Anasayfa / KUR'AN-I KERİM / Kur'an nuru / Sebebin özelliği ayetin genelliğine mani değildir
imanilmihali.com
Sebebin özelliği ayetin genelliğine mani değildir

Sebebin özelliği ayetin genelliğine mani değildir

Sebebin özelliği ayetin genelliğine mani değildir

İslam, son ve Allah katında muteber tek dindir, tamdır, kıyamete dek bakidir. Kur’an ise onun kaynağı ve temelidir.

Kur’an, vahyedildiği döneme ait olayların izahını mümkün kılmak, hazmedilmeyi kolaylaştırmak, bakiliği temin etmek için bir anda veya çabucak değil 23 sene gibi uzun bir zamanda indirilmiştir ve Peygamberimizin risaleti de Kur’an’ın tamamlanması ile sona ermiştir.

“ .. Bugün sizin için dininizi kemale erdirdim. Size nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslâm’ı seçtim…” (Maide 5/3)

Yukarıdaki ayet Kur’an’ın son ayetidir.

Kur’an, dini tamamladığına göre ve bu din kıyamete kadar baki kalacağına göre din adına olan ve olacak herşey ondadır demektir. Bu pencereden bakınca da kıssaların önemi bir kez daha anlaşılır ki anlatılan her olayda isim ve yer ve zamandan ziyade olayın ahlaki veya dini yönünün izah ediliyor olması evrenselliği sağlayan bir mucizedir.

Yobaz zihniyet ise bu evrenselliği baltalamak adına, şahsi çıkarlarını korumak uğruna o kıssaları belli kişi veya zamana mahkum etmeyi diler ki yapageldikleri dinsizlikler karşılarına engel olarak çıkmasın.

İfk olayı en bariz örneklerdendir ki Hz. Aişe/ra)’ye iftira atanları sadece münafıklar olarak göstermek veya iffetli kadınlara iftira atmayı olup bitmiş diye göstermek tam bir şeytanlıktır.

“O ağır iftirayı uyduranlar, sizin içinizden bir güruhtur. Bu iftirayı kendiniz için kötü bir şey sanmayın. Aksine o sizin için bir hayırdır. Onlardan her biri için, işledikleri günahın cezası vardır. İçlerinden (elebaşılık ederek) o günahın büyüğünü üstlenen için ise ağır bir azap vardır.” (Nur 24/11)

Keza Fil suresi, Kabe’nin sahibini ve Allah otoritesine karşı gelenlerin acı sonunu anlatan bir kıssa iken o kıssayı sadece zalim bir kafir hükümdar için diye tercüme etmek dine ihanettir.

“Rabbinin, fil sahiplerine ne yaptığını görmedin mi? Onların tuzaklarını boşa çıkarmadı mı? Üzerlerine balçıktan pişirilmiş taşlar atan sürü sürü kuşlar gönderdi. Nihayet onları yenilmiş ekin yaprakları hâline getirdi.” (Fil 105/1-5)

Tume bin Ubeyrık olayı ise dillere destna bir başka kıssadır ki adaleti meal ve tefsir eden en kuvvetli ayetlerden birisi budur. O vakıayı sadece bir münafık oyunu olarak resmetmek, Tume’yi aslında münafıktı diye tanımlamak, sahabelerin dahi Tume’yi aklaması için (hakikati araştırmadan ve karşı taraf dinden olmadığı için sözde sahabeyi korumak adına) Peygambere baskı yaptığını saklamak, netice de Allah’ın ayetiyle durum anlaşılınca Tume’nin gerçek yüzünün ortaya çıktığını iman sahiplerinden gizlemek aynı şekilde dine ihanettir. İhanetin büyüğü ise o kıssayı sadece bir münafıka mal ederek, iftira ve yalancı şahitlik belasını toplumdan ve mü’minlerden saklamaya çalışmaktır.

“(Ey Muhammed!) Biz sana Kitab’ı (Kur’an’ı) hak olarak indirdik ki, insanlar arasında Allah’ın sana öğrettikleri ile hüküm veresin. Sakın hainlerin savunucusu olma. Allah’tan bağışlama dile. Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. Kendilerine hainlik edenleri savunma. Zira Allah, hiçbir haini, hiçbir günahkârı sevmez. Bunlar, insanlardan gizlenmeye çalışırlar da Allah’tan gizlenmezler. Hâlbuki Allah, geceleyin, razı olmayacağı sözleri kurarlarken onlarla beraberdir. Allah, onların yaptıklarını (ilmiyle) kuşatmıştır. İşte siz öyle kimselersiniz (ki, diyelim) dünya hayatında onları savundunuz. Ya kıyamet günü onları Allah’a karşı kim savunacak, yahut kim onlara vekil olacak?” (Nisa 4/105-109)

Bunlar gibi sayısız örnek verilebilir ki kıssalar sadece o zaman ve kimseler için olsa da dindeki kural onların tüm zamanlara emsal ve şart olduğudur.

Yani Lut peygamberin kavminin işlediği eşcinsellik belası bir helak ile sonuçlandıysa, diğer kavimler ölçüde hile yaptıkları, büyüklendikleri, yeryüzünde bozgunculuk yaptıkları için yok edildiyse bunu sadece o zamana ve o kavme mahkum bir emir gibi telakki etmek dine de imana da terstir, tam bir münafıklık örneğidir.

“Lût’u da Peygamber olarak gönderdik. Hani o kavmine şöyle demişti: “Sizden önce âlemlerden hiçbir kimsenin yapmadığı çirkin işi mi yapıyorsunuz? Hakikaten siz kadınları bırakıp, şehvetle erkeklere yaklaşıyorsunuz. Hayır, siz haddi aşan bir toplumsunuz.” (A’raf 7/80,81)

Kur’an’dan habersiz toplumların bu hikmeti anlayacağını beklemek hayal olsa da gerçek iman sahipleri içn bu kıssaların herbiri birer ibrettir, örnektir.

O ayetler boşuna değildir, yapılan yanlışı sergilemek ve ispatlandırmak ama aynı zamanda ahirete giden yolda aynı hatayı tekrar edeceklere de bir hatırlatmadır.

Yani ayetin özü özel olsa da manası geneldir.

Çünkü din tamamdır, ezelden gelip edebiyete giden tüm tevhidin adıdır, bakidir, Allah katında da muteberdir.

Saptırma, saklama gayreti içindekiler meal ve tefsirlerle oynama, müslümanları sürüleştirerek manasız Kur’an okumalara mahkum etse de hakikat gün gibi ortadadır ve Kur’an’a tabi olmayanların dahi hesabı Kur’an iledir. O halde Kur’an’ın her bir ayet, kelime veya lafzı emirdir, hikmetlidir.

Ayetleri saklamak, manasını değiştirmek ise Allah’a ihanet, imana düşmanlık, Peygamberin risaletine haksızlık ve Kur’an’ın şefaatinden mahrumiyettir.

Mü’min, kıssaları, bu sabah gerçekleşmiş gibi okuyabilen, Kur’an’ı kendisine vahyedilmiş de insanlara tebliğ vazifesi verilmiş gibi hazmederek ve ciddiyetle okuyanlardır.

Anlamadan okuyanlar ise şeytanın ahdine tutsak olanlar, iblisin ahdinden haberi dahi olmayanlardır.

Ayetleri saklayıp, değiştiren münafıklar ise cehennemde kafirlerden de aşağıda cayır cayır yanacak olanlardır.

Kıssaları bilmemek, mana ve mesajlarını anlamamak ise mazeret asla değildir çünkü Kur’an ortadadır, kolaydır, sadedir, basittir. Kur’an’ı anlayarak okumak her müslümana farzdır ve anlamadan okuyanlar veya hiç okumayanlar ayetin işaretiyle kutsal kitap taşıyan eşeklere benzerler.

Tercih ve seçim kulun kendisindedir. Sırat-ı Mustakim üzere olmak yahut hurafelerle oyalanmak.

Ama doğru olan … sadece Kur’an’dır, Kur’an’dadır.

O yüzden, ahir zamanda sokaklarda, ekranlarda boy gösteren münafıkları eleştirmekten korkmayın, din düşmanlarını dindar sanmayın, dincilere sözlerine ve sakallarına bakıp kanmayın, sadece Allah’a sığınıp güvenin, İslam’ın kıyamete dek bakiliğine inanın ve kıssaları o anlatılanlar daha bu sabah yaşanmış gibi okuyun. O zaman kim mü’min kim müşrik anlayacaksınız!

Bu yazıyı okudunuz mu?

Kur’an ile ikinci doğum

Kur’an ile yeniden yapılanma da diyebileceğimiz bu başlığın tasavvufi manası derin ve özeldir ki pek ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir