Anasayfa / DİNİMİZ İSLAM / DİNİMİZ / Sünnetullah yaratışın ve dünya sınavının değişmezleridir
imanilmihali.com
Sünnetullah yaratışın ve dünya sınavının değişmezleridir

Sünnetullah yaratışın ve dünya sınavının değişmezleridir

Sünnetullah yaratışın ve dünya sınavının değişmezleridir

Yüce Allah kainatı bir ölçü, kader, nizam, ahenk ve ilahi ve muazzam bir güzellikle yaratmıştır. Bu yaratış, kimin iman edeceğini, kimin şeytana uymayacağını ve kimin daha güzel ve iyi işler yapacağını görme sınavı içindir ki dünya hayatının fani ve imtihandan ibaret olması da bu yüzdendir.

Sünnetullah, Allah’In değişmeyenleridir ki dini de, tabiat kanunları da, fizik kanunları da değişmez. Değişen, değiştirilen beşeri müdahaleler ve zararlar iledir ve Yüce Allah’ın tek değiştirdiği şey toplumların azgınlık durumlarına göre beliren haram ve helallerin sayı ve mahiyetidir.

Haram ve helaller dışında kainatta değişen tek bir satır dahi yoktur. Yani güneş hep doğudan doğar, yağmur için bulut gerekir, kuşlar kanat çırpmadan uçamaz, su çoğu yerde yüz derecede kaynar, ağaç ve bitkiler bir tohum veya çekirdekten çıkar, insan doğar, yaşar ve ölür.

Yine iyilik ve güzellik, esenlik ve huzur, kötülük ve çirkinlik de değişmez.

Tüm bu sayılanların sabit olması hakkın ve adaletin gereğidir ki insanlar sınavı bu değişmezlere göre yaşarlar. Yani sınav, bu değişmezleri değiştirmeye çalışmak değil, o değişmezlere uygun nefes almak ve amel üretmek sınavıdır.

İnsanlık maalesef çoğu zaman şeytanın fısıltıları ile bu değişmezlere uygun yaşamak yerine, bu değişmezleri değiştirmeye, kuralları tersine çevirmeye veya kendisine uydurmaya çalıştığı içindir ki dünya yaşanası bir yer olmaktan çıkalı bir hayli zaman olmuştur. Kan ve gözyaşının eksik olmadığı bu dünya fıtrata uygun değil, insan denen varlığın zulümleriyle şekillenen bir cehennem olma yolunda bu yüzden hızla ilerlemektedir.

Din ve iman kavramları, bu değişmezler arasında yaşayanların mükafata ve huzura ermesi için uzanan şefkatli bir eldir ve bu el, fani dünya sonrası varılacak yerdeki akibeti belirleyecek olandır. Yani değişmez maddiyat içerisinde şefkat ve rahmet din ve iman ile gelmekte ama bu ikili aynı zamanda uymayan ve itaat etmeyenlerin de cezasını bildirmektedir.

İnsanoğlu daha bir sivrisineği yaratamazken boyundan büyük işlere kalkıştığı ve isyan ve küfürde azdığı için de haddi aşmakta ve ilahi nizamın arzu etmediği rüzgarlara yelken açmaktadır. Ve bunun bir bedeli elbet olacaktır, olmaktadır da.

İnsanların dine göre tasnifi değişik olsa da aslen dünya da iki tür insan vardır ki iman edenler ve etmeyenler. Ya da imana göre yaşayan ve yaşamayanlar. Ya da iyiler ve kötüler. Ya da Rahman’ın kulları ve Şeytan’ın yardakçıları. Ya da mü’minler ve müşrikler.

Kur’an’ın iki savaşı vardır ki ilki zulüm ve diğeri zalimler yani en başta müşrikler olmak üzere isyan ve küfür cephesidir. Sünnetullah’ın değişmez ve baki olduğuna iman edip, bu kaidelere göre insanca yaşayanlar için din erdiricidir, esenlik vaadedicidir. Din ve imanı hafife alanlar veya inkar edenler içinse akibet karanlıktır, azap doludur.

Dünyanın faniliğini, dünya süslerine tamah etmenin ve aşırı bağlanmanın tüm kötülüklerin başı olduğunu sıkça vurgulayan Kur’an, insana aklını kullanmasını ve kalbine danışmasını bu nedenle emreder ve doğru yolu gösterir.

Ama insan zalim, cahil ve nankördür.

Akibet, bu dünyada Yüce Allah’a ve ahiretine duyduğumuz sevgi, inanç, samimiyet, güven ve iman derecesinde güzel veya çirkin olacaktır.

Dikkat edilirse bu tanım da kadere, gayba, nizama, ilahi düzene, sünnetullah’a müdahale değil temas dahi yoktur aksine ona uygun yaşamak ve doğru niyet ve ameller üretmek vardır. Namaz, zekat, tasettür gibi en koyu dindarlık reklamları bile bu amelin sadece küçük bir parçasıdır ve gerçek – tam iman, sadece Allah’a ve tamamen teslimiyettir.

Bu teslimiyetin dışındaki tüm tanımlar ya güdüktür, ya sahtedir ya yalandır.

O halde herkes kalbine ve aklına yakışanla bir olmalı, fırtınalı denizlerde kaybolmak yerine selim ve salih kullarla bir olmalı, kötü ve kötülükten uzak durarak hatta bunlarla savaşarak bu fani ve kısa ömrü geçirmelidir.

Denizlerde dalgalar bizden sonra da olacaktır, ağaçlar selamız okunduktan sonra da çiçek açacak, o taptığımız para ve villalar bizden sonra başkalarına yar olacak, güneş her sabah doğmaya devam edecektir.

O halde faniliğin içinde bir fani olan insan için baki olan sadece Allah’tır, Kur’an’dır, ahiret yani sonsuz yaşamdır.

AKıl ve kalp, bu fani hayat için değil, o baki ahiret için nefes alıp vermeyi emreder.

Şeytanlar ise başları bu dünyaya çevirtmekte, azdırmakta, kandırmakta, Allah yolundan çevirmekte pek hünerlidir.

Rabbim kullarını doğru yoldan ayırmasın. Amin!

Bu yazıyı okudunuz mu?

İman ehlinin itaati

İman ehlinin itaati

İman ehlinin itaati Evvela merhum Elmalı Hamdi Yazır’ın tefsirinden notlara bakalım; “İman ehlinin idareci ve ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir