Anasayfa / Global siyonizm / Siyonizmin yemini ve gayesi
imanilmihali.com
Siyonizmin yemini ve gayesi

Siyonizmin yemini ve gayesi

Bir Rabbi haham şöyle der; “Biz hiç kimseyi Yahudi yapmayız. Çünkü bizler seçkin olanlarız. Yahudi gibi düşünmelerini sağlarız o kadar.”

Şeytanın siyasi bir gaye olarak baskıya verdiği ama aslında tamamen dini bir kitap olan Siyonizm (radikal Yahudi ulusçuluğu), beşeri hayata havuç olarak koyduğu yeni dünya düzeni krallıkları hayaliyle küresel bir beklenti yaratmıştır. Her yeni macerada taraftarlarını yeni dünya hayaliyle kandıran Siyonizm için Kudüs masalı para veya teknolojiden ziyade dini kökenli bir yalan olarak her dönemin joker kartıdır. Hristiyanlık inançlarının kıyamet ve Armageddon savaşı beklentilerini de kullanan anlayış, bu sayede bir Yahudi Müslüman savaşını mecbur kılmış, Mescid-i Aksa’nın yıkılmasını ve Süleyman mabedinin inşasını kıyamet alameti saydırabilmiştir. Dolayısıyla da Siyonizm yarıya yakınıyla Hristiyanlığı Yahudi emellerine hizmet eder hale getirebilmiştir. Rockefeller ve Rothschild ailelerinin küreselliği diretmekle belki de üzerinde anlaştığı tek ortak konu bu ütopyadır. Çünkü onlar da aynı inançtadır.

Siyonizm; iblisin ahdini hayata geçirmek için hiç bir masraftan çekinmeyen, sistemli ve organize, siyasi masonik bir yapılanmadır, kabala kaynaklıdır, öncelikle Kudüs eksenli, yeni dünya düzenini kurmaya istekli milyarder babaların dünya ile oynama aracıdır, küresel tehdit listesinde zamanca derinliği, zulmü, ısrarcılığı ile her zaman ilk sıradadır.

Lakin, bilhassa Ortadoğu’nun ve sonra dünya coğrafyalarının ele geçirilmesinin bazı sakıncaları vardır. Savaşlar, ölümler yaşanacak, sıkıntılar baş gösterecek, göçler olacak, plan uzunca zaman gerektirecektir. Bu nedenle global baronlar şimdilik siyonist felsefeden küreselciliğe kaymış görünmektedir. Bu değişim siyonizmi duraklatırken, savaş ihtimallerini de soğutmakta, en azından yedeğe almaktadır. Bu ise dünya egemenliğine giden yolun tektonik, teknolojik, dijital, biyolojik ‘görünmeyen ve delil bırakmayan’ usullerle kat edilmesi demektir. İşte küreselcilerin 21 nci yüzyıl oyuncağı bu son bahsedilen plandır.

Şeytancılık veya satanizm, kilise kaynaklı diyabolizm (şeytancılık, şeytana tapma, şeytanı öne çıkarma)’den çok daha derindir, şer ve kötülüğün insan hayatına yön verme noktasına gelişinin doğurduğu kahırdır. Bu kahır gösterir ki zamane dünyasını büyük ölçüde şeytan yönetmektedir. Rahman, insana hak ettiği dersi vermek için hikmetinin bir gereği olarak bu manzaraya seyirci kalmaktadır.

İblisin dinleri tarumar edişinden sonraki en büyük zaferi şüphesiz siyonizm (siyon, günah kraliçesi, yani iblis demektir, siyonizm de iblisçiliktir) yani siyasal şeytancılıktır. Hiyerarşik, sinsi, kademeli ve mistik bu organizasyon ile iblis hayal edemeyeceği kanlı zaferler kazanmıştır. Halen de en sevdiği evladı siyonlardır, siyonların hayata geçirmek istediği yeni dünya düzeni projesi altında da kendi imzası vardır. Bu şeytani zihniyet, asırlardır ürettiği komünizm, kapitalizm, emperyalizm, liberalizm, faşizm krallıklarını kendisi için tanımlamış, organize etmiş ve insanlığa şart koşmuştur. (Dijital dünya alemi de kendisi gibi görünmez bir soyut hayaldir.) Nihayetinde kendisi güç ve servete erişirken dünya insanlığını da kaos ve mutsuzluğa mahkum etmiştir. Aklında ise hep küresellik ve doğal olarak sanal yeni bir dünya yaratmak hayali vardır.

Marx, Ritter, Nietzche gibi kimseleri de finanse eden Rothschild’lerin 18 nci yüzyıldan sonra her siyasi, finansal, bürokratik olayda tesiri vardı. İlki Waterloo savaşıydı. Savaşın finansörü Rothschild ailesiydi. Çarlık Rusya’sını tarihe gömen Ekim devriminin, Amerikan İç savaşının, iki büyük dünya savaşının ardında da bu aile vardı. Birinci dünya savaşı sonunda 1918 yılında Avrupa hükümetlerine bu aileden (veya akrabalardan) sayısız bakan ve başbakan girdi. Versailles anlaşmasında da ailenin katkısı büyüktü. Savaş sonunda Almanya bunalıma sürüklenmişti. Hitleri ortaya çıkaran bu anlaşma çok değil 20 yıl sonra başka bir büyük savaş çıkartacaktı.

Şeytanın alın terinin karşılığını veren bu aile 1880’lü yıllardan itibaren hep finans piyasasını hedef aldı. Bankaları ele geçirdi, Vatikan papalık servetinin yönetiminde bile yer aldı. 2 nci Dünya savaşı başladığında aile en büyük darbeyi Almanya’dan (Hitler) almıştı ama ABD’yi savaşa sokup dünya üstünde güce yeniden sahip olacaktı. Ailenin 1940 yılındaki serveti, aynı yıl ABD gayri safi milli hasılasının tam iki katıydı. Aile dünyada Yahudi hakimiyeti için özgürlük, serbest piyasa ekonomisi, Avrupa birliği, gümrük duvarlarının yıkılması, Birleşmiş Milletler gibi kavramları 1800’lü yıllardan itibaren telaffuz etmeye başlamıştı bile.

Aile Amerika’ya geldiğinde “Yeni dünya düzeni” dediği sistemin kuzeyde gerçekleşeceğine inanıyordu. O dönemdeki hedefleri; Amerikan merkez bankası sistemini kurmak, dünya finansını ele geçirmek, kendisine sadık kişileri kritik yerlere yerleştirmek, muhalifleri bastırmak için medya tesis etmek, ulusların içinde danışmanlık görevini yürütecek adamlar bulundurmak, azınlıkların huzursuzluğunu artırmak, karışıklıklar çıkartmak, yönetimlerde avantajı kaybetmemek, tüm dinleri hafızalardan silecek bir hareket oluşturmaktı.

Rothschild’ler güçlendikçe kendilerine muhalefet de artıyordu. 20 nci yüzyıla girerken bunu farz eden aile, kitleleri etkilemek ve kendisine yönelen menfiliği kırmak için Reuters haber ajansını kurdu. Sonra medya zincirleri geliştirip kontrol ağları kurdu. Küreselleşme bu ailenin ürünüydü. Servetleri bu yolla daha da arttı, itibar ve güçleri de. Dünya genelinde aileye bağlı 2000 insan parayla ilişkili işlerde görev başındadır. Aile Fransız, İngiliz savaşında kaybedeceğini bile bile İngiltere’ye 35 ton altın vermiş savaş sonunda geri ödeyemedikleri için her yıl 8 ton altın kazandıkları Merkez bankasını almışlardır. İngiltere’nin kaybedeceği bellidir çünkü aile aynı zamanda Fransa’ya da 50 ton yardım yapmıştır.

Bu ailenin yaptıkları içinde en mühim olanı elbette varlık sebepleri olan siyonizmi (iblisizmi) tanıtıp, yüceltmekti. 1897 yılında İsviçre’nin Basel kentinde toplanan 1 nci Siyonist Kongre’de Theodore Herzl başkanlığa seçildi. Kongre, birliktelik yaratması, kalıcılığın prensiplerini tesis etmesi bakımından ve kararlarıyla gayet mühimdi. Başlarda dini temelli olan Kudüs meselesi Siyonizm’den sonra politik çerçevede ele alınır olmuştu. Şeytancılıkla küreselcilik de tam bu tarih ve zeminde buluştu. 1897 kongresiyle başlayan süreç Yahudi devleti kurma fikrini başlatmıştı. Herzl 1894 Eylül’ünde, çözümü Filistin’de bir devlet kurulmasında gördü ve 1896’da ‘Yahudi devleti’ isimli (Der Judenstaat) bir kitap yayınladı. Ancak bu devletin Filistin’de kurulmasından önce tüm dünya Yahudileri teşkilatlanmalıydı. Bunu milli bir mesele yapan Herzl, Yahudi ırkını Siyonizm’in askerleri yaparken, çözümü barışta görmekteydi.

İngiltere’nin olağanüstü çabaları neticesi İngiltere ile Fransa arasında imzalanan gizli Sykes-Picot anlaşması ile Ortadoğu’da bir Yahudi devleti temeli atıldı. Anlaşmayla Suriye’nin Türkler yerine Fransızlara verilmesi sağlandı. Sonrasında İsrail’in kurulması ve büyümesi Siyonizm’in siyasi temelini oluşturdu.

Siyonizm din dışı bir küresel ideolojidir, dünyanın her yerini ilgilendiren bir politikadır. Mason örgütleri siyonizm vahşetini gizlemekle ve meşrulaştırmakla meşguldür. ABD halkı etrafı düşmanlarla çevrili küçük devlet İsrail’in haklı çabalarını (!) her gün ekranlardan izlemektedir. Filistin’in başına gelenlerin hiçbirini ise duyma şansı yoktur çünkü medya pis ellerdedir.

Hristiyan Evanjelikler, türbülans yıllarına dek onlarla birlikte yürümek gerektiğine inanır. Batının tüm ezoterik ve gizli örgütleri de ellerindedir. Dahası her ne kadar siyonizm için küreselcilerin eski planı dense de (yeni plan dijital dünyadır) küreselcilere de hakim olan siyonizm fikridir. Çünkü üst aklın hepsi siyonist Yahudi’dir, Kudüs merkezli dünya devleti hayali tüm şeytanların rüyalarını süslemektedir.

Siyonizm’in intikam yeminleri

Siyonizm kandırmacasıyla küresel dünyaya yürümek hevesindeki İblis’in ahdini hayata geçirmek, Siyonizm’in ilk ve temel yeminidir. Ancak Siyonizm’in ikinci bir yemini daha vardır ki Hz. Süleyman (as) emrinde zor şartlarda çalışan cinlerin ve insanlarca öldürülen önderleri HİRAM USTA’nın intikamını almaktır. Bu ikinci yemin Siyonizm’in dayandığı masonik inanca da mesnet teşkil eder ve konunun cinlerle alakasını ortaya koyar. Yani İblis; bir yandan insanı şeytanlaştırıp cennetlerden mahrum bırakmaya, bir yandan da Hiram ustanın intikamını alarak insanların cinler (en azından insan şeytanlarının) emrinde çalışacağı bir yeni dünya düzeni kurdurmaya çalışacaktır.

İnsanlık işte bu iki ateş arasında yanıp kül olmaktadır. Sınavın zorluğu ve adaleti de buradadır. İlahi hikmetle gerçekleşen fıtratı, cinlerin insanlar emrinde çalışmaya mahkum edilmesini, hatta Hiram ustanın katlini adaletsiz ve yanlış yazılmış kader diye yorumla(tan)yan İblis, insanı bu yeni kadere mahkum etmeye çalışmaktadır.

Siyonizm’in nihai gayeleri;

İlk hedefi; şeytan dinini egemen kılmak, insanların TÜMÜNÜ şirk istikametinde imansızlığa kışkırtmak, şeytana köle etmek, bunu reddedenleri TOPTAN YOK ETMEKTİR. (İslam alemi ve Türkler listede ilk sıradadır.).

İkinci hedefi; vadedilmiş topraklara ve oradan tüm dünyaya yayılmış yeni dünya düzeni ile şeytani kaidelerin geçerli olduğu ve şeytanların üstün ırk kabulüne dayanan bir yaşam kurmaktır.

Üçüncü hedefi; kandırdığı, kendisinden beter ettiği insanın güvenilmezliğini Allah’a ispat ederek ahiret hesabından beraat edip, ebedi cehennem cezasından kurtulmaktır.

Bu şeytani yaklaşımın en büyük başarısı insanlığı getirdiği nokta ve varlığını ve işlerini sinsice yürütebiliyor olmasıdır. Ayrıca kendisine aslında düşman olması gereken Hristiyanlığın neredeyse yarıya yakın mezheplerini kendine köle etmesi Siyonizm’in diğer zaferidir. Tüm gizli tarikat ve localar bu yüzden vardır. Kendisini komplo teorisi diye kabul ettiren, gayesini kabul ihtimal derecesinde en alta koydurtan siyonizm, mezheplerden israiliyata, feminizmden satanizme, lüks ve israf tutkusundan eşcinsel evliliklere kadar her alanda başarı kazanmış, pek çok savaş, açlık, hastalık, kan ve gözyaşı yaratmıştır. Bilgisayar tutkunluğunu hastalık haline getiren, finansa, siyasete, sağlığa vb. tamamen egemen olan Siyonizm’in söz geçiremeyeceği bir alan maalesef yoktur. Amerika’nın keşfi dahi Siyonist bir serüven ve zaferdir.

Her ne kadar siyasi kimlikli de olsa masonik genleri nedeniyle dini bir anlayış olan siyonizm, dinler-vicdanlar boyutunda da ülke yönetimlerini çoğulculuktan tek kişiliğe mahkum etmeye çalışarak, dünya yönetimini az sayıdaki insanın eline vererek, dinleri sözde birleştirip şirke çevirerek, dinleri de devletler gibi tek kişilik yönetimler altında toplatarak (papalık, halifelik) sayısız mezhep-tarikat ürettirerek maneviyatları parçalamakla da dünya inançlarına darbe üstüne darbe vurmaktadır. Dünya millet ve devletlerini kutuplaştırıp bölerek, halkları birbirine düşman ederek, üniter devletleri parçalayıp binlerce eyalet-devlet yaratarak güç bulan siyonizm dünya kaderine tek başına karar verecek küresel güce maalesef artık kavuşmuştur. Lakin her şeye rağmen Siyonizm karşıtlığı, asla Yahudi düşmanlığına dönüşmemelidir.

Ünlü Müslüman Fransız düşünür Roger Garaudy Ortadoğu bölge barışı ve siyonizm hakkında şöyle diyordu;

“Peygamberlerden miras olan Yahudi inancının en büyük düşmanı, Siyonizm’in ırkçı ve sömürgeci mantığıdır ki, 19. yüzyıl Avrupası’nın ırkçılığından ve sömürgeciliğinden doğmuştur. Bu mantık, Batı’nın tüm sömürgeciliklerine ve farklı milliyetçilikler arasındaki savaşlara ilham kaynağı olmuştur. İsrail, Siyonizm’den uzaklaşmadıkça ve Hz. İbrahim’in inancına geri dönmedikçe, İsrail için bir güvenlik ve gelecek yoktur ve Ortadoğu’da da barış olmayacaktır. Hz. İbrahim’in o inancı ki, vahyedilmiş her üç din arasında ruhsal bir kardeşlik bağı ve ortak bir mirastır.”

Bu yazıyı okudunuz mu?

Globalizm

Global veya küresel demek tüm yeryüzünü, içindekilerle, altındakilerle, üstündekilerle bütün olarak kaplayan demektir. Siyasi ve ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir