Anasayfa / ŞİRK VE KÜFÜR / Şirk koşmak nasıl olur
imanilmihali.com
Şirk koşmak nasıl olur

Şirk koşmak nasıl olur

Şirk koşmak nasıl olur

Şirk koşmak nasıl olur sorusunun cevabı şirkin tanımında ve siyonizmin felsefesinde gizlidir. Hz. Peygamberin (sav) ümmeti için açık şirkten ziyade gizli şirkten korkması ve bunu riya ve gizli şehvet olarak tanımlaması da ahir zaman için bir ikaz ve ihbardır.

Şirk koşmak, Yüce Allah’a varlık, yaratış ve yönetimde ortaklar atamak, eş, benzer, evlat yakıştırmak, yedek ilahlar icat etmek ve ilahi kudret ve ilmi kullanmada vesair suretle Allah’ı inkar etmeden ama Yüce Allah’tan başkasına da pay çıkarmak demektir. Bu alenen açıktan da olur, gizliden de. Sonuçta şirk şirktir ve şirk üzere ölmek afsızlığa mahkum olmak demektir.

O halde şirk koşmak örneklenecek olursa açık (büyük) şirke Yüce Allah’ın yanına şeytanı, tabiatı, cinleri, başka rableri, budayı, putları, ayı, güneşi koymak örnek verilebilir. Gizli şirk ise daha ziyade tahrim yetkisinde, rıza aramada, nefse tabi olmada yatar. Aşağıda bolca örneklenecek bu konu o kadar hassas ve vahimdir ki daha şirkten haberi olmayan milyonlarca müslüman tevhid yolunda ilerlediğini sanırken işlediği günahların farkında bile değildir ve çoğusu o hal üzere yani afsızlığa mahkum vaziyette ölür.

İblisin ahdi, insanın yaratılışı öncesi, esnası ve hemen sonrasında ortaya çıkan, Kur’an ile defalarca duyurulan mucize bir şirk ihbarıdır. Buna rağmen İslam alemi kasıtlı olarak bundan habersiz bırakılmış veya ahmaklığı nedeniyle Kur’an’ı anlamdan okuduğu için bundan bihaber yaşamaktadır.

İblisin ahdinden anlaşılan odur ki şirk imanın zıddı, tevhidin düşmanı ve hakkın tersidir. O halde başta Yüce Allah’ın haklarına saygı duymak, sonra ayetlerin ve dinin gereklerini yerine getirmek, Hz. Peygamberin ihbarlarını dikkate almak lazım gelir ki şirkten korunmak yinede mümkün olmayabilir. Bu durumda da yapılacak şey şeytandan Allah’a sığınmak ve Peygamberimizin yaptığı gibi bilinen ve bilinmeyen şirkten, kanmaktan ve aldanmaktan Allah’a sığınmak ve af için dua etmektir.

Şirk örnekleri;

1. Zulüm

Zulüm hakkın düşmanı ve şirkin babasıdır. Şirk aslen büyük bir zulüm olduğundan afsızlığa mahkumdur. O halde zulmeden, ezen, aşağılayan, teröre, haksızlığa, şiddete, adaletsizliğe varan yolların sonu şirktir. Bu insan aolabildiği gibi diğer canlılara ve varlıklara da zulmü kapsar. Çünkü zulüm dine, Allah iradesine ve Kur’an emrine bilerek ve isteyerek karşı çıkmak, saptırmak, yok saymaktır.

2. Kişileri ilah edinmek

Firavun kıssası şirk için muazzam bir örnektir ve detayında şirkin pek çok çeşidi mevcuttur. Keza Hristiyan din adamları için Peygamberimizin hadisi başka bir ufuk açar ki bunlar başlıca; birilerinin haram ve helallerini aynen kabul etmek, Allah rızası yerine veya yanısıra kişilerin rızasını aramak ve nihayet rızkı ve medeti Allah’tan değil de kişilerden beklemektir.

Din Allah’ın, Kur’an Allah’ındır ki helal ve haram belirleme yetkisi sadece Allah’ındır. Kişi kendisi veya başkaları için bu yetkiyi kullanmaya kalkarsa ilahlığa soyunmuş olacağından yapacağı amel günahtan öte, şirkin katmerlisidir. (Zorunlu sağlık gerekçeleri hariç et yememeye yemine edenler, perhiz adı altında mesela un, tuz ve şekere düşman olanlar dikkatli olmalıdır.)

İbadet ve amelde asıl olan Allah rızasıdır ki din sadece Allah’ındır. İbadet de kulluk da Allah’adır. Allah rızası yerine veya yanısıra birilerinin rızasını aramak uğruna sakal bırakmak, sigarayı terk etmek, o kişinin hoşuna giden şeyleri dinleştirmek, tarikata üye olmak, o kişinin hoşlanmayacağı şeyleri terk etmek şirkin komşusudur ve o kişiyi din adına hüküm verir hale getirmektir ki bunun adı ilahlıktır. (Şeyhe, imama, dini lidere vs. yaranmak uğruna yapılan ibadetler hem makbul değil hem şirke davettir.)

Rızkı ve nimeti, şifa ve medeti veren Allah’tır. Başa gelen herşey O’nun dilemesi ve emriyledir. O’nsuz ne bir yaprak yere düşebilir ve ne de bir anne doğurabilir. Hal böyleyken birilerinden sağlanan maddi menfaat veya erzak vs. yardımı nedeniyle o kişiyi nimet veren durumuna yükseltmek katıksız şirktir ki o yardımı yapana da o nimeti veren zaten Allah’tır. (Erzak yardımı, para yardımı vs. alanlar dikkat etmelidir.)

3. Hakkaniyet ve adalete kin duymak

Hak ve adalet Kur’an’ın en temel ilkelerinden olup zerrece haksızlık yapılmayacak ahiretin dünyaya yansımasıdır. Yüce Allah’ın baş emirlerinden olan bu ikili ilahi nizam ve hesabın da nirengisidir. Bunların terki veya çıkara uygun kullanımı zulüm olması ve ilahi nizama alternatif beşeri nizamları ilahlaştırması sebebiyle şirktir. Yani haksızlık ve adaletsizlik sadece günah olamayacak kadar büyük bir isyan ve inkardır. Hak ve adalet yerine konan beşeri sistemin mimarları kendi ilahi düzenlerini yaratmış olmak sıfatıyla ilahlık iddiasında olanlardır.

4. Cin ve şeytanları rab / ilah edinmek

Rab kelimesinin manası terbiye eden ve ilah kelimesinin manası yaratan ve yönetendir. Soyut varlıklardan olan melekler ve cinler farklı yaratılış halleriyle insanların çoğu tarafından görünmez ve gayba ait bir mesele olarak kalır. Nurdan yaratılan melekler kötülük nedir bilmeyen, mü’minlere dost, Allah’ın sadık hizmetçileri ve görevlileridir. ATeşten yaratılan cinler ise insanlar gibi Rahmani ve şeytani olmak üzere iki türdür ve şirk bu şeytani olanlarla gelir.

İblis yani şeytan dişi bir cindir ve kendisine uyan cinlerle birlikte Allah’ı inkar etmeyen ama insanları sanki başka ilahlar varmış veya kendisi de bir ilahmış gibi kandırmaya gayret eden kötülük sembolü, cehenneme mahkum, lanetli varlıktır. İnsanlık tarihinde tüm put, yedek ilah veya bozuk dini sistemlerin ardında hep şeytan ve soyu vardır ki düşmanlıkları aslen imanadır ve kıskançlıkları insanın cennetlere varis olmasınadır. (Detaylı bilgi için sayfalarımızda bilgi mevcuttur.)

İşte mahiyet ve şekli ne olursa olsun cinleri, şeytanı ilahlık mertebesine oturtmak, onlara kurbanlar kesmek, onların fısıltılarına kulak vermek, onlara uymak, onlara asker olmak, onlara aldanmak, onları gerçek ve güçlü kabul etmek, onlardan gayba ait bilgiler almaya çalışmak (kehanet, büyü, sihir vb.), onların güçlerinden istifade ile diğer insanlara kötülük yapmaya veya kendisine haksız kazanç imkanı sağlamaya çalışmak şirkin zil sesleridir.

Şeytanın ayetlerden anlaşıldığı kadarıyla kandırmaları, vaadleri boş ve asılsızdır. Lakin şeytan zorlamaz, insan ise kanmaya müsaittir ve imanı zayıf olanlar şeytanı en azından kötülüğün yaratıcısı veya şeytan olmasaydı ilahi nizam sağlanamazdı düşüncesine sahip olmakla ilahlık mertebesine erdirirler. Adına kurbanlar kesilen veya kesilen kurbanlardan pay ayrılanlar da şeytanlar ve cinlerdir ki çoğusu aracı veya şefaatçi olunsun diye ilahlaştırılanlardır.

Cahiliye müşriklerinden sıkça görülen bu hal onları aracı ve şefaatçi kabul etmeyle, adına kurbanlar kesmeyle, fal okları ile onların gayba ait bilgilerine itimat etme şeklinde ortaya çıkar ve Allah reddedilmeden (haşa) kenara konur.

5. Riya, gösteriş, münafıklık

Riya ikiyüzlülük demektir ve başlı başına gizli şirktir. Bu sadece günlük dini yaşamda değil aynı zamanda toptan inanç sistemindeki ikiyüzlülüktür. Kul namazda riyaya bulaşabilir, gösterişe kaçabilir. Zekat evrirken göstererek yapmayı diler. Kurbanıyla övünmeyi tercihe der. Bunlar riyadır, gösteriş ve büyüklenmedir ki tamamı gizli şirk kapsamına girer.

Öte yandan iman etmediği halde iman etmiş görünmek, menfaati uğruna imana girip girip çıkmak riyanın astarıdır ve daha tehlikelisidir. Mürailik veya münafıklık olarak da kendisini gösteren bu hal başka ilahlar aranmadıkça küfürle bağlantılı ama bu döneklikler başkalarıyla bağlantılı oldukça şirk kapsamına girer.

Riyanın içerisinde Allah’ı aldatma isteği, başka ilahlara güvenme hissi ve diğer kulları din adına kandırma hevesi vardır ki şirkin gizlisi budur ve Hz. Peygamberin ümmeti adına en çok korktuğu şirk hali budur. Keza gizli şehvet ile tanımlanan hırs ve kibir çatısı altındaki tüm gizli ve sinsi niyetler (kötü zan, fitne, fesat, açık aramak, aşırı zan, itham, yalan ve iftira vb.) gizli şirktir. Bu da riya gibi Peygamberimizin şirk ihbarıdır ve ümmeti için terkini istediğidir.

6. Dünya malını ilahlaştırmak ve gaye yapmak

Yaşam din için ve hesap kaçınılmazdır. Sonsuz yaşamı inkar demek olan ahireti inkar kulu bu dünya için yaşamaya mahkum eder ve şeytan bu aldanışı süslü gösterir. Paraya, servet ve makamlara vazgeçilmez damgası vurup, mevkilerini kaybetmemek adına dine sözde şekil vermeye çalışanlar, servetle büyüklenip ezmeye kalkışanlar, para ve servet için haram-helal sınırlarını yok sayanlar parayı ve dünya malını ilahlaştırmış olur ki sanal ve sahte bu ilahlar kula bırakın ahireti dünyada bile huzur ve mutluluğu getiremezken şeytanı zevkten kahkahalara boğar. Sınavdan ve süslü bir eğlenceden ibaret dünya yaşamı fıtrati imtihan için baki olarak yaratılmış bir salon veya perdedir. Bu aracı amaç edinmek ölüm sonrasını yok saymak, hesabı inkar etmek ve sorumsuz yaşamakla eş anlamlıdır ve aklın, birilerinin veya şeytanın sistemine tabi olmaktır.

7. Tabiat ve maddeyi ilahlaştırmak

Pozitif akımlarında etkisiyle insanoğlu aklına ve nefsine kanar, aldanır, büyüklenir. Kibir şeytanların en sevdiği silahtır ve aklını, nefsini, egosunu ilahlaştıranlar, herşeyi bildiklerini sananlar, görmeden inanmayanlar, doğrusunu bildiklerinde ısrarcı kimselerdir. Elle dokunmadan, gözle görmeden inanmayanlar gaybi bilgileri ve ahireti terk etmekle ilahi sistemi inkar eden ve aynı zamanda şeytani ve beşeri olmak kaydıyla uydurulan beşeri dine tabi olanlardır ki bu sahte dinin adı şirktir.

Hayatı tesadüflere mahkum eden, dünya hayatını rastlantılara eşleyen, insanı maymundan gelmeye tanılayan bu din yaratılış ve sınava topluca isyan mahiyetindedir ve şirktir.

8. Bilimi ilahlaştırmak

Dünyada hiçbir şey icat olunamaz ancak keşfedilir. Çünkü o şeyin ilmi ve sebei çoktan yaratılmıştır ve yaratan sadece Allah’tır. O şey bugün birilerince bilindik ahle geliyorsa bunun sebei zamanının gelmesi ve Yüce Allah’ın ilham veya vesair bir yolla kullarına o şeyi bildirmesidir. Dolayısıyla insanlık bugüne kadar bilinmesi gerkenlerin ancak milyar trilyonda birini ancak bilebilirken yaratma, kopyalama, ruh verme, canlandırma hevesindedir ve klonlama, karşıt madde arayışları gibi şeylerle isyanda haddi aşmaktadır. Yapay zeka adı altında insana alternatif tür yaratma teşebbüsleri tamamen şeytanidir ve hiç gerçekleşmeyecek bu hayal uğruna her yıl Afrika nüfusunun mesela bir yıllık yiyecek ve ilacı metal oyuncaklara heba edilmektedir.

9. Aklı ilahlaştırmak = nefse tabi olmak

Nefis terbiye edilmedikçe kötülüğü emreden bir açlık hissidir. Akıl ise insana dini ve Allah’ı bulabilsin diye bahşedilmiştir. Kur’an aklı kullanmayı över, ister ve hatta kullanmayanların üzerine pislik atar lakin burada gaye imana ve tevhide yönelik arayış, insanca yaşama katkı ve ahlaka katma değer içindir. Akıl şeytani maksatlar ve hinlikler için bahşedilmemiştir.

Nefsi temizleyen Allah’tır lakin kulun gayreti ve duası inşallah nefsi terbiye edecek ve şeytandan, şirkten, şerden kulu koruyacaktır. hal böyleyken aklı din dahil tüm meselelere ilah yapmak ve tartışılmaz kılmak gaybı ve vahyi inkar, yaşamın sadece yarısı olan görünen alemi (diğer yarısı görünmeyen alemdir) bütün farz etmektir. Bu da aklı dinin yerine koymak ve vahyi yok saymaktır, şirktir.

Nefsi ilahlaştırmak, nefsin isteklerine şuursuzca boyun eğmek, haram ve helalleri yorumlamak, kötülük ve iyilik arasındaki tercihelrde hepsini bir saymak sonucuna götürür ki bu kişi egosunun yarattığı bir puttur ve ardında şeytanlar, şeytanlaşan insanlar vardır.

10. Allah ile aldatmak

Şeytan’a dair yapılan ikazlar hep aldanmamak, imana sarılmak yönündedir ve özel vurgu ise şeytanın Allah ile aldatmakta hünerli olduğuna dairdir. Şeytan soyu ve ekibi insanlar ve cinlerden müteşekkil olduğundan da insanı bu şeytaniler aldatır ve kandırır, akibetsizliğe mahkum eder.

Şirkin özeti durumundaki bu aldatma şekli dini ve ilahi sistemi bir başkasıyla değiştirme özentisiyle ortaya çıkar ve kul aldanmışsa şayet şeytanları, tabiatı, parayı, aklı, bilimi ilahlaştırıp eskimeyen temel ihtiyaç durumundaki inanma ve sığınma ihtiyacını bu sahte ilahlarla gidermeye çalışır. Muvaffak olamayacağı gibi karanlıklara da mahkum olan aldatılanlar aklı kullanmadıkları, vicdana = kalbe danışmadıkları için de asla mazeret bulamazlar. Çünkü nefisleri bilen Allah niyetleri de bilir ve hesap sorucu olarak nefis yeter.

11. İmanı hafife almak

İman yaşamın şartı, koşulu, gayesi ve yeminin adıdır. Dini, ibadeti, ahlakı vs. imanın yerine geçirmeye çalışmak kanmaya yol açan şeytani bir oyundur ve bu nedenle imanı veren ve bilen sadece Allah’tır. Hatta kulun kendisi bile imanından asla emin olamaz. Takva Allah’ın sınırlarına ve imana riayet durumudur ve bilen sadece Allah’tır ve takva ancak Allah katında bir üstünlük derecesidir. Bu yaşamda çıkar uğruna imanları biliyor davranmak, imanı şekle mahkum etmek, imansızlıkla veya dinsizlikle itham etmek yapılacak en kötü harekettir.

İman, Allah’a dua edilemsi gereken bir nimet, elde tutulması gereken bir yaşam kaynağı ve ölene dek muhafazaya mecbur olduğumuz tek servetimizdir. Bunu hafife almaya gayret edenler iblisin ahdine çoktan teslim olmuş olanlardır ve şeytanlaşan bu kitleler imanı unutturmak veya değerini azaltmak hevesindedir.

12. Kurtarıcı beklemek

Hristiyan dininin en büyük kazıklarından olan bu fikir siyonist yahudiliğinde muazzam desteğiyle İslam’ın içine dek girmiş en zehirli oktur. İsa mesih bekleyenler, Hz. Muhammed (sav)’in son peygamberliğini reddedenlerdir ki zaten bu halleri bile onların din dışılıklarına ispattır. Yahudi kontrolündeki hollywood filmleriyle dünyayı kasıp kavuran bu kurtarıcı bekleme inancı toplumsal ve küresel ahlaka düşmanlık, iman kardeşliğine çelme, kalbi fetihlere darbe mahiyetindedir ve Kur’an hükümlerini boşa çıkarma gayretidir.

13. Teslis (üçleme) inancı

Allah-oğul (İsa=kutsal ruh)-Meryem diye tanımlanabilecek bu üçleme Yüce Allah’a evlat atamak olmakla bir şirktir ve açık şirklerin en meşhuru ve büyüğüdür. Allah’ı (haşa) Hz. Meryem’le ilişkiye sokan, Allah’a bir oğul yakıştıran bu sapık iddia maalesef İsa (as)’dan sonra Hristiyanlığın başına bela olan Yahudi Pavlusun tüm Hristiyan elemine bir kazığıdır ve siyonist yahudiliğin de azımsanamaz etkisiyle tüm dünyayı sarmış haldedir. Oysa ayet açıkça buyurur ve İhlas suresi kesin olarak buyurur ki Allah doğmamıştır, kimse O’ndan doğmamıştır.

14. Meleklere dişi yakıştırması yapmak

Yüce Allah meleklerin cinsiyetleri veya kanat sayıları hakkında açıkça buyurmaz lakin insanoğluna bu ahlaksız yakıştırmadan ötürü öfkelenir ve cahiliye arabistanı kaynaklı bu yakıştırmayı şiddetle lanetler.

15. Mikail (as) ve Cebrail (as)’e düşman olmak

Yahudi inançlarında bu iki melek yaşam ve bereketle alakalı olarak cimrilik, anlayışsızlık ve zulüm ile suçlandığı için sevilmez ve bu nefret Kur’an’da yanlış ve sakınılacak bir gaflet olarak gösterilir. Çünkü ayet açıkça buyurur ki melekler mü’minlerin dostudur ve melekler Allah emri ile iş yaparlar. Onlara düşman olmak Allah’a düşman olmak demektir.

16. Semavi dinler öncesi inançlar

Tek Allah inancına dayanmayan, puta, taşa, ineğe, yıldıza, aya tapma şeklinde kendisini gösteren dini inançların hepsi şirktir.

17. İçsel kuvvetleri ilahlaştırmak

Ezoterik ilimler alternatif tıp kapsamında kaldığı sürece kayda değerdir ve fakat içsel güç ilahlaştırıldığında veya bu kast edildiğinde şirk çanları çalıyor demektir. Kişinin bir şeyleri sırf düşünerek veya isteyerek değiştirebileceğine inanmak, bu yolla kazanılan şifayı Allah’tan değil de kişiden bilmek, kötüye gidişi mesela iyiye gidişle değiştirmek (kaderi değiştirmek) Yüce Allah’ın sınırlarına, kudtret ve ilmine isyandır.

18. Fal, astronomi

Yıldızlarla gayba dair bilgiler vermek şeytani bir oyuna tutsak olmak ve ilahlık iddiasıdır. Kehanet ve büyücülük bu nedenle yasaktır ve gaybı bilen sadece Allah’tır. Astronomi ile günlük işlere yön vermek, kahve falına inanmak vesaire şeytan işi pisliklere tabi olmak ve doğal olarak şeytanlaşarak rahmanilik vasfını kaybetmek demektir.

19. Siyonizm (Şeytana tapmanın adı)

Baştan sona tüm harfleriyle şirk ve şirk dini demek olan siyonizm hakkında sayfalarımıza bakılabilir. (İslam’dan sonra diğer dinlere tabi olmak iddiası, diğer dinleri İslam’la eşdeğer veya üstün gösterme gayreti de şirktir.)

20. Ateizm

İlahi nizam ve sistemi baştan sona reddetmek demek olan ateizm aklın ve kalbin işi olamaz çünkü fıtrattan itibaren din vardır ve yaşam demektir. Kimse yaşamdan uzak kalamayacağına göre de dine tabidir. Mesele hangi dine tabi olduğudur ki inanmamayı savunanlar şeytan dini şirke tabi olanlardır.

21. Aşırı sevmek ve yüceltmek suretiyle şirk

Din adına ve dini kapsamda olmak şartıyla mesela Hz. Peygamberi (sav) veya Hz. Meryem’i (as) din adına hüküm koyabilir, helal – haram belirleyebilir, şefaat edebilir, aracılık edebilir vaziyete koymanın adı açık şirktir. Bu Peygambere mesela ölümsüzlük mertebesi vermek, Hz. Meryem’e mesela kurtarıcı olmak payesini yakıştırabilen bir yanlıştır ve çoğu zaman kişiler abartmada ileri giderek farkında olmadan bu şirke tabi olurlar. Bu sayede bu kişileri din adına hüküm koyabilen bir mevkiye yerleştirirler ve Allah’ın haklarına riayetten uzaklaşırlar.

22. Allah anadır, babadır demek

Yüce Allah’a cinsiyet, bedensel varlık vs. yakıştırmak demek olduğundan O’nu yaratılmışlar sınıfına dahil etmekle şirke imza atar.

23 Dini mahiyette putlara tapmak

Reçelden, taştan, tahtadan yapılmış putlar şirkin zaten sembolüdür. Burada nüans bu anma ve tapmaların dini mahiyette olmasıdır. Şayet din adına değil de söz gelimi anma, minnet duyma manasında ise bu şirk değil beşeri bir erdemdir, ahde vefa örneğidir. Yok bu gayretler din adına kotarılıyorsa ardında muhakkak şeytan vardır ve bu şirktir.

24. Türbelerden medet ummak

İlahi sisteme tamamen aykırı bu durum yaygın bir şirk türüdür ve yatırlar başta olmak üzere insanlar ölülerden medet umar (Allah’tan değil) veya aracılık, şefaat diler, bekler. Yaşayan kişileri ilahlaştırmanın farklı bir modeli olan bu durum çok daha vahim bir şirktir.

25. Dine yalan söyletmek

Ayetleri değiştirmek, saklamak, manasını kaydırmak, ilkesini kişiselleştirerek evrenselliğini engellemek gibi sayısız renk ve tonda görülen yaygın bir şiktir.

26. Peygambere yalan söyletmek

Katmerli bir şirk olan bu husus sünnete sonradan dahil edilen hadislerin sayısı ancak bir elin parmakları kadarken bugün sayılarını milyonlara çıkartan acımasız bir şirk türüdür. Bu uydurma hadisler sadece kulları kandırmakla da kalmaz, hadis sahibinin kemiklerini de sızlatır. (Sahabelerin tamamını günahsız adletmek de doğru değildir)

27. Sadece Allah diyememek

Sadece kelimesi tevhidin özüdür. Bu “sadece” kelimesi olmayan tüm iman, niyet, amel ve ahlak sergileri şirk mahsülüdür.

28. Adak ağaçları, nazar boncuğu, muskalar, cevşen

Kaderi, fıtratı, ahlak ve dini Allah’tan alıp şansa, kısmete teslim eden, tesadüfe dayalı din icat eden, insani dilekleri Allah’tan değil de yaratılmış varlıklardan dilemeyi özendiren bu hal açık şirktir. Nazar boncuğundan koruma beklemek, muskalara sığınmak da aynı kapıya çıkan tehlikeli hallerdir.

29. Allah’ı cimrilikle suçlamak

Allah rızkı bol olan. cömertçe veren olduğu halde O’nu cimrilikle suçlamak şirktir ve yetkisine saldırıdır.

30. Aracı ve şefaatçiler edinmek

Allah kuluna şah damarından da yakındır ve şefaat sadece ve tümden Allah’a aittir. Kul kendisini Allah’a yaklaştıracak, şefaat sağlayacak, aracılık edecek birilerini koyulduğu anda şirke adım atmış demektir. Allah’ın razı olmadığı kula kimse şefaat edemez ve Allah olanı da, görünmeyeni de bilendir.

Yaklaşık otuz örnekle açıklamaya gayret ettiğimiz şirk meselesinin özü şudur;

Allah tek Yaratan, tek Malik ve tek Sahip’tir. İlim ve kudret, mülk ve saltanat sadece O’nundur. Din O’nun, ahiret O’nun, hüküm O’nundur. Kişi veya varlık ilahi kudrette araya, yana, kenara ne konulursa konulsun bunun adı şirktir. Sadece Allah’ın sadece kelimesini kaldırdığımız anda ortaya çıkan şirk isteyerek (yücelterek) veya istemeden (cehaletle) ortaya çıkar. Aleni veya gizli olabilir, abartılı veya gafletle oluşabilir.

Nihayetinde şirkin mahiyet ve hükmünü bilen sadece Allah’tır, doğrusunu ve aslını sadece O bilir.

Kula düşen şirkten korunmak için dua etmek ve imana sarılmaktır. Çünkü İblisin imanlı kalplere zararının dokunmayacağını bildiren Yüce Allah’tır.

Şeytanlara karşı bizleri koruyacak olan da sadece Yüce Allah’tır.

Burada verilen şirk örneklerinin doğruluğunu da sadece Allah bilir. Burada yazılanlar sadece akıl ve kalp ile şirk olduklarına inandıklarımızdır.

Şirk’in türünü, sayısını ve mahiyetini de bilen sadece Allah’tır.

Amel ve niyetlerimizde imana, tevhide ne kadar şirke ne kadar yer verdiğimizi de bilen yine Allah’tır.

En doğru cevaplar kalplerde ve Kur’an’dadır.

Rabbim bizleri şirkten, şeytanlardan ve şerden korusun.

Bildik ve bilmedik şirklere dalıp gittiğimiz anlar, kişiler ve olaylar için Rabbim bizleri affetsin. Amin!

Bu yazıyı okudunuz mu?

Allah ile aldatmak

İnsanlığın bir kısmını daima, tamamını bir süre aldatabilirsiniz ama tamamını daima aldatamazsınız. Bu kaide en ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir