Anasayfa / KUR'AN-I KERİM / Karşılaştırmalı Kur'an Mealleri / Secde suresi – Karşılaştırmalı meal
imanilmihali.com
Karşılaştırmalı Kur'an Mealleri

Secde suresi – Karşılaştırmalı meal

Secde suresi – Karşılaştırmalı meal

Karşılaştırmalı Kur’an Mealleri

SECDE SURESİ

Ali Bulaç Rahman ve Rahim Olan Allah`ın Adıyla
Diyanet Vakfı Rahmân ve Rahîm (olan) Allah’ın adıyla.
Elmalılı Hamdi Yazır Bismillahirrahmanirrahim
Süleyman Ateş Rahman ve Rahim Allah’ın adıyla..
Yaşar Nuri Öztürk Rahman ve Rahim Allah’ın adıyla…
Ali Bulaç 1- Elif-Lam Mim.
Diyanet Vakfı 1. Elif. Lâm. Mîm.
Elmalılı Hamdi Yazır 1-Elif, Lam, Mim.
Süleyman Ateş 1. Elif lam mim.
Yaşar Nuri Öztürk 1 Elif, Lâm, Mîm.
Ali Bulaç 2- Kendisinde şüphe olmayan bu Kitabın indirilişi alemlerin Rabbi tarafındandır.
Diyanet Vakfı 2. Bu Kitab’ın, âlemlerin Rabbi tarafından indirilmiş olduğunda asla şüphe yoktur.
Elmalılı Hamdi Yazır 2-Kendisinde şüphe olmayan bu Kitab’ın indirilişi, alemlerin Rabbi tarafındandır.
Süleyman Ateş 2. Şüphe yok ki Kitabın indirilişi, alemlerin Rabbi tarafındandır.
Yaşar Nuri Öztürk 2 Kitap’ın indirilişidir bu. Kuşku, çelişme yok bunda. Âlemlerin Rabbi’ndendir bu.
Ali Bulaç 3- Yoksa onlar: ‘Bunu uydurdu’ mu diyorlar? Hayır; o, Rabbinden olan bir haktır; senden önce kendilerine bir uyarıcı gelmemiş bir kavmi uyarman için (onu sana indirdik). Umulur ki hidayet bulurlar.
Diyanet Vakfı 3. “Onu Peygamber kendisi uydurdu” diyorlar öyle mi? Hayır! O, senden önce kendilerine hiçbir uyarıcı (peygamber) gelmemiş bir kavmi uyarman için -doğru yolu bulalar diye- Rabbinden gönderilen hak (Kitap) tır.
Elmalılı Hamdi Yazır 3-Yoksa: “Onu uydurdu” mu diyorlar? Hayır, o, senden önce kendilerine bir gocundurucu (uyarıcı) peygamber gelmemiş olan bir kavmi gocundurasın (uyarasın) diye, Rabbin tarafından gelen bir gerçektir, gerek ki hidayeti kabul ederler.
Süleyman Ateş 3. Yoksa “Onu uydurdu” mu diyorlar? Hayır, o senden önce kendilerine hiçbir uyarıcı gelmemiş olan bir kavmi, doğru yola gelirler umuduyla uyarman için Rabbin tarafından (sana indirilen) gerçektir.
Yaşar Nuri Öztürk 3 Yoksa “Onu uydurdu” mu diyorlar?! Hayır, haktır o; senin Rabbindendir; senden önce kendilerine hiçbir uyarıcı gelmemiş bir toplumu uyarman içindir. Umulur ki, doğruya ve güzele kılavuzlanırlar.
Ali Bulaç 4- Allah; gökleri, yeri ve ikisi arasında olanları altı günde yarattı, sonra arşa istiva etti. Sizin O’nun dışında bir yardımcınız ve şefaatçiniz yoktur. Yine de öğüt alıp-düşünmeyecek misiniz?
Diyanet Vakfı 4. Gökleri, yeri ve bunların arasındakileri altı günde (devirde) yaratan, sonra arşa istivâ eden Allah’tır. O’ndan başka ne bir dost ne de bir şefaatçınız vardır. Artık düşünüp öğüt almaz mısınız?
Elmalılı Hamdi Yazır 4-Allah O’dur ki, gökleri, yeri ve ikisi arasındakileri attı günde yaratmış, sonra Arş üzerine hükümranlığını kurmuştur. Sizin için O’ndan başka ne bir sahibiniz, ne de bir şefaatçiniz vardır. Artık düşünmez misiniz?
Süleyman Ateş 4. O (Allah) ki gökleri, yeri ve bunlar arasında bulunanları altı günde yarattı; sonra Arş’a istiva etti. Sizin, O’ndan başka bir dostunuz, şefa’atçiniz yoktur. Düşünüp öğüt almıyor musunuz?
Yaşar Nuri Öztürk 4 Allah’tır ki gökleri, yeri ve ikisi arasındakileri altı günde yaratmış, sonra arş üzerinde egemenlik kurmuştur. O’nun dışındakilerden size ne bir dost vardır ne de bir şefaatçı. Hâlâ düşünüp ibret almayacak mısınız?
Ali Bulaç 5- Gökten yere her işi O evirip düzene koyar. Sonra (işler,) sizin saymakta olduğunuz bin yıl süreli bir günde yine O’na yükselir.
Diyanet Vakfı 5. Allah, gökten yere kadar her işi düzenleyip yönetir. Sonra (bütün bu işler) sizin sayageldiklerinize göre bin yıl tutan bir günde O’nun nezdine çıkar.
Elmalılı Hamdi Yazır 5-Gökten yere (yukarıdan aşağıya) kadar bütün işleri o düzenleyip yönetir, sonra da sizin saydıklarınızdan bin yıl kadar olan bir günde O’na yükselir.
Süleyman Ateş 5. (Allah) Emri gökten yere tedbir eder (buyruğunu indirir). Sonra emir, sizin hesabınızca bin yıl süren bir gün içinde O’na çıkar.
Yaşar Nuri Öztürk 5 İş ve oluşu gökten yere doğru çekip çevirir; sonra o O’na yükselip çıkar: Bir günde ki, süresi, sizin saymakta olduğunuz günlerden bin yıla denktir.
Ali Bulaç 6- İşte gaybı da, müşahede edilebileni de bilen, üstün ve güçlü olan, esirgeyen O’dur.
Diyanet Vakfı 6. İşte, görülmeyeni de görüleni de bilen, mutlak galip ve merhamet sahibi O’dur.
Elmalılı Hamdi Yazır 6-İşte görülmeyeni de görüleni de bilen, herşeye gücü yeten, çok merhametli olan O’dur.
Süleyman Ateş 6. İşte görünmeyeni de, görüneni de bilen, güçlü ve esirgeyici olan O’dur.
Yaşar Nuri Öztürk 6 İşte budur Allah! Gaybı da görüneni de bilen O’dur. Azîz’dir o, Rahîm’dir.
Ali Bulaç 7- Ki O, yarattığı her şeyi en güzel yapan ve insanı yaratmaya bir çamurdan başlayandır.
Diyanet Vakfı 7. O (Allah) ki, yarattığı her şeyi güzel yapmış ve ilk başta insanı çamurdan yaratmıştır.
Elmalılı Hamdi Yazır 7-O ki, yarattığı herşeyi güzel yarattı ve insanı yaratmaya da bir çamurdan başladı.
Süleyman Ateş 7. O’dur ki, yarattığı herşeyi güzel yaptı ve insanı yaratmağa çamurdan başladı.
Yaşar Nuri Öztürk 7 O, odur ki, yarattığı her şeyi güzel yarattı. Ve insanın yaratılışına çamurdan başladı.
Ali Bulaç 8- Sonra onun soyunu bir özden (sülale’den), basbayağı bir sudan yapmıştır.
Diyanet Vakfı 8. Sonra onun zürryetini, dayanıksız bir suyun özünden üretmiştir.
Elmalılı Hamdi Yazır 8-Sonra onun neslini bir sülaleden (değersiz bir sudan) yaptı.
Süleyman Ateş 8. Sonra onun neslini bir özden, hakir bir su(yun özü)nden yaptı.
Yaşar Nuri Öztürk 8 Sonra onun neslini bir üsareden, hor görülen bir sudan oluşturdu.
Ali Bulaç 9- Sonra onu ‘düzeltip bir biçime soktu’ ve ona ruhundan üfledi. Sizin için de kulak, gözler ve gönüller var etti. Ne az şükrediyorsunuz?
Diyanet Vakfı 9. Sonra onu tamamlayıp şekillendirmiş, ona kendi ruhundan üflemiştir. Ve sizin için kulaklar, gözler, kalpler yaratmıştır. Ne kadar az şükrediyorsunuz!
Elmalılı Hamdi Yazır 9-Sonra onu düzenli bir şekle sokup, içine kendi ruhundan üfledi ve sizin için işitmeyi, o görmeleri ve gönülleri yaptı. Siz çok az şükrediyorsunuz!
Süleyman Ateş 9. Sonra ona biçim verdi, ona kendi ruhundan üfledi. Ve sizin için kulak(lar), gözler ve gönüller yarattı. Ne kadar az şükrediyorsunuz!
Yaşar Nuri Öztürk 9 Sonra ona bir biçim verdi ve onun içine kendi ruhundan üfledi. Sizin için, işitme gücü, gözler ve gönüller vücuda getirdi. Ne kadar da az şükredersiniz!
Ali Bulaç 10- Dediler ki: ‘Biz yer (toprağın için) de yok olup gittikten sonra, gerçekten biz mi yeniden yaratılmış olacağız?’ Hayır, onlar Rablerine kavuşmayı inkar edenlerdir.
Diyanet Vakfı 10. “Toprağın içinde kaybolduğumuz zaman, gerçekten (o vakit) biz mi yeniden yaratılacağız?” derler. Doğrusu onlar Rablerine kavuşmayı inkâr etmektedirler.
Elmalılı Hamdi Yazır 10-Bir de: “A! Yeryüzünde kaybolup gittikten sonra mı, gerçekten biz mi muhakkak yeni bir yaratılışta olacağız?” dediler. Fakat onlar Rablerine kavuşmayı inkar eden kafirlerdir.
Süleyman Ateş 10. Biz toprakta kaybolduktan sonra, yeni bir yaratılış içinde mi olacağız? dediler. Doğrusu onlar, Rablerine kavuşmayı inkar edenlerdir.
Yaşar Nuri Öztürk 10 Şöyle dediler: “Toprakta kaybolup gittiğimiz zaman mı, o zaman mı yeni bir yaratılış içinde olacağız!” Gerçek şu ki, onlar her şeyden önce, Rablerinin huzuruna varmayı inkâr ediyorlar.
Ali Bulaç 11- De ki: ‘Size vekil kılınan ölüm meleği, hayatınıza son verecek, sonra Rabbinize döndürülmüş olacaksınız.’
Diyanet Vakfı 11. De ki: Size vekil kılınan (bu konuda görevlendirilen) ölüm meleği canınızı alacak, sonra Rabbinize döndürüleceksiniz.
Elmalılı Hamdi Yazır 11-De ki: “Size tayin edilmiş olan ölüm meleği canınızı alacak, sonra döndürülüp Rabbinize götürüleceksiniz!”
Süleyman Ateş 11. De ki: “Üzerinize vekil edilen ölüm meleği, canınızı alır, sonra Rabbinize döndürülürsünüz.”
Yaşar Nuri Öztürk 11 Söyle onlara: “Size vekil edilen ölüm meleği canınızı alır, sonra doğrudan doğruya Rabbinize döndürülürsünüz.”
Ali Bulaç 12- Suçlu-günahkarları, Rableri huzurunda başları öne eğilmiş olarak: ‘Rabbimiz, gördük ve işittik; şimdi bizi (bir kere daha dünyaya) geri çevir, salih bir amelde bulunalım, artık biz gerçekten kesin bilgiyle inananlarız’ (diye yalvaracakları zamanı) bir görsen.
Diyanet Vakfı 12. O günahkârların, Rableri huzurunda başlarını öne eğecekleri, “Rabbimiz! Gördük duyduk, şimdi bizi (dünyaya) geri gönder de, iyi işler yapalım, artık kesin olarak inandık” diyecekleri zamanı bir görsen!
Elmalılı Hamdi Yazır 12-Bir görsen o zaman suçluları; Rablerinin huzurunda başlarını eğmişler: “Ey Rabbimiz, gördük ve dinledik. şimdi bizi geri çevir de, iyi bir amel işleyelim; çünkü biz kesin inanç sahibi olduk.”derlerken.
Süleyman Ateş 12. Rablerinin huzurunda (utançtan) başlarını öne eğmiş; “Rabbimiz, gördük, işittik, bizi geri döndür, iyi iş yapalım; artık kesin olarak inandık!” demekte olan suçluları bir görsen!
Yaşar Nuri Öztürk 12 Günahkârları, Rablerinin huzurunda başlarını eğmiş olarak şöyle derken bir görsen: “Rabbimiz; gördük, duyduk, geri gönder bizi ki, barışa/hayra yönelik iyi iş yapalım. Artık kesin olarak inanıyoruz.”
Ali Bulaç 13- Eğer dilemiş olsaydık, her bir nefse kendi hidayetini verirdik. Fakat benden çıkan şu söz gerçekleşecektir: ‘Andolsun, cehennemi cinlerden ve insanlardan (inkâr edenlerle) tamamıyla dolduracağım.’
Diyanet Vakfı 13. Biz dilesek, elbette herkese hidayetini verirdik. Fakat, “Cehennemi hem cinlerden hem insanlardan bir kısmıyla dolduracağım” diye benden kesin söz çıkmıştır.
Elmalılı Hamdi Yazır 13-Eğer dilemiş olsaydık, herkese hidayetini verirdik; fakat tarafımdan şu söz verildi: “Elbette ve elbette cehennemi bütün cin ve insanlardan dolduracağım!”
Süleyman Ateş 13. Dileseydik, herkese hidayetini verirdik, (herkesi doğru yola iletirdik). Fakat benden “Mutlaka cehennemi, cinlerden ve insanlardan bir kısmiyle tamamen dolduracağım!” kararı çıkmıştır.
Yaşar Nuri Öztürk 13 Biz dileseydik, her benliğe hidayetini elbette verirdik. Fakat benden şu yolda söz hak olmuştur: “Yemin olsun, cehennemi tamamıyla cinlerden ve insanlardan dolduracağım.”
Ali Bulaç 14- Öyleyse bu (azab) gününüzle karşılaşmayı unutmanıza karşılık azabı tadın. Biz de sizi gerçekten unuttuk; yaptıklarınıza karşılık ebedi azabı tadın.
Diyanet Vakfı 14. (O gün onlara şöyle diyeceğiz:) Bu güne kavuşmayı unutmanızın cezasını şimdi tadın bakalım! Doğrusu biz de sizi unuttuk; yaptıklarınızdan ötürü ebedî azabı tadın!
Elmalılı Hamdi Yazır 14-O halde bu gününüze kavuşmayı unuttuğunuz için (azabı) tadın, işte Biz de sizi unuttuk. Yapıp durduğunuz işler yüzünden tadın ebedi azabı!
Süleyman Ateş 14. Bu gününüzle karşılaşmayı unutmanızın cezasını tadın! (Şimdi) Biz de sizi unuttuk. Yaptıklarınızdan ötürü ebedi azabı tadın!
Yaşar Nuri Öztürk 14 “Bu gününüzü unutmuş olmanın karşılığını tadın. Kuşkusuz, biz de sizi unuttuk. Yaptıklarınıza karşılık o uzun süreli azabı tadın!”
Ali Bulaç 15- Bizim ayetlerimize, ancak kendilerine hatırlatıldığı zaman, hemen secdeye kapananlar, Rablerini hamd ile tesbih edenler ve büyüklük taslamayan (müstekbir olmayan)lar iman eder.
Diyanet Vakfı l5. Bizim âyetlerimize ancak o kimseler inanırlar ki, bunlarla kendilerine öğüt verildiğinde, büyüklük taslamadan secdeye kapanırlar ve Rablerini hamd ile tesbih ederler.
Elmalılı Hamdi Yazır 15-Bizim ayetlerimize öyle kimseler iman ederler ki, onlarla kendilerine öğüt verildiği zaman secdelere kapanırlar ve Rablerine hamd ite tesbih ederler de büyüklük taslamazlar.
Süleyman Ateş 15. Bizim ayetlerimize o kimseler inanırlar ki onlar, kendilerine öğüt verildiği zaman derhal secdeye kapanırlar; Rablerini överek tesbih ederler, büyüklük taslamazlar.
Yaşar Nuri Öztürk 15 Bizim ayetlerimize o kimseler inanır ki, onlarla kendilerine öğüt verildiğinde, secdelere kapanırlar ve hiç böbürlenmeyerek Rablerine hamt ile tespih ederler.
Ali Bulaç 16- Onların yanları (gece namazına kalkmak için) yataklarından uzaklaşır. Rablerine korku ve umutla dua ederler ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden infak ederler.
Diyanet Vakfı l6. Korkuyla ve umutla Rablerine yalvarmak üzere (ibadet ettikleri için), vücutları yataklardan uzak kalır ve kendilerine verdiğimiz rızıktan Allah yolunda harcarlar.
Elmalılı Hamdi Yazır 16-Yanları yataklarından aralaşır (uzaklaşır), korku ve ümit içinde Rablerine dua ederler ve kendilerine verdiğimiz azıklardan hayıra sarfederler.
Süleyman Ateş 16. Yanları yataklardan uzaklaşır, (gece teheccüd namazı kılmak için yanlarını yataklardan ayırılıp kalkarlar), korkarak ve umarak Rablerine du’a ederler ve kendilerine verdiğimiz rızıktan hayır için harcarlar.
Yaşar Nuri Öztürk 16 Yanları yataklarından uzaklaşır; korku ve ümitle Rablerine dua ederler. Kendilerine verdiğimiz rızıklardan da dağıtırlar.
Ali Bulaç 17- Artık hiç bir nefis, yaptıklarına karşılık olmak üzere kendileri için gözler aydınlığı olarak nelerin (sayısız nimetlerin) saklandığını bilmez.
Diyanet Vakfı 17. Yaptıklarına karşılık olarak, onlar için ne mutluluklar saklandığını hiç kimse bilemez.
Elmalılı Hamdi Yazır 17-Şimdi kimse, yaptıklarına karşılık onlar için gizlenmiş olan gözler sürurunu (ne gibi sevindirici bir nimet saklandığım) bilemez.
Süleyman Ateş 17. Yaptıklarına karşılık olarak onlar için ne gözler aydınlatıcı(ni’metleri)in saklandığını hiç kimse bilmez!
Yaşar Nuri Öztürk 17 Hiç kimse, yaptıklarına karşılık onlar için hangi göz aydınlığının saklandığını bilmez.
Ali Bulaç 18- Öyleyse, iman eden kimse, fasık olan gibi olur mu? Bunlar eşit olmazlar.
Diyanet Vakfı 18. Öyle ya, mümin olan, yoldan çıkmış kimse gibi midir? Bunlar elbette bir olamazlar.
Elmalılı Hamdi Yazır 18-Öyle ya inanan kimse fasık olan gibi olur mu? Onlar eşit olamazlar.
Süleyman Ateş 18. Hiç inanan kimse, (yoldan çıkan) fasık gibi olur mu? Elbette bunlar bir olmazlar.
Yaşar Nuri Öztürk 18 Hiç, bir mümin, bir sapık gibi olur mu? Hayır, eşit olmazlar!
Ali Bulaç 19- İman eden ve salih amellerde bulunanlar ise, artık onlar için, yaptıklarınıza karşılık olmak üzere, bir ağırlanma konağı olarak barınma cennetleri vardır.
Diyanet Vakfı 19. İman edip de, iyi işler yapanlara gelince, onlar için yaptıklarına karşılık olarak varıp kalacakları cennet konakları vardır.
Elmalılı Hamdi Yazır 19-Evet, iman edip de o salih amelleri işleyen kimselerin yaptıklarına karşılık konukluk olarak kendilerine Me’va cennetleri vardır.
Süleyman Ateş 19. İnanan ve iyi işler yapanlara gelince, onlar, yaptıklarına karşılık, durulmağa değer cennetlerde ağırlanırlar.
Yaşar Nuri Öztürk 19 İman edip hayra/barışa yönelik işler yapanlara gelince, onlar için, yaptıklarına karşılık olarak barınacakları cennet konakları vardır.
Ali Bulaç 20- Fasık olanlar içinse, artık onların da barınma yeri ateştir. Oradan her çıkmak istediklerinde, geri çevrilirler ve onlara: ‘Kendisini yalanladığınız ateş azabını tadın’ denir.
Diyanet Vakfı 20. Yoldan çıkanlar ise, onların varacakları yer ateştir. Oradan her çıkmak istediklerinde geri çevrilirler ve kendilerine: Yalandır deyip durduğunuz cehennem azabını tadın! denir.
Elmalılı Hamdi Yazır 20-Ama fasıklık etmiş olanların barınakları ateştir. Oradan her çıkmak istediklerinde oraya geri çevrilirler ve kendilerine: “Haydi tadın o ateşin yalanlayıp durduğunuz azabını!” denir.
Süleyman Ateş 20. Yoldan çıkanların barınacakları yer de ateştir. Ne zaman oradan çıkmak isteseler, yine oraya geri çevrilirler ve onlara: “Yalanlamakta olduğunuz ateş azabını tadın” denilir.
Yaşar Nuri Öztürk 20 Sapmış olanların varacakları yerse ateştir. Oradan her çıkmak istediklerinde, oraya geri çevrilirler. Ve şöyle denir onlara: “Yalanlayıp durduğunuz ateş azabını tadıverin!”
Ali Bulaç 21- Andolsun, biz onlara belki (inkarcılıktan) dönerler diye o büyük (uhrevi) azabdan önce, yakın (dünyevi) azabtan da taddıracağız.
Diyanet Vakfı 21. En büyük azaptan önce, onlara mutlaka en yakın azaptan tattıracağız; olur ki (imana) dönerler.
Elmalılı Hamdi Yazır 21-Şu da bir gerçek ki, onlara en büyük azaptan önce o yakın azaptan (dünya azabından) da tattıracağız, belki dönerler.
Süleyman Ateş 21. Belki dön(üp yola gel)irler diye, mutlaka onlara o büyük azabdan ayrı olarak, daha yakın azabı da taddıracağız.
Yaşar Nuri Öztürk 21 Belki dönerler diye, onlara o büyük azaptan ayrı olarak, o küçük azaptan da mutlaka tattıracağız.
Ali Bulaç 22- Kendisine Rabbinin ayetleri hatırlatıldıktan sonra, yüz çevirenden daha zalim kimdir? Gerçekten biz, suçlu-günahkarlardan intikam alıcılarız.
Diyanet Vakfı 22. Kendisine Rabbinin âyetleri hatırlatıldıktan sonra onlardan yüz çevirenden daha zalim kim olabilir! Muhakkak ki biz, günahkârlara, lâyık oldukları cezayı veririz.
Elmalılı Hamdi Yazır 22-Rabbinin ayetleriyle (kendisine) öğüt verilip de sonra onlardan yüz çeviren kimseden daha zalim kim olabilir. Muhakkak Biz, suçlulardan intikam alırız.
Süleyman Ateş 22. Kendisine Rabbinin ayetleriyle öğüt verildikten sonra onlardan yüz çevirenlerden daha zalim kim olabilir? Muhakkak ki biz, suçlulardan öç alıcıyız.
Yaşar Nuri Öztürk 22 Rabbinin ayetleri kendilerine hatırlatıldıktan sonra onlardan yüz çevirenden daha zalim kim vardır? Suçlulardan mutlaka intikam alacağız biz!
Ali Bulaç 23- Andolsun, biz Musa’ya kitabı vermiştik; böylece sen ona kavuşmaktan kuşku içinde olma. Biz onu İsrailoğullarına bir yol gösterici kılmıştık.
Diyanet Vakfı 23. Andolsun biz Musa’ya Kitap verdik, -(Resûlüm!) sen ona kavuşacağından şüphe etme- ve onu İsrailoğullarına hidayet rehberi kıldık.
Elmalılı Hamdi Yazır 23-Andolsun ki (Biz) vaktiyle Musa’ya kitap vermiştik. Şimdi de sen ona kavuşmaktan şüpheye düşme. Onu İsrail oğulları için bir hidayet rehberi kılmıştık.
Süleyman Ateş 23. Andolsun biz Musa’ya Kitabı verdik. Sakın onun (Musa’ya) ulaşmasından kuşkuya düşme. Onu İsrail oğullarına yol gösterici yaptık.
Yaşar Nuri Öztürk 23 Yemin olsun ki, Mûsa’ya kitabı vermiştik. Böyleyken sen ona kavuşacağından kuşkuda olma! Biz onu İsrailoğullarına bir kılavuz yapmıştık.
Ali Bulaç 24- Ve onların içinden, sabrettikleri zaman emrimizle doğru yola iletip-yönelten önderler kıldık; onlar bizim ayetlerimize kesin bilgiyle inanıyorlardı.
Diyanet Vakfı 24. Sabrettikleri ve âyetlerimize kesinlikle inandıkları zaman, onların içinden, buyruğumuzla doğru yola ileten rehberler tayin etmiştik.
Elmalılı Hamdi Yazır 24-İçlerinden, sabrettikleri zaman emrimizle doğru yolu gösteren öncül imamlar (önderler) yetiştirmiştik. Onlar ayetlerimize kesin bir şekilde sarılmışlardı.
Süleyman Ateş 24. Sabrettikleri ve ayetlerimize kesinlikle inandıkları zaman, onların içinden, buyruğumuzla doğru yola ileten önderler yetiştirmiştik.
Yaşar Nuri Öztürk 24 Sabrettikleri zaman içlerinden, bizim emrimizle doğru yola ileten önderler çıkarmıştık. Onlar bizim ayetlerimize gereğince inanıyorlardı.
Ali Bulaç 25- Şüphesiz, senin Rabbin, ihtilafa düştükleri şeyler konusunda kıyamet günü aralarında ‘hükmünü verip ayıracaktır’.
Diyanet Vakfı 25. Muhakkak ki Rabbin, ihtilâf etmekte oldukları şeyler hakkında kıyamet günü onların aralarında hükmedecektir.
Elmalılı Hamdi Yazır 25-Şimdi ihtilaf edip durdukları şeylerde şüphesiz ki, Rabbin kıyamet günü aralarında ayrıca hükmü verecektir.
Süleyman Ateş 25. Şüphesiz Rabbin, kıyamet günü, ayrılığa düştükleri konularda onların aralarında hükmedecektir.
Yaşar Nuri Öztürk 25 Kuşkusuz, Rabbin, evet O, ihtilaf edip durdukları hususlarda onların arasını ayıracaktır.
Ali Bulaç 26- Yurtlarında gezip dolaştıkları nice nesilleri kendilerinden evvel yıkıma uğratmış olmamız, hâlâ onları doğru yola iletip yöneltmedi mi? Elbette, bunda ayetler vardır; yine de işitmiyorlar mı?
Diyanet Vakfı 26. Halen yurtlarında gezip dolaştıkları kendilerinden önceki nice nesilleri helâk edişimiz onları doğru yola sevketmedi mi? Bunlarda elbette ibretler vardır. Hâla kulak vermezler mi?
Elmalılı Hamdi Yazır 26-Onları doğru yola hala iletmedi mi, kendilerinden önce yurtlarında gezip dolaştıkları nice kuşaktan helak etmiş olmamız? Şüphesiz bunda (alınacak) ibretler vardır; hala kulak vermeyecekler mi?
Süleyman Ateş 26. Bugün yurtlarında dolaştıkları nice kuşakları daha önce helak etmiş olmamız, hala onları yola getirmedi mi? Şüphesiz bunda ibretler vardır. (Öğüt alma kulağıyle) İşitmiyorlar mı?
Yaşar Nuri Öztürk 26 Evlerinde-yurtlarında dolaşıp durdukları nice nesilleri, kendilerinden önce helâk etmiş olmamız onlara yol göstermedi mi? Kuşkusuz, bunda ibretler vardır. Hâlâ işitmiyorlar mı?
Ali Bulaç 27- Görmüyorlar mı; biz, suyu çorak toprağa sürüyoruz da onunla ekin bitiriyoruz; ondan hayvanları, kendileri yemektedir? Yine de görmüyorlar mı?
Diyanet Vakfı 27. Kupkuru yerlere suyu ulaştırdığımızı, onunla gerek hayvanlarının gerekse kendilerinin yiyegeldikleri ekini çıkarmakta olduğumuzu da görmediler mi? Hâla da göremeyecekler mi?
Elmalılı Hamdi Yazır 27-Ya hiç görmediler mi, Biz kır bir yere suyu salıveriyoruz da onunla bir ekin çıkarıyoruz; ondan hayvanları da yiyor, kendileri de? Hala gözlerini açmayacaklar mı?
Süleyman Ateş 27. Görmüyorlar mı biz nasıl suyu, kuru, otsuz yere sürüyoruz da onunla ekin bitiriyoruz; ondan hayvanları da, kendileri de yiyor? Görmüyorlar mı?
Yaşar Nuri Öztürk 27 Görmediler mi ki, biz, çorak toprağa suyu salıyoruz da onunla ekinler çıkarıyoruz; hem hayvanları yiyor ondan hem kendileri. Hâlâ görmüyorlar mı?
Ali Bulaç 28- Derler ki: ‘Eğer doğru söylüyor iseniz, şu fetih ne zamanmış?’
Diyanet Vakfı 28. Eğer doğru söylüyorsanız, bu fetih (ve hüküm) günü hani ne zaman? derler.
Elmalılı Hamdi Yazır 28-Bir de: “Ne zaman (gelecektir) o zafer, eğer doğru söylüyorsanız?” diyorlar.
Süleyman Ateş 28. Doğru iseniz bu fetih ne zaman? diyorlar.
Yaşar Nuri Öztürk 28 Bir de soruyorlar: “Eğer doğru sözlülerseniz, bu fetih ne zaman?”
Ali Bulaç 29- De ki: ‘Fetih günü, inkâr edenlere (o gün) inanmaları bir yarar sağlamaz ve onlara bir süre tanınmaz.’
Diyanet Vakfı 29. De ki: Fetih (ve hüküm) gününde inkârcılara (o gün ettikleri) imanları fayda vermeyecek ve kendilerine mühlet de tanınmayacaktır!
Elmalılı Hamdi Yazır 29-De ki: “İnkar edenlere o zafer günü iman etmeleri fayda vermez ve onlara göz açtırılmaz.
Süleyman Ateş 29. De ki: “Fetih günü (gelince, şimdi) inkar edenlere (o zaman) inanmaları fayda vermez ve kendilerine mühlet de verilmez.
Yaşar Nuri Öztürk 29 De ki: “Fetih günü, küfre sapanlara imanları yarar sağlamayacaktır. Onlara göz açtırılmaz bile.”
Ali Bulaç 30- Öyleyse, sen onlardan yüz çevir ve bekleyedur; gerçekten onlar da beklemektedirler.
Diyanet Vakfı 30. Artık sen onları bırak ve bekle. Zaten onlar da beklemektedirler.
Elmalılı Hamdi Yazır 30-Şimdi onlardan yüz çevir de gözet, çünkü onlar da gözetiyorlar.
Süleyman Ateş 30. Sen onlardan yüz çevir ve bekle, zaten onlar da beklemektedirler.
Yaşar Nuri Öztürk 30 Artık onlardan yüz çevir ve bekle! Zaten onlar da bekliyorlar.

 

 

http://www.kuranikerim.gen.tr sitesinden alınmıştır.

 

Secde suresi – Karşılaştırmalı meal

Bu yazıyı okudunuz mu?

Karşılaştırmalı Kur'an Mealleri

Nahl suresi – Karşılaştırmalı meal

Nahl suresi – Karşılaştırmalı meal Karşılaştırmalı Kur’an Mealleri NAHL SURESİ Ali Bulaç Rahman ve Rahim ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir