Anasayfa / ŞİRK VE KÜFÜR / Şeytan fakirlikle korkutur çirkinliği ve hayasızlığı emreder
imanilmihali.com
Şeytan fakirlikle korkutur çirkinliği ve hayasızlığı emreder

Şeytan fakirlikle korkutur çirkinliği ve hayasızlığı emreder

Şeytan fakirlikle korkutur çirkinliği ve hayasızlığı emreder

Yazımıza konu olan ayet bize şeytanın verdiği vesveselerin en vahimlerinden olan fakirliği ve buna bağlı olarak çirkinlik ve hayasızlığı anlatır.

“Şeytan sizi fakirlikle korkutur ve size, çirkinliği ve hayâsızlığı emreder. Allah ise size kendi katından mağfiret ve bol nimet va’dediyor. Şüphesiz Allah, lütfu geniş olandır, hakkıyla bilendir.” (Bakara 2/268)

Nitekim ayetin işaretinin tam tersi yani cömertlik, güzellik ve haya Kur’an’da övülen ve mü’mine şiar olandır. Oysa şeytan paraya tamah eden kulların asla Allah’a gerektiği gibi kul olamayacaklarını bildiğinden ve paraya tamahın dünya malına ve dünya yaşamına sıkı sıkıya bağlı kalmak sonucunu getireceğini öngördüğünden kendisine tabi olan münafık ve müşrikleri fakirlik vesvesesi ile korkutarak paylaşmaya, yardıma, infaka, hakkaniyete, iman kardeşliğine engel olmaya çalışır.

Bunun içinde kılıfı vardır ve fısıldar ki; “İslam’da zenginleşmek yasak değildir” Şeytana tabi kullar ise fakirlik korkusuyla kız çocuklarını diri diri toprağa gömecek kadar batıl, hain ve çirkin birer aptaldır.

“(Ey Muhammed!) De ki: “Gelin, Rabbinizin size haram kıldığı şeyleri okuyayım: O’na hiçbir şeyi ortak koşmayın. Anaya babaya iyi davranın. Fakirlik endişesiyle çocuklarınızı öldürmeyin. Sizi de onları da biz rızıklandırırız. (Zina ve benzeri) çirkinliklere, bunların açığına da gizlisine de yaklaşmayın. Meşrû bir hak karşılığı olmadıkça, Allah’ın haram (dokunulmaz) kıldığı canı öldürmeyin. İşte size Allah bunu emretti ki aklınızı kullanasınız.” (En’am 6/151)

Oysa tüm dünya nimetleri bizim olsa ve tamamını infak etsek de dünyada hayat bulan milyonlarca tür ve milyarlarca canlıya rızık olarak yetmez ve biz bu manada asla zengin değilizdir. Oysa cömertlerin cömerti, bol rızık veren Allah hayatın rızkını tek başına verendir, zengin olandır.

“İşte sizler, Allah yolunda harcamaya çağrılıyorsunuz. Ama içinizden cimrilik yapanlar var. Kim cimrilik yaparsa ancak kendi zararına cimrilik yapmış olur. Allah, her bakımdan sınırsız zengindir, siz ise fakirsiniz. Eğer O’ndan yüz çevirecek olursanız, yerinize başka bir toplum getirir de onlar sizin gibi olmazlar.” (Muhammed 47/38)

Paraya tamah edenler için Kur’an çok güzel bir kıssa vermiş ve fakirlik, cimrilik ve haseti bir arada sunarak bahçe sahipleri olayı ile inanan kalplere doğru yolu göstermiştir. Evvela ayeti okuyalım.

“Şüphesiz biz, vaktiyle “bahçe sahipleri”ne belâ verdiğimiz gibi, onlara (Mekkeli inkârcılara) da belâ verdik. Hani o bahçe sahipleri, sabah erkenden (fakirler gelmeden) bahçenin ürünlerini devşirmeye yemin etmişlerdi. (Bunu tasarlarken) istisna da yapmıyorlardı. (“İnşaallah” demiyorlardı.) Nihayet onlar uykuda iken Rabbinden bir afet (ateş) bahçeyi sardı. Böylece bahçe, (anızı) yakılmış toprağa döndü. Derken, sabahleyin birbirlerine, “Haydi, eğer ürününüzü devşirecekseniz erkenden gidin” diye seslendiler.

Bunun üzerine, “Sakın, bugün orada hiçbir yoksul yanınıza sokulmasın” diye fısıldaşarak yola koyuldular. (Yoksullara yardım etmeğe) güçleri yettiği hâlde (böyle söyleyerek) erkenden yola çıktılar. Fakat bahçeyi o hâlde gördüklerinde, “Biz mutlaka yolumuzu şaşırmış olmalıyız!” dediler. (Gerçeği anlayınca da), “Hayır, meğer biz mahrum bırakılmışız!” dediler.

Onların en akl-ı selim sahibi olanı, “Ben size ‘Rabbinizi tespih etseydiniz ya! dememiş miydim?” dedi. Onlar, “Rabbimizi tesbih ederiz (yüceltiriz). Şüphesiz biz zalim kimseler imişiz” dediler. Bunun üzerine birbirlerini kınamaya başladılar. Şöyle dediler: “Yazıklar olsun bize! Gerçekten biz azgın kişilermişiz! Umulur ki, Rabbimiz bize bunun yerine daha iyisini verir. Çünkü biz artık Rabbimizi arzulayanlarız.” İşte böyledir azap! Ahiret azabı ise elbette daha büyüktür; ah bir bilselerdi! (Kalem 68/17-33)

Bir başka ayet de bize sapan ve haddi aşan insanların şeytanların zoruyla değil fakat Allah’ın bolca verdiği nimetlerden daha fazlasına sahip olmak için ve nankörlükle şükretmeyerek saptıklarını anlatır. Ayet açıkça der ki; şeytanın kılıcı tahtadandır ve inanmak istemeyene şeytan zorla inandıramaz!

“Rabbinin, onları ve Allah’ı bırakıp da taptıkları şeyleri bir araya getireceği ve (taptıklarına), “Siz mi saptırdınız benim şu kullarımı, yoksa onlar kendileri mi yoldan saptılar” diyeceği günü hatırla. Onlar, “Seni eksikliklerden uzak tutarız. Seni bırakıp da başka dostlar edinmek bize yaraşmaz. Fakat sen onlara ve atalarına o kadar bol nimet verdin ki, sonunda seni anmayı unuttular ve helâke giden bir toplum oldular” derler.” (Furkan 25/17,18)

Muhakkak ki Yüce Allah’ın verdiği bol rızkın hikmeti vardır ve bu sınav olsun diyedir. Bu sınav da hem zenginlerin şükür ve infak edip etmeyeceklerine, hem de fakirlerin sabır ve sebat edip etmeyeceklerine dairdir. Herkes içinse sınav hakkaniyete uymaya devam veya harama dalma sınavıdır.

Şeytanlar fakir düşeceğimizi fısıldayarak, sadaka vermekten uzak durmamızı, paraya sahip olmak ve elde tutmak adına her türlü çirkinlik ve hayasızlığa imza atmamızı, cimrilik etmemizi, para putuna ve dünya süslerine tapmamızı ister.

Oysa rızkı veren Allah’tır ve bereket miktarda değil nasiptedir, afiyet yenilen pahalı gıdalarda değil Rabbin dilemesindedir, vesvese şeytandan sükunet Allah’tandır ki Yüce Allah, Muazzez Peygamberine (sav) dahi şeytanlardan Allah’a sığınmasını emretmiş ve bunu son sure olarak Kur’an’a koymuştur. Fatiha ile başlayan (ki bu tüm insanlığın Yüce Allah’a sadakat yeminidir) ve Nas suresi ile biten (ki bu sure şeytanlardan sadece Allah’a sığınmayı emreder) Kur’an bu nedenle imanı emreder ki iman şeytanların tüm oyun ve hilelerinin anlaşılmasına ve zararlı etkilerinin boşa çıkmasına kafidir.

Fakirliğin hayasızlık ve çirkinlik yaratacağı koca bir yalandır çünkü fakir ama namuslu, fakir ama haysiyetli ve gururlu, fakir ama tevazu ile yaşayan milyonlarca insan vardır ve insan fakirlikten, açlıktan ölmez.

Fakirlik, hayasızlık ve çirkinlik şeytanın vesveselerinin ürünüdür ve sanki parasız kalmakla hayat çekilmez hale gelir imajı yaratılmaya çalışılır. Yüce Allah cömertliği emrederken hesapsız cömertliği asla buyurmaz. Burada maksat ihtiyaç miktarını ayırmak ve fazlasını infak etmektir. Bu olması gereken ve makul olandır. Şeytanlar ise hiç dağıtmamayı, biriktirmeyi süslü göstererek insanları kibre ve büyüklenmeye zorlar ki bunlar müşrik olmanın ilk adımlarıdır.

Hayat, parasız da kalınsa güzeldir, yaşanasıdır ve devam edecektir. Yüce Allah kulunu gören ve O’nu asla yalnız bırakmayandır. O müşkül durumdaki kuluna bir kapı kapandıysa bin tane kapı açan, ummadık yer ve zamanda nimet gönderendir.

Sınav ; sabır ve şükür sınavıdır

Sınav, parasızlık ve fakirlik anında dahi harama uzanmamak, hak yoldan ayrılmamak sınavıdır. Şeytanlar ise zenginlikte şımaran, fakirlikte sabır edemeyenleri elinde oyuncak eder ve saptırır.

Bu saptırma kız çocuklarını öldürmeye, anne babayı üç kuruş maaş için öldürmeye, hırsızlığı özendirmeye, devlet malına tamahı makul göstermeye, hortumculuğu, talanı normal göstermeye kadar gider. Tamamı Kur’an’a göre yasak ve haram olan bu halleri süslü gösteren şeytan, kendisi nezdinde paraya tapmaya meyilli imanı zayıf kulları çok iyi tespit eder ve tevekkülden yoksun kalpler kenara üç kuruş koymakla kendilerininve ailelerinin geleceklerini garantiye aldıklarını farz ederken yukarıda bahsedilen “Bahçe sahipleri” kıssasını unutuverirler.

Şeytanların en hünerli olduğu konulardan birisi elbette Kur’an okumayan toplum yaratmaktır ki ilahi buyruklar anlaşılmasın. Kur’an hak yolun nuru olduğu için şeytanlar isterki kendisine kul olanlar okusa da anlamasın (arapça okusun) ve hemen unutsunlar.

Bunun yolu da Kur’an’ı anlamak ve hazmetmek için değil, sevap olsun diye, ölülere, türbelere, belli kısımlarını defalarca okurken diğer kısımlarını hiç okumamak suretiyle hobi olsun diye, bazı sureleri 4444 kere okutmaya çalışmaktır ve şeytanlar bunda gayet başarılı olmuşlardır.

Hırsızlık, cimrilik, hayasızlık karakterini benimsemiş kullar için elbette hak ve adalet, helal ve mübah çok şey ifade etmez. Lakin her şeyin bir bedeli ve sonucu vardır ki ahiret yurdu bu fakirlikten korkarak paraya kul olanların kabusu olacaktır.

Yüce Allah’ın, iblisin ahdine karşılık “imanlı kullarım müstesna” buyurması boşuna değildir. Yani imanlı kullar şeytanların tüm vesvese ve kötülüklerinden korunacaktır ve bu Allah’ın vaadidir. Allah ise vaadinden caymayandır.

O halde imana bakılacak olursa; imanlı kul hayrı ve şerri Allah’tan bilen, sınavı anlayan, sabır ve şükrü bir arada yaşayandır. Dahası imanlı kul şeytanı en büyük düşman görüp vesveselerine kulak tıkayandır. İmanlı kul tevekkülü elden bırakmayandır.

Böylesi sağlam bir inanca sahip kula hangi dünya korkusu ve hangi şeytan vesvesesi zarar verebilir? Kalbinde Allah sevgi ve korkusu olan kul başka fanilerden korkabilir mi?

Takva, Allah’a inanıp, Onun emir ve yasaklarına riayet etmek, yani Allahü teâlâdan korkup haramlardan sakınmak demektir. Takva ehli şüpheli işlerden de sakınırsa vera sahibi olur. Helal malın fazlasından, şüphelilere düşme korkusu ile mubahların çoğunu terk etmeye ve dünya sevgisinden sakınmaya Zühd denir. İşte aslında şeytanın korkuta geldiği fakirlik imanlı kullar için adeta bir zühd fırsatı ve sınavıdır. Zenginlik için çabalayanlar ise para uğruna takvayı, verayı ve zahidliği reddedenlerdir.

Bunca güzel nimet ve Allah rızasına mazhar olmayı mümkün kılan güzelliği reddedenlerin ise elbette rehberi şeytanlar olacaktır ve fakirlik korkusu bahanesiyle haram deryasına dalacak bu gafiller önlerine çıkan tüm haram, hayasızlık ve çirkinliklere dalacak ve kusana kadar da yiyeceklerdir.

Ama yine yukarıdaki ayeti hatırlamak lazım gelir ki şeytan onları asla zorlamaz sadece süslü göstererek aldatır. Çünkü hakikate gözleriyle şahit olmuş olan İblis asla Allah’ı ve sistemini inkar etmez, edemez. Yaptığı vesvese vererek, korkutarak, aldatarak yalan vaadlerde bulunmaktır. Gerçeğe aykırı bu vaadlere kanmak sadece imanı zayıf veya yitik kullara mahsustur ve bu sebeple iman elde tutulması, kalpte yaşatılması gereken yavru bir kuş, nadide bir çiçek ve kıymetli bir pırlantadır.

Son söz;

Şeytan fakirlikle korkutur çirkinliği ve hayasızlığı emreder ancak Yüce Allah kalplere iman nurunu bahşederek istikametleri kendisine çevirir ve korkuları bertaraf eder, rızık ve nimetle sadece kendisine tevekkül eden kullarını bahtiyar eder.

Gerçek fakirlik ; servetler, mallar ve evlatlar dağ gibi yığılsa da, imandan, takvadan, tevekkülden nasibini yeterince alamamaktır. 

Rabbim bizleri şeytana oyuncak eylemesin.

Rabbim bizleri kendisinden başka yollara saptırmasın.

Rabbim bizleri dünya malına ve paraya tapan sapıklardan eylemesin.

Rabbim bizleri şeytanlardan ve şerlerden muhafaza eylesin.

Amin!

Bu yazıyı okudunuz mu?

Allah ile aldatmak

İnsanlığın bir kısmını daima, tamamını bir süre aldatabilirsiniz ama tamamını daima aldatamazsınız. Bu kaide en ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir