Anasayfa / AHİR ZAMANLAR / Sünneti sorgulamak
imanilmihali.com
Hz. Peygamber

Sünneti sorgulamak

Sünneti sorgulamak

İman; Yüce Allah’a, Kur’an’a ve elçisi Hz. Peygamber (sav)’e itimat ve itaattir.

Yüce Allah’ın kelamından-sözünden-hadisinden daha güzel bir şey yoktur, olamaz. Sözün hası ve doğrusu, ahlakın mutlak ve kalıcı olanı, amel ve niyetin güzel ve makbul olanı ancak Kur’an’dadır ve ayetlerle bildirilen emir ve yasaklar herkes ve her zaman içindir.

Sünnet dediğimiz, Hz. Peygambere ait olduğu iddia edilen söz ve davranışlar ise, dini Kur’an’dan öğrenmiş, dinin en iyi uygulayıcısı olan ve vahye muhatap Hz. Peygamberimizin din adına yaptıkları ve sarf ettikleridir.

Lakin Müslüman dünya bu iki tanımı bazen karıştırmakta ve sanki Kur’an ve sünnet farklıymış gibi iki ayrı dini yaşamaya zorlanmaktadır. Oysa sorgulamak Allah emridir, farzdır ve Yüce Allah aklı işletmeyenler üzerine pislik atar. maalesef akıl işletilmediği için Müslüman dünya sünnet diye pazarlanan din dışılıklara zorlanmakta, sünneti Kur’an eleğinden geçirmemekte, sünneti ayrı bir din diye İslam’ın da üzerine çıkartılmasına göz yummaktadır.

Gaflet bu olunca, ortaya ahir zaman İslam’ının acınası hali çıkmaktadır.

Oysa …

Sünnet sadece vahye muhatap olanlara mahsustur ve sahabelerin veya bir başkasının sünnetinden söz edilemez. Peygamberimizin sünneti ise aslen hal ve davranışlarıdır ki söz yani hadis sonradan sünnete eklenmiştir.

Sünnet, Peygamberimizin yaşadığı zamanda sahabelerin sorduklarına cevaplar, meleklerce öğretilen (Kur’an’da yazılı olmayan ve çoğusu ibadete dair) hususların izahı, yaşanan toplumsal ve içtimai olaylara Peygamberimizce İSLAM süzgecinden geçirilerek verilen cevaplardan ibarettir.

23 senede inen Kur’an’ın mesela ikinci yılında sahabelere Peygamberimizin verdiği cevapların, sonraki 21 yılda değişmediğini kabul etmek yanılgıdır çünkü bazı ayetler değişmiş, bazı kabuller farklılaşmıştır.

Kur’an, dinin tamamıdır ve ancak 23 sene sonunda tamam olmuştur ki Peygamberimizin sünneti o ana dek inen ayetler ışığında getirilen yorumlardır. Nitekin Kur’an tamam olduktan sonra çok az yaşayan Peygamberimizin hadis ve sünnet adına geriye fazlaca bir şey bıraktığını iddia etmek de doğru olmaz.

Öte yandan özellkle emeviler ve kısmen abbasiler dönemlerinde halifelik adına ortaya konan uydurma hadisçilik illetleri ve israiliyatın bitmez tükenmez temel oyma gayretleri ile Peygamberimizin yazılmasını dahi yasak ettiği en fazla beşyüz (hatta otuz) hadis bugün yedi milyonlara ulaşmıştır ki bunların tamamını Peygamberimizin başkaca bir şey konuşmasa dahi söylemeye fani ömrü yetmez. Dahası birbiriyle çatışan sayısız hadis vardır ki akılları karıştırmaktadır.

Ayrıca hadislerin makbul olma şartı, Peygamberimize ait olduğunun, Kur’an ve dine dair olduğunun bilinmesidir ki bu sorgulama halen yapılmamaktadır.

Sahabelerin günahsızlığı üzerine teşkil edilen bir kandırmaca ile pekçok sahabeye, kendilerinin haberi dahi olmadan, Peygambere yalan hadis yakıştırma etiketi yapıştırılmakta ve bu yağpılmadan önce de sahabelerin tamamı günahsız gösterilmeye çalışılarak, uydurma hadisin itibarı yükseltilmeye çalışılmaktadır.

Uzatmadan esasa geçersek … Allah korumasındaki Kur’an, Peygamberin hayatının da, söz ve davranışlarının da temelidir. Risalet ve Peygamberlik tasarrufu zaten bu demektir.

Peygamberimiz dini Kur’an’dan öğrenmiştir ve Kur’an ile yaşamış ve ölmüştür. O’nun Kur’an hilafına söz etmesi mümkün değildir. O halde Kur’an ile çelişen hadislerin tamamı uydurmadır.

Sayısı beşyüz olan hadislerin bugün milyonlarla ifade edilmesi de gösterir ki ortada sayısız sahte hadis vardır.

Din Kur’an ile tamamdır ve din Allah’ındır. Peygamberin dahi din adına hüküm koyma yetkisi asla yoktur.

Hadis ve sünnete sarılmak, Peygamberi sevmek demek değildir. Peygamberi sevmek O’na ait olduğu iddia edilen söz ve davranışları Kur’an eleğinden geçirmektir.

Ahiret sorgusu sünnetten değil ayetlerden olacaktır.

Şefaat Peygamberimizin değil Yüce Allah’ındır.

İslam alemi, israiliyat ve arabizm ile kirletilmiş İslam’dan, Kur’an İslam’ına bir an önce dönmelidir ki bu uydurma hadislerle tesis edilen gerici ve İslam dışı zihniyetten kurtulsun.

Peygamberimizin hayatını, ahlakını, iman ve ibadetini esas ve örnek almak yerine saçını, ayak izini, tesbihini, diş fırçasını esas alanlar için din şekilden ibarettir ve niyet ve amel de böyle olunca ahiret sorgusu çok çetin geçecektir.

Peygamberimizin dine ait, Kur’an’a uygun söz ve davranışları başımız üzerinedir ve O’na bu manada itaat Allah emridir. Lakin hayata ve beşeriyete dair, örflerden kaynaklanan, o döneme ait alışkanlıkları dinleştirmek veya dine eklemek doğru değildir.

Sahte hadislere uymaktansa, hadisleri yardımcı kaynak durumuna getirmek daima yeğdir.

Peygamberimizin bildirdiği haram ve helallerinin tamamının Kur’an’dan kaynaklandığı akıllardan çıkmamalıdır.

Peygamberimizin kasıtlı olarak yüxeltilerek ilahlaştırılması da, hafife alınarak sıradanlaştırılması da din adına gayet tehlikeli işlerdir ve eski dinlerin başına gelenler de bunlardır.

Bugün Yahudileştiğinin farkında dahi olmayan Hristiyan dünyasının vaktiyle yaşadıkları da, yahudilerin asırlarca hak dinlere rağmen pagan kültürlerini dayatmaları da bu sayededir ve gaflet şimdi İslam alemini esir almak üzeredir.

Oysa Kur’an gözler önündedir, okunmayı beklemektedir, en büyük şefaatçi ve dinin tek kaynağı Kur’an’dır. Çünkü tüm farzlar sadece O’ndadır ve sünnet kelime anlamıyla yapıldığında sevap kazandıran, yapılmadığında günaha sebep olmayandır. Oysa farzların terki hele inkarı cennetleri haram eden bir gaflettir.

O halde mü’min için ayetler esas, Peygamberimizin Kur’an’a uygun söz ve fiilleri baş üstünedir.

Bunun ötesi tehlikelidir, aklı işletmemek helak sebebidir, Kur’an’ı hayatın dışına itmek şefaatten mahrum olmaya nedendir, Allah’ın dini sadece Kur’an’dadır ve hüküm sadece Allah’ındır ve Allah kıyafete değil niyet ve amellere bakar.

Çünkü iman etmeden hiç kimse cennetlere giremeyecektir ve şefaat tümden ve sadece Allah’a aittir.

Peygamberimizin sünneti bizlere ışık, örnek ve rahmettir lakin bu nimeti ayetlerin üzerine taşımak maksatlı herşey dine uygun değil ve tehlikelidir.

Bu yazıyı okudunuz mu?

Hakk’ın kanununu kendilerine uydurmak sevdasındaki insanlar

Hakk’ın kanununu kendilerine uydurmak sevdasındaki insanlar

Hakk’ın kanununu kendilerine uydurmak sevdasındaki insanlar Terim merhum Elmalılı Hamdi Yazır’a aittir ve tefsirinden alınmadır. ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir