Anasayfa / BAŞ YAZILAR / Şeytanın tuzakları
imanilmihali.com
Şeytanın tuzakları

Şeytanın tuzakları

Şeytanın tuzakları

Şeytan, ahdine (Bakınız; İblisin Ahdi) sadık kalarak imanı zayıf insanları Allah yolundan uzaklaştırmaya çalışmakta ve ayetin ifadesiyle insanların çoğu hakkındaki zannında da haklı çıkmaktadır. Peki bu nasıl olmaktadır ve insanlar nasıl en büyük düşman şeytana yem olabilmektedir?

Şeytanlar kendilerini ve yapmaya çalıştıklarını açıkça söyleseler muhakkak ki çok insanı kandırmak mümkün olacaktır. O halde saklama, aldatma, maksadı gizleme söz konusudur ve günlük telaşla dünyevi arayışlara boğulmuş insanlık akideyi ikinci plana atmış haldedir.

Peki bu mazeret midir? Tabi ki değildir ve ahirette bu yüzden yüzler hep soluk ve karamsar olacaktır.

Şeytanların oyunlarını anlamak o kadar zor değildir ve insan isterse batılı çok kolay fark eder. Ama bunun için Kur’an’a müracat etmek, aklı kullanmak ve ahde vefa ederek hak olmayana el uzatmamak lazım gelir. Zor olan budur ve haksız ama kabarık kazançlar nefse hep cazip gelmiştir, dünya telaşı parayı sevdirmiş, dünya meşgaleleri ahireti unutturmuştur.

Bu çılgın ve aptalca yanılgı ve ihmalleri destekleyenlerde şüphesiz şeytanların tarafıdır ve tedbir yerine teşvik peşindeki bu zalimlerin gayesi ahireti unutturup gözleri bu dünyaya diktirmek, ahiret sorgusunun azabını unutturup insanları ölüm ile korkutmaktır.

Hesabı unutanlar doğal olarak günlük kazançlarla avunacak, sorumluluk hissetmeyecek, sayısız mazeretin ardına saklanabilecektir. Sanacaktır ki bir gören ve duyan olmayacak!

Şeytan sinsi, azimli, süslü göstermede ustadır. O ve taraftarları, soyu, askerleri imanı zayıf kullara hücum ederken sayısız yönden yaklaşır ve sayısız aldatıcı ile birlikte gelir. Dört koldan saldıran şeytanların sağ (din) ve sol (beşeri hayat), mazi ve geleceğe dair korku, beklenti ve hayal kırıklıklarına dair silahları oldukça yamandır ki insanların zaaflarına doğrudan temas ederek batılı hak diye yuttururlar.

Dahası şeytanlar insanlara sağ yani doğru sözlü gelir. Oysa hak ve doğru olan Yüce Allah’ın sınırları ve ayetleridir. Şeytanlarsa bunları ya unuturur ya değiştirir ya manasını kaydırır yahut ta hepten bir başka kıssa ile sınırlayarak evrenselliğini yok ederler. Ama her halukarda Allah’ın doğru yolu üzerine oturarak batılı hak diye tanıtırlar.

Şeytanlara tabi olanlar cehaletten veya kibirden, aşırı istek veya tamamen ilgisizlikten bu oyuna hemen gelir ve aldanırlar.

Peki şeytanın bu denli güçlü olan tuzakları nelerdir?

Öncelikle şeytan insanları Kur’an’dan uzaklaştırmaya, anlamadan okumaya sevk eder ki Yüce Allah’In emirleri anlaşılmasın, duyulmasın, yayılmasın ve hayata egemen kılınmasın. Bunun yerine şeytan anlamadan okumayı teşvik eder ve ayetlerdeki derin mana ve yasaklar hep üzeri örtülü kalır. Okumak yerine dinlemeye mahkum edilen insanlara kandırılmış insanlarca verilen vaazlar da genelde ayetlerle ters istikamette olduğundan din eksik kalır ve kalplerde iman nuru asla yeşeremez. İman kalkanı olmadan ise tüm bedenler şeytanın saldırılarına hassas hale gelir ve elbet bir zaman yenik düşer. Bu mağlubiyet sanılanın aksine fakirlik ve zayıflıkla değil tam aksine kendisini zenginlik ve itibar şeklinde gösterir ama bu sadece dünyaya ait zenginliklerdir ve bunların ahiretten nasipleri yoktur.

Teknolojinin tüm evre ve araçlarının ilk gayesi Kur’an ayetlerinin anlaşılmasını engellemek ve doğruluğu hakkında kafaları karıştırmaktır ki bilimin tesadüflere, varsayımlara dayalı hesaplarının hepsi ilahi kudret ve ilimde var olan, kuralı konmuş ve ahengi sağlanmış bilgilerdir. Bilim bunları izahla yetinecek yerde bunların karşısına dikilir ki ayetlerin hakikat oluşları insanları imana sevk etmesin.

En güçlü tuzak muhakkak hırs ve kibirleri okşamak, para tutkusunu havuç olarak tavşanların önüne koymaktır ki şeytan ordularının parasal sıkıntısı asla yoktur. Müslümanın imanı, gavurun parayı seçtiği bu sınav alanında ticaretten hak yememek için uzak duranları geri zekalı veya beceriksiz olarak tanıtan sistem uşakları, haksız faiz ve haram yemekten korkmayarak paraya ulaştıkça hırs ve kibirle daha da büyüklenir ve şeytana uymak mertebesinden bir adım yukarı çıkarak şeytanlaşırlar.

Para başta kendisine ulaşılmak için bir hedef, sonraları ise başkalarını kendisine uydurmak için kullanılan bir silahtır. Lüks ve israfın, moda ve medeniyetin getirileri hep paraya dayalı kılınır ki insanlar paranın gücünü inkar edemesin ve bir zaman sonra para için herşeyi yapar hale gelsinler.

Uyuşturucu, şarap, kumar gibi şeytan işi pislikler ise adından anlaşılacağı üzere alınteri ile kazanılan helal lokmaların düşmanı, haksız kazancın etiketi, bilinç ve şuuru yok eden şeytani icatlardır. Liyakatsiz, ehliyetsiz, emek ve güç sarf etmeden kolay kazanmayı teşvik eden bu haller, şeytanın çalışmanın ibadet olduğu hak dini tersine çevirerek insanları kandırmasıdır.

Karşı cinsle ilişkileri basit ve sınırsız hale getirme teşvikleri ise adına özgürlük denerek çok daha büyük günahlara imza atarken, aynı cinse yakınlaşmaları bile mazur gören bu sapık zihniyet aile kurumundan, akideli nesillerin yetişmesine ve ahlakın deforme olmasına kadar pek çok yan zehirli etkiye sahip yıkıcı tuzaklardır.

Adalet, hak, erdem, haysiyet gibi şeref timsali karakter ve mizaçları eski moda göstermek girişimi şeytanı en çok hoşnut eden oyunlardır ki zamanı erdemle değil parayla ölçen yeni nesillerin şeytana kanmaktan başka zaten kurtuluşu yoktur.

Televizyon ve sinemalardaki açık ve kapalı mesajları görmekten aciz insanlık milyon dolarlar harcanarak yapılan o algı motorlarını üstelik cebinden para vererek izlemekte, ayağıyla algıya teslim olmaya gitmektedir. Çoğusu izlediğinin farkında olmayan, mesajı anlamayan bu kuru kalabalığın izledikten sonra değişen davranışları algının istenen hedefine vardığının da delilidir.

Bilim ve din adamlarının, adalet ve eşitliği sağlamakla yükümlü olanların, yöneticilerin, eğitmenlerin, bu maksatlarla kullanılan kaynak ve kitapların, mesken ve kanunların hak ve doğruluk prensibine uygun olması gereken kurallarının maalesef yabancı menşeli kişi ve kurumlarca seçiliyor ve tesis ediliyor olması şeytanın tuzaklarını çok daha etkili hale getirmektedir.

Aklı kullanmayan insanlar sürüsünün davar sürülerinden farkı elbet olmayacaktır ve Allah onlar üzerine pislik atacaktır. Ama onların bahşedilen aklı kullanmayışları asla bir mazeret olmayacak ve ahirette sorulacaklardır. Akıl devre dışı bırakılınca da şeytanın tuzakları çok daha etkili ve uzun menzilli olacaktır ve olmaktadır.

Şeytan abdestsiz namazı, imansız ameli, kişi ve varlık rızalarını esas alan gayretleri dinleştirerek beşeri din icat etmede ustadır. Böylelikle Allah rızasından başka rızalar ve hoşnutluklar peşinde koşan insanlar kendilerini dinin içinde sanırlarken bir anda küfrün batağında buluverirler.

Nefislerin neler fısıldadığını şeytan çok iyi hisseder. Zaafları kullanmada usta, nefisleri kışkırtmada dahi olan şeytan haset, fitne ve fesatları kabartmada da maharetlidir. Bu sayede iman kardeşliklerini yok eder, sanal kardeşlikler tesis ederek işleme koyar. Allah’ın dinini de bu yolla tarikat ve mezheplere böldürerek imanlı kalplerin bir ve egemen olmasını engellemeye çalışır.

Şeytanlar Allah korumasındaki Kur’an’ı-Kerim’i boşa çıkarmak, unutturmak, diğerleriyle eşdeğer kılmak, tahrif etmek, sıradanlaştırmak için yoğun emek ve zaman harcarlar. Keza Hz. Peygamberin örnek İslam’ını da sahte hadislerle itibarsızlaştırıp dini kutsallıktan çıkarıp araplaştırmaya kalkışırlar ki kutsal olan vahiy değil lisan olur. Uydurdukları bu beşeri dinin ortak paydalarını utanmadan ve sıkılmadan muharref din kitaplarının içine, meallerin parantez aralarına hünerle sokarak Allah emirlerinin anlaşılmasına mani olurlar.

Şeytanlar, manevi dine değil şekilsel dine bayılırlar ve içi boş vaziyette ama dıştan bakılınca cahiliye arabistanı dönemi gibi gezen sayısız kalabalıkla keyiflenirler. Peygamberimizin örnek ahlakını ve imanını değil de kılık ve kıyafetini örnek alma yarışındaki bu akılsızlar sürüsünün çobanı şeytanın ta kendisidir.

Hurafe ve rivayetler şeytanların en beğendikleri dini kıssalardır ki ayetlerde yeminle anılan kıssaların tam tersine bu batıl yolla hakikatleri kulaktan dolma bir şekilde elden ele yayarak ayetleri tereddüt edilir hale getirmeye bayılırlar. Bu işte o denli ustalardır ki eşcinselliğe karşı duran, kavmi bu yüzden helak edilen Lut peygambere ensest ilişki yakıştırarak bunu hak din olarak lanse etmeye kalkarlar. Acı olan odur ki Allah’In Lut peygamber kıssasındaki methiyelerinden habersiz (okusa da anlamamış insanlar) bu hurafeyi gerçek kabul edip aynı pisliği icra etmekten geri kalmazlar. En azından haklı bir mazerete sarılır gibi bu yalana demir atarlar.

Muhkem ve müteşabih ayetlerin sırrını bilen sadece Allah’tır ama bizler açık ayetleri anlayabilir, manası kapalı olanları Peygamberimizin hadislerinden veya alimlerden biliriz. Bazı ayetler ise bize hep kapalı kalır. Hal böyleyken apaçık emir ve yasakları bir kenara bıraktırmak ve manası kapalı olan ayetler üzerinden yeni bir din yaratmaya kalkmak şeytanın en sevdiği oyunlardandır.

Son peygamber gelip geçtiği halde vahiy değil ama ilham ve rüya adıyla hala ilahi mesaj aldığı iddiasındakileri bulup çıkartmak ve toplumun gözüne sokmak şeytanların temel karakteristikleridir.

Riya ve gösterişi kışkırtmakta hünerli, büyüklenmeyi teşvikte pek maharetli olan şeytanlar imana dayalı ve sadece Allah rızası gözeten amel ve ibadetlerden nefret ederler.

Mütevazi ve fakir yaşamı, paylaşmayı, yardımlaşmayı esas alan muteber İslam evlatlarını hor görmek ve onları enayi olarak yaftalamak şeytanların mesleğidir. Onlar paraya tapıp dururken elindekini muhtaçlara dağıtanları anlamaz, anlayanları da kendi yanlarına çekmeye çalışırlar.

Haksız kazancın en büyük oyunlarından birisi olan tefecilik şeytanların doğuştan gelen mesleğidir ve bu sayede her geçen gün zenginleşirler.

Ölümü en büyük korku yapan şeytanlar, ölmekten ve hesaba çekilmekten çok korkarlar. Bu yüzden sayısız para ve imkanı daha uzun yaşamaya harcarlar ama ecelden kaçamayacaklarının farkında değillerdir.

Servet ve refahla şımaran şeytan kırmalarının kendilerine verilen nimetlerin sınav için olduğunu anlamaması normaldir. Çünkü sınavı unutan, kazanımlarının kendi bileklerinin hakkı olduğunu savunanların bu haksız kabulleri onları ahirette nasipsiz bırakırken, muazzam ölçüdeki paraya hayranlıkla bakanlar için emel dürüst yaşamak değil zengin olmak olarak tecelli eder ve bu sayede geri dönülmez yola girilir.

Dine, imana, tevhide, Kur’an’a, Peygambere şüphe, şaibe, tereddüt yapıştırmak hevesindeki şeytan soyları dinin Allah korumasında olduğunu unutturmaya pek heveslidir.

Velhasıl şeytanlar, hak yolun üzerine oturan, batılı egemen kılmak isteyen, şeytanı ilahlaştırmaya çalışan zavallı cehennemliklerdir. Aldatılan insanlar ise peygamberlerin davetine, kutsal kitapların mesajlarına rağmen kanmakta pek acelecidirler. Dünya hayatının aldatıcı bir oyundan başka bir şey olmadığını buyuran ayetlere rağmen dünyayı araç değil de amaç mevkine oturtanlar ve buna çanak tutanların gayesi şeytani fikirleri insanlık bilincine yerleştirmektir ki bu sayede cehennemle lanetlenmişler kendisine taraftar bulabilsin.

Şeytanların mantığı şöyle işler ki onlar zaten cehenneme mahkum olanlardır. Şayet tüm insanlık cehenneme mazhar olursa o zaman Yaratıcı Yüce Allah mecburen (haşa) merhamet edecek ve herkesi affedecek, (hatta) yaratılışı (haşa) yanlış yaptığını kabullenmek zorunda kalacaktır.

Oysa tüm yaratılış ve yaşam sonsuz bir ahenk ve düzen içinde, huzur ve esenlik halidir. Zulmü, haksızlığı yaratan insandır ve sistemin zerrece hatası yoktur. İnsana verilen nefis, açlık, kötülük becerisi bile sınavın gereğidir ve makul ve kamil insan kötüyü seçme hakkı ve özgürlüğü varken doğru ve güzel olanı seçebilendir.

Nefse tabi olanlar ise şeytan yamaklarıdır ve suçu kadere atarak ta vicdanlarını rahatlatma hevesindedirler.

Hakikat ise tektir, Allah’a aittir, Kur’an’da yazılı olandır. Allah, kendisinin ve peygamberinin galip geleceğine, cehennemi cin ve insanlarla dolduracağına yemin etmiştir.

Özellikle İsrailiyatın sonra hurafe ve rivayetlerin etkisiyle Kur’an dininden uzaklaşan insanlık şeytana her geçen gün daha fazla yenik düşmektedir.

Ahir zamanda bu yüzden imanla ayakta kalabilenler mutlu ve kurtulmuş azınlık olacaktır. Allah, imanlı kalpler üzerinde şeytanın sultası olamayacağına dair yemin etmişken, insanların iman yerine para ve dünyevi şeyleri koyması inanaılır gibi değildir.

Şeytan bu yüzden güçlüdür ama kazananlar hak yolcuları, Allah dostları olacaktır.

Şeytana kul olanlar her ne kadar sembol, rakam ve işaretlerin ardına saklansalar da Allah herşeyi gören, herşeyi bilendir. Diğer tahrif edilmiş kitapları Kur’an’ın ütüne çıkarmaya çalışan, İslam’ı karalamaya çalışanlar şunu bilmelidir ki Allah’ın dini İslam’dır, son değil tek dindir.

Allah, akılla beyin arasında, insana şahdamarı kadar yakın olan, rahmeti gibi azabı da sınırsız olandır. O, niyetleri de, düşünceleri de, saklı olnları da çok iyi bilendir.

İslam elbet galip gelecek ve şeytanlar elbet kaybedecektir. Bu Allah’ın ahdidir. Ama sınav şimdilerde muazzam servete sahip dünyayı yönetir görünen şeytani güçlere tabi olup olmamaktadır. Allah’ın asıl öfkesi de şeytan uşağı siyonist yahudi zihniyetine sahip olanlara değil aklını kullanmayarak onlara güç ve destek verenleredir.

Yüce Allah’ım bizleri imandan ayırmasın.

Rabbim bizleri ahir zamanda imanla kalabilenlerden eylesin.

Amin!

Bu yazıyı okudunuz mu?

şirk

Dine yalan söyletmek – En büyük şirk

Dine yalan söyletmek – En büyük şirk Dine yalan söyletmek, küfür ve şirk cephesinin en ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir