Anasayfa / Global siyonizm / Siyasal (Bürokrasi) siyonizm
imanilmihali.com

Siyasal (Bürokrasi) siyonizm

Halkları dünya vatandaşlığına hazırlayan siyonizmin demokrasi ile tahakküm altına alma, siyasi kıskaçlarla istediğini zorla yaptırma aracı olan kurumlar; uluslararası ilişkiler, protokoller ve mutabakatlardır. Siyonizm ülkeleri sıkıştırmak adına lisans, patent, çok uluslu anlaşma, evrensel hukuk, insan hakları beyannamesi gibi süslü kelimelerle çok etkili bir lobi oluşturur, alenen veya gizli desteklerle istediği kararları çıkartır, yöneticileri dernek ve fonlarla kuvvet sahibi kılar, kendisine sadık kalma sözü veren ve bunu ispat edenlere sonsuz bir destek ortamı yaratır. Kendi aleyhine olan maddeleri yok hükmünde sayar, zamana yayarak etkisizleştirir ve veto haklarının himayesinde zulüm üretmekte sakınca görmez. İşine gelmeyen anlaşmaları ise asla imzalamaz.

Siyonizm tüm ülkelerde öylesine bir siyasi denge kurar ki iktidarlar ile muhalefetler arası puan farkı daima 2 veya 3’tür. Bu iktidarların azmaması, muhalefetin moralsizliğe itilmemesi ve iktidara B planı olan muhalefetin yakınlığı gösterilerek şantaj yapılması için şarttır. Aynı mantık çok uluslu tüm kurum ve kuruluşlarda da geçerlidir ki ilk ve ikinci aday arası puan farkı daima düşüktür. Ülke yöneticileri gibi kurum yöneticisi adayların ikisi de siyonizmin kendi adamıdır, halkın önüne biri seçilsin diye konur, oysa ikisi de aynı şeye hizmet edecektir. İkisinin de önceden beri hazırlanmakta olduklarına, sadakat için yemin verdiklerine zaten şüphe yoktur.

İdeoloji anlamında faşizmi, Marksizm’i, komünizmi, kapitalizmi, hümanizmi ve emperyalizmi, GLOBAL MONARŞİ’yi yaratan, azgın tilki gibi halkların üzerine salan siyonizm, ürettiği ideoloji liderleri ile katliamlara imza atmış, ilkeleştirdiği sistemlerle modern dünyanın kurumlarını etkisi altına almıştır. O faşist ve komünist liderlerin, sömürgeci servet ve askeri ordularının sebep olduğu kan ve gözyaşları ise malumdur.

Hristiyan kulübü diye tercüme edilen aslında baştan sona Yahudi siyonistlerin emeline hizmet için var edilen ve küresel bir prototip olan AB (Avrupa Birliği) Avrupa medeniyetinin dizginlenmesi, ticari ortaklık olarak tanıtılsa da siyasal bir fikir oluşturulması, piyasa şartlarının ortaklaşa ama siyonist tezgahlara ayarlı vaziyette belirlenmesi, geri kalmış üye ülkelerin sebep olduğu prangalar nedeniyle hızla yükselememesi, satın alınmış minik devletler marifetiyle siyonizm aleyhine siyasal kararlar üretilememesi çabasıdır ki Hristiyanlığın tefeciliğe ve global siyonizme boyun eğdirilmesidir. Lakin 2020 dünyasında küreselciler AB’nin de ipini çekmiştir.

Siyonizm bugün diplomasi trafiğini yoğun şekilde kullanmakta, reaksiyon sürelerini kısa tutmakta, kırmızı telefon hatlarıyla fikir alış-verişlerini hızlandırmakta, soğuk savaşa varmayan bir teknikle asimetrik savaşlar yürütmektedir. Asimetrik ise … her yol mübah tekniğidir!

Siyonizm saklı seçilmişler bulup yetiştirmekte çok başarılıdır. Evvela işine yarayacakları hem de kırk yıl önceden tespit eder, alanına göre servete boğar, değiştirir, kendisine esir eder, sonra eğitir ve terbiye eder, nihayet çırak olarak yerleştirir ve sonra usta bir şeytan olarak toplumların başına bela eder. Başarısının gerçek temellerinden birisi bu işteki ustalığıdır ve seçilmişler, üstün olma hayaliyle kandırılırken zehirli akrep gibi etrafı duman ederler. Sistemde kalmaları ve yükselmeleri verdikleri hasar ile doğru orantılıdır. Sistemden çıkamazlar, kardeşliğe ihanet edemezler. Kabala’nın verdiği üstün ırk hayaliyle sisteme hizmet ederken aldanır ve yutulurlar. (1976-1977 yıllarında Almanya Başbakanı Merkel’in, İngiltere başbakanı Theresa May’in ve CIA’in başına atanan bayanın kırk yıl evvel aynı okulda okuduğunu, aynı kampa gittiğini hatırlayınız) Okyanus ötelerinden emir alanlar sadece cemaat mensupları değildir. Yönetimlere talip olanlar da, ilk iş olarak lobilerden destek aramakla onlara tabi olduklarını da beyan ederler. O topraklar ise şeytanın yirmi birinci yüzyıldaki mevcut komuta merkezi ve başkentidir.

Dünya genelinde kaba tanzimi bitiren, ince ayar yapmakta olan Siyonizmin bilhassa üniter ülkeler üzerindeki oyunları milli gücün unsurlarını yok etmek gayelidir. Milli gücün unsurları; insan gücü, askeri, siyasal, coğrafi, ekonomik, sosyo-kültürel, demografik, bilimsel-teknolojik güçlerdir. Siyonizm bunların her birine ayrı ayrı yaklaşır, sentezler, hassas yanlarını belirler, hedeflerini seçer ve sonra sinsi ve planlı olarak saldırır ve kademelendirilmiş taarruzlar şeklinde planını sürekli yenileyerek, daima B ve C planlarını yedek tutarak uygulamaya koyar. Hayatımızın her anında ve her alanda siyonizmin hunharca kol gezmesinin sebebi budur. Yani İsrailiyatı, arabizmi, Atatürk düşmanlığını, cehalet ve gafleti sadece dinde aramak ahmaklıktır.

Küresel dünyanın gözdesi olan sosyalizm, demokrat-klasik veya doğu adlarıyla da olsa komünizme varan aşırılıktır. Corona vakasında görüldüğü gibi küreselciler hayali labirentlerinde faşizmle sosyalizmi aynı cümlede kullanmaktadır.

Başkanlık sistemini çoğulcu demokrasiler üzerine inatla çıkarmak isteyen siyonizm, bu uğurda ayaklanmalar üretmekte, yönetimlere kendi adamları gelemediği zaman kıyameti koparmaktadır. Ve siyonizm bazı ülkelerde de nifak tohumları olan ama kendisince gayet verimli görülen projelerin devamı için aldatışlarına inatla devam etmekte, terör örgütleri başları ortada olmadığı halde, öldüklerini gizleyerek insanları baskı altında tutmaya devam etmektedir.

Buna örnek cemaat lideri Gülen’dir. Kendisi yaklaşık üç – dört yıl önce ölmüş olduğu halde hala yaşar farz ettirilerek projenin devamı sağlanmakta, bu sayede birileri de nemalanmaktadır. Bu elbette itiraf edilmeyecektir ama tüm varsayımlar cemaat liderinin uzun zaman önce öldüğüne işaret eder. Şöyle ki üç yıl kadar önce akciğer kanseri şüphesiyle hastaneye giden, 15 gün yatacağı bildirilen cemaat liderinden bir daha haber alınamamıştır. Oysa iki ay sonra küresel bir TV kanalı kendisiyle canlı röportaj yapacaktır ama yapamamıştır. Bir zaman sonra otuz milyon dolara estetik (gençleşme) ameliyatı yapacağı duyurulmuştur ki bu dinden olan birisinin kabul etmeyeceği bir yalandır. Buna sebep elbette gizlenen vefattır. Muhtemeldir ki yerine bir benzer bulunmuştur ama bir sorun vardır ve o insan yaklaşık on yaş gençtir. Sonradan planda bir aksilik olmuş olmalıdır ki o zat da ekranlara çıkartılamamıştır. Sonrasında Gezi olayları dahil, 17-25 aralık süreci dahil, 15 temmuz ihaneti dahil yaşanmış, sayısız ölümler, tutuklamalar ve hakaretler izlenmiş ama cemaat liderinden bir tek kelime duyulamamıştır. Kasetlerden ibaret öğretilerinden alıntılar yapılarak toplum iknaya çalışılsa da mümkün olmamıştır. Çünkü güncel yaşananlara dair tek bir kelime o sözlerde geçmemektedir be toplumun kandırılmakta olduğu aşikardır. İşte FBI korumasındaki cemaat liderinin gizleniş hikayesi bize gösterir ki siyonizm ölüleri yaşatmaya bile devam edecek güçtedir. Ve yazık ki cemaat mensupları onun hala yaşadığını farz edecek kadar kandırılmıştır. İddiamız şudur ki; Fethullah Gülen Hoca bundan yaklaşık üç sene evvel vefat etmiştir ve fakat projenin devamı için vefatı gizlenmektedir.

Bu yazıyı okudunuz mu?

Globalizm

Global veya küresel demek tüm yeryüzünü, içindekilerle, altındakilerle, üstündekilerle bütün olarak kaplayan demektir. Siyasi ve ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir