Anasayfa / KUR'AN-I KERİM / Karşılaştırmalı Kur'an Mealleri / Şuara suresi – Karşılaştırmalı meal
imanilmihali.com
Karşılaştırmalı Kur'an Mealleri

Şuara suresi – Karşılaştırmalı meal

Şuara suresi – Karşılaştırmalı meal

Karşılaştırmalı Kur’an Mealleri

ŞUARA SURESİ

Ali Bulaç Rahman ve Rahim Olan Allah`ın Adıyla
Diyanet Vakfı Rahmân ve Rahîm (olan) Allah’ın adıyla.
Elmalılı Hamdi Yazır Bismillahirrahmanirrrahim
Süleyman Ateş Rahman ve Rahim Allah’ın adıyla..
Yaşar Nuri Öztürk Rahman ve Rahim Allah’ın adıyla…
Ali Bulaç 1- Ta, Sin, Mim.
Diyanet Vakfı 1. Tâ. Sîn. Mîm.
Elmalılı Hamdi Yazır 1-Ta, Sin, Mim.
Süleyman Ateş 1. Ta sin mim.
Yaşar Nuri Öztürk 1 Tâ, Sîn, Mîm.
Ali Bulaç 2- Bunlar, apaçık olan Kitabın ayetleridir.
Diyanet Vakfı 2. Bunlar, apaçık Kitab’ın âyetleridir.
Elmalılı Hamdi Yazır 2-Bunlar sana o apaçık Kitab’ın ayetleridir!
Süleyman Ateş 2. Şunlar o apaçık Kitabın ayetleridir.
Yaşar Nuri Öztürk 2 İşte sana gerçeği apaçık gösteren Kitap’ın ayetleri…
Ali Bulaç 3- Onlar mü’min olmayacaklar diye neredeyse kendini kahredeceksin (öyle mi?)
Diyanet Vakfı 3. (Resûlüm!) Onlar iman etmiyorlar diye neredeyse kendine kıyacaksın!
Elmalılı Hamdi Yazır 3-Onlar iman etmeyecekler diye, neredeyse sen kendine kıyacaksın.
Süleyman Ateş 3. Herhalde sen, inanmıyorlar diye neredeyse kendini helak edeceksin!
Yaşar Nuri Öztürk 3 Onlar iman etmiyorlar diye kendini üzüntüden tüketir gibisin.
Ali Bulaç 4- Dilersek, onların üzerine gökten bir ayet (mucize) indiririz de, ona boyunları eğilmiş kalıverir.
Diyanet Vakfı 4. Biz dilesek, onların üzerine gökten bir mucize indiririz de, ona boyunları eğilip kalır.
Elmalılı Hamdi Yazır 4-Dilersek üzerlerine gökten bir ayet (mucize) indiriveririz de ona boyunları eğile kalır.
Süleyman Ateş 4. Dilesek onların üzerine gökten bir mu’cize indiririz de boyunları ona eğilir (inanırlar).
Yaşar Nuri Öztürk 4 Eğer istersek gökten üzerlerine bir mucize indiririz de boyunları onun önünde perişanlıkla eğilip kalır.
Ali Bulaç 5- Onlara Rahman (olan Allah) dan yeni bir uyarı gelmeyiversin, hiç tartışmasız ondan yüz çevirirler.
Diyanet Vakfı 5. Kendilerine, o çok esirgeyici Allah’tan hiçbir yeni öğüt gelmez ki, ondan yüz çevirmesinler.
Elmalılı Hamdi Yazır 5-Bununla beraber Rahman’dan kendilerine yeni bir öğüt gelmiyor ki, ondan yüz çevirmiş olmasınlar.
Süleyman Ateş 5. Rahman’dan onlara hiçbir yeni Zikir (uyarı) gelmez ki, mutlaka ondan yüz çevirici olmasınlar.
Yaşar Nuri Öztürk 5 O Rahman’dan kendilerine söze bürünmüş yeni bir hatırlatma gelmeye dursun, ondan mutlaka yüz çevirirler.
Ali Bulaç 6- Gerçekten yalanladılar; fakat alay konusu yaptıkları şeyin haberi kendilerine pek yakında gelecektir.
Diyanet Vakfı 6. Üstelik (ona) “yalandır” derler; fakat alay edip durdukları şeylerin haberleri yakında onlara gelecektir.
Elmalılı Hamdi Yazır 6-Evet, yalanlamaktalar; fakat onlara alay edip durdukları şeyin dehşet veren haberleri gelecektir.
Süleyman Ateş 6. Yalanladılar ama, alay edip durdukları şeyin haberleri, yakında kendilerine gelecektir.
Yaşar Nuri Öztürk 6 Yemin olsun, yalanladılar ama yakında gelecektir onlara alaya alıp durdukları şeyin haberleri.
Ali Bulaç 7- Yeryüzünde bir bakmadılar mı ki, biz onda her güzel (kerim) çiftten nice ürünler bitirdik.
Diyanet Vakfı 7. Yeryüzüne bir bakmazlar mı! Orada her güzel çiftten nice bitkiler yetiştirdik.
Elmalılı Hamdi Yazır 7-Yeryüzüne bir bakmadılar mı? Biz onda her güzel çiftten nice bitkiler bitirmişiz.
Süleyman Ateş 7. Yere bakmadılar mı orada her çeşit güzel çifti bitirmişiz?
Yaşar Nuri Öztürk 7 Bakmadılar mı yere, neler fışkırtmışız onda cömert ve bereketli her çiftten.
Ali Bulaç 8- Şüphesiz, bunda bir ayet vardır; ancak onların çoğu mü’min değildirler.
Diyanet Vakfı 8. Şüphesiz bunlarda (Allah’ın kudretine) bir nişâne vardır; ama çoğu iman etmezler.
Elmalılı Hamdi Yazır 8-Şüphesiz ki, bunda mutlak bir ibret vardır; ama çoğu iman etmedi.
Süleyman Ateş 8. Şüphesiz bunda bir ibret vardır, ama yine çokları inanıcı değillerdir.
Yaşar Nuri Öztürk 8 Bunda elbette bir mucize var, fakat onların çoğu mümin değiller.
Ali Bulaç 9- Şüphesiz, senin Rabbin, gerçekten O, üstün ve güçlüdür, merhamet sahibidir.
Diyanet Vakfı 9. Şüphe yok ki Rabbin, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir.
Elmalılı Hamdi Yazır 9-Şüphesiz ki, Rabbin, gerçekten güçlü, çok merhametlidir.
Süleyman Ateş 9. Şüphesiz Rabbin, işte üstün O’dur merhamet eden O’dur.
Yaşar Nuri Öztürk 9 Ve hiç kuşku yok, senin Rabbin gerçekten mutlak Azîz, mutlak Rahîm’dir.
Ali Bulaç 10- Hani Rabbin, Musa’ya seslenmişti: ‘Zulmetmekte olan kavme git;’
Diyanet Vakfı 10. Hani Rabbin Musa’ya: O zalimler güruhuna, Firavun’un kavmine git. Hâla (başlarına gelecekten) sakınmayacaklar mı onlar? diye seslenmişti.
Elmalılı Hamdi Yazır 10-Bir vakit Rabbin Musa’ya şöyle seslendi: “Git o zalim kavme!”
Süleyman Ateş 10. Rabbin Musa’ya seslendi: “O zalim kavme git!”
Yaşar Nuri Öztürk 10 Rabbinin Mûsa’ya, “Zulüm sergileyenler topluluğuna git” diye seslenişini hatırla.
Ali Bulaç 11- Firavun’un kavmine, hâlâ sakınmıyorlar mı?’
Diyanet Vakfı 11. Hani Rabbin Musa’ya: O zalimler güruhuna, Firavun’un kavmine git. Hâla (başlarına gelecekten) sakınmayacaklar mı onlar? diye seslenmişti.
Elmalılı Hamdi Yazır 11-“Firavun kavmine, artık sakınmayacaklar mı!”
Süleyman Ateş 11. Fir’avn’ın kavmine. Onlar (kötülüklerden) korunmayacaklar mı?
Yaşar Nuri Öztürk 11 “Firavun’un toplumuna git! Hâlâ sakınmayacaklar mı?”
Ali Bulaç 12- Dedi ki: ‘Rabbim, gerçekten beni yalanlamalarından korkuyorum.’
Diyanet Vakfı 12. Musa şöyle dedi: Rabbim! Doğrusu, beni yalancılıkla suçlamalarından korkuyorum.
Elmalılı Hamdi Yazır 12-(Musa) dedi ki:”Ya Rab, doğrusu korkarım ki, beni yalanlarlar;
Süleyman Ateş 12. (Musa): “Rabbim, dedi, ben, onların beni yalanlayacaklarından korkuyorum.”
Yaşar Nuri Öztürk 12 Demişti ki Mûsa: “Rabbim, doğrusu ben, beni yalanlamalarından korkuyorum.”
Ali Bulaç 13- ‘Göğsüm sıkışıyor, dilim dönmüyor; bundan dolayı Harun’a da (elçilik görevini bildirmesi için Cibril’i) gönder.’
Diyanet Vakfı 13. (Bu durumda) içim daralır, dilim dönmez; onun için Harun’a da elçilik ver.
Elmalılı Hamdi Yazır 13-ve göğsüm daralır, dilim açılmaz, onun için Harun’a da peygamberlik ver!
Süleyman Ateş 13. Göğsüm daralıyor, dilim açılmıyor (tutukluk yapıyor), onun için Harun’a da elçilik ver.”
Yaşar Nuri Öztürk 13 “Göğsüm daralıyor, dilim açılmıyor. Görev emrini Hârun’a gönder.”
Ali Bulaç 14- ‘Üstelik, onların bana karşı (davasını savunacakları bir cinayet) suçu(m) var; bundan dolayı beni öldürmelerinden korkuyorum.’
Diyanet Vakfı 14. Onların bana isnad ettikleri bir suç da var. Bundan ötürü beni öldürmelerinden korkuyorum.
Elmalılı Hamdi Yazır 14-Bir de onlara karşı suçluyum; ondan dolayı beni öldürürler diye korkarım.
Süleyman Ateş 14. Hem benim üzerimde onlara karşı işlediğim bir günah da var (onlardan bir adam öldürmüştüm); onların beni öldürmelerinden korkuyorum.
Yaşar Nuri Öztürk 14 “Hem, benim üzerimde onlar aleyhine işlenmiş bir suç var; bu yüzden beni öldürmelerinden korkuyorum.”
Ali Bulaç 15- (Allah:) ‘Hayır,’ dedi. ‘İkiniz de ayetlerimle gidin, şüphesiz sizinle birlikteyiz (ve) işitmekteyiz.’
Diyanet Vakfı 15. Allah buyurdu: Hayır (seni asla öldüremezler)! İkiniz mucizelerimizle gidin. Şüphesiz ki, biz sizinle beraberiz, (her şeyi) işitmekteyiz.
Elmalılı Hamdi Yazır 15-(Allah) “Hayır” (endişe etme), “haydi ikiniz ayetlerimizle gidin; muhakkak Biz sizinle beraberiz (olup bitenleri) dinliyoruz,
Süleyman Ateş 15. (Allah): “Hayır, dedi, ikiniz de ayetlerimizle gidin, biz sizinle beraberiz, (aranızda geçecekleri) dinliyoruz.”
Yaşar Nuri Öztürk 15 “Hayır, olmaz!” dediler. “Ayetlerimizi götürün. Biz sizinleyiz, herşeyi dinlemekteyiz.”
Ali Bulaç 16- ‘Gecikmeksizin Firavun’a giderek deyin ki: Gerçekten biz, alemlerin Rabbi’nin elçisiyiz,’
Diyanet Vakfı 16. Haydi Firavun’a gidip deyin ki: Gerçekten biz, âlemlerin Rabbi’nin elçisiyiz;
Elmalılı Hamdi Yazır 16-haydin Firavun’a varın da deyin ki: “İnan ki biz alemlerin Rabbinin elçisiyiz;
Süleyman Ateş 16. Fir’avn’e giderek deyin ki: Biz alemlerin Rabbinin elçisiyiz.”
Yaşar Nuri Öztürk 16 “Hemen Firavun’a gidin, şöyle deyin: ‘Âlemlerin Rabbi’nin resulleriyiz biz.”
Ali Bulaç 17- ‘İsrailoğullarını bizimle birlikte göndermen için (sana geldik).’
Diyanet Vakfı 17. İsrailoğullarını bizimle beraber gönder.
Elmalılı Hamdi Yazır 17-İsrail oğullarını bizimle beraber salıver.”
Süleyman Ateş 17. İsrail oğullarını bizimle beraber gönder.
Yaşar Nuri Öztürk 17 “İsrailoğullarını bizimle birlikte gönder.”
Ali Bulaç 18- (Gittiler ve Firavun:) Dedi ki: ‘Biz seni içimizde daha çocukken yetiştirip büyütmedik mi? Sen ömrünün nice yıllarını aramızda geçirmedin mi?’
Diyanet Vakfı 18. (Kendisine Allah’ın emri tebliğ edilince Firavun) dedi ki: Biz seni çocukken himayemize alıp büyütmedik mi? Hayatının birçok yıllarını aramızda geçirmedin mi?
Elmalılı Hamdi Yazır 18-(Firavun) dedi ki: “A! Biz seni çocukken bizde büyütmedik mi? ömrünün bir çok yıllarını aramızda geçirdin;
Süleyman Ateş 18. (Gittiler, Allah’ın emrini duyurdular. Fir’avn) Dedi ki: “Biz seni, içimizden bir çocuk olarak yetiştirmedik mi? Ömründe nice yıllar aramızda kalmadın mı?”
Yaşar Nuri Öztürk 18 Firavun dedi: “Biz seni aramızda, bir çocuk olarak koruyup beslemedik mi? Ömrünün nice yıllarını aramızda geçirdin.”
Ali Bulaç 19- ‘Ve yapacağın işi (cinayeti) de işledin; sen nankörlerdensin.’
Diyanet Vakfı 19. Sonunda o yaptığın (kötü) işi de yaptın. Sen nankörün birisin!
Elmalılı Hamdi Yazır 19-hem de o yaptığın (kötü) işi yaptın; o halde sen o nankör kafirlerdensin!”
Süleyman Ateş 19. Ve sonunda o yaptığını da yaptın, sen nankörlerden birisin.
Yaşar Nuri Öztürk 19 “Ve sonunda o yaptığını da yaptın. Nankörlerden birisin sen.”
Ali Bulaç 20- (Musa) Dedi ki: ‘Ben onu yaptığım zaman şaşkınlardandım.’
Diyanet Vakfı 20. Musa: Ben, dedi, o işi o anda sonunun ne olacağını bilmeyerek yaptım.
Elmalılı Hamdi Yazır 20-(Musa) dedi ki: “O işi o zaman yaptım, şaşkınlardandım.
Süleyman Ateş 20. (Musa): “Onu yaptığım zaman sapıklardan idim” dedi.
Yaşar Nuri Öztürk 20 Mûsa dedi: “Onu yaptığım zaman şaşkınlardandım.”
Ali Bulaç 21- ‘Sizden korkunca da hemen aranızdan kaçtım; sonra Rabbim bana hüküm (ve hikmet) verdi ve beni gönderilen (elçilerden) kıldı.’
Diyanet Vakfı 21. Sizden korkunca da hemen aranızdan kaçtım. Sonra Rabbim bana hikmet bahşetti ve beni peygamberlerden kıldı.
Elmalılı Hamdi Yazır 21-Sizden korkunca da aranızdan kaçtım; derken Rabbim bana hüküm lütfetti ve beni peygamberlerden kıldı.
Süleyman Ateş 21. Sizden korkunca aranızdan kaçtım, sonra Rabbim bana hükümdarlık verdi ve beni elçilerden yaptı
Yaşar Nuri Öztürk 21 “Sizden korkunca aranızdan kaçtım. Daha sonra Rabbim bana hükmetme gücü bağışladı ve beni peygamberlerden biri yaptı.”
Ali Bulaç 22- ‘Bana karşı lütuf-dediğin nimet de, İsrailoğullarını köle kılmandan dolayıdır.’
Diyanet Vakfı 22. O nimet diye başıma kaktığın ise, (aslında) İsrailoğullarını kendine kul köle etmendir.
Elmalılı Hamdi Yazır 22-O başıma kaktığın nimet de İsrail oğullarını kul köle edinmiş olmandır!”
Süleyman Ateş 22. O başıma kaktığın ni’met de İsrail oğullarını köle yapman(yüzünden)dir. (Onları köle diye kullanıp erkek çocuklarını kesmeseydin, senin eline düşmezdim)
Yaşar Nuri Öztürk 22 “O başıma kaktığın nimet, İsrailoğullarını köle yapmana karşılıktı.”
Ali Bulaç 23- Firavun dedi ki: ‘Alemlerin Rabbi nedir?’
Diyanet Vakfı 23. Firavun şöyle dedi: Âlemlerin Rabbi dediğin de nedir?
Elmalılı Hamdi Yazır 23-Firavun: “Alemlerin Rabbi de ne demek?” dedi.
Süleyman Ateş 23. Fir’avn dedi ki: “(Ey Musa) alemlerin Rabbi nedir?”
Yaşar Nuri Öztürk 23 Firavun dedi: “Peki, âlemlerin Rabbi kim?”
Ali Bulaç 24- Dedi ki: ‘Göklerin, yerin ve bu ikisi arasında olan her şeyin Rabbidir. Eğer ‘kesin bilgiyle inanıyorsanız’ (böyledir).’
Diyanet Vakfı 24. Musa cevap verdi: Eğer işin gerçeğini düşünüp anlayan kişiler olsanız, (itiraf edersiniz ki) O, göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunan her şeyin Rabbidir.
Elmalılı Hamdi Yazır 24-(Musa): “O, göklerin, yerin ve ikisi arasındaki herşeyin Rabbidir; eğer gerçeği kesin olarak görüyorsanız.”dedi.
Süleyman Ateş 24. (Musa): “Göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunan her şeyin Rabbidir. Eğer gerçekten inanan kimseler iseniz (bunu anlarsınız),” dedi.
Yaşar Nuri Öztürk 24 Dedi: “Göklerin, yerin ve bunlar arasındakilerin Rabbi. Eğer iyice anlayıp inanıyorsanız.”
Ali Bulaç 25- Çevresindekilere dedi ki: ‘İşitiyor musunuz?’
Diyanet Vakfı 25. (Firavun) etrafında bulunanlara: İşitiyor musunuz? dedi.
Elmalılı Hamdi Yazır 25-(Firavun) etrafındakilere: “Dinlemez misiniz?” dedi.
Süleyman Ateş 25. (Fir’avn): Çevresinde bulunanlara: “İşitiyor musunuz?” dedi.
Yaşar Nuri Öztürk 25 Firavun, çevresindekilere dedi: “Duyuyor musunuz?”
Ali Bulaç 26- (Musa:) Dedi ki: ‘O sizin de Rabbiniz, geçmişteki atalarınızın da Rabbidir.’
Diyanet Vakfı 26. Musa dedi ki: O, sizin de Rabbiniz, daha önceki atalarınızın da Rabbidir.
Elmalılı Hamdi Yazır 26-(Musa): “O, sizin Rabbiniz ve daha önceki atalarınızın Rabbidir dedi.
Süleyman Ateş 26. (Musa): “O sizin de Rabbiniz, önceki atalarınızın da Rabbidir” dedi.
Yaşar Nuri Öztürk 26 Mûsa dedi: “O hem sizin Rabbinizdir hem de önceki atalarınızın Rabbidir.”
Ali Bulaç 27- (Firavun) Dedi ki: ‘Şüphesiz size gönderilmiş bulunan elçiniz, gerçekten bir delidir.’
Diyanet Vakfı 27. Firavun: Size gönderilen bu elçiniz mutlaka delidir, dedi.
Elmalılı Hamdi Yazır 27-(Firavun): “Size gönderilen elçiniz mutlaka delidir.” dedi.
Süleyman Ateş 27. (Fir’avn): “Size gönderilen bu elçiniz mutlaka delidir” dedi.
Yaşar Nuri Öztürk 27 Firavun dedi: “Şu size gönderilmiş bulunan resulünüz gerçekten tam bir deli.”
Ali Bulaç 28- ‘Eğer aklınızı kullanabiliyorsanız, O, doğunun da, batının da ve bunlar arasında olan her şeyin Rabbidir’ dedi (Musa).
Diyanet Vakfı 28. Musa devamla şunu söyledi: Şayet aklınızı kullansanız (anlarsınız ki), O, doğunun, batının ve ikisinin arasında bulunanların Rabbidir.
Elmalılı Hamdi Yazır 28-(Musa): “O, doğunun, batının ve bunların arasındaki herşeyin Rabbidir, eğer düşünüyorsanız.” dedi.
Süleyman Ateş 28. (Musa): “Eğer düşünürseniz O, doğunun batının ve bunlar arasında bulunanların da Rabbidir” dedi.
Yaşar Nuri Öztürk 28 Mûsa dedi: “Eğer aklınızı işletirseniz O, doğunun, batının ve bunlar arasındakilerin de Rabbidir.”
Ali Bulaç 29- (Firavun) dedi ki: ‘Andolsun, benim dışımda bir ilah edinecek olursan, seni mutlaka hapse atacağım.’
Diyanet Vakfı 29. Firavun: Benden başkasını tanrı edinirsen, andolsun ki seni zindanlıklardan ederim! dedi.
Elmalılı Hamdi Yazır 29-(Firavun): “Andolsun ki, eğer benden başkasını tanrı edinirsen, seni kesinlikle zindana kapatılmışlardan ederim?” dedi.
Süleyman Ateş 29. (Fir’avn ey Musa): “Andolsun ki benden başka tanrı edinirsen, seni mutlaka zindana atılanlardan yapacağım” dedi.
Yaşar Nuri Öztürk 29 Dedi: “Benden başka ilah edinirsen, yemin olsun seni zındanlıklar arasına atarım.”
Ali Bulaç 30- (Musa) Dedi ki: ‘Sana apaçık bir şey getirmiş olsam da mı?’
Diyanet Vakfı 30. Musa: Sana apaçık bir şey getirmiş olsam da mı? dedi.
Elmalılı Hamdi Yazır 30-(Musa Firavun’a): “Sana apaçık bir şey (delil) getirdimse de mi?” dedi.
Süleyman Ateş 30. (Musa, peki): “Sana (doğruluğumu) kanıtlayan apaçık bir şey getirmiş olsam da mı?” dedi.
Yaşar Nuri Öztürk 30 Mûsa dedi: “Ya sana gerçeği gösteren birşey getirmişsem!”
Ali Bulaç 31- (Firavun) Dedi ki: ‘Eğer doğru söylüyorsan, onu getir.’
Diyanet Vakfı 31. Firavun: Doğru söyleyenlerden isen, haydi getir onu! diye karşılık verdi.
Elmalılı Hamdi Yazır 31-(Firavun): “Haydi onu getir bakayım, doğrulardan isen” dedi.
Süleyman Ateş 31. (Fir’avn): “Eğer doğrulardansan onu getir (bakalım),” dedi.
Yaşar Nuri Öztürk 31 Dedi: “Hadi getir onu ortaya, eğer doğru sözlülerden isen!”
Ali Bulaç 32- Bunun üzerine asasını bırakıverdi, bir de (ne görsünler) o, açıkça bir ejderha oluverdi.
Diyanet Vakfı 32. Bunun üzerine Musa asâsını atıverdi; bir de ne görsünler, asâ apaçık koca bir yılan (oluvermiş)!
Elmalılı Hamdi Yazır 32-Bunun üzerine (Musa) asasını bırakıverdi; apaçık bir ejderha oluverdi;
Süleyman Ateş 32. (Musa), asasını attı, bir de (baktılar ki) o apaçık bir ejderha!
Yaşar Nuri Öztürk 32 O da asasını attı. Bir de ne görsünler, asa korkunç bir ejderha oluvermiş.
Ali Bulaç 33- Elini de çekip çıkardı, bir de (ne görsün) o, bakanlar için ‘parlayıp aydınlanıvermiş’.
Diyanet Vakfı 33. Elini de (koynundan) çıkardı; o da seyredenlere bembeyaz görünen (nur saçan bir şey oluvermiş)!
Elmalılı Hamdi Yazır 33-bir de elini (koynundan) çekti çıkardı, o da bakanlara bembeyaz oluverdi.
Süleyman Ateş 33. Elini (koltuğunun altından) çıkardı; o da, bakanlara parıl parıl parlayan bir şey oluverdi.
Yaşar Nuri Öztürk 33 Elini çıkardı, o da anında seyredenler önünde bembeyaz kesildi.
Ali Bulaç 34- (Firavun,) Çevresindeki önde gelenlere: ‘Bu” dedi, ‘Doğrusu çok bilen bir büyücüdür.’
Diyanet Vakfı 34. Firavun, çevresindeki ileri gelenlere: Bu, dedi, doğrusu çok bilgili bir sihirbaz!
Elmalılı Hamdi Yazır 34-(Firavun) etrafındaki topluluğa: “Bu gerçekten bilgiç bir sihirbaz!
Süleyman Ateş 34. (Fir’avn), çevresindeki ileri gelenlere: “Bu dedi, bilgin bir büyücüdür.”
Yaşar Nuri Öztürk 34 Firavun, çevresindeki kodamanlar konseyine şöyle dedi: “Bu adam gerçekten bilgin bir büyücü;
Ali Bulaç 35- ‘Büyüsüyle sizi yurdunuzdan sürüp çıkarmak istiyor; ne buyurursunuz?’
Diyanet Vakfı 35. Sizi sihiriyle yurdunuzdan çıkarmak istiyor. Şimdi ne buyurursunuz?
Elmalılı Hamdi Yazır 35-Sizi sihriyle yurdunuzdan çıkarmak istiyor. Şimdi ne buyurursunuz?” dedi.
Süleyman Ateş 35. Büyüsüyle sizi toprağınızdan çıkarmak istiyor. Ne buyurursunuz?
Yaşar Nuri Öztürk 35 Büyüsüyle sizi toprağınızdan çıkarmak istiyor. Ne diyorsunuz?”
Ali Bulaç 36- Dediler ki: ‘Bunu ve kardeşini oyala, şehirlere de toplayıcılar gönder,’
Diyanet Vakfı 36. Dediler ki: Onu ve kardeşini eğle ve şehirlere toplayıcı görevliler gönder;
Elmalılı Hamdi Yazır 36-Dediler ki: “Bunu ve kardeşini alıkoy! Şehirlere de toplayıcılar gönder;
Süleyman Ateş 36. Dediler ki: “Onu ve kardeşini eğle, kentlere toplayıcılar gönder.”
Yaşar Nuri Öztürk 36 Dediler: “Onu kardeşiyle birlikte alıkoy ve kentlere toplayıcılar gönder,
Ali Bulaç 37- ‘Bütün uzman-bilgin büyücüleri sana getirsinler.’
Diyanet Vakfı 37. Ne kadar bilgisi derin sihirbaz varsa sana getirsinler.
Elmalılı Hamdi Yazır 37-bütün bilgiç sihirbazları getirsinler!”
Süleyman Ateş 37. Bütün bilgin büyücüleri sana getirsinler.
Yaşar Nuri Öztürk 37 Ki, tüm bilgili büyücüleri huzuruna getirsinler.”
Ali Bulaç 38- Böylelikle büyücüler, bilinen bir günün belli vaktinde bir araya getirildi.
Diyanet Vakfı 38. Böylece sihirbazlar belli bir günün tayin edilen vaktinde biraraya getirildi.
Elmalılı Hamdi Yazır 38-Böylece tesbit edilen bir günün belli bir vaktinde sihirbazlar toplandılar
Süleyman Ateş 38. Derken büyücüler belli bir günün belirlenen vaktinde bir araya getirildi.
Yaşar Nuri Öztürk 38 Nihayet büyücüler belirlenen bir günün, belirlenen bir vaktinde bir araya getirildi.
Ali Bulaç 39- Ve insanlara da: ‘Siz de toplanıyor musunuz? dendi.’
Diyanet Vakfı 39. Halka: Siz de toplanıyor musunuz (haydi hemen toplanın), denildi.
Elmalılı Hamdi Yazır 33-ve halka: “Siz de toplanır mısınız?” denildi.
Süleyman Ateş 39. Halka da: “Siz de toplanır mısınız?” denildi.
Yaşar Nuri Öztürk 39 Halka da: “Siz de toplanır mısınız?” denildi.
Ali Bulaç 40- ‘Umarız ki, eğer galip gelirse biz de büyücülere uyarız.’
Diyanet Vakfı 40. (Firavun’un adamları:) Eğer üstün gelirlerse, herhalde sihirbazlara uyarız, dediler.
Elmalılı Hamdi Yazır 40-“şayet üstün gelirlerse, herhalde bizler sihirbazlara uyacağız.” dediler.
Süleyman Ateş 40. Umarız ki büyücüler üstün gelirse biz de onlara uyarız.
Yaşar Nuri Öztürk 40 “Sanıyoruz ki, büyücülere uyacağız, eğer galip gelirlerse.”
Ali Bulaç 41- Büyücüler geldiklerinde, Firavun’a: ‘Şayet biz galip gelirsek, bize bir ücret var gerçekten, değil mi?’ dediler.
Diyanet Vakfı 41. Sihirbazlar geldiklerinde Firavun’a: Şayet biz üstün gelirsek, muhakkak bize bir ücret vardır değil mi? dediler.
Elmalılı Hamdi Yazır 41-Sihirbazlar Firavun’a geldiklerinde: “Şayet biz galip gelirsek, bize muhakkak bir mükafat vardır değil mi?” dediler.
Süleyman Ateş 41. Büyücüler gelince Fir’avn’e: “Eğer üstün gelenler biz olursak, bize mutlaka bir ücret var değil mi?” dediler.
Yaşar Nuri Öztürk 41 Büyücüler geldiklerinde, Firavun’a dediler ki: “Eğer biz galip gelirsek bize gerçekten ödül var, değil mi?”
Ali Bulaç 42- ‘Evet’ dedi. ‘Üstelik şüphesiz en yakın(larım) kılınanlardan olacaksınız.’
Diyanet Vakfı 42. Firavun cevap verdi: Evet, o takdirde hiç şüphe etmeyin, gözde kimselerden de olacaksınız.
Elmalılı Hamdi Yazır 42-(Firavun): “Evet, hem siz o vakit benim en yakınlarımdan olacaksınız.” dedi.
Süleyman Ateş 42. Evet dedi, hem o takdirde siz (bana) yakınlardan olacaksınız.
Yaşar Nuri Öztürk 42 “Evet, dedi, siz o zaman benim yakınlarımdan olacaksınız.”
Ali Bulaç 43- Musa onlara dedi ki: ‘Atacağınızı atın.’
Diyanet Vakfı 43. Musa onlara: Ne atacaksanız atın! dedi.
Elmalılı Hamdi Yazır 43-Musa onlara: “Siz ne atacaksanız atın!” dedi.
Süleyman Ateş 43. Musa onlara: “Atacağınızı atın!” dedi.
Yaşar Nuri Öztürk 43 Mûsa onlara dedi ki: “Atacağınız şeyi atın!”
Ali Bulaç 44- Onlar da, iplerini ve asalarını atıverdiler ve: ‘Firavun’un üstünlüğü adına, hiç tartışmasız, üstün olanlar gerçekten bizleriz’ dediler.
Diyanet Vakfı 44. Bunun üzerine iplerini ve değneklerini attılar ve: Firavun’un kudreti hakkı için elbette bizler galip geleceğiz, dediler.
Elmalılı Hamdi Yazır 44-Hemen iplerini ve sopalarını ortaya attılar ve: “Firavun’un yüceliği hakkı için şüphesiz biz üstün geleceğiz.” dediler.
Süleyman Ateş 44. İplerini ve değneklerini attılar ve “Fir’avn’ın şerefine biz, elbette biz galib geleceğiz” dediler.
Yaşar Nuri Öztürk 44 Bunun üzerine onlar, iplerini ve değneklerini ortaya attılar ve dediler: “Firavun’un onur ve yüceliği aşkına biz, evet biz galip geleceğiz.”
Ali Bulaç 45- Böylelikle Musa da asasını bırakıverdi, bir de (ne görsünler) o, uydurmakta olduklarını yutuveriyor.
Diyanet Vakfı 45. Sonra Musa asâsını attı; bir de ne görsünler, onların uydurduklarını yutuveriyor!
Elmalılı Hamdi Yazır 45-Musa da asasını (yere) koyuverdi, bir de ne görsünler, onlar her ne dolap çeviriyorlarsa (bütün uydurduklarını) yutuyor.
Süleyman Ateş 45. Musa da asasını attı. Birden o, onların uydurduklarını yutmağa başladı.
Yaşar Nuri Öztürk 45 Mûsa da asasını attı. Bir de ne görsünler, o onların hüner olarak ortaya getirdikleri şeyleri yalayıp yutuyor.
Ali Bulaç 46- Anında büyücüler secdeye kapandılar.
Diyanet Vakfı 46. (Bunu görünce) sihirbazlar derhal secdeye kapandılar.
Elmalılı Hamdi Yazır 46-Derhal sihirbazlar secdeye kapandılar;
Süleyman Ateş 46. Derhal büyücüler secdeye kapandılar:
Yaşar Nuri Öztürk 46 Bunun üzerine büyücüler, secdelere kapandılar.
Ali Bulaç 47- (Ve:) ‘Alemlerin Rabbine iman ettik’ dediler.
Diyanet Vakfı 47. “Alemlerin Rabbine, iman ettik” dediler.
Elmalılı Hamdi Yazır 47-“İman ettik alemlerin Rabbine;
Süleyman Ateş 47. Dediler: “Alemlerin Rabbine inandık.”
Yaşar Nuri Öztürk 47 Dediler: “İnandık âlemlerin Rabbi’ne.”
Ali Bulaç 48- ‘Musa’nın ve Harun’un Rabbine.’
Diyanet Vakfı 48. “Musa ve Harun’un Rabbine iman ettik” .
Elmalılı Hamdi Yazır 48-Musa ve Harun’un Rabbine!” dediler.
Süleyman Ateş 48. Musa’nın ve Harun’un Rabbine.
Yaşar Nuri Öztürk 48 “Mûsa’nın ve Hârun’un Rabbine.”
Ali Bulaç 49- (Firavun) Dedi ki: ‘Ona, ben size izin vermeden önce mi inandınız? Gerçek şu ki, o, size büyüyü öğreten büyüğünüzdür; öyleyse yakında bileceksiniz. Şüphesiz ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama kestireceğim ve hepinizi gerçekten asıp-sallandıracağım.’
Diyanet Vakfı 49. Firavun, (kızgınlık içinde) dedi ki: Ben size izin vermeden ona iman ettiniz ha! Demek ki size sihiri öğreten büyüğünüzmüş o! Ama şimdi (size yapacağımı görecek ve) bileceksiniz: Andolsun, ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama kestireceğim, hepinizi astıracağım!
Elmalılı Hamdi Yazır 49-(Firavun) dedi ki: “Ben size izin vermeden O’na iman ettiniz! Anlaşıldı ki, o size sihri öğreten büyüğünüzmüş! O halde kesinlikle yakında anlayacaksınız;çaresiz ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama kestireceğim, hepinizi muhakkak çarmıha gerdireceğim!”
Süleyman Ateş 49. (Fir’avn) dedi: “Ben size izin vermeden mi ona inandınız? O, size büyü öğreten büyüğünüzdür. Öyleyse (size ne yapacağımı) yakında bileceksiniz: Ellerinizi ve ayaklarınızı çapraz olarak keseceğim ve hepinizi asacağım!”
Yaşar Nuri Öztürk 49 Firavun haykırdı: “Ben size izin vermeden ona inandınız ha! Anlaşıldı, o sizin hepinize sihirbazlığı öğreten büyüğünüz. Yakında bileceksiniz. Yemin olsun, ellerinizi, ayaklarınızı çaprazlamasına keseceğim ve yemin olsun sizi toptan asacağım.”
Ali Bulaç 50- ‘Hiç zararı yok’ dediler. ‘Çünkü biz gerçekten Rabbimize dönücüleriz.’
Diyanet Vakfı 50. “Zararı yok, dediler, (nasıl olsa) biz şüphesiz Rabbimize döneceğiz.”
Elmalılı Hamdi Yazır 50-(Büyücüler) dediler ki: “Zararı yok, mutlaka biz Rabbimize döneceğiz.
Süleyman Ateş 50. Zararı yok, dediler, (nasıl olsa) biz Rabbimize döneceğiz.
Yaşar Nuri Öztürk 50 Dediler: “Zararı yok, biz nasıl olsa Rabbimize döneceğiz,
Ali Bulaç 51- ‘Doğrusu biz, iman edenlerin ilki olduğumuzdan dolayı Rabbimizin hatalarımızı bağışlayacağını umuyoruz.’
Diyanet Vakfı 51. “Biz, ilk iman edenler olduğumuz için Rabbimizin hatalarımızı bağışlayacağını umarız.”
Elmalılı Hamdi Yazır 51-Herhalde biz mü’minlerin ilki olduğumuzdan dolayı Rabbimizin bize mağfiret buyuracağını ümit ederiz.
Süleyman Ateş 51. Biz ilk inananlar olduğumuz için Rabbimizin, hatalarımızı bağışlayacağını umarız.
Yaşar Nuri Öztürk 51 Ümidimiz odur ku, Rabbimiz hatalarımızı bağışlar çünkü biz ilk inananlar olduk.”
Ali Bulaç 52- Musa’ya: ‘Kullarımı gece yürüyüşe geçir, çünkü izleneceksiniz’ diye vahyettik.
Diyanet Vakfı 52. Musa’ya: Kullarımı geceleyin yola çıkar; çünkü takip edileceksiniz, diye vahyettik.
Elmalılı Hamdi Yazır 52-Musa’ya şunu vahyettik: “Kullarımı geceleyin yürüt (yola çıkar); çünkü takip edileceksiniz.”
Süleyman Ateş 52. Musa’ya: “Kullarımı geceleyin (Mısır’dan çıkar), yürüt; siz takibedileceksiniz.” diye vahyettik.
Yaşar Nuri Öztürk 52 Mûsa’ya şunu vahyettik: Kularımı geceleyin yola çıkar. Mutlaka peşinize takılacaklar.
Ali Bulaç 53- Bunun üzerine Firavun şehirlere (asker) toplayıcılar gönderdi.
Diyanet Vakfı 53. Firavun da şehirlere (asker) toplayıcılar gönderdi:
Elmalılı Hamdi Yazır 53-Firavun da şehilere asker toplayıcılar gönderdi;
Süleyman Ateş 53. Fir’avn, (İsrail oğullarının gittiğini duyunca) kentlere (asker) toplayıcılar gönderdi.
Yaşar Nuri Öztürk 53 Bunun üzerine Firavun, kentlere toplayıcılar gönderdi:
Ali Bulaç 54- ‘Gerçek şu ki bunlar azınlık olan bir topluluktur;’
Diyanet Vakfı 54. “Esasen bunlar, sayıları az, bölük pörçük bir cemaattır.”
Elmalılı Hamdi Yazır 54-“Bunlar, şüphe yok ki küçük ve önemsiz bir toplulukturlar;
Süleyman Ateş 54. Şunlar, (şu İsrail oğulları), az bir topluluktur dedi.
Yaşar Nuri Öztürk 54 “Kuşkusuz bunlar, küçücük bir topluluktur.”
Ali Bulaç 55- ‘Ve elbette bize karşı da büyük bir öfke beslemektedirler.’
Diyanet Vakfı 55. “(Böyle iken) kesinkes bizi öfkelendirmişlerdir.”
Elmalılı Hamdi Yazır 55-fakat hakkımızda çok kin ve nefret besliyorlar;
Süleyman Ateş 55. Bizi kızdırmaktadırlar.
Yaşar Nuri Öztürk 55 “Fakat bize gerçekten öfke püskürüyolar.”
Ali Bulaç 56- ‘Biz ise uyanık bir grubuz’ (dedi).
Diyanet Vakfı 56. “Biz ise, elbette uyanık (ve yekvücut) bir cemaatız.” (diyor ve dedirtiyordu).
Elmalılı Hamdi Yazır 56-biz ise uyanık ve tedbirli topluluk bulunuyoruz.” diyordu.
Süleyman Ateş 56. Biz, ihtiyatlı, koca bir cemaatiz.
Yaşar Nuri Öztürk 56 “Biz ise dikkatli davranan koca bir kitleyiz.”
Ali Bulaç 57- Böylelikle biz onları (Firavun ve kavmini) bahçelerden ve pınarlardan sürüp çıkardık;
Diyanet Vakfı 57. Ama (sonunda) biz onları (Firavun ve kavmini), bahçelerden, pınarlardan, çıkardık.
Elmalılı Hamdi Yazır 57-Böylece Biz onları bahçelerden, pınarlardan,
Süleyman Ateş 57. Böylece biz onları çıkardık: bahçeler(in)den, çeşmeler(in)den.
Yaşar Nuri Öztürk 57 Bunun üzerine biz onları bahçelerinden, pınarlarından çıkardık.
Ali Bulaç 58- Hazinelerden ve soylu makam(lar)dan da.
Diyanet Vakfı 58. Hazinelerden ve değerli bir yerlerden.
Elmalılı Hamdi Yazır 58-hazinelerden ve güzel makamlardan çıkardık.
Süleyman Ateş 58. Hazineler(in)den ve o güzel yer(lerin)den.
Yaşar Nuri Öztürk 58 Hazinelerinden, mutlu-kutlu yerlerinden ettik.
Ali Bulaç 59- İşte böyle; bunlara İsrailoğullarını mirasçı kıldık.
Diyanet Vakfı 59. Böylece, bunlara İsrailoğullarını mirasçı yaptık.
Elmalılı Hamdi Yazır 59-ve onlan İsrail oğullarına miras kıldık.
Süleyman Ateş 59. Böylece bunları İsrail oğullarına miras yaptık.
Yaşar Nuri Öztürk 59 Böylece oralara İsrailoğullarını vâris kıldık.
Ali Bulaç 60- Böylece (Firavun ve ordusu) güneşin doğuş vakti onları izlemeye koyuldular.
Diyanet Vakfı 60. Derken (Firavun ve adamları) gün doğumunda onların ardına düştüler.
Elmalılı Hamdi Yazır 60-Derken (Firavun ve askerleri) güneş doğmuştu ki, arkalarına düştüler.
Süleyman Ateş 60. (Fir’avn ve adamları), güneş doğarken onların ardına düştüler.
Yaşar Nuri Öztürk 60 Firavun ve adamları, gün doğarken onları izlemeye başladılar.
Ali Bulaç 61- İki topluluk birbirini gördükleri zaman Musa’nın adamları: ‘Gerçekten yakalandık’ dediler.
Diyanet Vakfı 61. İki topluluk birbirini görünce, Musa’nın adamları: İşte yakalandık! dediler.
Elmalılı Hamdi Yazır 61-İki topluluk birbirini görünce, Musa’nın arkadaşları: “Yakalandık” dediler.
Süleyman Ateş 61. İki topluluk (yaklaşıp) birbirini görünce Musa’nın adamları: “İşte yakalandık!” dediler.
Yaşar Nuri Öztürk 61 İki topluluk birbirini görecek hale gelince, Mûsa’nın adamları seslendi: “İşte şimdi yakalandık!”
Ali Bulaç 62- (Musa:) ‘Hayır’ dedi. ‘Şüphesiz Rabbim, benimle beraberdir; bana yol gösterecektir.’
Diyanet Vakfı 62. Musa: Asla! dedi, Rabbim şüphesiz benimledir, bana yol gösterecektir.
Elmalılı Hamdi Yazır 62-(Musa): “Hayır! asla! Rabbim muhakkak benimledir, bana yolunu gösterecektir” dedi.
Süleyman Ateş 62. (Musa): “Hayır, dedi, Rabbim benimle beraberdir. Bana yol gösterecektir.”
Yaşar Nuri Öztürk 62 Mûsa dedi: “Hayır, asla! Rabbim benimledir, bana kılavuzluk edecektir.”
Ali Bulaç 63- Bunun üzerine Musa’ya: ‘Asanla denize vur’ diye vahyettik. (Vurdu ve) Deniz hemencecik yarılıverdi de her parçası kocaman bir dağ gibi oldu.
Diyanet Vakfı 63. Bunun üzerine Musa’ya: Asân ile denize vur! diye vahyettik. (Vurunca deniz) derhal yarıldı (on iki yol açıldı), her bölük koca bir dağ gibi oldu.
Elmalılı Hamdi Yazır 63-Bunun üzerine Musa’ya: “Vur asan ile denize.” diye vahyettik; vurunca bir infilak etti, her bölük koca birdağ oluverdi,
Süleyman Ateş 63. Musa’ya: “Değneğinle denize vur!” diye vahyettik. (Vurunca deniz) yarıldı, (on iki yol açıldı). Her bölüm, kocaman bir dağ gibi oldu.
Yaşar Nuri Öztürk 63 Bunun üzerine Mûsa’ya, “Asanla denize vur!” diye vahyettik. Deniz hemen yarıldı, her dalga kümesi kocaman bir dağ gibi oldu.
Ali Bulaç 64- Ötekileri de buraya yaklaştırdık.
Diyanet Vakfı 64. Ötekilerini de oraya yaklaştırdık.
Elmalılı Hamdi Yazır 64-ötekileri de buraya yanaştırmıştık.
Süleyman Ateş 64. Ötekileri de buraya yaklaştırdık (Musa ve adamlarının ardından, düşmanları da bu denizde açılan yollara girdiler).
Yaşar Nuri Öztürk 64 Ötekileri de oraya yaklaştırdık.
Ali Bulaç 65- Musa’yı ve onunla birlikte olanların hepsini kurtarmış olduk.
Diyanet Vakfı 65. Musa ve beraberinde bulunanların hepsini kurtardık.
Elmalılı Hamdi Yazır 65-Musa’yı ve beraberindekileri tamamen kurtardık,
Süleyman Ateş 65. Musa’yı ve beraberinde olanları tamamen kurtardık.
Yaşar Nuri Öztürk 65 Mûsa’yı ve beraberindekileri toptan kurtardık.
Ali Bulaç 66- Sonra ötekileri suda boğduk.
Diyanet Vakfı 66. Sonra ötekilerini suda boğduk.
Elmalılı Hamdi Yazır 66-sonra da ötekileri boğduk.
Süleyman Ateş 66. Sonra ötekilerini boğduk (Musa ve adamları karaya çıkınca deniz kapandı, Fir’avn ve adamları boğuldu).
Yaşar Nuri Öztürk 66 Sonra ötekileri boğduk.
Ali Bulaç 67- Şüphesiz, bunda bir ayet vardır. Ama onların çoğu iman etmiş değildirler.
Diyanet Vakfı 67. Şüphesiz bunda bir ibret vardır; ama çokları iman etmiş değillerdir.
Elmalılı Hamdi Yazır 67-Şüphesiz bunda gerçekten bir ibret vardır; fakat çokları inanmadı.
Süleyman Ateş 67. Muhakkak ki bunda bir ibret vardır, ama çokları inanmazlar.
Yaşar Nuri Öztürk 67 Bunda elbette bir ibret vardır ama onların çoğu inanmış kimseler değildi.
Ali Bulaç 68- Gerçekten Rabbin, güçlü ve üstün olandır, esirgeyendir.
Diyanet Vakfı 68. Şüphesiz Rabbin, işte O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir.
Elmalılı Hamdi Yazır 68-Ve şüphesiz ki Rabbin çok güçlü ve çok merhametlidir.
Süleyman Ateş 68. Şüphesiz Rabbin, işte üstün O’dur, merhamet eden O’dur.
Yaşar Nuri Öztürk 68 Ve şüphesiz, senin Rabbindir O mutlak Azîz, mutlak Rahîm.
Ali Bulaç 69- Onlara İbrahim’in haberini de aktar-oku:
Diyanet Vakfı 69. (Resûlüm!) Onlara İbrahim’in haberini de naklet.
Elmalılı Hamdi Yazır 69-Onlara İbrahim’in kıssasını da oku!
Süleyman Ateş 69. Onlara İbrahim’in haberini de oku:
Yaşar Nuri Öztürk 69 İbrahim’in haberini de oku onlara.
Ali Bulaç 70- Hani, babasına ve kavmine: ‘Siz neye kulluk ediyorsunuz?’ demişti.
Diyanet Vakfı 70. Hani o, babasına ve kavmine: Neye tapıyorsunuz? demişti.
Elmalılı Hamdi Yazır 70-O bir vakit babasına ve kavmine: “Siz neye tapıyorsunuz?” dedi.
Süleyman Ateş 70. Babasına ve kavmine: “Neye tapıyorsunuz?” demişti.
Yaşar Nuri Öztürk 70 Hani babasına ve toplumuna şöyle demişti: “Siz neye ibadet ediyorsunuz?”
Ali Bulaç 71- Demişlerdi ki: ‘Putlara tapıyoruz, bunun için sürekli onların önünde bel büküp eğiliyoruz.’
Diyanet Vakfı 71. “Putlara tapıyoruz ve onlara tapmaya devam edeceğiz” diye cevap verdiler.
Elmalılı Hamdi Yazır 71-“Bir takım putlara taparız da, onlar sayesinde toplanırız.” dediler.
Süleyman Ateş 71. Putlara tapıyoruz, onların önünde ibadete duruyoruz. dediler.
Yaşar Nuri Öztürk 71 Dediler: “Birtakım putlara tapıyoruz. Onların önünde toplanıp tapınmaya devam edeceğiz.”
Ali Bulaç 72- Dedi ki: ‘Peki, dua ettiğiniz zaman onlar sizi işitiyorlar mı?’
Diyanet Vakfı 72. İbrahim: Peki, dedi, yalvardığınızda onlar sizi işitiyorlar mı?
Elmalılı Hamdi Yazır 72-(İbrahim) dedi. Dua ettiğiniz vakit onlar işitirler mi;
Süleyman Ateş 72. Peki, dedi, siz du’a ettiğiniz zaman onlar sizi işitiyorlar mı?
Yaşar Nuri Öztürk 72 Dedi: “Yalvarıp yakardığınızda sizi duyuyorlar mı?”
Ali Bulaç 73- ‘Ya da size bir yararları veya zararları dokunuyor mu?’
Diyanet Vakfı 73. Yahut size fayda ya da zarar verebiliyorlar mı?
Elmalılı Hamdi Yazır 73-veya size bir fayda yahut bir zarar verirler mi?”
Süleyman Ateş 73. Yahut size fayda veya zarar verebiliyorlar mı?
Yaşar Nuri Öztürk 73 “Size yarar sağlıyor yahut zarar veriyorlar mı?”
Ali Bulaç 74- ‘Hayır’ dediler. ‘Biz atalarımızı böyle yaparlarken bulduk.’
Diyanet Vakfı 74. Şöyle cevap verdiler: Hayır, ama biz babalarımızı böyle yapar bulduk.
Elmalılı Hamdi Yazır 74-“Hayır, biz atalarımızı böyle yaparken bulduk.” dediler.
Süleyman Ateş 74. Hayır, ama babalarımızın böyle yaptıklarını gördük, (onun için biz de böyle yapıyoruz). dediler.
Yaşar Nuri Öztürk 74 Dediler: “Hayır! Ancak atalarımızı böyle yapar halde bulduk.”
Ali Bulaç 75- (İbrahim) Dedi ki: ‘Şimdi, neye tapmakta olduğunuzu gördünüz mü?’
Diyanet Vakfı 75. İbrahim dedi ki: İyi ama, neye taptığınızı (biraz olsun) düşündünüz mü?
Elmalılı Hamdi Yazır 75-76-(İbrahim) dedi ki: “Siz ve sizden önceki atalarınızın neye taptıklarını şimdi gördünüz?
Süleyman Ateş 75. İşte gördünüz mü neye tapıyorsunuz? dedi.
Yaşar Nuri Öztürk 75 Dedi: “Gördünüz mü neye ibadet ediyormuşsunuz!”
Ali Bulaç 76- ‘Hem siz, hem de eski atalarınız?’
Diyanet Vakfı 76. ”İster siz , ister eski atalarınız”
Elmalılı Hamdi Yazır 75-76-(İbrahim) dedi ki: “Siz ve sizden önceki atalarınızın neye taptıklarını şimdi gördünüz?
Süleyman Ateş 76. Siz ve eski atalarınız?
Yaşar Nuri Öztürk 76 “Siz ve o eski atalarınız!”
Ali Bulaç 77- ‘İşte bunlar, gerçekten benim düşmanımdır; yalnızca alemlerin Rabbi hariç’
Diyanet Vakfı 77. İyi bilin ki onlar benim düşmanımdır; ancak âlemlerin Rabbi (benim dostumdur);
Elmalılı Hamdi Yazır 77-Onların hepsi benim düşmanımdır; alemlerin Rabbi hariç;
Süleyman Ateş 77. Onlar benim düşmanımdır. Yalnız alemlerin Rabbi (benim dostumdur).
Yaşar Nuri Öztürk 77 “Şüphesiz onlar benim düşmanım. Ama âlemlerin Rabbi dostum.”
Ali Bulaç 78- ‘Ki beni yaratan ve bana hidayet veren O’dur;’
Diyanet Vakfı 78. Beni yaratan ve bana doğru yolu gösteren O’dur.
Elmalılı Hamdi Yazır 78-O ki, beni yarattı, sonra da bana o doğru yolu gösterir;
Süleyman Ateş 78. Beni yaratan ve bana yol gösteren O’dur.
Yaşar Nuri Öztürk 78 “O yarattı beni, O yol gösteriyor bana.”
Ali Bulaç 79- ‘Bana yediren ve içiren O’dur;’
Diyanet Vakfı 79. Beni yediren, içiren O’dur.
Elmalılı Hamdi Yazır 79-O ki, beni yedirir, içirir.
Süleyman Ateş 79. Bana yediren ve içiren O’dur.
Yaşar Nuri Öztürk 79 “O’dur beni doyuran, suvaran.”
Ali Bulaç 80- ‘Hastalandığım zaman bana şifa veren O’dur;’
Diyanet Vakfı 80. Hastalandığım zaman bana şifa veren O’dur.
Elmalılı Hamdi Yazır 80-Hastalandığım zaman O bana şifa verir.
Süleyman Ateş 80. Hastalandığım zaman bana şifa veren O’dur.
Yaşar Nuri Öztürk 80 “Hastalandığında O’dur bana şifa ulaştıran.”
Ali Bulaç 81- ‘Beni öldürecek, sonra diriltecek olan da O’dur,’
Diyanet Vakfı 81. Benim canımı alacak, sonra beni diriltecek O’dur.
Elmalılı Hamdi Yazır 81-O ki, beni öldürür, sonra beni yine diriltir.
Süleyman Ateş 81. Beni öldürecek, sonra diriltecek O’dur.
Yaşar Nuri Öztürk 81 “Beni öldürecek, sonra diriltecek O’dur.”
Ali Bulaç 82- ‘Din (ceza) günü hatalarımı bağışlayacağını umduğum da O’dur;’
Diyanet Vakfı 82. Ve hesap günü hatalarımı bağışlayacağını umduğum O’dur.
Elmalılı Hamdi Yazır 82-Ve O ki, ceza gününde günahlarımı bağışlamasını ümit ederim.
Süleyman Ateş 82. Ceza günü hatamı bağışlayacağını umduğum da O’dur.
Yaşar Nuri Öztürk 82 “Din gününde hatalarımı affetmesini umup durduğum da O’dur.”
Ali Bulaç 83- ‘Rabbim, bana hüküm (ve hikmet) bağışla ve beni salih olanlara kat;’
Diyanet Vakfı 83. Rabbim! Bana hikmet ver ve beni iyiler arasına kat.
Elmalılı Hamdi Yazır 83-Ya Rab, bana bir hüküm ver ve beni iyiler zümresine kat!”
Süleyman Ateş 83. Rabbim, bana hüküm (hükümdarlık, bilgi) ver ve beni Salihler arasına kat.
Yaşar Nuri Öztürk 83 “Rabbim, bana hükmetme gücü/hikmet bağışla, beni hak ve barış seven iyiler arasına kat!”
Ali Bulaç 84- ‘Sonra gelecekler arasında bana bir doğruluk dili (lisan-ı sıdk) ver.’
Diyanet Vakfı 84. Bana, sonra gelecekler içinde, iyilikle anılmak nasip eyle!
Elmalılı Hamdi Yazır 84-“Ve bana gelecekler içinde güzel bir nam tahsis eyle!
Süleyman Ateş 84. Sonra gelenler arasında bana, bir doğruluk dili nasib eyle (sonraki nesiller arasında hayır ile anılmamı sağla)!
Yaşar Nuri Öztürk 84 “Sonradan gelecekler arasında benimle ilgili doğru/isabetli bir dil oluştur.”
Ali Bulaç 85- ‘Beni nimetlerle-donatılmış cennetin mirasçılarından kıl,’
Diyanet Vakfı 85. Beni, Naîm cennetinin vârislerinden kıl.
Elmalılı Hamdi Yazır 85-Ve beni Naim cennetinin varislerinden eyle!
Süleyman Ateş 85. Beni ni’met(i bol olan) cennetinin varislerinden kıl.
Yaşar Nuri Öztürk 85 “Beni, nimetlerle dolu cennetin mirasçılarından kıl.”
Ali Bulaç 86- ‘Babamı da bağışla, çünkü o şaşırıp sapanlardandır.’
Diyanet Vakfı 86. Babamı da bağışla (ona tevbe ve iman nasip et). Çünkü o sapıklardandır.
Elmalılı Hamdi Yazır 86-Babamı da bağışla; çünkü o yanlış gidenlerdendir.
Süleyman Ateş 86. Babamı da bağışla. Çünkü o, sapıklardandır. And forgive my father. Lo! he is of those who err.
Yaşar Nuri Öztürk 86 “Babamı da affet. Çünkü o, sapmışlardandır.”
Ali Bulaç 87- ‘Ve beni (insanların) diriltilecekleri gün küçük düşürme,’
Diyanet Vakfı 87. (İnsanların) dirilecekleri gün, beni mahcup etme.
Elmalılı Hamdi Yazır 87-Yaratıkların diriltilecekleri gün, beni utandırma,
Süleyman Ateş 87. (Kulların) diriltilecekleri gün, beni utandırma.
Yaşar Nuri Öztürk 87 “Herkesin diriltileceği gün beni utandırma.”
Ali Bulaç 88- ‘Malın da, çocukların da bir yarar sağlayamadığı günde.’
Diyanet Vakfı 88. O gün, ne mal fayda verir ne de evlât.
Elmalılı Hamdi Yazır 88-O gün ki, ne mal fayda verir, ne oğullar!
Süleyman Ateş 88. O gün ki, ne mal, ne de oğullar yarar vermez.
Yaşar Nuri Öztürk 88 “Bir gündür ki o, ne mal fayda verir ne oğullar.”
Ali Bulaç 89- ‘Ancak Allah’a selim bir kalp ile gelenler başka.’
Diyanet Vakfı 89. Ancak Allah’a kalb-i selîm (temiz bir kalp) ile gelenler (o günde fayda bulur).
Elmalılı Hamdi Yazır 89-Ancak Allah’a temiz bir kalp ile varan başka!”
Süleyman Ateş 89. Ancak Allah’a sağlam ve temiz kalb getiren (yarar görür).
Yaşar Nuri Öztürk 89 “Yalnız temiz bir kalple Allah’a varan kurtulur.”
Ali Bulaç 90- (O gün) Cennet takva sahiplerine yaklaştırılır.
Diyanet Vakfı 90. (O gün) cennet, takvâ sahiplerine yaklaştırılır.
Elmalılı Hamdi Yazır 90-Cennet takva sahiplerine yaklaştırılmıştır.
Süleyman Ateş 90. (O gün) cennet, korunanlara yaklaştırılır.
Yaşar Nuri Öztürk 90 Cennet takva sahiplerine yaklaştırılır.
Ali Bulaç 91- Cehennem de azgınlar için sergilenir.
Diyanet Vakfı 91. Cehennem de azgınlara apaçık gösterilir.
Elmalılı Hamdi Yazır 91-Azgınlar için de cehennem hortlatılmıştır.
Süleyman Ateş 91. Cehennem de azgınların karşısına çıkarılır.
Yaşar Nuri Öztürk 91 Cehennem de şımarıp azanların karşısına getirilir.
Ali Bulaç 92- Ve onlara: ‘Tapmakta olduklarınız nerede?’ denilir;
Diyanet Vakfı 92. Onlara: Allah’tan gayrı taptıklarınız hani nerede? denilir.
Elmalılı Hamdi Yazır 92-Ve bunlara: “Hani nerede o taptıklarınız,
Süleyman Ateş 92. Onlara “Hani taptıklarınız nerede?” denilir.
Yaşar Nuri Öztürk 92 Denir ki onlara: “O ibadet ettikleriniz nerede?”
Ali Bulaç 93- ‘Allah’ın dışında olan (ilah)lar; size yardımları dokunuyor mu veya kendilerine yardımları oluyor mu?
Diyanet Vakfı 93. Size yardım edebiliyorlar mı veya kendilerine (olsun) yardımları dokunuyor mu? .
Elmalılı Hamdi Yazır 93-Allah’tan başka; nasıl size yardım ediyorlar mı veya kendilerini kurtarıyorlar mı?” denilmekte.
Süleyman Ateş 93. O Allah’tan başka (taptıklarınız) size yardım ediyorlar mı, yahut kendilerine yardımları dokunuyor mu?
Yaşar Nuri Öztürk 93 “Allah’ın dışındakiler, size yardım ediyorlar mı? Peki, kendilerine yardımları dokunuyor mu?”
Ali Bulaç 94- Artık onlar ve azgınlar içine dökülmüşlerdir.
Diyanet Vakfı 94. Onlar ve azgınlar oraya tepetaklak (cehenneme) atılırlar.
Elmalılı Hamdi Yazır 94-Ve arkasından hep onlar ve azgınlar o cehennemin içine fırlatılmaktadırlar.
Süleyman Ateş 94. Onlar ve azgınlar, tepe taklak oraya atılırlar.
Yaşar Nuri Öztürk 94 Ardından onlar ve öteki azgınlar cehennemin içinde tıkılmıştır.
Ali Bulaç 95- Ve İblis’in bütün orduları da.
Diyanet Vakfı 95. İblis bütün orduları da.
Elmalılı Hamdi Yazır 95-Ve bütün o iblis orduları.
Süleyman Ateş 95. İblis’in bütün askerleri de.
Yaşar Nuri Öztürk 95 İblis orduları toplu haldedir.
Ali Bulaç 96- Orada birbirleriyle çekişip tartışarak derler ki:
Diyanet Vakfı 96. Orada birbirleriyle çekişerek şöyle derler:
Elmalılı Hamdi Yazır 96-onun içinde birbirleriyle çekişirlerken şöyle demektedirler:
Süleyman Ateş 96. Onlar orada (putlarıyle) çekişerek derler ki:
Yaşar Nuri Öztürk 96 Onun içinde birbiriyle çekişirlerken şöyle derler:
Ali Bulaç 97- ‘Andolsun Allah’a, biz gerçekten apaçık bir sapıklık içindeymişiz,’
Diyanet Vakfı 97. Vallahi, biz gerçekten apaçık bir sapıklık içindeymişiz.
Elmalılı Hamdi Yazır 97-“Vallahi biz, doğrusu açık bir sapıklık içindeymişiz.
Süleyman Ateş 97. Vallahi biz apaçık bir sapıklık içinde imişiz!
Yaşar Nuri Öztürk 97 “Vallahi, biz açık bir sapıklığın ta içindeymişiz.”
Ali Bulaç 98- ‘Çünkü sizi (yalancı olanları) alemlerin Rabbiyle eşit tutuyorduk.
Diyanet Vakfı 98. Çünkü biz sizi âlemlerin Rabbi ile eşit tutuyorduk.
Elmalılı Hamdi Yazır 98-Çünkü sizi alemlerin Rabbi seviyesinde tutuyorduk.
Süleyman Ateş 98. Çünkü sizi alemlerin Rabbine eşit tutuyorduk.
Yaşar Nuri Öztürk 98 “Çünkü sizi âlemlerin Rabbi’yle aynı düzeyde tutuyorduk.”
Ali Bulaç 99- ‘Bizi suçlu-günahkarlardan başka saptıran olmadı.’
Diyanet Vakfı 99. Bizi ancak o günahkârlar saptırdı.
Elmalılı Hamdi Yazır 99-Ve bizi hep o suçlular şaşırmıştı.
Süleyman Ateş 99. Ama bizi saptıran o suçlulardır.
Yaşar Nuri Öztürk 99 “Bizi saptıran, o suçlulardan başkası değildi.”
Ali Bulaç 100- ‘Artık bizim için ne bir şefaatçi var,’
Diyanet Vakfı 100. ”Şimdi artık bizim ne şefaatçilerimiz var”.
Elmalılı Hamdi Yazır 100-Bak şimdi bizim için ne şefaatçiler var,
Süleyman Ateş 100. Şimdi artık bizim ne şefa’atçilerimiz var,
Yaşar Nuri Öztürk 100 “Artık ne şefaatçilerimiz var,
Ali Bulaç 101- ‘Ne de candan-yakın bir dost.’
Diyanet Vakfı 101. ”Ne de yakın bir dostumuz”.
Elmalılı Hamdi Yazır 101-ne de sadık bir dost!
Süleyman Ateş 101. Ne de sıcak bir dostumuz.
Yaşar Nuri Öztürk 101 Ne sıcak-samimi bir dostumuz.”
Ali Bulaç 102- ‘Bizim bir kere daha (dünyaya dönüşümüz mümkün) olsaydı da iman edenlerden olabilseydik.’
Diyanet Vakfı 102. Ah keşke bizim için (dünyaya) bir dönüş daha olsa da, müminlerden olsak!
Elmalılı Hamdi Yazır 102-Bari bizim için geriye (dünyaya) dönme imkanı olsaydı da, mü’minlerden olsaydık.”
Süleyman Ateş 102. Ah keşke bir dönüşümüz daha olsa da inananlardan olsak!
Yaşar Nuri Öztürk 102 “Keşke bir dönüşünüz daha olsaydı da müminlerden olabilseydik.”
Ali Bulaç 103- Gerçekten, bunda bir ayet vardır, ama onların çoğu iman etmiş değildirler.
Diyanet Vakfı 103. Bunda elbet (alınacak) büyük bir ders vardır; ama çokları iman etmezler.
Elmalılı Hamdi Yazır 103-Şüphesiz bunda mutlaka alınacak bir ders vardır;öyle iken çoğu inanmadı.
Süleyman Ateş 103. Muhakkak ki bunda bir ibret vardır, ama yine çokları inanmazlar.”
Yaşar Nuri Öztürk 103 Kuşkusuz, bütün bunlarda mutlaka bir ibret vardır. Ama onların çoğu müminler değil.
Ali Bulaç 104- Şüphesiz senin Rabbin, güçlü ve üstün olandır, esirgeyendir.
Diyanet Vakfı 104. Şüphesiz Rabbin, işte O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir.
Elmalılı Hamdi Yazır 104-Ve şüphesiz ki, Rabbin çok güçlü ve çok merhametlidir.
Süleyman Ateş 104. Şüphesiz Rabbin, işte üstün O’dur, merhamet eden O’dur.
Yaşar Nuri Öztürk 104 Ve kuşkusuz senin Rabbindir o mutlak Azîz, mutlak Rahîm.
Ali Bulaç 105- Nuh kavmi de gönderilen (peygamber)leri yalanladı.
Diyanet Vakfı 105. Nuh kavmi de peygamberleri yalancılıkla suçladılar.
Elmalılı Hamdi Yazır 105-Nuh kavmi, gönderilen peygamberleri yalanladı,
Süleyman Ateş 105. Nuh kavmi de gönderilen elçileri yalanladı.
Yaşar Nuri Öztürk 105 Nûh kavmi de hak elçileri yalanladı.
Ali Bulaç 106- Hani onlara kardeşleri Nuh: ‘Sakınmaz mısınız?’ demişti.
Diyanet Vakfı 106. Kardeşleri Nuh onlara şöyle demişti: (Allah’a karşı gelmekten) sakınmaz mısınız?
Elmalılı Hamdi Yazır 106-kardeşleri Nuh onlara şöyle dediği vakit:”Siz Allah’ tan korkmaz mısınız?
Süleyman Ateş 106. Kardeşleri Nuh onlara: “Korunmaz mısınız?” demişti.
Yaşar Nuri Öztürk 106 Kardeşleri Nûh onlara şöyle demişti: “Siz hiç sakınmıyor musunuz/”
Ali Bulaç 107- ‘Gerçek şu ki, ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim.’
Diyanet Vakfı 107. Bilin ki ben, size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim.
Elmalılı Hamdi Yazır 107-Haberiniz olsun ki, ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim.
Süleyman Ateş 107. Ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim.
Yaşar Nuri Öztürk 107 “Ben sizin için gelmiş, güvenilir bir resulüm.”
Ali Bulaç 108- ‘Artık Allah’tan korkup-sakının ve bana itaat edin.’
Diyanet Vakfı 108. Artık Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin.
Elmalılı Hamdi Yazır 108-Gelin Allah’tan korkun, bana itaat edin!
Süleyman Ateş 108. Allah’tan korkun ve bana ita’at edin.
Yaşar Nuri Öztürk 108 “Artık Allah’tan sakının da bana itaat edin.”
Ali Bulaç 109- ‘Buna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum; ücretim yalnızca alemlerin Rabbine aittir.’
Diyanet Vakfı 109. Buna karşı sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ecrimi verecek olan, ancak âlemlerin Rabbidir.
Elmalılı Hamdi Yazır 109-Buna karşı ben sizden bir ücret de istemiyorum. Benim mükafatım ancak alemlerin Rabbine aittir.
Süleyman Ateş 109. Ben sizden, buna karşı bir ücret istemiyorum. Benim ücretim, yalnız alemlerin Rabbine aittir.
Yaşar Nuri Öztürk 109 “Ben bunun için sizden bir ücret istemiyorum. Benim ödülüm sadece âlemlerin Rabbi’ndedir.
Ali Bulaç 110- ‘Artık Allah’tan korkup-sakının ve bana itaat edin.”
Diyanet Vakfı 110. Onun için, Allah’tan korkun ve bana itaat edin.
Elmalılı Hamdi Yazır 110-Gelin Allah’tan korkun, bana itaat edin!”
Süleyman Ateş 110. Öyle ise Allah’tan korkun ve bana ita’at edin.
Yaşar Nuri Öztürk 110 “Artık Allah’tan sakının da bana itaat edin.”
Ali Bulaç 111- Dediler ki: ‘Sana, sıradan aşağılık insanlar uymuşken inanır mıyız?’
Diyanet Vakfı 111. Onlar şöyle cevap verdiler: Sana düşük seviyeli kimseler tâbi olup dururken, biz sana iman eder miyiz hiç!
Elmalılı Hamdi Yazır 111-“A! Senin ardına hep o reziller düşmüşken, biz sana hiç inanır mıyız?” dediler.
Süleyman Ateş 111. Dediler ki: “Sana bayağı kimseler uymuşken biz sana inanır mıyız?”
Yaşar Nuri Öztürk 111 Dediler: “Biz sana inanır mıyız? Seni, o bayağı zavallılar izliyor.”
Ali Bulaç 112- Dedi ki: ‘Onların yapmakta oldukları hakkında benim bilgim yoktur.’
Diyanet Vakfı 112. Nuh dedi ki: Onların yaptıkları hakkında bilgim yoktur.
Elmalılı Hamdi Yazır 112-(Nuh) “Benim onları ne yaptıklarına dair ne bilgim olabilir?
Süleyman Ateş 112. Dedi ki: “Ben onların yaptıklarını(n iç yüzünü) bilmem (ben ancak görünüşe göre hüküm veririm).”
Yaşar Nuri Öztürk 112 Nûh dedi: “Onların yaptıklarına ilişkin bir ilmim yok.”
Ali Bulaç 113- ‘Onların hesabı yalnızca Rabbime aittir, eğer şuurundaysanız (anlarsınız.)’
Diyanet Vakfı 113. Onların hesabı ancak Rabbime aittir. Bir düşünseniz!
Elmalılı Hamdi Yazır 113-Sizin şuurunuz olsa onların hesabının ancak Rabbime ait olduğunu bilirdiniz.
Süleyman Ateş 113. Anlayışınız olsa, onların hesabının Rabbime aidolduğunu bilirsiniz.
Yaşar Nuri Öztürk 113 “Onların hesabı Rabbimden başkasına ait değildir. Bir düşünebilseniz!”
Ali Bulaç 114- ‘Ve ben mü’min olanları kovacak değilim.’
Diyanet Vakfı 114. Ben iman eden kimseleri kovacak değilim.
Elmalılı Hamdi Yazır 114-Hem ben iman edenleri kovmaya me’mur değilim.
Süleyman Ateş 114. Ben inananları kovacak değilim.
Yaşar Nuri Öztürk 114 “Ben iman etmiş insanları kovamam.”
Ali Bulaç 115- ‘Ben, yalnızca apaçık bir uyarıcıyım.’
Diyanet Vakfı 115. Ben ancak apaçık bir uyarıcıyım.
Elmalılı Hamdi Yazır 115-Ben ancak apaçık bir uyarıcıyım.” dedi.
Süleyman Ateş 115. Ben sadece apaçık bir uyarıcıyım.
Yaşar Nuri Öztürk 115 “Ben sadece açık bir biçimde uyarmaktayım.”
Ali Bulaç 116- Dediler ki: ‘Eğer (bu söylediklerine) bir son vermeyecek olursan, gerçekten taşa tutulup kovulacaksın.’
Diyanet Vakfı 116. Dediler ki: Ey Nuh! (Bu davadan) vazgeçmezsen, iyi bil ki, taşlanmışlardan olacaksın!
Elmalılı Hamdi Yazır 116-Dediler ki: “Ey Nuh, eğer vazgeçmezsen, kesinlikle taşlanmışlardan olacaksın!”
Süleyman Ateş 116. Dediler: “Ey Nuh, (bu dediğinden) vazgeçmezsen mutlaka taşlananlardan olacaksın.”
Yaşar Nuri Öztürk 116 Dediler: “Ey Nûh! Eğer bu işe son vermezsen, vallahi taşlananlardan olacaksın.”
Ali Bulaç 117- Dedi ki: ‘Rabbim, şüphesiz kavmim beni yalanladı.’
Diyanet Vakfı 117. Nuh: Rabbim! dedi, kavmim beni yalancılıkla suçladı.
Elmalılı Hamdi Yazır 117-(Nuh): “Ey Rabbim, anlaşıldı ki, kavmim beni yalanladılar.
Süleyman Ateş 117. (Nuh): “Rabbim, dedi, kavmim beni yalanladı.”
Yaşar Nuri Öztürk 117 Nûh şöyle yakardı: “Rabbim, toplumun beni yalanladı.”
Ali Bulaç 118- ‘Bundan böyle, benimle onların arasını açık bir hükümle ayır ve beni ve benimle birlikte olan mü’minleri kurtar.’
Diyanet Vakfı 118. Artık benimle onların arasında sen hükmünü ver. Beni ve beraberimdeki müminleri kurtar.
Elmalılı Hamdi Yazır 118-Artık benimle onların arasını nasıl ayırt edeceksen et de,beni ve beraberimdeki müminleri kurtar!” dedi.
Süleyman Ateş 118. Benimle onların arasını aç (aramızda hükmet), beni ve benimle beraber bulunan mü’minleri kurtar!
Yaşar Nuri Öztürk 118 “Artık benimle onlar arasını iyice aç; beni ve beraberimdeki müminleri kurtar.”
Ali Bulaç 119- Bunun üzerine, onu ve onunla birlikte olanları (insan ve hayvanlarla) yüklü gemi içinde kurtardık.
Diyanet Vakfı 119. Bunun üzerine biz onu ve beraberindekileri, o dolu geminin içinde (taşıyarak) kurtardık.
Elmalılı Hamdi Yazır 119-Bunun üzerine Biz de onu ve beraberindekileri, o dolu gemide taşıyarak kurtardık.
Süleyman Ateş 119. Biz de onu ve onunla beraber bulunanları, dolu gemi içinde kurtardık.
Yaşar Nuri Öztürk 119 Bunun üzerine biz, onu da beraberindekileri de o yüklü gemide kurtardık.
Ali Bulaç 120- Sonra bunun ardından geride kalanları suda-boğduk.
Diyanet Vakfı 120. Sonra da geri kalanları suda boğduk.
Elmalılı Hamdi Yazır 120-Sonra da arkasında kalanları boğuverdik.
Süleyman Ateş 120. Sonra bunun ardından, geride kalanları boğduk.
Yaşar Nuri Öztürk 120 Sonra dışta kalanları boğduk.
Ali Bulaç 121- Gerçekten, bunda bir ayet vardır, ama onların çoğu iman etmiş değildirler.
Diyanet Vakfı 121. Doğrusu bunda büyük bir ders vardır; ama çokları iman etmezler.
Elmalılı Hamdi Yazır 121-Şüphesiz bunda mutlak bir ibret vardır; öyle iken çoğu iman etmedi.
Süleyman Ateş 121. Muhakkak ki bunda bir ibret vardır, ama yine çokları inanmazlar.
Yaşar Nuri Öztürk 121 Bunda elbette bir ibret var. Ama onların çoğu müminler değildi
Ali Bulaç 122- Gerçekten senin Rabbin güçlü ve üstün olandır, esirgeyendir.
Diyanet Vakfı 122. Şüphesiz Rabbin, işte O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir.
Elmalılı Hamdi Yazır 122-Ve şüphesiz ki Rabbin, çok güçlü, çok merhametlidir.
Süleyman Ateş 122. Şüphesiz Rabbin, işte üstün O’dur, merhamet eden O’dur.
Yaşar Nuri Öztürk 122 Kuşkusuz, senin Rabbindir o mutlak Azîz, mutlak Rahîm.
Ali Bulaç 123- Ad (kavmi) de gönderilen (elçi)leri yalanladı.
Diyanet Vakfı 123. Âd (kavmi) de peygamberleri yalancılıkla suçladı.
Elmalılı Hamdi Yazır 123-Ad (kavmi de) gönderilen peygamberleri yalanladı.
Süleyman Ateş 123. Ad (kavmi) de, gönderilen elçileri yalanladı.
Yaşar Nuri Öztürk 123 Âd da peygamberleri yalanladı.
Ali Bulaç 124- Hani onlara kardeşleri Hud: ‘Sakınmaz mısınız?’ demişti.
Diyanet Vakfı 124. Kardeşleri Hûd onlara şöyle demişti: (Allah’a karşı gelmekten) sakınmaz mısınız?
Elmalılı Hamdi Yazır 124-Kardeşleri Hud o zaman onlara şöyle demişti: “Siz Allah’tan korkmaz mısınız?
Süleyman Ateş 124. Kardeşleri Hud onlara: “Korunmaz mısınız?” demişti.
Yaşar Nuri Öztürk 124 Kardeşleri Hûd onlara: “Siz hiç sakınmıyor musunuz?” demişti.
Ali Bulaç 125- ‘Gerçek şu ki, ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim.’
Diyanet Vakfı 125. Bilin ki, ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim.
Elmalılı Hamdi Yazır 125-Haberiniz olsun ki, ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim.
Süleyman Ateş 125. Ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim.
Yaşar Nuri Öztürk 125 “Ben sizin için, güvenilir bir resulüm.”
Ali Bulaç 126- ‘Artık Allah’tan korkup-sakının ve bana itaat edin.’
Diyanet Vakfı 126. Artık Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin.
Elmalılı Hamdi Yazır 126-Gelin Allah’tan korkun ve bana itaat edin!
Süleyman Ateş 126. Allah’tan korkun ve bana ita’at edin.
Yaşar Nuri Öztürk 126 “Artık Allah’tan sakının da bana itaat edin.”
Ali Bulaç 127- ‘Buna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum; ücretim yalnızca alemlerin Rabbine aittir.’
Diyanet Vakfı 127. Buna karşı sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ecrimi verecek olan, ancak âlemlerin Rabbidir.
Elmalılı Hamdi Yazır 127-Buna karşı ben sizden bir ücret de istemiyorum. Benim mükafatım ancak alemlerin Rabbine aittir.
Süleyman Ateş 127. Ben sizden buna karşı bir ücret istemiyorum. Benim ücretim yalnız alemlerin Rabbine aittir.
Yaşar Nuri Öztürk 127 “Ben sizden bu iş için bir ücret istemiyorum. Benim ödülüm âlemlerin Rabbi’ndendir.”
Ali Bulaç 128- ‘Siz, her yüksekçe yere bir anıt inşa edip (yararsız bir şeyle) oyalanıp eğleniyor musunuz?’
Diyanet Vakfı 128. Siz her yüksek yere bir alâmet dikerek eğleniyor musunuz?
Elmalılı Hamdi Yazır 128-Siz her tepeye bir alamet bina edip eğlenir durur musunuz?
Süleyman Ateş 128. Siz her yol üzerine, (gelip geçenleri yanıltmak için) bir işaret yapıp da boş şeyle mi uğraşıyorsunuz?
Yaşar Nuri Öztürk 128 “Her yüksek tepeye/yola şaşılacak bir bina kurarak/bir işaret dikerek mi eğleniyorsunuz!”
Ali Bulaç 129- ‘Ölümsüz kılınmak umuduyla sanat yapıları mı ediniyorsunuz?’
Diyanet Vakfı 129. Temelli kalacağınızı umarak sağlam yapılar mı ediniyorsunuz?
Elmalılı Hamdi Yazır 129-Ebedi kalacakmışsınız gibi bir takım sanayiler ediniyorsunuz.
Süleyman Ateş 129. Belki ebedi yaşarsınız diye köşkler (ve müstahkem kaleler) ediniyorsunuz?
Yaşar Nuri Öztürk 129 “Sanayi üreten yerler edinerek sonsuzlaşmak ümidine mi düşüyorsunuz?”
Ali Bulaç 130- ‘Tutup yakaladığınız zaman da zorbalar gibi mi yakalıyorsunuz?’
Diyanet Vakfı 130. Yakaladığınız zaman, zorbalar gibi mi yakalıyorsunuz?
Elmalılı Hamdi Yazır 130-Hem tuttuğunuz vakit, merhametsiz zorbalar gibi tutuyorsunuz.
Süleyman Ateş 130. (Bir kavmi) yakaladığınız zaman da zorbalar gibi yakalıyorsunuz.
Yaşar Nuri Öztürk 130 “Yakaladığınız vakit zorbaca yakalıyorsunuz?”
Ali Bulaç 131- ‘Artık Allah’tan korkup-sakının ve bana itaat edin.’
Diyanet Vakfı 131. Artık Allah’tan korkun ve bana itaat edin.
Elmalılı Hamdi Yazır 131-Artık Allah’tan korkun ve bana itaat edin.
Süleyman Ateş 131. Allah’tan korkun ve bana ita’at edin.
Yaşar Nuri Öztürk 131 “Artık Allah’tan sakının da bana itaat edin.”
Ali Bulaç 132- ‘Bildiğiniz şeylerle size yardım edenden korkup-sakının.’
Diyanet Vakfı 132. Bildiğiniz şeyleri size bol bol veren, Allah’dan korkun.
Elmalılı Hamdi Yazır 132-O Allah’tan korkun ki, size o bildiğiniz şeyleri verdi.
Süleyman Ateş 132. Size bildiğiniz ni’metleri bol bol veren(Allah)dan korkun. Keep your duty toward Him Who hath aided you with (the good things) that ye know,
Yaşar Nuri Öztürk 132 “O bildiğiniz nimetleri önünüze yayandan korkun.”
Ali Bulaç 133- ‘Size hayvanlar, çocuklar (vererek) yardım etti.’
Diyanet Vakfı 133. ”O size verdi : davarlar, oğullar”.
Elmalılı Hamdi Yazır 133-134-Size davarlar, oğullar, cennet gibi bağlar, bahçeler, pınarlar verdi.
Süleyman Ateş 133. O size verdi: davarlar, oğullar,
Yaşar Nuri Öztürk 133 “Size bir yığın nimet lütfetti: Davarlar, oğullar,
Ali Bulaç 134- ‘Bahçeler ve pınarlar da.’
Diyanet Vakfı 134. “Bahçeler çeşmeler.” (Allah’a karşı gelmek) den sakının.
Elmalılı Hamdi Yazır 133-134-Size davarlar, oğullar, cennet gibi bağlar, bahçeler, pınarlar verdi.
Süleyman Ateş 134. Bahçeler, çeşmeler.
Yaşar Nuri Öztürk 134 Bahçeler, pınarlar.”
Ali Bulaç 135- ‘Doğrusu, ben sizin için büyük bir günün azabından korkuyorum.’
Diyanet Vakfı 135. Doğrusu sizin hakkınızda muazzam bir günün azabından endişe ediyorum.
Elmalılı Hamdi Yazır 135-Cidden ben sizin için büyük bir günün azabından korkuyorum.”
Süleyman Ateş 135. Doğrusu ben size büyük bir günün azabı(nın çarpması)ndan korkuyorum.
Yaşar Nuri Öztürk 135 “Büyük bir günün azabı üstünüzedir diye korkuyorum.”
Ali Bulaç 136- Dediler ki: ‘Bizim için farketmez; öğüt versen de, öğüt verenlerden olmasan da.’
Diyanet Vakfı 136. (Onlar) şöyle dediler: Sen öğüt versen de, vermesen de bizce birdir.
Elmalılı Hamdi Yazır 136-Dediler ki: “Sen ha öğüt vermişsin, ha öğüt verenlerden olmamışsın, bizce birdir.
Süleyman Ateş 136. Dediler ki: “Öğüt versen de, öğüt verenlerden olmasan da bizce birdir.”
Yaşar Nuri Öztürk 136 Dediler: “Sen ha öğüt vermişsin ha öğüt verenlerden olmamışsın. Bizim için fark etmez.”
Ali Bulaç 137- ‘Bu, geçmiştekilerin ‘geleneksel tutumundan başkası değildir.’
Diyanet Vakfı 137. Bu, öncekilerin geleneğinden başka bir şey değildir.
Elmalılı Hamdi Yazır 137-Bu sadece eskilerin adetidir
Süleyman Ateş 137. Bu (davranışımız), sadece evvelkilerin ahlakı(ve geleneği)dir.
Yaşar Nuri Öztürk 137 “Bu, öncekilerin uydurmalarından başka şey değil.”
Ali Bulaç 138- ‘Biz azab görecek değiliz.’
Diyanet Vakfı 138. Biz azaba uğratılacak da değiliz.
Elmalılı Hamdi Yazır 138-Biz azaba uğratılacak değiliz.”
Süleyman Ateş 138. Biz azaba uğratılacak değiliz.
Yaşar Nuri Öztürk 138 “Biz azaba uğratılacak değiliz.”
Ali Bulaç 139- Böylelikle onu yalanladılar, biz de onları yıkıma uğrattık. Gerçekten, bunda bir ayet vardır, ama onların çoğu iman etmiş değildirler.
Diyanet Vakfı 139. Böylece onu yalancılıkla suçladılar; biz de kendilerini helâk ettik. Doğrusu bunda büyük bir ibret vardır; ama çokları iman etmezler.
Elmalılı Hamdi Yazır 139-O’nu yalanladılar; Biz de kendilerini helak ediverdik. Şüphesiz bunda mutlak bir ibret vardır, ama çokları iman etmedi.
Süleyman Ateş 139. (Böylece) onu yalanladılar. Biz de onları helak ettik. Muhakkak ki bunda bir ibret vardır, ama yine çokları inanmazlar.
Yaşar Nuri Öztürk 139 Onu bu şekilde yalanladılar, biz de onları helâk ettik. Bunda elbette bir ibret var. Ama onların çoğu müminlerden değildi.
Ali Bulaç 140- Gerçekten senin Rabbin, güçlü ve üstün olandır, esirgeyendir.
Diyanet Vakfı 140. Şüphesiz Rabbin, işte O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir.
Elmalılı Hamdi Yazır 140-Ve şüphesiz ki Rabbin, gerçekten O, çok göçlü ve çok merhametlidir.
Süleyman Ateş 140. Şüphesiz Rabbin, işte üstün O’dur, merhamet eden O’dur.
Yaşar Nuri Öztürk 140 Kuşkusuz, senin Rabbin mutlak Azîz, mutlak Rahîm’dir.
Ali Bulaç 141- Semud (kavmi) de, gönderilen (elçi)leri yalanladı.
Diyanet Vakfı 141. Semûd (kavmi) de peygamberleri yalancılıkla suçladı.
Elmalılı Hamdi Yazır 141-Semüd (kavmi) de gönderilen peygamberleri yalanladı.
Süleyman Ateş 141. Semud (kavmi) de gönderilen elçileri yalanladı:
Yaşar Nuri Öztürk 141 Semûd da peygamlerleri yalanladı.
Ali Bulaç 142- Hani onlara kardeşleri Salih: ‘Sakınmaz mısınız? demişti.
Diyanet Vakfı 142. Kardeşleri Sâlih onlara şöyle demişti: (Allah’a karşı gelmekten) sakınmaz mısınız?
Elmalılı Hamdi Yazır 142-Kardeşleri Salih o zaman onlara şöyle demişti : “Allah’tan korkmaz mısınız?
Süleyman Ateş 142. Kardeşleri Salih, onlara demişti ki: “Korunmaz mısınız?”
Yaşar Nuri Öztürk 142 Kardeşleri Sâlih onlara demişti ki: “Siz hiç sakınmıyor musunuz?”
Ali Bulaç 143- ‘Gerçek şu ki, ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim.’
Diyanet Vakfı 143. Bilin ki, ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim.
Elmalılı Hamdi Yazır 143-Haberiniz olsun ki, ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim.
Süleyman Ateş 143. Ben sizin için güvenilir bir elçiyim.
Yaşar Nuri Öztürk 143 “Ben sizin için emin bir resulüm.”
Ali Bulaç 144- ‘Artık Allah’tan korkup-sakının ve bana itaat edin.’
Diyanet Vakfı 144. Artık Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin.
Elmalılı Hamdi Yazır 144-Gelin Allah’tan korkun ve bana itaat edin.
Süleyman Ateş 144. Allah’tan korkun ve bana ita’at edin.
Yaşar Nuri Öztürk 144 “Artık Allah’tan sakının ve bana itaat edin.”
Ali Bulaç 145- ‘Buna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum; ücretim yalnızca alemlerin Rabbine aittir.”
Diyanet Vakfı 145. Buna karşı sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ecrimi verecek olan, ancak âlemlerin Rabbidir.
Elmalılı Hamdi Yazır 145-Buna karşı ben sizden bir ücret istemiyorum. Benim mükafatım ancak alemlerin Rabbine aittir.
Süleyman Ateş 145. Ben sizden buna karşı bir ücret istemiyorum. Benim ücretim yalnız alemlerin Rabbine aittir.
Yaşar Nuri Öztürk 145 “Ben bu iş için sizden bir ücret istemiyorum. Benim ücretim yalnız âlemlerin Rabbi’ndendir.”
Ali Bulaç 146- ‘Siz burada güvenlik içinde mi bırakılacaksınız?’
Diyanet Vakfı 146. Siz burada, güven içinde bırakılacak mısınız (sanırsınız)?
Elmalılı Hamdi Yazır 146-Siz burada güven içinde bırakılacak mısınız:
Süleyman Ateş 146. Siz burada güven içinde bırakılacağınızı mı sanıyorsunuz?
Yaşar Nuri Öztürk 146 “Siz burada güven içinde bırakılacak mısınız?”
Ali Bulaç 147- ‘Bahçelerin ve pınarların içinde,’
Diyanet Vakfı 147. “Böyle bahçelerde, çeşme başlarında ?”
Elmalılı Hamdi Yazır 147-cennetler, pınarlar,
Süleyman Ateş 147. Böyle bahçelerde, çeşme başlarında?
Yaşar Nuri Öztürk 147 “Bahçelerde, pınarlarda.”
Ali Bulaç 148- ‘Ekinler ve yumuşak tomurcuklu göz alıcı hurmalıklar arasında?’
Diyanet Vakfı 148. “Ekinlerin, salkımları sarkmış hurmalıkların arasında?”
Elmalılı Hamdi Yazır 148-salkımları sarkmış hurmalar, ekinler içinde?
Süleyman Ateş 148. Ekinler ve yumuşak tomurcuklu güzel hurmalıklar arasında?
Yaşar Nuri Öztürk 148 “Ekinler, salkımları sarkmış hurmalıklar içinde.”
Ali Bulaç 149- ‘Dağlardan ustalıkla zevkli evler yontuyorsunuz.’
Diyanet Vakfı 149. (Böyle sanıp) dağlardan ustaca evler yontuyorsunuz (oyup yapıyorsunuz).
Elmalılı Hamdi Yazır 149-Ki bir de dağlardan keyifli keyifli evler yontuyorsunuz?
Süleyman Ateş 149. Dağlardan ustalıkla evler yontuyorsunuz.
Yaşar Nuri Öztürk 149 “Keyif içinde, dağlardan evler yontuyorsunuz.”
Ali Bulaç 150- ‘Artık Allah’tan sakının ve bana itaat edin.’
Diyanet Vakfı 150. Artık Allah’tan korkun ve bana itaat edin.
Elmalılı Hamdi Yazır 150-Gel'” Allah’tan korkun da bana itaat edın.
Süleyman Ateş 150. Allah’tan korkun ve bana ita’at edin.
Yaşar Nuri Öztürk 150 “Artık Allah’tan sakının da bana itaat edin.”
Ali Bulaç 151- ‘Ve ölçüsüzce davrananların emrine itaat etmeyin.’
Diyanet Vakfı 151. “O aşırıların emrine uymayın.”
Elmalılı Hamdi Yazır 151-İtaat etmeyin o kimselere
Süleyman Ateş 151. O aşırıların emrine uymayın.
Yaşar Nuri Öztürk 151 “Savurganlık edenlerin/haddi aşanların buyruğuna uymayın.”
Ali Bulaç 152- ‘Ki onlar, yeryüzünde bozgunculuk çıkarıyor ve dirlik-düzenlik kurmuyorlar (ıslah etmiyorlar).’
Diyanet Vakfı 152. “Yeryüzünde bozgunculuk yapıp dirlik düzenlik vermeyenler(in sözüyle hareket etmeyin).
Elmalılı Hamdi Yazır 152-ki, yeryüzünü fesada verirler de ıslah etmezler.”
Süleyman Ateş 152. Yeryüzünde bozgunculuk yapan, ıslah etmeyen o kimseler(in sözüyle hareket etmeyin).
Yaşar Nuri Öztürk 152 “Onlar yeryüzünde bozgun çıkarırlar, barış için çalışmazlar.”
Ali Bulaç 153- Dediler ki: ‘Sen ancak büyülenmişlerdensin.’
Diyanet Vakfı 153. Dediler ki: Sen, olsa olsa iyice büyülenmiş birisin!
Elmalılı Hamdi Yazır 153-Dediler: “Sen iyice büyülenmişlerden birisisin;
Süleyman Ateş 153. Dediler: Sen, iyice büyülenmişlerdensin.”
Yaşar Nuri Öztürk 153 Dediler: “Sen, adamakıllı büyülenmişsin.”
Ali Bulaç 154- ‘Sen yalnızca benzerimiz olan bir beşerden başkası değilsin; eğer doğru söylüyorsan, bu durumda bir ayet (mucize) getir-görelim.’
Diyanet Vakfı 154. Sen de ancak bizim gibi bir insansın. Eğer doğru söyleyenlerden isen, haydi bize bir mucize getir.
Elmalılı Hamdi Yazır 154-Sen de bizim gibi bir beşerden başka bir şey değilsin; haydi bir ayet (mucize) getir, eğer doğru konuşanlardan isen!”
Süleyman Ateş 154. Sen de bizim gibi bir insansın. Eğer doğrulardansan bize bir mu’cize getir.
Yaşar Nuri Öztürk 154 “Sen de bizim gibi bir insansın. Eğer doğru sözlülerden isen, hadi bir mucize getir.”
Ali Bulaç 155- Dedi ki: ‘İşte, bu bir dişi devedir; su içme hakkı (bir gün) onun, belli bir günün su içme hakkı da sizindir.’
Diyanet Vakfı 155. Salih: İşte (mucize) bu dişi devedir; onun bir su içme hakkı vardır, belli bir günün içme hakkı da sizindir, dedi.
Elmalılı Hamdi Yazır 155-(Salih): “İşte (o mucize) bir dişi deve; su hakkı bir (gün) ona, belli bir günün su hakkı da size;
Süleyman Ateş 155. Dedi: “İşte bu dişi deve(mu’cize)dir. (Bir gün) onun su içme hakkı var, belli bir günün su içme hakkı da sizin.”
Yaşar Nuri Öztürk 155 Dedi: “Şu bir dişi devedir. Onun su içme hakkı var. Belli bir günde su içme hakkı da sizin.”
Ali Bulaç 156- ‘Ona bir kötülükle dokunmayın, sonra büyük bir günün azabı sizi yakalar.
Diyanet Vakfı 156. Ona bir kötülükle ilişmeyin, yoksa sizi muazzam bir günün azabı yakalayıverir.
Elmalılı Hamdi Yazır 156-sakın ona bir kötülükle ilişmeyin, yoksa sizi büyük bir günün azabı yakalar.” dedi.
Süleyman Ateş 156. Sakın, ona bir kötülük dokundurmayın, sonra büyük bir günün azabı sizi yakalar.
Yaşar Nuri Öztürk 156 “Ona kötülükle ilişmeyin. Yoksa büyük bir günün azabı sizi yakalar.”
Ali Bulaç 157- ‘Sonunda onu (yine de) kestiler, ancak pişman oldular.’
Diyanet Vakfı 157. Buna rağmen onlar deveyi kestiler; ama pişman da oldular.
Elmalılı Hamdi Yazır 157-Derken onu vurdular, fakat pişman oldular;
Süleyman Ateş 157. Nihayet onu kestiler, ama pişman oldular.
Yaşar Nuri Öztürk 157 Onu yere yatırıp kestiler. Sonra da pişman oldular.
Ali Bulaç 158- Böylece azab onları yakaladı. Gerçekten, bunda bir ayet vardır, ama onların çoğu iman etmiş değildirler.
Diyanet Vakfı 158. Bunun üzerine onları azap yakaladı. Doğrusu bunda, büyük bir ders vardır; ama çokları iman etmezler.
Elmalılı Hamdi Yazır 158-çünkü kendilerini azap yakalayıverdi. Şüphesiz bunda (alıncak) bir ibret vardır; ama çoğu iman etmedi.
Süleyman Ateş 158. Ve azab onları yakaladı. Muhakkak ki bunda bir ibret vardır, ama yine çokları inanmazlar.
Yaşar Nuri Öztürk 158 Sonunda azap onları yakaladı. Bunda elbette bir ibret var. Ama onların çoğu inanan kişiler değildi.
Ali Bulaç 159- Gerçekten Rabbin, güçlü ve üstün olandır, esirgeyendir.
Diyanet Vakfı 159. Şüphesiz Rabbin, işte O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir.
Elmalılı Hamdi Yazır 159-Ve şüphesiz Rabbin gerçekten, O, çok güçlü ve çok merhametlidir.
Süleyman Ateş 159. Şüphesiz Rabbin, işte üstün O’dur, merhamet eden O’dur.
Yaşar Nuri Öztürk 159 Ve senin Rabbin mutlak Azîz, mutlak Rahîm’dir.
Ali Bulaç 160- Lut (kavmi) de, gönderilen (elçi)leri yalanladı.
Diyanet Vakfı 160. Lût kavmi de peygamberleri yalancılıkla suçladı.
Elmalılı Hamdi Yazır 160-Lut kavmi de gönderilen peygamberleri yalanladı.
Süleyman Ateş 160. Lut (kavmi) de gönderilen elçileri yalanladı.
Yaşar Nuri Öztürk 160 Lût kavmi de hak elçilerini yalanladı.
Ali Bulaç 161- Hani onlara kardeşleri Lut: ‘Sakınmaz mısınız?’ demişti.
Diyanet Vakfı 161. Kardeşleri Lût onlara şöyle demişti: (Allah’a karşı gelmekten) sakınmaz mısınız?
Elmalılı Hamdi Yazır 161-Kardeşleri Lut o zaman onlara şöyle demişti: “Siz Allah’tan korkmaz mısınız?
Süleyman Ateş 161. Kardeşleri Lut, onlara “Korunmaz mısınız?” demişti.
Yaşar Nuri Öztürk 161 Kardeşler Lût onlara şöyle demişti: “Hâlâ sakınmıyor musunuz?”
Ali Bulaç 162- ‘Gerçek şu ki, ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim.’
Diyanet Vakfı 162. Bilin ki, ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim.
Elmalılı Hamdi Yazır 162-Haberiniz olsun, ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim.
Süleyman Ateş 162. Ben sizin için güvenilir bir elçiyim.
Yaşar Nuri Öztürk 162 “Ben size gelen emin bir elçiyim.”
Ali Bulaç 163- ‘Artık Allah’tan korkup-sakının ve bana itaat edin.’
Diyanet Vakfı 163. Artık Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin.
Elmalılı Hamdi Yazır 163-Gelin Allah’tan korkunda bana itaat edin.
Süleyman Ateş 163. Allah’tan korkun ve bana ita’at edin.
Yaşar Nuri Öztürk 163 “Artık Allah’tan sakının da bana itaat edin.”
Ali Bulaç 164- ‘Buna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum; ücretim yalnızca alemlerin Rabbine aittir.’
Diyanet Vakfı 164. Buna karşı sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ecrimi verecek olan, ancak âlemlerin Rabbidir.
Elmalılı Hamdi Yazır 164-Buna karşı ben sizden bir ücret de istemiyorum. Benim mükafatım ancak alemlerin Rabbine aittir.
Süleyman Ateş 164. Ben sizden buna karşı bir ücret istemiyorum. Benim ücretim yalnız alemlerin Rabbine aittir. And I ask of you no wage therefore; my wage is the concern only of the Lord of the Worlds.
Yaşar Nuri Öztürk 164 “Ben bu iş için sizden bir ücret istemiyorum. Benim ücret yalnız âlemlerin Rabbi’ndendir.”
Ali Bulaç 165- ‘Siz insanlardan (cinsel arzuyla) erkeklere mi gidiyorsunuz?
Diyanet Vakfı 165. Rabbinizin sizler için yarattığı eşlerinizi bırakıp da, insanlar içinden erkeklere mi yaklaşıyorsunuz? Doğrusu siz sınırı aşmış (sapık) bir kavimsiniz!
Elmalılı Hamdi Yazır 165-166-Sizin için yarattığı eşleri bırakıyorsunuz da İnsanlar içinden erkeklere mi gidiyorsunuz? Doğrusu siz insanlıktan çıkmış bir kavimsiniz!
Süleyman Ateş 165. Alemlerin içinde erkeklere mi gidiyorsunuz?
Yaşar Nuri Öztürk 165 “Âlemlerin içinden erkeklere gidiyor da,
Ali Bulaç 166- ‘Rabbinizin sizler için yaratmış bulunduğu eşlerinizi bırakıyorsunuz. Hayır, siz sınırı çiğneyen bir kavimsiniz.’
Diyanet Vakfı 166. Rabbinizin sizler için yarattığı eşlerinizi bırakıp da, insanlar içinden erkeklere mi yaklaşıyorsunuz? Doğrusu siz sınırı aşmış (sapık) bir kavimsiniz!
Elmalılı Hamdi Yazır 165-166-Sizin için yarattığı eşleri bırakıyorsunuz da İnsanlar içinden erkeklere mi gidiyorsunuz? Doğrusu siz insanlıktan çıkmış bir kavimsiniz!
Süleyman Ateş 166. Ve Rabbinizin sizin için yarattığı eşlerinizi bırakıyorsunuz? Siz sınırı aşan bir kavimsiniz.
Yaşar Nuri Öztürk 166 Rabbinizin sizin için yarattığı eşlerinizi bırakıyor musunuz? Doğrusu siz haddi aşmış bir kavimsiniz.”
Ali Bulaç 167- Dediler ki: ‘Ey Lut, eğer (bu söylediklerine) bir son vermeyecek olursan, gerçekten (buradan) sürülüp çıkarılanlardan olacaksın.’
Diyanet Vakfı 167. Onlar şöyle dediler: Ey Lût! (Bu davadan) vazgeçmezsen, iyi bil ki, sürgün edilmişlerden olacaksın!
Elmalılı Hamdi Yazır 167-(Onlar): “Ey Lut, and içeriz ki (bu uyarılardan)
Süleyman Ateş 167. Dediler: “Ey Lut, andolsun, eğer (bundan) vazgeçmezsen, mutlaka sürülenlerden olacaksın.
Yaşar Nuri Öztürk 167 Dediler: “Eğer bu tavrını sona erdirmezsen, ey Lût, yemin olsun bu topraktan sürülenlerden olacaksın.”
Ali Bulaç 168- Dedi ki: ‘Gerçekten ben, sizin bu yaptığınıza öfke ile karşı olanlardanım.’
Diyanet Vakfı 168. Lût: Doğrusu, dedi, ben sizin bu işinizden tiksinmekteyim!
Elmalılı Hamdi Yazır 168-(Lut) dedi ki: “Doğrusu ben bu işinize kin güdenlerdenim.
Süleyman Ateş 168. (Lut) dedi: “Ben sizin bu işinize, (kadınları bırakıp erkeklere gidişinize) kızanlardanım.”
Yaşar Nuri Öztürk 168 Lût dedi: “Ben sizin şu yaptığınıza öfkelenenlerdenim.”
Ali Bulaç 169- ‘Rabbim, beni ve ailemi bunların yaptıklarından kurtar.’
Diyanet Vakfı 169. Rabbim! Beni ve ailemi, onların yapageldiklerinden (vebalinden) kurtar.
Elmalılı Hamdi Yazır 169-Ey Rabbim, beni ve ailemi bunların yaptıklarının uğursuzluğundan kurtar!
Süleyman Ateş 169. Rabbim, beni ve ailemi bunların yaptıklarından kurtar!
Yaşar Nuri Öztürk 169 “Rabbim, beni ve ailemi bunların yaptıklarından koru.”
Ali Bulaç 170- Bunun üzerine onu ve bütün ailesini kurtardık.
Diyanet Vakfı 170. Bunun üzerine onu ve bütün ailesini kurtardık.
Elmalılı Hamdi Yazır 170-Biz de onu ve ailesini tamamen kurtardık.
Süleyman Ateş 170. Biz de onu ve ailesini tamamen kurtardık.
Yaşar Nuri Öztürk 170 Bunun üzerine biz onu ve ailesini toplu halde kurtardık.
Ali Bulaç 171- Yalnızca geri kalanlar içinde bir kocakarı hariç.
Diyanet Vakfı 171. Ancak bir kocakarı müstesna. O, geride kalanlardan (oldu).
Elmalılı Hamdi Yazır 171-Ancak (geride) bir yaşlı kadın kaldı.
Süleyman Ateş 171. Yalnız geride kalanlar arasında bulunan bir koca karıyı (kurtarmadık).
Yaşar Nuri Öztürk 171 Ancak geridekiler arasında bir kocakarı kaldı.
Ali Bulaç 172- Sonra geride kalanları yerle bir ettik.
Diyanet Vakfı 172. Sonra diğerlerini helâk ettik.
Elmalılı Hamdi Yazır 172-Sonra geride kalanların hepsini yerle bir ettik.
Süleyman Ateş 172. Sonra ötekilerini hep yıktık, helak ettik.
Yaşar Nuri Öztürk 172 Sonra ötekileri mahvedip batırdık.
Ali Bulaç 173- Ve üzerlerine bir yağmur yağdırdık; uyarılıp-korkutulanların yağmuru ne kötü.
Diyanet Vakfı 173. Üzerlerine öyle bir yağmur yağdırdık ki… Uyarılanların (fakat yola gelmeyenlerin) yağmuru ne de kötü!
Elmalılı Hamdi Yazır 173-Ve üzerlerine öyle bir yağmur yağdırdık ki, ne kötü idi O uyarılanların yağmuru!
Süleyman Ateş 173. Ve üzerlerine bir yağmur yağdırdık, uyarıl(ıp da yola gelmey)enlerin yağmuru hakikaten çok kötü oldu!
Yaşar Nuri Öztürk 173 Üzerlerine bir de yağmur yağdırdık. Ne de kötüymüş uyarılanların yağmuru!
Ali Bulaç 174- Gerçekten, bunda bir ayet vardır, ama onların çoğu iman etmiş değildirler.
Diyanet Vakfı 174. Elbet bunda büyük bir ibret vardır; fakat çokları iman etmezler.
Elmalılı Hamdi Yazır 174-Şüphesiz bunda gerçekten bir ibret vardır.
Süleyman Ateş 174. Muhakkak ki bunda bir ibret vardır, ama yine çokları inanmazlar.
Yaşar Nuri Öztürk 174 Elbette bunda bir ayet var ama onların çoğu müminler değildi.
Ali Bulaç 175- Gerçekten Rabbin, güçlü ve üstün olandır esirgeyendir.
Diyanet Vakfı 175. Şüphesiz Rabbin, işte O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir.
Elmalılı Hamdi Yazır 175-Ve şüphesiz ki Allah’tan korkmaz mısınız?
Süleyman Ateş 175. Şüphesiz Rabbin, işte üstün O’dur, merhamet eden O’dur.
Yaşar Nuri Öztürk 175 Ve senin Rabbin mutlak Azîz, mutlak Rahîm…
Ali Bulaç 176- Eyke halkı da, gönderilen (peygamber)leri yalanladı.
Diyanet Vakfı 176. Eyke halkı da peygamberleri yalancılıkla suçladı.
Elmalılı Hamdi Yazır 176-
Süleyman Ateş 176. Eyke halkı da gönderilen elçileri yalanladı.
Yaşar Nuri Öztürk 176 Eyke halkı da elçileri yalanladı.
Ali Bulaç 177- Hani onlara Şuayb: ‘Sakınmaz mısınız?’ demişti.
Diyanet Vakfı 177. Şuayb onlara şöyle demişti: (Allah’a karşı gelmekten) sakınmaz mısınız?
Elmalılı Hamdi Yazır 177-
Süleyman Ateş 177. Şu’ayb, onlara demişti ki: “Korunmaz mısınız?”
Yaşar Nuri Öztürk 177 Şuayb onlara demişti ki: “Hâlâ sakınmıyor musunuz?”
Ali Bulaç 178- ‘Gerçek şu ki, ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim.’
Diyanet Vakfı 178. Bilin ki, ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim.
Elmalılı Hamdi Yazır 178-Haberiniz olsun, ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim.
Süleyman Ateş 178. Ben sizin için güvenilir bir elçiyim.
Yaşar Nuri Öztürk 178 “Kuşkusuz, ben sizin için güvenilir bir resulüm.”
Ali Bulaç 179- ‘Artık Allah’tan korkup-sakının ve bana itaat edin.’
Diyanet Vakfı 179. Artık Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin.
Elmalılı Hamdi Yazır 179-Gelin Allah’tan korkun ve bana itaat edin.
Süleyman Ateş 179. Allah’tan korkun ve bana ita’at edin.
Yaşar Nuri Öztürk 179 “Artık Allah’tan sakının da bana itaat edin.”
Ali Bulaç 180- ‘Buna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum; ücretim yalnızca alemlerin Rabbine aittir.’
Diyanet Vakfı 180. Buna karşı sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ücretimi verecek olan, ancak âlemlerin Rabbidir.
Elmalılı Hamdi Yazır 180-Buna karşı sizden bir ücret istemiyorum. Benim mükafatım alemlerin Rabbine aittir.
Süleyman Ateş 180. Ben sizden, buna karşı bir ücret istemiyorum. Benim ücretim yalnız alemlerin Rabbine aittir.
Yaşar Nuri Öztürk 180 “Ben bu iş için sizden herhangi bir ödül de istemiyorum; benim ödülüm âlemlerin Rabbi’nden başkasında değil.”
Ali Bulaç 181- ‘Ölçüyü tam tutun ve eksiltenlerden olmayın.’
Diyanet Vakfı 181. Ölçüyü tastamam yapın, (insanların hakkını) eksik verenlerden olmayın.
Elmalılı Hamdi Yazır 181-Ölçeği tam ölçün de hak yiyenlerden olmayın.
Süleyman Ateş 181. Ölçüyü tam yapın, eksiltenlerden olmayın.
Yaşar Nuri Öztürk 181 “Ölçüyü tam yapın; şunun-bunun hakkını çarpanlardan olmayın;
Ali Bulaç 182- ‘Dosdoğru olan terazi ile tartın.’
Diyanet Vakfı 182. Doğru terazi ile tartın.
Elmalılı Hamdi Yazır 182-ve doğru terazi ile tartın!
Süleyman Ateş 182. Doğru terazi ile tartın.
Yaşar Nuri Öztürk 182 “Doğru-düzgün terazi ile tartın.”
Ali Bulaç 183- ‘İnsanların eşyasını değerden düşürüp-eksiltmeyin ve yeryüzünde bozguncular olarak karışıklık çıkarmayın.’
Diyanet Vakfı 183. İnsanların hakkı olan şeyleri kısmayın. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın.
Elmalılı Hamdi Yazır 183-Halkın eşyalarını değerinden düşürmeyin ve yeryüzünü ihtilalcilikle fesada vermeyin.
Süleyman Ateş 183. İnsanların haklarını kısmayın. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın.
Yaşar Nuri Öztürk 183 “Halkın eşyasını, değerlerini düşürerek almayın. Yeryüzünde, bozguncular olarak fesat çıkarmayın!”
Ali Bulaç 184- ‘Sizi ve önceki yaratılmışları yaratandan sakının”.
Diyanet Vakfı 184. Sizi ve önceki nesilleri yaratan (Allah) dan korkun.
Elmalılı Hamdi Yazır 184-O sizi ve sizden önceki nesilleri yaratan Yaratıcıdan korkun!”
Süleyman Ateş 184. Sizi ve önceki nesilleri yaratandan korkun. And keep your duty unto Him Who created you and the generations of the men of old.
Yaşar Nuri Öztürk 184 “Sizi ve önceki nesilleri yaratandan sakının!”
Ali Bulaç 185- Dediler ki: ‘Sen ancak büyülenmişlerdensin”.
Diyanet Vakfı 185. Onlar şöyle dediler: Sen, olsa olsa iyice büyülenmiş birisin!
Elmalılı Hamdi Yazır 185-Dediler: “Sen muhakkak büyülenmişlerdensin.
Süleyman Ateş 185. Dediler: “Sen iyice büyülenmişlerdensin.”
Yaşar Nuri Öztürk 185 Dediler: “Sen fena halde büyülenmişsin.”
Ali Bulaç 186- ‘Sen, yalnızca benzerimiz olan bir beşerden başkası değilsin ve senin gerçekte yalancılardan olduğunu sanıyoruz.’
Diyanet Vakfı 186. Sen de, ancak bizim gibi bir beşersin. Bilki, biz seni ancak yalancılardan biri sayıyoruz.
Elmalılı Hamdi Yazır 186-Sen de bizim gibi bir beşerden başka nesin! Doğrusu biz seni muhakkak yalancılardan sanıyoruz.
Süleyman Ateş 186. Sen de bizim gibi bir insansın, biz seni mutlaka yalancılardan sanıyoruz.
Yaşar Nuri Öztürk 186 “Sen bizim gibi bir insandan başka şey değilsin. Biz senin yalancılardan olduğunu düşünüyoruz.”
Ali Bulaç 187- ‘Eğer doğru söylüyorsan, bu durumda gökten üstümüze bir parça düşürüver.’
Diyanet Vakfı 187. Şayet doğru sözlülerden isen, üstümüze gökten azap yağdır.
Elmalılı Hamdi Yazır 187-Üzerimize gökten bir parça düşürüver, eğer doğru söyleyenlerden isen.”
Süleyman Ateş 187. Eğer doğrulardansan o halde üzerimize gökten parçalar düşür.
Yaşar Nuri Öztürk 187 “Eğer doğru sözlülerdensen, hadi üzerimize gökten parçalar düşür!”
Ali Bulaç 188- Dedi ki: ‘Rabbim yaptıklarınızı daha iyi bilir.
Diyanet Vakfı 188. Şuayb: Rabbim yaptıklarınızı en iyi bilendir, dedi.
Elmalılı Hamdi Yazır 188-(Şuayb): “Rabbim yaptıklarınızı daha iyi bilir.” dedi.
Süleyman Ateş 188. Rabbim yaptığınızı daha iyi bilir dedi.
Yaşar Nuri Öztürk 188 Şuayb dedi: “Yapmakta olduğunuzu Rabbim daha iyi bilir.”
Ali Bulaç 189- Sonunda onu yalanladılar, böylece onları o gölgelik-gününün azabı yakaladı. Gerçekten o, büyük bir günün azabıydı.
Diyanet Vakfı 189. Velhasıl onu yalancı saydilar da, kendilerini o gölge gününün azabı yakalayıverdi. Gerçekten o, muazzam bir günün azabı idi!
Elmalılı Hamdi Yazır 189-Hülasa onu yalanladılar, kendilerini de o gölge gününün azabı yakalayıverdi. ö cidden büyük bir günün azabı idi.
Süleyman Ateş 189. Onu yalanladılar, nihayet o gölge gününün azabı, kendilerini yakaladı. Gerçekten o, büyük bir günün azabı idi.
Yaşar Nuri Öztürk 189 Onu yalanladılar; bunun üzerine o gölgelik gününün azabı onları yakalayıverdi. O, gerçekten büyük bir günün azabıydı.
Ali Bulaç 190- Gerçekten, bunda bir ayet vardır, ama onların çoğu iman etmiş değildirler.
Diyanet Vakfı 190. Doğrusu bunda büyük bir ders vardır; ama çokları iman etmezler.
Elmalılı Hamdi Yazır 190-Şüphesiz bunda (alınacak) bir ibret vardır; ama çoğu iman etmedi.
Süleyman Ateş 190. Muhakkak ki bunda bir ibret vardır ama yine çokları inanmazlar.
Yaşar Nuri Öztürk 190 Bunda elbette bir ibret var ama onların çoğu inanan kişiler değildi.
Ali Bulaç 191- Gerçekten Rabbin güçlü ve üstün olandır, esirgeyendir.
Diyanet Vakfı 191. Şüphesiz Rabbin, işte O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir.
Elmalılı Hamdi Yazır 191-Ve şüphesiz ki Rabbin, gerçekten O, çok güçlü ve çok merhametlidir.
Süleyman Ateş 191. Şüphesiz Rabbin, işte üstün O’dur, merhamet eden O’dur.
Yaşar Nuri Öztürk 191 Ve senin Rabbin mutlak Azîz, mutlak Rahîm’dir.
Ali Bulaç 192- Gerçekten o (Kur’an), alemlerin Rabbinin (bir) indirmesidir.
Diyanet Vakfı 192. Muhakkak ki o (Kur’an) âlemlerin Rabbinin indirmesidir.
Elmalılı Hamdi Yazır 192-Ve gerçekten bu (Kur’an) alemlerin Rabbinin indirmesidir.
Süleyman Ateş 192. Muhakkak ki o (Kur’an), alemlerin Rabbinin indirmesidir.
Yaşar Nuri Öztürk 192 Kesin olan şu ki, o âlemlerin Rabbi’nden indirilmiştir.
Ali Bulaç 193- Onu Ruhu’l-emin indirdi.
Diyanet Vakfı 193. (Resûlüm!) Onu Rûhu’l-emîn (Cebrail) indirdi.
Elmalılı Hamdi Yazır 193-Onu Ruhu’l-Emin (Cebrail) indirdi.
Süleyman Ateş 193. Onu, er-Ruhu’l-Emin (güvenilir ruh, Cebrail) indirdi:
Yaşar Nuri Öztürk 193 O güvenilir Rûh indirdi onu,
Ali Bulaç 194- Uyarıcılardan olman için, senin kalbinin üzerine (indirmiştir).
Diyanet Vakfı 194.Senin kalbine; uyarıcılardan olman için,
Elmalılı Hamdi Yazır 194-Senin kalbine ki uyarıcılardan olasın,
Süleyman Ateş 194. Senin kalbine; uyarıcılardan olman için,
Yaşar Nuri Öztürk 194 Senin kalbine ki, uyarıcılardan olasın.
Ali Bulaç 195- Apaçık Arapça bir dille.
Diyanet Vakfı 195. Apaçık Arapça bir dille.
Elmalılı Hamdi Yazır 195-açık parlak bir Arapça ile.
Süleyman Ateş 195. Apaçık Arapça bir dille.
Yaşar Nuri Öztürk 195 Açık-seçik Arapça bir dille indirdi.
Ali Bulaç 196- Ve hiç şüphesiz, o (Kur’an), geçmişlerin kitaplarında da vardır.
Diyanet Vakfı 196. O, şüphesiz daha öncekilerin kitaplarında da vardır.
Elmalılı Hamdi Yazır 196-O, şüphesiz öncekilerin kitaplarında da var.
Süleyman Ateş 196. O(nun içeriği), evvelkilerin Kitaplarında da vardır.
Yaşar Nuri Öztürk 196 O, elbette ki öncekilerin kitaplarında da var.
Ali Bulaç 197- İsrailoğulları bilginlerinin onu bilmesi onlar için bir delil (ayet) değil mi?
Diyanet Vakfı 197. Benî İsrail bilginlerinin onu bilmesi, onlar için bir delil değil midir?
Elmalılı Hamdi Yazır 197-Beni İsrail bilginlerinin onu bilmesi, onlar için bir delil değil mi?
Süleyman Ateş 197. İsrail oğulları bilginlerinin onu bilmesi de onlar için (Kur’an’ın Güvenilir Ruh tarafından vahyedildiğine) yeterli bir delil değil mi?
Yaşar Nuri Öztürk 197 Beniisrail bilginlerinin de onu bilmesi bunlar için bir belirti/kanıt değil mi?
Ali Bulaç 198- Onu Arapça bilmeyen birine indirmiş olsaydık.
Diyanet Vakfı 198. Biz onu Arapça bilmeyenlerden birine indirseydik de,
Elmalılı Hamdi Yazır 198-Eğer onu Arapça bilmeyenlerin birine indirseydik de,
Süleyman Ateş 198. Biz onu yabancılardan birine indirseydik de,
Yaşar Nuri Öztürk 198 Biz onu Arapça konuşmayanlardan birine indirseydik de,
Ali Bulaç 199- Böylece onlara okusaydı, yine ona iman edecek değillerdi.
Diyanet Vakfı 199. Bunu onlara o okusaydı, yine ona iman etmezlerdi.
Elmalılı Hamdi Yazır 199-O onlara okusaydı, yine iman etmeyeceklerdi.
Süleyman Ateş 199. Onu onlara okusaydı, ona inanmazlardı:
Yaşar Nuri Öztürk 199 O onu onlara okusaydı, yine de ona inanmayacaklardı.
Ali Bulaç 200- Biz onu, suçlu-günahkarların kalbine işte böyle işlettik.
Diyanet Vakfı 200. Onu günahkârların kalplerine böyle soktuk.
Elmalılı Hamdi Yazır 200-Biz onu suçluların kabine öyle sokmuşuzdur.
Süleyman Ateş 200. Biz onu, suçluların kalblerine öyle soktuk.
Yaşar Nuri Öztürk 200 Biz onu suçluların kalplerine işte böyle yolladık.
Ali Bulaç 201- O pek acı azabı görünceye kadar ona inanmazlar.
Diyanet Vakfı 201. Onun için, acıklı azabı görünceye kadar ona iman etmezler.
Elmalılı Hamdi Yazır 201-Onlar acı azabı görecekleri zamana kadar ona iman etmezler
Süleyman Ateş 201. Acı azabı görünceye kadar da ona inanmazlar.
Yaşar Nuri Öztürk 201 Acıklı azabı görünceye değin ona inanmazlar.
Ali Bulaç 202- Artık o (azab), kendileri şuurunda olmadan onlara apansız gelecektir.
Diyanet Vakfı 202. İşte bu (azap) onlara, kendileri farkında olmadan, ansızın geliverecektir.
Elmalılı Hamdi Yazır 202-o azap kendilerine ansızın hiç farkında olmadıkları bir anda gelecektir,
Süleyman Ateş 202. Azab onlara öyle ansızın gelir ki, onlar hiç farkında olmazlar.
Yaşar Nuri Öztürk 202 O azap onlara ansızın gelecek, farkında bile olmayacaklar.
Ali Bulaç 203- Derler ki: ‘bize bir süre tanınır mı?’
Diyanet Vakfı 203. O zaman: Bize (iman etmemiz için) mühlet verilir mi acaba? diyeceklerdir.
Elmalılı Hamdi Yazır 203-(O zaman) diyecekler: “Acaba bize bir mühlet verilir mi?”
Süleyman Ateş 203. (Birden onu karşılarında bulunca) Acaba bize süre verilir mi?” derler.
Yaşar Nuri Öztürk 203 O zaman şöyle derler: “Acaba bize süre verilir mi?”
Ali Bulaç 204- Onlar yine azabımızı çabuklaştırmak mı istiyorlar?
Diyanet Vakfı 204. (Durmadan mucize talebiyle) onlar bizim azabımızı mı çarçabuk istiyorlardı?
Elmalılı Hamdi Yazır 204-Acaba azabımızın acele gelmesini mi istiyorlar?
Süleyman Ateş 204. Hala bizim azabımızı mı acele istiyorlar (doğru söyleyenlerden isen bizi tehdidettiğin azabı getir mi diyorlar)?
Yaşar Nuri Öztürk 204 Bizim azabımızı acele mi istiyorlar?
Ali Bulaç 205- Gördün mü; onları yıllarca yararlandırsak,
Diyanet Vakfı 205. Ne dersin! Eğer biz onları yıllarca yaşatsak.
Elmalılı Hamdi Yazır 205-Gördün ya, onlara senelerce zevk ettirsek,
Süleyman Ateş 205. Baksana, biz onları yıllarca yaşatsak,
Yaşar Nuri Öztürk 205 Görmedin mi ki, biz onları yıllarca nimetlendirsek de,
Ali Bulaç 206- Sonra kendilerine va’dolunan (azab günü) geliverse,
Diyanet Vakfı 206.Sonra tehdit edilmekte oldukları (azap) başlarına gelse!
Elmalılı Hamdi Yazır 206-Sonra kendilerine yapılan tehdit gelip çatsa,
Süleyman Ateş 206. Sonra tehdidedildikleri (azab) kendilerine gelse,
Yaşar Nuri Öztürk 206 Sonra, tehdit edildikleri şey kendilerine ulaşsa,
Ali Bulaç 207- Yararlandıkları şey, kendilerini (görecekleri azabtan) bağımsız kılamaz.
Diyanet Vakfı 207. Faydalandırıldıkları nimetler onlara hiç yarar sağlamayacaktır.
Elmalılı Hamdi Yazır 207-o yaşatıldıkları zevkin kendilerine hiç faydası olmayacaktır.
Süleyman Ateş 207. O yaşatıldıkları (zevk-u sefa sürdükleri) şeyler, kendilerine ne yarar sağlardı?
Yaşar Nuri Öztürk 207 O yararlandıkları nimetler onların hiçbir işine yaramaz.
Ali Bulaç 208- Kendisi için bir uyarıcı olmaksızın, biz hiç bir ülkeyi yıkıma uğratmış değiliz.
Diyanet Vakfı 208. Bununla birlikte hangi memleketi, helak ettikse muhakkak onu uyarıcı (peygamberleri) olmuştur.
Elmalılı Hamdi Yazır 208-Bununla birlikte Biz hangi memleketi helak ettikse, muhakkak onun uyarıcıları olmuştur.
Süleyman Ateş 208. Biz, hiçbir kenti helak etmedik ki onun uyarıcıları olmasın (helak etmeden önce mutlaka uyarıcı gönderdik).
Yaşar Nuri Öztürk 208 Biz, uyarıcıları olmayan hiçbir kenti/uygarlığı helâk etmemişizdir.
Ali Bulaç 209- (Onlara) Hatırlatma (yapılmıştır); biz zulmedici değiliz.
Diyanet Vakfı 209. (Onlar)ihtar edilmiştir ve biz zülmetmiş değilizdir.
Elmalılı Hamdi Yazır 209-(Onlara) ihtar edilmiştir ve Biz haksızlık etmiş değilizdir.
Süleyman Ateş 209. (Uyarıcılar) uyarırlardı. Biz zulmediciler değildik.
Yaşar Nuri Öztürk 209 Uyarı/hatırlatma olacak! Biz zalimler değiliz.
Ali Bulaç 210- Onu (Kur’an’ı) şeytanlar indirmemiştir.
Diyanet Vakfı 210. O’nu (Kur’an’ı) şeytanlar indirmedi.
Elmalılı Hamdi Yazır 210-Ve bunu (Kur’an’ı) şeytanlar indirmedi;
Süleyman Ateş 210. O(Kur’a)n’ı şeytanlar (cinler) indirmedi.
Yaşar Nuri Öztürk 210 Onu şeytanlar indirmedi.
Ali Bulaç 211- Bu, onlara yaraşmaz ve güç de yetiremezler.
Diyanet Vakfı 211. Bu onlara düşmez; zaten güçleri de yetmez.
Elmalılı Hamdi Yazır 211-bu onlara hem yaraşmaz, hem güçteri yetmez.
Süleyman Ateş 211. Bu, onlara yaraşmaz ve zaten yapamazlar da.
Yaşar Nuri Öztürk 211 Onlara yaraşmaz, zaten güçleri de yetmez.
Ali Bulaç 212- Çünkü onlar, (vahyedileni) işitmekten kesin olarak uzak tutulmuşlardır.
Diyanet Vakfı 212. Şüphesiz onlar, vahyi işitmekten uzak tutulmuşlardır.
Elmalılı Hamdi Yazır 212-Onlar (vahyi) işitmekten kesinlikle mahrum edilmişlerdir.
Süleyman Ateş 212. Çünkü onlar, (meleklerin sözlerini) işitmekten uzaklaştırılmışlardır.
Yaşar Nuri Öztürk 212 Çünkü onlar, dinleyişten azledilmişlerdir.
Ali Bulaç 213- Allah ile beraber başka bir ilaha yalvarıp-yakarma, sonra azaba uğratılanlardan olursun.
Diyanet Vakfı 213. O halde sakın Allah ile beraber başka tanrıya kulluk edip yalvarma, sonra azap edilenlerden olursun!
Elmalılı Hamdi Yazır 213-Bundan dolayı sakın, Allah ile beraber başka bir tanrıya yalvarma ki azap edileceklerden olmayasın.
Süleyman Ateş 213. Allah ile beraber başka bir tanrı çağırma, sonra azabedilenlerden olursun.
Yaşar Nuri Öztürk 213 O halde, Allah’ın yanında bir başka ilaha daha yalvarma/davet etme. Yoksa azaba uğratılanlardan olursun.
Ali Bulaç 214- (Öncelikle) En yakın hısımlarını (aşiretini) uyar.
Diyanet Vakfı 214. (Önce) en yakın akrabanı uyar.
Elmalılı Hamdi Yazır 214-En yakın hısımlarını uyar.
Süleyman Ateş 214. En yakın akrabanı uyar.
Yaşar Nuri Öztürk 214 En yakın akraba ve hısımlarını uyar.
Ali Bulaç 215- Ve mü’minlerden, sana tabi olanlara (koruyucu) kanatlarını ger.
Diyanet Vakfı 215. Sana uyan müminlere (merhamet) kanadını indir.
Elmalılı Hamdi Yazır 215-Ve sana uyan müminlere kanadını indir.
Süleyman Ateş 215. Ve sana uyan mü’minlere kanadını indir (onlara karşı mütevazi ve şefkatli davran).
Yaşar Nuri Öztürk 215 Müminlerin sana uyanlarına kanadını indir.
Ali Bulaç 216- Eğer sana karşı koyacak olurlarsa, artık de ki: ‘Gerçekten ben, sizin yaptıklarınızdan uzağım.’
Diyanet Vakfı 216. Şayet sana karşı gelirlerse de ki: Ben sizin yaptıklarınızdan muhakkak ki uzağım.
Elmalılı Hamdi Yazır 216-Bunun üzerine sana isyan ederlerse: “Ben sizin yaptıklarınızdan uzağım.” de.
Süleyman Ateş 216. Şayet sana (uymaz) karşı gelirlerse: “Ben sizin yaptıklarınızdan uzağım,” de.
Yaşar Nuri Öztürk 216 Eğer sana isyan ederlerse şöyle de: “Ben, sizin yapmakta olduklarınızdan uzağım.”
Ali Bulaç 217- Sen, O güçlü ve üstün, esirgeyici olan (Allah’)a tevekkül et.
Diyanet Vakfı 217. Sen O mutlak galip ve engin merhamet sahibine güvenip dayan.
Elmalılı Hamdi Yazır 217-Ve O göçlü ve merhametli olana güvenip dayan.
Süleyman Ateş 217. Galib ve esirgeyen(Allah)a tevekkül et.
Yaşar Nuri Öztürk 217 O Azîz, o Rahîm olana güvenip dayan.
Ali Bulaç 218- Kıyam ettiğin zaman seni görüyor.
Diyanet Vakfı 218. O ki, (gece namaza) kalktığın zaman seni görüyor.
Elmalılı Hamdi Yazır 218-O ki, (namaza) kalktığın vakit seni görüyor
Süleyman Ateş 218. O, seni görür: Namaza durduğun zaman,
Yaşar Nuri Öztürk 218 O ki görüyor seni kıyam ettiğin zaman.
Ali Bulaç 219- Secde edenler arasında dönüp dolaşmanı da.
Diyanet Vakfı 219. Secde edenler arasında dolaşmanı da (görüyor).
Elmalılı Hamdi Yazır 219-ve secde edenler arasında dolaşmanı da.
Süleyman Ateş 219. Ve secde edenler arasında eğilip doğrulurken.
Yaşar Nuri Öztürk 219 Görüyor nasıldır secde edenler içinde dolaşman.
Ali Bulaç 220- Hiç şüphesiz O, işitendir, bilendir.
Diyanet Vakfı 220. Çünkü her şeyi işiten, her şeyi bilen O’dur.
Elmalılı Hamdi Yazır 220-Çünkü, herşeyi işiten, herşeyi bilen O’dur.
Süleyman Ateş 220. Çünkü O, işitendir, bilendir.
Yaşar Nuri Öztürk 220 Kuşkusuz, O’dur iyice bilen, iyice duyan.
Ali Bulaç 221- Şeytanların kimlere inmekte olduklarını size haber vereyim mi?
Diyanet Vakfı 221. Şeytanların ise kime ineceğini size haber vereyim mi?
Elmalılı Hamdi Yazır 221-Şeytanların kimin üzerine indiğini size haber vereyim mi?
Süleyman Ateş 221. Şeytanların kime ineceğini size haber vereyim mi?
Yaşar Nuri Öztürk 221 Haber vereyim mi size şeytanların kime iner olduğundan?
Ali Bulaç 222- ‘Gerçeği ters yüz eden,’ günaha düşkün olan her yalancıya inerler.
Diyanet Vakfı 222. Onlar, günaha, iftiraya düşkün olan herkesin üstüne inerler.
Elmalılı Hamdi Yazır 222-Günaha kendini kaptırmış herbir sahtekar üzerine inerler.
Süleyman Ateş 222. Onlar, her günahkar yalancıya inerler.
Yaşar Nuri Öztürk 222 Her bir dönek/iftiracı günahkâr üzerine iner onlar.
Ali Bulaç 223- Bunlar (şeytanlara) kulak verirler ve çoğu yalan söylemektedirler.
Diyanet Vakfı 223. Bunlar, (şeytanlara) kulak verirler ve onların çoğu yalancıdırlar.
Elmalılı Hamdi Yazır 223-Onlar (şeytanlara) kulak verirler ve çoğu da yalan söylerler.
Süleyman Ateş 223. O yalancılar,(şeytanlara) kulak verirler, çokları da yalan söylerler.
Yaşar Nuri Öztürk 223 Kulak kabartırlar ama çoğu yalancılardır onların.
Ali Bulaç 224- Şairler ise; gerçekten onlara azgın-sapıklar uyar.
Diyanet Vakfı 224. Şairler(e gelince), onlara da sapıklar uyarlar.
Elmalılı Hamdi Yazır 224-Şairler (e gelince) bunların arkasına da çapkınlar, sapkınlar düşer.
Süleyman Ateş 224. Şa’irlere gelince onlara da azgınlar uyar.
Yaşar Nuri Öztürk 224 Şairlere gelince, onlara da çapkınlar-sapkınlar uyar.
Ali Bulaç 225- Görmedin mi; onlar, her bir vadide vehmedip duruyorlar,
Diyanet Vakfı 225. Baksana onlar her vâdide şaşkın şaşkın dolaşırlar.
Elmalılı Hamdi Yazır 225-Görmüyor musun, bunlar her vadide şaşkın şaşkın dolaşırlar.
Süleyman Ateş 225. Baksana onlar, her vadide şaşkın şaşkın dolaşırlar?
Yaşar Nuri Öztürk 225 Görmez misin onları ki, her vadide tutkun-şaşkın dolaşırlar.
Ali Bulaç 226- Ve gerçekten onlar, yapmayacakları şeyleri söylüyorlar.
Diyanet Vakfı 226. Ve onlar yapamayacakları şeyleri söylerler.
Elmalılı Hamdi Yazır 226-Hem de yapmayacakları şeyleri söylerler.
Süleyman Ateş 226. Ve onlar yapmayacakları şeyleri söylerler.
Yaşar Nuri Öztürk 226 Ve onlar, yapmayacakları şeyleri söyleyip dururlar.
Ali Bulaç 227- Ancak iman edenler, salih amellerde bulunanlar ve Allah’ı çokça zikredenler ile zulme uğratıldıktan sonra zafer kazananlar (veya öclerini alanlar) başka. Zulmetmekte olanlar, nasıl bir inkılaba uğrayıp devrileceklerini pek yakında bileceklerdir.
Diyanet Vakfı 227. Ancak iman edip iyi işler yapanlar, Allah’ı çok çok ananlar ve haksızlığa uğratıldıklarında kendilerini savunanlar başkadır. Haksızlık edenler, hangi dönüşe (hangi akıbete) döndürüleceklerini yakında bileceklerdir.
Elmalılı Hamdi Yazır 227-Ancak iman edip iyi ameller işleyenler, Allah’ı çokça zikredenler ve kendilerine haksızlık edildikten sonra öclerini alanlar müstesna. O haksızlık edenler hangi inkılaba münkalib olacaklarını (hangi akibete yuvarlanacaklarını) yarın bilecekler.
Süleyman Ateş 227. Ancak inananlar, iyi işler yapanlar, Allah’ı çok ananlar ve kendilerine zulmedildikten sonra (rakiplerine) üstün gelmeğe çalışanlar böyle değildir. Zulmedenler, yakında nasıl bir devrime uğrayıp devrileceklerini bileceklerdir!
Yaşar Nuri Öztürk 227 İman edip barışa/hayra yönelik işler yapanlar, Allah’ı çok ananlar ve zulme uğratıldıktan sonra başarıya ulaşanlar böyle değillerdir. Zulmedenler, hangi devrime uğrayıp baş aşağı döneceklerini yakında bilecekler.

 

 

http://www.kuranikerim.gen.tr sitesinden alınmıştır.

 

Şuara suresi – Karşılaştırmalı meal

Bu yazıyı okudunuz mu?

Karşılaştırmalı Kur'an Mealleri

Nahl suresi – Karşılaştırmalı meal

Nahl suresi – Karşılaştırmalı meal Karşılaştırmalı Kur’an Mealleri NAHL SURESİ Ali Bulaç Rahman ve Rahim ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir