Anasayfa / ŞİRK VE KÜFÜR / Şeytan kibirlileri sever
imanilmihali.com
Şeytan kibirlileri sever

Şeytan kibirlileri sever

Şeytan kibirlileri sever

Kibir büyüklenme, aşağılama, kendisini beğenme şeklinde tezahür eden hastalıklı bir ruh hali ve kötü akibetli (cehennemlik) yaratılmışlık belirtisidir. Yani Rabbimizin “Andolsun cehennemi insanlar ve cinlerle dolduracağım” ahdine yakışır hayat sergileyen bu kibir emsallerinin hayatları Rabbimiz dilemedikçe ve kul kendisini Allah’ın ipine sarmalamadıkça kötülüğe hizmet ve şeytana kullukla geçecektir.

Kur’an’ın insan tanımı iki, karakter tanımı iki, din tanımı iki tanedir. İnsanları ezen ve ezilen, karakterleri iman eden ve etmeyen, dini de tevhid ve şirk olarak ikiye ayıran Kur’an diler ki ezilenler yeryüzüne ve cennetlere hakim ve egemen olsunlar.

Ve kibir şeytanın en etkili silahıdır. O, kuldaki bu büyüklenme ve hırsı, kin ve nefreti görüp o kulun açlık ve hevesini kendi istikametine kulun nefsine etki ederek çevirir ve o kul artık okşanan kibri ve elde ettiği güç ile şeytana asker olur.

Sokaklarda çöp toplayanlara pislik gözüyle bakan, yanındaki aça-fakire zararlı mikrop gözüyle bakan bu insanların Allah’ın rahmet ve merhametinden yoksun oldukları, İslam’ı anlamadıkları ve iman etmedikleri zaten bellidir ki iman kardeşlik ve kardeşi en az kendisi kadar düşünme melekesidir.

Sokaktaki insanlara sorsanız çoğu kibri kendisine yakıştıramaz ve kibirden muaf olduklarını iddia eder. Lakin durum maalesef öyle değildir. Çünkü aşağılanan kesimlerin, ezilen mü’minlerin sayısının her geçen gün artıyor olması bunun gerçek olmadığının da ispatıdır.

Azınlık zenginleşir, çoğunluk fakirleşirken, ayağı tozlanmayan, işçinin hakkını vermeyen, sokaklara karışamayan, parfüm kokuları ve estetik mini etekli kızlar arasında hayatlarını sürdüren kibirliler güruhunun İslam emri olan paylaşmak, yardım ve iyilik etmekle alakalarının olmadığı da gerçektir.

İstisnalar tabiki kaideyi bozmaz ancak kibir sahibinin mimik ve hareketlerinden de anlaşılacağı üzere kendisini fakir, zayıf ve mazlumlardan izole etmeye çalışır. Otobüse binmeyen, zenginliğini kendisi hak etti sanan, o malların vebal ve emanet olduğunu anlamayan bu zalimler kendisini büyük, yenilmez birer Karun olarak görür.

Karun konuya güzel bir örnektir. Musa Peygamber zamanı yaşamış aşırı zengin bu kul, Musa Peygambere bile büyüklük taslayacak, “Sen ahiret adamısın ama bu dünyada Allah’ın en sevdiği kul benim ki bana sınırsız zenginlik verdi” diyecek kadar ahlaksız ve nankör biridir. Nitekim malı da canı da aniden yok olmuş ve karanlıklarda boğulup gitmiştir. Musa Peygamber ise ilahi risâlet görevini layıkıyla yapmış ve inşallah Rabbimiz Allah’ın rızasına mazhar olmuştur.

Kibrin şeytanın en sevdiği silah olması aynı zamanda kibirlilerin şeytana en yakın olması anlamına da gelir. Çünkü şeytan kibirlileri ele geçirip onların kibirlerini daha da çok okşayarak, o kulları sınır tanımaz hale getirir ve onların sayısız kötülüklere imza atması için kışkırtır. Şeytan kibirli be zalimlerin yakasını hiç bırakmaz ve zenginlik, güç ve makam arttıkça daha da karanlıklara iter. İş o hale gelir ki o kibirli kullar Allah dilemedikçe ıslah olmaz hale gelirler.

Şeytan kibirlileri sever çünkü en başta kendisi Yüce Rabbimize karşı büyüklenmiş ve lanetlenmiştir.

Güzellik, mallar, evlatlar, kas kuvvetleri, akıl ve kabiliyetler Allah’ın nimeti, rızkı ve emanetidir. Her biri birer sınav vasıtasıdır. Gurur yapılacak şeyler ise bu ilahi ikramlara ekleyebildiğimiz imani, insani, ahlaki güzelliklerdir. Oysa kibirli insanı gururlu insandan ayıran bu anlayış farkı, kibir sahiplerini kendisine bahşedilenlerle büyüklenmeye sevk eder ve onlar kazanımlarını kendi bileklerinin gücü sanırlar.

Kur’an’daki bahçe sahipleri kıssası da kibre güzel örnektir. Şükretmek yerine mahsulü kendi zaferi gören iman zaaflıların malı bir sabah uyandıklarında gidiverir ve geriye hiçbir şey kalmaz.

Kur’an bozgunculuğu, azgınlığı ve haddi aşmayı yasaklarken, salih ameli, eşitliği, kardeşliği, paylaşmayı emreder.

Zenginlik vebal, fakirlik ibadettir. Sabır ve iman, sınırsız zenginlik ve güçle gelen kibirden yüz kat daha yeğdir. Ve bize bahşedilen tüm nimet ve zenginlikler birer sınav vasıtasıdır ki neler yapacağımız görünsün diyedir.

Büyüklenen, ezen, zulmeden, aşağılayanlar ise zulmün öldürmekten beter olduğunu, büyüklenmenin şeytaniliğini, haksızlık etmenin vebalini hem bu dünyada hem ahirette muhakkak görecektir. Ve o zaman geç olacaktır.

Çünkü kibir kişinin kendisini aynı zamanda yaratan, her şeye gücü yeten bir mevkiye sokmaktır ki bu kendisini ilah yerine koymaya yani şirke çok yakındır. En hafif haliyle küfür olan kibir, insanı şeytanlara dost, aşağılıklara arkadaş eder, kibirliler kamarasına üye olanlar ise bir daha asla o mevkiden kurtulup ta sade vatandaş mütevaziliğine eremez ve fedakârlıklardan uzak yaşar.

Rabbim kibirli kullarına tevazu ihsan eylesin.
Rabbim ezenlerce ezilenlere yardım eylesin.
Rabbim firavun, haman ve karun karakterlilere karşı İslam’a yardım eylesin.
Rabbim bizleri şeytanın vesveselerinden muhafaza eylesin.
Amin!
Şeytan kibirlileri sever

Bu yazıyı okudunuz mu?

şirk

Dine yalan söyletmek – En büyük şirk

Dine yalan söyletmek – En büyük şirk Dine yalan söyletmek, küfür ve şirk cephesinin en ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir