Anasayfa / ALLAH (cc) / Şifa, ecele kadardır
imanilmihali.com
Şifa, ecele kadardır

Şifa, ecele kadardır

Şifa, ecele kadardır

Yüce Allah hayatı ve ölümü yaratan, sonsuz ilim ve kudret sahibi, rızık, nimet ve rahmeti verendir. Kul, kendisine verilen ecele, dünya kendisine bahşedilen süreye kadar yaşayan, var olandır. Kulun şifa çırpınışları, daha uzun yaşamak ve daha uzun süre genç kalmak temennileri beyhude ve mantık ötesidir. Çünkü hastalığı da, şifayı da, ömrü de veren Allah’tır.

Kur’an; bilimi, ilimi, bakımı, vücut ve ruhun diri kalması için egzersiz yapmayı, sağlıklı yaşamak için kötü alışkanlıkları terk etmeyi, düzenli beslenmeyi yasaklamaz. Yine Kur’an hareketi, iş ve oluşlarda koşmayı emreder.

Kur’an tedavi maksatlı her türlü tıp ilmini ve hatta estetik müdahaleleri mübah kılar.

Ama Kur’an, miskinliği, sıfır bedene ulaşmak için acımasız besin diyetlerini, güzel görünmek için pahalı estetik ameliyatları emretmez.

Kur’an, Allah’ın nimetlerinden bol bol yemeyi ama lüks ve israftan kaçınmayı emreder.

“Ey Âdemoğulları! Her mescitte ziynetinizi takının (güzel ve temiz giyinin). Yiyin için fakat israf etmeyin. Çünkü O, israf edenleri sevmez.” (A’raf 7/31)

İblis, isyanında Rabbimize şöyle ahdetmiştir;

“Allah, o şeytana lânet etti ve o da, “Andolsun ki senin kullarından elbette belirli bir pay alacağım” dedi. “Onları mutlaka saptıracağım, mutlaka onları kuruntulara sokacağım ve onlara emredeceğim de (putlara adak için) hayvanların kulaklarını yaracaklar. Yine onlara emredeceğim de Allah’ın yarattığını değiştirecekler.” Kim Allah’ı bırakıp da şeytanı dost edinirse, şüphesiz o apaçık bir hüsrana düşmüştür. Şeytan onlara (birçok) vaadde bulunur ve onları kuruntulara sürükler. Oysa şeytan, ancak aldatmak için onlara vaadde bulunuyor.” (Nisa 4/118-120)

Kur’an, israf ve lüksü yasaklarken, paylaşmayı, yardım etmeyi, tevazu ile yaşamayı emreder.

Ey insanlar! Pahalı evcil hayvanlara, estetik ameliyatlara verdiğiniz paralar ile yetim, yoksul ve muhtaçlara, yolculara infak edin.

Ey insanlar! Diyet yapacağım diye Allah’ın rızık ve nimetlerini kendinize haram etmeyin.

“Ey iman edenler! Allah’ın size helâl kıldığı iyi ve temiz nimetleri (kendinize) haram etmeyin ve (Allah’ın koyduğu) sınırları aşmayın. Çünkü Allah, haddi aşanları sevmez.” (Maide 5/87)

Diyet ve perhiz yapacağınız yerde salih amel, iş ve oluşlara koşturun.

“Şüphesiz güçlükle beraber bir kolaylık vardır. Gerçekten, güçlükle beraber bir kolaylık vardır. Öyleyse, bir işi bitirince diğerine koyul. Ancak Rabbine yönel ve yalvar.” (İnşirah 94/5-8)

Ve şifa, Rabbin dilediğine verdiğidir.

İbrahim, şöyle dedi: “Sizin ve geçmiş atalarınızın taptığı şeyleri gördünüz mü? Şüphesiz onlar benim düşmanımdır. Ancak âlemlerin Rabbi olan Allah, dostumdur. O, beni yaratan ve bana doğru yolu gösterendir. O, bana yediren ve içirendir. Hastalandığımda da O bana şifa verir. O, benim canımı alacak ve sonra diriltecek olandır. O, hesap gününde, hatalarımı bağışlayacağını umduğumdur.” (Şu’ara 26/75-82)

Yüce Allah, ecele kadar yaşatan, bazılarını erkenden ecele kavuşturan, bazılarına uzun ömür verip ecele yakın çocukluk hallerine geri döndüren, şifayı vahyedendir.

“Rabbin, bal arısına şöyle ilham etti: “Dağlardan, ağaçlardan ve insanların yaptıkları çardaklardan (kovanlardan) kendine evler edin. Sonra meyvelerin hepsinden ye de Rabbinin sana kolaylaştırdığı (yaylım) yollarına gir.” Onların karınlarından çeşitli renklerde bal çıkar. Onda insanlar için şifa vardır. Şüphesiz bunda düşünen bir (toplum) için bir ibret vardır. Allah, sizi yarattı. Sonra sizi öldürecek. İçinizden kimileri de, bilgili olduktan sonra hiçbir şeyi bilmesin diye ömrünün en düşkün çağına ulaştırılır. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, (her şeye) hakkıyla gücü yetendir.” (Nahl 16/68-70)

Asıl şifa ve deva kaynağı ise Kur’an’dır.

“Biz Kur’an’dan, mü’minler için şifa ve rahmet olacak şeyler indiriyoruz. Zalimlerin ise Kur’an, ancak zararını artırır.” (İsra 17/82)

Ecel kaçınılmaz olarak yaşanacak ve ne kadar pahalı ilaç ve ameliyatlara müracat etseniz de Allah dilemedikçe değiştirilmeyecek olandır. Ecel, makamınıza, evlatlarınıza, mal ve paranıza bakmadan herkese eşit muamele yapacak olandır.

“O öyle bir Rab’dır ki, sizi çamurdan yaratmış, sonra (her birinize) bir ecel tayin etmiştir. (Kıyametin kopması için) belirlenmiş bir ecel de O’nun katındadır. Siz ise hâlâ şüphe ediyorsunuz.” (En’am 6/2)

“Ey iman edenler! Mallarınız ve evlatlarınız sizi, Allah’ı zikretmekten alıkoymasın. Her kim bunu yaparsa, işte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir. Herhangi birinize ölüm gelip de, “Ey Rabbim! Beni yakın bir zamana kadar geciktirsen de sadaka verip iyilerden olsam!” demeden önce, size rızık olarak verdiğimiz şeylerden Allah yolunda harcayın. Allah, eceli geldiğinde hiçbir kimseyi asla ertelemez. Allah, bütün yaptıklarınızdan haberdardır. (Münafikun 63/9-11)

Milletlerin de ecelleri vardır. Bu, ümmet ve toplulukların da hastalık, bela, sıkıntı dolu yaşayacakları bir ömür ve sadece Allah ve Kur’an ile şifa ve deva bulabilecekleri manasınadır.

“Her milletin belli bir eceli vardır. Onların eceli geldi mi, ne bir an geri kalabilirler, ne de öne geçebilirler.” (A’raf 7/34)

O halde kul ecelini bilemezken, yarın ölecekmiş gibi yaşamak ve iman etmek zorundadır. Boşa geçen her saniye ziyandır. Şifa, deva, hastalık, sağlık Allah’tandır.

“(Ey Muhammed!) Onlar (iman etmek için) ancak kendilerine meleklerin gelmesini veya Rabbinin gelmesini ya da Rabbinin bazı âyetlerinin gelmesini mi gözlüyorlar? Rabbinin âyetlerinden bazısı geldiği gün, daha önce iman etmemiş veya imanında bir hayır kazanmamış olan bir kimseye (o günkü) imanı fayda vermez. De ki: “Siz bekleyin. Şüphesiz biz de bekliyoruz.” (En’am 6/158)

Kul, secde, dua, tevbe, salih amel, güzel ahlak ve iman ile Rabbine yönelmeli, şu kısacık hayatı adam gibi, kul gibi yaşamalı, dünyevi heves ve arzuların esiri olarak kendisine bahşedilen nimet ve imkânları lüks ve israf gibi beyhude işlere harcamamalı, nimetleri kendisine haram etmemeli, uzun yaşamaktan ziyade mü’mine yakışır nefes almaya gayret etmelidir.

Çünkü ecel hak, diriliş hak, hesap ve mizan haktır.

Şifa, ecele kadardır.

Ecel ne zaman bilinemeyeceği için de hayatla ve ölümle dost yaşamak, her saat başı neden yaratıldığımızı, kim olduğumuzu düşünmek ve idrak etmek mecburiyeti fıtratın gereğidir.

Ve sadece kafirler ölümden korkar!

Rabbim mü’minleri korusun ve günahlarını bağışlasın.
Rabbim kullarına hayırlı eceller versin.
Rabbim ecele savaş açan, kâfirler gibi ölmemeye çalışanlardan bizleri muhafaza eylesin.
Amin!

Bu yazıyı okudunuz mu?

Kur’an İslam’ına dönüşün hala vakti gelmedi mi

Kur’an İslam’ına dönüşün hala vakti gelmedi mi?

Kur’an İslam’ına dönüşün hala vakti gelmedi mi? Derin Asr-ı Saadet özlemiyle yanıp tutuşurken, tevhid yolunda ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir