Anasayfa / AHİR ZAMANLAR / Şefaat kimin hakkıdır
imanilmihali.com
Şefaat kimin hakkıdır

Şefaat kimin hakkıdır

Şefaat kimin hakkıdır

Şefaat, huzurda Yüce Allah’tan, insanların (ve cinlerin) günahlarının affolunması için meleklerin, sıddıkların, şehitlerin, Peygamberlerin ve bilinmedik daha nicelerinin, rahmet umuduyla, af ve bağışlanma dilemesidir. Burada bilinmesi gereken ilk nokta şefaatin tümden ve sadece Allah’a ait olduğudur ki tüm diğer varlıklar sadece bağışlanma dilemekten öte bir güce sahip değildir ve af dilemeyi kabul edecek olan sadece Allah’tır.

“Yoksa Allah’tan başka şefaatçiler mi edindiler? De ki: “Hiçbir şeye güçleri yetmese ve düşünemiyor olsalar da mı?” De ki: “Şefaat tümüyle Allah’a aittir. Göklerin ve yerin hükümranlığı O’nundur. Sonra yalnız O’na döndürüleceksiniz.” (Zümer 39/43,44)

“Kendileri için Allah’tan başka ne bir dost, ne de bir şefaatçi bulunmaksızın, Rab’lerinin huzurunda toplanmaktan korkanları, Allah’a karşı gelmekten sakınsınlar diye, onunla (Kur’an ile) uyar.” (En’am 6/51)

“Allah, gökleri ve yeri, ikisi arasındakileri altı gün içinde (altı evrede) yaratan sonra da Arş’a kurulandır. Sizin için O’ndan başka hiçbir dost, hiçbir şefaatçi yoktur. Hâlâ düşünüp öğüt almayacak mısınız?” (Secde 32/4)

Nitekim bu hesap zamanı Allah’tan başkalarından şefaat ve yardım bekleyenlere ayetlerde defalarca anlatılmıştır. Zalimlerin, kafirlerin bu beyhude arayışları, şefaatsizlikle sonuçlanacak dev bir hüsrandır.

“Kimsenin kimse namına bir şey ödemeyeceği, hiç kimseden fidye alınmayacağı, kimseye şefaatin (aracılığın) yarar sağlamayacağı ve hiç kimsenin hiçbir taraftan yardım göremeyeceği günden sakının.” (Bakara 2/123)

“Allah’ı bırakıp, kendilerine ne zarar, ne de fayda verebilecek şeylere tapıyorlar ve “İşte bunlar Allah katında bizim şefaatçılarımızdır” diyorlar. De ki: “Siz, Allah’a göklerde ve yerde O’nun bilmediği bir şeyi mi haber veriyorsunuz!? O, onların ortak koştukları şeylerden uzaktır, yücedir.” (Yunus 10/18)

“ .. Zalimlerin ne sıcak bir dostu, ne de sözü dinlenir bir şefaatçisi vardır.” (Mü’min 40/18)

“Onların, Allah’a koştukları ortaklardan kendileri için şefaatçılar da olmayacaktır. Artık onlar ortak koştukları şeyleri de inkâr ederler.” (Rum 30/13)

“Andolsun, sizi ilk defa yarattığımız gibi teker teker bize geldiniz. Size verdiğimiz dünyalık nimetleri de arkanızda bıraktınız. Hani hakkınızda Allah’ın ortakları olduğunu zannettiğiniz şefaatçilerinizi de yanınızda görmüyoruz? Artık aranızdaki bağlar tamamen kopmuş ve (Allah’ın ortağı olduklarını) iddia ettikleriniz, sizi yüzüstü bırakıp kaybolmuşlardır.” (En’am 6/94)

Şefaat Yüce Allah’ın merhametinin bir göstergesi olarak haktır lakin bu hak Allah’ın razı olduğu kullarca istenebilecek ve sadece Allah’ın razı olduğu kullara mahsus bir haktır.

“.. İzni olmaksızın O’nun katında şefaatte bulunacak kimdir? .. ” (Bakara 2/255)

“Şüphesiz ki Rabbiniz, gökleri ve yeri altı gün içinde (altı evrede) yaratan, sonra da Arş’a kurulup işleri yerli yerince düzene koyan Allah’tır. O’nun izni olmaksızın, hiç kimse şefaatçi olamaz. İşte O, Rabbiniz Allah’tır. O hâlde O’na kulluk edin. Hâlâ düşünmüyor musunuz?” (Yunus 10/3)

“Rahmân’ın katında söz almış olanlardan başkaları şefaat hakkına sahip olmayacaklardır.” (Meryem 19/87)

“O’nu bırakıp taptıkları şeyler şefaat edemezler. Ancak bilerek hakka şâhitlik edenler şefaat edebilirler.” (Zuhruf 43/86)

“O gün, Rahmân’ın izin verdiği ve sözünden razı olduğu kimseden başkasının şefaati fayda vermez.” (Ta’ha 20/109)

“Göklerde nice melekler vardır ki onların şefaatleri; ancak Allah’ın izniyle, dilediği ve hoşnut olduğu kimselere yarar sağlar.” (Necm 53/26)

“Onlar Allah’tan önce söz söylemezler ve hep O’nun emriyle iş görürler. Allah, onların önlerindekini de arkalarındakini de (yaptıklarını da yapacaklarını da) bilir. Onlar, O’nun razı olduğu kimselerden başkasına şefaat etmezler ve hepsi O’nun korkusuyla titrerler.” (Enbiya 21/27,28)

Şefaat, Allah’a yaklaştırmak, yakınlaştırmak için olamaz çünkü Allah mü’minlere ve zalimlere şah damarı kadar yakındır ve fani hayatta edinilen şefaatçilerin kendileri de şefaate muhtaçtır. Çünkü hesap herkes içindir ve kimlerin şefaat edebileceğine izin veren sadece Allah’tır.

Bizler Hz. Peygamberin şefaat için yalvaranlardan olacağına inanırız lakin bu mümkün olsa bile Peygamberin şefaati sadece imanlı ve Kur’an’lı kullar içindir. Kendi kızını dahi şefaat ile kurtaramayacağını bildiren muazzez nebinin tüm ümmeti kurtaracağına inanmak şeytani bir gaflettir, kandırmacadan da ötedir.

Toparlanacak olursa;

1. Şefaat ve hüküm, tümden ve sadece Allah’a aittir. Allah’tan başka hiç kimsenin şefaat yetkisi yoktur.

2. Şefaat edilmesine izin verecek veya vermeyecek olan sadece Allah’tır.

3. Şefaat dilemesine müsaade edilenler, Allah’ın razı olduğu, doğru sözlü, hakka şahitlik eden, Rahman’ın katından söz almış olan varlık ve kullardır.

4. Hakkında şefaat dilenilmesine müsaade edilenler de Allah’ın razı olduğu kullardır.

5. Zalim, kafir ve müşriklere kimse şefaat edemez, şefaat onlar için kurtarıcı olamaz, ortak koştukları şeytanların kendileri dahi şefaatten mahrumdur.

6. Şefaat, günahkarların rezil dünya hayatlarının affı için değil, iman sahiplerinin küçük (ve belki büyük) günahlarının affı (ve bu sayede inşallah cehennem ile hiç terbiye edilmeden cennette geçişleri) içindir.

7. En büyük şefaatçi Kur’an’dır.

8. Şefaat dileyenler, haklarında şefaat diledikleri için de (hata yapmaktan) korku içindedir çünkü niyetleri bilen sadece Allah’tır.

9. Hesap günü kimse kimsenin günahını üstlenemez, kimse günahını başkasına devredemez. Vebal müstakildir.

Bu nedenle şefaate mazhar olmak için;

1. İman etmek, ortak koşmamak, itimat ve itikat etmek,

2. Aracı ve şefaatçi edinmemek,

3. Allah’tan başka dost ve veli edinmemek,

4. Rahmetten umut kesmemek ama fazla da emn olmamak,

5. Büyük günah, minafıklık, küfür ve şirkten zinhar sakınmak,

6. Şeytana tabi olmamak, şeytanlaşmamak,

7. Kur’an’a sarılmak, anlayarak okumak ve gereğini yapmak,

8. Hz. Peygamberin yaşayarak gösterdiği örnek Kur’an ahlakına sahip olmaya çalışmak,

9. Emir ve yasaklara uymaya gayret etmek,

10. Nefsi terbiyeye çalışmak,

11. Kanmamak, aldanmamak, esir olmamak,

12. İman, ibadet, ahlak ve salih amel de emek ve zaman harcamak,

13. Dua, tevbe, istiğfar ile şefaat için sadece Yüce Allah’a yalvarmak lazımdır.

Şefaat bu yüzden herkesin değil hak edenlerin hakkıdır ve şefaati hak edenler; sadece Allah diyebilenler, Allah’ın sınırlarına uymaya gayret edenler, dua ve tevbe ile şefaat umanlar, başkaca aracı ve şefaatçi aramayanlar, Kur’an İslam’ını yaşayanlar, Hz. Peygamberin dinini örnek alanlar ve imandan menfaat uğruna vazgeçmeyenlerdir.

Rabbim kullarını doğru yoldan ayırmasın.

Rabbim kullarını şeytanlara köle ve köpek etmesin.

Rabbim imanlı kullarına şefaat nasip etsin. Amin!

Bu yazıyı okudunuz mu?

İlk isyan

Yüce Allah topraktan yaratacağı insana diğer tüm melek secde etmesini isterken, aslında kendi kudretine ve ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir