Anasayfa / İMAN ESASLARI / Allah'a iman / Sünnetin bir kısmına uyup bir kısmını reddetmek
imanilmihali.com
Sünnetin bir kısmına uyup bir kısmını reddetmek

Sünnetin bir kısmına uyup bir kısmını reddetmek

Sünnetin bir kısmına uyup bir kısmını reddetmek

Kur’an dinin tek kaynağıdır ve sünnet, Hz. Peygamberin öğretisi ve örnekliği, diğer beşeri yorumlar ise izahat, içtihat, ilmihal ve rivayetten ibarettir. Farzların tümü nass’lardan ibarettir ve tamamı Kur’an’dadır. Tek başına bu bile dinin Kur’an’dan ibaret olduğuna kafidir.

Sünnet ve Kur’an diye ayrıma gidenlere hatırlatmak gerekir ki Hz. Peygamberin hayatı da ölümü de Allah ve Kur’an içindir ve O’nun Kur’an hilafına söz söylemesi veya davranması olası değildir. Kaldı ki O dahi dini Kur’an’dan öğrenmiştir.

Milyonlarca uydurma hadis altında inleyen İslam’ın en büyük derdi aklı ve Kur’an’ı (dolayısıyla farzları) bir kenara koyarak ŞEFAAT UMUDUYLA sünnete sarılmaktır ki böyle bir şey dinde asla söz konusu değildir.

Öncelikle şefaat Allah’ın razı olduğu kulları içindir ki Kur’an’ı ve aklı kenara koyanların Allah rızasına ermesi mümkün olamayacağından Peygamber dahi onları kurtaramaz. Dahası kendi kızını kurtaramayan Peygambere bel bağlamak yerine Kur’an’ı anlayarak okumak ve gereğini yapmak çok daha mantıklıdır.

Her şeye rağmen sünnet diyenlerin hatası saymakla bitmez ve aksini de asla kabul etmeler ama bir kez daha hatırlatalım ki Peygamberin söz ve davranışları içinde, o sünnet sevdalılarının sokağından dahi geçmedikleri binlerce Kur’ani hadis ve sünnet vardır. Bunları yok sayarak bazılarını öne hatta farzın da üstüne çıkararak tesis etmeye çalıştıkları şey ise asla Kur’ani ve Muhammedi İslam değildir.

Örnek verecek olursak;

Hırsızlık yapan kızım olsa elini kerserdim diyen Hz. Peygamber o gencin elini kestirmiştir. Demek ki hırsızlık lanet bir günahtır ve Kur’an, o hırsızlık yapan elin kesilmesini emretmektedir. O halde bugün hırsızların kavuştuğu dokunulmazlığı emreden Allah olamayacağına göre, başka bir ialh mıdır?

Yalana hem Kur’an hem Peygamber düşman iken, münafıkların yeri cehennemde kafirlerden de aşağıda iken bugün yalan yere şahitlik yapanların bile cezalandırılmamasının izahı nedir?

İftira atmayın diyen ayet ve hadislere rağmen, çamur atmak ve karalamak gayesindekiler sünnetin ve ayetlerin neresindedir? Hz. Peygamberin (sav) eşine dahi iftira atabilen bu ümmet için sünnet ne ifade eder?

Kalp kırmayın, yumuşak söz söyleyin diyen Peygamber, kendisini taşlayanlar için dahi af dilerken, sünnet tutkunlarının bugünkü kutuplaştırıcı halinin izahı nedir?

Öldürmeyin diyen ayet ve hadislere rağmen, öldürürken dahi aşırı kaçmayın, zulmetmeyin diyen Peygambere rağmen bugünkü teröre, baskı ve zulme sessiz kalanlar sünnetin neresindedir?

Haram yemeyin diyen Kur’an’a ve koca bir havuz suda bir damla haram olsa o havuz haramdır diyen peygamberin sünnetine rağmen, haram yemede yarışanlar dinin ve sünnetin neresindedir?

İnfak edin diyen ayetlere, vefatında bir kuruşu bulunmayan Peygambere rağmen, sünnete ters vaziyette servet yığanlar, mala tapanlar sünnetin neresindedir?

Ahlaklı olun, Kur’an ahlakı ile ahlaklanın, Sırat-ı Mustakimden ayrılmayın diyen Hz. Peygambere rağmen, ahlaksızlıkta zirve yapanlar sünnetin neresindedir?

Doğru sözlü ve şeffaf olun diyen Peygamberin, yalancı ve riyaya bulaşık ümmetinin hali sünnete sığar mı?

Cihat edin, biat edin, Allah yolunda savaşın, zulme karşı durun diyen ve en ön safta kafir ve müşriklere kılıç sallayan Peygamberin ümmetinin zulme razı, cihattan kaçar hali sünnetin neresine sığar?

Adil olun, hakka riayet edin, bozgunculuk yapmayın diyen Peygamberin, haksız ve adaletsiz ümmeti sünneti ne kadar anlamıştır?

Paylaşın, yardımlaşın diyen, örnek olan, son kuruşuna kadar infak eden Peygamberden sonraki halifelerin servetlerinin dağları aşması hangi sünnete göredir?

Kıyamet kopuyor olsa elinizdeki fidanı diken Peygambere rağmen, ormanları yakanlar, otel yapımı için koruları dozerlerle yerle bir edenler hangi sünnete tabidir?

Kamu malından (ganimetten) bir hırka çalan sahabeyi hem de cihatta şehit düşmüşken cehennemlik adleden Peygamberin sünneti zamane memur ve yöneticilerine söylenmemiş midir?

Çalışanın parasını teri soğumadan verin diyen Peygamberin ümmeti, işçinin, çalışanın hakkını kendisi vermiyorsa bu nasıl sünnet idrakidir?

Allah’tan başka ilah yoktur diyen Peygamberden, Allah’ın gölgesi diye gezinenleri ilah kabul edenlere varan safahatta sünnetin yeri neresidir?

Daha sayısız örnek vermek mümkündür. Anlaşılacağı üzere sünneti dine temel kabul edenler ciddi bir riayakarlık içindedir ve sünnetin Kur’ani olmak zorunda olduğunu inkarla dini inkar etmektedirler. İslam alimlerinin söz, yorum, yazı ve eserlerini sünnetvari dinlerine mesnet edenler, sünnetin en can alıcı unsurlarına tamamen aykırı davranmak suretiyle yalancılıklarını da ortaya koymaktadırlar.

Anlaşılan Kur’an ve ahlak faslının kenara konulması ama şekli İslam’ın öne çıkarılması sünnetin dine kaynak olduğu iddiasındakilerin ortak ağzıdır.

Namazı ve tesettürü yeterli bulanların, elde tespih başta takke dolaşanların, hala abdest alırken ayaklar meshedilebilir mi yıkanmalı mıdır diye tartışanların, tarikata girenlerin, çocuklarını Kur’an kursuna yazdıranların cennetlere misafir olacağına inananlar şunu çok iyi bilmelidir ki; hala orucu bozan şeyleri on dört asırdır öğrenemediyseniz, hala dost ve düşman ayırt edemiyorsanız, hala farzları bırakıp sünnetlerin peşinde koşuyorsanız, hala farzın ve sünnetin dinde ne manaya geldiğini bilmiyorsanız … işiniz çok zor demektir.

Sünnet sadece şekli değildir aslen özdedir, maneviyatla, ahlakla ve imanla alakalıdır. Sahabeler Kur’an’dan da önce imanı öğrenmiş, sonra sünnete müracat etmiştir ki cevapsız soruların dahi hemen ayeti nuzül olmuş ve sünnet sadece Kur’an ile şekillenmiştir.

Hz. Peygaönerin vefatı ile artık soru soracak, doğruyu öğrenecek kimse de kalmadığından sünnet fiilen bitmiştir ve Hz. Peygamberin iki mirası Kur’an ve sünnet değil, Kur’an ve ehli beytidir. Ne yazık ki İslam alemi ikisine de ihanet etmiştir.

Ama araya sokulan sünnet’çilik bugün İslam’ı esir almış, hurafelere teslim etmiş haldedir.

Şu çok iyi anlaşılmalıdır; Hz. Peygamberin dine ait söz ve davranışları, uydurma değilse (Kur’an’a uygunsa) başımız üzeredir. Uydurmaysa, yorumsa, rivayetse, sahih değilse tatbiki mecbur değildir. Lakin sağlığında hadislerini yazdırmayan, vefatından hemen sonra en çok otuz olan hadisler yüz elli yıl sonra altı milyona çıktıysa ortada bir yanlış var demektir. Bu dine hizmet değil dine nifak sokmaktır ve israiliyat ve arapçılık zulmü altında inleyen İslam nefes alamaz haldedir. Arap örflerinin dinleştiği, yahudi ilavelerinin itibar gördüğü dine verilen zararlar işte bu hurafe ve uydurma hadisler iledir. Yoksa ayetler Allah korumasındadır ve değişmez.

Oyun, Peygambere yalan söyletmek noktasındadır ve sünneti farzların üzerine çıkarmaya gayret edenler dine dost değildir. Sünnetin de aynı Kur’an gibi, işine gelenini alan, işine gelmeyeni yok sayan bir anlayışın dinde yeri asla yoktur.

Çünkü Kur’an ve İslam tamdır, tamamlanmaya ihtiyacı yoktur, din Kur’an’dadır ve sünnet daha ziyade ibadete dairdir, Kur’an’a uygun olmak zorundadır.

Diğer tahrif edilmiş dinler gibi, sünnette de kaide şudur ki; Kur’an ayetlerine ve Kur’an’ın genel manasına uygun sünnetlere itibar edilebilir ama zıtlık veya şüphe varsa Kur’an ayetleri katidir.

Muhkemleri (nass ve farzları) bırakıp ta müteşabih (yoruma açık, manası halen kapalı) ayetlerin peşine düşerek falcılık yapanların, gayba dair bilgi servis edenlerin, yorum üretenlerin, din adına hüküm koymaya tevessül edenlerin çok dikkatli olması gerekir ki din ve din günü olan ahiret sadece Allah’ındır. Yani din adına kural koyma ve hüküm verme yetkisi sadece Allah’ındır.

Bu nedenle sünnete Bu istikamette kıymet biçmek ve uygulamak ama Kur’an’a uygunluğundan emin olmak lazım gelir. Öte yandan sünneti göklere sığdıramayanların bazı hayati sünnetleri yok saymasında da dikkat etmek gerekir ki o sünnet sevdalılarının asli niyeti o saklamalarda gizlidir.

Son söz; muazzez Peygamber, sondur, örnektir, maddeden ziyade maneviyata önem veren, imanı ilk sıraya koyan, serveti paylaştıran, haram ve zulme düşman olan cihat eridir, arkadaştır. Efendi değildir, ümmeti de onun kulu veya kölesi değildir. İman edenler, dine girenler ancak kardeştir. Peygamberi efendi yapmak gayretindekilerin gizli sevdası O’nu ilahlaştırarak şirk unsuru yapmak ve oluşan boşluğa sözde günahsız sahabeleri yerleştirip, onlar ağzıyla peygambere sayısız yalan ithaf etmektir. Tevratın, İncilin, Hristiyanlık ve Yahudiliğin başına gelen de aynen budur ve fakat Kur’an Allah KORUMASINDADIR. Oyunu bozan da budur.

İslam, sünnet ile değil Allah korumasındaki KUR’AN ile BAKİDİR.

Ayetlerin bir kısmına uymamak nasıl dinden çıkmak ise, sünnetin bir kısmına uymamak da samimiyetsizlik ve ciddiyetsizliktir. Göz boyamak ve dincilik yapmak gayeli bu yaklaşımlara bir de sahte peygamberlerin (şeyhlerin, şıhların, ilham ve rüya ile haber alanların (!)) söz ve davranışları eklenince ortalık binlerce İslamcık’la dolar ve bugün İslam alemi yüzlerce değişik İslam’ı din diye yaşamaktadır.

Oysa İslam, Kur’an’dadır ve sokaklarda, ekranlarda din diye yaşananların İslam ile alakası yoktur. Böyle olduğu içindir ki ortalık kediciklerden, şeytancıklardan geçilmemektedir.

Bu yazıyı okudunuz mu?

Hayat iki seçenekli sınavdır

Hayat iki seçenekli sınavdır

Hayat iki seçenekli sınavdır Hayatı sınava benzetmek yanlış olmayacaktır. Kuralları belli, süresi yeterli, salonu hazır ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir