Anasayfa / DİNİMİZ İSLAM / İSLAM AHLAKI / Şeytanın avukatları
imanilmihali.com
Şeytanın avukatları

Şeytanın avukatları

Şeytanın avukatları

Bu filmi kanaatimizce çok kişi izlemiştir. Her ne kadar dini temalı bir film olmasa da şeytanı, şeytanın kibirli insanları nasıl kullandığını bundan daha güzel anlatan bir film zor bulunur diye düşünmekteyiz. Keza şeytanın şu sözü kulaklara küpe olacak kadar güzeldir ve filmin ana teması da zaten odur;

“Kibir, benim en gözde silahımdır.”

Avukatlık meslek grubunu hedef alan filmin senaryosunu sanata, spora, siyasete, ekonomiye, ticarete velhasıl her şeye tatbik etmek mümkün.

Kibir, hırs ve şehveti körükleyen, sınırları unutturan, açlıkları öne çıkartan, kulu hak – hukuk tanımaz hale getiren, sürekli kullanılan bir ilaç gibi bir kenara attığınız anda size sorun yaratan, büyüklenme ve aşağılama ile birlikte nükseden bir illet. O kadar ki kazanımlarınız ve kazanımlarınızın devamı eğer kurtulamazsanız bu kibir ile bağıntılı ve iflahınız çok zor.

Allah kibirli kulları, aşağılayanları, büyüklenenleri sevmez.

Müstezaf ve müstekbir konulu yazımızda da belirtildiği gibi Kur’an mazlumun yanında, büyüklenen, kibirli kulların karşısındadır. Ve Allah ister ki yeryüzünde ezilen, horlanan, mazlumlar egemen olsun, hak ve adalet yerini bulsun.

Bu isteğe karşı koyan herkes te doğal olarak ilahi düzenin düşmanıdır ve cehenneme yakıt olacaklar da bunlardır.

Kur’an’a göre büyüklenip aşırı gidenler (müstekbirler) ve aşağılanıp zulme maruz kalanlar (müstez’aflar) imanın iki cephesi gibidir ve Allah ezenlerle birlikte değildir.

Kur’an bu kibir ve büyüklenme odaklarını aynı zamanda zulümle bir tasvir eder ve yine ayete göre zulüm öldürmekten beterdir.

İnsan nefsi ve şeytanın oyuncağı olmamak adına kibrini ve büyüklenmesini engellemek zorundadır ki kendisine verilen nimetlerin biri tarafından ve bir sebebe göre verildiğini idrak edebilsin. İnsan o vakit anlar ki bunlar kendi kazanımı gurur vesilesi değil, bir bahşedenin verdiği mesuliyettir.

Kibir en başta bu şükür bve minnet duygusunu yok eder ve kişi ilahi nimeti kendi bileğinin gücüyle kazandım yanılgısına düşer. Bu noktadan sonra da ipler kopar ve kul Allah yolundan uzaklaşmaya başlar.

Övünmek, gurur duymak gayet beşeri bir hissiyat iken kibir beraberinde aşağılamayı, beğenmemeyi, uzantısında da ötekileşmeyi ve ezmeyi getirir. Yani kibir iflah olmaz bir bulaşıcı hastalık gibi vücudu kaplar ve benlik o kibrin etkisiyle imana, ibadete, ahlaka yakışmayacak işleri yapmakta sakınca görmez.

Bu hal, bir etiket gibi kişiye yapıştığında güç buna endekslenir ve gücün ve menfaatin devamı için kibirle davranmak kaçınılmaz olur. Bu kuvvet gibi görünen hadise aslında bir zaaf iken, kibri hayata yansıtan insan bunun farkına varamaz ve sevilmeyen, anlaşılmayan, uzak durulmaya çalışılan, korkulan, emin olunmayan bir insan oluverir. Bu yalnızlık aslında mü’min tarifinin de tam zıddıdır.

Mü’min tevazu ile yaşayan, kendisinden emin olunan, sevilen, paylaşan, yardım eden, eşitliği ve hak’kı öngören, kalp kırmaktan çekinendir. Yani mü’min kibri çok uzaklara atarak, benliğini temizleme ve masum, temiz, dürüst ve alçak gönüllü yaşama gayretinde olandır.

Kibir beşeri hayatta kula, bünyesinde taşıdığı hırs, açlık ve intikam duygularıyla her şeyi yaptırır. O kadar ki kişi bu yaptıklarını doğru ve lazım olarak telakki eder, aşağılamayı, insanların üzerine basıp geçmeyi, kandırmayı, çalmayı haklı görür.

Kişi hangi mesleği icra ederse etsin bu kibir illeti kişiyi zora sokar, hesap günü huzurda mahçub eder. Kırılan kalp, kazanılan haksız kazanç ve yapılan haksızlıkların sayısına bağlı olarak ta kişinin akibeti karanlık olur.

Kibri kalplerden söküp atan ise Allah’tır. Nasıl ki nefisleri temizleyen ve imanı veren sadece Rabbimizse kibri de kalplerden söküp atacak olan yine O’dur. Kula düşen görmek, anlamak, vazgeçmek için Allah’tan yardım dilemektir.

Yüce Allah kibri de mütevaziliği de, sevgi ve şefkati de, hor görme ve aşağılamayı da insana nasip etmiş, insanın hür iradesi ile tercih yapmasını dilemiştir. Aydınlık ve karanlık gibi iyilik ve kötülük te haktır ve mevcuttur. Doğru olanı seçmek sınavın ta kendisidir.

Şeytan, insana dört taraftan yaklaşıp kendisine asker etmek isteyendir.

Şeytanın en gözde silahı kibir her kimde bulunuyorsa o kişiyi elde etmekte kolaydır.

Kibri bir zorunluluk olarak görenlerin ise kurtuluşu neredeyse imkansızdır.

Bu ihtar, tevekküle, çalışmaya mani asla değildir. Çünkü çalışmak ve Allah’a güvenmek, gurur duymak hatta övünmek normal insan karakterinin takviye edici gücüdür. Lakin tüm bunlar asla aşağılamayı gerektirmez ve kötülüğü bünyesinde barındırmaz. Kibir ile aralarındaki fark hakka şükür ve haksızlığa sapmama ayrımıdır ki kibir tüm rezil illetlerin başı ve doğru yoldan saptıran huydur.

Şeytanın kibirli kulları kandırması gayet kolaydır. Öncelikle kibrin kalplerden söküp attığı iman olmadığı için şeytana karşı en kuvvetli kalkan düştüğünden ve sonra kibirli kul her türlü açlıklara gebe olduğundan ve nihayetinde kibir hırs ve şehvetleri hak olmasa da körüklediğinden ahlakın ve maneviyatın tüm oto kontrol sistemleri devre dışı kalır ve kişi engin sorumsuzluklara yelken açar.

Kibir körüklendikçe büyüyen bir ateş gibidir ve etrafını da o kulu da yakar bitirir. Beşeri hayatta bazı kazanımlar sağlasa da ahireti yok eden bu illet, hesap günü kulu mahcup edecek en büyük günahlardandır ve mazereti de yoktur.

Kibir en usta yalancıdır. Bütün büyük yanlışların altında kibir yatar.

Ve Allah kendini aşırı beğenip, övünen kimseyi sevmez.

Çünkü kibir…kulu yer, bitirir. Sevaplarını da, ibadetlerini de, imanını da.

Rabbim kullarını kibir illetinden muhafaza eylesin.
Rabbim hak yoldan ayrılmamayı, aşağılamamayı, ezmemeyi imanlı kullarına nasip eylesin.
Rabbim burnu büyük, aşağılayanlar takımını rezil rüsva eylesin.
Amin.

Şeytanın avukatları

Bu yazıyı okudunuz mu?

vicdan

Vicdan Allah’ın kalplere koyduğu adalet terazisidir

Vicdan Allah’ın kalplere koyduğu adalet terazisidir Vicdan kalp sesidir. Dinleyene de dinlemek istemeyene de aynı ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir