Anasayfa / ŞİRK VE KÜFÜR / Siyonizmin nüfusu azaltma eylemleri
imanilmihali.com
Siyonizmin eylemleri

Siyonizmin nüfusu azaltma eylemleri

Siyonizmin nüfusu azaltma eylemleri

Siyonizm, şeytanı yeryüzüne egemen kılmak isteyen, seçkin yahudi ırkı temeline dayanan, İslam’a ve imana düşman, sapık ve batıl , sinsi ve teşkilatlı, acımasız ve güçlü bir akımdır. Bu akıma gönül verenler, 5000 veya 10000 yıldır amansız bir şekilde beşeri din yaratma gayretinde olan, gayelerine erişmek adına her türlü çirkin ve yasa dışı ve hatta günah yola müracat eden, kendilerinden olmayanları yok sayanlardır.

Yahudilerle siyonları elbette ayırmak lazım gelir ama dikkat edilmesi gereken nokta siyonizmin yahudiler üzerinde kurduğu muazzam etkiden dolayı çoğu yahudinin de bu yanlış akımdan etkilendiğidir.

Siyonizm 2023 veya benzer bir tarihte yeni dünya düzenini tesis ederek, sınırları değiştirmek, öncesinde kaçınılmaz ise Ortadoğu’dan başlayan bir dünya savaşı çıkartmak, savaş sonrası bozulan düzeni ve kaosu kullanmak suretiyle emellerini gerçekleştirmek isteyen bir cemiyet, daha doğrusu bir tarikattir.

Dünyadaki tüm tarikatler de ister istemez mason ve siyonların alt tarikatlarıdır.

Savaş çözümüne kadar barış ortamında da boş durmayacak siyonların çalışmaları elbette savaşlar kadar ciddidir. O kadar ki yasa dışı, acımasız ve sinsi bu soğuk savaş metodları en az savaşlar kadar çok insanın ölümüne, hastalanmasına, kısırlaşmasına sebep olmaktadır.

Yahudileştiğinin farkında olmayanlar, yahudileşmeye rıza gösterenler ve bizatihi yahudiler için bu anlatılanlar ve bilimsel ispatlar inkar edilmesi gereken gerçekler olsa da hakikat ortadadır ve aklını bir günlüğüne dahi kullanabilen her insan bunu rahatlıkla anlayabilir. Cesaret ve inancı azıcık da olsa mevcut kimseler ise derhal tevbe ederek Allah’a yönelir. Lakin inancı olmayan, beşeri galibiyetleri gözünde büyüten, aklını kullanamayanlar için masonlara ve siyonlara hizmet etmek bir şereftir ama bu şeref aynada yansıyan şeref yani gerçek şerefin zıddı lanetli bir şereftir.

Siyonların arzu ettikleri hedeflerine ulaşmaları bu nüfus ve bu nüfus artış hızıyla mümkün değildir. En kapsamlı nükleer savaşlar dahi bu rakamı beş yüz milyona düşürmekten uzaktır. Kaldı ki nükleer silahların kullanılacağı bir savaştan sonra geriye kalan coğrafyalar kullanımdan uzaktır ve havanın temizlenmesi belki asırlar alacaktır.

O halde çözüm; nükleer etkileri yedekte tutarak kimyasal, biyolojik etkilere yönelmek, maddi ve manevi anlamda beden ve ruhlara saldırmak, piyasa ve siyasetlere hükmetmek, zihinleri ve yöneticileri kontrol etmek, tarım ve sanayiyi kendi gayeleri istikametinde yönlendirmek, tabiatı, çevreyi, yaşamın sürdürülebilirliğini sağlayanları ortadan kaldırmak olmalıdır ve öyle yapmaktadırlar.

Bunu da kişisel veya kurumsal değil, ülkeleri hedef yapmadan, kişileri ortaya atmadan, kendilerini belli etmeden, pisliklerini hayır işleriyle süsleyerek yapmaktadırlar.

Siyonizm nüfusu nasıl azaltmaya çalışmaktadır?

Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar (GDO)

GDO, genetiği değiştirilmiş organizmalardır ve mesela bir hayvandan alınan bir genin, bir bitkiye rastgele aşılanması demektir ki bu bitkideki genlerin o gene vereceği reaksiyon çok malum değildir. Bol ürün, uzun raf ömrü, yüksek besin değeri masallarıyla yönelinen GDO’nun şampiyonları soya ve mısır (kolza ve pamuk dahil) öncelikli olmak üzere pek çok tarım ürünüdür ve en çok GDO dikilen ülkeler (%99) ABD, Arjantin, Kanada, Çin ve Brezilya topraklarıdır.

GDO’nun masumane bir vaziyette artan nüfusa gıda yetiştirmek olduğunu sanmak aptallıktır ki siyonizm nüfusu azaltmak gayesindeyken, kendisi GDO’lu mahsulleri ülkesine dahi sokmazken, insanların açlıktan ölmesine dahi vicdanen razıyken bu bahane ancak aptalları kandırır. Hedef elbette hastalık, kısırlık ve ölümleri artırmaktır. Çünkü dünya nüfus trilyona ulaşsa da yeterdir, doğurgandır ve Allah rızkı bol gönderendir. 

GDO’nun etkisi sadece gıda yoluyla alınması da değildir. Çünkü kimyasal gübrelemeye ihtiyaç duyan bu ürünler toprağı en geç on yılda çölleştirirken, bünyelerindeki kimyasallar ile haşeratları ve özellikle arıları öldürürler ki soluduğumuz havayla ciğerlerimize dolan kimyasal gazlar cabasıdır. Biyolojik dengeyi bozan, doğal mahsullere de sirayet eden, kontrolden çıkması her zaman mümkün GDO’lu ürünler haşerata direnç kazandırır, havadan ilaçlama şart olur, bu sayede o alana haddindan fazla zehir bulaşmış olur. Bu gıdayı alanların hangi hastalıklara maruz kaldığı ise malumdur.

GDO sektörünün en büyük zararlarından birisi de sosyo ekonomik yapıya ve ülke tarım geleceğine verdiği zarardır. Patentleşmeyi şart koşan, patent sektörü oluşturan, çiftçilerin tohum saklamasını imkansızlaştıran, tohum üretim ve dikim işlerini kısıtlayan, üreticiyi fakirleştiren, kimyasal gübrelere mahkum eden GDO kullanımı, bir sene sonra mahsül vermeyen fidan ve fideleri servis etmekle hem defalarca para kazanır hem o ülkedeki doğal tarım ürünlerinin kullanılmasını engeller, hem fide ve fidan satışlarıyla muazzam paralar kazanır hem de halkı mahkum ettiği o GDO’lu gıdalarla ölüme terk eder. Oyunun çirkinliği ve büyüklüğü her halde anlaşılır olmuştur.

Arıların öldürülmesi

Konuyla alakası yok gibi görünen bu bahis tam aksine havadan ve karadan yapılan insanlık dışı müdahalalerle, kimyasal ve biyolojik maddeler kullanmak suretiyle toprağı, mahsulü, soludğumuz havayı kirletirken belki de en fazla zararı arılara vermektedir ve bal arısı nesli hızla azalmaktadır. Bir an için bal arılarının olmadığını da düşünürsek dünya olarak 3 veya 4 yıllık ömrümüz kaldığını farz etmemiz gerekir.

Polenleriyle bitkilerin üremesini sağlayan arılar, sadece bal yapmazlar. Fakat kullanılan tarım ilaçlarıyla, havadan püskürtülen aerosollerle sayıları hızla azalan arılar ortadan kalkarsa tabiatın kendisini idamesi de imkansızlaşacaktır.

H.A.A.R.P (Yüksek Frekans Aktif Aurora Araştırma Programı)

Bu program Nikola Tesla’dan çalınan sözde ozon deliklerini ve küresel ısınmayı önlemek adına ortaya atılan bir projenin adıdır ve mahiyeti, şekli gizli vaziyette yerden uzun menzilli müdahalaleri kapsayan ve halen kullanılmakta olan bir sistemdir. İyonosfer ısıtıcı olarak telaffuz edilen bu sistem, yıldız savaşları projesinin de bir alt bölümüdür ve hedef alınan ülkelerin iklimini değiştirmeye, yağmur ve kasırgaları yönlendirmeye, depremler yaratmaya da muktedirdir.

Nikola Tesla’nın 1900 yılında gayet insani maksatlara geliştirdiği asıl projede; ucuz enerji üretimi, elektriğin kablosuz iletilmesi, yağmur yağdırılması suretiyle kuraklıkların önlenmesi ve doğal kasırgaların önlenmesi ve büyük depremlerin önlenmesi adına küçük depremler yaratılması var iken, kendisinden çalınan ve halen patenti başkalarına ait olan yüksek maliyetli bu projede (HAARP) hedef insanlığa hizmetten insanlığın yok edilmesine kaymış vaziyettedir ve nüfusun azaltılması gayesi için kullanılmaktadır.

Hasat zamanı Küba’nın mahsüllerinin gönderilen kuvvetli yağmurlarla yok edilerek ekonominin batırılması gayet anlamlı bir örnek teşkil eder.

Chemtrailler (Kimyasal rotalar)

Havadan kimyasal atmak suretiyle insanların üremesine mani olmak, kısırlaşmasını sağlamak maksatlı bu proje ile nüfusun hemen değil ama zaman içinde erimesi planlanmaktadır. Alüminyum, baryum ve stronsiyum temelli bu aerosollerin tarım ürünlerine, bunları yiyen insanlara ve bundan etkilenen hayvanlara etkileri sayılamayacak kadar çok olsa da proje onaylı ve 143 ülke tarafından da imza ile kabul edilmiş vaziyettedir.

Henüz chemtrailler ile atılanların mahiyeti tam belli değildir ve fark edilmeleri gayet güçtür. Lakin dünya nüfusunda son on yıllarda rastlanan hastalıkların seyri bize bir fikir vermekte, kalp krizi ve kanser başta olmak üzere sıkça yaşanan ölüm sebebpleri adeta birer delil olmaktadır.

Zihin kontrolleri

Uzak mesafelerden frekans yollama veya telepati benzeri sevkiyatlarla kişi ve toplumları bir maksada inanır hale getirme hatta eyleme geçmelerine hükmetme gayretleri artık ispatlanabilir haldedir. Dijital ve elektronik aletlerin de yardımıyla insanlık bu sayede hem düşünme kabiliyetini terk etmekte, hem üşengeçliğe mahkum olmakta hem de verilecek bir emri sorgulamadan icra edecek kölelik seviyesine ulaştırılmaktadır. Bilgisayar oyunlarıyla hem intihara hem de öldürmeye hazır hale getirilen gençliği bu hal getiren kimlerdir? Evlere, okullara bedava bilgisayar dağıtanlar?

Teknolojik silahlar

Bilgisayarlardan cep telefonlarına, atarilerden, tabletlerden internet kafelere kadar, akıllı arabalar ve evlerden, iletişim araçlarına kadar her alanda bir zehirlenme, zihni bulanma, yasa dışı müdahale ve bilgi aktarımı hedef alınmakta, kullanıcılara belirli mesajlar dozunda verilerek zamanı gelene kadar hazırlanmaktadır. Dahası zihne ve kalbe verilen zararlar heme teşhis edilememekte, sosyal ilişkiler sıfırlanırken toplum makineleştirilmekte, robotik ve bireysel yaşam iletişim hatlarını hepten koparmaktadır. Bu sayede yalnızlığa mahkum olanlar da içine kapanık hallerine ve dertlerine çare olarak güçlüleri ve sesi daha fazla çıkanları tercih etmekte, aileler demode olarak lanse edilirken, kuşaklar arası çatışmalar yaratılırken, dini ve ahlaki kurallar devre dışı bırakılırken, çirkefler ve para sahipleri ahlaksal olarak ‘iyi ve moda’ etiketine layık görülmektedir.

Yapay zeka tezgahlarıyla insanlık çaresizliğe, kurtarıcı beklemeye, tembelliğe mahkum edilmekte, ruh ve beden sağlıkları deforme olmaktadır. Aşırı makineleşen toplumda artan işsizlik ve maddi sıkıntılar da egemen güçlerin ekmeğine yağ sürmekte, hem para için her şey yapan toplumlar yaratılırken öte yandan kaos körüklenmekte, din hobi seviyesine düşürülürken kural ve yasalara direnç artırılmaktadır.

Ekranlardaki subliminal mesajlar

Subliminal kelimesi açık mesajların arasına sıkıştırılmış mesajları ve görüntüleri tarif için kullanılır ki hedef kitle daha ziyade televizyona ve reklama düşkün kadınlar ve çocuklardır. Çizgi filmlere, dizilere, reklamlara konan bu dini ve cinsellik içerikli mesajlar ile verilmeye çalışılan algı, izleyicisine fark ettirilmeden zihne yerleştirilir ve kişi o şeyin gerçek ve gerekli olduğuna inandırılır. Bu sayede kişi ve toplumlar ele geçirilir.

Toplumu dünya için yaşamaya sevk eden, beşeri korkuları egemen kılmayı gaye edinen, saldırı alt mesajlarını veren, beyinleri yıkayan, algı oluşturan, kaosa hazır hale getiren, aile bağlarını koparan, nesiller arası uçurumlar oluşturan bu ahlaksız ve yasa dışı operasyonlar ile kişi en karşı olduğu şeylere dahi farkında bile olmadan razı hale gelir.

Pagan kültürünü ve evrim teorisini egemen kılmak

Değişik siyasi ve kültürel gayretlerle üstün ırk yolunu açmaya çalışan siyonizm, devasa maddi destekleriyle uzun yıllardır ırkçılığı desteklemekte, katliam ve soykırımlara imza atmaktadır. Hitlerden çok önceleri dahi kullanılan bu gaye, özellikle yaşlı, hastalıklı ve engelli yurttaşların imhasını hedef almakta, neslin geleceğini arı ve sağlıklı insanlardan teşkil etme hedefini kolaylaştırmaktadır. Sayısız insan deneyine (özellikle ikizler üzerinde) imza atan bu akım çok ilerideki seçkin yeni dünya düzeni halkını teşkil etme esaslıdır.

Savaşlar, ayaklanmalar ve katliamlar ve terör

Savaşların nüfusun kontrolünde etkili olduğunu hatta olması gerektiğini savunan sayısız kişi vardır ve bunların bir kısmı da hatırı sayılır insanlardır. Siyonizm bu noktadan hareketle özellikle müslüman ülkelerde karışıklık, ayaklanma ve terör yaratarak insanları öldürmeyi, hangi ideolojik akıma ait olursa olsunlar nüfusu azaltmayı hedef alır. Bu mazlumların daha ziyade müslümanlar olması ise biz aptallara layık görülen sonun habercisidir.

Savaşlarda silah ve sağlık endüstrileri, gıda ve kan endüstrileri, organ ve inşaat endüstrileri hemen kurulur ve hem hedef kitle yok edilir ve hem de bundan muazzam paralar kazanılır hem de hastalanan, yaralanan insanlara mahiyeti belirsiz aşılar yapılarak gelecekleri karartılır.

İlaç endüstrileri bu anlamda baş aktörlerdendir ki hem öldürmekle, hem sayısız endüstriyle para kazananlar hem de zorunlu ve mahkum bıraktıkları insanlara gönderdikleri sözde (!) ilaç yardımlarıyla zehirlerken, varlıklı ülkelerdeki insanlardan da bu mağdurlara yardım adına sayısız para toplarlar, topladıkları bu paralarla servetlenip yine zehirli işlerine devam eder, daha fazla mağdur yaratırlar. Mason doktorların ve bilim adamlarının kontrolündeki bu sektör ulu önder Atatürk’ü yatağında ölüme mahkum ettirecek kadar acımasız ve etkilidir.

En güvenilir ilaç firmalarının dahi ortaklarının masonlar olması, hepsinin ardında açık veya gizli olarak Rockefeller aile ve şirketlerinin olması tesadüf müdür?

Bebeklere yapılan zorunlu aşıların da mahiyeti belirsizdir ve çoğu ithaldir. Difteri, kızamık, kızamıkçık, kabakulak, çocuk felci gibi zorunlu bebek aşılarının içlerinde kısırlık yapan, hastalık veren virüs ve mikropların olmadığını iddia edebilen birisi var mıdır?

Mamaların içindeki % 20, yetişkin gıdalarındaki % 15 oranındaki kurşunun zararlı olmadığını kim söyleyebilir? Düşük zekaya, öz güven noksanlığına, öğrenme güçlüğüne sebep olan kurşun neden hala serbest ve yaygındır? Bedava dağıtılan süt tozları sevap olsun diye midir? Grip aşılarının faydasız olduğunu dillendiren sayısız bilimsel gerçeğe rağmen her yıl yaklaşık on milyon aşılanan insanın izahı mümkün müdür?

Genetik araştırmalar, klonlama gayretleri

Masum binlerce insanın tarih boyunca genetik deneyler için kobay olarak kullanıldığı açıktır. Klonlama gayretleri, karşıt madde arayışları bu araştırmaların kardeşi ve gayedaşıdır. Cenneti yeryüzünde kopyalama teşebbüslerine ilave olarak ortaya çıkan bu yaratış sevdası gerçekleşmeyecek bir rüya ve hayal olsa da taraftarı bir hayli fazladır ve ruhu kopyalamayı isteyecek kadar genişleyen bu saçmalıklar kainat dengelerini bozmaya yetecek kadar namerttir. Ülkelerde masumane yardım toplamalar ve hayırsever bağışlar adına kan ve doku örneklerinin alınması, saç ve deri, organ ve kemik analizlerinin yabancı laboratuvarlara gönderilmesi hep bu gayretlerin ürünüdür.

Kızılderililerin ingilizlerce çiçek hastalığı ile mikroplanmış battaniyelerle ölüme mahkum edilmesi gayet manidar bir ibret örneğidir.

Tütün terörü

Dünyada her yıl 5,8 milyon sigara piyasaya sürülür, tütün kullanan 1,2 milyar kişi tarafından tüketilir. Her yıl 100 milyon genç sgaraya başlar ve her yıl 5,4 milyon kişi sigaradan kaynaklanan hastalıklarla ölür. Dünyada 128 ülke tarafından üretilen sigara sektörünün hamisi ABD’dir ve tütünün verdiği rahatsızlıklar rağmen kullanımı hala serbesttir.

İçki sektörünün kaynaklarda anılmaması gayet ilginçtir ve tütüne gösterilen tepki içkiye gösterilmez. Çünkü Hristiyanlık dini için haram olmayan içki ve özellikle dini vecibeler adına tüketilen ŞARAP’a dokunmak tehlikelidir. Dahası sofraların vazgeçilmezi içkilere dokunmak, siyon baronlarının maddi akışlarına da engel olacaktır. Oysa  zihni bulandıran, bilinci yok eden, suça sürükleyen ve gereksiz bir cesaret verip günahkar şehvetlere yönlendiren içki siyonizmin en büyük gelir kaynağı ve silahlarındandır. İçkiden kaynaklanan rahatsızlık ve ölümler ise nedense hiç anılmaz.

Uyuşturucu terörü

Üretimi, toplanması, ulaştırılması, dağıtılması, satılması uzun emek ve gayret isteyen bu sektörün devletler üstü yürütüldüğü ve kirli eller korumasında olduğu artık açıktır. Özellikle gençleri hedef alan bu sektörün genç ölümlere, sayısız zihinsel ve psikolojik rahatsızlıklara sebep olduğu açıkken, uyuşturucu ile mücadele yeterli seviyede midir?

Buradan kazanılan paralar muazzam miktardadır ve siyonizm hem zehirleyerek, hem bu ticaretten yüksek karlar elde ederek, hem beynini uyuşturduğu gençleri topluma bela ederek üç kere kardadır.

Organ, kan ve çocuk mafyaları

Çocuk mafyalarının gayretlerinde masumane olarak ortaya atılan ‘çocuksuz anneleri sevindirmek, sahipsiz evlarları yuvaya kavuşturmak, evlat sahibi yapmak’ yalanı artık ikna edici değildir. Son on yılda sadece ülkemizde bir milyon çocuğun kaybolmuş ve hala bulunamamış olması, çocukların yasa dışı yollarla ülke dışına çıkartılması da bize gösterir ki dünya bu siyonist yedek parça üretimi tesiri altındadır ve durum çok vahimdir. Gelişmemiş ülkelerdeki çocuk kayıpları çok daha fazladır ve çocukların izleri esrarengiz vaziyette kaybolmaktadır. Bunların zenginlere kan, doku ve organ olmadığından emin miyiz? Genlerinin ait oldukları ülkelere karşı eğitilip asker olarak gönderilmediklerine?

Savaşların gayelerinden birisin de organ ve kan toplama seferberliği olmadığına emin misiniz? Zengin ve nüfuslu siyonların her iki ayda bir vücutlarındaki kanın tamamını gençlerin sağlıkolı kanıyla değiştirdiğinde haberdar mısınız? Bunun siyon aktörlerin sayısı dikkate alındığında yaklaşık kaç şişe kan yaptığını hiç hesap ettiniz mi?

Hastalanan siyon baronların tazecik organlara sahip olması ve o organın uyumlu olması için kaç tane çocuğun kaçırıldığını düşünüyorsunuz? Kaç bin çocuğun üzerine deneyler yapıldığını, kaç tane çocuğun acılı deneylerle hayatını kaybettiğini, seçkin ırk ve gen araştırmaları için kaç tane çocuğun onlarca yıldır kobay olarak hayatını sürdürdüğünü?

Suikast, mafya, kaos üçgeni

Siyonizm kendisinin hayatta tutmak adına her şeyi göze alabilen bir yapıdadır. Gayesi için amansızca mücadele eden, bunun için her türlü makam ve güce sahip olan siyonizmin karşısına nadiren de olsa birileri dikilir ve sistemin devamına mani olur. Bu bir kişi de olabilir bir toplum da. Siyonizmin kendisi de o coğrafya ve o zaman diliminde tehdit altında olabilir. Şartlar buysa siyonizm suikastlerden, cinayetlerden, karışıklık ve darbeler çıkartmaktan, halkı ayaklandırmaktan, seçimlere müdahale etmekten asla çekinmeyecektir. Kennedy suikastinin, Mısır’daki ‘Arap baharı’ ayaklanmalarının, bolşevik ihtilalinin, Fransız devriminin, doğu ve batı Almanya’nın birleşmesinin bu mahiyette olmadığını kim iddia edebilir?

Siyonizm kendisine karşı duranları para, yasa ve rüşvetlerle satın alamazsa imhayı seçer. Önce halk nezdinde prestijini düşürür, inandırıcılığını yok eder, aşağılar sonra hala reaksiyon devam ediyorsa hapse koyar, işten atar, imkanlardan uzaklaştırır, toplumdan tecrit eder ve daha sonra ise gerektiğinde imha eder. İtalya’daki temiz eller operasyonu göstermiştir ki sisitem o denli güçlü ve köklüdür ki her yer ve branş onlar ile doludur. Ve bunlar statünün muhafazası adına her şeye imza atabilirler.

Dinleri tahrif ve din içi çatışmalar

Semavi dinleri yok etmeyi, o dinleri parçalamayı, değiştirmeyi, zayıflatmayı esas alan siyonizm, yahudilik dini dahil tüm ilahi dinleri rayından çıkarmayı ve sadece kendi hahamlarınca kaleme alınan beşeri – şeytani dinin hayat bulmasını ister. Bu uğurda verdikleri dini, siyasi ve bilim savaşı malumdur. Lakin bunun bir de savaşlara uzanan boyutu vardır ki o dinleri birkaç parçaya bölen siyonizm (katolikler, protestanlar ve ortodokslar veya dinimizdeki mezhepler gibi) bunları birbiriyle savaştırarak kendisini tehlikeye sokmadan düşmanlarını bertaraf etmeyi ister.

Allah adına, din adına savaştığını sananlar da hem de Allah adını anarak din kardeşlerini öldürürler. Dünyada hiçbir savaş eğer hedefinde din yoksa acımasız ve sürdürülebilir değildir. Dini terörler de bu gayretin bir parçasıdır ve Ortadoğudaki İslami terör örgütleri araştırıldığında görülecektir ki tamamının ardında siyonizm vardır. Keza sıradan terör örgütleri bile siyonizmin baronlarınca desteklenir ve himaye edilir.

Dinleri anlaşılmaz dillere mahkum etmeye soyunan siyonizmin hedefinde sadece İslam yoktur. Yahudi ve Hristiyanlık dinleri de anlaşılmayan, halkın kullanmadığı kelimelere mahkumdur ve mistik kıyafetlerin pagan kültüründen gelen haham kıyafetleri olduğu da hep halktan saklıdır. Rahibe kıyafetleri diye topluma reklam edilen kıyafetler Sümerler öncesi zamana ait pagan kıyafetleridir ve tesettürün de renk ve şekil olarak silsileler yoluyla buradan kaynaklandığı açıktır. Bu da manevi depremler yaratan bir başka siyonist akımın ayak sesleridir.

Yeryüzü talanı ve çölleştirme

Tabiata, doğaya, temiz su ve topraklara düşman olan siyonizm, sebep olduğu kirlilik ve çirkinlikten öte besleyemeyen bir toprağı hedef almaktadır. Kendisi ve kendisi gibi olanları düşünerek korunaklı mağaralar yapan, buralarda yerin 120 metre altında doğal tohum ambarları hazırlayan siyonizm, nükleer etkilere ve büyük depremlere dahi dayanacak sığınaklar inşa etmek derdindedir ki Norveçteki (Spitsbergen adası) bu da bizi muhtemel bir nükleer üçüncü dünya savaşının planlar dahilinde olduğunu haber verir. Bizler GDO’lu gıdalar tüketirken onların doğal tohumları saklama gayreti hayret uyandırıcı değil midir?

Keza Avustralya’nın kuzeydoğusundaki Newman yakınlarındaki demir madeni bölgesinde kendileri için hazırladıkları ve on yıl yetecek yiyecek, ilaç, su barındıran mağaralarda tonlarca altını saklıyor olmaları savaş sonrası geçerli tek para biriminin altın olacağının da işaretidir. Bu mekanın asıl siyonist baronlar için olduğu da, son savaş denilen üçüncü dünya savaşı esnasında kullanılacağı da açıktır. Peki sıradan kandırılmış yahudiler ve yahudi devşirmeleri o esnada nerdedir? Tabi ki pişmanlıkları ve kandırılmışlıkları ile mezarlarda!!

Su kaynaklarının ve yağmur ormanlarının deformasyonu

Biyolojik saldırıların en kolay ve ucuz yolu suların kirletilmesi, içme suyu azlığı sebebiyle ve o sulara karıştırılan virüs ve mikroplarla  hastalık yaymadır. Yağmur ormanlarının talanı da bu nedenledir ve tropikal ormanlarda şimdilerde başlayan patentleşme savaşları da bu siyonist akımın nerelere uzandığının göstergesidir. Her yıl bir ülke kadar orman kesilmek suretiyle dünyanın ciğerleri yok edilmekte, yağmurlar azalmaktadır.

Netice

Sümerlere hatta daha eskilere dayanan, pagan kültürü ve şeytan kokulu siyonizmin gayesi asırlardır değişmeden durmakta, yahudileri din adına, dünyayı para ve makamlar adına, herkesi yeni dünya düzeni ve efendiler hayalleriyle kandırarak insanlığı ölmeye ve birbirini öldürmeye zorlamakta, kandırmaktadır.

İster savaşlar, ister hileler ve isterse sinsi tuzaklarla olsun tüm hamlelerini alt seviyedeki masumane hayır reklamlarıyla besleyerek gerçek niyetini daima gizleyen siyonizm rotary ve lions klüplerinin vitrine oynamasıyla toplum nezdinde sevimlileşmekteyse de asıl olan nihai hedeflerinin acımasızlığıdır.

Yıllar öncesinden nüfusun engel olduğunu (!) ifade eden siyon baronlar özellikle tıp ilmini kullanarak bununla başa çıkmanın (!) gerekli ve iyi bir şey olduğunu savunmakta, gerekli yasal düzenlemeleri yaptıktan sonra harekete geçerek dünyanın kaderini belirleme rolüne soyunmaktadır.

Hemen öldürmek, yavaş öldürmek veya kısırlaştırmak gayeli bu ameller ile çok değil mesele on yıl sonra nüfusu makul (!) seviyeye çekmek, bu arada hasta ve engellileri (gen olarak sakatları) yok etmek en büyük hevesleridir.

Yukarıda anılan gayretlerden başka bilinmeyen ve tespit edilememiş sayısız saldırı daha vardır. Bu sayılanların ise mahiyeti ancak tespit edilebildiği ve cesur yüreklerin ifade edebildiği kadardır. Lakin oyun sinsi ve tehlikeli, gaye öldürücü ve acımasızdır. Usül ne olursa olsun bu anlatılanlar insanlık dışıdır ve dünya bir avuç insanın belirlediği kaderi yaşamaya mahkum edilmek istenmektedir. Bu bile dine aykırı şeytani bir düşüncedir ki siyonizm bu ve benzer nedenlerle şeytanın dinidir, şirkin katmerlisidir.

Uluslararası cemiyetlerin anlaşmalarla bunlara onay vermesi, çalışmaların uluslararası kuruluşlarla maddi olarak desteklenmesi, küresel örgütlerin siyonist bu katliamları desteklemesi ise ne kadar acınacak hale geldiğimizin resmidir. Bu nedenle yöneticilere çok ama çok görev düştüğü de açıktır.

Aydınların, bilim adamlarının bu konuda sessiz kalmayı tercih etmeleri ise anlaşılır değildir. Ölmek, haklardan mahrum bırakılmak veya vitrinden indirilmek korkusuyla bunlardan korkuldukça siyonizm güçlenecek ve iman cephesi zayıflayacaktır. Bu ise iman zafiyetidir ve cennetlerden mahrumiyettir.

Kur’an’a ve insanlığa tümden aykırı bu acımasız niyetleri ise nasıl şeytani olduklarının resmidir.

Mü’minler halen uykuda olsa da elbet uyanacak ve oyunu farz edecektir. Aklı kullanmaktan ve Kur’an’ı anlamaktan halen uzak olan insanlık, hangi dine mensup olursa olsun kurtuluşun tek anahtarının Kur’an’da olduğunu da elbet fark edecektir.

Yüce Allah, kafirler istemese de nurunu tamamlayacak olandır.

Allah tuzak kuranların en çetinidir.

Allah, her şeyi bilen ve duyandır.

Şeytan, insanı Allah aleyhine isyana yemin etmiş cehennemlik mahluktur.

İman, şer ve şeytana karşı koruyucu kalkandır.

Kur’an, hak ve hakikatin kilitleri açık sandığıdır.

Bu yazıyı okudunuz mu?

Allah ile aldatmak

İnsanlığın bir kısmını daima, tamamını bir süre aldatabilirsiniz ama tamamını daima aldatamazsınız. Bu kaide en ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir