Anasayfa / ŞİRK VE KÜFÜR / Şirk bilinmeden tevhid bilinemez
imanilmihali.com
Şirk bilinmeden tevhid bilinemez

Şirk bilinmeden tevhid bilinemez

Şirk bilinmeden tevhid bilinemez

Etrafınızdaki herkes Yüce Allah’ı bilir, O’ndan başkasına ilahlık yakıştırmaz, Kur’an’ı, Hz. Muhammed’i (sav) sever, okur, dinler, muhabbet ve hürmetle anar. Kimseler şeytanı dost edinmez, herkes kötülüğe lanet okur, münafıklardan herkes nefret eder, tüm nefes alan bedenler cennet hayaliyle yanar tutuşur ve bu arada en azılı İslami terör örgütlerini bile cennete layık görürken tüm kafir devletlerin (!) halkını da cehenneme yakıştırır ve hak ve hukuka riayet ettiğini söyler.

Bu örnekleri uzatmak mümkündür. Adım başı konmuş camilerde buna çanak tutar ve özellikle cumaları halk galeyan halinde sadaka kumbaralarını doldurur. Vaazlar, hutbeler hep tevhide ait, cennete davettir. Hitap edilen kitlenin adı ise daima “Ey mü’minlerdir”. (Mü’min iman edendir ve kimse kimin iman ettiğini bilemez dahası bu vaaz verenler bir kez olsun çalmaktan, şirkten, büyük günahlardan bahsetmezler ve şirki asla tanıtmazlar)

Buraya kadar yazılanlar sizlere bazı şeyleri hatırlatmıyorsa, bunların en az yarısı içinize kurt düşürmüyorsa, günahsızlar etiketiyle ortalıkta cennet hurisi gibi dolaşan çember sakallılar sizi uyandıramıyorsa siz de müşriklerden birisiniz demektir.

Tevhid, Yüce Allah’ı varlık ve yönetimde Bir’lemek, sadece O’na ibadet ve kulluk etmek, sadece O’ndan rızık, medet ve şifa beklemektir. Din ile tevhidin asla ilgisi yoktur ve tevhid İslam’a ait değildir. Aksine Tevhid, İslam’ı da içine alan bir koşul ve ilk adımdır. Dolayısıyla tevhid, iman gibi kalpte beslenen yavru bir kuştur ve onu bilen sadece Allah’tır. Münafık ve müşrikler ise bu kalbi meselenin ispatı mümkün olmadığı için yalana, fitne ve fesata müracat eder, riya ve gösterişle, sahte salavatlarla cemaatleri kandırır, peşlerinden cehenneme sürüklerler.

Tevhid cennet yolcusu olmak, amel defterini hayırlarla doldurmak, şerre kilit olmak, şeytana yem olmamaktan da öte şeytana ve soyuna düşman olmaktır, olabilmektir.

Tevhid yolu dikenlidir, zordur, yokuştur. Pekçok sapak ve tali yol vardır ki kul bir anda çöllere varır.

Şirk, Allah’ı Bir’lemek demek olan tevhidin tam tersi yani Bir’liği inkar ve Bir’e isyandır.

Dinen, Allah’ın varlık ve yönetiminde yanına berisine yedek ilahlar koymak, eş, ortak, benzerler, evlatlar, aracılar, şefaatçiler atamak demek olan şirke tabi olana da müşrik denir.

Kimseler Allah’ın yanına ikinci, üçüncü Allah koyamaz, kimse Allah’ı bir kenara koyup ta mesela aya yıldıza tapmaz ama insanların çoğu müşriktir ve Allah cehennemleri ağzına dek dolduracağına söz verdiği halde cennetler için aynı ahidde bulunmamıştır. Ayetin ifadesiyle de insanların çoğu cehennemliktir. Peygamberimizin ifadesiyle de (Miraç hadisesi) cennet tehna, cehennem ağzına kadar doludur.

Müşrikler, tevhid yolcularını kandırmanın, kendilerine asker etmenin, yoldan yani imandan saptırmanın, kendileri gibi şeytanlaştırmanın peşindedir.

Aptal Müslümanlar ise Kur’an’ı anlayarak okumak ve Kur’an’a teslim olmak yerine kişilere ve anlamını bilmeden okumalara teslim oldukları için en geç bir sene içinde müşrikleşir ve Allah’tan başka her şeye tapar hale gelirler.

Müşrikler o hale gelir ki kafir dedikleri insanlar dahi onlardan yücedir çünkü cehennemde en alt tabaka müşrik ve münafıklara aittir ve kafir her an tevbe edip imana dönebilecekken, sistemli şeytan dini olan şirk kendisine kul olanları asla bırakmaz. Çünkü dinleştirilmiş, ideolojik hale getirilmiş, menfaat odağı yapılmış müşriklik tatlıdır, paraya ve kirli şehvetlere gebedir ve imansızların nefsine hitap eden en tatlı zehirdir.

Kanmak, aldanmak, bilmemek mazeret değildir. Unutmak bir yere kadar kabildir lakin öğrenmemek ve yapmamak, hele yok saymak, hele vebalinden dahi çekinmemek din adına en büyük kusurlardandır.

Şirk mensupları nefse, dünya süsüne, şeytana, paraya, varlıklara, kişilere ilahlık mertebesi vererek tevhidi yenmeye çalışır. Bu alenen olmaz, hatta çoğu avanak şeytana veya paraya veya kişilere tapmakta olduğunun farkında bile değildir.

Dinin gerekleri eski moda, batıl gerçek ve modernlik şart olunca da iman ve tevhid bahisleri kenara konur ve ortalık müşriklerin satranç tahtası oluverir.

Kur’an, asırlar önce ikaz etmiş olsa da, Yüce Allah defalarca İblisin ahdini anlatmış, imanı emretmiş, tevhid erlerine dostum demişse de şeytana tabi olanlar ahireti yok saydıklarından tevhid yerine şirke koşarlar ve müşriklik etiketiyle yaşarlar. Bu sayede sayısız makama gelir, zenginleşir, ehliyetsiz oldukları halde o işleri alırlar ve servetle büyürken, büyüklenir, şımarırlar. Bir süre sonra cehennemlik olduklarını vicdanlarına itiraf ederek bu kez bir şirke daha imza atarak şefaatçi ve aracı arama yoluna giderler ve müşriklikleri katmerleşir.

Öte yanda ise tevhid erleri vardır. Dağlarda aç kalan vahşi hayvanlara yiyecek bırakacak kadar merhametli, affeden, para ve servete önem vermeyen, zenginleşmeyi Allah’ın sınırlarına düşman gören, adalet ve haktan sapmayan, iman ve ihsanla yaşayan tevhid erleri. Bunlar ezilenler, makamlara gelemeyenler, gelseler de oradan cebren indirilenlerdir.

Dünya anılan sözdeki gibi kafire cennet, mü’mine cehennemdir. Çünkü şeytan tayfası (müşrikler, mürailer, kafir ve münafıkların tamamı) dünyayı hem kendilerine servet ve makam aracı yaparken hem de tevhid eri mü’minlere eziyet ederler, onların yaşam haklarına dahi saldırır, yaşamı kirletir ve zorlaştırırlar. Mü’min gözyaşı ve kanlar içinde yaşayabildiği kadar yaşar, şeytana karşı mücadeleden geri adım atmaz ve çok uzun olmayan ömrünün sonuna kadar da Allah’ından vaz geçmez.

Müşrik ise en küçük menfaat uğruna tapmakta olduğu kişileri bile terk edip hemen diğer kişiye köpek olur. Müşrikelrin en sevdiği hayvan bu nedenle köpeklerdir ki onlara hem kim olduklarını hatırlatır hem de diğerlerine nasıl davranmaları gerektiğini. Çünkü malumdur ki köpek kim ekmek verirse onun köpeğidir. (Kediler ise sahibini değil sadece Rabbini tanır ve rızkı verenin Rabbi olduğunu bilir.)

Uzatmadan konuya geri dönecek olursak şirk tevhidin düşmanı, müşrikler akrabaları olan kafir, mürai ve münafıklarla birlikte cehennemliklerdir.

Peki bu kadar insan neden şeytana asker olmaktadır? Cevap Kur’an’ı bilmediklerinden. Çünkü İslam’ın şartları arasına Kur’an okumayı koymayan şeytanlar yahudi kafirlerdir ve halkı anlamdan okumaya yıllarca, asırlarca mahkum eden yahudiler yine aynı kimselerdir. Hepsi aynı tayfadır ve bu şirk manzumesi, sümerlerden beri devam eden (belki daha önce), İsrailoğullarıyla var olan ve süren, kıyamete dek şeytanın ahdine bağlı kalarak imana saldırmaya devam edecek sapıklık dinidir.

Böyledir ama tepedekiler şeytana hizmet etmek gayesiyle çırpınırken aşağıdaki zavallılar dine, halka, özgürtlüğe hizmet ettiklerini sanır ve aldanırlar. Bu onların suçunu hafifletir mi? Tabi ki hayır! Çünkü şeytan ve ona aldananlar aynı cehenneme atılacak, birbirlerine misliyle ceza isterlerken Yüce Allah hepsine misliyle ceza hükmedecektir.

Şeytanın bu kadar ahmak ve sapık olmasının hikayesi İblisin ahdinde saklıdır ve daha bunu okumamış, bilmeyen, anlamaış bir kimsenin zaten Müslüman olmasına da imkan yoktur.

Yahudi geleneklerini din diye yaşayan, beşeri İslam’ı Kur’an İslam’ı sanan, İncil’i, tevrat’ı (bugünkü hallerini Allah gönderdi sanan) kiliseleri, sinegogları para ve entellik adına dolduranlar, modernlik ve maddecilik adına dini öteleyenler, eziyet edip büyüklenenler, yalancı ve haksız olanlar, adalet ve helalden şaşaşlar Müslümanlıktan uzak bir başka kabile din,i yaşamaktadır ve bu asla İslam değildir. İslam sadece Kur’an’dadır.

Bir ay önce birisinin hemde ekranlarda, hem de yeminler ederek söylediklerini bir ay sonra unutan hatta tam aksini söylediğini iddia edenler veya söyleyenin “söylemedim” inkarına inanacak kadar salak olanlar ondört asır önce Peygamberimizce söylendiği iddia edilen safsatalara gerçek ve dini kaide olarak bakabilmektedir. Bu da şeytanın en kudretli silahıdır ve daha farz ile sünnetin arasındaki farkı bilmekten aciz müslüman sürüsü Allah’ın Kur’an’daki farzlarını bırakıp, sözde sünnet ve hadislerin peşine düşmekte, şefaatçi durumuna getirdikleri Hz. Peygamberi de şirklerine ortak etmektedir.

Cahiliye müşrikleri de Allah’ı inkar etmiyor, hatta evlatlarına Allah’ın oğlu gibi manalara gelen isimler koyuyor, kestikleri kurbanların bir parçasını Allah’a ayırıyorlardı. Ama yaptıkları şirk o en Yüce dedikleri Allah’ın yanına yedek ilahlar koymak, aracılar ve şefaatçiler atamaktı ki o şefaatçilere hürmet eder, kurbanlar keser, Kabede tavaflar ederlerdi.

Şimdi soru şudur? İslam’dan ve Kur’an’dan önceki o toplum mu daha MÜŞRİK’tir yoksa Kur’an’a rağmen bu hallerin mislini sergileyen modern zaman müslümanları mı?

Cevap net ve şüphesizdir.

İkinci soru şudur? Hz. İbrahim (as) gibi ailesiyle birlikte nemruta canı pahasına kafa tutan, putları yıkan, ateşlere razı olan bir kul mu Allah dostu tevhid eridir, yoksa sarıklı, sakallı, tarikatlara çöreklenmiş, siyah mersedeslerle gezen sahtekarlar mı?

Tarikatlerin birbirleriyle savaşlarına bakın! Biri diğerini kafir olmakla itham ediyor sonra birileri araya girip barıştırıyor ve sistem kavgasız saman altından kan emmeye devam ediyor. Binlerce aldanan müslüman ise şirke kurban olduğunun farkında bile olmadan Allah’ı sever gibi şeyhini seviyor. Bunun adı katıksız şirktir ki o mecliste zaten Kur’an’da yoktur, Hz. Muhammed (sav) de! Mişnalardan başka kitap, şeyhten başka tartışma üstü kişinin olmadığı o mekanlarda her tarikat kendi dinini yaşar ve diğerlerini dinsiz isimlendirir. Dahası kendisinde sıfırlanmak isteyen şeyhler tüm müridlerin kendisinin haram ve helallerine tabi olmasını ister ki bu başlı başına şirktir.

Çoğu kaçak ve merdiven altı olan, sayısız ahlaksızlık ve terbiyesizliğe gebe bu yuvaları din merkezli göstermek dine küfürdür. Kedicikler, küfürleşmeler, televizyon programları ile hala orucu anlatmaya ve cennet simsarlığı yapmaya hevesli kesim nedense şirki ve şeytanı hiç anlatmaz. ZATEN KİMSELER ŞEYTANI OKUMAZ VE TANIMAYA DA ÇALIŞMAZ. ÇÜNKÜ ŞEYTANI TANIYANIN ŞEYTANLARLA BİR DAHA BİR ARAYA GELMESİ İMKANSIZLAŞIR. BU nedenle dini alet edip sömürenler kulları Kur’an’dan ve manadan uzak tutarak SADACE CENNET HAYALLERİYLE peşlerinden sürüklerken ŞİRK BELASINI asla tanıtmazlar ve foyalarının meydana çıkmasına engel olurlar.

Peki foyaları meydana çıkmasa da gerçek, ceza ve akibet değişir mi? Hayır! Çünkü olanı ve olacağı, gizliyi ve saklıyı, kalpten geçeni dilden çıkanı bilen Allah, herşeye şahittir ve şahit olarak Allah yeter!

O halde, sonsuz azap ateşlerine maruz kalmamak, cennetten mahrum olmamak, kısacık ömürde bolluk ve bereketle yaşamak, Allah rızasına mani halleri ortadan kaldırmak, nefsi terbiye, imanı muhafaza etmek için tevhid eri olmak ama aynı andan ve belki çok daha önemlisi şeytana ve şerre düşman olmak lazım gelir.

Şerre ve şeytana düşman olmak, Allah’ı sevmekten de öncedir zaten bu nedenledir ki canı pahasına cihad ibadetlerin en yücesidir.

Namaz kılmakla cihat etmek, hacılara su dağıtmakla servetini infak etmek, sıcak soba başında Kur’an okumakla çöplerden ekmek toplarken içinden dualar etmek aynı şey midir?

İmtihan edilmeden kimse imanından emin olamaz ve şirk en büyük imtihandır.

Tevhid ise imanla kolkola Allah’ı, sadece Allah’ı haykırır ve dinler üstü tevhid inancı ve iman yaşayan herkesi kapsar. İbadet ise sadece Müslümanların şekli halidir ve diğer dinleri kapsamadığı gibi ameller imandan sayılmayacağı için iman ve tevhide delilde olamaz.

Zaten bu nedenledir ki en azılı müşrik ve münafıklar başlarını secdeden kaldırmazlar!

İmanı veren Allah, imanı bilen yine sadece Allah’tır. O, herşeyi bilir ve görür. İman, şüphesiz ve tam kalple Allah’a teslimiyet ve şerre, şeytanlığa tevbedir. tevbe etmiyorsanız, şeytandan kopamıyorsanız, hala şeytanın şerlerinden medet umuyorsanız sizin akibetiniz zaten çoktan bellidir ve siz işte o “andolsun Allah’ın cehennemi dolduracağım ahdi gerçekleşti” ayetindeki cehennemliklerdensiniz demektir.

Tercih sizin, hayat sizin ama unutmayın ki dünya ahiretin tarlasıdır. Orada iman etmeye, sevap kazanmaya, salih amel işlemeye imkan yoktur. Orası hesap yeridir ve hesap sorucu sadece Allah’tır ve O’nun razı olmadığı kula kimseler şefaat edemez. Çünkü şefaat tümden ve sadece Allah’a aittir.

O halde azılı kafir ve müşriklerin şefaat umudu nafiledir. Peki buna rağmen neden azgınlık ve haddi aşmada sınır tanımazlar? Çünkü Kur’an’ı okumazlar, okusalar da anlamazlar.

Şirk, zorlamaz, aldatır. Hem de ALLAH İLE ALDATIR!

Ve şeytan insanın en büyük düşmanıdır. Şeytan soyu da dünyayı şeytanlaştırmaya, şeytanı yeryüzüne ilah yapmaya çalışanlardır. Bunlara kananlar da aynı kanı taşıyan, cennetlere layık olmayanlardır. 

Şirk bilinmeden tevhid bilinemez o halde vakit varken önce şirki ve iblisin ahdini sonra bütün Kur’an’ı ana dilde okumak ve anlamak sonra hayata rehber etmek lazım gelir. Yoksa kurtuluş yok, azap kesindir. 

Neden böyledir? Çünkü şirk sokaklarda kol gezmektedir.

Rabbim bizi tevhid ve imandan mahrum etmesin.

Rabbim bizleri “Ben Allah’tan korkarım” diyebilenlerden eylesin.

Rabbim bizi şer ve şeytanlardan uzak eylesin.

Rabbim yaşamı karalaştıran müşrikleri akrabaları ile birlikte helak ve rüsva eylesin. Amin!

Bu yazıyı okudunuz mu?

Allah ile aldatmak

İnsanlığın bir kısmını daima, tamamını bir süre aldatabilirsiniz ama tamamını daima aldatamazsınız. Bu kaide en ...

1 yorum

  1. Dudu serinkanlıgil

    Gaybdan haber veren zevaniler, cinlerden haber alma adına çarpılanlarıda unutmamak lazım birde riya gizli şirkin ispatıdır ki birde gizli şehvet vardır bence gizli şehvet hırs ve kibirle büyüklenerwk ezmektir

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir