Anasayfa / KUR'AN-I KERİM / Kur'an nuru / Tabi olmasanız da hesabınız Kur’an iledir
imanilmihali.com
Tabi olmasanız da hesabınız Kur’an iledir

Tabi olmasanız da hesabınız Kur’an iledir

Tabi olmasanız da hesabınız Kur’an iledir

Kur’an, Allah kelamı, hakikat pınarı ve hidayet rehberidir, okuyucusuna deryalar açar, berzah ötesini gösterir, imanı ve İslam’ı ve ihsanı artırır, kalpleri yumuşatır, hayata bakışı daha anlamlı hale getirir.

Kur’an, anlayarak okuyanlara en güzel şekilde hitap eder, Sırat-ı Mustakim’i işaret eder, gafletlerden, rüyalardan, aldanmalardan uzaklaştırır, batılları, yaban otlarının inançlardan söker atar.

Kur’an, İslam’dır, imandır, tevhiddir, takvadır, tevekküldür.

Hangi dine mensup olursa olsun herkes, Kur’an’a tabidir ve dünya yaşamı da, ahiret hesabı da Kur’an iledir.

Çünkü İslam son, Hz. Peygamber son, Kur’an sondur.

İslam, kavimsel değil evrensel, Hz. Peygamber zamansal değil zaman üstü, Kur’an fıtrat dininin yazılı kaynağıdır. Fıtrat ise ezelle başlayan ve ebede giden tüm yolar ve zamanlardır.

Kur’an, kendisinden önceki din ve kitapları nesh eden (hükmünü ortadan kaldıran), sadece kendisini muteber ve makbul kılandır. Çünkü kıyamete dek bakidir, Allah katında muteberdir, Allah’ın tüm insanlık için seçtiği ilahi nizam ve kelamın adıdır.

Değil mi ki insan fıtratta söz vermiştir, değil midir ki insan şeytanlardan korunmak için imana muhtaçtır, değil midir ki insanlar Allah’tan başka ilah tanımayacaktır .. o halde Kur’an tüm dünya için dini rehberdir, herkes İslam’a, Kur’an’a kendisi farkında olmasa da, istemese de, inkar etse de tabidir.

Hakikat değişmez, hak olan değer kaybetmez, zaman ve zulümler dini değiştiremez. Çünkü Kur’an Allah korumasındadır, din ve fıtrat değişmeden durandır.

Dinin yorumları değişse de Kur’an ilk günkü gibi el değmeden, dinin ilkeleri sapasağlam ayakta durmaktadır. Yaşananlar farklı olsa da dinin hedef ve sınırları sadece Kur’an’dadır.

O halde hem müslümanlar hem gayri müslimler için kıyamete dek kalan insanlık zamanında tek tutunacak dal Kur’an’dır çünkü herşey O’nda yazılı, şan ve şeref sadece O’ndadır.

Kur’an hak, diğerleri batıl durumda olduğuna göre de akıl ve kalp gerçeği ister, iman batıldan kaçınmayı emreder. Şeytanlar ise Kur’an’ı okutmayarak, tanıtmayarak hayata yansıtılmasın ister.

Din adına yapılan yanlışlar, yaşam adına üretilen zulümler hep Kur’an bilinmediği, okunmadığı, anlaşılmadığı içindir ki bugün dünyada kan ve göz yaşı dinmemektedir.

Ahirette en büyük şefaatçi Kur’an’dır ve Hz. Peygamber ümmetinden ‘Kur’an’ı hayatın dışına ittikleri için’ huzurda şikayetçi olacaktır. Bu durumun vehametini anlamayanlar için tekrar edersek;

Hz. Peygamber ümmetinden ‘Kur’an’ı hayatın dışına ittikleri için’ huzurda şikayetçi olacaktır.

“Peygamber, “Ey Rabbim! Kavmim şu Kur’an’ı terk edilmiş bir şey hâline getirdi” dedi.” (Furkan 25/30)

Kendisinden şefaat beklenen Hz. Peygamber ve en büyük şefaatçi Kur’an bu durumda İslam alemi için şefaat dilenecek denilebilir mi? Şefaat isteseler de Yüce Allah daha Kur’an’ı okumamışlara şefaat eder mi? Şefaat sadece Allah’ın razı olduğu kullaradır ve Kur’an okumayanların şefaate yanaşmaları dahi mümkün değildir.

Ahiret hesabının sevap ve günahları, haram ve helalleri, iman ve tevhidi, takva ve tevekkülü, amel ve ibadeti, ahlak ve basireti hep Kur’an ile bildirilen tanımlar üzeredir. Bu yaşamda farklı kabullere göre yaşasa da ahirette herkes Kur’an ile tarif edilmiş ilkeler istikametinde hesaba çekilecek, sorulacaktır.

“O gün zalim kimse, (çaresizlik içinde) ellerini ısırıp şöyle diyecektir: “Ne olurdu ben de peygamberle beraber aynı yolu tutsaydım! Yazıklar olsun bana, keşke falanı dost edinmeseydim! Andolsun, Kur’an bana geldikten sonra beni ondan o saptırdı. Zaten şeytan insanı yardımcısız bırakıverir.” (Furkan 25/27-29)

Nimetlerden, amel ve niyetlerden sorulunacak o din gününde zalimlere ise günahlarından sorulmayacaktır bile. Çünkü onlar Kur’an’ı dışlamış, O’nunla alay etmiş, değiştirmeye çalışmış, ayetleri anlaşılmasın diye uğraşmış, iman edenlerle alay etmişlerdir.

En büyük nimet Kur’an’a yapılan bu haksızlık elbette karşılıksız kalmayacaktır. Arapçaya, israiliyata mahkum edilen Kur’an, hem bu yalana kananlardan hem zulmederek bu yalanı ortaya atanlardan hesap soracak, cennetleri haram kılacaktır. 

Kur’an mü’minleri ise nurlar içinde cennetlere yürürken, melekler onlara övgüler yağdıracak, kafirlerin karanlıklarına karşılık mü’minler ışıklar içinde Peygamber sancağına ve oradan inşallah ebedi saadet yurduna geçecektir.

Ahirette, Kur’an’ın kıymet ve hikmeti net olarak anlaşılacak ama o andan itibaren iman ve amel şans olmadığından pişmanlıklar sel olup coşacaktır.

Kur’an, kendisini anlayarak okuyana, hayata yansıtmaya çalışana, ibadeti, ameli noksan dahi olsa şefaat edecektir çünkü Kur’an imandır, imanlı ve salih amelli kalpler Kur’an ile huzur bulur ve Kur’an nuru ile aydınlananlar sadece Allah’a yönelir.

Allah’ın rahmet ve merhameti, inşallah, işte bu Kur’an mü’minlerinedir.

Ecnebisi, yerlisi, kızılderilisi, afrikalısı, kadını, yaşlısı, Japonu, engellisi, kafiri, fakiri, servet kodamanı her kim varsa herkesin yaşamı ve eceli Kur’an iledir, sorgusu Kur’an iledir.

Aklı ve kalb olan, ruhunun sesini dinleyen, şeytanlara ve nefsine uymayan herkesin yolu sadece Kur’an yoludur.

Tabi olmasanız da hesabınız Kur’an iledir ve Kur’an TEK doğru yoldur.

Bu yazıyı okudunuz mu?

Kur'an öğrenmek istiyorum

Kur’an öğrenmek istiyorum

Kur’an öğrenmek istiyorum Kur’an’ı öğrenmek tüm Müslümanların en büyük heves ve arzuları arasındadır ki doğrusu ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir