imanilmihali.com
siyonizm

Siyonizm

Siyonizm ve dünyanın sonuna doğru

Siyonizm; mizahi haberlerle, komplo teorileriyle geçiştirilecek bir konu değil, Allah’a isyan, imana ve İslam’a darbe ve dine ve hayata husumettir. 

Siyonizm nedir?

Siyonizm, Fıtratı ve dini yok etmek gayeli, şirk dinini yücelten, ilahi nizamı yerle bir etmeye gayretli, hak ve hukuka aykırı, lanetlenen iblise atanmış, büyü kitabı kabala kaynaklı, insanlara ve yahudi olmayanlara düşmanlık maksatlı, yeni dünya hayalini perde olarak kullanan, mason teşkilatlarıyla dünyayı saran, finans-siyaset-teknoloji tuzaklarıyla dünyayı esir almaya çalışan, Yahudiler arası ve Musevilik içi konuşlu zehirli inancın adıdır.

Yahudilik bir kavmin adı, Musevilik tahrif edilmemiş Musa Peygamber’in getirdiği dinin adıdır. Museviliğin katolik koluna bağlı faaliyet gösteren siyonizm ise din veya kavim değil bir yahudi mezhebi altında çöreklenmiş sapık bir gayretin adıdır.

Siyonizmin gayesi

Maddi ve manevi ya da açık ve kapalı iki hedefi bulunan siyonizmin pek çok amacı müridlerinden bile saklıdır. Buna göre açık hedef; kendilerinin efendi diğerlerinin köle olacağı bir yeni dünya düzeni yaratmak, kapalı hedef ise şeytanı yeryüzüne egemen kılmaktır. Bu konuya ait sayısız açık kaynak arandığında kolaylıkla bulunur.

Birinci gaye daha çok savaşlarla, entrikalarla, parayla, teknoloji tuzaklarıyla, ikinci gaye ise bu maddi güce dayalı dini propoganda ve israiliyat dediğimiz diğer dinlere kendi inançlarını sokma yoluyla meşguldür.

Komplo teorisi olarak anılmakta üstün bir beceri gösteren siyonizm, aklını kullanamayanları esir alır, parayla besler, kandırır ve bu haliyle tuzakları aynen şeytanın ki gibidir. Mana ve maksat şeffaf olmadığı için kananlar, örümcek ağına düşmüş bir sinek gibi bir daha asla oradan çıkamaz.

Ölümsüzlüğü, 300 yıl yaşamayı, sorumsuzluğu, sınır tanımamayı, ezmeyi, yok etmeyi, terör ve şiddeti, zulüm ve haksızlığı davası uğruna mübah gören, kendilerinden olmayanları hayvan seviyesinde kabul eden, kendilerini üstün ırk diye tanıtan bu inanç sahiplerinin en büyük düşmanı eşitlik, özgürlük ve özellikle milliyetçilik olduğundandır ki bu fikirleri yok etmeye soyunurlar.

Maddi hedefleri ise İslamiyet, Hz. İsa (as) ve Türklük’tür ki son yüzyıllardaki gayretler hep onların eseridir. Hedefe ulaşmaları için asıl yok etmeleri devasa engel ise İMAN’dır ki İsrailiyat ve satılmış kalemlerle (meal, tefsir, hadis, fetva vb ile) imanı yok etmeye gayret etmektedirler.

Siyonizmin kökeni

Tevrat, kabala ve talmud destekli bu inanç, tahrif edilmiş halleri ve hahamlarca kaleme alınmış ilave metinleri ile Sümerlere dek uzanan (yani aslında musevilik öncesine dek varan) köke sahiptir. Bakara suresindeki Bakara (Sığır) kelimesi bu puta – şeytana tapmanın resmidir ki Musa Peygamberin mucizelerine, Firavunun eziyetlerine rağmen israiloğulları bu müşrik inançtan vazgeçmemiştir.

İsrailoğulları ve Beniisrail halkları tabiri Kur’an’ındır ve kimse bunları araştırmaya merak bile göstermez. Birileri de İsrail adının Yahya Peygamberin adı olduğunu söyler ve herkes inanır. Diğerlerinin de Yahya Peygamber soyundan geldiği kanısı hakim olur ve konu kapanır.

Oysa İsrail, Yahya Peygamberin adı değil dişi cin İblisin adıdır. Yani şeytanın, satanın adıdır.

Hz. Süleyman emrinde çalışan ordu ve ustalar da bu soydandır ve Adem (as) Peygamber ile cennetten kovulanlar da bunlardır. Bedenleri zaman içinde değişime uğramış (kuyruk, sakal, erkeklik organı vb.) , anatomi (kafa kemik yarıçapı, burun delik ve kemerleri, göbek delikleri, vücut boy-en oranı vb.) ruh, akıl ve şuur katsayıları değişmiş ve nihayet bugün tamamı insanla aynı özelliğe sahip ve aynı yapıda bedenler olmuşlardır. İddia hakkında detaylı bilgi isteyenler internetten araştırma yapabilirler. Ama burada konumuz daha çok konunun manevi etkileridir. (Sudan, Etyopya ve Eritre’nin önemini, çakma korsanlarını, oradaki israiloğullarının atalarına ait kısa boylu, zayıf mezarları araştırmak isteyenleri sayısız mucize beklemektedir.)

Kökeni ne ve ne zaman olursa olsun bu inanca sahip insanların maddi gücü sınırsız denecek kadar fazladır ve bu sayede yönetimlerin, sektörlerin, siyasetlerin, toplulukların başında ve karar mercindedirler. Rakip ve düşmanlarına yaşam hakkı vermeyen bu grup kendi personel ve tebasından bile (belli bir idrake ulaştığını ispat edene kadar) asıl gayeyi gizli tutmakta, topluma ve dünyaya değişik hayal ve ütopyaları reklam ve servis etmektedir.

Masonlar ve siyonizmin modern zaman gayretleri

Tüm ılımlı İslam, dinler arası diyalog uydurmaları da siyonizm kaynaklı denemelerdir.

Masonlar tüm dinden insanlara kapılarını açan sözde insani örgütlerdir ve üyelerden bekledikleri ilk etapta sadece etki edebilecekleri kitlenin var olmasıdır. Öğretmen, profesör, bankacı, yazar, siyasetçi, gazeteci gibi meslekler gayet popülerdir ve sayısız kral, padişah, vezir ve prens de vaktinde bunlara üye olmuştur. Öyle ki Fransa ve İngiltere gibi devletler bile asıl meslekleri tefecilik olan bu insanlardan borç almış (Borçları ülkenin bir yıllık gelirini bile aşmıştır) ve borçları ödenemeyecek kadar yükselince de borcu inkarı, ödememeyi ve o inanç insanlarını sınır dışı etmeyi seçmişlerdir. Bu da o inanç sahiplerini mazlumlaştırmış ve kenetlemiş, başkaca ve emin yollar bulmaya sevk etmiştir.

Hitler denen yahudinin de kandırılmasıyla sözde bir yahudi düşmanlığı yaşanmış ve o inanç Ortadoğu’da devletleşebilmiştir. Bu bölgenin, Amerika gibi gözlerden uzak ve zor bir coğrafya olarak seçilmesindeki ana etken ise vaadedilmiş topraklar masalıdır ve hahamları, onlara Hz. Musa Peygamberin vaad ettiği bereketli topraklar yerine şeytanların emrettiği ve intikam hırsıyla gözledikleri toprakları yani Hz. Süleyman mabedinin ve civarını işaret etmiştir.

Ortadoğuda bitmeyen kinin ve savaşların asıl nedeni de budur. Çünkü siyonizmin hedefinde ister Müslüman, ister Hristiyan ister Yahudi olsun tüm semavi din grupları vardır ve kendileri haham – kabala dinine mensup olmakla övünmekte, dieğr dinlerin üzerine çıkmaya gayret etmektedirler. Bu insanlar din kitaplarının sayfalarını saklayan, ayetleri değiştiren, ayet manalarını saptıranlardır ki bu anlatılanlar Kur’an’ın ifadeleridir.

Siyonizmin gücü ve etkisine dair bugün Hollywood film sektörünün tamamının bunların elinde olduğunu söylemek okuyucuya bir ipucu verecektir. En büyük finans ve silah şirketleri bunlarındır. Dünya geneli borsaları, bankaları, uçak ve hava alanlarını vb. yöneten, emelleri uğruna yönlendirenler bunlardır.

Bilim kurgu filmleriyle insanlığı dünyanın yuvarlaklığına (Kur’an hilafına), değişik yaşam formlarına (Kur’an hilafına),  uzaydan gelecek tehlikelere (Kur’an hilafına) inandırmaya çalışanlar da bunlardır. (Maksat ise tek devlet olma ihtiyacı ve kurtarıcıya olan ihtiyacı algı şeklinde beyinlere yerleştirmektir.)

Bunlar aynı zamanda ahiretteki hesabın muazzam korkusu yerine ölüm korkusu gibi bir namertliği de yerleştirenlerdir ki iman sahibi emanet sahibi Allah’a dönmeye can atan, kafir ve müşrik hesaptan korkarak ölmekten kaçınandır.

Bunlar aynı zamanda korku filmleriyle de ölümü korkunç hale getirenler, ruhlar alemini, şeytanları, cin çıkarma seanslarını filmleştirerek korku imparatorluğu kuranlardır. Hayaletlerden, vampir, zombi ve cinlerden korkan insanlık ise İMANLARI YERİNE bunlara sığınmakta, ölümden korkup yaşama satılmakta, ama ne bedeller ödediğinin farkında ve aldatıldığının farkında bile değildir.

Bunların zarar ve etkileri için genetik ve sağlık alanında, teknoloji alanında, finans alanında, inanç alanında yapmaya çalıştıklarını anlamak lazım gelir.

Tarihin en büyük yalanı

Kutsal kitaplara iman, tüm kutsal kitapların Allah katından olduğuna ama Kur’an hariç diğerlerinin tahrif edildiğine, muteberliklerinin bu nedenle ancak Kur’an’a uygunlukla olduğuna iman etmektir. Türk insanı yüzyıllardır yahudiliğe-museviliğe merhamet ve acıma hissiyle yanaştığı için, kol kanat gerip koruma sağladığı için, onları vergiden savaştan muaf tuttuğu için büyüklük göstermiştir. O kadar ki haram yemekten korkan Türk insanı ticaretle uğraşmaya bile korkmuş, tarım ve hayvancılığı seçerek ticareti bu insanlara bıraknıştır.

Tarihin en büyük yalanı da buradadır ve Türk insanı zeki olmadığı, aklı yetmediği için değil mert ve dürüst olduğu için, Allah’tan korktuğu için, haram yemekten zinhar korktuğu için ticarete girmemiştir. Tarım, hayvancılık ve savaşmakla ömür tüketen Türk insanının adı Türk ve Müslüman demektir ki eskilerde müslüman olmayan Türk zaten yoktu.

Siyonizmin hedefi

Bu kollama, koruma ve merhamet göstermeye rağmen siyonizmin hedefinde olan Türk ve Müslüman kitlenin hedefte olmasının sebebi, siyonizmin karşısındaki en kudretli duvar olmasındandır. Onlarda bunu bilirler ve önceleri etek altına sığınarak, sonraları uzağa kaçarak ve şimdilerde sinsi planlar yaparak bu güçten önce kurtulmaya ve sonra bu gücü yok etmeye çalışırlar. Oysa Türk insanının dostları Museviler, Yahudiler, hakka inananlar, masumlar, dürüstlerdir, siyonistler değildir.

Siyonizmin sayısız kolu, branşı, teşkili vardır ki Bilderberg toplantıları, lions kulüpleri bunlara örnektir. Şu bir gerçektir ki dünyanın başına gelen her şey bir veya iki yıl önce bilderberg toplantılarında muhakkak anılmış, planlanmış ve finanse edilmiştir. İddia edilir ki dünya üzerindeki haçlı seferleri dahil savaşların tamamı, Avrupa’daki veba salgını gibi felaketlerin tamamı planlı ve organize bir intikam hareketidir ve siyonizm kaynaklıdır.

Son savaş (Armageddon)

Kur’an’ın son savaşta karşı cephede olacak yahudilerden kastı da sanırız bu siyonist yahudiler grubudur. Çünkü herşeye rağmen yahudiler içinde museviliğe tabi hatta siyonizme düşman kesim hala vardır.

Ama devlet politikası din adamlarınca belirlenen, taş duvarlar arasına hapsedilip sürekli beyni yıkanan o ülke vatandaşları, gerçeği görmekten uzak, kanmış ve mahkum edilmiş haldedirler. Muhakeme, mukayese yapacak halleri de imkanları da yoktur ki o taş duvarlar dışarıdan bir saldırı gelmesin diye değil içeridekiler dışarıyla etkileşmesin diyedir.

Kudüs’ün başkent yapılmak istenmesindeki gaye de Hz. Süleyman tapınağı, masonluğun başı sayılan Hiram usta, Hz. Musa’nın kayıp kutusu (Pandora) ve emir altında çalışan cinlerin intikam alma duygusu kaynaklıdır. (Cinlerden olan Hiram usta masonların babasıdır ve iki kızı da dul kadının çocukları diye sembolleşmiştir. Bu resme dizilerde boy boy rastlanabilir.)

Şam (Emeviler zamanı) nasıl şerrin başkenti ve Mekke düşmanıysa, Şam nasıl Medine’yi talan edenlerin merkeziyse, Kudüs’te tedbir alınmaz ise küfrün ve şirkin başkenti olmaya adaydır.

Ortadoğudan İspanya ve Avrupa’ya oradan Amerika’ya (Yahudi Kolomb ile) uzanan sözde ezilmişler yolculuğunun geri dönüşü için tezgahlanan yahudi mezalimi ile devlet haline getirilen siyonizm merkezinin artık genişleme süreci başlamalıydı ve öyle oldu. Çünkü ahir zamana girdiğimiz şu zamanlarda vakit daralmış ve yapması gereken daha çok şeyi olan siyonizm tempo yükseltmiştir.

Arap alemi ise bir türlü uyanamamakta, kardeş ve dost olamamakta, para ile satın alınabilmekte, bir avuç düşmana karşı ortak cephe oluşturamamaktadır. Suudilerin ılımlı İslam çıkışı, işid terörü, pkk terörü, Arap baharı gibi safsataların tamamı siyonizmin etkisidir. Son günlerdeki İran olayları da Ortadoğu için sona gelindiğinin ve sıranın Türkiye’de olduğunun resmidir.

Çünkü siyonizm bilmektedir ki Müslüman coğrafyanın en kudretli iki ülkesi İran ve Türkiye’dir. Bu ikisi elele verememeli ve hatta düşman olmalıdır ki kendisine tehdit oluşturamasınlar. Daha da kötüsü en az bunlardan biri kendisiyle aynı cephede olmalıdır ki kendi din tebası değil de her halukarda müslümanlar ölmeye devam etsin.

Bu teori siyonizmin önce ortadoğu kaynaklı savaşının ve daha sonra Kuzey Kore kaynaklı dünya savaşının senaryosudur ki korkulan odur ki İran ve Türkiye birbiriyle savaşmak ve bu arada taraflardan en az biri siyonistlerle aynı cephede olmak mecburiyetinde kalacaktır. Bu, muhtemelen ABD ordusu diye ülkemiz topraklarına sokulacak amerikan askerlerinin (tamamı müslüman olacaktır) İran’a savaş açması ve buna mukabil İran’ın buna göz yumduğumuz için ülkemize savaş ilan etmesi şeklinde cereyan edecektir. Peki ABD İran’a neden saldıracaktır? Çünkü İran İsrail’e ilk füzeyi atacaktır. Peki neden atacaktır? Ülkesindeki karışıklık ve belaları İsrailden bildiği için. Peki neden öyle düşünecektir? Çünkü tüm dünyada şu an verilmekte olan mesaj İsrail ortadan kalkmadığı sürece Ortadoğuya huzur gelmez mesajıdır. O halde ne yapmak lazım gelir? Ülke içi sükunu sağlamak adına (bahanesiyle) İsrail’e füze atmak. (Çünkü İran’a verilen nükleer gücün veriliş hikmeti sadece budur.)

Tahminen beş yüz milyon insanın öleceği bu savaşta Kuzey Kore’nin rolü ise akılları karıştırmak, Güney Kore ve Japonya’ya saldırarak Ortadoğu savaşını dünya savaşına çevirmektir. Sonrası en az üç yıllık bela ve kan kokusudur. Sonrasında sınırlar değişecek, topraklar bereketsizleşecek, iklim başkalaşacaktır. Doğaldır ki tek para birimi altın olacak (İsrail şu an tüm ülkelerdeki yastık altındaki altınları bile satın almaktadır.) siyonistler “Her son yeni bir başlangıçtır” diye saklanmakta oldukları Avustralya’dan (Ülkenin kuzeybatısında Newman bölgesinde halen 250.000 kişilik ve on yıl yetecek şekilde tasarlanmış mağaraları hazırdır) çıkacaklardır. Bu muazzam savaşta ölecekler ise sadece Müslümanlar ve siyonizmle kandırılmış siyonist olmayan yahudiler olacaktır. Kendileriyse o mağarada saklanır olacaklardır.

Tabi ki bu onların planıdır.

Kur’an ne diyor?

Yüce Allah’ın planı ise başkadır ve ayetler bize bunu gayet net anlatırken Yüce Allah “Andolsun Allah ve Peygamberi galip gelecektir” diye buyurmaktadır. Yalnız bunun şartı iman ve Allah yolunda ölmek üzere yola çıkmak yani şehadet arzusunu muhafaza etmek ve pısmamaktır ki Allah’ın yardımı Fil vakasında, Bedir’de, Uhud’da olduğu gibi mü’minler inanç ve ölme arzularını ispat ettikten sonra gelecektir.

Son savaş veya Armageddon denilen bu iman ve küfür savaşı çoktandır hollywood filmlerinde sahnelenmekte, dünya kurtarıcıya mahkum ve mecbur gösterilmekte, mesih inancı kafalara sokulmakta, dünya düzenin değişmek zorunda olduğu iknaya çalışılmaktadır.

Oysa her imanlı gönül bilir ki adi ve nankör olan insandır. Sistemin, dünyanın, fizik ve ilkelerin suçu ve günahı yoktur. Lakin sığıra tapmaktan, şeytana kul olmaktan sayısız mucizeye rağmen vazgeçmeyen israiloğulları halen şeytanın etekleri altında kirli hesaplar yapmakta, dünyayı ve kalpleri kandırmakta, zorlamakta, para ile satın almaktadır.

Her biri evinde gargat agacı bulunduran bu korkakların ilahi irade karşısında öuvaffak olamayacağı açıktır lakin çok kan döküleceği de muhakkaktır.

İslam, son ve tamam din olarak en büyük tehlike bunu işaret etmekte, Peygamberimiz ümmet adına en çok bu şirk belasından korkmakta, paranın bu ümmetin asıl sınavı olacağını defaten söylemektedir. Kur’an, mü’minleri iman kardeşliğine çağırırken, Yüce Allah tüm Müslümanları Allah’ın ipine sarılmaya davet etmektedir.

Ümmetlere, mezheplere, tarikat ve cemaatlere bölünmüş ve bir diğerini din dışı sayan İslam alemi halen bu kardeşliği tesisten çok uzaktır.

Türk ve İslam olmakla övünen atalarımızın aksine bugünlerde İslam ile Türklüğü ayırmak gayretinde olanlar ötekileştirmeyi ve bölmeyi hedef alarak şeytanlara hizmet etmektedir.

Ancak Allah tuzak kuranların en çetinidir ve iman cephesi elbet kazanacaktır. Akla mesafeli, çalışmaya hevessiz, silah ve teknolojik olarak zayıf bile olsa kazanacak olan iman cephesidir. Çünkü bu cephede siyonist cephede olmayan tek şey vardır ki o iman’dır.

Son savaşın sonu

Allah’a teslim olmuşlar ile Allah’a düşman olanların savaşında kimin kazanacağı zaten bellidir ama sınav bu savaşta kimin hangi tarafta yer alacağının belirlenmesidir ki Yüce Allah şeytana süre vermekle, onu güçleriyle kandırabilir halde tutmakla sınavın farkındadır ve buna izin vermektedir. Ama O’nun rızası kulların akıl ve kalple, imanla kendisine tabi olmasıdır. Çünkü Allah, iblisin kandıracağım ahdine karşılık, “kandır ama imanlı kullarım müstesna” buyurmakla imanın kıymetini de her türlü ibadet, amel ve ahlaktan öte tutarak amelden ziyade niyeti öne çıkarmış ve zaman evveli ve sonrasını bilen olarak cehennemi dolduracağına and içmiştir.

İnsanların çoğunun iman etmediği ahir zamanda (tabir Kur’an’ındır) iman cephesi az ve zayıftır. Lakin bu korkmaya ve teslim olmaya mazeret değil, aksine Kur’an ile uyanmanın ve yeniden yapılanmaya işarettir. İslam alemi bir an önce Kur’an’a dönmeli ve anlayarak okumalı, ders almalı ve kendisine gelmelidir.

Arapçaya mahkum edilen Kur’an’ın neden bu hale getirilmek istendiği şimdi daha iyi anlaşılır olmuştur herhalde? Neden israiliyatın dine inatla sokulmak istendiği de, neden meal ve tefsirlerde tahrifatlar yapıldığı da ..

Çözüm ve çare

O halde kamil mü’minler için tek sığınak Allah, tek kurtuluş umudu Kur’an’dır. Rahmet Peygamberinin din adına hizmetleri ölçülemez, Kur’an dışı söz ve amel ürettiği telaffuz bile edilemez ama bugüne varan söz ve davranışların O’na ait olduğu nasıl iddia edilebilir? Nasıl yaşarken otuzu aşmayan söz ve sünnetleri bugün milyonlarla ölçülür? Bunların Kur’an’a uygun olmayanlarına nasıl itibar edilir?

Dinini Kur’an’dan öğrenen Peygamberimiz de Kur’an ile ahlaklanıp konuştuğuna göre ve bugün hayatta olmadığına göre KİŞİLER değil İLKELER dini Kur’an, ayetleriyle nur saçmaya, yol göstermeye hem de Allah KORUMASINDA devam etmektedir.

Kul bundan feyiz almak, dik durmak, dinini öğrenmek, dini bölmemek zorundadır ki iman kardeşliği kurulabilsin.

Siyonizm çoktandır bu kardeşliği yok etmeye çalışmakta, savaş düğmesine bastığı anda (ki uygun zamanı beklemektedir) islam aleminin bir ve birlik olmasını engellemeye çalışmaktadır.

İslam ordularının, güvenlik güçlerinin, parlamentolarının, ekonomi ve siyasetlerinin zayıflatılma sebebi de budur, bu ülkelerin tarım ürünlerine kota vurulmasının da, sanayilerinin zayıflatılmasının da. (Çünkü yeni dünya düzenindeki on bir (aslında on üç) krallığın tamamı tek kişilik yönetimlerden teşkil olacak ve tamamı kadın liderlerden oluşacaktır.)

Siyonizm iman edenlerin gözü önünde şirkini ilan etmekte, bas bas bağırmakta ama insanlık inanmamakta ısrar etmektedir. Yarın huzurda şeytan şöyle diyecektir; “herşey insanların gözlerinin önünde oldu bitti. Kur’an’a müracat edip kanmasalardı.”

Altı rab (Bir tanesi Ba’l ki sözde cinlerin rabbidir) ve bir Allah inancına sahip ama tüm ilahlara kudretten pay veren bir şirk inancı olan siyonizm, özgürlük anıtı gibi devasa bir heykelle bile (tepesindeki yedi okla) ADB doları ile (üzerindeki işaretlerle) herşeyi gözler önüne sermekte ama cahil ve nankör insan kolayı, inanmamayı seçmektedir. Çünkü inanması durumunda müşkül ve zorlu bir mücadeleye girecektir. Bu nedenle kanmayı, susmayı ve paraya teslim olmayı seçer ki huzurla evine, dünyasına kapanır ve olan bitene sessiz kalır. Peki bu kurtuluş mudur? Hayır! Doğru mudur? Hayır!

Genetik ile yıllarını harcayan siyonizmin maksadı nedir o halde?

Genetik siyonizmi

İblis, belirli süreye kadar izin almış ve insanları Allah aleyhine kışkırtacağına yemin etmiştir. Ama lanetlendiği ve ebedi cehenneme mahkum edildiği için gayesi durumuna sebep insanlardan intikam almak, tüm insanları kışkırtarak, saptırarak veya gerekirse tamamını öldürerek huzurda Allah’a şu sözü söyleyebilmektir; “Bak, bana üstün tuttuğun insanın haline! Tümü beni seçti. Artık onlarda benim gibi olduğuna göre beni ve bana tabi olanları cehenneme mahkum edemezsin!”

Doğrudur, insanların çoğu cehenneme mahkum olacaktır ama cennetler iman edenler içindir. Asla gerçekleşmeyecek bu hayalin ardına takılanlar heba olacak, bir avuç ta olsa, tamamı şehadet mertebesine erse de hak mutlaka kazanacaktır. Çünkü Allah’tan başka ilah yoktur ve iman bu tevhidin adıdır.

Belirli sürenin hikmetini ve zamanını muhakkak sadece Allah bilir ama kanaatimizce sebeplerden birisi de insanın cennet iklim ve coğrafyasına dayanımlı beden yapısına sahip olmasıdır. (Veya sebep sadece insanların hastalıklardan kırılması ve ölmesidir.) Değişik ümmetler halinde ve değişik iklim koşullarında yaratılan ve yaşatılan insanların bedenlerinin muazzam ahengini ve sağlığını bozmaya çalışan iblislerin gayesi genetik geciktirme veya genetik yolla etkili ama teşhis edilemeyen bir şekilde katliam yapmaktır.

Her iki durumda da bu bir insanlık suçudur ve GDO’lar, DNA’sı bozulmuş şeyler, suni gidalar hep bu maksada hizmet etmekte, doğal gıdalar terk edilmekte veya iman sahiplerinden KAÇIRILMAKTADIR.

Teknoloji, şeytan işi pislikler tuzağı

Teknoloji insanlığa hizmet ve fayda üretmekten ziyade beyin yıkamaya, algı yaratmaya, savaşlar çıkarmaya, evlere kadar girebilmeye alet edilmiştir. İnternet, cep telefonu, bankacılık, kişisel bilgiler hep el altındadır ve mesela sağlığa hizmet için geliştirilen tıp ve ilaç sanayi zehir ve uyuşturucu üretir halde veya sadece zengin yahudilere hizmet eder haldedir.

Keza şeytan işi pislikler olarak anılan şarap, kumar, fal, sihir ve haramlığı kesin olan şeyler bu şeytanlarca maskeli veya açık olarak sunulmakta, kolaylaştırılmakta, bilinçler ve sağlıklar menfi etkilenmektedir. Bu savaşın (!) masum ve görünmeyen yüzüdür. Sİyonizm bu alanda savaşı çoktan başlatmış haldedir.

Nitekim, para babası siyonistler ayda bir kanlarını gençlerin kanıyla değiştirerek, kaybolan çocukların (!!!) organlarıyla yaşlı organlarını değiştirerek ölümsüzlük peşindedir. Ama herkes, her nefis ölümü tadacak ve hesap verecektir. Bin yıl da yaşasa ecel sonrası hesap vermeyen tek kul olmayacaktır. Mesele çok değil ADAM GİBİ yaşamak, hak yoldan ayrılmamaktır.

Ekranlardaki tahribat

Dünya servetlerini alet ve reklam olarak kullanan siyonizm, ekranlarda baldır bacak kadınları, ahlaksızlıkları, ayıp videoları, hırsızlık ve çalmaları, kin ve nefreti, mafyalaşmayı ve haksızlığı yücelterek ahlakı da hedef almakta, inancı zayıf insanları derinden etkilemektedir.

İbadet bahsinde de oturarak namaz kılmayı, Kur’an okumamayı, arapçayı, din sınıfını, laiklik düşmanlığını lanse ve finanse eden siyonizm ibadetleri huşudan uzak, tanınmaz hale getirmektedir.

Salih ameller yerine bencilliği ve cimriliği özendiren, yardımlaşma yerine bananeciliği getiren, vurdumduymazlığı huy haline getiren, sağduyuya düşman siyonizm bu alanda da galip olmak üzeredir.

Özetle;

Kötülük artmakta, iyilik azalmaktadır.

Kötülüğün artması şeytanın zoruyla ve ahir zamanın gereğiyledir. İyiliğin hala var olması ise Yüce Rabbimizin ilim ve kudreti nedeniyledir.

Aklı ve kalbi olan, imanlı yürekler doğru tarafta, Allah dostları tarafında bir an önce saf tutmalıdır.

Kur’an en büyük rehber ve yol göstericidir. Kur’an terk edilir, okunmaz, okunur da anlaşılmazsa akibetler karanlık, hesap çetin, azap kaçınılmaz olur.

Rabbim imanlı kullarını korusun.

Rabbim insanlığa ve İslam alemine akıl ve iman versin.

Rabbim imanları kuvvetlendirsin, nefislerimizi temizlesin. Amin!

Bu yazıyı okudunuz mu?

Tuzak kurmanın dindeki yeri

Tuzak kurmanın dindeki yeri

Tuzak kurmanın dindeki yeri Tuzak, avlanmada kullanılan bir yakalama çeşididir ve sözde kurnazlıkla hayata geçirilir. ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir