Anasayfa / ŞİRK VE KÜFÜR / STALİN’İN TAVUĞU
imanilmihali.com
STALİN’İN TAVUĞU

STALİN’İN TAVUĞU

STALİN’İN TAVUĞU

Hikaye şöyle; Stalin bir gün komünist parti ileri gelenleri ile yemektedir. Bir süre sonra çatalı ile bardağa vurarak söz ister ve ileri gelen asker ve politikacılara şu soruyu sorar; “Bana şu sorunun cevabını kim verecek? Halkın yönetime kayıtsız şartsız itaat etmesi ve liderin her dediğini onaylaması nasıl sağlanabilir?”

Asker ve politikacılar sırayla fikirlerini söyler. Kimi şiddetten, kimi açlıktan, kimi hoşgörü ve güler yüzden, kimi paradan dem vurur. Stalin hiçbirini beğenmez ve kapıda nöbet bekleyen askere kendisine canlı bir tavuk getirmesini emreder. Şaşkın bakışlar altında, asker tavuğu getirir ve Stalin tavuğun hem de canlı canlı tüylerini bir bir yolmaya başlar. Can acısıyla kurtulmak isteyen tavuk doğal olarak kaçamaz ve acılar içinde kıvranır. Masadakilerin bakışları altında Stalin tavuğu yere salar ve masadakilere şöyle seslenir; “Şimdi bu tavuğu iyi izleyin!” diye emreder.

Zavallı tavuk acı ile azaptan kurtulmak için önce dışarıya çıkmaya çalışır ama soğuk tüysüz bedenini ısırırnca, geri döner. Ateşin yandığı şömineye yaklaşır ama bu kezde yanar. Duvarlara yanaşır, derisi kanamaya başlar. Çaresiz ve korkuyla o zalim adamın sandalyesi altına, bacakları arasına girer ve saklanır. Bu kez Stalin cebinden bir miktar mısır, darı türü birşeyler çıkarır ve hayvanın yemesi için önüne teker teker koyar. Tavuk içgüdüsel olarak yemleri yemeğe başlar ve bir süre sonra Stalin odanın neresine giderse gitsin peşinden takip eder ve yanıbaşından hiç ayrılmaz.

Stalin salondaki asker ve sivil şahıslara dönerek; “Gördünüz mü? Halk dediğiniz bir tavuk gibidir. Tüylerini yolup serbest bıraktığınızda, korku ve çaresizlikle bir avuç yemle yönetilirler. Size sığınmak ve yaranmak zorunda kalırlar.” der.

Bu hunharca dizgilenmiş örnek, din bahsinde tevhide ve tüm insanlığa yapılmaya çalışılanların tipik bir özetidir. Az sonra açıklayacağımız gibi şeytanın ve askerlerinin tüm oyun ve gayreti, kendisine köle ve sadık uşaklar oluşturarak, asıl nimeti bahşeden Yüce Allah’ı unutturmak ve kendisine bir ahmaklar ordusu oluşturmaktır.

Korku ve azap bedenle ve nihayet beyinle alakalıdır. İnsan gelecekten, belirsizlikten, yok olmaktan, aç kalmaktan, elindekini yitirmekten korkar. Bu sayılanların tümü maalesef dünyevi acılar ve korkulardır. Oysa asıl korkulması gereken ahiret kaygısı, sorgusu, acısı ve endişesidir. İblisin ilk gayesi sanal acı ve azaplar üreterek insanları korku denince can ve acıyı düşünür hale getirmek ve ahireti unutturup yaşamı bu dünya ile sınırlı kılmak, en azından bu dünyadaki korkuları ahiret korkusunun üstüne çıkarmaktır.

Bu elem ve acıya muhatap kalan halk ise tüm çektiklerine rağmen kurtuluş ümidini ararken panik, telaş ve tereddüt yaşayacak, denize düşen yılana sarılır yanlış atasözü gibi o zalimlere muhtaç olduğunu farz ederek, merhamet dilenecektir. O zalimlerce sunulan beşeri galibiyetler ile insanlar artık acı ve açlık çekmeyeceklerini düşünerek bundan sonra da bu kazanılmış hakkı kaybetmek istemeyecekler, dahası bunun savunucusu olacaklar ve hatta hatta bu esaretten kurtulmak ümidindeki diğer tavukları da çeşitli suçlamalarla toplum dışına itecek ve haksız göstereceklerdir.

Oysa insanlık ve tevhid dostlarının ilk gayesi uysal bir tavuk olmak değil, cehalet ve kötülüğe karşı bir kaplan olmaktır. Dahası ne kadar acı çekilirse çekilsin ve ne kadar büyük bedeller ödenirse ödensin bunların tamamı hatta can bile bu fani hayata ait geçici şeylerdir. Dahası bu acıdan kurtulmak ve özgürlüğe kavuşmak gayesi önemli ve gereklidir. Kaçıp kurtulmayı düşünmeyenler mankurttur ve zaten benlik ve varlıkları başkasınca kullanılmakta olduğundan da şahsiyetleri sıfırlanmıştır.

Soğuk, ateş, yara, acı gibi özgürlük ve kurtuluş adına verilecek kayıplar, çekilecek acılar güzel neticelere yol açacağı için çok büyük değildir ve katlanılması gerekir. Kaldı ki sabır insanın en büyük kabiliyetlerindendir ve tevekküle yol açar.

Tavuğun halini elbet bir gören ve bilen vardır. Bu haldeyken ve Allah mazlumun yanındayken o tavuğun yani insanlığın kurtuluşu gaddar sahibinde araması hayrete şayandır. Yukarıdaki örneğin Müslüman olmayan, tevhid nuru taşımayan birilerince anlatılmış ve bilinci zayıf bir tavuk tarafından sergilenmiş olması hikayenin çarpıklığını zaten göstermektedir.

Çünkü hiçbir Müslüman yani Allah’a teslim olan hiçbir kul zalime köle olmaz ve canı pahasına kaçıp kurtulmayı diler. Tavuk örneğinin insanlığa örnek gösterilmesi ise akıl yoksunu, şuursuz bir toplumu ifade eder ki bu daha ziyade tahrif edilmiş kitaplara biat etmeye devam eden gayri müslimler ve semavi dinlerin hiçbirine tabi olmayan ateistler için geçerlidir. İnsan, insanlık ve özellikle İslam alemi akıllı, ruhlu, şuurlu ve dirayetlidir. Dahası önlerinde Kur’an ve rahmet Peygamberi vardır ki kalpleri fıtrattan itibaren doğruluk ve mertlikle yoğrulmuştur.

Lakin zulmü sergileyen için tavuğun cinsi, ırkı, dini, tebası hiç önemli değildir ve o kayıtsız şartsız bir itaat arzulamaktadır. Adalete, merhamet ve sevgiye, hakkaniyete dayanmayan bu tek taraflı itaat isteğini bedelini elbet tavuklar ödeyecektir.

İtaat eden tavuklar ise bu dünyada mevzi kazançlar sağlasa bile Allah rızasına aksi hareket ettikleri için kaybedenlerden olacak ve ahireti, cennetleri tümden kaybedecektir.

Olması gereken; tüm acı ve zulümlere, cahiliye dönemindeki işkencelere bile dayanmak, sabretmek, karşı koymak, tavuk gibi pısmak değil kaplan gibi onun üzerine atlamaktır. Bu mümkün değilse bile özgürlük ve hak yolunda mücadele etmek ve bir an önce kendine gelmektir. Dahası nimeti, rızkı, şifayı, esenliği veren sadece Allah’tır ve tevekkül tevhidin önemli bir parçasıdır. Böyleyken rızkı köpekler gibi sahibinden değil kediler gibi Rab’binden bilmek olması gerekendir.

Yukarıdaki örneği vermemizdeki asıl gaye ise bir sonraki yazımıza alt yapı oluşturmak ve akıllara basit bir öykü ile şeytanın, askerlerinin ve siyonizmin tüm insanlığa ve özellikle Türk’lüğe ve İslam’a yapmaya çalıştıklarına mizahi bir yorum getirmek içindir.

Yüce Allah bizleri şirke, zulme mahkum olan tavuklar değil kötülükle cihad eden kaplanlardan eylesin. Amin!

Bu yazıyı okudunuz mu?

şirk

Dine yalan söyletmek – En büyük şirk

Dine yalan söyletmek – En büyük şirk Dine yalan söyletmek, küfür ve şirk cephesinin en ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir