmişti. Diğer peygamberleri de tasdik etmişti.
Ali Bulaç 38- Şüphesiz, siz, acı azabı tadıcılarsınız.’
Diyanet Vakfı 38. Kuşkusuz siz acı azabı tadacaksınız.
Elmalılı Hamdi Yazır 38-Elbette siz o acı azabı tadacaksınız.
Süleyman Ateş 38. Siz acı azabı tadacaksınız!
Yaşar Nuri Öztürk 38 Yemin olsun, siz o acıklı azabı mutlaka tadacaksınız!
Ali Bulaç 39- Yaptıklarınızdan başkasıyla cezalandırılmayacaksınız.
Diyanet Vakfı 39. Çekeceğiniz ceza yapmakta olduğunuzdan başka bir şeyin cezası değildir.
Elmalılı Hamdi Yazır 39-Bununla beraber başka değil, hep yaptığınız amellerinizle cezalandırılacaksınız.
Süleyman Ateş 39. Sadece yaptığınız (işler)le cezalanıyorsunuz!
Yaşar Nuri Öztürk 39 Ve yalnız, yapıp ettiklerinizin karşılığıyla cezalandırılacaksınız.
Ali Bulaç 40- Ancak muhlis olan Allah’ın kulları başka.
Diyanet Vakfı 40. (Bu azaptan) Ancak Allah’ın hâlis kulları istisnâ edilecek.
Elmalılı Hamdi Yazır 40-Ancak Allah’ın ihlasa mazhar kılınmış kulları müstesnadır.
Süleyman Ateş 40. Ancak Allah’ın halis kulları bu cezanın dışındadır.
Yaşar Nuri Öztürk 40 Allah’ın içtenliğe erdirilmiş temiz kulları başkadır.
Ali Bulaç 41- İşte onlar; onlar için bilinen bir rızık vardır;
Diyanet Vakfı 41. Bunlar için bilinen bir rızık vardır.
Elmalılı Hamdi Yazır 41-İşte onlar için belli bir rızık vardır.
Süleyman Ateş 41. Onlar için bilinen bir rızık vardır.
Yaşar Nuri Öztürk 41 Onlar için belirlenmiş bir rızık vardır.
Ali Bulaç 42- Çeşitli-meyveler. Onlar ikram görenlerdir.
Diyanet Vakfı 42. (Türlü türlü) meyveler vardır. Ve onlar ağırlanırlar.
Elmalılı Hamdi Yazır 42-Meyveler vardır. Onlara daima ikram edilir.
Süleyman Ateş 42. (Türlü türlü) Meyvalar.Ve onlar ağırlanırlar.
Yaşar Nuri Öztürk 42 Çeşit çeşit meyveler vardır. İkramla karşılanan kişilerdir onlar.
Ali Bulaç 43- Nimetlerle donatılmış (naim) cennetlerde.
Diyanet Vakfı 43. Naîm cennetlerinde .
Elmalılı Hamdi Yazır 43-Naim cennetlerinde.
Süleyman Ateş 43. Ni’met cennetlerinde.
Yaşar Nuri Öztürk 43 Nimetlerle dolu cennetlerdedirler.
Ali Bulaç 44- Birbirlerine karşı, tahtlar üzerinde (otururlar).
Diyanet Vakfı 44. Tahtlar üzerinde karşılıklı otururlar.
Elmalılı Hamdi Yazır 44-Karşılıklı tahtlar üzerinde.
Süleyman Ateş 44. Tahtlar üzerinde, karşılıklı otururlar.
Yaşar Nuri Öztürk 44 Karşılıklı koltuklar üzerindedirler.
Ali Bulaç 45- Kaynaktan (doldurulmuş) kadehlerle çevrelerinde dolaşılır.
Diyanet Vakfı 45. Onlara pınardan (doldurulmuş) kadehler dolaştırılır.
Elmalılı Hamdi Yazır 45-Akan kaynaktan dolu kadehlerle kendilerine pırlanılır (sunulur).
Süleyman Ateş 45. Önlerinde akan kaynaktan (doldurulmuş) kadehler dolaştırılır.
Yaşar Nuri Öztürk 45 Kaynaktan doldurulmuş kadehler dolandırılır çevrelerinde.
Ali Bulaç 46- Bembeyaz; içenlere lezzet (veren bir içki).
Diyanet Vakfı 46. Berraktır, içenlere lezzet verir.
Elmalılı Hamdi Yazır 46-Bembeyaz, içenler için lezzetli.
Süleyman Ateş 46. Berrak, içenlere lezzet veren bir içki.
Yaşar Nuri Öztürk 46 Bembeyaz, içenlere lezzet sunan kadehler.
Ali Bulaç 47- Onda ne bir gaile vardır, ne de kendilerinden geçip akılları çelinir.
Diyanet Vakfı 47. O içkide ne sersemletme vardır ne de onunla sarhoş olurlar.
Elmalılı Hamdi Yazır 47-Onda ne bir zarar vardır ne de başlarına vurur.
Süleyman Ateş 47. Onda ne sersemletme var, ne onunla sarhoş olurlar.
Yaşar Nuri Öztürk 47 Sersemletme/baş ağrısı yok onda. Sarhoş da olmazlar ondan.
Ali Bulaç 48- Ve yanlarında bakışlarını yalnızca eşlerine çevirmiş iri gözlü kadınlar vardır.
Diyanet Vakfı 48. Yanlarında güzel bakışlarını yalnız onlara tahsis etmiş, iri gözlü eşler vardır.
Elmalılı Hamdi Yazır 48-Yanlarında bakışlarını kendilerinden ayırmayan iri gözlü dilberler.
Süleyman Ateş 48. Yanlarında da, yalnız kendilerine göz dikmiş iri gözlü eşler vardır.
Yaşar Nuri Öztürk 48 Yanlarında, gözlerini onlara dikmiş, iri gözlü dilberler vardır.
Ali Bulaç 49- Sanki onlar, saklı bir yumurta gibi (çarpıcı ve pürüzsüz).
Diyanet Vakfı 49. Onlar, gün yüzü görmemiş yumurta gibi bembeyazdır.
Elmalılı Hamdi Yazır 49-Sanki onlar örtülüp saklanmış yumurtalar gibidirler.
Süleyman Ateş 49. Saklı yumurta gibi bembeyaz eşler.
Yaşar Nuri Öztürk 49 Korunmuş yumurtalar gibidir onlar.
Ali Bulaç 50- Böyleyken, kimi kimine yönelmiş olarak, birbirlerine soruyorlar:
Diyanet Vakfı 50. İşte o zaman, birbirlerine dönerek (dünyadaki hallerini) soracaklar.
Elmalılı Hamdi Yazır 50-Derken birbirlerine dönmüş soruşuyorlar.
Süleyman Ateş 50. Bunlar birbirine dönmüş soruyorlar:
Yaşar Nuri Öztürk 50 Birbirlerine dönüp bir şeyler sorarlar.
Ali Bulaç 51- Bir sözcü der ki: ‘Benim bir yakınım vardı.’
Diyanet Vakfı 51. İçlerinden biri: “Benim, bir arkadaşım vardı” der.
Elmalılı Hamdi Yazır 51-İçlerinden bir sözcü: “Benim bir arkadaşım vardı.”
Süleyman Ateş 51. Onlardan bir sözcü: “Benim, dedi, bir arkadaşım vardı.”
Yaşar Nuri Öztürk 51 İçlerinden bir sözcü şöyle der: “Benim yakın bir arkadaşım vardı.”
Ali Bulaç 52- ‘Derdi ki: Sen de gerçekten (dirilişi) doğrulayanlardan mısın?’
Diyanet Vakfı 52. Derdi ki: Sen de (dirilmeye) inananlardan mısın?
Elmalılı Hamdi Yazır 52-Dedi ki: “Sen gerçekten inananlardan mısın?
Süleyman Ateş 52. Derdi ki: ‘Sen doğrulayanlardan mısın?
Yaşar Nuri Öztürk 52 Derdi ki: “Sen gerçekten şunu tasdik edenlerden misin?”
Ali Bulaç 53- ‘Bizler öldüğümüz, toprak ve kemikler olduğumuzda mı, gerçekten biz mi (yeniden diriltilip sonra da) sorguya çekilecekmişiz?’
Diyanet Vakfı 53. Biz ölüp kemik, sonra da toprak haline geldiğimiz zaman (diriltilip) cezalanacak mıyız?
Elmalılı Hamdi Yazır 53-Öldüğümüz ve bir toprakla bir yığın kemik olduğumuz zaman gerçekten biz cezalanacak mıyız?”
Süleyman Ateş 53. Biz ölüp toprak ve kemik olduğumuz zaman mı, biz mi (diriltilip yaptığımız işlere göre) cezalanacağız?’ “
Yaşar Nuri Öztürk 53 “Biz, ölüp toprak ve kemik haline geldikten sonra, gerçekten cezalandırılacak mıyız?”
Ali Bulaç 54- (Konuşan yanındakilere) Der ki: ‘Sizler (onun şimdi ne durumda olduğunu) biliyor musunuz?’
Diyanet Vakfı 54. (O zât, dünyâda geçmiş olan hâdiseyi bu şekilde anlattıktan sonra Allah Teâlâ orada bulunanlara:) Siz işin gerçeğine vâkıf mısınız? dedi.
Elmalılı Hamdi Yazır 54-“Nasıl bir bakıştırır mısınız (seyretmek ister misiniz]?” der.
Süleyman Ateş 54. (Sonra yanındakilere): “Bakar mısınız?” dedi.
Yaşar Nuri Öztürk 54 Dedi: “Siz de bir araştırır mısınız?”
Ali Bulaç 55- Derken, bakıverdi, onu ‘çılgınca yanan ateşin’ tam ortasında gördü.
Diyanet Vakfı 55. ( İşte o zaman konuşan baktı, arkadaşını cehennemin ortasında gördü.
Elmalılı Hamdi Yazır 55-Derken bakmış, onu cehennemin ta ortasında görmüş.
Süleyman Ateş 55. Baktı onu cehennemin ortasında gördü.
Yaşar Nuri Öztürk 55 Araştırdı, nihayet onu cehennemin ta ortasında gördü.
Ali Bulaç 56- Dedi ki: ‘Andolsun Allah’a, neredeyse beni de (şu bulunduğun yere) düşürecektin.’
Diyanet Vakfı 56. “Yemin ederim ki, sen az daha beni de helâk edecektin.
Elmalılı Hamdi Yazır 56-“Vallahi doğrusu sen az daha beni helak edecektin!” der.
Süleyman Ateş 56. Tallahi, dedi, sen az daha beni de alçaltacaktın.
Yaşar Nuri Öztürk 56 Dedi: “Vallahi, az kalsın sen beni de buralara düşürecektin.”
Ali Bulaç 57- ‘Eğer Rabbimin nimeti olmasaydı, muhakkak ben de (azab yerine getirilip) hazır bulundurulanlardan olacaktım.
Diyanet Vakfı 57. Rabbimin nimeti olmasaydı, şimdi ben de (cehenneme) getirilenlerden olurdum” dedi.
Elmalılı Hamdi Yazır 57-Rabbimin nimeti olmasaydı ben de buraya celbedilmişlerden olacaktım.
Süleyman Ateş 57. Rabbimin ni’meti olmasaydı, şimdi ben de (oraya) getirilenlerden olurdum.
Yaşar Nuri Öztürk 57 “Rabbimin nimeti olmasaydı, kesinlikle ben de şurada toplananlar arasına girmiş olacaktım.”
Ali Bulaç 58- ‘Nasıl, biz ölecek olanlar değil miymişiz?’
Diyanet Vakfı 58. Birinci ölümümüz hariç, bir daha biz ölmeyecek miyiz?
Elmalılı Hamdi Yazır 58-59-Nasılmış bak? Biz ilk ölümümüzden başka ölecek değiliz ve biz azaba uğrayacak da değiliz.
Süleyman Ateş 58. Biz bir daha ölmeyecek miyiz der.
Yaşar Nuri Öztürk 58 “Peki, biz artık ölmeyecek miyiz?”
Ali Bulaç 59- ‘Yalnızca birinci ölümümüzden başka (öyle mi)? Ve biz azaba uğratılacak olanlar değil miymişiz?’
Diyanet Vakfı 59. Yalnız ilk ölümümüz, başka ölüm yok ve biz azâba da uğratılmayacağız ha?!”
Elmalılı Hamdi Yazır 58-59-Nasılmış bak? Biz ilk ölümümüzden başka ölecek değiliz ve biz azaba uğrayacak da değiliz.
Süleyman Ateş 59. Yalnız ilk ölümümüz, başka ölüm yok ve biz azaba da uğratılmayacağız ha?!
Yaşar Nuri Öztürk 59 “Sadece ilk ölümümüz; azaba da uğratılmayacağız, öyle mi?”
Ali Bulaç 60- Şüphesiz, bu, asıl büyük ‘kurtuluş ve mutluluğun’ ta kendisidir.
Diyanet Vakfı 60. Şüphesiz bu, büyük kurtuluştur.
Elmalılı Hamdi Yazır 60-İşte bu, hiç şüphesiz o büyük murat, büyük bir kurtuluştur.
Süleyman Ateş 60. Gerçekten büyük başarı ve mutluluk budur!
Yaşar Nuri Öztürk 60 Doğrusu bu, büyük başarının ta kendisidir.
Ali Bulaç 61- Böylece çalışanlar da bunun bir benzeri için çalışmalıdır.
Diyanet Vakfı 61. Çalışanlar, böylesi bir kurtuluş için çalışsınlar.
Elmalılı Hamdi Yazır 61-Böyle bir murat için çalışsın çalışan erler.
Süleyman Ateş 61. Çalışanlar bunun için çalışsınlar.
Yaşar Nuri Öztürk 61 Çalışanlar, böylesi için çalışsınlar.
Ali Bulaç 62- Nasıl, böyle bir konaklanma mı daha hayırlı yoksa zakkum ağacı mı?
Diyanet Vakfı 62. Şimdi ziyafet olarak, cennet ehli için anılan bu nimetler mi daha hayırlı, yoksa zakkum ağacı mı?.
Elmalılı Hamdi Yazır 62-Nasıl, konmak için bu mu hayırlı yoksa o zakkum ağacı mı?
Süleyman Ateş 62. (Nasıl) Ağırlanmak için bu mu hayırlı, yoksa zakkum ağacı mı?
Yaşar Nuri Öztürk 62 Ödül ve ikram olarak, bu mu daha hayırlı yoksa zakkum ağacı mı?
Ali Bulaç 63- Doğrusu biz, onu kâfirler için bir fitne (bir imtihan konusu) kıldık.
Diyanet Vakfı 63. Biz onu (zakkumu) zalimler için bir fitne (imtihan) kıldık.
Elmalılı Hamdi Yazır 63-Biz onu zalimler için bir fitne kılmışızdır.
Süleyman Ateş 63. Biz onu zalimler için bir fitne (sınav) yaptık.
Yaşar Nuri Öztürk 63 O ağaç ki, zalimler için onu bir fitne yaptık.
Ali Bulaç 64- Şüphesiz o, ‘çılgınca yanan ateşin’ dibinde bitip çıkar.
Diyanet Vakfı 64. Zira o, cehennemin dibinde bitip yetişen bir ağaçtır.
Elmalılı Hamdi Yazır 64-O bir ağaçtır ki cehennemin dibinde çıkar.
Süleyman Ateş 64. O, cehennemin dibinde çıkan bir ağaçtır.
Yaşar Nuri Öztürk 64 Cehennemin ta dibinden çıkan bir ağaçtır o.
Ali Bulaç 65- Onun tomurcukları, şeytanların başları gibidir.
Diyanet Vakfı 65. Tomurcukları sanki şeytanların başları gibidir.
Elmalılı Hamdi Yazır 65-Tomurcukları şeytanların başları gibidir.
Süleyman Ateş 65. Tomurcukları, şeytanların başları gibidir.
Yaşar Nuri Öztürk 65 Tomurcukları tıpkı şeytanların başlarıdır.
Ali Bulaç 66- Artık gerçekten, ondan yiyecekler böylelikle karınlarını ondan dolduracaklar.
Diyanet Vakfı 66. (Cehennemdekiler) ondan yerler ve karınlarını ondan doldururlar.
Elmalılı Hamdi Yazır 66-Mutlaka onlar ondan yiyeceklerdir; yiyecekler de ondan karınlarını dolduracaklardır.
Süleyman Ateş 66. Onlar ondan yiyecekler ve karınlarını onunla dolduracaklardır.
Yaşar Nuri Öztürk 66 Onlar ondan mutlaka yiyecekler ve karınlarını onunla dolduracaklar.
Ali Bulaç 67- Sonra kendileri için onun üzerinde kaynar su karıştırılmış bir içkileri de vardır.
Diyanet Vakfı 67. Sonra zakkum yemeğinin üzerine onlar için, kaynar su karıştırılmış bir içki vardır.
Elmalılı Hamdi Yazır 67-Sonra onların üzerine kaynar sudan bir haşlamaları vardır.
Süleyman Ateş 67. Sonra onların, bunun üzerine kaynar su karıştırılmış bir içkileri vardır.
Yaşar Nuri Öztürk 67 Sonra onların, o yedikleri üzerine kaynar su karıştırılmış bir içecekleri vardır.
Ali Bulaç 68- Sonra onların dönecekleri yer, elbette (yine) çılgınca yanan ateştir.
Diyanet Vakfı 68. Sonra kesinlikle onların dönüşü, çılgın ateşe olacaktır.
Elmalılı Hamdi Yazır 68-Sonra da dönüşleri şüphesiz cehennemedir.
Süleyman Ateş 68. Sonra dönecekleri yer, elbette cehennemdir.
Yaşar Nuri Öztürk 68 Sonra onların dönüşleri doğrudan doğruya cehennemedir.
Ali Bulaç 69- Çünkü onlar, atalarını sapık kimseler olarak bulmuşlardı.
Diyanet Vakfı 69. Kuşkusuz onlar atalarını dalâlette buldular .
Elmalılı Hamdi Yazır 69-Çünkü onlar babalarını sapıklık içinde buldular.
Süleyman Ateş 69. Çünkü onlar babalarını sapık kimseler buldular.
Yaşar Nuri Öztürk 69 Çünkü onlar, babalarını sapıtmış kişiler halinde bulmalarına rağmen,
Ali Bulaç 70- Kendileri de onları izleri üzerinde koşturup-duruyorlardı.
Diyanet Vakfı 70. Şimdi de kendileri onların peşlerinden koşturuyorlar.
Elmalılı Hamdi Yazır 70-Şimdi de onların izlerince koşturuluyorlar.
Süleyman Ateş 70. Kendileri de onların izlerinde koşturuyorlar.
Yaşar Nuri Öztürk 70 Kendileri de hâlâ onların eserleri ardınca koşturuyorlar.
Ali Bulaç 71- Andolsun, onlardan önce, evvelkilerin çoğu da sapmıştı.
Diyanet Vakfı 71. Andolsun ki, onlardan önce eski milletlerin çoğu dalâlete düştü.
Elmalılı Hamdi Yazır 71-Gerçekten onlardan önce eskilerin çoğu sapıklıkta idiler.
Süleyman Ateş 71. Andolsun, onlardan önce, evvelkilerin çoğu da sapmıştı.
Yaşar Nuri Öztürk 71 Yemin olsun, daha önce ilk nesillerin çoğu da sapmıştı.
Ali Bulaç 72- Andolsun, biz onlara uyarıcılar göndermiştik.
Diyanet Vakfı 72. Kuşkusuz, biz onlara uyarıcılar göndermiştik.
Elmalılı Hamdi Yazır 72-Andolsun ki, içlerinden uyarıcı peygamberler de gönderdik,
Süleyman Ateş 72. Biz onların içine de uyarıcılar göndermiştik.
Yaşar Nuri Öztürk 72 Yemin olsun, onların içlerinde uyarıcılar görevlendirmiştik.
Ali Bulaç 73- Uyarılanların nasıl bir sona uğradıklarına bir bak.
Diyanet Vakfı 73. Uyarılanların âkıbetinin ne olduğuna bir bak!
Elmalılı Hamdi Yazır 73-Sonra da bak o uyarılanların sonu nasıl oldu?
Süleyman Ateş 73. Bak, o uyarılanların sonu nice oldu.
Yaşar Nuri Öztürk 73 Bir bak, nasıl oldu uyarılanların sonu!
Ali Bulaç 74- Ancak muhlis olan Allah’ın kulları başka.
Diyanet Vakfı 74. Allah’ın ihlâslı kulları müstesna.
Elmalılı Hamdi Yazır 74-Ancak Allah’ın ihlas ile seçilen kulları başka.
Süleyman Ateş 74. Ancak Allah’ın halis kulları o azabın dışında kaldılar.
Yaşar Nuri Öztürk 74 Ancak Allah’ın samimi, temiz kulları kurtuldu.
Ali Bulaç 75- Andolsun, Nuh bize (dua edip) seslenmişti de, ne güzel icabet etmiştik.
Diyanet Vakfı 75. Andolsun, Nuh bize yalvarıp yakardı. Biz de duayı ne güzel kabul ederiz!
Elmalılı Hamdi Yazır 75-Andolsun ki, Nuh Bize seslenmişti. Biz de gerçekten ne güzel icabet edenleriz!
Süleyman Ateş 75. Andolsun Nuh bize yalvarmıştı da ne güzel kabul buyurmuştuk!
Yaşar Nuri Öztürk 75 Yemin olsun, Nûh bize yakarmıştı da ne güzel karşılık vermiştik biz.
Ali Bulaç 76- Onu ve ailesini, o büyük üzüntüden kurtarmıştık.
Diyanet Vakfı 76. Kendisini ve ailesini büyük felâketten kurtardık.
Elmalılı Hamdi Yazır 76-hem onu ve ailesini o büyük sıkıntıdan kurtardık.
Süleyman Ateş 76. Onu ve ailesini büyük sıkıntıdan kurtarmıştık.
Yaşar Nuri Öztürk 76 Ve kurtarmıştık onu da ailesini de o büyük sıkıntıdan.
Ali Bulaç 77- Ve onun zürriyetini, (dünyada) onları da baki kıldık.
Diyanet Vakfı 77. Biz yalnız Nuh’un soyunu kalıcı kıldık.
Elmalılı Hamdi Yazır 77-Hem onun neslini sürekli kalanlar kıldık.
Süleyman Ateş 77. Yalnız onun zürriyetini kalıcılar yaptık (onlardan başka hepsini helak ettik).
Yaşar Nuri Öztürk 77 Onun zürriyetini, evet onları kalıcılar yaptık.
Ali Bulaç 78- Sonra gelenler arasında ona (hayırlı ve şerefli bir isim) bıraktık.
Diyanet Vakfı 78. Sonradan gelenler içinde ona iyi bir nam bıraktık
Elmalılı Hamdi Yazır 78-Hem de sonradan gelenler içinde namım bıraktık.
Süleyman Ateş 78. Sonra gelenler arasında ona (iyi bir ün) bıraktık:
Yaşar Nuri Öztürk 78 Sonrakiler içinde, ona işaret eden bir şey bıraktık.
Ali Bulaç 79- Alemler içinde selam olsun Nuh’a.
Diyanet Vakfı 79. Bütün âlemlerden Nuh’a selam olsun!
Elmalılı Hamdi Yazır 79-“Bütün alemler içinde Nuh’a selam !”
Süleyman Ateş 79. Alemler içinde Nuh’a selam olsun (bütün insanlar onu esenlikle anarlar).
Yaşar Nuri Öztürk 79 Selam olsun Nûh’a âlemler içinde!
Ali Bulaç 80- Gerçekten biz, ihsanda bulunanları böyle ödüllendiririz.
Diyanet Vakfı 80. İşte biz iyileri böyle mükâfatlandırırız.
Elmalılı Hamdi Yazır 80-İşte Biz iyi davrananları böyle mükafatlandırırız.
Süleyman Ateş 80. İşte biz güzel davrananları böyle mükafatlandırırız.
Yaşar Nuri Öztürk 80 İşte böyle ödüllendiririz biz, güzel düşünüp güzel davrananları.
Ali Bulaç 81- Şüphesiz o, bizim mü’min olan kullarımızdandı.
Diyanet Vakfı 81. Zira o, bizim inanmış kullarımızdan idi.
Elmalılı Hamdi Yazır 81-Çünkü o Bizim mü’min kullarımızdandı.
Süleyman Ateş 81. Çünkü o bizim, inanan kullarımızdandı.
Yaşar Nuri Öztürk 81 O, bizim inanan kullarımızdandı.
Ali Bulaç 82- Sonra diğerlerini suda boğduk.
Diyanet Vakfı 82. Nihayet ötekileri (inanmayanları) suda boğduk.
Elmalılı Hamdi Yazır 82-Sonra da diğerlerin! suda boğduk.
Süleyman Ateş 82. Sonra ötekilerini suda boğduk.
Yaşar Nuri Öztürk 82 Sonra ötekileri boğuverdik.
Ali Bulaç 83- Doğrusu İbrahim de onun (soyunun) bir kolundandır.
Diyanet Vakfı 83. Şüphesiz İbrahim de onun (Nuh’un) milletinden idi.
Elmalılı Hamdi Yazır 83-Şüphesiz İbrahim de onun kolundandı.
Süleyman Ateş 83. İbrahim de onun kolundan idi.
Yaşar Nuri Öztürk 83 Hiç kuşkusuz, İbrahim de onun grubundandı.
Ali Bulaç 84- Hani o, Rabbine arınmış (selim) bir kalp ile gelmişti.
Diyanet Vakfı 84. Çünkü Rabbine kalb-i selîm ile geldi.
Elmalılı Hamdi Yazır 84-Çünkü Rabbine tertemiz bir kalb ile geldi;
Süleyman Ateş 84. Zira Rabbine tertemiz bir kalb getirmişti.
Yaşar Nuri Öztürk 84 Rabbine, tertemiz bir kalple gelmişti.
Ali Bulaç 85- Hani babasına ve kavmine demişti ki: “Sizler neye tapıyorsunuz?”
Diyanet Vakfı 85. Hani o, babasına ve kavmine: Siz kime kulluk ediyorsunuz? demişti.
Elmalılı Hamdi Yazır 85-çünkü babasına ve kavmine şöyle dedi : “Siz nelere tapıyorsunuz?
Süleyman Ateş 85. Babasına ve kavmine: “Neye tapıyorsunuz?” demişti.
Yaşar Nuri Öztürk 85 Babasına ve toplumuna sormuştu: “Siz neye kulluk/ibadet ediyorsunuz?”
Ali Bulaç 86- “Birtakım uydurma yalanlar için mi Allah’tan başka ilahlar istiyorsunuz?”
Diyanet Vakfı 86. “Allah’tan başka bir takım uydurma ilâhlar mı istiyorsunuz?”
Elmalılı Hamdi Yazır 86-Yalancılık etmek için mi Allah’tan başka ilahlar istiyorsunuz?
Süleyman Ateş 86. Allah’tan başka uydurma tanrılar mı istiyorsunuz?
Yaşar Nuri Öztürk 86 “Allah’ın berisinden birtakım uydurma ilahları mı istiyorsunuz?”
Ali Bulaç 87- “Alemlerin Rabbi hakkındaki zannınız nedir?”
Diyanet Vakfı 87. “O halde âlemlerin Rabbi hakkındaki görüşünüz nedir?”
Elmalılı Hamdi Yazır 87-Siz alemlerin Rabbini ne zannediyorsunuz?”
Süleyman Ateş 87. Alemlerin Rabbi hakkında zannınız nedir (ki O’na böyle ortaklar koştunuz)?
Yaşar Nuri Öztürk 87 “Âlemlerin Rabbi hakkında düşünceniz nedir?”
Ali Bulaç 88- Sonra yıldızlara bir göz attı.
Diyanet Vakfı 88. Bunun üzerine İbrahim yıldızlara şöyle bir baktı.
Elmalılı Hamdi Yazır 88-Derken yıldızlara bir göz attı:
Süleyman Ateş 88. Yıldızlara bir göz attı:
Yaşar Nuri Öztürk 88 Bu arada İbrahim yıldızlara bir göz attı,
Ali Bulaç 89- “Ben, doğrusu hastayım” dedi.
Diyanet Vakfı 89. Ben hastayım, dedi.
Elmalılı Hamdi Yazır 89-“Ben hastayım” dedi.
Süleyman Ateş 89. Ben hastayım, dedi.
Yaşar Nuri Öztürk 89 Şöyle dedi: “Ben hastayım!”
Ali Bulaç 90- Böylelikle arkalarını çevirip ondan kaçmaya başladılar.
Diyanet Vakfı 90. Ona arkalarını dönüp gittiler.
Elmalılı Hamdi Yazır 90-O zaman arkalarını dönerek başından kaçışıverdiler.
Süleyman Ateş 90. Bunun üzerine arkalarını dönüp ondan kaçtılar.
Yaşar Nuri Öztürk 90 Bunun üzerine ondan gerisin geri kaçtılar.
Ali Bulaç 91- Bunun üzerine onların ilahlarına sokulup: “Yemek yemiyor musunuz?” dedi.
Diyanet Vakfı 91. Yavaşça putlarının yanına vardı. (Oraya konmuş yemekleri görünce:) Yemiyor musunuz?
Elmalılı Hamdi Yazır 91-Derken bir kurnazlıkta onların ilahlarına vardı da “Buyursanıza, yemez misiniz?” dedi.
Süleyman Ateş 91. O da gizlice onların tanrılarına sokuldu: “Yemez misini?” dedi.
Yaşar Nuri Öztürk 91 O da onların ilahlarının yanına sokulup dedi: “Bir şey yemez misiniz?”
Ali Bulaç 92- “Size ne oluyor ki konuşmuyorsunuz?”
Diyanet Vakfı 92. Neden konuşmuyorsunuz? dedi.
Elmalılı Hamdi Yazır 92 -93-“Neyiniz var konuşmuyorsunuz?” diyerek yaklaşıp onlara kuvvetli bir darbe indirdi.
Süleyman Ateş 92. Neyiniz var ki konuşmuyorsunuz?
Yaşar Nuri Öztürk 92 “Neniz var ki, konuşmuyorsunuz!”
Ali Bulaç 93- Derken onların üstüne yürüyüp sağ eliyle bir darbe indirdi.
Diyanet Vakfı 93. Bunun üzerine, yanlarına gelip sağ eliyle vurdu (kırıp geçirdi.)
Elmalılı Hamdi Yazır 92 -93-“Neyiniz var konuşmuyorsunuz?” diyerek yaklaşıp onlara kuvvetli bir darbe indirdi.
Süleyman Ateş 93. Ve gizlice üzerlerine yürüyüp sağ eliyle onlara kuvvetli bir darbe indirdi.
Yaşar Nuri Öztürk 93 İyice yanlarına sokulup sağ eliyle bir darbe indirdi.
Ali Bulaç 94- Çok geçmeden (halkı) birbirine girmiş durumda kendisine yönelip geldiler.
Diyanet Vakfı 94. (Putperestler) koşarak İbrahim’e geldiler.
Elmalılı Hamdi Yazır 94-Bunun üzerine birbirlerine girerek ona yöneldiler.
Süleyman Ateş 94. (Puta, tapanlar, döndüklerinde putlarını kırılmış görünce) Hemen koşarak ona gittiler.
Yaşar Nuri Öztürk 94 Bir süre sonra, halkı koşarak İbrahim’e geldi.
Ali Bulaç 95- Dedi ki: “Yontmakta olduğunuz şeylere mi tapıyorsunuz?”
Diyanet Vakfı 95. İbrahim: Yonttuğunuz şeylere mi ibadet edersiniz!
Elmalılı Hamdi Yazır 95-“A, siz kendi yonttuğunuz şeylere mi tapıyorsunuz?” dedi.
Süleyman Ateş 95. (Elinizle) Yonttuğunuz şeylere mi tapıyorsunuz? dedi.
Yaşar Nuri Öztürk 95 İbrahim dedi: “Elinizle yonttuğunuz şeylere mi tapıyorsunuz?”
Ali Bulaç 96- “Oysa sizi de, yapmakta olduklarınızı da Allah yaratmıştır.”
Diyanet Vakfı 96. Oysa ki sizi ve yapmakta olduklarınızı Allah yarattı, dedi.
Elmalılı Hamdi Yazır 96-Halbuki sizi ve yaptıklarınızı Allah yarattı.
Süleyman Ateş 96. Oysa sizi de, yaptığınız(bu şeyler)i de Allah yaratmıştır.
Yaşar Nuri Öztürk 96 “Oysaki sizi de yaptığınız şeyleri de Allah yaratmıştır.”
Ali Bulaç 97- Dediler ki: “Onun için (yüksekçe) bir bina inşa edin de onu çılgınca yanan ateşin içine atın.”
Diyanet Vakfı 97. Onun için bir bina yapın ve derhal onu ateşe atın! dediler.
Elmalılı Hamdi Yazır 97-“Haydi, bunun için bir bina yapın ve bunu ateşe atın!” dediler.
Süleyman Ateş 97. Onun için bir bina yapın da onu (o binada) ateşe atın dediler.
Yaşar Nuri Öztürk 97 Dediler: “Şunun için bir bina yapın da bunu ateşin ortasına fırlatın!”
Ali Bulaç 98- Böylelikle ona bir tuzak hazırlamak istediler. Oysa biz, onları alçaltılmışlar kıldık.
Diyanet Vakfı 98. Böylece ona bir tuzak kurmayı istediler. Fakat biz onları alçaklardan kıldık.
Elmalılı Hamdi Yazır 98-Böylece ona bir tuzak kurmak istediler. Biz de tuttuk kendilerini daha alçak (bir duruma) düşürdük.
Süleyman Ateş 98. Ona bir tuzak kurmak istediler, biz de (onların tuzaklarını boşa çıkardık), onları alçak düşürdük.
Yaşar Nuri Öztürk 98 Ona tuzak kurmak istediler ama, biz onları sefiller, reziller haline getirdik.
Ali Bulaç 99- (İbrahim) Dedi ki: “Şüphesiz ben, Rabbime gidiciyim; O, beni hidayete erdirecektir.”
Diyanet Vakfı 99. (Oradan kurtulan İbrahim:) “Ben Rabbime gidiyorum. O bana doğru yolu gösterecek”.
Elmalılı Hamdi Yazır 99-Bir de dedi ki: “Ben Rabbime gidiyorum, O bana yolunu gösterir.
Süleyman Ateş 99. (İbrahim) Dedi ki: “Ben Rabbime gideceğim, O, beni doğru yola iletecek.”
Yaşar Nuri Öztürk 99 İbrahim dedi: “Kuşkunuz olmasın ki ben Rabbime gideceğim, O bana kılavuzluk edecek.”
Ali Bulaç 100- “Rabbim, bana salihlerden (olan bir çocuk) armağan et.”
Diyanet Vakfı 100. O : “Rabbim! Bana sâlihlerden olacak bir evlat ver”, dedi.
Elmalılı Hamdi Yazır 100-Rabbim, bana iyilerden (bir evlat) ihsan et!”
Süleyman Ateş 100. Rabbim, bana iyilerden (bir çocuk) lutfet!
Yaşar Nuri Öztürk 100 “Rabbim, bana iyilik/barış sevenlerden birini lütfet!”
Ali Bulaç 101- Biz de onu halim bir çocukla müjdeledik.
Diyanet Vakfı 101. İşte o zaman biz onu uslu bir oğul ile müjdeledik.
Elmalılı Hamdi Yazır 101-Biz de ona uslu bir oğul müjdeledik.
Süleyman Ateş 101. Ona halim bir erkek çocuk müjdeledik.
Yaşar Nuri Öztürk 101 Bunun üzerine biz, İbrahim’e yumuşak huylu bir oğlan müjdeledik.
Ali Bulaç 102- Böylece (çocuk) yanında koşabilecek çağa erişince (İbrahim ona): “Oğlum” dedi. “Gerçekten ben seni rüyamda boğazlıyorken gördüm. Bir bak, sen ne düşünüyorsun.” (Oğlu İsmail) Dedi ki: “Babacığım, emrolunduğun şeyi yap. İnşaallah, beni sabredenlerden bulacaksın.”
Diyanet Vakfı 102. Babasıyla beraber yürüyüp gezecek çağa erişince: Yavrucuğum! Rüyada seni boğazladığımı görüyorum; bir düşün, ne dersin? dedi. O da cevaben: Babacığım! Emrolunduğun şeyi yap. İnşallah beni sabredenlerden bulursun, dedi.
Elmalılı Hamdi Yazır 102-(Oğlu) yanında koşma çağına gelince : “Yavrum, ben seni rüyamda boğazladığımı görüyorum. Artık bak ne düşünürsün?” dedi. (Çocuk da): “Babacığım sana ne emrediliyorsa yap! Beni inşaallah sabredenlerden bulacaksın!” dedi.
Süleyman Ateş 102. (Çocuk) Onun yanında koşma çağına erişince (İbrahim ona): “Yavrum, dedi, ben uykuda görüyorum ki ben seni kesiyorum; (düşün) bak, ne dersin?” (Çocuk): “Babacığım, sana emredileni yap, inşallah beni sabredenlerden bulacaksın.” dedi.
Yaşar Nuri Öztürk 102 Çocuk onunla birlikte koşacak yaşa gelince, İbrahim dedi: “Yavrucuğum, uykuda/düşte görüyorum ki ben seni boğazlıyorum. Bak bakalım sen ne görürsün/sen ne dersin?” “Babacığım, dedi, emrolduğun şeyi yap! Allah dilerse beni sabredenlerden bulacaksın.”
Ali Bulaç 103- Sonunda ikisi de (Allah’ın emrine ve takdirine) teslim olup (babası, İsmail’i kurban etmek için) onu alnı üzerine yatırdı.
Diyanet Vakfı 103. Her ikisi de teslim olup, onu alnı üzerine yatırınca:
Elmalılı Hamdi Yazır 103-Ne zaman ki ikisi de bu şekilde (Allah’a) teslim oldular, (İbrahim) onu tuttu şakağına yıktı (şakağı üzerine yatırdı).
Süleyman Ateş 103. İkisi de böylece (Allah’ın emrine) teslim olup (İbrahim, kurban etmek için) çocuğu alnı üzerine yıkınca,
Yaşar Nuri Öztürk 103 Böylece ikisi de teslim olup İbrahim onu şakağı üzerine yatırınca,
Ali Bulaç 104- Biz ona: “Ey İbrahim” diye seslendik.
Diyanet Vakfı 104.Biz ona: ” Ey İbrahim!” diye seslendik.
Elmalılı Hamdi Yazır 104-Ve ona şöyle seslendik: “Ey İbrahim!
Süleyman Ateş 104. Biz ona: “İbrahim!” diye ünledik.
Yaşar Nuri Öztürk 104 Biz şöyle seslendik: “Ey İbrahim!”
Ali Bulaç 105- “Gerçekten sen, rüyayı doğruladın. Şüphesiz biz, ihsanda bulunanları böyle ödüllendiririz.”
Diyanet Vakfı 105. Rüyayı gerçekleştirdin.Biz iyileri böyle mükâfatlandırırız.
Elmalılı Hamdi Yazır 105-Rüyaya gerçekten sadakat gösterdin, işte Biz güzel davrananları böyle mükafatlandırırız.”
Süleyman Ateş 105. Sen rüyayı doğruladın, işte biz, güzel davrananları böyle mükafatlandırırız!
Yaşar Nuri Öztürk 105 “Sen rüyayı gerçekleştirdin. İşte biz, güzel düşünüp güzel davrananları böyle ödüllendiririz.”
Ali Bulaç 106- Doğrusu bu, apaçık bir imtihandı.
Diyanet Vakfı 106. Bu, gerçekten, çok açık bir imtihandır.
Elmalılı Hamdi Yazır 106-“Şüphesiz ki bu apaçık ve kesin bir imtihandı.” dedik.
Süleyman Ateş 106. Gerçekten bu, apaçık bir sınav idi.
Yaşar Nuri Öztürk 106 “Bu, hiç kuşkusuz apaçık imtihanın ta kendisiydi.”
Ali Bulaç 107- Ve ona büyük bir kurbanı fidye olarak verdik.
Diyanet Vakfı 107. Biz, oğluna bedel ona büyük bir kurban verdik.
Elmalılı Hamdi Yazır 107-Ve ona büyük bir kurbanlık fidye verdik.
Süleyman Ateş 107. Ve fidye olarak ona büyük bir kurbanlık verdik.
Yaşar Nuri Öztürk 107 Ve ona fidye olarak büyük bir kurbanlık verdik.
Ali Bulaç 108- Sonra gelenler arasında ona (hayırlı ve şerefli bir isim) bıraktık.
Diyanet Vakfı 108. Geriden gelecekler arasında ona (iyi birnam) bıraktık:
Elmalılı Hamdi Yazır 108-Sonradan gelenler içinde kendisine iyi bir nam bıraktık.
Süleyman Ateş 108. Sonra gelenler arasında ona (iyi bir ün) bıraktık.
Yaşar Nuri Öztürk 108 Sonra gelenler içinde onu hatırlatan bir şey bıraktık.
Ali Bulaç 109- İbrahim’e selam olsun.
Diyanet Vakfı 109. İbrahim’e selam! dedik.
Elmalılı Hamdi Yazır 109-Selam İbrahim’e!
Süleyman Ateş 109. (İleride gelecek nesiller): “İbrahim’e selam olsun!” (diyeceklerdi.)
Yaşar Nuri Öztürk 109 Selam olsun İbrahim’e!
Ali Bulaç 110- Biz, ihsanda bulunanları böyle ödüllendiririz.
Diyanet Vakfı 110. Biz iyileri böyle mükâfatlandırırız.
Elmalılı Hamdi Yazır 110-İşte iyi hareket edenleri böyle mükafatlandırırız.
Süleyman Ateş 110. İşte biz güzel davrananları böyle mükafatlandırırız.
Yaşar Nuri Öztürk 110 Böyle ödüllendiririz biz, güzellik sergileyenleri!
Ali Bulaç 111- Şüphesiz o, bizim mü’min olan kullarımızdandır.
Diyanet Vakfı 111. Çünkü o, bizim mümin kullarımızdandır.
Elmalılı Hamdi Yazır 111-Çünkü o Bizim mü’min kullarımızdandı.
Süleyman Ateş 111. Çünkü o bizim mü’min kullarımızdandı.
Yaşar Nuri Öztürk 111 O da bizim inanan kullarımızdandı.
Ali Bulaç 112- Biz ona, salihlerden bir peygamber olarak İshak’ı da müjdeledik.
Diyanet Vakfı 112. Sâlihlerden bir peygamber olarak O’na (İbrahim’e) İshak’ı müjdeledik.
Elmalılı Hamdi Yazır 112-Bir de onu salihlerden bir peygamber olmak üzere İshak ile müjdeledik.
Süleyman Ateş 112. Biz ona İshak’ı, iyilerden bir peygamber olarak müjdeledik.
Yaşar Nuri Öztürk 112 Biz ona, hayrı ve barışı sevenlerden bir peygamber olan İshak’ı müjdeledik.
Ali Bulaç 113- Ona ve İshak’a bereketler verdik. İkisinin soyundan, ihsanda bulunan (muhsin olan) da var, açıkça kendi nefsine zulmeden de.
Diyanet Vakfı 113. Kendisini ve İshak’ı mübarek (kutlu ve bereketli) eyledik. Lâkin her ikisinin neslinden iyi kimseler olacağı gibi, kendine açıktan açığa kötülük edenler de olacak.
Elmalılı Hamdi Yazır 113-Hem ona hem İshak’a bereketler verdik, ikisinin neslinden de hem güzel davrananlar var, hem de açıkça kendi nefsine zulmedenler var.
Süleyman Ateş 113. Kendisine de, İshak’a da bereketler verdik. Onların neslinden (gelenler arasında) iyi hareket eden de var, açıkça kendisine zulmeden de.
Yaşar Nuri Öztürk 113 Ona da İshak’a da bereketler lütfettik. Onların zürriyetlerinden iyi düşünüp iyi davranan da var, öz benliğine açıkça zulmeden de var.
Ali Bulaç 114- Andolsun, biz Musa’ya ve Harun’a lütufta bulunduk.
Diyanet Vakfı 114. Andolsun biz Musa’ya da Harun’a da nimetler verdik.
Elmalılı Hamdi Yazır 114-Andolsun ki,Musa ile Harun’u da minnettar ettik.
Süleyman Ateş 114. Andolsun Musa’ya ve Harun’a da lutuflarda bulunduk.
Yaşar Nuri Öztürk 114 Yemin olsun, biz Mûsa ve Hârun’a da lütufta bulunduk.
Ali Bulaç 115- Onları ve kavimlerini o büyük üzüntüden kurtardık.
Diyanet Vakfı 115. Onları ve kavimlerini o büyük sıkıntıdan kurtardık.
Elmalılı Hamdi Yazır 115-Hem kendilerini ve kavimlerini o büyük sıkıntıdan kurtardık,
Süleyman Ateş 115. Onları ve kavimlerini büyük sıkıntıdan kurtardık.
Yaşar Nuri Öztürk 115 Onları ve toplumlarını büyük sıkıntıdan kurtardık.
Ali Bulaç 116- Onlara yardım ettik, böylece üstün gelenler oldular.
Diyanet Vakfı 116. Kendilerine yardım ettik de galip gelen onlar oldu.
Elmalılı Hamdi Yazır 116-hem yardım ettik onlara da, galip gelenler onlar oldular.
Süleyman Ateş 116. Onlara yardım ettik de üstün gelenler kendileri oldular.
Yaşar Nuri Öztürk 116 Onlara yardım ettik de galip gelenler kendileri oldular.
Ali Bulaç 117- Ve ikisine anlatımı-açık kitabı verdik.
Diyanet Vakfı 117. Her ikisine de apaçık anlaşılan bir kitabı (Tevrat’ı) verdik.
Elmalılı Hamdi Yazır 117-Hem kendilerine o belli Kitab’ı (Tevrat’ı) verdik.
Süleyman Ateş 117. Onlara açık ifadeli Kitabı verdik.
Yaşar Nuri Öztürk 117 Onlara, açık-seçik bilgi sunun Kitap’ı verdik.
Ali Bulaç 118- Onları dosdoğru yola yöneltip-ilettik.
Diyanet Vakfı 118. Her ikisini de doğru yola ilettik.
Elmalılı Hamdi Yazır 118-Kendilerini doğru yola çıkardık.
Süleyman Ateş 118. Ve onları doğru yola ilettik.
Yaşar Nuri Öztürk 118 Her ikisini dosdoğru yola kılavuzladık.
Ali Bulaç 119- Sonra gelenler arasında da ikisine (hayırlı ve şerefli bir isim) bıraktık.
Diyanet Vakfı 119. Sonra gelenler içinde, namlarına şunu bıraktık.
Elmalılı Hamdi Yazır 119-Sonrakiler içinde namlarına şunu bıraktık:
Süleyman Ateş 119. Ve sonra gelenler arasında onlara (iyi bir ün) bıraktık.
Yaşar Nuri Öztürk 119 Sonradan gelenler içinde, her ikisini hatırlatan bir şey bıraktık.
Ali Bulaç 120- Musa’ya ve Harun’a selam olsun.
Diyanet Vakfı 120. Musa ve Harun’a selam olsun.
Elmalılı Hamdi Yazır 120-“Selam Musa ile Harun’a!”
Süleyman Ateş 120. (Hep): “Musa’ya ve Harun’a selam olsun!” (diyeceklerdi).
Yaşar Nuri Öztürk 120 Selam olsun Mûsa’ya ve Hârun’a!
Ali Bulaç 121- Şüphesiz biz, ihsanda bulunanları böyle ödüllendiririz.
Diyanet Vakfı 121. Doğrusu biz, iyileri böylece mükâfatlandırırız.
Elmalılı Hamdi Yazır 121-İşte Biz güzel davrananları böyle mükafatlandırırız.
Süleyman Ateş 121. İşte biz güzel davrananları böyle mükafatlandırırız.
Yaşar Nuri Öztürk 121 Güzel düşünüp güzel davrananları biz böyle ödüllendiririz!
Ali Bulaç 122- Şüphesiz ikisi, bizim mü’min olan kullarımızdandılar.
Diyanet Vakfı 122. Şüphesiz, ikisi de mümin kullarımızdandı.
Elmalılı Hamdi Yazır 122-Çünkü ikisi de Bizim mü’min kullarımızdandı.
Süleyman Ateş 122. Çünkü ikisi de bizim inanan kullarımızdandı.
Yaşar Nuri Öztürk 122 O ikisi de bizim inanan kullarımızdandı.
Ali Bulaç 123- Gerçekten İlyas da, gönderilmiş (peygamber)lerdendi.
Diyanet Vakfı 123. İlyas da şüphe yok ki, peygamberlerdendi.
Elmalılı Hamdi Yazır 123-Şüphesiz İlyas da gönderilen peygamberlerdendir.
Süleyman Ateş 123. İlyas da elçilerdendi.
Yaşar Nuri Öztürk 123 İlyas da elbette ki peygamberlerdendi.
Ali Bulaç 124- Hani kendi kavmine demişti ki: “Siz korkup sakınmaz mısınız?”
Diyanet Vakfı 124. (İlyas) milletine: (Allah’a karşı gelmekten) sakınmaz mısınız?
Elmalılı Hamdi Yazır 124-Kavmine şöyle demişti: “Siz Allah’tan korkmaz mısınız?
Süleyman Ateş 124. Kavmine demişti ki: “(Allah’ın azabından) Korunmaz mısınız?”
Yaşar Nuri Öztürk 124 O da toplumuna şöyle demişti: “Hâlâ korkup sakınmıyor musunuz?”
Ali Bulaç 125- “Siz Ba’le tapıp da yaratıcıların en güzeli (olan Allah’ı) mı bırakıyorsunuz?”
Diyanet Vakfı 125.Yaratanların en iyisini bırakıp da Ba’l’e mi taparsınız? demişti.
Elmalılı Hamdi Yazır 125-O en güzel yaratanı bırakıp da Ba’le mi yalvarıyorsunuz?
Süleyman Ateş 125. Ba’l’e yalvarıyorsunuz da, bırakıyor musunuz, yaratıcıların en güzelini?”
Yaşar Nuri Öztürk 125 “Bal’e yalvarıp yakarıyor, yaratıcıların en güzelini bırakıyor musunuz?”
Ali Bulaç 126- “Allah ki, sizin de Rabbiniz, önceki atalarınızın da Rabbidir.”
Diyanet Vakfı 126. “Sizin de Rabbiniz, sizden önce gelen atalarınızın da Rabbi olan Allah’ı?”
Elmalılı Hamdi Yazır 126-Rabbiniz ve önceki atalarınızın Rabbi olan Allah’ı” demişti.
Süleyman Ateş 126. Sizin Rabbiniz ve önceki atalarınızın Rabbi olan Allah’ı?
Yaşar Nuri Öztürk 126 “Sizin de Rabbiniz, önceki atalarınızın da Rabbi olan Allah’ı terk mi ediyorsunuz?”
Ali Bulaç 127- Fakat onu yalanladılar; bundan dolayı gerçekten onlar, (azab için getirilip) hazır bulundurulacak olanlardır.
Diyanet Vakfı 127. Bunun üzerine İlyas’ı yalanladılar. Onun için onların hepsi (cehenneme) götürüleceklerdir.
Elmalılı Hamdi Yazır 127-O zaman onu yalanladılar. Şüphesiz ki onlar da (cehenneme atılmak üzere) hazır bulunduruldular.
Süleyman Ateş 127. Onu yalanladılar, bundan dolayı onlar (azaba) getirileceklerdir.
Yaşar Nuri Öztürk 127 Sonunda onu yalanladılar. Bu yüzden onlar mutlaka huzura getirileceklerdir.
Ali Bulaç 128- Ancak, muhlis olan Allah’ın kulları başka.
Diyanet Vakfı 128. Ancak Allah’ın ihlâslı kulları müstesna.
Elmalılı Hamdi Yazır 128-Allah’ın ihlaslı kulları müstesna.
Süleyman Ateş 128. Yalnız Allah’ın halis kulları azab dışındadırlar.
Yaşar Nuri Öztürk 128 Allah’ın samimi, seçkin kulları müstesna.
Ali Bulaç 129- Sonra gelenler arasında ona (hayırlı ve şerefli bir isim) bıraktık.
Diyanet Vakfı 129. Sonra gelenler içinde, kendisine bir ün bıraktık,
Elmalılı Hamdi Yazır 129-O’na da sonrakiler içinde şunu bıraktık:
Süleyman Ateş 129. Biz, sonra gelenler arasında ona (İlyas’a da iyi bir ün) bıraktık:
Yaşar Nuri Öztürk 129 Sonrakiler içinde İlyas’ı hatırlatacak bir şey de bıraktık.
Ali Bulaç 130- İlyas’a selam olsun.
Diyanet Vakfı 130. “İlyas’a selâm!” dedik.
Elmalılı Hamdi Yazır 130-“Selam İlyas ‘a!”
Süleyman Ateş 130. İlyas’a selam olsun.
Yaşar Nuri Öztürk 130 Selam olsun İlyas’a!
Ali Bulaç 131- Şüphesiz biz, ihsanda bulunanları böyle ödüllendiririz.
Diyanet Vakfı 131. Şüphesiz biz, iyileri işte böyle mükâfatlandırırız.
Elmalılı Hamdi Yazır 131-İşte Biz güzel davrananları böyle mükafatlandırırız.
Süleyman Ateş 131. İşte biz güzel davrananları böyle mükafatlandırırız.
Yaşar Nuri Öztürk 131 Güzel düşünüp güzel davrananları böyle ödüllendiririz biz.
Ali Bulaç 132- Şüphesiz o, bizim mü’min olan kullarımızdandı.
Diyanet Vakfı 132. Çünkü o, bizim mümin kullarımızdandı.
Elmalılı Hamdi Yazır 132-Çünkü o Bizim mü’min kutlarımızdandı.
Süleyman Ateş 132. Çünkü o bizim mü’min kullarımızdandı.
Yaşar Nuri Öztürk 132 Bizim inanan kullarımızdandı o.
Ali Bulaç 133- Gerçekten Lût da gönderilmiş (elçi)lerdendi.
Diyanet Vakfı 133. Lût da elbette peygamberlerdendi.
Elmalılı Hamdi Yazır 133-Şüphesiz Lut da gönderilen peygamberlerdendir.
Süleyman Ateş 133. Lut da gönderilen elçilerdendi.
Yaşar Nuri Öztürk 133 Hiç kuşkusuz, Lût da peygamberlerdendi.
Ali Bulaç 134- Hani biz onu ve ailesini topluca kurtarmıştık.
Diyanet Vakfı 134. Hani biz Lût’u ve ailesinin hepsini kurtardık.
Elmalılı Hamdi Yazır 134-Onu ve bütün ailesini kurtardık;
Süleyman Ateş 134. Onu ve ailesini kurtardık.
Yaşar Nuri Öztürk 134 Onu ve ailesini toptan kurtarmıştık biz.
Ali Bulaç 135- Geride bırakılanlar arasında bir yaşlı kadın dışında.
Diyanet Vakfı 135. Ancak geridekiler arasında kalan yaşlı bir kadın dışında,
Elmalılı Hamdi Yazır 135-geride batanlar arasında kalan bir kadın hariç.
Süleyman Ateş 135. Yalnız (azabda) kalacaklar arasında bulunan acuze bir kadın hariç.
Yaşar Nuri Öztürk 135 Ancak terk edilenler içinde kalan kocakarı hariç.
Ali Bulaç 136- Sonra geride kalanları yerle bir ettik.
Diyanet Vakfı 136. Sonra diğerlerini yok ettik.
Elmalılı Hamdi Yazır 136-Sonra diğerlerini yerle bir ettik.
Süleyman Ateş 136. Sonra ötekileri kırdık (geçirdik).
Yaşar Nuri Öztürk 136 Sonra ötekileri yerle bir ettik.
Ali Bulaç 137- Siz onların üstünden muhakkak geçip gidiyorsunuz; sabah vakti.
Diyanet Vakfı 137. (Ey insanlar!) Siz onların yanlarından geçip gidiyorsunuz:sabahleyin
Elmalılı Hamdi Yazır 137-Ve siz sabahları onlara uğrar ve üzerlerinden geçersiniz,
Süleyman Ateş 137. Siz onların yanlarından geçip gidiyorsunuz; sabahleyin,
Yaşar Nuri Öztürk 137 Kuşkusuz ki, siz onların yanından sabahları geçiyorsunuz.
Ali Bulaç 138- Ve geceleyin. Yine de akıllanmayacak mısınız?
Diyanet Vakfı 138. Ve geceleyin. Hâla akıllanmayacak mısınız?
Elmalılı Hamdi Yazır 138-geceleyin de; hala akıl edip düşünmez misiniz?
Süleyman Ateş 138. Ve geceleyin. Düşünmüyor musunuz?
Yaşar Nuri Öztürk 138 Geceleyin de. Hâlâ aklınızı işletmeyecek misiniz?
Ali Bulaç 139- Şüphesiz Yunus da gönderilmiş (elçi)lerdendi.
Diyanet Vakfı 139. Doğrusu Yunus da gönderilen peygamberlerdendi.
Elmalılı Hamdi Yazır 139-Şüphesiz Yunus da gönderilen peygamberlerdendir.
Süleyman Ateş 139. Yunus da gönderilen elçilerdendi.
Yaşar Nuri Öztürk 139 Yûnus da gönderilen elçilerdendi.
Ali Bulaç 140- Hani o, dolu bir gemiye kaçmıştı.
Diyanet Vakfı 140. Hani o, dolu bir gemiye binip kaçmıştı.
Elmalılı Hamdi Yazır 140-Hani bir vakit dolu gemiye kaç(ıp sığın)mıştı,
Süleyman Ateş 140. Dolu gemiye kaçmıştı.
Yaşar Nuri Öztürk 140 Hani o, dolu bir gemiye kaçmıştı.
Ali Bulaç 141- Böylece kur’aya katılmıştı da, kaybedenlerden olmuştu.
Diyanet Vakfı 141. Gemide olanlarla karşılıklı kur’a çektiler de kaybedenlerden oldu.
Elmalılı Hamdi Yazır 141-kur’a çekişmişti de (gemiden) kaydırılanlardan olmuştu.
Süleyman Ateş 141. (Yükü fazla oluğundan gemi taşıyamamış, yolculardan birini denize atmak gerekmişti. Birini atmak üzere gemidekilerle) Kur’a çekti. (Yunus) Yenilenlerden oldu. (Kur’a kendisine isabet etti).
Yaşar Nuri Öztürk 141 Sonra kura çekti de kaybedenlerden oldu.
Ali Bulaç 142- Derken onu balık yutmuştu, oysa o kınanmıştı.
Diyanet Vakfı 142. Yunus kendini kınayıp dururken onu bir balık yuttu.
Elmalılı Hamdi Yazır 142-Derken (denize atıldı ve) kendisini balık yuttu. Pişmandı.
Süleyman Ateş 142. (Yunus, Rabbinden izinsiz olarak kavminden ayrıldığı için) Kendi kendisini kınarken (denize attılar) balık onu yuttu.
Yaşar Nuri Öztürk 142 Derken, kendisini balık yutmuştu. O kendi kendini kınayıp duruyordu.
Ali Bulaç 143- Eğer (Allah’ı çokça) tesbih edenlerden olmasaydı,
Diyanet Vakfı 143. Eğer Allah’ı tesbih edenlerden olmasaydı,
Elmalılı Hamdi Yazır 143-Eğer çok tesbih edenlerden olmasaydı,
Süleyman Ateş 143. Eğer tesbih edenlerden olmasaydı,
Yaşar Nuri Öztürk 143 Eğer tespih edenlerden olmasaydı.
Ali Bulaç 144- Onun karnında (insanların) dirilip-kaldırılacakları güne kadar kalakalmıştı.
Diyanet Vakfı 144. Tekrar diriltilecekleri güne kadar onun karnında kalırdı.
Elmalılı Hamdi Yazır 144-muhakkak diriltilecekleri güne kadar onun karnında kalırdı.
Süleyman Ateş 144. (İnsanların) Yeniden diriltilecekleri güne kadar balığın karnında kalırdı.
Yaşar Nuri Öztürk 144 İnsanların diriltilecekleri güne kadar onun karnında kalacaktı.
Ali Bulaç 145- Sonunda o hasta bir durumdayken çıplak bir yere (sahile) attık.
Diyanet Vakfı 145. Halsiz bir vaziyette kendisini dışarı çıkardık.
Elmalılı Hamdi Yazır 145-Hemen Biz onu hasta bir halde bir alana çıkardık,
Süleyman Ateş 145. (Ama balığın karnında bizi andı, tesbih etti, biz de) Onu hasta bir halde ağaçsız, çıplak bir yere attık.
Yaşar Nuri Öztürk 145 Bir süre sonra onu, çıplak araziye attık. Hastalanmıştı.
Ali Bulaç 146- Ve üzerine, sık-geniş yaprakla (kabağa benzer) türden bir ağaç bitirdik.
Diyanet Vakfı 146. Ve üstüne (gölge yapması için) kabak türünden geniş yapraklı bir nebat bitirdik.
Elmalılı Hamdi Yazır 146-Üzerine kabak cinsinden bir ağaç bitirdik.
Süleyman Ateş 146. Ve üzerine (gölge yapması için) Bir asma kabak ağacı bitirdik.
Yaşar Nuri Öztürk 146 Üzerine kabak cinsinden bir ağaç bitirdik.
Ali Bulaç 147- Onu yüzbin veya (sayısı) daha da artan (bir topluluk)a (peygamber olarak) gönderdik.
Diyanet Vakfı 147. Onu, yüz bin veya daha çok kişiye peygamber olarak gönderdik.
Elmalılı Hamdi Yazır 147-Ve onu (Yunus’u) yüzbin insana peygamber olarak gönderdik ve hatta artıyorlardı.
Süleyman Ateş 147. Ve onu yüz bin insana, ya da daha fazla olanlara elçi gönderdik.
Yaşar Nuri Öztürk 147 Onu yüzbin kişiye yahut daha fazla olanlara elçi olarak gönderdik.
Ali Bulaç 148- Sonunda ona iman ettiler, biz de onları bir süreye kadar yararlandırdık.
Diyanet Vakfı 148. Sonunda ona iman ettiler, bunun üzerine biz de onları bir süreye kadar yaşattık.
Elmalılı Hamdi Yazır 148-O zaman iman ettiler de onları bir zamana kadar yararlandırdık.
Süleyman Ateş 148. İnandılar, biz de onları bir süreye kadar geçindirdik.
Yaşar Nuri Öztürk 148 Onlar inandılar. Biz de onları bir vakte kadar nimetlendirdik.
Ali Bulaç 149- Şimdi onlara sor: -Kızlar senin Rabbinin, erkek çocuklar onların mı?
Diyanet Vakfı 149. Putperestlere sor: Kızlar Rabbinin de erkekler onların mı?
Elmalılı Hamdi Yazır 149-Şimdi sor o seninkilere: “Kızlar Rabbine, oğullar onlara öyle mi?
Süleyman Ateş 149. Şimdi onlara sor: Rabbine kızlar, onlara da oğlanlar mı?
Yaşar Nuri Öztürk 149 Şimdi sor şunlara: “Kızlar Rabbinin de oğlanlar onların mı?”
Ali Bulaç 150- Yoksa onlar, şahidlik etmekteyken biz melekleri dişiler olarak mı yarattık?
Diyanet Vakfı 150. Yoksa biz melekleri onların gözü önünde kız olarak mı yarattık?
Elmalılı Hamdi Yazır 150-Yoksa Biz melekleri dişi yaratmışız da onlar şahit mi bulunuyorlarmış?”
Süleyman Ateş 150. Yoksa biz melekleri, onların gözleri önünde dişi mi yarattık (ki meleklerin dişi olduğunu söylüyorlar)?
Yaşar Nuri Öztürk 150 Yoksa biz, melekleri, bunların tanıklık ettikleri bir sırada, dişiler olarak mı yarattık?
Ali Bulaç 151- Dikkat edin; gerçekten onlar, uydurdukları yalandan dolayı derler ki:
Diyanet Vakfı 151. Dikkat edin, kesinlikle yalan uydurup söylüyorlar ki;
Elmalılı Hamdi Yazır 151-Ha!.. Onlar şüphesiz uydurdukları iftiralardan dolayı:
Süleyman Ateş 151. İyi bilin, onlar iftiraları yüzünden diyorlar ki:
Yaşar Nuri Öztürk 151 Dikkat edin, onlar, iftiralarının bir eseri olarak mutlaka şöyle diyecekler:
Ali Bulaç 152- “Allah doğurdu.” Onlar, hiç şüphesiz, muhakkak yalan söylüyorlar.
Diyanet Vakfı 152. “Allah doğurdu” diyorlar. Onlar şüphesiz yalancıdırlar.
Elmalılı Hamdi Yazır 152-“Allah doğurdu.” derler. Ve bunlar gerçekten yalancıdırlar.
Süleyman Ateş 152. Allah doğurdu. Onlar elbette yalancıdırlar.
Yaşar Nuri Öztürk 152 “Allah doğurdu!” Vallahi onlar yalancıdırlar.
Ali Bulaç 153- (Allah,) Kızları, erkek çocuklara tercih mi etmiş?
Diyanet Vakfı 153. Allah, kızları oğullara tercih mi etmiş!
Elmalılı Hamdi Yazır 153-(Allah) kızları oğullara tercih mi etmiş?
Süleyman Ateş 153. (Allah) Kızları seçip oğlanlara tercih mi etmiş?
Yaşar Nuri Öztürk 153 Allah, kızları oğlanlara tercih mi etmiş?
Ali Bulaç 154- Size ne oluyor, nasıl hüküm veriyorsunuz?
Diyanet Vakfı 154. Ne oluyor size? Nasıl hükmediyorsunuz?
Elmalılı Hamdi Yazır 154-Nah sizlere! Nasıl hükmediyorsunuz?
Süleyman Ateş 154. Size ne oldu, nasıl hüküm veriyorsunuz?
Yaşar Nuri Öztürk 154 Ne oluyor size, o nasıl hüküm veriyorsunuz?
Ali Bulaç 155- Hiç mi öğüt alıp-düşünmüyorsunuz?
Diyanet Vakfı 155. Hiç düşünmüyor musunuz?
Elmalılı Hamdi Yazır 155-Hiç mi düşünmezsiniz
Süleyman Ateş 155. Hiç mi düşünmüyorsunuz?
Yaşar Nuri Öztürk 155 Hâlâ düşünüp ibret almıyor musunuz?
Ali Bulaç 156- Yoksa sizin apaçık bir deliliniz mi var?
Diyanet Vakfı 156. Yoksa sizin açık bir deliliniz mi var?
Elmalılı Hamdi Yazır 156-Yoksa sizin için açık bir ferman mı var ?
Süleyman Ateş 156. Yoksa sizin, (meleklerin, Allah’ın kızları oldukları hakkında) açık bir deliliniz mi var?
Yaşar Nuri Öztürk 156 Yoksa apaçık bir kanıtınız mı var?
Ali Bulaç 157- Eğer doğru söylüyorsanız, öyleyse getirin kitabınızı.
Diyanet Vakfı 157. Doğru sözlülerden iseniz, kitabınızı getirin!
Elmalılı Hamdi Yazır 157-O halde getirin kitabınızı doğru söylüyorsanız?
Süleyman Ateş 157. Eğer doğru iseniz Kitabınızı getirin.
Yaşar Nuri Öztürk 157 Eğer doğru sözlülerseniz, hadi getirin kitabınızı!
Ali Bulaç 158- Onlar, kendisiyle (Allah ile) cinler arasında bir soy-bağı kurdular. Oysa andolsun, cinler de onların gerçekten (azab için getirilip) hazır bulundurulacaklarını bilmişlerdir.
Diyanet Vakfı 158. Allah ile cinler arasında da bir soy birliği uydurdular. Andolsun, cinler de kendilerinin hesap yerine götürüleceklerini bilirler.
Elmalılı Hamdi Yazır 158-Bir de Allah ile cinler arasında bir soy bağı uydurdular. Andolsun cinler bilirler ki onlar huzura celbedileceklerdir.
Süleyman Ateş 158. Allah ile cinler arasında bir nesep, (bir soy bağlantısı) uydurdular. Oysa cinler de kendilerinin (yüce divana) getirileceklerini bilmişlerdir.
Yaşar Nuri Öztürk 158 Allah’la cinler arasında bir nesep oluşturdular. Yemin olsun, cinler de bilmiştir kendilerinin Allah huzuruna mutlaka getirileceklerini/cinler de bilmiştir, bunların Allah’ın huzuruna mutlaka çıkarılacaklarını.
Ali Bulaç 159- Onların nitelendirdiklerinden Allah yücedir.
Diyanet Vakfı 159. Allah, onların isnat edegeldiklerinden yücedir, münezzehtir.
Elmalılı Hamdi Yazır 159-Allah onların yakıştırdıkları vasıflardan münezzeh ve yücedir.
Süleyman Ateş 159. Haşa Allah, onların taktıkları sıfatlardan (münezzehtir), yücedir.
Yaşar Nuri Öztürk 159 Allah arınmıştır bunların nitelemelerinden.
Ali Bulaç 160- Ancak muhlis olan Allah’ın kulları başka.
Diyanet Vakfı 160. Allah’ın ihlâsa erdirilmiş kulları müstesnadır (onlar azap görmeyeceklerdir).
Elmalılı Hamdi Yazır 160-Fakat Allah’ın ihlas ile seçilen kulları başka.
Süleyman Ateş 160. Fakat Allah’ın temiz kulları hariç (onlar azaba sokulmayacaklardır).
Yaşar Nuri Öztürk 160 Allah’ın samimi, seçkin kulları, bunların yaptıklarından uzaktır.
Ali Bulaç 161- Artık siz de, tapmakta olduklarınız da.
Diyanet Vakfı 161. Sizler ve taptığınız şeyler!
Elmalılı Hamdi Yazır 161-Çünkü siz ve taptıklarınız,
Süleyman Ateş 161. (Ey inkarcılar) Ne siz, ne de taptıklarınız,
Yaşar Nuri Öztürk 161 Siz ve kulluk ettiğiniz şeyler,
Ali Bulaç 162- O’na karşı kimseyi fitneye sürükleyecek değilsiniz.
Diyanet Vakfı 162. Hiçbiriniz, Allah’a karşı azdırıp saptıramazsınız.
Elmalılı Hamdi Yazır 162-Allah’a karşı kimseyi baştan çıkaramazsınız,
Süleyman Ateş 162. Kandırıp Allah’ın yolundan çıkaramazsınız;
Yaşar Nuri Öztürk 162 O’na karşı kimseyi fitneye düşüremezsiniz.
Ali Bulaç 163- Ancak kendisi çılgınca yanan ateşe girecek olan başka (onu sürüklersiniz).
Diyanet Vakfı 163. Cehenneme girecek kimseden başkasını.
Elmalılı Hamdi Yazır 163-Cehenneme saldıran kimseden başkasını.
Süleyman Ateş 163. Cehenneme girecek olandan başkasını.
Yaşar Nuri Öztürk 163 Cehenneme salınacak olan müstesna.
Ali Bulaç 164- (Melekler der ki:) “Bizden her birimiz için belli bir makam vardır.”
Diyanet Vakfı 164. “(Melekler şöyle derler:) Bizim her birimiz için, bilinen bir makam vardır.”
Elmalılı Hamdi Yazır 164-(Melekler) : “Bizden her birimizin belli bir makamı vardır.
Süleyman Ateş 164. Bizden herkesin belli bir makamı vardır.
Yaşar Nuri Öztürk 164 Bizim, istisnasız herbirimizin bilinen bir makamı vardır.
Ali Bulaç 165- “Biziz, o saflar halinde dizilmiş olanlar, gerçekten biziz.”
Diyanet Vakfı 165. ” Şüphesiz biz,orada sıra sıra dururuz.”
Elmalılı Hamdi Yazır 165-Elbette biziz o saf saf dizilenler, biziz ;
Süleyman Ateş 165. Biziz, o saf saf dizilenler, biz.
Yaşar Nuri Öztürk 165 O saf saf dizilenler elbette biziz.
Ali Bulaç 166- “Biziz, o tesbih edenler de, gerçekten biziz.”
Diyanet Vakfı 166. “Ve şüphesiz Allah’ı tesbih ederiz.”
Elmalılı Hamdi Yazır 166-elbette biziz o tesbih edenler, biziz.” Derler
Süleyman Ateş 166. Biziz, o tesbih edenler, biz.
Yaşar Nuri Öztürk 166 O durmadan tespih edenler elbette biziz.
Ali Bulaç 167- Onlar (putatapıcılar), her ne kadar şöyle diyor idiyseler de:
Diyanet Vakfı l67. “Putperestler şöyle diyorlardı”.
Elmalılı Hamdi Yazır 167-Ve gerçek (şu ki, daha) önce şöyle diyorlardı:
Süleyman Ateş 167. Gerçi o(ortakkoşa)nlar şöyle diyorlardı:
Yaşar Nuri Öztürk 167 O inkârcılar şunu da söylüyorlardı:
Ali Bulaç 168- “Eğer yanımızda öncekilerden bir zikir (kitap) bulunmuş olsaydı.”
Diyanet Vakfı l68. “Eğer öncekilere verilenlerden bizde de bir kitap olsaydı”,
Elmalılı Hamdi Yazır 168-“Eğer yanımızda önceki (ümmet)lerden bir kitap olsaydı,
Süleyman Ateş 168. Eğer yanımızda öncekiler(e gelen Kitap’lar)dan bir uyarı olsaydı.
Yaşar Nuri Öztürk 168 “Eğer katımızda öncekilere verilenlerden bir öğüt/bir düşündürücü olsaydı,
Ali Bulaç 169- “Gerçekten bizler de, Allah’ın muhlis olan kullarından olurduk.”
Diyanet Vakfı l69. “Mutlaka Allah’ın ihlâslı kulları olurduk!” .
Elmalılı Hamdi Yazır 169-herhalde Allah’ın ihlas ile seçilmiş kullarından olurduk.”
Süleyman Ateş 169. Elbette biz, Allah’ın halis kulları olurduk!
Yaşar Nuri Öztürk 169 Elbette biz de Allah’ın samimi kullarından olurduk.”
Ali Bulaç 170- Fakat (kitap gelince) onu tanımayıp-küfrettiler; yakında bileceklerdir.
Diyanet Vakfı 170. İşte şimdi onu inkâr ettiler. Ama ileride bileceklerdir!
Elmalılı Hamdi Yazır 170-Fakat şimdi O’nu inkar ettiler, artık ileride bilecekler.
Süleyman Ateş 170. Ama o uyarıyı inkar ettiler, yakında (inkar etmelerinin sonunun nasıl olacağını) bileceklerdir.
Yaşar Nuri Öztürk 170 Fakat ardından onu inkâr ettiler. Yakında bilecekler.
Ali Bulaç 171- Andolsun, (peygamber olarak) gönderilen kullarımıza (şu) sözümüz geçmiştir:
Diyanet Vakfı 171. Andolsun ki, peygamber kullarımıza söz vermişizdir:
Elmalılı Hamdi Yazır 171-Andolsun ki peygamberlikte gönderilen kullarımız hakkında şu sözümüz geçmiştir:
Süleyman Ateş 171. Gönderilen elçi kullarımıza şu sözümüz geçmişti:
Yaşar Nuri Öztürk 171 Yemin olsun, elçi olarak gönderilen kullarımız hakkında şu sözümüz hükümleşmişti:
Ali Bulaç 172- Gerçekten onlar, muhakkak nusret (yardım ve zafer) bulacaklardır.
Diyanet Vakfı 172. Onlar mutlaka zafere ulaşacaklardır.
Elmalılı Hamdi Yazır 172-“Onlar (varya), elbette onlar muhakkak muzaffer olacaklardır.
Süleyman Ateş 172. Mutlaka zafere ulaştırılanlar kendileri olacaktır.
Yaşar Nuri Öztürk 172 Onlar, yardım görenlerin ta kendileri olacaklar.
Ali Bulaç 173- Ve şüphesiz; bizim ordularımız, üstün gelecek olanlar onlardır.
Diyanet Vakfı 173. Bizim ordumuz şüphesiz üstün gelecektir.
Elmalılı Hamdi Yazır 173-Ve elbette Bizim askerlerimiz mutlaka onlar galip geleceklerdir.
Süleyman Ateş 173. Ve galip gelenler, mutlaka bizim ordumuz olacaktır!
Yaşar Nuri Öztürk 173 Ordularımız, galip gelenlerin ta kendileri olacaklar.
Ali Bulaç 174- Öyleyse sen, bir süreye kadar onlardan yüz çevir.
Diyanet Vakfı 174. Onun için sen bir süreye kadar onlara aldırma.
Elmalılı Hamdi Yazır 174-Onun için bir süreye kadar onlardan yüz çevir.
Süleyman Ateş 174. Bir süreye kadar onlardan dön (onların sözlerine aldırış etme).
Yaşar Nuri Öztürk 174 Bir vakte kadar onlardan yüz çevir!
Ali Bulaç 175- Ve onları seyret; (azabı) yakında göreceklerdir.
Diyanet Vakfı 175. Onların halini gör, onlar da görecekler.
Elmalılı Hamdi Yazır 175-Gör onları(n akibeti ne olacak! Onlar da) yakında göreceklerdir.
Süleyman Ateş 175. Onları gözetle. Yakında (başlarına neler geleceğini) göreceklerdir.
Yaşar Nuri Öztürk 175 Gözün, üstlerinde olsun; yakında görecekler.
Ali Bulaç 176- Şimdi onlar, bizim azabımızı mı acele istiyorlar?
Diyanet Vakfı 176. Azabımızı acele mi istiyorlar?
Elmalılı Hamdi Yazır 176-Ve şimdi onlar. Bizim azabımıza uğramakta acele mi ediyorlar?
Süleyman Ateş 176. Bizim azabımızı mı acele istiyorlar?
Yaşar Nuri Öztürk 176 Azabımız gelsin diye acele mi ediyorlar?
Ali Bulaç 177- Fakat (azab) onların sahasına indiği zaman uyarılıp-korkutulanların sabahı ne kötü olur.
Diyanet Vakfı 177. Azap yurtlarına indiğinde, uyarılanların (fakat yola gelmeyenlerin) sabahı ne kötü olur!
Elmalılı Hamdi Yazır 177-Fakat (azap) onların sahasına indiği zaman o acı haber verilenlerin sabahı ne fenadır!
Süleyman Ateş 177. Fakat o azab yurtlarına indiği zaman uyarılmış olanların sabahı ne kötü olur!
Yaşar Nuri Öztürk 177 Azap, yurtlarına indiğinde, uyarılanların sabahı ne kötü olacaktır!
Ali Bulaç 178- Sen bir süreye kadar onlardan yüz çevir.
Diyanet Vakfı 178. Sen bir zamana kadar onlara aldırma.
Elmalılı Hamdi Yazır 178-Yine sen bir süreye kadar onlardan yüz çevir;
Süleyman Ateş 178. Bir süreye kadar onları kendi hallerine bırak.
Yaşar Nuri Öztürk 178 Yüz çevir onlardan belli bir vakte kadar!
Ali Bulaç 179- Ve seyret; (azabı) yakında göreceklerdir.
Diyanet Vakfı 179. Onların halini gör, onlar da göreceklerdir.
Elmalılı Hamdi Yazır 179-gör (ne olacak akibetleri. Onlar da) yakında göreceklerdir.
Süleyman Ateş 179. Ve (bekle de) gör, onlar da göreceklerdir.
Yaşar Nuri Öztürk 179 Ve gör neler olacak. Onlar da görecekler.
Ali Bulaç 180- Üstünlük ve güç (izzet) sahibi olan senin Rabbin, onların nitelendirdiklerinden yücedir.
Diyanet Vakfı 180. Senin izzet sahibi Rabbin, onların isnat etmekte oldukları vasıflardan yücedir, münezzehtir.
Elmalılı Hamdi Yazır 180-Güç ve kuvvet sahibi Rabbin, onların isnat enikleri vasıflardan münezzehtir.
Süleyman Ateş 180. Kudret ve şeref sahibi Rabbin, onların nitelendirmelerinden yücedir.
Yaşar Nuri Öztürk 180 Senin Rabbinin, o ululuk ve kudretin Rabbinin şanı yücedir onların verdiği sıfatlardan…
Ali Bulaç 181- Gönderilmiş (peygamber)lere selam olsun.
Diyanet Vakfı 181. Gönderilen bütün peygamberlere selam olsun!
Elmalılı Hamdi Yazır 181-Selam tüm peygamberlere!
Süleyman Ateş 181. Selam, gönderilen elçilere,
Yaşar Nuri Öztürk 181 Selam olsun tüm hak elçilerine!…
Ali Bulaç 182- Ve âlemlerin Rabbi olan Allah’a hamd olsun.
Diyanet Vakfı 182. Alemlerin Rabbi olan Allah’a da hamd olsun!
Elmalılı Hamdi Yazır 182-Ve hamd alemlerin Rabbi Allah’a!
Süleyman Ateş 182. Hamd, alemlerin Rabbi Allah’a!
Yaşar Nuri Öztürk 182 Hamt olsun âlemlerin Rabbi Allah’a!…

 

 

http://www.kuranikerim.gen.tr sitesinden alınmıştır.

 

Saffat suresi – Karşılaştırmalı meal

Bu yazıyı okudunuz mu?

Karşılaştırmalı Kur'an Mealleri

Nahl suresi – Karşılaştırmalı meal

Nahl suresi – Karşılaştırmalı meal Karşılaştırmalı Kur’an Mealleri NAHL SURESİ Ali Bulaç Rahman ve Rahim ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir