Anasayfa / Global siyonizm / Siyonizm çalışma prensipleri, aşamaları
imanilmihali.com
Siyonizm çalışma prensipleri, aşamaları

Siyonizm çalışma prensipleri, aşamaları

Siyonizmi tanımak için lütfen şu sese kulak verin; bizlere aklımıza yatmayanları gerçek diye yutturanlar, ayetler aksini söylediği halde diretenler, gerçeğe ulaşmamıza engel olanlar … siyonistlerdir. Dolayısıyla akla ve bilme kıymet verirken, o bilgi veya demeci verenin evveliyatına, mahiyetine bakmayı ihmal etmeyin. NASA, Dünya Sağlık Örgütü, Dünya Ticaret Örgütü vb. buna güzel örneklerdir. Günün gençlerine bu sebeple bazı gerçekleri anlatmak mümkün olamamaktadır çünkü bilhassa yüksek tahsillerde aldıkları eğitim tercüme yayınlara dayalıdır ve o kitapların yazarları tahmin olduğu gibi siyonistlerdir.

Bugün bilimsel makale, görüş ve patentlerde de imza onlarındır. Şu çok iyi anlaşılmalıdır ki siyonizmin planı kısa vadeli değildir, para sorun değildir. O halde işe sıfırdan başlamaları lazımdır ki bu sıfır noktası okullar inşa edip donatmak, öğretmen atandırmak, öğrencileri seçip burs vermek, müfredatı belirlemek, ders kitapları yazmak ve tornadan çıkmış mezunları istihdam edip mevkilere getirmektir. Sonrası malum, onlar eliyle şekillenen ülkeler, dünyalar ve krizler…

En tepede üçler, altında yetmişler meclisi şeklinde tertiplenmiş, aşağıdakilerin yukarıdakilerden habersiz ve itaate mecbur olduğu hiyerarşik tabanlı Siyonizm, plan ve hedeflerini sadece savaş mantığına dayandırmış değildir hatta savaşı en son isteyen onlardır. Çünkü ahirete inanmayan siyonistler için en büyük felaket ölmektir. Zaten başlarına gelecekleri bildikleri için de mümkün mertebe uzun yaşamak ister, bu nedenle çokça zenginleri, ayda bir kan ve organ değiştirirler. Bir yahudinin bir başka Yahudi’yi veya kendini öldürmesi büyük günahlardandır. Siyonizmin sayısız hamlesi, organı ve gayesi vardır ki bunlar hayata geçebildiği müddetçe silaha sarılma niyetleri asla yoktur. Dünya nüfusu illaki savaşla azaltılacaksa da bunu kendileri adına makineler, (genetik veya klonlanmış kertenkele adamlar), devşirme Yahudiler ve kandırılmış Müslümanlar yapacak, onlar saklanıp savaş sonunu bekleyecektir.

Türkler savaşta ve terörle mücadelede vatanı ve imanı için canını ortaya koyup savaşırken batı hayret ve kıskançlıklar içerisinde buna sevk eden maneviyatı anlamaya çalışmakla meşguldür. Zaten bu korkudur ki siyonistleri yıllardır yerinde mıhlattırmıştır. Terörü bu ülkeye musallat edenler yıldıracağını sanırken, farkında olmadan Türk askerinin gerçek zamanlı tatbikatına da (antrenmanına) imkan sağlamıştır.

“Rabbinin, fil sahiplerine ne yaptığını görmedin mi? Onların tuzaklarını boşa çıkarmadı mı?” (Fil 105/1,2)

Kandırışları seçkin ırk Yahudilik ve seçilmişler mantığıyla yani ülke ve dünyayı yöneteceklerin erken yaşlarda tespit edilerek sisteme katılması suretiyle başlamaktadır. Hiçbir şeyi tesadüfe bırakmayan, şansa inanmayan ve geleceği kendisi tasarlayan siyonizm, tam bir şeytanlıkla önce kamuoyu oluşturup düşmanı belirlemekte, (Doğu bloku yıkıldıktan itibaren hedefe ulus devletler ve İslam oturtulmuştur), sonra o hedefin hassas yanlarını tespit edip zaafları bulmakta, o zaaflara saldırarak zayıflatıp hasta etmektedir. O hedef ülkeye ait milli güç unsurlarının tamamına aynı anda saldıran, yöneticilerini dahi çok önceden alternatifli olarak hazır eden siyonizm, menfaati ve hayali istikametinde yönlendirme yapmakta, aksi sesleri susturmakta, aydınları satın alarak fikriyatını yayarken, medya gücü ile de suni algılar oluşturmaktadır. Siyon protokolleri prensibinde hedef ülkenin tüm değerlerini alt üst eden bu gayret, öldürmeyi değil zayıflatarak esir etmeyi düşünen bir amaca hizmetle, kendisine tabi kılmaya çalışmaktadır. Çünkü onların varlığı yöneteceği dünya için şarttır ama ülkeler güçlü olmamalı, boyunduruğu reddetmemelidir.

Maksadına hizmet eden tüm işbirlikçi hainleri bünyesine katan siyonizm, gayretleri ödüllendirirken, gayesine ters çıkışları ise karalar ve rencide eder. Tasallutla, gerekirse şiddetle zıt fikirleri bastırır, toplumun nankör ve kısa vadeli hafızasından yararlanarak, toplumu yüce değerlerinden uzaklaştırır. Toplum karakterinin değiştiğinden habersiz boş işlerle avunurken, milli ve dini değerlerinden her geçen gün biraz daha uzaklaşır ve siyonizm en korktuğu askeri gücü, aile bağlarını, şehit olma arzusunu zayıflatana dek durmaksızın çalışır, çalıştırır. Balık hafızalı toplum yaşadığı ihanetleri, suikastları, söylenenleri unutur, düşmanlarını ve işbirlikçi hainleri tanıyamaz, aldanışına son veremez.

Bu gayeyi temin için siyonlar, misyonerleri, casusları, işbirlikçileri, cübbeli şeytanları, teröristleri, satılmış aydınları, mankurtları, haşhaşi mantıklı iblisleri, paraya esir olanları kullanır, ekranlara taşır, muazzam bir destek verip halkın gözünde akil adamlar kılar, uluslararası ödüllere boğar, sözü dinlenenleri ve mahiyetine nüfus edebilenleri yüceltir, tepelere taşır. Halk, başta reddetse bile tekrar edilen yalanları gerçek sanma zaafında olduğu için yemine sadık kalma mecburiyeti hissetmeyen yöneticileri alkışlar, yalan ve iftirada utanmaksızın sebat eder, kutuplaşma nimetlerinden yararlandıkça o sistemin bekası için mücahitliğe soyunur. Statünün değişmezliğinden yana olan bu akıl tutulmuşları, kalbe müracaatı zayıflık gördüğü için ışığı asla yakalayamazlar, etraflarını koyu karanlığa çevirir, ailelerini de mahvederler. Eş ve çocuklarını da o liderlerine sunmaktan (!) çekinmezler.

Ülke bir zaman sonra satılmış, devşirilmiş, başkaca dinlere mensup olmuş zombilerle dolar ve artık onların teşkil ettiği toplum azaba ve helake müstahak hale gelir. Sonrası kolaydır. Siyonizm “dediğime bakma yaptığıma bak” diyen yöneticilerin hırs ve açlıklarını överek, kibir ve saltanatlarını yücelterek kendi emeline doğru hızla ilerlerken, toplumun habersiz bireyleri ufak şikayetlerle intizar etmekten öte gidemez, beşeri meşgalelere dalıp, dizilerde kaybolur, israf ve lükse dadanıp verilecek maaş artışına odaklanır. Az sayıda da olsa aydın, aleyhlerine cihat edecektir ve etmektedir ama siyonizm bu aksi seslerin etki edecek güçte olanlarını derhal bertaraf eder, zararı dokunmayacağına inandıklarının yaşamasına bilerek izin verir, bu sayede de diktatör olmadığını iddia eder. Üstelik bunu demokrasi ve basın özgürlüğü adına yaparak bir de kendisini alkışlatır. Yarattığı cılız muhalefetler ve alternatifler de siyonizm izin vermeden yaşayamayacağı için insanlık aslında iki tercihli tek bir seçeneğe mahkum bırakılır.

Toplum, inançlarından öylesine uzaklaştırılır ve dine yön verenler gönüllere öylesine yanlış aşılar yaparlar ki dinin isyan ettirici ve uyandırıcı gücü felç olur. Milli kültür ve ahlaktan kaynaklanan feyzler öylesine alaya alınır ve mahkum edilir ki gençlik geçmişteki başarılı örneklere rağmen ayağa kalkacak güç ve cesareti bulamaz. Milli ve manevi değerlerinden yoksun, paraya tapan ama parasız, yanlızlaştırılan, umutsuz, terörün musallat edildiği, aile bağları kopuk, bencil insanlardan teşkil toplumun kuvvet alacağı bir besin kalmadığı için de kuru bir yaprak gibi rüzgarlarla oradan oraya sürüklenir.

Kadercilik tam bu anda devreye girer. Zulme biat ettirmenin zaten tek yolu budur. (Oysa zulme (Firavuna) biat eden İsrailoğulları nasıl Allah’ın öfkesine nail olarak lanetlendiyse, zulme biat – şerre itaat eden tüm halklar da elbet lanetlenecektir.) İnsanlar aşağılandıkça, fakirleştikçe zorunlu olarak dine yanaşacaktır. Bunu bilen siyonizm tam bu noktada çarpık kader anlayışını kalplere sokarak insanları sabretmeye, yöneticilere zulümde üretseler mutlak itaate zorlar, insanlar avarelikten ibadetin koyularına yönelirken, cihat etmeyi düşünmez hale gelir. Bu sayede de zulme ortak olur, destek verir ve Allah’ın öfkesine nail olurlar. Toplum artık kıvama gelmiş, siyonizm tarafından yutulmaya hazır vaziyettedir. Ne zaman yutulacağı ise siyonizmin planına bağlıdır.

En gizli projelerde çalışıp, milli ve yerli teknoloji üretmeye ramak kala, öldürülen Türk bilim insanları, onları taşıyan uçakların karlı dağlara düşüşü sizce hala tesadüf veya Allah vergisi değildir. Kürt ve Türk kardeşliği için uğraşan komutanların, siyasi liderlerin, terörü bitirmek ve birlik ruhunu yeşertmek isteyen emniyet amirlerinin kazaen (!) ölmesi, arabalarının yanlışlıkla kamyona çarpması veya ters yöne girmesi (!)anlık birer hata değildir. Hepsi şer güçlerin şeytani dokunuşlarıdır, sayıla gelen merhalelerin sonuçlarıdır.

Lakin Siyonizm, savaşını kazanmak ve cehennemden kurtulmak için birden çok Allah (haşa) olduğuna, semavi kitapların Allah katından indirilmediğine, bu nedenle de hesap verilecek bir gün olmadığına insanları inandırmaya çalışırken, bunlara kanmayıp doğru yoldan çıkmayanların da seçilerek Allah için kazanılmış birer irade olmalarına hizmet etmiştir. Kendileri yerine sonsuz yaşamın mirasçıları olarak seçilmiş insanların önünü açmışlardır.

Bu yazıyı okudunuz mu?

Globalizm

Global veya küresel demek tüm yeryüzünü, içindekilerle, altındakilerle, üstündekilerle bütün olarak kaplayan demektir. Siyasi ve ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir