Anasayfa / BAŞ YAZILAR / Sorunlu ergenler için din eğitimi
imanilmihali.com
Sorunlu ergenler için din eğitimi

Sorunlu ergenler için din eğitimi

Sorunlu ergenler için din eğitimi

Ergen ile tarif edilen kişilik, reşit olma yaşına gelmiş, cinsel olarak uyanmış, aile ortamından ziyade arkadaş çevresini tercih eden, odasına kapanarak yalnız kalmayı seven, bedeni gelişmeye başlamış genç kimsedir.

Bu kişiliklerin buraya kadar anlatılanları nispeten kabul edilebilir haldedir ve lakin eğer o kişilik; taklide meyilli, dik başlı, isyankar, alkol ve kumara hevesli, zina ve fuhuşu yasak saymaz, uyuşturucu ve karanlık sabahlara abone, parayı seven, pahalı kıyafetlere özenen, ders çalışmaktan ziyade boş avuntulara zaman ayıran, dini hafife alan veya tümden reddeden halde ise tehlike çanları çalıyor demektir.

Modern zamanlardaki en büyük aile sorunlarından birisini teşkil eden bu sorunlu ergenlik, dini açıdan da isyan ve inkarı, toptan reddetmeyi ve dünya heves ve arzularına topyekun meyletmeyi ifade eder. Bu inkar hem dine, hem peygambere, hem Kur’an’a ve Allah korusun hem de Yüce Allah’ı inkara kadar gider ki bahane hep aklın hazmedemeyeceği şeklindedir.

İslam’ın geleceğini teşkil eden evlatların bu acınası hali göz ardı edilemeyecek kadar mühim ve vahimdir. Çünkü iman kardeşliğini tesisten uzak, Kur’an’a mesafeli bir gençliğin merhamet, sağduyu, vicdan paralelinde birleşmesi mümkün değildir. Ve bu çatışma ve ötekileşmeleri, şiddet ve terörü, insafsızlık ve hoşgörüsüzlüğü de beraberinde getirir ki esenlik, huzur ve barış manalarındaki İslam yabancılaşır, mahzunlaşır, terk edilir.

Sorunlu ergenlerin aile ve okul hayatında edine geldikleri bilgiler pozitif ilimlerin ehemmiyet kazanmasıyla, felsefe dersleri gibi sözel derslerde dine alternatif inançlar üretilmesiyle, arkadaş çevrelerinin farklı tutumlarıyla maneviyattan madiyata kayar ve paraya tamah eden bir nesil oluşur. Çünkü para nefsin ve bedenin ihtiyaçlarını hemen, kesin ve kısa vadede karşılayacak tek gereçtir. Para varsa huzur ve karizma vardır.

Bu sahte ve yanlış kabulü gerçek olanla değiştirmek kolay değildir. Çünkü o yaş grubundaki gençlik için ecel ve ağır hastalıklar pek bir şey ifade etmez. Ani genç ölümleri ise talihsizlik olarak kayıtlara geçer ve orta yaşların sonuna kadar da gençler tevazu ile has imana bir türlü yaklaşamaz. Çünkü caydırıcılar çok ama çok fazladır ve gençler arası kabuller, orta yaş grubunun kabullerinden farklıdır.

Dini akidelerin demode, maneviyatın saplantı, din inancının tartışılır kabul edildiği bir sorunlu ergenlik ortamında gençlere maneviyatı tanıtmak elbet kolay değildir. Lakin bunun çaresi asla dini temelli bir okula kayıt ettirmek de değildir. Yaz aylarındaki Kur’an kursları ise dini ve imanı tanıtmak ve sevdirmekten çok uzaktır. Hal böyle olunca da gençler ortada kalmakta ve arapçaya gömülü İslam gençleri kendisine çekmek bir yana, tamamen maneviyattan uzaklaşmaya neden olmaktadır.

Anne babanın ve ninelerin/dedelerin alışageldiği gibi Kur’an’ı anlamadan okumaları veya hiç okumamaları, sözde entel ailelerin aşina olmadıkları dinden evlatlarını uzak tutmaya çalışmaları, yobaz ve maksatlı çevrelerin tarikata kapma gayretleri ve dincilerin şeytana şapka çıkartan oyun, düşmanlık ve hileleri ile ergenler dört yanından çekiştirilen bebeklere benzer ve sonuçta her iki taraftan da nefret eder hale gelir.

Akıl ve kalp buluşmasını hedeflemeyen bir din ve ahlak eğitimi nedeniyledir ki toplum kalp ve akıl cephelerinde toplanmış ve evlatları da buna göre yetiştirir haldedir. Oysa din ve iman ayrılmaz iki bütündür ve akıl insana imanı ve Allah’ı bulabilsin diye bahşedilmiştir.

Kendi evladı olmasa bile kimse sokakta tesadüf ettiği bir ergen sorununu yok sayamaz çünkü o sorun müdahale edilmezse büyür, katmerleşir, yaygınlaşır ve içinden çıkılmaz hal alır. Bu vaziyette de çözümü ve telafisi güçleşir. O nedenle mü’minlere düşen gören nasihat etmek, doğrusunu göstermek ve örnek olmaktır. Buna aileler, öğretmenler ve tüm toplum dahildir.

Asıl sorun toplumun genelindeki ötekileşme ve ayrışmadır ki evlatlara yansıyan da aslen budur. Bir yanda misyonerlik çalışmaları, bir yanda merdiven altı tarikatleşme gayretleri, bir yanda pozitif ilimleri yukarı çekmeye çalışan entel grubu, bir yanda dine zarar veren manasız ve maksatlı yobazlık oyunları, bir yanda da batının İslamı terör odağı gösterme çabaları gençleri ikilemde bırakır. Aileler de ikilemdedir.

Laiklik dinin vazgeçilmezidir, özgürlüğüdür, koruyucusudur. 

Batı, kendi aile yapısına sahip çıkarken, milliyetçiliğini körüklerken, dine laik vaziyette yaklaşırken, ibadethanelerine siyaset sokmaz iken, dini siyasetlerine alet etmez iken ülkemiz söz konusu olduğunda tam tersini yapmakta, maddi ve manevi destek sağlamakta, sorunlara boğulan ergenleri din dışına çekmeye ve kendisine benzetmeye gayret etmektedir. Bu destek ise muazzam bir para ve reklam gücüne dayalı acımasız bir güçtür.

Ahlak zafiyetleri nedeniyle artan fuhuş ve tecavüz vakaları, katliam ve cinayetler, şiddet ve tacizler gençleri dinden soğutan en büyük etkenlerdendir ve lüks ve israf tutkusu ile at başa giden bu darbe ergen sorunlarında önemli bir yer tutmaktadır.

Yasadışılıklar, adaletsiz ve haksız yaklaşımlar, işsizlik ve pahalılık gibi haller ise gençleri din gibi bir manevi avuntudan (!) para gibi gerçek bir güce sevk eder. Maddiyat veya maddecilik dediğimiz bu güce bağlı kalmanın sonu ise akla ve dünyaya dalmak, herşeyi akılla izah etmektir. Akıl yorma ve vahiyden oluşan din, vahyin inkar edilmesiyle güdük kalır ve kalplere yerleşemez. Bu halde de tabiat örneğindeki gibi yaratış, yaratılanlara mal edilir ve şirk tehlşkesi baş gösterir.

Gençlere bu anlamda ilk öğretilecek şey yasaklar değil neden yasak olduğudur. Söz gelimi hırsızlık kötüdür denildiğinde ergen etrafındaki hırsızların keyif çattığını gördüğü anda size inanmayacaktır. Fuhuş ve zina yasaktır dediğiniz anda ergen dizilerdeki sapıklıklara bakarak yalan söylediğinize veya abarttığınıza karar verecektir. Bu durumda de her geçen gün inandırıcılığınız kaybolacak ve genç etrafındaki görünen hayata göre kabuller üretecektir.

Dine nispeten yakın olan gençler için de durum aynıdır. Gerek aile baskısı, gerek paraya verilen abartılı önem, yurt dışı imkanları, dizlerdeki ahmaklıklar, kitaplardaki tartışılır din yorumları gençlerin akıllarını karıştırmak gayelidir ve bunda başarı da sağlamaktadırlar.

En derin inançla dine yönelen ergenler dahi sokaklardaki İslam dışılıklar, ekranlardaki küfürler, medyadaki müşriklikler sayesinde tereddüt yaşar hale gelir ve din bir türlü gerçek taraftar ve gönüllüleri bir araya toplayamaz.

Zorlama dinin hiçbir aşamasında yoktur. Çünkü gönül işi olan din ve iman kulun kendi rızası esas alır ama bunun hemen öncesi iknadır. Dolayısıyla ergeni zorla bir dini okula vermek, zorla bir dini kitabı okumaya teşvik etmek sonuç vermediği gibi riya ve yalanı da beraberinde getirecektir.

Ahlak ve namusun din ve imandan ayrı bir bahis olduğu gençlere anlatılamadığı içindir ki gençler sokaktaki ahlaksızlıkları dinin çöküşü olarak değerlendirir. Dincilik yapan yobazların dine karşı tutumları gençleri dine düşman eder, algı operasyonları ile kötülenen İslam haberleri dini terör ve şiddet dini gibi reklam eder.

Oysa din ve iman başka şeydir ki din ile imanın arasında bile dağlar ve denizler vardır.

Din Allah’ındır ve Kur’an’dadır. İman ise kalpte yeşeren bir filizdir. Ameller, ahlak ve beşeri meşguliyetler iman ve dinden nasiplenmesi gereken ama nasiplenmediği takdirde din ve imanın yokluğuna delil teşkil etmeyen şeylerdir. Burada din ile kast edilen öncelikle ibadettir ve ibadet eden bunca insana rağmen kötülüğün sokaklara egemen olması gençlerin aklını en çok karıştırandır.

İşte tam bu noktada devreye “iman” bahsinin girmesi gerekir ki amel imandan değildir ve ibadet noksanı dahi kulu imansız yapmaz. Lakin iman sahibi samimiyetle ve tüm kalbiyle inanıyor ise zaten kötülükten kaçan ve iyilikte yarışandır.

Zenginlik ve fakirlik arasındaki fark servet sahiplerinin nispeten dine mesafeli ve fakirlerin dine yakın olmaları sonucunu doğurur ki ergen servet hayalleriyle yaşarken zenginleri kopya etmekle meşguldür.

Örnek olmak mesuliyeti tüm müslümanlar için farz mahiyetindedir.

Münafıklık illeti, dini çepeçevre kuşatan bir bela olduğu için, dinin içinde sanılan kimselerin dine aykırı davranışları gençleri en olumsuz etkileyen konulardandır.

Hastalık ve davranış bozukluklarını bedene, akla değil de ruha yaslayan sapık bir bilim nedeniyle asabiyetler, psikolojik vakalar maalesef ruha mal edilir. Oysa bu tamamen yanlıştır ve ruh tertemiz, sapasağlam ayaktadır. Bunun aksi yani ruhun hasta olduğu düşünülürse tedavisi yapılamayacağına göre hastalık ruhta değil sinir sistemindedir. Bu mesele çok mühimdir. Çünkü ergenlere verilecek din eğitimlerinin belki de ilk üç maddesi içinde yer alan ruh kavramı anlatılamazsa din güdük kalır.

Ahiret ve ecel konusu gençlere uzak bir ihtimal gibi görünürken, sulandırılan kıyamet senaryoları nedeniyle de kıyamet hep asırlar sonrası olarak tahayyül edilir. Ölecekler hep yaşlılar diye düşünülen bir ortamda da eceli ve kabri gençlere anlatmak zorlaşır.

Ahiret ve hesap, din eğitiminin en bariz ama görünmeyen gaybi bir mesele olduğu için ispatı en zor olan bahistir. tartı, sırat, helalleşme, şefaat, cennet ve cehennem konuları ispatı zor olan konular olduğundan imana mesafeli olanlara çok bir şey ifade etmez ve bu nedenle de sorumluluk hissi, Allah korkusu, cehenneme gitme telaşı yaşanmaz.

Geriye sevgi ve muhabbete dayalı bir cennet hayali kalır ki dünyada cenneti yaşama hevesi gençleri esir aldığından, cennetlik iddiasındaki yobazların pislikleri sokaklara dolup taşarken bu sevgiyi yüceltmek de zordur.

Dahası kelam ve kelime seçerek yapılacak izahlarda kalplere hitap eden bir uslup kullanmak da zordur. Sonuçta sıkılan, üşenen, çabuk cayan bir gençliğe bir konuda ısrarla iknaya çalışmak, tercih edilen uslup nedeniyle çoğu zaman beyhudedir.

Şiddet kullanarak, döverek verilecek bir dini eğitim ise hem makbul değil hem geçicidir ki bunun sonu sadece dinsizlik değil fakat din düşmanlığıdır.

Ortalıkta din adına kol gezen saçma sapan kitaplar (mişnalar), tarikat şeyhleri, sakallı pis insanların kaleme aldıkları şeyler, kedicikler, anlamı bilinmeyen arapça dua stickerları nedeniyle verilmeye çalışılacak din eğitimine kaynak bulmak da kolay değildir.

Kur’an kurslarının dahi Allah, Peygamber ve Kur’an’ı sevdirip, dini ve imanı anlatmak gayesi yerine arapça kurslarına dönüşmesi buralardaki umudu da yok etmektedir.

Sonuç; kan gölüne dönen sokaklar, bar kavgaları, trafik canavarları, ateistlik iddiaları, küpeli ve acayip kılıklı insanlar, uyuşturucu ve kumara, alkol ve fuhuşa batmış bir gençlik.

Çözüm Kur’an’dadır

Çözüm; eğitim, terbiye ve örnek olmada yatar. Bu sayılanların hepsi de Kur’an’a mesafeli olmakla hayat bulur ve en başta ailenin kendisinin ve sonra gençlerin Kur’an’a yakınlaşması tedavinin başıdır.

Gerçek Kur’an’da, güzel Kur’an’da, olması gereken Kur’an’dadır.

Çünkü, Kur’an’ı bilmeyen, okumayan, okusa da anlamayan bir anne baba, daha en büyük farzı (anadilde anlayarak, yavaş yavaş Kur’an okumak) yerine getirmediği için tam bir mü’min değildir ve bu nedenle gerekli ve yeterli din eğitimini evlatlarına asla veremez.

Anne ve baba şayet Kur’an’ı doğru şekilde okur, anlar ve rehber edinirse bu durumda bilgileri, inançları ve güvenleri artacak ve moral bulacaklar, sabır ve sebatla evlatlarına daha çok eğileceklerdir.

Evlatlar ise Kur’an mü’mini olma yolundaki anne ve babanın örnek davranışlarına değer verecek, etkilenecek ve maneviyata yakın duracaklardır. Bu sayede anne ve baba dinin sokakta yaşananını değil ama olması gerekenini anlatma imkanına sahip olacak, ekranlardaki dalkavukların dinle alakası olmadığını anlatacak, riya ve münafıklık illetini tanıtacak, algı operasyonları ile kirletilmeye çalışılan İslam’ın tertemiz olduğunu ispat edecektir.

Allah kalpleri İslam için açandır. Aile ve evlatlar Kur’an’a bir kez meylettiğinde devamlı okuma isteği hasıl olacak, gayba ait deliller ahireti mümkün kılacak, Yüce Allah’ın ilim ve kudreti ayetlerden fışkırdıkça evlatlar hatalarından daha çok utanacaktır.

Samimiyet ve itirafla tanıştıran Kur’an, günah işlemeyi değil günahtan tevbe etmemeyi reddeder. Yani ergen işlediği günah ve hatalar nedeniyle asla ümitsiz bırakılmamalı, affa daima mazhar olduğunu anlamalı ve yol yakınken kötülüklerden uzak kalmayı tercih eder hale gelmelidir.

Kur’an, ergene aynı zamanda toplumsal yardımlaşma ve paylaşma kapılarını da açacak, gerçeği gösterecek ve ilahi nizamın sınırlarını tanıtacaktır.

Geceler dolusu, barlar dolusu pisliklerin gence ve insana ve mü’mine yakışmadığı, şeytan işi tuzaklar olduğu anlaşılınca da inşallah birer birer terk edilecektir.

Şeytan ve hileleri

Ergenlerin sorunlarına sebep olan en büyük tehlike muhakkak şeytan ve soyudur. Bu bahis ise derin bir mütalayı hak eder.

Şeytan ahdi gereği insanları Allah aleyhine kışkırtmaya, ilahi nizamı değiştirmeye, yedek ilahlığa soyunmaya, günaha teşvike, aldatmaya ahdetmiştir. İman zırhı insanları koruyan Allah himayesidir. Lakin ergenler gibi henüz iman çizgisine dahil olmamışlar üzerinde şeytanların (insan ve cin) hile ve tuzakalrı gayet etkilidir.

Müşrikler ve münafıklar ordusunun başı, kötülüğün reklam edeni durumundaki şeytanlar Kur’an ayetlerinin TAM AKSİNE hakikati batılla değiştirerek, kulları Allah yolundan döndürmeye gayret ederler. Ergenler bu idrake henüz ulaşamadığından da kanar ve aldanırlar.

İşte aileler ergenlere önce bu tehlikeyi gösterecek, anlatacak ve ikna edecektir.

Tevhidin düşmanı şirk, inkar değil, küfür değil fakat yedek ilahlar var diye aldatmaktır, Allah affeder diye yalan söylemektir, şefaat eden bulunur diye kandırmadır, aracılık yaparım diye yalandan vaadetmektir.

Şirk, şeytanın dinidir ve İslam yerine sokaklarda daha çok hakimdir. Çünkü başta anne babalar olmak üzere toplumun büyük kesimi inatla şirk ve tevhidi tanımamaya adeta yeminlidir ve böyle olunca da şirke batıverirler. Oysa şirk üzere ölmek afsızlığa mahkumdur.

Diğer usuller

Ergenler verilecek şu mesaj gayet etkilidir; güzel, dürüst, yasalara saygılı, namuslu ve ahlaklı yaşamak ahiret ve cennet olmasa da insana bir şey kaybettirmez. Ama varsa ÇOK ŞEY KAZANDIRIR. Ahlaksız ve kötü bir yaşam ise hem bu dünyada hem ahirette (varsa ki vardır) çok şey kaybettirir. O halde doğru olan adam gibi güzel ve düzgün yaşamaktır.

Şeref ve haysiyet gibi değerleri namus ve ahlak kavramıyla tarif etmek, paraya sahip olma mealini çürüteceğinden gayet etkilidir. Parasız ama namuslu fazilet sahipleri övülerek bu değer yüceltilebilir.

Allah’ın rahmet ve merhametinden sadece kafirlerin ümit keseceği hakikati gençlere mutlaka anlatılmalı ve her zaman tevbe kapısının açık olduğu anlatılmalıdır.

Dini hikayeler, kıssalar ve tarihte yaşananlar gençlere mutlaka anlatılmalı, iyi ve kötü örnekler resmedilmelidir.

Rahmet Peygamberinin (sav) hayatı gençlere illaki okutulması, öğretilmesi gerekendir ki İslam’ın doğuşu, vahyin 23 senelik safahatı, Kur’an’ın nuzulü, cihad ve zorluklar anlaşılmadan din ve iman bahsini anlamak mümkün değildir.

Kabir ve hastahane ziyaretleri, akraba ilişkilerine verilen önem, infak ve sadakalar, zekatlar, kurban kesmeye özen göstermeler manası ve mahiyeti açıklanmak şartıyla gayet etkili usullerdir.

Riya ve gösterişin dinde yeri olmadığını anlatmak şarttır.

Hayatın iyilik ve güzellik, aydınlık ve karanlık gibi aksi kutupların muazzam dengesi demek olduğunu anlatmak gençlerde fıtrat inancı yeşertecektir.

Muhakkak en mühim mesele ise Yüce Allah’ın varlığına, ilim ve kudretine dair beden, kainat ve Kur’an’daki ayet ve delilleri gençlere aktarabilmektir ki din ve imanın ilk maddesi Yüce Allah’ın varlığını kabul, kalbi idrak ve imandır.

Herkesin ecelinin kendi kıyameti olduğunu aktarmak kısacık hayat sınavının nihayete ereceğini aktarmak önem arz eder.

Dünya sınavının boşuna yaratılmadığı, servet ve evlatalrın sınav olsun diye verildiği, zenginlikte şükrün, fakirlik ve zorlukta sabır ve sebatın aranan faziletler olduğu gençlere anlatılmalı ve ikna olmaları sağlanmalıdır.

Hurafe ve rivayetlere batmış İslam’ı düze çıkarmak, hak ve hakikat olan İslam’ı yaban otlarından ayırt etmek en başta ana babanın görevidir ki örflere, alışkanlıklara bezenmiş halleri bile dinden temizlemek esas olandır.

Haram ve helal belirleme, din adına hüküm koyma yetkisinin sadece Allah’ta olduğu, dinde zorlama olmayacağı, özgürlüğün istediğini yapma ve istemediğini yapmama demek olduğunu anlatma ailelerin diğer görevleridir.

Dini terim ve kavramların ne demek olduğu, tesbihat ve duaların ne manaya geldiği mutlaka anlatılmalı ve anlaşıldığı kontrol edilmelidir.

Ödül ve ceza metodu devrede olması gerekendir lakin abartıya kaçmamak ve özü kaybetmeden, ödülü ağır tutmak lazım gelendir.

Din bölmek demek olan tarikatleşmenin dinin emri olmadığı, çok zaman menfi örneklerin yaşandığı çok iyi anlatılmalıdır.

Allah’ın ipi durumundaki Kur’an’ı anlayarak okumanın her müslümana farz olduğu gençlere muhakkak anlatılmalıdır.

İmanın en büyük fazilet ve nimet olduğu anlatılmalı ve imanı verenin sadece Allah, imanı bilenin sadece Allah olduğu, bu yüzden takvanın sadece Allah katında bir değer ölçüsü olduğu çok iyi aktarılmalıdır.

Şirk ve çeşitleri karanlık bahtsızlıklara götüren illetlerdir. Bu nedenle tevhid ve şirk mutlaka anlatılmalı ve doğru ve güzel olana yönlendirme yapılmalıdır.

Nefis, kişi ve varlık putları şeklinde cereyan eden şirk belasının modern zamanlarda her şeye akıl yorma ve akıl ile ispat yoksa inanmama şeklinde bir algıya çalıştığı anlatılmalıdır. Bu bahis akıl ve vahiyden teşkil dinin bir yarısının hayatını kurtarmak anlamında önemlidir.

Adalet ve hakkın önemi ve değeri mutlaka anlatılmalı, helalleşme bahsi detaylandırılarak anlatılmalıdır.

Ana baba ve akrabaya yardımın önemi vurgulanmalı ancak ana babanın dahi adaletten, imandan uzaklaştığında ve şirki emrettiğinde terk edilmesi gerektiği anlatılmalıdır.

Gaybın ve ruhun bilgisinin sadece Allah’ta olduğu, ruh çağırma seanslarının komedi, gerçek dahi olsa cinlerin oyunu, ruhun ise Allah’tan bir parça olduğu gençlere öğretilmelidir.

Şeytan işi pislikler çok iyi anlatılmalı ve nedeni açıklanmalıdır.

Kader mevzu en çok akıl karıştıran konulardandır. Bu bahiste ise gençlere kaderin yazılmış ve bitmiş bir rota olmadığı, temel taşlar belirlense de rotanın değişebileceği, insanın hür iradesiyle yapacağı tercihlere göre akibete mahkum edileceği anlatılmalı, Allah’ın sonu bilmesinin ama bizim bilmiyor olmamızın sınavın adaletini bozmayacağı ifade edilmeli, dua, sabır, şükür, tevbe övülmelidir.

Kader meselesinde çok derinleşmenin ve konuşmanın uygun olmayacağı da gençklere aktarılması gerekenlerdendir.

Allah’a teslim olmanın, imanın hem Allah’ı sevmek, hem Allah’tan korkmak ve hem de Allah’a güvenmek demek olduğu çok iyi anlatılmalıdır.

Müslümanın kelime manasının “Allah’a teslim olan” ve mü’minin “iman eden olduğu öğretilmelidir ki bunun sonucu her mü’min müslümandır ama her müslüman mü’min değildir izahıdır. Buradan çıkacak nota sokaklardaki yanlışların mü’minlere mal edilmemesi gereğidir.

Nihayet;

Gençler örnek alan, sorgulayan ve akidesi henüz tam oturmamış olanlardır. Sabır ve sevgiyle, ödülle, ikna ederek, abartmadan, zorlamadan anlatarak, Kur’an okumayı sevdirerek gençleri kurtarmak her zaman mümkündür.

Gençler dine ısındırılması gerekenlerdir.

İman, ibadet ve İslam’ın abdestidir.

İmanı veren ve nefisleri temizleyen sadece Allah’tır. Bu, duayı, ibadeti, şükrü ve sabrı gerektirir.

Nefsin terbiyesi gençlere verilmesi gereken ilk eğitim ve nasihatlerdendir.

Modern zaman alışkanlıklarını doğru tercüme etmek gereği, yapılmaya çalışılanları, olan ve olması gerekenelri izah etmek ana babanın başlıca görevidir.

Münafıklık ve riya tutkunu müşrikleri deşifre etmek ana babanın görevidir.

Şeytan ve soyuna karşı dik durmak, sadece iyilik yapmakla kalmayıp, aynı zamanda ve daha çok kötülükle mücadele etmek gereği gençlere anlatılması gerekenlerdir.

Ana ve baba önce kendisini düzeltmek mecburiyetinde olandır.

Mü’minler örnek olanlar, haset değil fakat gıpta edenlerdir.

İslam, kişiler, zamanlar, coğrafyalar dini değil İLKELER, EVRENSELLİK VE HAKİKAT DİNİDİR.

Yalan ve iftiraya bulaşmak gibi ahlaksız ve dine aykırı halleri gençlere ankarmak büyük vazifedir.

Haram ve günahtan korkulması gereğini aktarmak, vebali anlatmak ana baanın diğer görevleridir.

Diğer din ve kitapların Allah katından olduğu ancak insanın kirli ellriyle tahrif edildiklerinden muteberliklerinin kalmadığı hakikati çok iyi anlatılmalıdır.

Sonuç;

Ergenlerin sokaktaki bataklıklardan iman deryalarına çekilmesi elbette kolay değildir. Lakin teslim olmak ve vazgeçmek yoktur.

Anne ve babalar ısrarla, takip ve kontrolle dik durmak ve teslim olmamak mecburiyetindedir.

Rehber ve kaynak Kur’an’dır.

Allah niyet ve amelleri ödüllendirecek, işleri kolaylaştıracak, kalpleri İslam’a açacak olandır.

Allah dileyene azgınlık, dileyene hidayet nasip edendir.

Sapmış, haddi aşmış evlatların vebalinin bir bölümü de anne ve babanındır.

terbiye, bir babanın vereceği en büyük mirastır.

İman, sahip olunması ve yaşatılması gereken en büyük nimettir.

Hz. Peygamber, hayatı, daveti ve Kur’an ahlakıyla en güzel örnektir.

Ergenler soruna değil ferahlık ve refaha ermesi gereken gelecektir.

Esenlik ve kurtuluş İslam’dadır.

Herkesin eceli kendi kıyametidir.

Mü’minler kendisine bakılarak örnek alınası kimselerdir.

Akibet, muttakilerindir.

İslam, hurafeler, örfler, ölüler, evliyalar, sahte peygamberler, rivayetler dini değil hakikat ve mana dinidir, ilkeler dinidir.

Rabbim, evlatlarımızı, geleceğimizi imanlı kullara nasip etsin, bizleri karanlıklara mahkum etmesin. Amin!

Bu yazıyı okudunuz mu?

Din ve Fıtrat

Allah’ın tek dini ama iki din tarifi, insanın tek doğru ama iki yaşam şekli vardır. ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir