Anasayfa / DİNİMİZ İSLAM / İSLAM AHLAKI / Şan ve şeref bütünüyle Allah’ındır
imanilmihali.com
Şan ve şeref bütünüyle Allah’ındır

Şan ve şeref bütünüyle Allah’ındır

Şan ve şeref bütünüyle Allah’ındır

Şeref; onur, erdem, yüreklilik ve yetenekle elde edilmiş ün demektir. Onur ise, kişinin kendi varlığına, kendi kişiliğine karşı beslediği saygı, insanı insan yapan iç değer, saygınlık, yücelik duygusu, övülmeye layık olma hali, itibar demektir. Şan ise ün, şöhret demektir.

Kur’an bize hatırlatır ve ezberletir ki insan denen varlık şerefli yaratılmış ve şerefli yaşamakla yükümlü kılınmıştır.

“Andolsun, biz insanoğlunu şerefli kıldık. Onları karada ve denizde taşıdık. Kendilerini en güzel ve temiz şeylerden rızıklandırdık ve onları yarattıklarımızın birçoğundan üstün kıldık.” (İsra 17/70)

Burada anılan şerefli olma halini açacak olursak karşımıza; temizlik, güzellik, namus, doğruluk, saygınlık, güven gibi tüm insani değerler çıkar ki sapmışlar ve aldanmışlar hariç insanların tümü bu cümledendir. Allah yolundan ve fıtrat gayesinden sapan, haddi aşan ve kananlar ise ilk önce bu şerefi kaybeder.

İnsanın emaneti taşıyabilmesi ancak bu şerefledir ki bunu sağlamak için evcil hayvanlar insana boyun eğdirilmiş, vasıtalar hizmete verilmiş, kainat yaşamı destekler hale getirilmiş, insan tüm varlıklardan değil ama (!) çoğundan üstün kılınmıştır.

Her nimette olduğu gibi asıl şeref ve şan sahibi Yüce Allah’tır. Din, yaşam, güzellik ve azamet adına olan herşeyin sahibi, yaratıcısı, Maliki Allah’tır ve O şanıyla, şerefiyle hayata nur katan, istikamet verendir.

Her kim şan ve şeref istiyorsa bilsin ki, şan ve şeref bütünüyle Allah’a aittir. Güzel sözler ancak O’na yükselir. Salih ameli de güzel sözler yükseltir. Kötülükleri tuzak yapanlar var ya, onlar için çetin bir azap vardır. İşte onların tuzağı boşa çıkar.” (Fatır 35/10)

“Gerçek hükümdar olan Allah, yücedir. O’ndan başka hiç ilâh yoktur. O, şerefli ve yüce Arş’ın Rabbidir. Kim, hakkında hiçbir delili olmadığı hâlde Allah ile birlikte başka bir ilâha taparsa, onun hesabı ancak Rabbi katındadır. Şüphesiz kâfirler asla kurtuluşa eremezler.” (Mü’minun 23/116,117)

“Âlemlere bir uyarıcı olsun diye kuluna Furkân’ı indiren Allah’ın şanı yücedir.” (Furkan 25/1)

“Bir şeyi dilediği zaman, O’nun emri o şeye ancak “Ol!” demektir. O da hemen oluverir. Her şeyin hükümranlığı elinde olan Allah’ın şanı yücedir! Siz yalnız O’na döndürüleceksiniz.” (Yasin 36/82,83)

Yüce Allah’ın şan ve şerefi öylesine malumdur ki gerçeği gözleriyle gören İblis dahi Allah’ın şerefini inkar edemez. (Zamane İblislerinin yedek ilahlar yaratması ve Yüce Allah’ın şerefine leke düşürmesinin vebalini bir kez daha düşünün)

“İblis, “Senin şerefine andolsun ki, içlerinden ihlâslı kulların hariç, elbette onların hepsini azdıracağım” dedi.” (Sad 38/82,83)

Kafir ve münafıklar, ki ilk başta müşrikler vardır, cümlesinde anılan tüm küfür cephesi bu ilahi şeref ve şanın insana nasip edilenlerinden mahrum oldukları için şan ve şerefi başka yerlerde ve kişilerde ararlar. Doğruluk ve erdemden, onur ve haysiyetten mahrum bu kimseler şerefi güçte, şanı servetlerde aradıkları için asla hidayete eremeyecek olanlardır.

Kafir ve münafıkların Allah’tan değil de şeytanlarından beklediği şeref ve şan ancak onların mahvını artırır. Çünkü tagutlar sadece cehenneme ve ateşe çağırır. Allah ve Kur’an ise hidayete ve kurtuluşa çağırandır.

“Münafıklara, kendileri için elem dolu bir azap olduğunu müjdele. Onlar, mü’minleri bırakıp kâfirleri dost edinen kimselerdir. Onların yanında izzet ve şeref mi arıyorlar? Hâlbuki bütün izzet ve şeref Allah’a aittir.” (Nisa 4/138,139)

“Onlar, kendileri için kuvvet ve şeref (kaynağı) olsunlar diye, Allah’tan başka ilâhlar edindiler.” (Meryem 19/81)

Yüce Allah tıpkı kendisi gibi şeref ve şan emsali olan Kur’an’da gerçek istikameti gösteren ve şerefin nerede aranması gerektiğini de emredendir.

“Andolsun, size öyle bir kitap indirdik ki sizin bütün şeref ve şanınız ondadır. Hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız?” (Enbiya 21/10)

“Eğer hak onların arzularına uysaydı, gökler ile yer ve onlarda bulunanlar elbette bozulur giderdi. Hayır, biz onlara şereflerini (Kur’an’ı) getirdik. Onlar ise bu şereflerinden yüz çeviriyorlar.” (Mü’minun 23/71)

“Sâd. O şanlı, şerefli Kur’an’a andolsun (ki o, Allah sözüdür).” (Sad 38/1)

“Kâf. Şerefli Kur’ân’a andolsun ki kâfirler, aralarından bir uyarıcının gelmesine şaştılar ve şöyle dediler: “Bu tuhaf bir şeydir!” (Kaf 50/1,2)

“Şüphesiz bu Kur’an, sana ve kavmine bir öğüt ve bir şereftir, ondan hesaba çekileceksiniz.” (Zuhruf 43/44)

“ O, şerefli ve sâdık yazıcı meleklerin elindeki yüksek, tertemiz ve çok değerli sahifelerdedir.” (Abese 80/13-16)

“Şüphesiz, Rabbinin yakalaması çok çetindir. Şüphesiz O, başlangıçta yaratmayı yapar, sonra onu tekrarlar. O, çok bağışlayandır, çok sevendir. Arş’ın sahibidir, şanı yüce olandır. Dilediğini mutlaka yapandır. Orduların, Firavun ve Semûd’un haberi sana geldi mi? Hayır, inkâr edenler, hâlâ yalanlamaktadırlar. Oysa Allah, onları arkalarından kuşatmıştır. Hayır, o (yalanlamakta oldukları kitap) şanı yüce bir Kur’an’dır. O, korunmuş bir levhada (Levh-i Mahfuz’da)dır.” (Büruç 85/12-22)

Kur’an’ın şan ve şerefle buyurduğu şeyler bize; tertemizliği, doğruluğu, yüksekliği, değerli kıymetleri, öğütleri, sadakati, aklı kullanarak Allah’ı bulabilmeyi emreder. İnsanın bu hal üzere yaratıldığı da hatırlanırsa nasıl yaşamak lazım geldiği çok daha iyi anlaşılır.

İnsanların güzeli, örnek Kur’an ahlakı sahibi Hz. Muhammed (sav)’de çok şereflidir ve Yüce Allah buna yemin etmiştir. Bu yeminin paragrafı açıldığında ise hem Allah’ın, hem Kur’an’ın hem de risalete elçi Peygamberimizin aynı şan ve şeref istikametinde oldukalrı görülür ki bunların tamamı yine Kur’an ifadesiyle ; doğru yol (Sırat-ı mustakim) veya Kur’an ahlakıdır.

“Görebildiklerinize ve göremediklerinize yemin ederim ki, o (Kur’an), hiç şüphesiz çok şerefli bir elçinin (Allah’tan alıp tebliğ ettiği) sözüdür.” (Hakka 69/38-40)

İnsan ise zalim, cahil ve nankördür. Şerefli yaratıldığı halde şerefi başka mecralarda arayan, imanı zayıf, aldanmaya müsait, dünyaya meyilli insan şirklerin katmerlilerine damga vurarak ve hatta bunun farkında dahi olmadan şerefini kaybeder de sonra bu şeref ve itibarı haksızlıkta, karanlık odalarda, şehvetli gecelerde, lüks ve israfta, para ve makamlarda arar.

Alsa bulamayacakları gerçek şeref, onları yalancı şereflere mahkum eder, aldatır ve arka planda hep şeytanlar vardır.

Şan ve şerefe göre yaşamak için yaratılan insana kılavuz Kur’an’dır ve Kur’an bu şerefle nasıl yaşanacağını gösterendir. Kur’an aynı zamanda ahiret sorgusunda ilk sorulacak olduğu için de şerefi kaybetmek, şirke batmak, aldanmak ve şeytanlara teslim olmak ahireti karartan haldir.

Oysa İslam, imanı, ahlakı, ibadeti, salih ameli yani güzel, dürüst ve doğru olanı emreder. Bizlere daha doğarken bahşedilen bu şeref ve şan, doğru ve güzel yaşamla muhafaza edilecek kıymetimizdir.

Şan ve şerefe nail olabilirsek hem diğer insanlar, hem melekler hem de Yüce Allah bize o nispette inşallah değer ve kıymet verecektir. Bizim Allah’a verdiğimiz değer kadar ahirette değer göreceğimiz aşikardır. Bu nedenle ilk başta da şeref ve şanın tek sahibi Yüce Allah’a hak ettiği değeri vermek, sınırlarına uymak, emir ve yasaklarını hayat tarzı yapmak lazım gelir.

Kur’an ve Hz. Peygamber bize yardım etmek için yanıbaşımızdadır.

Yok şeytanlara ve münafıklara aldanıp şeref ve şanı haram ve günahlarda arıyorsak da sonuç bellidir. Çünkü bunlar geçici dünya süslerinin verdiği geçici şeref ve şanlardır. Asıl şerefin mahfı demek olan bu hal, kalpleri kömüre çeviren bir hastalıktır.

Tevbe kapısı açık, şerefe mazhar olmak her zaman mümkündür. Çare ve deva Kur’an’dadır.

Şeref ve şanın tek sahibi, GERÇEK HÜKÜMDAR olan Allah’ın sözü; kulların Kur’an istikametinde, imanla yaşayanlarına şeytanın dahi zarar veremeyeceğine dairdir.

Bu nedenle namuslu, erdemli, dürüst, merhametli, mütevazi yaşamak, güzele hizmete çalışmak, kötüyle bir olmamak ve kötüyle elden geldiğince mücadele etmek, hayata değer katmak, sapmamak, aldanmamak, haddi aşmamak lazım gelendir.

Rabbim bizleri şan ve şerefli Kur’an’a tabi kullarından eylesin.

Rabbim bizleri şeref ve şan çizgisinden ayırmasın.

Rabbim bizleri şeytanlara aldanan şerefsiz ve şansız kullardan uzak eylesin. Amin.

Bu yazıyı okudunuz mu?

Dinen cimrilik nedir

Dinen cimrilik nedir

Dinen cimrilik nedir Cimrilik; ihtiyaçtan fazlasına sahip olduğu halde paylaşmayan, eli sıkı olan, ihtiyacı olmadığı ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir