Anasayfa / DİNİMİZ İSLAM / İSLAM AHLAKI / Sokaktaki İslam üzere sorular
imanilmihali.com
Sokaktaki İslam üzere sorular

Sokaktaki İslam üzere sorular

Sokaktaki İslam üzere sorular

Ahir zamanda olduğumuza, ahir zamanda imanı elde tutmanın ateşi tutmak gibi olduğuna kaniyiz lakin din adına bu zamanda yaşananları çoğu aslını inkar etse veya görmezden gelse de “Allah dini” kabul edemeyecek kadar da Elhamdülillah müslümanız.

Kimseyi imansızlıkla, dinsizlikle, münafıklıkla suçlayacak da değiliz ki buna ne hakkımız ne de yetkimiz vardır. Çünkü biliriz ki imanı bilen sadece Allah’tır. Bu yüzden Allah ile zorlama, susturma (iskat) veya aforoz yapacak da değiliz.

Lakin modern zaman sokaklarında yaşanan pek çok husus var ki ne dine sığmakta ne imanın ayak izlerinden yürümektedir. Aksini kim ispata çalışırsa da tartışmaya her zaman hazırız.

Sokaklarda yaşanan İslam Kur’an’ın İslam’ı değildir ve çok uzun zamandır zaten Kur’an’dan zuaklaşmıştır. Birilerinin hemen ayağa kalkıp itiraz edeceği bu konu hakikattir ve toplum mahşerde bunun cevabını veremeyecek ve Allah’ın rahmetinden başka sığınacak bir mazeret bulamayacaktır.

Din tanınmamakla inkar edilmekte ve unutulmakta, hak din yerine başka birşeyler din adına hüküm sürmektedir. Herkesin günah işleme özgürlüğü olsa da bu yaşanan ve yapılanlar günahkar olma serbestisinden de öte giden, küfrü aşan uygulamalardır. Bilmemek ise kulu kurtarmayacaktır.

Hak yememek ve harama uzanmamaktan kimselerin korkmadığı, yetim ve yaşlılara, komşu ve akrabaya hatta ana ve babaya bile kimsenin eziyet etmekten çekinmediği bir ortamda bizleri haklı çıkaracak pekçok acı gerçek vardır.

Faizin kusuruyla toplumu iknaya çalışanların devasa hortumları, şarabın günahıyla masallar anlatanların esrar ve uyuşturucu trafiğinden kazandığı paralar, kaçak petrollerle köşeyi dönenlerin servetleri, boğaz kıyısındaki lüks villalar bize bunun böyle olmadığını zaten anlatır.

Bu basit bir izah meselesi olamayacak kadar derin bir konudur ve iman ve dinin tamamına vakıf olmadan da hatalar tam anlaşılamayacaktır. Burada ahkam kesecek ve bizler doğrusunu yapıyor iddiasında da olmayacak kadar namusluyuz. Lakin müslüman dünya ahde ve dine yaptığı haksızlıkla, yanlışa saplanmasıyla rahmetten her geçen gün uzaklaşmaktadır.

Cinsel şehvetleri dinleştiren, mahreme haram gözle bakmayı caiz hale getiren, hemcinslerle ilişkiyi adeta meşrulaştıran, sihir ve büyüyü sokaklarda ticaret metaı yapan bu zihniyet elbet Allah’ın dini olamaz.

Cahiliye dünyasındaki tüm pisliklerin halen müslüman sokaklarda yaşanıyor olması ise en üzücü olandır. Kim inkar ederse etsin hakikat budur.

Kızları üç yaşında evermekle, toprağa gömmek arasında ne fark vardır? Erkekleri cinsel zevkler uğruna kullanmakla onları köleleştirmek arasında fark var mıdır? Ağaç kesmekle insan öldürme arasında, çalmakla hortumlamak arasında, kamu malı talanıyla usulsüz ihale kapmak arasında, vergi kaçırmakla hırsızlık arasında, arabayla öldürmek ve silahla öldürmek arasında, köpekleri öldürmekle evladını kesmek arasında, işçinin emeğine el koymakla zekat vermemek arasında, hakka engel olmakla dinden çıkmak arasında, putlara tapmakla paraya tapmak arasında fark var mıdır?

Merdiven altlarında misyonerlik faaliyetlerine meyletmiş gençliğin, İslam’ın geleceğini kotarması mümkün müdür? Eğitim ve öğretim yerine telefon ve internet tuzağına düşmüş gençliğin ayakta durabilmesi kolay mıdır? Ahlakın en temel namus meselesi olduğu idrakinden koparak namusu sadece bacak arasında sanan ve cerrahi operasyonlar ile namusunu geri kazanacağını sanan kızlar dinin neresindedir? Bu kızları fuhuşa sevk edenler, gönül eğlendirip sonra bir kenara atanlar İslam’ın çarpık geleceğinden hiç mi mesul değildir? Onların kılageldikleri namazlar meşru mudur?

Ekmek çalanı ıslah etmek yerine gömen, devasa hırsızlıklara imza atanları avukatlar ordusuyla koruyan bir sistem baki kalabilir mi? İman kardeşliğini değil de sınıf farkını ve ötekileştirmeyi baz alan bir sistem hak din emri olabilir mi?

Kaldırımları işgal eden esnaf malları yolları kapatırken hak yediğinin farkında değil midir? Tabelasız, ruhsatsız işyeri işletenler devlet malından çaldığının farkında değil midir? O esnafı yakalamakla mükellef zabıtanın onları görmezden gelmesi ve hatta rüşvet alması caiz olabilir mi?

İşleri kolaylaştırmayı emreden, zorlaştırana lanet okuyan hak din peygamberinin toplumu, tembellikle, eziyetle, rüşvet beklentisiyle vatandaşa zulmederken maaşı helal olabilir mi?

Huşu, samimiyet yokken kılınan namazlar sabah sporundan öte gidebilir mi? Din güzele hizmet ve çirkinle savaşmak demek iken çirkinliklere burun kıvıranlar ve zulme sessiz kalanlar dine hizmet edebilir mi?

Sokaklara tüküren, yollara çöp ve izmarit atanlar haklı ve makul olabilir mi? Fakirlere, engellilere, yaşlılara sinek muamelesi yapan bir toplum ahde vefa edebilir mi?

Evlilik programları, cinsel et pazarlaması haline gelen ekranlar namusu muhafazayı özendirebilir mi? Kumar sokaklarda kol gezerken, at yarışları hergün, gece gündüz, hatta yabancı ülkelerdeki yarışlara kadar uzanırken kumarın şeytan işi pislik olduğu çocuklara anlatılabilir mi?

Sayısal, loto, toto, şans topu, piyango gibi sayısız kumar vesilesi her gün yasal olarak eda edilirken gelecek nesilleri kumardan korumak mümkün olabilir mi?

Kadına çocuğa tacize, şiddete sessiz kalan bir toplum cihada dahil olabilir mi? Haksızlık karşısında susanlar dilsiz şeytanlıktan kurtulabilir mi?

Dünyaya meyleden, parayı gaye yapan, atalarına inkarı, hakareti dinleştiren, küfre yelken açan, riyadan kurtulamayan, gösterişi iman meselesi yapanlar kurtuluşa erebilir mi?

Yalan, iftira, gıybet ve açık aramaya, kötü zanda bulunmaya dedikodu adını veren ve bunu kötü bir şey görmeyen toplum ıslah olabilir mi?

Komşusunun, akrabasının, ana babasının haklarına riayet etmeyenler iman kardeşliğine sadık olabilir mi? Mezarlardan emdet umanlar İslam’ın hak çocukları olabilir mi?

Kur’an’ı okumayan, okusa da anlamayan gafillere Kur’an nimetinden tattırabilir ve rahmetiyle kucak açabilir mi? Namaz tesbihatlarından bile habersiz, ayetlerin mesajından bihaber müslüman camia doğruyu ve güzeli bulup, çirkin ve yanlışı tanıyabilir mi?

İbrahim Peygamberin haniflik iddiasından habersiz olanlar, kurban kesme vacip ibadetinden başka O’na ve ailesine bir şey yakıştıramıyor ve asıl konunun haniflik olduğundan habersiz yaşıyorsa İbrahim suresi onlara şefaat edebilir mi?

Şefaatin Allah’ın razı olduğu kullardan başkasına nasip olmayacağından habersiz, DAHA FATİHANIN MEALİNİ BİLMEKTEN ACİZ toplum kelime-i tevhid ile yırtabileceğini sanıyorsa azaptan kurtulabilir mi? Dünya sınavının nirengisi kelime-i şehadet kalpten gelmedikçe sahibine bir şey kazandıramazken şefaat tacirlerinin oyunlarıyla dini bölenler mesut ve mutlu akibete erebilir mi?

Diğer cemaat ve tarikatleri, mezhep ve hizipleri din dışı ilan edenler din dışı kaldıklarından habersiz yaşarken gerçek İslam kalplere hakim olabilir mi?

Emevi zulmü bilinmezken, şeytanın ahdinin adı bile anılmazken şirk belası ve dini tanınabilir mi? Şirk Allah’ın affetmeyeceği tek suçken şeytanlara tabi olanlar huzur ve esenliğe katkı sağlayabilir mi? Şirk dini mensuplarının kandırmasına gelenler kanmakla kurtulabilir mi? Akıl nimetinin hakkını vermeyenler şefaate mazahr olabilir mi?

Ormanları yakanlar, arabaları ateşe verenler, teröre, şiddete, cinayetlere imza atanlar gerçek mü’min olabilir mi? İman etmeden girilemeyecek o cennetlere dille söylenen iki kelime yeter mi?

Allah’ın tevhidinden habersiz, diğer dinleri inkar ederek İslam’ı yaşadığı iddiasındakiler Allah’ın dininin bütün olduğunu bilmemekle yırtabilir mi? Şeriat isterük diye sokaklarda gezenler “Gerçek İslam isretüz” veya “Kur’an dini” isterüz diye neden gezmezler, gezemezler?

Allah ile aldatanlar ve onların maşaları refah ve servetle şımarırken ezdiği insanların haklarını iade etmeden ve helalleşmeden cennetlere girebilir mi? Hak yemek bu denli mühimken otobüste yaşlılara yer vermeyen, bilet basmayan, kamu malına zarar veren, devlet imkanlarını kötüye veya kendisine kullananlar adam olabilir mi?

Gösterişle kurban kesen, münafıklık eden, defalarca hacca gidipte kalbini törpüleyemeyen, ibadeti huşu ile tatlandıramayan, kirli iş ve tuzaklara meyleden, dini ticaret metaı yapan bizden olabilir mi?

Dini siyaset aracı yapıp dinleştiren salih kul olabilir mi? Zina ve fuhşu muta nikahı ile isimlendirip sözde Allah’ı kandıranlar selamete erebilir mi? Adalete balta vuranlar bu zulümden kurtulabilir mi?

Vatana ve vatandaşlara hizmet için can veren kahramanları, şehitleri, manevi değerleri rezil etme sevdasındakiler nimetlere erebilir mi? Bunlar bizlerle aynı safta namaza durabilir mi?

kandırmak, aldatmak, kazıklamak üzere kurulu ticarethaneler helal lokmaya hak kazanabilir mi? Devlete veya patrona layıkıyla hizmet edemeyenlerin maaşı helal olabilir mi?

Eliyle, gözüyle, diliyle harama uzananların lokması helal olabilir mi?

Fıtrattan, misaktan, Allah’ın ve İblis’in ahdinden habersiz İslam alemi dini anlayarak ve tanıyarak yaşamaya devam edebilir mi?

Ahireti unutup dünyaya meyledenler, süslü dünya malı altında ezilenler, nefsine kurban olanlar, karanlık odalardaki sabahsız gecelere meyledenler feraha erebilir mi?

Dini hurafe, rivayet ve hurafelere boğanlar, uydurma hadis icat edenler müslüman olabilir mi? Allah’ın kitabına nokta ekleme gayretindekiler has müslüman olabilir mi?

Muazzez peygambere yalan isnat edenler, sahabeleri günahsız sayanlar, sonra o sahabelere uydurma hadis rivayet edenler adam sayılabilir mi?

Peygamberin örnek ahlakını ve ibadetini değil de saçını sakalını din edenler bizden olabilir mi? O’nun 23 senelik mücadelesini göz ardı edip O’ndan sonra dinden dönenler cezalarının farkında değil midir?

Aklı, bilimi ışık kabul edenleri aforoz etme sevdasındakiler İslam’ın emrine ihanet etmiş olmaz mı? Kalple aklın buluşmasına mani olanlar küfrün ve kafirin oyuncağı olmaz mı?

İslam’ın adıyla oynayarak ılımlısını, sosyolojiğini, toplumsalını, diyaloğunu, modernini, reformunu yaratma gayesindekilerin maksatlarının şeytanlık olduğunu dünya alem bilmez mi? Bilemezse aklını kullanamadığı için Allah onların üzerine pislik atmaz mı? İslam’ın tek ve duru din olduğunu, çeşidi, istisnası, ikamesi olmadığını bilemeyen müslüman olabilir mi?

Sokaklarda, kahvelerde siyaseti dinle eşleştirenler, camide siyasi vaaz verenler hak yolun yolcuları olabilir mi? Dini kurumlarda görev yapıp ta hakikati dile getiremeyenlere iki cihanda da eziyet hak olmaz mı?

Genlerle oynayanlara, zararlı gidaları yedirenlere, sağlığı tehdit edenlere cehennemler reva olmaz mı? Bunları denetlemeyenlere, denetlediği halde rüşvetle susanlara, bunlarla ortaklık edenlere ateşler hak değil midir?

Adalete zincir vuranlara, mafyalara köpek olanlara, kanuna karşı gelenlere, şiddet ve zulümle baskı yapanlara eziyet ve azap hak olmaz mı? Bunlara diliyle, eliyle, kalbiyle karşı koyamayanlar iman etmiş sayılabilir mi?

İman etmedikçe cennetlere girilemeyeceğinden iyiliğe balta vuranlar, kötülüğe sessiz kalanlar cennet nimetlerine ulaşabilir mi?

Kur’an gözler önünde dururken, kıyamete kadar baki ve esas iken, okumak ve anlamak farz iken, O’nu uzaktan sevmek hak olabilir mi? Kur’an ahirette şeffat etmeyecekken, peygamber ümmetini Kur’an’ı dışlamakla itham edecekken kim şeffatten söz edebilir?

Din İslam iken, din Kur’an’da iken, Peygamber dini Kur’an’dan öğrenmiş iken Kur’an’ı hayatın dışına itenler cennetlere erebilir mi?

Kur’an önce peygamberi eğitmişken peygambere kim kendisine yalan isnat ederek uydurma hadislerle Kur’an’dan başka din icat ettirmeye cesaret edebilir ve bu sahte dini kim hak din yerine geçirebilir? Dincilik ederek, dindarların kafasını kesenler iman kardeşi sayılabilir mi?

Şeytan dört yandan yaklaşırken, zorlamaz süslü gösterirken, kılıcı tahtadan iken, nefisler kötülüğü süslü gösterir ve azdırırken azanlar, kananlar kendi terbiyeleriyle uğraşmak ve kendilerini düzeltmek yerine başkalarını cehenneme yollama hevesindekiler ıslah olabilir mi?

Tevhide yürürken şirk dininden haberi olmayanlar kurtuluş ışığını görebilir mi? Cennet yolcuları şeytanın hilelerinden habersizken cehennemlerden korunabilir mi? Asıl gaye Allah rızası iken cennetle avutulan mü’minler garibanlıkları ile refaha erebilir mi?

Gaflet, delalaet ve hıyanet içindeki İslam alemi, Kur’an’a, peygambere ve Allah’a haksızlıklarını ödemeden azaptan kurtulabilir mi? Tüm peygamberlerin mesajlarının tamamına aykırı ve tamamından da güçlü bir küfrün kucağındaki modern zaman müslümanları bu inkar ve cehaletleri ile helak olmaya reva değil midir?

Eşcinsellikten küfre, kumardan şiddete, terörden şaraba, faizden hortuma kadar tüm pisliklerin altında imzası olanlar İslam’a yön ve kuvvet verebilir mi?

Kadınlar, çocuklar, mazlumlar, muhtaçlar, yaşlılar, fakirler yokluk içinde can çekişirken havyarlı masalarda kahvaltılar yapanlar dinde zenginleşmenin olmadığını nasıl anlamaz? Nasıl komşusu açken tok yatanlar iman etmiş sayılır? Allah’a değil de çelik kapıya güvenen müslümanlaık nasıl olur da gerçek teslimiyete imza atabilir?

Pahalı ciplerle, süslü makyajlarla, milyarlık feracelerle turlayan tesettürlğ kadınlar nasıl olur da imanı bez parçasından ibaret sayabilir? Nasıl namus ve takva o türbana sığabilir?

Takva giysisi imandır, tevhiddir, şeytana karşı koyma cihadıdır, erdemdir, ahlaktır, ibadettir, namustur, helal ve caiz olan, güzel ve serbest olandır. Böyleyken bu riya ve aldatmaca sahipleri nasıl kurtuluşa erebilir? Takva sadece Allah katında üstünlük derecesiyken nasıl olurda örtülüler ve örtüsüzler kutuplaştırılır ve nasıl örtülüler kendisini birinci sınıf veya daha iyi müslüman farz eder? Kim imanı derecelendirmeye veya varlığına şahitlik etmeye cüret edebilir?

Allah’ın hak ve yetkilerine el uzatanlar haram ve helali O’nun adına belirlerken ilahlık iddiasında bulunduklarının farkında değil midir, bunu bilerek ve isteyerek mi yapmaktadır? Tarikat şeyhleri kapıdan içeri Kur’an’ı sokmazken, mişnalara dini teslim ederken, haram ve helali kendileri belirlerken, rüya veya ilham yoluyla bu devirde hala vahiy aldığını iddia ederken nasıl Allah’a iman edebilir ve ona uyanlar nasıl iman çerçevesinde kalabilir?

Sokaklar bu haldeyken iman ve esenlik nasıl nasip olur da islam alemi nasıl belalardan kurtulur? İslam’ın geleceği nasıl düzgün şekilenebilir de pislikler ve yabanotları temizlenebilir?

Evde, ailede, sokakta, işyerinde, mahkemede, otobüste, ticarette, hukukta, bilimde adaleti sağlamada noksanı olanlar, evlatları arasında bile adaleti luzumlu görmeyenler nasıl uyguladıkları İslam’ın hak olduğunu iddia edebilir?

Hak din, duru din İslam sadece Kur’an’dayken nasıl birileri başkaca kitap ve kişileri tartışma üstü kılabilir ve bu toplum nasıl kanabilir?

Cevap ve çözüm, kurtuluş ve esenlik sadece Kur’an’dadır. Çünkü zalim insanoğlu Peygambere de, dine de yalan isnat etmede hünerlidir. Lakin Kur’an Allah korumasında tertemiz durmaktadır ve Peygamberimizin de sahabelerin de din alimlerinin de herkesin de eğiticisi ve dini öğreteni Kur’an’dır.

Kur’an’ı anlayarak, hazmederek, ana dilde okumak her müsümana farzdır.

Bu yapılırsa din anlaşılacak, iman tanınacak, tevhid bilinecek, şirk dininin ne bela olduğunun farkına varılacaktır.

Yok okunmazsa ve hurafelere kanmaya devam edilirse de hem bu dünyada hem ahirette azap noksan olmayacaktır.

Kur’an’sız yaşamakta ısrarcı bir toplum ise; İslam olmadığı halde hak ve hukuka riayette müslümanlara fark atan batının refah ve huzurunu ağzı sulanarak izlemeye devam edecek, ahiretten mahrum kalacağı gibi bu dünyada da mahrumiyeti yaşamaya devam edecektir. 

Rabbim bizleri gerçek İslam’dan uzak eylemesin.

Rabbim bizleri Kur’an ile eğitsin.

Rabbim sokaklarda gezen müslüman yaftalı münafıklarııslah eylesin. Amin.

Bu yazıyı okudunuz mu?

Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır

Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır

Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır Hak ve hakkaniyet, dinin ve imanın en temel değerlerindendir ve ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir