Anasayfa / DİNİMİZ İSLAM / İSLAM AHLAKI / Salih amel ve iyiliğin mahiyeti
imanilmihali.com
Salih amel ve iyiliğin mahiyeti

Salih amel ve iyiliğin mahiyeti

Salih amel ve iyiliğin mahiyeti

Salih amel dine ve imana uygun güzel işler, oluş ve değerler, iyilik ise Yüce Allah’a, kendimize ve başkalarına yaptığımız olumlu yardımın adıdır.

Dinen salih amel hayatın kendisidir, kendisi olmak zorundadır. Yani her iş ve oluş, her fikir ve söz salih, uygun, doğru ve güzel olmalıdır. Bu sınavın gereği ve Allah’ın emridir. Keza iyilik de kendimize, Allah’a ve başkalarına, çevreye yaptığımız güzel şeylerdir ve her hareketimiz kötülüğe değil iyiliğe meyletmelidir çünkü sınav ve Allah emri bu şekildedir.

İnsan, ister Kur’an ve isterse sünnetten istifadeyle olsun, ister kalp pınarlarından fışkıran hayat çığlıklarıyla olsun iyi ve güzele kılavuzlanmış, kalbinde imanla hayata gelmiştir. Ahiret sorgusunun ilk suali de işte bu imanın muhafazasının ve fıtratta verilen Allah’a sadakat sözünün hayat denen fani süreçte ne kadar tutulup tutulmadığının karşılaştırılmasıdır.

Nitekim kefenin cebine girecek iki şey iman ve salih niyet – amellerdir. Ahlak, ibadet dahil tüm söz ve davranışlar amel cinsindenken, iman niyet cinsindendir ve bu yüzden imanı veren ve bilen sadece Allah’tır. Bu bir kimseyi imanlı veya imansız adletmeyi yasaklar ve iman derecelendirilmesine zinhar karşı çıkar. Çünkü Allah’ın sınırlarına riayet demek olan takva dahi sadece Allah KATINDA bir üstünlük derecesidir ve dünyada insanlar arasına tatbik edilemez. Edilirse riya ve münafıklığa, zorluk ve şiddete, çıkar ve soygunlara yol açılmış olur.

Meleklerin ve insanların şahitliği sadece söz ve davranışlaradır ve fakat niyetlere şahitlik sadece Allah’a mahsustur. Bu nedenle amel defterleri ne denli dolu ve ağır olsa da akibet Yüce Allah’ın onayını takiben belirlenir ve O, söz ve davranışların ardındaki niyetleri ortaya koyarak iyilik ve güzelliklerin gerçekten var olup olmadığına, riya mı has mı olduklarına hüküm verir. Hakların sahiplerine ve kamuya iadesi ve gerçek niyetlerin Allah tarafından okunması ise nice cennetlik sanınanları cehenneme mahkum eder. 

Kişinin kendisine, etrafına, Allah’a yardımı söz konusudur ve aslolan yardım önce Allah’adır. Çünkü Allah kendisine yardıma edene yardım eder. Bu fiziki ve manevi boyutta teslimiyetle başlayan , cihadla devam eden, nurlandırmayla ve güzel çığır açmayla süren, şerle mücadele ile doruklara ulaşan, ibadet, ahlak ve salih amelle perçinleşen, saadet imkanıdır.

Kulun etrafına yardımı demek olan iyilik ise çevreyi korumakla başlayan, başkalarının müşküllerini gidermeyle devam eden, merhamet sergileme ve yardım eli uzatma, olanı paylaşma, fedakarlık halidir.

Kendine iyilik ise, hem bedene (maddi) hem ruha (manevi) yardım etmek, ıslah ve terbiyeye çalışmak, ibadet ve ahlakla yontmak, iman ile doğru yola sevk etmek, teslimiyet ile sadece Allah’a yöneltmektir. Zararlı alışkanlıklardan kurtulmak, bedeni haram şehvetlerden uzaklaştırmak ise bedenin sınav süresince dinç ve emin olmasına sebeptir. Ruhun kirlenmesi elbet söz konusu değildir ve kirlenen nefistir. Çünkü Yüce Allah’ın bizlere üflediği ruh aslen Allah’a aittir ve sınav olan (doğrusunu Allah bilir) ruh değil nefislerimizdir.

Salih amel ise her türlü söz ve davranışlarımızla hakkı, adaleti, hayrı, imanı, doğru ve güzeli söylemek, ima etmek, işaret etmek, savunmak, onaylamak, desteklemek gayretlerinin tamamıdır. Aslen ibadetler, iyilikler, sözler dahil her şey amel cinsinden olduğu için bu gruptadır ve tamamı salih yani iyi olmak zorundadır.

Peki salih olma şartı denir?

Bu şart; aklın ve kalbin selim olması yani hakka hizmet eder, Kur’an’a uygun ve sadece Allah rızasını esas alır vaziyette, iman dolu olmasıdır. Yani tüm iyilik ve güzelliklerin ilahi tasviri içinde sadece Allah kelimesi olmalı ve niyetler sadece Allah rızasını aramalıdır.

Bu yoksa yani imandan mahrum tüm güzellik ve iyilik mefumları nafiledir, beyhudedir, sahte veya noksandır. Bunların da Allah katında bir karşılığı elbet olacaktır lakin iman denen lezzetin dışa vurulması ve ispatı durumundaki iyilik ve salih amellerin imana yaslanması asıl arzu edilendir.

Öte yandan imanın ispatı sadece iyilik yapmakla da olunamaz, şerle mücadele de olmalıdır. Yani ameller imandan olmamakla bbirlikte imanın tek ameli yanı şer ve şeytanlarla mücadeledir. Diğer tüm ameller ise imandan değil ama imanın ispatı vaziyetindedir.

Şeytanlarla mücadele etmek iman etmenin iki yüzünden birisidir ve tanımın içinde yer alan sadece Allah’a teslimiyet ilkesinin gereğidir. Yeryüzündeki yaşamın ve kişinin kendi ömrünün heba olmaması için tüm söz ve davranışlarda iman olmalıdır ki imandan yoksun ahlak, ibadet, salih amel spor, hobi veya alışkanlıktan ibarettir.

Keza ahlak denen şey Kur’an ahlakıdır. Değilse sadece beşeri ahlak veya sahte İslam ahlakı olarak kalır ki değeri yoktur, evrensel değildir ve fayda sağlamaz.

Tevekkül imanın tarifinde geçen bir diğer kavramdır ve sadece Allah’a güvenme halidir. Bunun amele yansıması ise başkalarına yaranmak veya başkalarından korkarak davranmanın yanlışlığına vurgudur.

Salih amel ve iyiliğin mahiyeti, içerisinde iman varsa makbul ve muteber, iman yoksa nafile ve beyhudedir. Çünkü riya ve gösterişe gayet müsait bu alanda Yüce Allah’ın olmadığı boşluğu elbet birileri doldurur ve bu dolduran güç kalpte ilahlaşır. İster kulun kendi egosu, ister başka kişiler veya bizzat şeytan olsun bu boşluğu her kim doldurursa iyilik dahi yapılsa o kalptekinin muradı istikametinde yapılır ve maalesef çoğu zaman iyilik ve salih amel zannıyla yapılan söz ve hareketler aslında çirkine ve batıla hizmet eder. Çünkü hak değildir, mutlak değildir, yalan, sahte ve izafidir.

Mutlak iyilik ve salih amel ise Allah çizgisinde olan ve Kur’an ile işaret edilendir ki nass denilen bu hükümler kulların tartışmasız olarak kabul etmekle mükellef olduğu ortak paydalardır, emir ve yasaklardır. Tartışmasız bu gerçekler üzerinde yorum dahi yapılamaz. Lakin Kur’an’a dayanmayan tüm diğer yorumlar ise nass değildir, Allah emri, değildir, Allah’ın yüce iradesine paralel olsa da içerisinde Allah emri olmadığı için makbul değildir.

O halde kulun yaşamı dinin ta kendisi, yaptığı güzel şeylerin tamamı amel veya niyet olsun, ibadettir. İman bu yaşamın itici gücü, doğru istikamette tutan pusulasıdır. Hayra ve güzelliğe hizmet eden herşey haktır, faydalıdır ve sevap kazandırır. Sevaplar misliyle, kötülüklere cezalar sadece kendisiyledir ve bu Allah’ın rahmetinin bir eseridir. İyiliğin şeytanlara karşı ve can pahasına yapılması ise mükafatını misliyle artırır ki şehitlerin iyiliği bu nedenle emsalsizdir.

Şehitliğin tartışması bu yazı konusu değildir lakin dipnot olarak bilinmelidir ki şehitlik Allah yolunda ve inkarcılar karşısında yapılan canı pahasına mücadelede canı yitirmektir. Bu nedenle doğrusunu Allah bilir lakin önüne gelene şehit muamelesi yapmak bu aziz mertebenin şerefine halel getirmektir.

Cennetler kolay değildir. Olsaydı sahabeler ve Hz. Peygamber gölgeliklerde serinler, servetlerle mutlu yaşar, ibadetle yetinir, kendisini kurtarmaya gayret ederken başkalarını düşünmez, cihaddan kaçar, uzak yerlerdeki mazlumların çığlıklarına kulak tıkarlardı.

Kaldı ki iblis ahdinde haklı çıkacak, insanların çoğu iman etmeyecek, iman ettik sananların çoğu şirke batmadan iman edemeyecek, insanların çoğu iman sahibi azınlığı azgınlığa çekmeye çalışacaktır. Bu ibareler Kur’an’ındır ve haktır. Bu nedenle Allah cehennemi dolduracağına yemin etmiştir. (Cehennemin insan ve cinlerle dolacağını bilmiştir.) Cennetler ise tehna olacaktır.

Peygamberimizin hayatı konumuza ait muazzam örneklerle doludur ki O’nun vefatı anında serveti kocaman bir sıfırdı. Yani fani hayata ait maddi alım gücü demek olan ve infak edilmeyerek saklanan her kuruşun alevden halkalar olacağını bilen mübarek insanın hayatı bize gösterir ki iyilik sınırları zorlamak, hakiki olmak, ecel anında bile hayata geçirilecek olandır.

Kıyamet koparken dahi elinizdeki fidanı dikmeye devam edin diyen bir Peygamberin çevre ve tabiata, sokak hayvanlarının cesetlerine dahi saygı gösteren Peygamberin mahlukata saygı ve sevgisi imandan kaynaklanan kocaman iyiliklerdir ki esirlere ve kölelere, yetimlere ve yoksullara yaptıkları saymakla bitmez.

Dileseydi servetler yığıp, kervan sürüleriyle Mekkeve Medine’nin en zengini olabilecek muazzez Peygamber bilakis hayra harcamak, yardım etmek ve paylaşmakla bizlere de muazzam dersler vermiştir. Allah’a, etrafa ve kendisine yardım ve iyilikte adeta emsal olan, niyeti has ve salih olan Peygamber, Kur’an’ın arzu ettiği insan tipidir ve cennetliklerin de tasviridir.

Her kul yaşamını bu örnek hayatla mukayese etmek, sorgulamak zorundadır. Sual şudur; biz sahabeler döneminde yaşasaydık tasnifimiz ne olur du? Veya Hz. Peygamber bugün hayatta olsaydı ve bizi görseydi ne derdi?

Burada anılan şey sıradan ve şekilci bir sorgulama değil iman testidir. Yani Hz. Peygamberin LCD televizyonu yoktu ve belki biz bu ilim meyvesinden istifade ediyor olmakla günahta değiliz lakin onun ahlaki, ibadeti ve imani seviyesinin neresindeyiz? soru budur.

Utanılacak halde olduğumuz muhakkaktır ve bunda şeytanların gayreti kadar kendi Kur’ansızlığımız da baş roldedir.

İman kalpte olsa da tarifi ve mahiyeti Kur’an’dadır ve Kur’an’dan uzaklaşan bir toplumun iyilikleri de kişilere, yasalara göre değişir. Adeta yasalara uymakla eşitlenen, zekatı kırkta biri endeksleyen yıkıcı dini anlayış her an devrededir ve sünnet diye çırpınanlar dahi Peygamberin yaptığı iyilik ve yardımları anmaktan uzaktır. Çünkü bunlar dillendirildiği anda dinde zenginleşmenin olmadığı da ortaya çıkacak ve kurulu üzenler bozulacaktır. Dinci zihniyet bunun yerine takke, fistan, tesettür ve tesbihi öne çıkarır ki şekilci islam, hak din İslam’ın da belini kırar.

Netice de Kur’an ahlakı gayedir, iyilik ve salih amelin özü iman ve sadece Allah rızasını esas almaktır ve asıl iyilik önce Allah’a ve sonra kendimizden başkalarına yaptığımızdır.

İçinde Kur’an ve iman olmayan haller ise güzel dahi olsalar hobiden ve spordan ibarettir.

Bu yazıyı okudunuz mu?

Dinen cimrilik nedir

Dinen cimrilik nedir

Dinen cimrilik nedir Cimrilik; ihtiyaçtan fazlasına sahip olduğu halde paylaşmayan, eli sıkı olan, ihtiyacı olmadığı ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir