Anasayfa / ŞİRK VE KÜFÜR / Şeytanın hile ve tuzakları
imanilmihali.com
Şeytanın hile ve tuzakları

Şeytanın hile ve tuzakları

Şeytanın hile ve tuzakları

Asıl adı bir rivayete göre Azazil olan İblis, Adem (as)’ın yaratılması esnasında secde emrine uymayarak ve büyüklenerek, kibir ve cehaletle gerçeği gözleriyle alenen gördüğü halde Yüce Allah’a isyana kalkmış, Adem (as) ve eşini cennette kandırarak ilk kötülüğü-günahı işletmiş ve lanetlenerek ismi şeytan olmuş, alevli ve dumansız ateşten yaratılmış dişi bir cindir.

Şeytanın gücü zorlamasında değil, süslü göstermesinde, nefisleri körüklemesinde, fısıldamalarındadır. Yoksa şeytan ve soyu, kula günah işletemez, zorlayamaz. Ve Allah’ın ahdi üzere şeytanların imanlı kullar üzerinde sultası yani hükmü yoktur, kandıramaz, zarar veremez.

Çünkü imanlı kullar şeytan fısıltılarına aldanmayacak kadar Allah’ı seven ve güvenen bir o kadar da Allah’ın azabından korkan kullardır. Aldanan ve şeytanlara asker olanlar ise imansızlardır ve Kur’an’a düşman, dine karşı, Allah’a isyan halinde olan bu zavallı cehennem odunlarının zaten başkada gidecekleri adres yoktur çünkü onların kalpleri mühürlü, kulakları sağır ve gözleri kördür.

Şeytanın hileleri denilince evvela şeytanları tarif etmek gerekir ki yeryüzünde bozgunculuk yapmaya gayret eden, Allah’ın sınırlarını yok saydırmaya gayret eden, dini değiştirmeye yeltenen, yalan ve iftira ile dine örf, hurafe ve batıl şeyler sokmaya çalışan herkes şeytandır, tâğûttur, şeytanın soyu ve askeridir.

İnsanlardan ve cinlerden olan şeytan soyu kendileri gibi lanetlenmeye mahkum edilecek yemler ararlar, tuzaklar kurarlar, aldatır, yalan ve iftira ile kandırır, gizli şehvetleri körükler, haramı süslü gösterir, dünyayı baki kılmaya çalışır ve ahireti-hesabı unutturmaya çalışır.

Bunları da mert bir şekilde yapamayacağı için münafıklıkla ve hem de büyük bir beceri ile hile / tuzak yoluyla yapar. Lakin unutulmamalıdır ki şeytan insanı asla zorlamaz, kandırır ve geri çekilir.

Bu hileleri kısaca gözden geçirirsek kalbi yeterli manevi değerlere sahip olmayan, aklı olduğu halde kullanmayan, nefsini terbiyeden aciz, vicdanına sağır insanların neden kandığını da anlamış oluruz ki kanmak ve aldanmak mazeret değildir. Lakin şeytana kanmak, şeytanın askeri ve soyu olmak, şeytanla aynı akibete mahkum olmak demektir ki bu son sonsuz ve dehşetli cehennem ateşleri demektir.

ŞEYTANIN HİLELERİ

Şeytanlar, yalan ve iftirayı sıkça kullanır. (Aklı olan insana ahirette aklınızı kullansaydınız da kanmasaydınız diyecek kadar da küstahtır.)

Şeytanlar, zorlamaz, süslü gösterir. (Kulaklara, nefislere haram ve günahı fısıldayan şeytanlar, namahreme uzanmayı, şeytan işi pisliklere müptela olmayı, çalışmadan ve hak etmeden sahip olmayı özendirir.)

Şeytanlar, ahiret hesabı yerine ölüm korkusunu hakim kılmaya çalışır. (Zerre kadar her şeyin ahirette karşılığı olacaktır ve hesap çetindir. Şeytanlar ise ahiret hesabını unutturup, hesapsız bir yaşamı özendirmek gayesindedir. Bunun yerine batıl ve sahte korkular yerleştirirler ki kullar dünya eğlencelerine iyice gömülsün ve başlarını hakikate kaldıramasınlar.)

Şeytanlar öfke ve kini körüklerler. (Din ise kardeşliği, bağışlamayı, tevazu ve hoşgörüyü nasihat eder, salih amelleri özendirir.)

Şeytanlar kibri en etkili silah olarak kullanır. (Servetle büyüklenenler, kibirle aşağılayanlar, yaratıldığını unutarak yarattığını sananlar hep bu cümledendir ve şeytanın en bariz huyu olan kibir, şeytanlıkta ileri gitmiş olmanın da alametidir.)

Şeytanlar, hak ve adalete düşmandır. (İmana, Allah’ın sınırlarına, hakkaniyete ve adil yaşama düşman olan şeytanlar, hayata huzur ve refah yerine kaos ve karmaşa, esenlik ve mutluluk yerine kin ve nefret, kardeşlik ve barış yerine yalan ve iftira ile kazanılmış haksız beşeri galibiyetler egemen olsun isterler.)

Şeytanlar haset ve hırsı körüklerler. (Mü’minler ise gıpta eder, kendisini ve etrafını düzeltmeye çalışır, nasihatte bulunur, başkaları sahip olunca sevinir, mutlulukları paylaşmaya çalışır.)

Şeytanlar acele ettirir. (Başta Kur’an ve akıl olmak üzere, tüm terbiye, nefis kontrol, idrak, vicdan gibi mekanizmaları devre dışı bırakarak, düşünmeden ve ahlak süzgecine müracat etmeden, imana danışmadan karar verdirerek yanlış kararlara imza attırmak isteyen şeytanlar, makul ve mantıklı kararlardan, isabetli ve mutlak ahlaka uygun hareket tarzlarından nefret ederler.)

Şeytanlar günah ve harama tamah ettirirler. (Rızkı veren sadece Allah’tır ve O kimine az kimine çok rızkı tek başına verendir. Şeytanlar kulları daha fazlası için, haram dahi olsa kolay ve haksız kazançlara imrendirir, kula pis işlere tamah etmeyi özendirir.)

Şeytanlar fakirlikle korkutur. (Allah cömertlerin cömertidir ve sabır ve şükürle doğru yoldan ayrılmayan kullarının tamamının rızkını veren O’dur. Milyonlarca çeşit, milyarlarca canlının tümünün rızkını hesapsız bir cömertlikle veren Yüce Allah’a rağmen şeytanlar kulları parasız kalmakla korkutarak onları Yüce Allah yerine paraya tapar hale getirip müşrik yaparlar, cimriliğe teşvik ederler, tevekkülü unutturup imandan çıkartırlar.)

Şeytanlar Allah’ın dinini bölmeye çalışır. (Allah’ı, Kur’an’ı, Peygamber’i bir Müslüman camiayı mezheplere, tarikatlara bölmekte hünerli şeytanlar bu sayede kutuplaşmalar yaratır ve ayrılıktan güç elde etmeye çalışırlar.)

Şeytanlar, Kur’an’ın ayet ve manasını değiştirirler. (Meal ve tefsir yoluyla, rivayet ve kıyaslarla anlamları kaydıran, hükümleri değiştiren şeytanlar diğer yandan da Yüce Allah’ın Kur’an’daki farzları unutturarak, Hz. Peygamber’e yalan söyletip, sünnetini farzların üzerine çıkartmaya çalışırlar. Arapçaya mahkum ettikleri Kur’an anlaşılmasın diye kulları manasız okuyuşlara mahkum ederler, aldananlar da masal okur gibi anlamsız okuyuşlarla ayetlerin hikmetinden mahrum kalırlar.)

Şeytanlar dine, Allah’a ve Peygamber’e yalan isnat ederler. (Allah ile aldatır, Allah’ın şefaat ile nasılsa affedeceğini ezberleterek fütursuzca günah işlenmesinin yolunu açarlar.)

Şeytanlar, münafıklıkta ustadırlar. (Maske ile dolaşan, mü’minlerin yanına dek sokulup sırtlarından hançerleyen şeytanlar, kandırır, akılları çeler, hiç olmazsa şüphe eder hale getirirler.)

Şeytanlar boş işlerle meşgul ederler. (Allah ise salih amel işlemeyi emreder ve boş ve gereksiz şeylerden men eder. Şeytanlar dünya süslerini aşırı abartarak yaşam gayesini zenginleşmeye ve başarıya endekslemeye çalışırlar.)

Şeytanlar, inançları şaibeli hale getirmeye çalışır. (Oysa Allah tek malik, iman kati, ahret hak, hesap mutlak ve Kur’an tek doğrudur, haktır, gerçektir, sondur.)

Şeytanlar aşırı ve kötü zanda bulunmayı imrendirir. (Gıybet ve dedikoduyu tatlı hale getiren şeytanlar, özel hayatlara ve hürriyetlere musallat olmayı çokça sever, açık aramaya bayılır ve kötü-aşırı zan ile insanlar arasına nifak sokarlar.)

Şeytanların ağzı iyi laf yapar, gösterişli giyinirler.(Kandırmak sanatının ustası şeytanlar söz ve görünüşleri ile etki etmek için servet ve güç göstergesi sahte kılık ve kıyafetlere bürünür, şeytan başı bedenlerini bu yolla gizlerken, yılan dillerini de tatlı sözlerle ve bilhassa Allah adını sıkça kullanarak saklarlar. Bu sayede zehirlemeleri de kolaylaşır.)

Şeytanlar şekilci İslam’a bayılırlar. (Şeytanlar inanç ve takvadan ziyade, şekilsel göstergelere bayılır ve bunlarla kandırarak riya ve gösterişi dine sokar. Halbuki riya ve gösteriş başlı başına şirktir, kulu müşrik yapar.)

Şeytanlar, samimiyete düşmandır. (Muhabbet ve sevgiye düşman şeytanlar, kötülük ve nefrete aşıktır.)

Şeytanlar hurafeleri dine sokmaya bayılırlar. (Arap örflerinden, israiliyat kırıntılarına kadar pek çok şeyi din diye tezgahlayan şeytanlar arabizm ve israiliyatı Allah dini diye satmaya çalışırlar.)

Şeytanlar, gaybdan bilgi aldıkları iddiasındadır. (Oysa gayb sadece Allah’ındır, bilgisi yalnız O’ndadır.)

Şeytanlar savaş ateşini yakmaya çok heveslidir. (Allah ise onların yakmak istedikleri savaş ateşlerini her defasında söndürendir.)

Şeytanların asıl düşmanı Türk ve İslam olanlardır. (Bu iki şerefli mertebeyi lanetlemekte, kirletmeye çalışmakta hünerli şeytanlar bilirler ki Türklük ve Müslümanlık ortadan kalkmadıkça şeytanın dini ŞİRK dünyaya egemen olamayacaktır. Bu yüzden amansızca saldırır, tuzaklar kurup kumpaslar icat ederler.)

Şeytanlar aydınlıktan karanlığa çekerler. (Yüce Allah ise kullarını dipsiz karanlıklardan engin aydınlara erdirir.)

Şeytanlar yapılan kötülükleri güzel gösterir. (İnsanlar yaptıkları pis işlerden dahi bu sayede tiksinmez ve tevbe etmek yerine iyi bir şey yaptığı zannıyla daha fazla kötülüğe meylederler.)

Şeytanlar, insanların kusurlarını itiraf etmesine ve özeleştiri yapmasına mani olur. (Bu sayede o kötü huy yerleşir ve kibir artarken vicdanlar gün ve gün söner.)

Şeytanlar yüzüstü bırakır. (Şeytanlar, işleri bitince, kandırıp istediklerini yaptırınca ve emilecek kan kalmayınca kulu bahtsız talihi ile baş başa bırakır gider. Kulları kullanıp atan şeytanlar, ahiret sorgusunda da kulları aptalca kanmakla suçlayacak ve aklınızı kullansaydınız ya diyecektir. Keza şeytanlar ahirette insanların kendisine taptığından habersiz olduklarını da söyleyecek ve bilakis kendi ıslahlarına mani olan insanlardan şikâyetçi olacaklardır.)

Şeytanlar pis işleri özendirir. (Haram günah demeden, kötü çirkin ayırt etmeden pis işlere ve dinen yasak olanlara meylettiren şeytanlar şirk ve mum kokulu odalara mahkûm eder, gizli ve yasak şehvetleri körükler, kumar ve taciz türü pislikleri normalleştirir, dinciliği yani dinden menfaat elde etmeyi güzel gösterirler.)

Şeytanlar, iman edenlerle alay ederler. (İman edenlerin sabrıyla, nispeten fakirliğiyle, ibadetiyle, sadakatiyle ve güzel ahlakıyla alay eden şeytanlar, düzensiz, ahlaksız ve şeytani hayat seviye ve standartlarıyla övünüp iman sahiplerini aşağılarlar. Şeytanlar İMAN KARDEŞLİĞİNE KATIKSIZ DÜŞMANDIRLAR.)

Şeytan unutturur, üşendirir. (İbadetten salih amele kadar tüm meselelerde şeytanlar güzelliğe mani olmaya çalışır.)

Şeytanlar doğrulardan yanlış sonuçlar çıkarttırır. (kelime oyunlarıyla, değişik manalar üreterek, kulların cehaletinden istifade ederek, dini anlaşılmaz süslü laflar ederek kandırırlar. Bunu yaparken de hurafe ve sahte hadislerden sıkça istifade ederler.)

Şeytanlar, hadis ve sünnet üretmekte ustadır. (Peygamberin sağlığında azami beş yüz kadar olan hadislerin sayısı bugün milyonlarcadır. Bunun sebebi şeytanların Peygambere (haşa) yalan atfederek dini tanınmaz hale getirmek istemeleridir. Çünkü şeytanlar Kur’an’ı tahrif edemez ama bir beşer olan Peygamber’e kolayca yalan ithaf edebilirler.)

Şeytanlar dört yandan yaklaşırlar. (Ön, arka, sağ ve sol tabirleri ile izah edilebilen bu duruma göre şeytanlar, geçmişten (arka), gelecekten (ön) sağdan (güzel işlerden ve tanıdıklardan) ve soldan (kötülükten ve tanımadıklarımızdan) bizlere yaklaşır, bunlarla oynayarak ve bunları kullanarak aklımızı ve imanımızı karıştırmaya çalışır.)

Şeytanlar uyumaz. (Durmaksızın iman aleyhine kandırmaya çalışan şeytanlar, gecelerde, karanlık kapılar ardında dahi sürekli kötülük planları yaparlar, huzur yüzü bilmedikleri için uyuyamaz, hep daha fazla fitne ve fesat için çalışırlar. Kendisini dost gösteren şeytanlar gerçekleri saptırarak, gerçek hakimiyeti kendi dostları üzerine kurarak bir korku imparatorluğu tesis ederler. Bu sistemin devamı için de aralıksız çalışırlar.)

Şeytanlar her yerdedir. (Bazen en yakın dost, bazen yoldan geçen birisi hatta aileden birisi bile şeytan olabilir ve güvenilen, tanınan bu kimse güveni kötüye kullanıp, şeytanlık zehrini kurbanlarına aktarıverir.)

Şeytanın kılıcı tahtadandır. (Şeytan bunca soyu ve askerine rağmen güçsüzdür, zavallıdır, lanetlenmiştir. Ancak imansız kullardır ki kendileri de zavallı ve acınacak oldukları için şeytanlarla işbirliği yapıp, ahiretlerinden vazgeçerler.)

***

Görüldüğü üzere şeytanın hileleri sayılamayacak kadar çoktur. Bu halde de kanmamak ve aldanmamak bir hayli zor görünür.

Lakin kanmamanın en basit ve kolay yolu vardır ki bu yol “İMAN” yoludur.

Sonu Allah’a çıkan tüm yollar mübah ve güzel, mutlak ahlaka dayanan tüm haller caizdir. Allah’ın emir ve yasakları salih kullar için vazgeçilmezdir ve savunulması gerekenlerdir.

Şeytanlar ise ayetlerin hükmünün tam aksini hayata egemen kılmaya çalışanlardır.

Kanmak ve aldanmak ise mazeret değildir, hafifletici değil ağırlaştırıcı sebeptir.

Doğru cevaplar ise daima Kur’an’dadır.

Çünkü şeytanların, imanlı kullar üzerinde sultası yoktur.

Bu sebeple Müslüman olmakla yetinmeyip, tüm Müslümanların MÜ’MİN OLMAYA çalışması lazım gelendir.

Bu yazıyı okudunuz mu?

Tuzak kurmanın dindeki yeri

Tuzak kurmanın dindeki yeri

Tuzak kurmanın dindeki yeri Tuzak, avlanmada kullanılan bir yakalama çeşididir ve sözde kurnazlıkla hayata geçirilir. ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir