Anasayfa / DİNİMİZ İSLAM / İSLAM AHLAKI / Sessiz çığlıkları duymak
imanilmihali.com
Sessiz çığlıkları duymak

Sessiz çığlıkları duymak

Sessiz çığlıkları duymak

Kainat, insanoğlunun duyduğu ve duyamadığı sayısız sese, frekansa, titreşime sahiptir ve kulaklarımızın duyma aralıkları öyle muntazam ayarlanmıştır ki lüzumsuz veya zararlı seslerin hiçbiri bizlerce duyulur değildir. Yani duyduğumuz zaman bizi rahatsız edecek seslerin duyulmaması fıtrat ile teminat altına alınmıştır.

Öte yandan bazen de kendimiz kulaklarımızı bazı seslere kapatırız ki bubları duymanın bize zarar vereceğini, mutsuz kılacağını düşünürüz. Oysa bu çığlıklar; mazlumların, muhtaçların, şefkate susamışların, yardıma muhtaçların sessiz çığlıklarıdır ve biz onları duymamak için kalın kulaklıklar takar, görmemek için başımızı başka yöne çeviririz.

Bu sessiz çığlıklar, insanların, canlıların, varlıkların ve tabiatın acı dolu haykırışlarıdır.

Fıtrat en üstün varlıklardan biri olarak var edilen insana sayısız görevler yüklemiştir ki bunlardan birisi de bu çığlıkları duymak, mani ve merhem olmak hatta bu çığlıklara sebep olan sorunları ortadan kaldırmaktır.

Köprü altı çocuklarının, bebek yaşta anne olanların, çocuk gelinlerin, annesiz öksüzlerin, babasız yetimlerin, terör mağdurlarının muhtaç halleri, şiddete maruz kalan kadın ve çocukların sessiz göz yaşları, üç kuruş maaşla geçinmeye çalışan emekli yaşlıların halleri, susuz ve aç sokak hayvanlarının biçare dolanışları, yanan ormanlardan yükselen canlı feryatları bu sessiz çığlıklara örnektir.

Kulaklarımız bu feryatları duymak, gözlerimiz görmek istemez ve sanırız ki bilirsek sorumlu oluruz. Oysa bilmesek ve görmesek de vebal boynumuzadır.

Ortak insanlık değerleri denen maruf, Kur’an emridir ve bu sessiz çığlıkları duymak her mü’mine farzdır. Salih amel ve ahlak ancak bu sayede yücelir ve imanla ibadetin sevapları ancak bu şekilde göğe yükselir.

Toplumsal barış, huzur ve esenlik İslam’ın emridir, adıdır, gayesidir.

Karanlıklarda kaybolan çığlıkları kimselerin duymaması, toplum ve din adına utanç vericidir, daha İslam adına çok yol kat etmek gerektiğinin işaretidir.

Tecavüze uğramışların, soyulmuşların, banka hesabı sıfırlanmışların, borçluların, sahipsizlerin, muhtaçların, kimsesizlerin, adalet arayanların, hakkını isteyenlerin, ciğeri yananların, kader mahkumlarının, çöplükte nimet arayanların kimsesi olmak mü’mine borç, topluma görevdir.

Sokak hayvanlarına su ve yem koymak, yeşili, çevreyi, tabiatı korumak, temiz tutmak, yakmamak, arsa açmamak, talan etmemek, tarım arazilerini beton yığınlarına dönüştürmemek fıtrata ve tabiata borçtur.

Yaşlıları, engellileri, hastaları, muhtaçları, mahkumları, kabirdekileri ziyaret borçtur.

Sağduyu, insanlık ve iman, bu çığlıkları duymayı ve yardım etmeyi, el uzatmayı, merhem olmayı emreder. Şeytan ise başı çevirmeyi, yok saymayı, boşvermeyi fısıldar, şahit bile olmamayı süslü gösterir, yardım edeceğine git kıyafet al diye seslenir.

Lüks ve israf diz boyuyken, çöpler atık ekmeklerle doluyken, kara jeepler sokaklarda fink atarken, altın kolyeli erkekler, pırlanta yüzüklü bayanlar caddelerde çalım satarken … sessiz çığlıklar kaldırımlarda kaybolup gidiyorsa, insanlığımız da, dinimiz de noksandır.

Birisi karidesle kahvaltı yaparken birileri ekmeğe muhtaç ise, birileri pahalı mobilyaları her sene değiştirirken birileri evladına oyuncak dahi alamıyorsa, gelir adaletsizliği ve geçim sıkıntısı babaları boynu bükük bırakıyorsa, okula gidemeyen çocuklar pazarlarda tezgah açmak zorundaysa … toplum olarak sorunumuz var demektir.

Beton bloklara arasına sıkışmış yaşantılarımızda, yalnızlaşmışsak, komşuyu, karşı dairede oturanı dahi tanımıyorsak, yanıbaşımızdan geçene güvenmiyorsak, etnik ve dini olarak bölünmüşsek, fakir ve zengin ayrı dünyaları yaşıyorsa, patron işçiyi işçi patronu tanımıyorsa, işçinin emeğinin karşılığını teri kurumadan vermiyorsak … sıkıntı var demektir.

Sessiz çığlıklar hepimizin yüreğini titretmedikçe, onlara merhem olmak, toplum olarak refaha ermek mümkün değildir. Paylaşınca azalan dertler yok sayılınca kabarır çıban olur. Salgın tüm toplumu elbet sarar ve o zaman en zengin ve makam sahipleri bile kendisini kurtaramaz.

Endüstri putuna mahkum batı gibi kişiliksiz ve bireysel bir dünyaya mahkum olmak, yalnızlaşmak istemiyorsak, toplumun tüm dertlerini derdimiz bilmek borcundayız.

Mü’min, servet yığmayan, paylaşan, yardım eli olabilendir. İnfak, kalpleri yumuşatan, dokunduğu yeri cennetleştirendir. Sevgi ve şefkat, tebessüm sadakadır. Merhamet, vicdan kalbin tatlı dokunuşudur. Dost olabilmek herkese nasip olan bir haz değildir.

İman, dört yanda ilgi ve yardım bekleyenleri görmek, durumlarına yardımcı olmak, onları karanlıklardan, acılardan bir nebze olsun kurtarmaktır.

O sessiz çığlıkları duyan Yüce Allah, yardıma da muktedir olandır ama O diler ki bu yardım, kulları eliyle, kendi istekleriyle yapılsın. Maddi veya manevi olsun paylaşmayı, iman kardeşliğini emreden Allah, ezilenleri ezenlerin üzerine çıkarmayı murad eder.

İslam, huzur, barış ve esenlik için sadece Allah’a teslim olmaktır.

Maaşlarımızdaki, sofralarımızdaki her şeyde muhtaçların da hakkı vardır ve o hakkı onlara vermemek, ahirette hesaplaşmaya mahkum olmaktır.

Muhtaçlara uzanmayan dost eller, elbet birgün yardıma muhtaç hale gelir. Çünkü dünya sınavdır ve imanlar mütemadiyen imtihan edilmektedir. Selim akıl ve kalp sahipleri için çığlıkları duymak ve yardıma koşmak iman ve vatan borcudur. Kulakları tıkamak ise dine düşman, paraya tutsak, şeytana köle olmaktır.

Rabbim helal kazanç ve bol bereket, çokça infak ve yardım yapma nasip etsin.

Rabbim, bizlere sessiz çığlıkları duyma kabiliyeti versin. Amin.

Bu yazıyı okudunuz mu?

İslamda dost ve arkadaş kavramı

İslamda arkadaş ve dost kavramı

İslamda arkadaş ve dost kavramı Yüce Allah, iman, İslam ve ihsanı emretmiş, güzellik ve esenliğin ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir