Anasayfa / DİNİMİZ İSLAM / İSLAM AHLAKI / Sohbet, muhabbet, dedikodu ve gıybet
imanilmihali.com
Sohbet, muhabbet, dedikodu ve gıybet

Sohbet, muhabbet, dedikodu ve gıybet

Sohbet, muhabbet, dedikodu ve gıybet

“Ey iman edenler! Zannın birçoğundan sakının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurlarını ve mahremiyetlerini araştırmayın. Birbirinizin gıybetini yapmayın. Herhangi biriniz ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz! Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah tövbeyi çok kabul edendir, çok merhamet edendir.” (Hucurat 49/12)

Günlük hayatta ‘dedikodu’ özellikle hanımlar arasında oldukça yaygındır. Dedikodunun, yapısı gereği gizli, alaycı, hakkında konuşulana savunma hakkı vermeden yapılıyor olması nedeniyle, niyet iyi ve sonuçları yapıcı olmadığı müddetçe gıybet kapsamına girmesi tehlikesi vardır. Hele bu dedikodu alaycı, açık arama maksatlı, aşırı zan içerir mahiyette veya ayıplama, sövme şeklinde alenen yapılıyorsa kesinlikle gıybettir.

Yüce Allah çirkin sözün açıklanmasını istemez sadece zulmedene karşı zulmün dile getirilmesi müstesna. Bir insanın düzelmesi, İslam’a ısındırılması, fiziken tarif edilmesi gibi yapıcı ve zorunlu nedenlerle hakkında konuşulması gıybet sayılamasa da (doğrusunu Allah bilir) dikkatli olmak gerekir.

“Allah, zulme uğrayanın dile getirmesi dışında, çirkin sözün açıklanmasını sevmez…” (Nisa 4/148)

Dedikodunun muhabbet sınırlarını aşarak, gıybete bu kadar komşu olması nedeniyledir ki dedikodu hakkında hüküm verebilmek için öncelikle gıybetin ne demek olduğuna bakmak lazım gelir.

Gıybet nedir?

GIYBET, bir kimsenin arkasından hoşlanmayacağı bir şey söylemek, bir kimseden, gıyabında hoşlanmadığı sözlerle bahsetmek demektir. Dedikodu bu maksada hizmet ediyorsa gıybettir.

Merhum Elmalılı Hamdi Yazır’ın ilgili tefsiri şu şekildedir;

“Gıybet üç çeşittir.

Birincisi, gıybet edip de, ben gıybet etmiyorum, onda olanı söylüyorum, demektir. Bu, kesin olan haramı, helal saymak olduğu için küfürdür.

İkincisi gıybet edip gıybeti, gıybet edilen kimseye ulaşmaktır, bu günahtır, helalleşmedikçe tevbe de tamam olmaz, çünkü eziyet etmiş, kul hakkı oluşmuştur. Peygamberimiz; “Gıybet, zinadan daha kötüdür.” buyurmuş ve açıklamıştır: adam zina eder sonra tevbe eder. Allah mağfiret buyurur, gıybet eden ise gıybet edilen affetmedikçe, mağfiret olunmaz.

Üçüncüsü, gıybet edilene ulaşmaz. Bu hem kendisine ve hem gıybet ettiği kimseye istiğfar ederek tevbe etmekle affolunabilir. Bazıları mutlaka helalleşmeye muhtaçtır demişler, bazıları da mutlaka tevbe ve istiğfar yeterlidir, demişlerdir.

Gıybetin (alay, açık arama, haset, sövme vb. maksatlı dedikodu eş anlamlı tutulabilir) ayetteki tasviri; “Hiç biriniz kardeşinin ölü olarak etini yemesini sever mi?” şeklindedir. Gıybet edilen, kimse orada bulunmayıp söylenen sözü bilmemesi ve o anda savunacak durumda olmaması dolayısıyla bir ölü, hem de kardeş olan bir ölü ve o vaziyette onun kötülüğünü söyleyerek gıybet ile şerefine saldırmak bir ölünün etlerini parçalayıp yemek ve özellikle o saldıranın zannınca da fena ve bundan dolayı kurtlu bir leş halinde bulunan bu etleri hırs ve iştah ile seve seve yemek şeklinde bir canavarlık olmak üzere tasvir edilir ve ayetin devamında sakınılması kesin olarak ifade edilir.” (EHY)

Nasıl ki başkalarının hakkımızda gizli, alaycı ve hasımane olarak konuşmasını istemezsek hakkında konuştuğumuz o kişi de istemez. Kimse kusurlarının ve mahremiyetinin araştırılmasını istemez. O kişi hakkında savunma hakkı vermeden yaptığımız haysiyetine ve namusuna dokunur ileri geri laflar doğru ise gıybet, yalansa iftiradır ki iftira gıybetten çok daha kötüdür. Kaldı ki gıybet ölü kardeşin etini yemekle tarif ediliyorsa iftiranın vebali iyi değerlendirilmelidir.

Hz. Peygamber (s.a.v.) buyurmuştur ki: “Bilir misiniz gıybet nedir?” “Allah ve Resulü daha iyi bilir” dediler. “Kardeşini, hoşlanmayacağı bir şeyle anmandır.” buyurdu. “Ya söylediğim kardeşimde varsa?” denildi. “Eğer söylediğin onda varsa gıybet etmiş olursun ve eğer onda yoksa o vakit ona iftira etmiş olursun.”

Hayasızın hayasızlığını konuşmak gıybet değildir

Hayâsızlığı alenen belli insanlar hakkında o işe ait sıfatla konuşmak veya o işi onun yaptığını dillendirmek gıybet sayılmayabilir. Ama dikkat edilecek nokta emin olmak, haddi aşmamak, doğruluğuna şahitlik etmek ve söylentilerle hareket etmemektir. Yoksa gıybet değil iftira kapsamına girer.

İbnü Şeyh, Enes (r.a.)’den: Hz. Peygamber (s.a.v.) buyurdu ki: “Her kim hayâ örtüsünü atarsa, artık onun gıybeti yoktur.”

İbnü Ebi’d-Dünya Behz b. Hakim’den, o, babasından, o da dedesinden nakleder: Hz. Peygamber (s.a.v) buyurdu ki: “Fâcir kimseyi insanlar tanırken anmaktan korkacak mısınız? Onu onda olan ile anın ki, insanlar sakınsınlar.”

Dedikodu, sohbet (muhabbet) ve gıybet ilişkisi

Ne yazık ki dedikodu esnasında kimse gıybet ettiğini kabul etmez. Muhabbet ediyoruz veya onun iyiliği için söylüyoruz denilir. Ancak dikkat etmek gerekir ki en ufak bir alay, art niyet, yalan, iftira, abartma, kötü zan, aşağılama konuşanları çok karanlık mezralara götürebilir. Sohbet ve muhabbet etmek ile dedikodu arasındaki fark ta bu manada gizlidir.

Çünkü sohbet veya muhabbet denen şeyde kınama, alay etme, kötülüklerden bahsetme yok, iyilikleri övme ve tavsiye etme, bağışlama, güzellikleri öne çıkarma vardır.

Mümine düşen güzel söz söylemek, iyilik istemek, faydalı şeylerden konuşmak, açık aramamak, gıpta etmek ama haset etmemek, mahremiyeti ve kusurları araştırmamak, aşırı ve fena zanda bulunmamak, zulüm hariç çirkin sözü dillendirmemektir. Konuşulan kişi hakkında söylenen kötü vasıf doğru bile olsa dedikodu şeklinde o kişiyi rencide etmek değil, bizzat kendisine yanlış yolda olduğunu usulünce mümkünse tenhada söylemektir. Çünkü müminler kardeştir ve kardeşler diğerinin sadece iyiliğini ister.

Dedikodu yapısı gereği gizli ve ayıplayıcı mahiyette olduğu için maalesef gıybete daha yakındır. Sözün kısası; gıybetin küfür sayılması, haram olması veya zinadan beter bir günah olması ve mutlak surette helalleşmeyi gerektiriyor olması nedeniyle zararlı etkisi bir hayli fazladır. Böyleyken konudan konuya, kişiden kişiye geçen bir saatlik dedikoduda hakkında konuşulan insan sayısına bağlı olarak yapılan gıybetin zararlı etkisi de o kadar fazla olacaktır.

Doğru olan hakkında konuşulanın gerçekten iyiliği isteniyorsa art niyetsiz olarak tehna bir ortamda yüzüne söylemek, açıklamak, ikna etmek, öğüt vermek, ikaz etmektir.

Dahası o kişi hakkında konuştuklarınızdan asla emin olamazsınız çünkü her şeyin doğrusunu sadece Allah bilir. Siz sadece aklınıza yatan şekilde hüküm verirken hata yapma şansınız yüksektir. Hem de o olay, husus veya gelişmenin tüm detaylarına sahip değilken!

Hanımların Allah’a mahcup olmamak ve günah işlememek adına çok daha dikkatli olması ve sıkça tövbe etmesi gerekir. Lakin tövbe etmenin de şekli, kabul ihtimali ve mahiyeti konusunda dikkatli olmak gerekir.

İşin güzeli tövbe etmeye hacet bırakmadan kötü sözden, başkasının açığından, iftiradan uzak durmak, dedikodu yerine muhabbet veya sohbet etmektir.

Gıybet etmiyoruz sadece laflıyoruz demek kendini kandırmaktır. Peygamberimiz eliyle yoldan geçenin boyunu kısa olarak işaret eden kızına “gıybet ettin, ölü kardeşinin etini yedin” demiş, kızı ‘ama boyu gerçekten kısa’ dediğinde “zaten kısa olmasaydı iftira etmiş olurdun” cevabını almıştır. Aman dikkat! Gıybetin sonraki durakları yalan ve iftiradır.

Neler gıybet kapsamındadır

İslam’da insan haklarının en önemlilerinden kişinin dokunulmazlığı ilkesine büyük değer verilmiştir. Bu itibarla bir kimsenin gıyabında gerek onun şahsıyla ilgili maddi ve manevi, ruhi ve ahlaki veya dini kusurlarından söz edilmesi, gerekse çocukları, annesi, babası ve diğer yakınlarının kusurlarından bahsedilmesi gıybet sayılmıştır.

Gıybet, sözle olabileceği gibi yazı, ima, işaretle ve taklit gibi davranışlarla da olabilir. Bu tür söz ve davranışlar gerçeği ifade ediyorsa gıybet, etmiyorsa iftira sayılır (Müslim, Birr, 70; Tirmizi, Birr, 23).

İslam alimleri gıybetin haram ve büyük günah olduğu konusunda ittifak etmişlerdir. Ancak bir söz veya davranışın gıybet sayılıp sayılmaması niyetle yakından ilgilidir. Buna göre bir kimsenin yanlışlarının sırf onu küçük düşürmek amacıyla söylenmesi gıybet sayılırken, yanlışlarının düzeltilmesi maksadıyla söylenmesi gıybet sayılmaz. Herhangi bir kişi veya zümreyi kastetmeden genel olarak insanların kötülüğünden söz etmek de gıybet olmaz.

Gıybetin yapılması gibi dinlenmesi de haramdır. Bir zarar doğurma ihtimali yoksa sözle veya fiili olarak gıybete engel olunması, bu mümkün olmazsa gıybet edilen yerin terk edilmesi, bu da mümkün değilse gıybete karşı bir hoşnutsuzluk duygusu içinde bulunulması gerekir. Gıybetin sebepleri kin ve öfke, başkasını kötüleyerek kendi itibarını yükseltme düşüncesi, kıskançlık vb. hususlardır. Tedavisi de bunlardan kurtulmaktır.

Haksızlık yapanı ilgili mercilere şikayet etmek, fetva sormak, insanları kötülüklerden korumak, kötülüğe engel olmak için destek aramak, lakabıyla şöhret bulmuş birini lakapla tanıtmak, zulüm ve ahlaksızlığı hayat tarzı haline getirenleri kınamak amacıyla aleyhinde konuşmak gıybet sayılmaz. Gıybetten dolayı tevbe etmek farzdır.

Özetle; dedikodu maksadıyla yapılan konuşmaların maalesef çoğu ayıplama, kınama, alay etme, küçümseme, açık arama, özeli araştırma maksatlı olup, genellikle bedensel noksanlıklar (veya fazlalıklar) veya ahlaki zaaf veya şüpheler (namus, haya, terbiye vs.), gönül ilişkileri (veya zina imaları) yahut maddi yetersizlikler (veya abartılı servetler) üzerine yoğunlaşır. Görüldüğü üzere bunların tamamı teyide muhtaçtır ve eğitici, düzeltici hiçbir yanı yoktur, iyileştirici değil yıkıcıdır.

Dedikoduya malzeme yapılan şeyler genelde kimsenin kendisine yapılmasını istemediği şeylerdir. Bu da demektir ki niyetler öğütten ziyade aşağılama, rencide etmedir ki bu haliyle tamamen gıybet kapsamındadır.

Sohbet veya muhabbet ise; dedikodu malzemesi yapılan eksiklik araştırma, ayıbı kınama veya açık arama yerine öğüdü, iyi olanı övmeyi, güzelliği yaygınlaştırmayı, yardım ve paylaşmayı tavsiye etmeyi ilke edinir ki hem yaşama katkı sağlanır, hem hiç kimse zarar görmez.

Kısaca gıybette haset, sohbette gıpta vardır ki haset çirkin kıskançlık, gıpta özendirici imrenmedir.

Hayasızlığı alenen belli olanların, o hayasızlık konusuna dair hakkında konuşmak gıybet değildir. Lakin mühim nokta şudur ki o hayasızlığın su götürmez delillerle sabit olması en azından şiddetli şüphe hali olması lazımdır.

Yakınların, akraba ve arkadaşların iyi niyetle, yardım maksadıyla, bir yakınlarının açıklarını konuşmaları ve çözüm aramaları elbette gıybet değildir. Çünkü niyet hastır. Gıybet veya dedikoduda ise niyet malum kötü veya haksızdır.

Gıybetin toplumsal etkileri ise azımsanamayacak kadar fazladır ki karşılıklı sevgi ve saygıyı, güveni, iman kardeşliğini, mahremiyeti yerle bir eder. Toplumsal bütünleşme ve dayanışmaya engel olur. Bu nedenle kardeşin eti, hem de ölü kardeşin eti ile tarif edilmiştir ki gıybet edenelrin o eti iştahla yemesi, gıybet edenlerin hallerini tariftir.

Rabbim kullarını gıybetten, iftiradan uzak eylesin. Amin.

Bu yazıyı okudunuz mu?

vicdan

Vicdan Allah’ın kalplere koyduğu adalet terazisidir

Vicdan Allah’ın kalplere koyduğu adalet terazisidir Vicdan kalp sesidir. Dinleyene de dinlemek istemeyene de aynı ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir