Anasayfa / AHİR ZAMANLAR / Şeytandan çok şeytancılık edenler
imanilmihali.com
Şeytandan çok şeytancılık edenler

Şeytandan çok şeytancılık edenler

Şeytandan çok şeytancılık edenler

İblis, ateşten yaratılmış dişi cin iblis olarak, insanları Allah ve iman aleyhine kışkırtmaya ahdetmiş, iman etmeyenleri kendisi gibi cehennemlik kılmak için kandırmaya ve yeryüzünde bozgunculuk yapacak zalim insana fısıldamaya yemin etmiştir.

Lakin dikkat edilirse tüm yapabildiği süslü göstermek, kandırmak, fısıldamak ve vesvese vermekten ibarettir ve iblis asla zorlamaz , zorlayamaz. Dahası Allah’ın vaadi gereği imanlı kullar üzerinde sultası yoktur.

İnsan ise fıtratta verdiği misak ile Allah’tan başka ilah tanımayacağına ve imanla yaşayıp, imanla öleceğine, gelecek kitap ve peygamberlere sadık kalacağına yemin etmiş, söz vermiştir.

Dünya sınavı işte bu misaka, iblisin fısıldamalarına rağmen sadık kalıp kalamama sınavı ve Allah’tan başka ilah tanımama imtihanıdır.

İblis, soyu ile, askerleri, evliyaları ve dostları ile birlikte gayesine doğru var gücüyle çalışmakta ve hayata dört yandan yaklaşmaktadır. Mazideki karanlık noktaları, geleceğe dair aç beklentileri, dini, dinsizliği, parayı, kibri çok iyi kullanan iblis, kalplerinde imanı zayıf olanları kendisine tabi kılmakta gayet hünerlidir ve iblise kananlar bir süre sonra sadece kanmakla kalmaz aynı zamanda kandırmaya da başlar yani şeytanlaşır.

Milyarlarca insana tek başına yetemeyecek iblisin yardımcıları elbette olacaktır ve nasıl ki Allah, kendisine yardım eden kullarına yardım ederse, iblis de kendisine yardım eden şeytancıklara yardım eder ve fırsatlar sunarak, daha azgın hale getirir. Dünyalıklara boğar, mevkiler sağlar, şehvetin doruklarına taşır ama hatırlanacağı üzere bunları zorlayarak değil, nefisleri kışkırtarak ve yanlış hayaller vererek yapar. Yani şeytanın kılıcı tahtadandır ve fakat vesvesesi etkilidir.

“Ey insanlar! Yeryüzündeki şeylerin helâl ve temiz olanlarından yiyin! Şeytanın izinden yürümeyin. Çünkü o sizin için apaçık bir düşmandır.” (Bakara 2/168)

Şeytanın yardımcıları tıpkı şeytan gibi, hatta çoğu zaman ona yaranmak adına ondan daha seri, atak ve azimli olmak üzere, iman ve Allah aleyhine çalışır, yeni şeytanlıklar üretir, savaşlar, açlıklar çıkartırlar, kan ve göz yaşlarına sebep olurlar. Tarih boyunca böyle olmuş, Allah’ın ayetlerini keşfe çalışanlar dinsizlikle itham edilerek yakılırken, en katmerli müşrikler dincilikle baş tacı edilmiştir.

Cadı avı şeklinde ortaçağda süren kadın katliamında yakılarak ölen kadınların sayısı belli bile değildir. Keza Amerikanın keşfinden sonra öldürülen kızılderililerin de. Ortadoğu’da katledilen müslümanların da.

Bunlar elbette şeytanın güdümü, isteği, kışkırtması iledi lakin çoğusu insan ve cin şeytanları diye anılan ordusunun eseridir. Özellikle insan şeytanlarına ayrı bir yer vermek gerekir ki yazı konumuzda aslen budur.

İnsan şeytanları, nefisleri ve tüm benlikleri ile, imana/Allah’a değil şeytana kulak veren, helal yerine harama, gerçek yerine batıla, güzel yerine çirkine tabi olanlardır. Mahrem, hak, adalet, merhamet tanımayan bu gafiller, çoğu zaman şeytanlaştıklarının farkında olmayarak ve yaptıklarını doğru farz ederek etrafındakileri ve mahiyetlerindekileri de zehirler, kendilerine benzetir, kandırırlar. Bu sayede de iblisin ordusu her geçen gün kalabalıklaşır.

Bu şeytancıklar, para, nüfus, şehvet, dünyalık kışkırtmalarıyla, şefaat ve kurtuluş pazarlayarak, dincilik ve münafıklık ederek ve en çok da din silahını kullanarak diğer insanları aldatırlar, akılları karıştırır, nefisleri kirletirler.

Terör, salgın hastalıklar, bozuk ekonomiler, açlıklar, haksızlık ve adaletsizlikler hep bu insan şeytanlarının eseridir ve insan şeytanları tam bir işbirliği içinde şeytana hizmette kararlıdır, kaçıp kurtulmayı hayal dahi edemezler ve bu halleriyle her biri birer mankurttur.

Kurtulmayı dilemedikleri gibi her gün yeni avlar peşine düşerek ve kirli ağlarına o masumları da katarak ama sonra kanlarını emerek yaşarlar. Ağa düşen ve kanı emilen kurbanlar ise yakın zamanda kurtulamazlarsa ve Allah aksini dilemezse asla kurtulamazlar.

Fakirlikle korkutan, çirkinliği süslü gösteren şeytan, soyu ve askerleri ile hayasızlığı yaşam tarzı kılmaya çalışır ve bu sayede ahlakı, ameli, ibadeti riyaya ve yanlışa sevk eder, gerçek ilahın yanına sayısız ilahçık koydurur. Şirkin en koyu karanlığı olan bu hal ise lutfu geniş olan Allah’a isyandır.

Şeytan sizi fakirlikle korkutur ve size, çirkinliği ve hayâsızlığı emreder. Allah ise size kendi katından mağfiret ve bol nimet va’dediyor. Şüphesiz Allah, lütfu geniş olandır, hakkıyla bilendir.” (Bakara 2/268)

Tevbe kapısı daima açık ve Allah tevbeleri çokça kabul edendir lakin insan şeytanları, ele geçirilmiş zihinleri, devleşmiş hırs ve intikam duyguları, haram dahi olsa şehvetten aldıkları gizli haz ile tevbeyi akıllarına dahi getiremez veya tevbe etmeyi dilemezler. Riya ve gösterişle zaman zaman buna tevessül etseler de samimi olmadıkları için zaten sonuç çoğu zaman değişmez.

İnsan şeytanlarına şeytan ilhamı vermiş, vahyetmiştir. Artık adeta şeytan gibi yaşayan ve aramızda dolaşan bu insan şeytanları doğrudan emir almadan, hedeflerini kendisi seçerek ve fırsatları değerlendirerek, çoğu zaman kişiliği gelişmemiş, ahlakı oturmamış, dini akidesi zayıf ve imandan nasipsizleri yakalayarak, tamamını da batıl ve haramın çirkin bataklıklarında avlayarak ele geçirirler.

Para, kibir, yalan gibi şeytanın en değerli silahlarını hünerle kullanan bu insan şeytanları aldatmakta, kandırmakta, süslü göstermekte ustadır.

Ustaları şeytana ise her daim biat eder, saygı duyar ve taktik öğrenmeye çalışırlar. İblis, büyük işlerle ve hedeflerle uğraşırken ayak takımı bu insan şeytanları, sıradan insanlarla, küçük işlerle uğraşırlar ve hatırlamakta fayda vardır, asla zorlamaz ama süslü gösterirler.

Bazen de şeytan, kulları şeytancıklarla yani insan ve cin şeytanlarıyla korkutur.

“O şeytan sizi ancak kendi dostlarından korkutuyor. Onlardan korkmayın, eğer mü’min iseniz, benden korkun.” (Al-i İmran 3/175)

İblisin akibeti belli, cezası katidir. Ona verilen belirli süre (!) beki tevbe eder umuduyla veya bu olmazsa azgınlığı artsın da helaki hak olsun ve tabi kendisine uyanlar belli olsun diyedir. İnsan şeytanları, ona uymakla, şeytanlaşmakla, bu beklentinin menfi kutbunun gerçekliğini sağlarlar ve akibetleri de aynı şeytan gibi olur.

Fakat, gözlerini bürüyen dünyalık hevesleri ve unuttukları ahiret hesabı nedeniyle fütursuz ve sorumsuz bir hayat yaşama dilekleri onları, her türlü kaide ve kuralı yok saymaya iter ve böylece ilahi dini, kendi yazdıkları beşeri dinle değiştirirler.

Kur’an’dan ve imandan habersiz yaşayanların şeytanlara kanması da bu yüzdendir ki onlar kendilerine altın tepside sunulan dini ilahi din sanır, beraberinde getirdiği servetlere kanarak o şeytan dinini hak kabule der ve ölüm sonrasını hiç düşünmezler.

Gerçek dinin samimiyet, doğruluk ve çoğu zaman tevazu ile yaşanan yoksulluk olduğunu gören ve buna razı olmayan şeytancıklar, iblisin altın kuleli şatolarında hizmetçi olabilmeyi daha çok tercih ederler.

Çünkü şeytana uyan insanların tamamı birbirine dosttur ve kuralsız, ahlaksız bu birliktelikleri her birinin helal olmasa da derin şehvetler, zevkler yaşamasına imkan tanır ve tamamı ahlaksız oyun kurallarıyla zenginleşir, yardımlaşma ve desteklerle kuvvetlenirler.

İnsan şeytanlarının cin şeytanlarından ve iblisten farkı da buradadır ki insan şeytanları bazı fiziksel müdahaleler yapmak kabiliyetindedir. Yani sadece kışkırtmakla kalmaz bazen şart ve durumları değiştirirler. Yolsuzluk, hırsızlık, haksızlık gibi haller üretip, bazı kesimlere çıkar sağlarlar, hatta sermaye kaydırması yoluyla doğrudan zengin dahi ederler.

Koloni veya tarikat/cemaat veya loca şeklindeki yapılanmaları ile bu insan şeytanları, zaman zaman toplanır ve kararlar alır, yeni hedefler belirler, talimat alır, eğitim görürler. Dereceli bir hiyerarşiye ve gizliliğe sahip bu yapılanma iblise hizmet eden tüm teşkillerde değişmez bir gerçektir ve ister siyonizm olsun, ister püritenlik veya maddecilik akımları olsun, ister tarikat veya mezhep katolikliği olsun tüm şeytani akım ve inançlarda bu yapılanma kaçınılmazdır.

Çünkü fikirlerin hiç olmazsa şimdilik gizli kalması, gerçek hedefin tebadan saklı tutulması lazımdır ve aşağıdakiler hayata olumlu katkı sağladıklarını düşünürken, tepedeki şeytanlar şeytanın dinini hayata geçirme yeminlerini sistemleştirir ve yerleşik hale getirmeye gayret ederler.

Şeytanların vitrinlerinde hep insan ve hayvan hakları, sokak çocukları, sağlık destekleri, tabiat sevdalıları vardır ve bunlar kurbanları ağa çekmek içindir. Tamamı mason olan bu zebaniler, siyonist abilerinin avlarına kurban bulmakla görevlidir ve aynı mantık tarikat ve cemaat ilişkilerinde de aynen geçerlidir.

Okul çağına gelmemiş çocukların dahi kanını emmeye kararlı tarikatçılık ve cemaatçilik, kurslar, yurtlar, burslar ve toplantılar ile kandırır, alıştırır ve sonra esir eder.

Çok sonraları teba, neye ve nasıl hizmet ettiğini anlarsa da artık kurtuluş mümkün değildir ve o şeytani sistemden çıkmak ölümü göze almayı gerektirir. Çünkü ifşa olmak onların en son istediğidir ve daha en baştan müridlere sistemin devamınca sadık kalacaklarına, gizliliğe ve emirlere riayet edeceklerine, ayrılmayacaklarına, ayrılırlarsa ölmeyi kabul ettiklerine dair yemin ettirilir.

Şu çok iyi anlaşılmalıdır ki tüm din içi yapılanmaların ardında şeytan vardır ve tüm bu yapılanmaların sistemi, şekli, işleyişi birbirinin aynısıdır. Bu dahi insanları uyandırmaya yetmelidir ama maalesef zalim, cahil ve nankör insan bunu idrak edememekte, dini bölmek suçunu işlerken, şeytana tabi olmak afsızlığına da kendi ayaklarıyla koşmaktadır.

Şeytanın sunduğu paralar, kadınlar, uyuşturucular, nüfuslar elbette kışkırtıcı ve aldatıcıdır. Lakin iman, hak edilmeyene el uzatmamayı, helal olmayanı istememeyi, mahrem olmayana yanaşmamayı emreder. Bu hediye ve rüşvetleri kabul etmek bu nedenle sadece günah işletmekle kalmaz aynı zamanda rotadan çıkartır ve tevhid yolundan uzaklaştırır.

Sahte peygamberler üretmekte, ayetleri ve manalarını değiştirmekte, dine, Kur’an’a ve Peygambere yalan söyletmekte, hurafe ve rivayetleri, örfleri dinleştirmekte usta bu şeytancıkların en etkili silahı ise malesef din silahıdır.

İnsan şeytanları özetle, iblis ve cinler gibi görünmez varlıklar değildir. Aksine iyi giyimli, ağzı laf yapan, servetle şımarmış, mevkilerle büyüklenmiş, siyah arabalarla gezer haldeki insanlardır ki onların bu hali sıradan insanları kışkırtmaya çoğu zaman yeterlidir. Çünkü nefis açlıklarını karşılamak ister, helal yoldan olmasa da hırslarına yenik düşer, şehvetlerini dizginleyemez. İşte bu haram servetleri görüp imrenen-ağzı sulanan bu gafilleri gören şeytanlar hemen kancayı atarlar ve o kul artık kedilerin önünde fareden farksızdır.

İblis gibi insan şeytanları da kurbanlarını ağlarına çeker, bin bir cilve ve nazla oynaşır, hediyeler sunar, zevkli anlar yaşatır ve sonra dişi örümcek gibi az önce kendisine de tatlı anlar yaşatan partnerini zehirleyerek öldürür, hiç olmazsa kanını emerek bırakır ve artık onunla işi olmaz. Kandırılan kurban ise kanı emilmiş veya zehirlenmiş vaziyette yaşamaya mahkum halde bir daha kaçıp kurtulmayı dahi akıl edemeden ruhsuz ve şuursuz bir hayata mahkum olur.

Yüce Allah en katmerli müşriklere dahi tevbe kapılarını açık tutandır.

İnsan sadece Allah’a kulluk ve ibadet edeceğine, rızkı ve medeti sadece O’ndan bekleyeceğine söz vermiştir.

İblis ve soyu, insan ve cinlerden tayfalarıyla birlikte insanı imandan ve Allah’tan uzaklaştırmaya yeminlidir.

Ahiret ve hesap haktır, yaşanacaktır.

Dünya fani, ahirek bakidir.

Cennetler güzel, cehennem ve ateş yakıcı, azaplı ve sonsuzdur.

Yüce Allah rahmeti bol ama azabı çetin olandır.

Kur’an, gözler önündedir ve şeytandan kurtuluşun ilk adımı ve şartı kanmamayı öğrenmek ve iman etmektir. İman yoksa ağa yakalanmamak mümkün değildir ve ağa düştükten sonra çabalamak çoğu zaman nafiledir.

Şeytandan çok şeytancılık edenler, üzerlrinde hiçbir baskı olmadığı halde, kendi rızalarıyla hayatı kirleten, bozgunculuk eden, cehennemlere razı olan ama diğer insanalrı da kandırmaya gayret ederek katmerli müşrikliklere imza atanlardır.

Şeytandan çok şeytancılık edenler, iblise yaranmak umuduyla, Yaratan’ları Allah’ın öfkesini üzerlerine çekenlerdir.

Şeytandan çok şeytancılık edenler, ahirette o taptıkları şeytanı suçlayacak, yardım dileyecek ama şeytanın intizar ve reddiyle karşılaşacak, orada hakikati görüp pişman olacak olanlardır.

Şeytandan çok şeytancılık edenler kendi günahlarına ortaklar arayan zalim, cahil ve nankörlerdir.

“Eğer şeytandan bir kışkırtma seni dürterse, hemen Allah’a sığın. Şüphesiz O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.” (A’raf 7/200)

Bu yazıyı okudunuz mu?

Allah ile aldatmak

İnsanlığın bir kısmını daima, tamamını bir süre aldatabilirsiniz ama tamamını daima aldatamazsınız. Bu kaide en ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir