Anasayfa / DİNİMİZ İSLAM / İSLAM AHLAKI / Sevap iyi niyete bağlıdır
imanilmihali.com
Sevap iyi niyete bağlıdır

Sevap iyi niyete bağlıdır

Sevap iyi niyete bağlıdır

Sevap kazanmak her müslümanın gayesidir ve sevapların çokluğunun cennet umutlarını artırdığı düşünülür. kısmen doğru bu gerçekte bir eksik husus vardır ki sevabın gerçekleşebilmesi kasten ve has niyetle yapılmasına bağlıdır ve niyetin şartı da Allah rızasını aramak temelli olmasındadır. Yani niyetler doğru değilse, amellerin sevabı yoktur. Niyetler has ise de, ameller teşebbüs safhasında kalsa dahi inşallah sevap kazanmak mümkündür.

Kötü işlere niyet ve kötü amel üretmekte ise durumd aha farklıdır ve niyet kötü dahi olsa gerçekleşmeyen kötülüklerden günah inşallah kazanılmamakta, ancak o çirkin amel hayata geçerse günah yazılmaktadır. Bu bile hemen değil, kulun tevbe edip pişmanlık duyması için makul bir süre beklendikten sonradır ki pişman olup tevbe edenler için inşallah günah yazılmama ihtimali daima vardır.

Öte yandan cennetlere sevapla değil imanla gidilir ki içerisinde iman olmayan niyet ve ameller spordan veya hobiden ibarettir. Çünkü kime ve neden iman edildiği bilinmeden, ibadet, kulluk, salih amel ve ahlak bazında tüm yapılanlar beşeri hükümlere veya toplumsal kabullere yada alışkanlıklara göredir ki bunların mutlak doğru ve iyi olan Kur’an ayetlerine uygunluk şartı sağlanmadığı sürece dinen bir mana taşımaz.

Kaçınılmaz olarak bu da ayetlerin okunmasını ve anlaşılmasını zorunlu kılar ki Allah’ın gaye ve muradı anlaşılmaz ise yapılan kulluk ve ibadet gayretleri dahi havada kalır ve imana hizmet etmeyen, imandan feyz almayan tüm sözde dini hareketler meçhuldür, beyhudedir.

Kur’an’ın ve tüm peygamberlerin ilk mesajının iman olması bu nedenledir ki namaz ve Kur’an okumanın sevap kazandırabilmesi için dahi ilk adımın imandan gelmesi lazımdır. Yani roman okur gibi Kur’an okumak, hele anlamadan okumak, iş olsun veya dostlar görsün diye kılınan namazlar, örtünmek için tesettüre girmek şayet imana hizmet etmiyorsa kulun kendisine eziyetinden ibarettir.

Sevap kazanılması için amel ve niyetin has, salih, doğru ve güzel olması lazımdır ve bunun terazisi Kur’an’dır. Keza niyet etmeden edilen iyiliklerin sevabı da olmayacaktır ki akıl ve kalp dilemezse, irade ortaya konmazsa nasıl mesuliyet yoksa, sevap da yoktur.

O halde inanan kalpler için iman etmek, Allah rızasını aramak ve bu rıza yolunda değer, niyet ve amel üretmek esas olandır. Sevap ancak bu sayededir ve insanı diğer mahlukattan ayıran da bu özelliğidir. Güdüleriyle yaşayan hayvanlar, akıldan mahrum varlıklar, alışkanlıklarıyla nefes alıp evrenler nasıl mesul değilse, sevap ve günah kazanamaz ise, nasıl zihnen yetersiz olanlar dinen mesul değilse, sevap ve günah kazanmanın yolu da ancak niyet edip, iradeyi ortaya koymaktır. Bu niyetin de sadece Allah’a has olması elzemdir.

Başkalarına, dostlara, komşulara riya ve gösteriş olsun diye, münafıklık mantığıyla, kişilerin rızasını kazanmak umuduyla, Allah rızasından başkaca en ufak bir rıza veya beklenti ile yapılan ameller bu nedenle sevaptan mahrumdur ve sevap sadece Allah’a has olan doğru işlere verilen mükafatlardır.

Demek ki salih amel üretmek de yetmez, niyetin has olması lazım gelir ve niyetin has olması sadece Allah diyebilmekten ve sadece Allah rızası ummaktan geçer.

Sevap kazanmak mü’min için kıymetliyse de ve melekler niyetler hariç yapılan tüm amel ve sarf edilen tüm sözlere şahit ise de niyetleri bilen sadece Allah’tır ve amel defterleri ne kadar ağır olsa da niyetleri bilen Allah kuluna mahşerde niyetlerini ve imanını soracaktır. O nedenle yapmacık, yalandan iman etmenin kula faydası yok, zararı vardır ki Allah korusun kulu münafık durumuna düşürür.

Şeytan ve nefis kulu yapmacıklığa, riyakarlığa iter ki bunların biri bile sevapsızlığı ve nasipsizliği beraberinde getirir. Çünkü iman ve salih niyet olmadan eda edilen namazlar bile beyhudedir ve Allah’a kılınmamıştır. Allah’a kılınan namazlar ise huşu ve samimiyetle, göz yaşı ve acizliği itiraf ile, iman ve Allah rızasını aramak ile eda edilen namazlardır ve inşallah ancak bu namazlar sevap kazandıracaktır.

Doğrusunu Allah bilir lakin Peygamberimizin riya ve gösterişi, gizli şehvetleri gizli şirk olarak tarif etmesi de bu yüzdendir ki neticede şirktir ve şirk üzere ölmek afsızlığa mahkum olmaya rıza göstermektir.

O halde doğrusu ve lazım olanı iman limanından, salih niyet gemilerine binerek, Allah rızasına ulaşmak için yol almak ve bu yolda değer, amel ve niyet üretmektir. İman kıymetlidir, olması gerekendir. İmanı veren ve bilen sadece Allah’tır ve kul nefsini temizlemesi, iman vermesi için Yüce Allah’a sürekli dua ve niyaz etmesi gerekendir.

Rabbim has kullarını korusun, imanlı kullarına mağfiret eylesin. Amin!

Bu yazıyı okudunuz mu?

Niyetleri terbiye edebilmek

Niyetleri terbiye edebilmek

Niyetleri terbiye edebilmek Niyetlere şahit sadece Allah’tır ve bu yüzden kullar ve de melekler, kul ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir