Anasayfa / İMAN ESASLARI / Suyun hikmeti
imanilmihali.com
su hayattır

Suyun hikmeti

Suyun hikmeti

SUYUN HİKMETİ

Su, kimyasal tanımı itibarıyla; kohezyon kuvvetine sahip renksiz, kokusuz ve tatsız, 2 Hidrojen ve 1 Oksijen atomundan meydana gelmiş, sıvı bir bileşiktir. Su hayatın kaynağı, varoluşun dayanağı ve en büyük ihtiyaçtır.

İnsan bedeni dahil tüm hücrelerin atolarında çokça bulunur ve yokluğunda yaşam sona erer. Dünyada nefes alan milyarlarca canlının hergün almak zorunda olduğu su miktarı farklıdır ama susuzluğa en çok dayanan on gün kadar dayanır. Su canlılık , yeşillik katar. Yokluğunda ise bedenler sararır, solar ve nihayet ölür.

Su mübarek nimetlerin belki de başında gelir. Gökten indirilen rahmet kokan, tertemiz, asitsiz, billur gibi şeffaf ve tatlı su hyatın devamı için vazgeçilmez bir nimettir. Yüce Allah rızkına göre dilediği yere rahmet rüzgarlarını gönderir, bulutları bir araya toplar ve yükseltir, istediği an melekleri vasıtasıyla yıldırım, şimşek ve gökgürültülerini başlatır ve yağmur oluşur. Bu yağmur yere toptan ve tonlarca ağırlığında değil, yavaşça, ısınmadan, acıtmadan, kirlenmeden iner. Rahmet ve bereketi yeryüzünü kaplar ve yerde Allah’ın gölgesi olur. Canlı bütün mahlukat bu nimete şükreder, hücreleri o suyla can bulur, hayat devam eder. Yere düşen su yeraltında, derelerde, göllerde muhafaza edilir ve uzun süre kullanım imkanı sağlar. Konuya tabiat olayı diyerek basit bir mana kazandırmak tabiatı Allah’a yardımcı veya ortak kabul etmektir ki gizli şirke girer.

Bilim yağmur olayını yeni tanımaya başlamıştır. Yükselen buharın yoğunlaşması ve elektriklenme sonucu sıvılaşarak yere düşmesi diye basitçe tanımladığı yağmurun bugün muazzam varlığına bilimadamları da teslim olmuştur. Çünkü en basitinden yağmur yüklü bulutların yaklaşık 300 ton ağırlığında olduğunu bilmek, bu ağırlığın havada nasıl asılı durduğunu anlamak, yıldırım ve şimşeğin nasıl ateşlendiğini sezebilmek bilimin cevaplayamayacağı sorulardır.

Kur’an ayetleri bize bu muazzam eseri hem rahmet ve hem de bir azap vesilesi olarak anlatmaktadır. Rahmet anlamında su hayat veren, şefkatli, besleyici, bereketli, gönüllere güven veren, ölüyü dirilten, bolluk timsali varlık olarak anlatılır. Azap anlamında ise gerek su ve gerekse taş yağmuru şeklinde can almak, yok etmek manasında kullanılır. Yok edilen kavimlerin kıssalarında ve aşağıda yazılı örnek ayetlerde bu husus insanoğluna açıkça bildirilmiştir. Bu aşamada bu ayetleri yok saymak, inanmamak ve cevabı bu ayetlerde değil de tabiat ve bilimde aramak ta gizli şirke girer.

Bilimin asıl görevi bu muazzam eserin rastgele veya kendiliğinden olduğunu ispata çalışmak değil, nasıl olduğunu ve insan eliyle yapılamayacağını anlayarak, anlatarak insanlara şükretmelerini bildirmektir. Oysa televizyonlarda hava durumu izlendiğinde o rahmetin nereye, ne zaman düşeceği sanki kesinmiş gibi anlatılır ve bu eser bir tabiat olayı veya borsa haberi gibi sıradan bir şeymiş gibi aktarılır izleyiciye. Oysa çeşme suyu ile yağmur suyu arasında bile muazzam fark vardır. Rahmet yüklü yağmur suyu havadan yere inerken aldığı değişik toz ve moleküllerle yere indiğinde gübre vazifesi görür. İlahi hikmet bu denli mükemmel tasavvur edilmiştir ve Allah bu nedenle sonsuz ilim ve kudret sahibidir.

Allah yaratmayı, hayatı, ölmeyi, yeniden dirilişi, ahireti yağmur ve sararan ot kıssalarıyla anlatmıştır çoğu zaman. Bu basit örnek sade anlatımıyla, herkesin her zaman gözünün önünde gerçekleşmekte ama insanlar gereğince ders almamaktadır. Bolluk ve bereket verceklerini de yağmurla ödüllendirdiğini açıklayarak bunun bir nimet olduğunu vurgulamıştır. Azap edeceklerine de taş ve su yağmurlarını göndermiş yok etmiştir. Gökgürültüsü, yıldırım ve şimşek aynı şekilde birer misal teşkil eder inannlar gözünde. Yüce Allah bunlarla inanmayan yüreklere korku salar, dilediğini yıldırım ile yakalar ve yok eder, ama inanan gönüllere de o gökgürültüsüyle bereket yağmurlarını müjdeler.

Kafirler ölüm korkusuyla yıldırım ve şimşek karşısında kulaklarını tıkarken, inananlar rahmeti ve nimeti için Allah’a şükreder ve meleklerle insanlar her gökgürültüsünde Allah’ı tesbih ederler. “O, korku ve ümit vermek için size şimşeği gösterendir” (Ra’d 13/12)

Suyun acı olmamasının bir rahmet olduğu, insanlar depolayamayacağı için suyun yeraltında, kaynaklarda ve derelerle göllerde depolanması için yeryüzüne şekil verildiği ayetlerde açıklanmıştır. Benzer şekilde karların dağ tepelerinde yağmursuz zamanlarda kullanılmak üzere depo maksatlı olduğu da düşünebilen imanlı insanlar için bir misal teşkil eder.

Aynı suyla toprağın hem de aynı cins bitki ve tohumdan farklı renk ve ebatlarda, erkek veya dişi ürünler yetiştirmesi inananlar için Allah’ın bir başka mucizesidir.

İnsanın hizmetine verilen hayvanların yiyeceklerinin de o suyla yeşerdiği, toprağın yeniden dirilmeye delil olmak üzere yağmurdan sonra kabardığı – kıpırdadığı, yağmurun bir ölçüye göre yağmasına müsade edildiği yine ayetlerde yer almıştır.

Su aynı zamanda temizlik demektir Bu yüzden abdest onunla alınır. Tene değen, ağza buruna alınan su Allahın varlığının bedenlere adeta temas etmesidir. Öte yandan su bir azap vesilesi olarak en çok Nuh Peygamber kıssasında yer alır.

“Biz de göğün kapılarını dökülürcesine yağan bir yağmurla açtık.” (Kamer 54/11) Ayette ve ilgili surelerde tufanın -Allah’ın emirlerine uyarak- gökten bol yağmur ve yerden kaynakların fışkırması suretiyle birlikte harekete geçtiği ve yeryüzünün büyük kısmının sular altında kaldığı, gemidekiler hariç tüm kafirlerin yol olduğunu ve tufandan sonra bütün suyun yine emre uyarak yerine geri çekildiğini anlıyoruz.

Yağmur ve bereket aynı zamanda insan için bir sınav vesilesidir. Yağmurun ekinlere getirdiği bolluğa şükretmek, buradan kazanılanları infak etmek, yağmur yağmadığı zaman sabretmek, eldekiyle yetinmek ve Allah’a yalvarmak mümine yakışandır. Bu anlamda yağmur dualarını yok saymak inanan insana göre değildir.

Bulutların yeryüzüne yayılmasında da hikmet sadece yağmur anlamında değil aynı zamanda serinlik ve gölge anlamındadır. Velhasıl yağmura hizmet eden tüm olaylar (bulut, rüzgar, gökgürültüsü, yıldırım vs.) aynı hikmetin mahsulüdür.

Ayetlerin mecazi anlamında ise yağmur Allah’ın kudret, azap, şefkat ve rahmeti, yağmurun canlandırdığı toprak ise iman edenlerin gönüllerinde yeşeren Allah ve Peygamber sevgisi şeklinde tasfir edilmiştir.

“Hani (Allah) kendi tarafından bir güvenlik olarak sizi hafif bir uykuya daldırıyor; sizi temizlemek, sizden şeytanın vesvesesini gidermek, kalplerinizi pekiştirmek ve ayaklarınızı sağlam bastırmak için üzerinize gökten yağmur yağdırıyordu.” (Enfal 8/11) ayetinde ise (savaş öncesi) yağmurun temizlik faydası yanında, kalpleri pekiştirdiği, ayakları sağlamlaştırdığı, şeytanın vesvesesini giderdiği açıkça ifade edilmektedir.

Suyun ayrıca gemilerin yüzmesi ile alakalı görevide vardır. “Allah, gökleri ve yeri yaratan, gökten yağmur indiren ve onunla size rızık olarak türlü meyveler çıkaran, emri gereğince denizde yüzmek üzere gemileri emrinize veren, nehirleri de hizmetinize sunandır.” (İbrahim 14/32) Denizlerin ve derelerin oluşması O’nun emriyledir, gemileri yüzdürecek şekilde suya kaldırma emrini veren de O’dur. Bilimadamları suyun kaldırma kuvvetinden bahsede dursunlar kaldıran güç yalnızca Allah’ın emridir.

“…..O, gökten, oradaki dağ (gibi bulut)lardan dolu indirir de onu dilediğine isabet ettirir, dilediğinden de geri çevirir…” (Nur 24/43) ayetinde ise dolu şeklindeki yağmurun da emirle hareket ettiği, ekinleri kıran, canları acıtan, mala zarar veren dolu’nun da bir azap vesilesi olduğu hatırlatılmıştır.

“Hani, sizin için denizi yarmış, sizi kurtarmış, gözlerinizin önünde Firavun ailesini suda boğmuştuk.” (Bakara 2/50) ayetinde Musa Peygamber ve denizin yarılması kıssasında ise suyun emri dinleyerek açılması ve Firavun ordusunun yok edilmesi anlatılmaktadır.

Bilimsel araştırmalar bugün bu muazzam eserin yani su atomlarının hafızası olduğunu, canlı olduğunu, bilinçleri olduğunu yani özetle emir dinleyebildiklerini anlamaya başlamıştır. Atomların en küçük yapı parçalarından olan kuarkların içlerinde adına tanrı parçacığı dedikleri parçalara rastlamaktadırlar. Yağmur olması emredilen ve istenilen yere yağması emredilen ve itaat eden suyun bu emri anlayabilecek kapasiteye sahip olduğunu, Allah’ın herşeyle konuşan ve herşeyi işiten olduğunu bilim yeni yeni anlamaya başlamıştır. Tüm canlı hücrelerinin su ile yüklü olduğu hatırlanırsa hayatın su ile nasıl yakın bir ilişkide olduğu daha iyi anlaşılacaktır.

Doktorlar sağlıklı yaşam için günde en az beş bardak su içilmesini, bir saatte bir litreden fazla içilmemesini tavsiye ediyor. Biz ise susadıkça, israf etmeden, aşırıya kaçmadan içelim, temizlenelim ve içtikçe, temizlendikçe bu nimet için şükredelim diyoruz.

Yağmur neden, tonlarca su kütlesi şeklinde yere düşmez de teker teker yumuşak, hızlanmayan damlalar halinde düşer ve düşerken niçin havanın sürtünme kuvveti nedeniyle ısınmaz ve kaynar su şeklinde yağmaz? Niçin acı değildir? sorularının cevapları iman eden kalplerin en pırıltılı meşalesidir.

Su ile ilgili ayetler;

“İçtiğiniz suya ne dersiniz?! Siz mi onu buluttan indirdiniz, yoksa indiren biz miyiz? Dileseydik onu acı bir su yapardık. O hâlde şükretseydiniz ya!” (Vakı’a 56/68-70)

“Gökten de bereketli bir su indirip onunla kullar için rızık olarak bahçeler ve biçilecek taneler (ekinler), birbirine girmiş kat kat tomurcukları olan yüksek hurma ağaçları bitirdik ve böylece onunla ölü bir beldeye hayat verdik. İşte (dirilip kabirlerden) çıkış da böyledir.” (Kaf 50/9-11)

“O, gökten sizin için su indirendir. İçilecek su ondandır. Hayvanlarınızı otlattığınız bitkiler de onunla meydana gelir.” (Nahl 16/10)

“Görmedin mi, Allah gökten su indirdi de onu yeryüzündeki kaynaklara ulaştırdı. Sonra onunla renkleri çeşit çeşit ekinler çıkarıyor. Sonra ekinler kuruyor da onları sapsarı kesilmiş görüyorsun. Sonra da Allah onları kurumuş çer çöp hâline getirir. Şüphesiz ki bunda akıl sahipleri için bir öğüt vardır.” (Zümer 39/21)

“Allah, rüzgârları gönderendir. Onlar da bulutları harekete geçirir. Allah, onları dilediği gibi, (bazen) yayar ve (bazen) yoğunlaştırır. Nihayet yağmurun onların arasından çıktığını görürsün. Onu kullarından dilediklerine uğrattığı zaman bir de bakarsın sevinirler.” (Rum 30/48)

“Allah, gökleri görebileceğiniz direkler olmaksızın yarattı. Yeryüzüne de, sizi sarsmasın diye sabit dağlar yerleştirdi ve orada her türlü canlıyı yaydı. Gökten de yağmur indirip orada her türden güzel ve faydalı bitki bitirdik.” (Lokman 31/10)

“Görmediler mi ki, biz yağmuru kupkuru yere gönderip onunla hayvanlarının ve kendilerinin yiyeceği ekinler çıkarırız. Hâlâ görmeyecekler mi?” (Secde 32/27)

“Allah’ın varlığının delillerinden biri de şudur: Sen yeryüzünü boynu bükük (kupkuru) görürsün. Onun üzerine yağmuru indirdiğimiz zaman kıpırdar kabarır. Şüphesiz ki, onu dirilten, elbette ölüleri de diriltir. Şüphesiz O, her şeye gücü hakkıyla yetendir.” (Fussilet 41/39)

“O, insanlar umutlarını kestikten sonra yağmuru indiren, rahmetini her tarafa yayandır. O, dost olandır, övülmeye lâyık olandır.” (Şura 42/28)

“O, gökten bir ölçüye göre yağmur indirendir. Biz onunla ölü araziyi canlandırdık. İşte siz de, böyle diriltileceksiniz.” (Zuhruf 43/11)

“Biz de göğün kapılarını dökülürcesine yağan bir yağmurla açtık.” (Kamer 54/11)

“Yine de ki: “Bana şöyle de vahyedildi: ‘Eğer yolda dosdoğru olurlarsa, mutlaka onlara bol yağmur yağdırırız ki bununla onları imtihan edelim. Kim Rabbinin zikrinden (Kur’an’dan) yüz çevirirse, Rabbi onu gittikçe yükselen bir azaba sokar.” (Cin 72/16,17)

“Taneler, bitkiler, sarmaş dolaş bahçeler çıkaralım diye yağmur yüklü yoğun bulutlardan şarıl şarıl yağmur yağdırdık.” (Nebe 78/14-16)

“Yahut onların durumu, gökten yoğun karanlıklar içinde gök gürültüsü ve şimşekle sağanak hâlinde boşanan yağmura tutulmuş kimselerin durumu gibidir. Ölüm korkusuyla, yıldırım seslerinden parmaklarını kulaklarına tıkarlar. Oysa Allah, kâfirleri çepeçevre kuşatmıştır.” (Bakara 2/19)

“Şüphesiz, göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelişinde, insanlara yarar sağlayacak şeylerle denizde seyreden gemilerde, Allah’ın gökyüzünden indirip kendisiyle ölmüş toprağı dirilttiği yağmurda, yeryüzünde her çeşit canlıyı yaymasında, rüzgârları ve gökle yer arasındaki emre amade bulutları evirip çevirmesinde elbette düşünen bir topluluk için deliller vardır.” (Bakara 2/164)

“Allah’ın rızasını kazanmak arzusuyla ve kalben mutmain olarak mallarını Allah yolunda harcayanların durumu, yüksekçe bir yerdeki güzel bir bahçenin durumu gibidir ki, bol yağmur alınca iki kat ürün verir. Bol yağmur almasa bile ona çiseleme yeter. Allah, yaptıklarınızı hakkıyla görendir.” (Bakara 2/265)

“Onların üstüne bir azap yağmuru yağdırdık.” Bak, suçluların akıbeti nasıl oldu.” (A’raf 7/84)

“Hani (Allah) kendi tarafından bir güvenlik olarak sizi hafif bir uykuya daldırıyor; sizi temizlemek, sizden şeytanın vesvesesini gidermek, kalplerinizi pekiştirmek ve ayaklarınızı sağlam bastırmak için üzerinize gökten yağmur yağdırıyordu.” (Enfal 8/11)

“Dünya hayatının hâli, ancak gökten indirdiğimiz bir yağmurun hâli gibidir ki, insanların ve hayvanların yedikleri yeryüzü bitkileri onunla yetişip birbirine karışmıştır. Nihayet yeryüzü (o bitkilerle) bütün zinet ve güzelliklerini alıp süslendiği ve sahipleri de onun üzerine (her türlü tasarrufa) kadir olduklarını sandıkları bir sırada, geceleyin veya güpegündüz ansızın ona emrimiz (afetimiz) geliverir de, bunları, sanki dün yerinde hiç yokmuş gibi, kökünden yolunmuş bir hâle getiririz. İşte düşünen bir toplum için, âyetleri böyle ayrı ayrı açıklıyoruz.” (Yunus 10/24)

“O, korku ve ümit vermek için size şimşeği gösterendir, yağmur yüklü bulutları meydana getirendir.” (Ra’d 13/12)

“Allah, gökleri ve yeri yaratan, gökten yağmur indiren ve onunla size rızık olarak türlü meyveler çıkaran, emri gereğince denizde yüzmek üzere gemileri emrinize veren, nehirleri de hizmetinize sunandır.” (İbrahim 14/32)

“Onlara dünya hayatının örneğini ver: (Dünya hayatı), gökten indirdiğimiz yağmur gibidir ki, onun sebebiyle yeryüzünün bitkileri boy verip birbirine karışırlar. Fakat bütün bu canlılık sonunda rüzgârın savurduğu kuru bir çer çöpe döner. Allah, her şey üzerinde kudret sahibidir.” (Kehf 18/45)

“……Yeryüzünü de ölü, kupkuru görürsün. Biz, onun üzerine yağmur indirdiğimiz zaman kıpırdar, kabarır ve her türden iç açıcı çift çift bitkiler bitirir.” (Hac 22/5)

“Görmez misin ki Allah, bulutları sevk eder. Sonra, onları kaynaştırıp üst üste yığar. Nihayet yağmurun, onların arasından yağdığını görürsün. O, gökten, oradaki dağ (gibi bulut)lardan dolu indirir de onu dilediğine isabet ettirir, dilediğinden de geri çevirir. Bu bulutların şimşeğinin parıltısı neredeyse gözleri alacak.” (Nur 24/43)

“Andolsun, senin kavmin, belâ yağmuruna tutularak yok edilen kente uğramışlardır.” (Furkan 25/40)

“Onların üzerine bir yağmur (gibi taş) yağdırdık. (Başlarına gelecekler konusunda) uyarılanların yağmuru ne kadar da kötü idi!” (Şu’ara 26/173)

“Yahut gökleri ve yeri yaratan ve size gökten yağmur indirip, onunla, ağaçlarını sizin yetiştiremeyeceğiniz gönül alıcı güzel bahçeler meydana getiren mi?” (Neml 27/60)

“Bunların her birini kendi günahları yüzünden yakaladık. Onlardan taş yağmuruna tuttuklarımız var. Onlardan o korkunç sesin yakaladığı kimseler var. Onlardan yerin dibine geçirdiklerimiz var. Onlardan suda boğduklarımız var. Allah, onlara zulmediyor değildi, fakat onlar kendilerine zulmediyorlardı.” (Ankebut 29/40)

“Andolsun, eğer onlara, “Gökten yağmuru kim indirip de onunla yeryüzünü ölümünden sonra diriltti?” diye soracak olsan, mutlaka, “Allah” diyeceklerdir. De ki: “Hamd Allah’a mahsustur.” Fakat onların çoğu akıllarını kullanmazlar.” (Ankebut 29/63)

“Korku ve ümit kaynağı olarak şimşeği size göstermesi, gökten yağmur indirip onunla yeryüzünü ölümünden sonra diriltmesi, O’nun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. Şüphesiz bunda aklını kullanan bir toplum için elbette ibretler vardır.” (Rum 30/24)

Rahmet rüzgârları gibi Peygamberler de ilâhî rahmetin müjdeleyicileridir. Tebliğine memur oldukları semavî kitaplar yağmur yüklü bulutlar gibi kalplerin can suyudur.

Suyun hikmeti

Bu yazıyı okudunuz mu?

İmanın alfabesi

İmanın alfabesi

İmanın alfabesi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir