Anasayfa / Global siyonizm / Savaş siyonizmi
imanilmihali.com

Savaş siyonizmi

Savaş (Harp sanayi) baronları

1. Dünya Savaşı’nda 20 milyon insan hayatını kaybetti. Son 50 yıl içinde yaşanan savaş ve çatışmaların faturası ise 60 milyon ölü oldu. Savaşın her türünü siyasi dengeleme, ticari kazanç, coğrafyaları ele geçirme ve nüfus azaltma tedbiri olarak gören siyonizm, sudan sebeplerle emperyalizm güdüsüyle veya kendisine hasım ülkeleri birbiriyle savaştırarak, savaşı bahane edip ambargolar veya çok uluslu anlaşmalar ile iş görür. Siyonizm askeri olarak güçlü, endüstri olarak yeterli ve teknoloji olarak üstündür ama siyonizm hiçbir neferi savaşmak arzusunda değildir çünkü tamamı ölmekten korkar. Klonlanmış asker üretme (Avustralya) gayreti de bundandır.

Savaşın sadece muharebe alanlarında yapılmadığını bilen siyonizm, gerek barış sürecinde, gerek savaş sonrası dönemde bürokrasi silahı kullanmakta, savaş endüstrisi anlamında sürekli teknoloji üretip istediklerine satarak bu yolla hem dava dostu ve hem de para kazanmaktadır. Siyonizm barışı silah olarak kullanmada da ustadır. Küresellik adına Vietnam’ı, Kore’yi, dünya savaşlarını ve akla gelen tüm savaşları icat eden siyonizmin küresel şeytanlarıdır.

Kudüs kuzeyindeki terör yapılanmalarının sırf petrol kaynaklı olmadığı, bu tampon bölgelerin çift taraflı olarak Türk Ordusunun güneye inmesine mani olmak üzere teşkil edildiği, oradaki federatif yapı ve terör gruplarının Türk ordusu gelecek olursa siper olma görevi bulunduğu anlaşılmalıdır. ABD’nin açıkladığı yeni dört yıllık Filistin planının ardında yatan bu gerçek, nihai planla birebir örtüştüğü halde insanlığın hala uykuda olması anlaşılır değildir. Şu an ABD bölgeden çekiliyor görünse de bu tehdit daima var olacaktır.

Savaş baronları modern zaman fitnelerinin (tuzaklarının) en kanlı yanıdır. Savaşan her iki tarafa da silah satan, silahlanmayı şart koşan, bekaları tehdit altında gösteren, barışı değil silahla çözümü esas kılan bu insancıklar (şeytancıklar) sebep oldukları kan ve gözyaşı ile zenginleşenlerdir. Kişisel silahlanmayı da kışkırtan ve hatta yasalaştıranlar da onlardır. Silahlı kalabalıkları sokaklara döken, ülkelerin dostluklarını suni sebeplerle bitiren, Ortadoğu ve Türkiye topraklarında huzuru bozan hep aynı sistemin insanlarıdır. Savaşlar gibi terörleri de destekleyenler onlardır ve silah sattıkları kesimin ne, kim, nasıl olduğu onların umurunda değildir. İş o kadar ötelere varır ki bir yandan İran’a ambargo uygular, diğer taraftan nükleer teknoloji, satarlar, bir yandan teröre destek veren ülke ilan eder bir yandan kışkırtırlar. (Çünkü İran’ın görevi ilk nükleer füzeyi İsrail’e atmasıdır ama bunu hiç söylemezler.)

Son kırk yılda artan bir tempo ile vites değiştiren siyonizm, Maya takvimi yalanlarıyla önce 2000 ve sonra 2012’de zaten kaçınılmaz bir sona dünyayı alıştırmıştır. Şimdi sıra revize ettikleri 2025, 2045 veya 2094 yalanına uygun altyapıyı hazırlamakta ve savaşı başlatmaktadır.

Nükleer globalizm

Nükleer alanlarda küreselleşme teşebbüsleri başlıca üç alanda yoğunlaşır; Modern tıp (Nükleer Tıp), nükleer santral (enerji) ve Savaş sanayi (Nükleer silah). Her üç alanda da yıkıcı neticelere varmak gayesindeki globalizm tıp alanında radyasyon yüklemeleri yaparak (kanser tedavileri dahil) insanları kanserden kurtulamaz hale getirir, nükleer santrallerle hastalık ve kazalar yayar, savaş endüstrisi alanında insan topluluklarını yaşadıkları habitatla birlikte yakar, yok eder, asırlar boyu o yerleri kullanılamaz hale getirir. Hiç olmadı iftira ve yaptırım aracı olarak kullanır. Uzun vadede ise atomun sırlarına ermek, nükleer bilgilerden istifadeyle daha az yıkıcı ama tesirli silahlar üretmek hayali hep saklıdır.

Nükleer silah kullanımındaki vahşiliği teknolojik üstünlük gören ve kaba kuvvet gösterisi şeklinde kullanıp hasımlarını sindiren küreselciler, şimdilerde yıkıcı ve kalıcı tesiri nedeniyle nükleer silahlanmadan vazgeçmiş görünmektedir ama bu doğru değildir. Kendisi silahlanmaya devam ettiği ve harap gücünü sürekli artırdığı gibi işine yarayan ülkelere de teknoloji satarak ve bunu enerji üretimi başlığı altında yaparak tüm dünyayı kandırmaktadır. İran’a nükleer teknolojiyi veren batıdır, bilhassa ABD’dir. İran’ı Nükleer silahların yasaklanması anlaşmasına zorlayan da ABD’dir. Nükleer programlarına son vermediğini gerekçe gösterip dünyaya terörist ülke olarak gösteren de ABD’dir, bunu mesnet edip neredeyse sıcak savaş ortamı yaratmak isteyen de ABD’dir. Avrupa Birliği ülkeleri de aynı kabullerle İran’ı terör listesinde nedense hep ilk başa koymak isterler ve demek ki İran’ın Nükleer programla alakalı yakın zamanda bir görevi olacaktır! Nagazaki ve Hiroşima ise hala akıllardadır.

Doğal kaynakların yerini asla alamayacak olan nükleer enerji santralleri ve nükleer teknolojiye sahip olma başlı başına bir mesuliyet, olası sızıntılar (Çernobil) halk sağlığı tehdidi, nükleer atıklar ve o nükleer santralların envanter dışına çıkartılması büyük sorundur. (Doğal afet ve savaş durumunda emniyetlerini sağlamak ise gayet zordur.) Bu gayretlerin husumet ve Ortadoğu başlıklarında siyonizm tartışmasız olarak yer almaktadır. Özetle medeniyetin tüm aşırı uçları insanlığa fayda kadar zarar da vermekte, doğal yolla teminden uzaklaştırmaktadır. Bu ise doğru değildir.

Bu yazıyı okudunuz mu?

Eğitim ve yargı siyonizmi

Eğitim ve yargı siyonizmi

Eğitim anarşileri Eğitim ve öğretimin toplumların aydınlanmasında ve ilerlemesinde ne denli önemli rol oynadığını çok ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir