Anasayfa / AHİR ZAMANLAR / Sevgi, adalet ve hoşgörü
imanilmihali.com
Seçmenin ve oy vermenin vebali

Sevgi, adalet ve hoşgörü

Sevgi, adalet ve hoşgörü

Sevgi

Sevgi, kulların kalplerine fıtratla konan, her daim yeşil ve taze kalan, başta Allah’a ve sonra Allah’ın yarattığı her insan ve mahlûkata ait bir sıcacık muhabbet ve kardeşlik bağıdır. İhsan İslam’ın şiardır ki sevgi bu güzellik ve idrakin vazgeçilmezidir.

Kul Yüce Allah’ı, kendisini, dünyayı, yakın ve dostlarını, ana-baba, komşu, akrabalarını, arkadaşlarını sevmeli, her fırsatta sevgi veya nefret tercihinde sevgiyi seçmelidir. Allah’a ortak koşan müşrikler, mü’minleri kandırıp alay eden münafıklar, Allah ve Kur’an’ı reddeden kafirler hariç tüm canlı ve cansız varlıklar sevgiye layıktır.

Bu idrakle mü’min; kin ve nefret yerine, sevgi ve anlayışı, kavga ve intikam yerine hoşgörü ve sağduyuyu, fitne ve fesat yerine tevazuyu, düşmanlık yerine bağışlama ve muhabbeti, çirkinlik yerine iyi ve güzeli koyan, esenlik ve huzur için daima sevgiyi yüceltmeye çalışandır.

İnsan sevdiği şeylere yönelir ve bu yöneliş başkaca sevgiler doğurur.

“İnanıp salih ameller işleyenler için Rahmân, (gönüllere) bir sevgi koyacaktır.” (Meryem 19/96)

“Kendileri ile huzur bulasınız diye sizin için türünüzden eşler yaratması ve aranızda bir sevgi ve merhamet var etmesi de O’nun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için elbette ibretler vardır.” (Rum 30/21)

 “Allah’a ve ahiret gününe iman eden hiçbir topluluğun, babaları, oğulları, kardeşleri yahut kendi soy-sopları olsalar bile, Allah’a ve peygamberine düşman olan kimselere sevgi beslediğini göremezsin. İşte Allah onların kalplerine imanı yazmış ve onları kendi katından bir ruh ile desteklemiştir. Onları, içlerinden ırmaklar akan ve içlerinde ebedî kalacakları cennetlere sokacaktır. Allah onlardan razı olmuş, onlar da Allah’tan razı olmuşlardır. İşte onlar, Allah’ın tarafında olanlardır. İyi bilin ki, Allah’ın tarafında olanlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.” (Mücadele 58/22)

“Ola ki Allah sizinle, içlerinden düşman olduğunuz kimseler arasına bir sevgi (ve yakınlık) koyar. Allah, hakkıyla gücü yetendir. Allah çok bağışlayandır, çok merhametlidir. Allah, sizi, din konusunda sizinle savaşmamış, sizi yurtlarınızdan da çıkarmamış kimselere iyilik etmekten, onlara âdil davranmaktan men etmez. Şüphesiz Allah, âdil davrananları sever.” (Mümtehine 60/7,8)

Adalet

Adalet; Yüce Allah’ın iman, hakikat ve hakkaniyet ile birlikte ilk emirlerindendir ki tüm dünya dengesi, yaşamın tüm perdeleri adalet üzeredir. Hak ve adalet yaşadıkça huzur ve esenlik hayat bulabilir, bu ikisi zedelendiği vakit dünya da akıbetler de kararır.

En yakınlar ve hatta kendimiz için dahi olsa adaletten en ufak bir sapma dünyayı da ahireti de karartır.

Çünkü adalet mülkün (yönetim ve hükümlerin) temelidir, olmalıdır.

“Allah, size, emanetleri mutlaka ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emrediyor. Doğrusu Allah, bununla size ne güzel öğüt veriyor! Şüphesiz ki Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir.” (Nisa 4/58)

“Ey iman edenler! Kendiniz, ana babanız ve en yakınlarınızın aleyhine de olsa, Allah için şahitlik yaparak adaleti titizlikle ayakta tutan kimseler olun. (Şahitlik ettikleriniz) zengin veya fakir de olsalar (adaletten ayrılmayın). Çünkü Allah ikisine de daha yakındır. (Onları sizden çok kayırır.) Öyle ise adaleti yerine getirmede nefsinize uymayın. Eğer (şahitlik ederken gerçeği) çarpıtırsanız veya (şahitlikten) çekinirseniz (bilin ki) şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.” (Nisa 4/135)

“Allah, melekler ve ilim sahipleri, ondan başka ilâh olmadığına adaletle şâhitlik ettiler. O’ndan başka ilâh yoktur. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.” (Al-i İmran 3/18)

Hoşgörü

Hoşgörü aynı fikir veya inançta olmayanlara (ölçüsünce) saygı duymak, nasihat etmek, onun doğruyu bulmasını dilemek, imana ve yaşama zarar vermedikleri sürece iradelerini kullandıkları istikameti anlayışla karşılamaktır.

Tevazu ve alçak gönüllüğün kaçınılmaz bir parçası olan hoşgörü aynı zamanda maruf yani ortak insanlık değerlerinin de temel taşlarındandır. Çünkü Allah yaşamı değişik ümmetler halinde Yaratan’dır.

Kula düşen KİBİRLE BÜYÜKLENMEDEN, SERVETLE ŞIMARMADAN, ACİZ BİR KUL OLDUĞUNU HATIRLAYARAK doğru yoldan ayrılmamak, farklı davrananlara zorlamadan nasihat etmek, onları fikirlerinden dolayı haddi olmayarak cezalandırmaya kalkmamak, hesap soracak olanın SADECE Allah olduğunu unutmamaktır.

“Biz, gökleri, yeri ve her ikisi arasında bulunanları ancak hakka ve hikmete uygun olarak yarattık. Kıyamet günü mutlaka gelecektir. Sen şimdi güzel bir şekilde hoşgörü ile muamele et.” (Hicr 15/85)

“Onlar, yalana şahitlik etmeyen, faydasız boş bir şeyle karşılaştıkları zaman, vakar ve hoşgörü ile geçip gidenlerdir.” (Furkan 25/72)

Tüm bu satırların ortak mesajı ve hedefi ise şudur;

Milletçe yakın zamanda gerçekleştirilen yerel seçimlerde halk iradesini ortaya koymuş ve kendisine daha yakın ve kalbine daha çok hitap edenleri destekleyerek bir tercih yapmıştır. Bu tercih idrak ve sevgi kaynaklıdır ve kulun muhabbet irtibatına girdiği, akıl ve kalple paralellik kurduğu kimselere verilen bu destek neticede halkın genelinin bir seçimi ve kararıdır.

Kulun iradesi kadar milletin iradesi hâkim ve egemen olandır, haktır, müdahale edilemeyecek büyük bir emanettir. Başta halen yönetenler ve sonra tüm yetkililer bu iradeye saygı duymak ve gereğini yapmakla mükelleftir.

Sevgi ile yapılan bu tercihleri adaletle muhafaza ederek hayata geçirmek, her türlü hile ve tuzaktan sıyrılarak Allah’ın ayetleri ile verdiği emirleri hatırlayarak hile ve tuzaklara meyletmeden, hak ve adaleti tesis etmeye çalışmak, aldatma ve yalanla kazanılacak üç beş kuruşluk menfaatlerden çok daha yücedir. Dahası bu yola tevessül edenlerin dünya ve ahiret azapları da çetin olacaktır.

Bu cihetle seçim sonuçlarını mukaddes kabul edip rıza göstermek, hak olmayan yollara müracat etmeden adaleti savunmak doğru ve lazım olandır.

Hoşgörü dinin ve imanın ana parçalarındandır ve ötekileştirmenin, kutuplaştırmanın önündeki en büyük engeldir. Başka bir tanımla söylenecek olursa hoşgörü iman kardeşliğinin tesisi için elzem olandır, Allah farzıdır.

Bu da kurulmak istenen kardeşlik bağlarına yardımcı olmak adına anlayışı, başka fikirlere saygı duymayı ve Milletin tercihleri önünde boyun bükmeyi gerektirir.

Dahası tüm bu sonuçlar neticede Yüce Allah’ın bilgisi, izni ve rızası iledir.

Buna aykırı olarak gerçeği değiştirmeye çalışmak, adaleti saptırmaya gayret etmek şimdiden cehennem azaplarına severek ve isteyerek razı olmaktır.

Hak aramak ile hile yapmak farklı şeylerdir ve mü’min hakkını sonuna dek arayan ama hile ve tuzaklara asla müracat etmeyendir.

İnsanlar ve topluluklar iradeleri ile yaptıkları tüm tercihlerden mesuldür ve herkes ayrı ayrı doğru veya yanlış tercihlerinden mesuldür, hesaba çekilecektir. Lakin bu hesaba çekme işi kulların vazifesi ve yetkisi dâhilinde değildir. Çünkü din Allah’ın, ahiret Allah’ın, şefaat ve hesap sadece Allah’ındır.

Özetle;

Derhal adaletle beyan ve millet iradesine saygıyla kardeşlik ve hoşgörü yapılması şart ve farz olandır.

Bunun yerine başkaca arayışlara girmek, kaybedilen bazı ufak beşeri menfaatlerden kurtulmak için hilelere müracat etmek, Allah’ın hesabından değil de birilerinin hışmından korkmak yapılacak büyük hatalardır.

Yetkili pozisyonlarda oturanların adaletten sapmadan, hakları zayi etmeden doğru ve hak olanda birleşmesi, buna gayret etmesi ise dinen büyük farzdır ki bunun aksi yani birilerini memnun etmek veya o birilerinin rızasını aramak gayretinin dindeki adı malumdur.

Tevekkül başa gelenlere rıza göstermek, elden geleni yaptıktan sonra Allah’ın takdirini kabul etmektir. Bunun aksine gerçekleşen olay ve neticelere rıza göstermemek, değiştirmeye çalışmak aynı zamanda ilahi iradeye de isyan etmektir.

Kaldı ki sevgi ve hoşgörü yerine çirkin ve pis işlere bulaşmak Müslümana yakışmayandır.

O veya bu sebeple beşeri çıkar ve dürtüleri, iman kardeşliğini bozacak, birlik ve beraberliğe zarar verecek seviyeye yükselterek kan ve gözyaşına sebep olmak, şiddet ve zulüm üreterek mazlumlar yaratmak, yetkileri kötüye kullanmak, yersiz ve haksız müdahaleler yapmak, adaleti yerine getirmeye çalışanlara engel olmak, akıllı hiçbir kulun dilemeyeceği şeylerdir ki vebali çok ama çok fazladır.

Bu yüzden son söz olarak denmelidir ki bu topraklarda yaşayan herkes kardeştir, iman kardeşliği en yüce bağdır, dünya fanidir, aslolan beşeri galibiyetler değil ahirete yönelik zaferlerdir, hak ve adalet dinin parlayan elmaslarıdır, Allah her şeyi gören ve bilendir.

Bu mübarek Miraç kandili gününde tüm yetkililere düşen, işi sürüncemede bırakmadan, şaibe yaratmadan bir an evvel adalet ve hakkaniyetle neticelere ulaşmak ve Millet iradesine saygı duyarak gerçekleri açıklamaktır.

Çünkü yaşam kısa ve aldatıcı ama ahiret baki ve gerçektir.

Bu yazıyı okudunuz mu?

Peygamberi şirke alet etmek nasıl olur

Peygamberleri öldürmek

Peygamberleri öldürmek Dinler tarihi aynı zamanda insanlık tarihidir ve hiçbir ümmet Peygambersiz kalmamış, vahiyden kısmetsiz ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir