Anasayfa / DAHA FAZLA / Güncel / Siyon liderlerinin protokolleri
imanilmihali.com
Siyon liderlerinin protokolleri

Siyon liderlerinin protokolleri

Siyon liderlerinin protokolleri

Dünyada özellikle son asırda meydana gelen melanetlerin tesadüf olmadığı, hepsinin bir planın parçaları olduğu, hepsinde kirli ellerin bulunduğu bugün bilinen bir gerçektir. Kendisini ve müridlerini özellikle de maksatlarını gizlemeyi çok iyi beceren bu karanlık güç odakları haklarında çıkan söylentileri derhal komplo teorisi olarak algılatarak toplumun dikkatini başka yana çekmekte de gayet ustadırlar. Oysa elem ve ızdırap kaynağı bu gizli güçler ekonomiden sanata, savaşlardan eğitim sistemlerine kadar her alanda etkilidirler ve maalesef güçlerini dünya aleyhine ama kendi maksatları lehine kullanmaktadırlar.

Aşağıda maddeleri verilmiş protokollere düzmece yaftası elbet yapıştırılacaktır. Lakin akıllı gözler, idrak kabiliyetli dimağlar, tarihe saygısı bulunanlar ve hak yolcuları gerçeği kabullenecek ve olanların farkına nispeten varacaktır.
Bu maddeler şüphesiz sadece ülkemiz için oluşturulmamıştır ve belli periyotlarla da yeniden yapılandırılmaktadır.

Lakin bizi ilgilendiren kısmı; ülkece hedefe konmuş olmamız ve ana esasların sıkça değişmediğidir.

Bu planı yapan ve uygulayanların kimler olduğu o kadar berrak olmasa da bilinen kadarıyla; tapınak şövalyeleri, Mısır gizemleri, haçlı seferlerinden etkilenen Siyonist Yahudi, Yahudi, illimunati ışığında yol çizen masonların bu planda yer aldığıdır ki isimleri medya veya internet kaynaklarında kısmen mevcuttur.

Tahrif edilmiş din olan museviliğin ötesine geçen israel mantığı bu akımın da ana damarıdır. Kökeni Talmud, Tevrat ve Kabala merkezli yepyeni bir din olan siyon yahudiciliğinin en büyük şüpheli olduğu bu protokollerin gerçekliği konusunda tüm batı mutabık haldedir. Ülkemizde ise gerekli uyanış henüz gerçekleşmemiştir. O kadar ki halkımız en derin yahudileri, İslam düşmanlarını, münafıkları, Türk görünen ecnebi dönmeleri, dost görünen hainleri henüz keşfedememiştir. 

Bu hedefe itaat noktasında birleşen yerli isimlerin bizleri dehşete düşürmesi ise gerçektir ki son yüzyılda tanınmış pek çok siyaset, düşünce, sanat ve bilim adamıyla özellikle yazar ve gazetecilerin bu grupta yer alması örgütün gücü hakkında bir fikir vermektedir.

Masonluğun ne demek olduğu ve gayesi anlaşılamaz ise bu yapılanmanın önemi de muhakkak anlaşılamayacaktır. Maksada ulaşmak içinse izlenen yolun mantığı iyi kavranmalıdır. Şimdi sırasıyla protokollerde yer alan hedef kitle, kişi veya devletlerde oluşması için güç sarf edilecek maddelere göz atalım.

1. Genç nesilleri ahlaka mugayyir telkinlerle ifsad etmeli.
Özellikle Yeşilçam’ın seks filmleri ile hayata girdiği yıllar bu protokolün uygulamaya konduğu zamanlara denk gelir kanaatindeyiz ki dergi, mecmua ve ahlaksız pek çok neşriyatın, video-kaset satışının gerçekleştiği bu yıllar gençler arası cinsellik – ahlaksızlık – yorgan altı ilişki – evlilik öncesi ilişki – bekaretin önemsizliği vb… gibi pek çok tabuyu ve geleneği yıkmış, Türk ve Müslüman gelecek nesilleri ahlaksızlık furyasına malzeme yapmıştır. Geldiğimiz noktada hainlerin ne denli başarılı ve maalesef gençlerimizin ne kadar kanmış olduğu muhakkaktır.

2. Aile hayatını yıkmalı.
Yukarıdaki madde ile de bağlantılı olmak üzere protokolün bu maddesi toplumun yapı taşı olan aile hayatını yıkmak gayelidir ve gençlerin hiç olmazsa 18 yaşından sonra serbest kalarak mihrak odaklarına tabi olması maksatlıdır. Geleneklerin terki, aile terbiyesi ile muhafazasının yarım kalması manasına gelen bu illet, gençleri daha yolun başında isyana zorlayarak hippilik, ateistlik, isyankarlık, kadercilik, sapıklık, satanistlik gibi deliklerine yuvarlamayı hedef almıştır. Zayıflayan aile yapısı toplumu elbet zayıflatacak ve en doğru, en merhametli, en sevgi dolu, en güvenilecek aile kalkanı ortadan kaldırılmış olacaktır.

3. İnsanlara aşağı sınıflarla tahakküm etmeli.
Ayaklar baş, başlar ayak olmalıdır ki küskünlük, beceriksizlik kader olsun ve hoşnutsuzluklar kırgınlık derecesine ulaşsın.

4. Sanatı zayıflatarak edebiyatı müstehcen ve şehevi bir hale sokmalı.
Örflerle beslenen sanatın yerine getirilecek müstehcen ve şehevi hisler edebiyatın bel kemiği yapılarak okuyan insanın söze eğitimine devam ve aile baskı-kontrolünden kurtulan gencin sahipsizliğine damga vurmak maksatlıdır. Oysa sanat toplumun başlıca kültür damarlarındandır ve kişiye sahip olduğu geni ve mirası hatırlatır. Gerçi bu o kadar kolay zayıflatılacak bir duygu değildir lakin kopya veya maksatlı üretilmiş sanatlar ile kişilerin kısmen yanlış yollara saplanması her zaman mümkündür.

5. Mukaddesata hürmeti yıkmalı, hürmetle anılan kimseler hakkında rezilane vakalar uydurmalı.
Dinin en çok yara aldığı madde muhakkak ki budur. Bunun içine konumuzla da alakalı olduğu için binlerce şeyi sığdırmak mümkündür. Lakin burada sadece değinmekle geçeceğiz. Kişilerin hukukuna, dinin sade ve güzel yapısına, kişisel kontrol mekanizmalarına savaş açan bu lanet madde manevi frenleri patlatan, toplumun önde gelen manevi şahsiyetlerine, liderlerine çamur yapıştırmayı hedefleyen bir hedeftir. Din yaşamın kendisi ve kuralıdır. İyiyi de kötüyü de göstererek iyiyi seçmek üzere kurulu din kalplere girdiğinde pekçok sır aydınlanır, pekçok iş hakkında dindendir veya değildir onayı verilir. Öte yandan dinin pekçok kırmızı çizgisi vardır ki aslen bu madde bu çizgiyi yok etmek, kalplerdeki oluşacak boşluğu siyon zehiriyle doldurmak gayelidir. Kişilere çamur atmak ise itibarsızlaştırmak ve sözü dinlenmez hale getirmek gayelidir ki çamur at izi kalsın mantığı geçerlidir.

6. Hudutsuz bir lüks, başdöndürücü modalar icad etmeli, çılgınca sarfiyatı teşvik etmeli.
İsraf, lüks, aşırı tüketim ve alışveriş çılgınlığının bir sonrakii durağı paraya tapmak ve para için her şeyi yapabilir hale gelmektir ki gaye budur. Seks, inançsızlık, sanatsızlık ve dinsizlikle yoğrulmuş gençliğin moda ve marka tutkusu onları dünyevi hırs ve şehvetlere sürükleyecek, bu israf ve tutku diğer maddelere de esas teşkil edecektir.

7. Kalabalıkların vakitleri eğlenceler ve oyunlarla geçiştirilmeli, herkes düşünmekten alıkonmalıdır.
Medya ve ekranlarda, eğlence yerlerindeki durum aynen bu haldedir. İnsanlar evlilik programları ile dizilerle vakit geçirirken, düşünen, ilimle uğraşan, hakikati arayanların sayısı elin parmakları kadardır.

8. Müfrit nazariyelerle fikirler zehirlenmeli, gürültü ve kargaşalıklar meydana getirilmeli, içtimai sınıflar arasına kin ve itimatsızlıklar sokulmalıdır.
Marksizim, komünizm, vahabilik, ateistlik, feminizm, estetik, irtica, tarikatçılık, mezhepçilik, demokratlık gibi pek çok akım, Darvinci teoriler, yaratılış big-bang olayı gibi kuramlar hep bu madde eseridir ki kafalar bunlarla meşgulken toplum saflara ve gruplara ayrılmakta, farklılıklar arası hoşgörü kalmamakta, kargaşalık ortamları sokakları sararken anarşi ve terör kol gezmekte, halklar, inançlar arasına düşmanlıklar serpiştirilmektedir.

9. Aristokratlara müthiş vergiler yükleyerek onları bunaltmalı.
Değer üreten, ilerlemeye katkı sağlayan, vergi veren kimselerle uğraşmak –eğer kendi maksatlarına hizmet etmiyorsa – aynı zamanda bir bezdirme politikasıdır ki üretim dursun, mali denetimler haksız yere artsın, işten çıkarmalar yaşansın ve ekonomi yara alsın.

10. İş sahipleri ile işçiler arasını bozmalı, grevler, sabotajlar tertip ettirmeli.
Yine yukarıdaki madde ile alakalı olmak üzere işçi ve işveren arası huzursuzluklar toplumun tüm katmanlarına etki edecek ve yara büyüyecektir. Sonuçta devlet zarar edecek, enflasyon artacak, üretim duracak, haksız kazançlar, vergi kaçırmalar, işten çıkarmalar artacak velhasıl huzur yerini kaosa ve liyakat yerini sadakate bırakacaktır.

11. Yüksek tabakanın manevi kuvvetini her çareye baş vurarak kırmalı.
Aydınlar ve zenginler güce en çok sahip olan, sözü en çok dinlenen, en popüler olan, en geniş kesimlere hitap eden, en çok istihdam yaratanlardır. Alimler de bu gruptandır. Bunların milli ve manevi değerlerinin suç gibi gösterilmesi, bu manada baskı ve tehditler yaşanması onları bezdirecek, Türklük ve İslam gerileyecek, bu aydınlarca topluma merhem olmak üzere yapılacak müdahaleler engellenebilecektir. Bunların nihayetinde siyon zehirlenmesine uğrayarak o saflara katılması ise zararlı akıma daha fazla güç katacaktır.

12. Saçma nazariyeler ortaya atarak halkı tatbiki mümkün olmayan fikirlerle dolambaçlı yollara sevk etmeli.
İnsanın maymundan geldiği, dünyanın tesadüfen oluştuğu, tabiatın ilah olduğu gibi saçma fikir ve akımlar ütopya gibi halkı meşgul edecek, keza kazanımların ortak paylaşıldığı, suç ve cezanın olmadığı, her türlü yasağın bertaraf edildiği hülyalar insanları beyhude yerlere sürükleyecektir.

13. Hayat pahalılığı körüklenmeli.
Para, kendisine tapılmasa bile hayatın somut vazgeçilmezlerindendir. Hayat pahalılığı ise alım gücünü azaltan, sınıflar arası uçurumu açıp kırgınlıkları artıran, kişileri bir süre sonra para için her şeyi yapar hale getiren bir illettir. Enflasyon körüklendikçe maaşlar azalacak, üretim çökecek, borçlar artacak, gelecekler ipotek altına alınacaktır. Lüks ve israf maddesinde de olduğu gibi burada da kredi ve borç batağındaki bir toplum siyon mantığının en ağız sulandırıcı hedefidir ki somut hedefler aslen buna yöneliktir.

14. Beynelnimel meseleler ihdas ederek milletler arasına kin ve nefret sokulmalı.
Sınırlar, boğazlar, azınlıklar, petrol ve su sorunları ile toplumlar ve devletler arasına nifak sokmak bu kesimin en çok yaptığı ve başarılı olduğu alandır ki dilediği ülkeyi zengin dilediği ülkeyi düşman yapabilir. Düşmanları ve sorunları olan bir ülke ciddi işlere el atamaz, asıl zararlı örgütlerle mücadele gücü bulamaz ve asıl düşman olanlardan gün gelir yardım ve destek ister hale gelir.

15. Milletlerin idaresini tahsil ve terbiyeden mahrum kimselerin eline tevdi etmeli.
Bu kötü yönetimin, gaflet ve delaletin, kırgınlığın, bilimin inkâr edilişinin, toplumun parçalanmasının, dinin ötekileştirilmesinin olmazsa olmaz şartıdır ve çoğu ülkede uygulama alanı bulmaktadır. En süper güç Amerika’da bile yönetim insanlara sunulan iki seçenek tarafından kullanılır ki ikisi de aslında aynıdır. Toplum ise bir süre sonra bıkar ve yöneticilerle uğraşmak yerine hayatına dönüp küçülür. Hoşnutsuzluk itimatsızlığı, itimatsızlık kırgınlığı ve nihayet düşmanlığı körükler.

16. Mali istikrarı bozmalı, iktisadi krizler çoğaltmalı, spekülasyonlara, enflasyonlara yol açmalı, altını mahdut ellerde toplamalı, ve sermayeleri felce uğratmalı.
Para kişiler için olduğundan da fazla devletler için önemlidir. Beka buna bağlıdır. Milli olan herşey sözdürülmeli, ithal mantığı topluma yerleştirilmeli, toplum üreten değil tüketen hale getirilmelidir ki açlık, hırs ve dengesizlik toplumu sarsın ve ekonomi en ufak bir dalgadan etkilenebilsin.

17. Hükümetlerin ölümlerini hazırlamalı, insanlığı elem, ızdırap ve yokluk içine atmalı.
Bugün örgütün en derin Savucular için bile bir B planı hep vardır. Bu plan yönetimlerin başında keskin bir kılıç gibi durur ki yönetimler aksine davranamasın. O toplumların en hassas noktaları belirlenirken zafiyetleri de belirlenir ve topluma vurulacak nihai darbe bu sayede belirlenir. Ülkemiz için konuşacak olursak aile yapısı ve dinin zayıflatılması, üretimin düşürülüp israfın teşvike dilmesi, bilimin zayıflatılması, cahillerin yönetimlere getirilmesi buna güzel bir örnektir. Planın son gayesi muhtemelen; dinsiz, bağsız, kültürsüz, şehit olma arzusunu kaybetmiş, paraya tapan, yöneticilerine tapan, Kur’an’ı dışlayan bir toplum yaratmak, toplumu önce Hristiyanlaştırıp daha sonra Yahudileştirmek ve nihayetinde dinsiz ve manasız hale getirmektir. Toprak bütünlüğünün terki, kapütilasyonlar, ödenemeyecek dış borçlar, savaşamayacak bir ordu nihai hedef olsa gerektir ki konuşamayan aydınlar, bilim üretemeyen üniversiteler bunun delilidir.

Özetle; buradaki maddelerin çok daha fazla ve detaylı olanı örgüt sistematiğinde kayıtlıdır. Örgütün elemanları her ülkede ayrı yapılanmış ve kararlı bir şekilde devam eder haldedir. Çoğu mensup lider, güç sahibi, aydın veya zengin karakterdedir. Maddelerin çoğusu hayata geçirilmiş olsa da plan organiktir yani sürekli yenilenir ve gelinen nokta bir sonrası için başlangıç kabul edilir.

Bu örgüte dünyada en büyük darbeyi vuran millet Türk devletidir ki örgüt 13 yıl eylem yapamamıştır. Lakin bu başarı kısa sürmüş ve geldiğimiz noktada zafer onların olmuştur.

Hedef öncelikle gençlik olduğundandır ki gençler millet ve dinine çok daha sadakatle bağlı ve bilgili olmak zorundadır.

Rehber Kur’an, ışık Atatürk’tür.

Yeniden aydınlanma, diriliş, isyan, zafer Kur’an ile gelecek, kültür ve maneviyat bu savaşta en büyük güç olacaktır.

Çalışmak, ilimi ışık edinmek, öğrenmek, yorulmamak şart olandır.

Dostu düşmanı tanımak bu maddeleri hayata geçirmek isteyenlere alıcı gözle bakmakla mümkündür ki bu maddelerin sahiplerine savaş açanlar gerçek vatan ve Peygamber evladıdır. Bu maddeleri hayata geçirmek için didinenler ise bizden değildir. 

 

NOT: Bu direktifler protokollerin aslı değil, ilgili teşkilatlara protokoller doğrultusunda verilen emirlerdir.

Siyon liderlerinin protokolleri

Bu yazıyı okudunuz mu?

Türk bayrağındaki ay ve yıldızın anlamı nedir

Türk bayrağındaki ay ve yıldızın anlamı nedir?

Türk bayrağındaki ay ve yıldızın anlamı nedir? Bazı arkadaşların yoksulluk içinde bu büyük dâvanın başarılamayacağını ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir