imanilmihali.com
Takva giysisi

Takva giysisi

Takva giysisi

“ Ey Âdemoğulları, size çirkin yerlerinizi örtecek giysi, süslenecek elbise indirdik. Hayırlı olan, takva elbisesidir. İşte bu(nlar), Allah’ın âyetlerindendir, belki düşünüp öğüt alırlar.” (A’raf 7/26)

Yüce Allah, insanı yere çırılçıplak indirmiş, edep yerlerinin örtülmesi gereğini hissettirmiş, örtünecek ilmi vermiş, süslü ve normal olmak üzere giyinme, üşümeme, ayıp yerlerini saklama namusu vermiştir. Yine Allah takva giysisinin en hayırlı giysi olduğunu bildirmiş, örtünen günahkarlar ile örtünmeyen günahkarların takvadan nasibi olmayacağını, her yanı açılsa da takva sahibinin namusunu korumak için gayret sarf edeceğini, her yanı kapalı olsa da nice gafillerin takva düşmanı olduğunu ifade etmiştir. Yani keramet omuzlar üstüne giyilen kumaş parçasında değil, kalplerde korunan takva nimetindedir.

Takva kulun bedenine giydirebileceği en kıymetli elbisedir ki ne pahalı kumaş ister, ne altın süslemeler. Takva giysisi, bir karış kumaş kadar bile olsa o kalp sahibini ateşlerden korur.

Münafıklık denizinde keyif çatanlar için örtünmek, tesettür bir kurtuluş vesilesi, kandırma vesilesidir. Onlar için kara kumaşlara örtünerek, tanınmaz, görünmez halde sokaklarda dolaşmak, “Allah katında en değerliniz takva sahibi olanınızdır” yani “Allah’ın emir ve yasaklarından en çok sakınanızdır” ayetini yerine getirmek daha doğrusu çıkar maksatlı kullanmaktır.

Oysa ayetler açık, din basit, iman alenidir. Örtünerek ama imansız adam olunsaydı, maymunlar en başta adam olurdu. Yani takva, namusu korumak gayretiyle örtünmeyi yeterli görmeyen, aynı zamanda tüm kalbi ve bedeniyle kendisini her türlü hayasızlık, günah, ahlaksızlık ve haramdan korumaya gayret edenlerin giydiği elbisedir ki bunun için zengin olmaya da hiç gerek yoktur.

Çünkü takva kumaşı bedavadır. Bedeli vardır lakin hiçbir para onu satın alamaz.

Takvanın bedeli, hayâ, utanma duygusu ve Allah korkusu ile maddî manevî her türlü ayıptan, çirkinlikten ömür boyu uzak durmak gayretidir. Şehvet, hırs, kibir, gurur, haram, haset, vesvese gibi pis huyların hiçbirisi ile arkadaş olmamak gayretidir. Şeytana düşman, Allah dostlarına dost olmak gayretidir. Bu bedel ödenmedikçe, bu gayret gösterilmedikçe kara kumaşlara bürünen bedenler asla takva sahibi olamazlar. Örtünür, namuslarını bir yere kadar korur, üşümez, hastalanmaz ama iman sahibi olamazlar. İman sahibi bunlara ilaveten kötülükten uzak durmak için Allah’ın rızası ve koruması için gayret gösterendir. Ve takva, o kumaştan imal elbise üstüne giyilen manevi manto gibidir.

Rabbim mü’min kullarına bu manevi mantoyu, tehlike, günah ve haramlardan uzak kalabilmeyi nasip etsin. Amin!

ELMALILI HAMDİ YAZIR AYET TEFSİRİ (A’RAF 7/26);

“Ey Âdemoğulları, muhakkak ki biz üzerinize çirkin yerlerinizi örter, avret yerlerini örter bir elbise, bir de rîş (yani güzellik ve öğünmek giysisi yahut servet ve refah) indirdik. Yerle, gökle, içle, dışla, ferdle, toplumla, tabiatla, sanatla ilgili sebepleri yaratıp ihsan ettik. Âdem ve Havva cennette saklı ve gizli otururlarken ayıpları açılarak yeryüzüne gelmiş oldukları gibi, Âdemoğullarından her biri de ana karnında “döl yatağı” içinde saklı ve gizli olarak rızıklanıp dururken çırılçıplak yeryüzüne indiler. Sonra da ayıplarını örtecek veya giyinip kuşanıp süslenecek şekilde fakirce veya zengince iki çeşit elbise ile korunmaya ve örtünmeye ve hatta güzelleşme ve süslenmeye imkân buldular.

Bu arada, takva elbisesi takva hissi veya takva duygusu ile giyim yani hayâ, utanma duygusu ve Allah korkusu ile giyilen ve Allah’ın izniyle maddî manevî ayıptan, çirkinlikten, zarar ve tehlikeden koruyacak olan korunma elbisesi yok mu, bu, mutlak hayırdır. Sırf faydadır. Elbise nimetinden faydalanma ve istifade asıl bununladır. Zira takva duygusu, korkusu ve imanı, hayâ ve irfanı olanlar zorunlu olarak çıplak bile kalsalar en az Âdem ve Havva’nın yapraklarla örtündükleri gibi ayıp ve örtülmesi gereken yerlerini örter ve muhafaza ederler. Fakat takva duygusu olmayan günahkârlar ne kadar giyinseler yine kıçları, açılmaktan kurtulamazlar. Çünkü bunlar, elbise nimetinin ayıp ve örtülmesi gerekeni örtmek; sıcak, soğuk ve rahatsız edici çirkinliklerden, hastalık sebeplerinden korunmak, düşmandan sakınmak ve nihayet güzel bakışı cezbedecek ve kötü bakışı defedecek, hiç kimsenin ne şehvetinin heyecanına ve ne nefretinin gelişmesine sebep olmayacak faydalı bir sima, edeb ve vakar rahatlığı ile güzelleşme gibi gerçek fayda ve güzel maksatlarını düşünemezler. Şehvet, kibir ve gururla süslü püslü giysiler içinde kibrini ilan etmek isterken, bir taraftan en kötü yerini açar, hatır ve hayale gelmez zarar ve edepsizliğe düşerler.

Bunun için süslü elbise, giysi, şeref ve ihtişam dahi hadd-i zatında ilâhî bir nimet olmakla beraber, birçoklarının gözlerini kamaştıran görünür çekiciliğine rağmen hayır ve mutlak fayda değil, bir gurur metâıdır.

Asıl hayır, takva giysisidir ki, örtülmesi gerekli yerlerin örtülmesi (setr-i avret), namusu korumanın ilk şartını teşkil eder. Bu, yani elbise indirilmesi, Allah’ın âyetlerindendir. İnsanlığa olan lütuf ve yardımını, bağış ve rahmetini gösteren delillerinden ve alametlerindendir. Umulur ki bunu düşünürler. Bundaki delalet vecihlerini, rabbânî hikmeti düşünür Allah’ın nimetlerini hatırlar, tanır veya uslanıp çirkinliklerden sakınırlar. Rivayet ediliyor ki, cahiliyye Araplarından bir takımları, bu cümleden olarak Humus’tan olmayan A’rab yani bedevîler Kâbe’yi çıplak oldukları halde tavaf ederler ve içinde Allah’a isyan ettiğimiz giysilerimizle tavaf etmeyiz, derlerdi. Çoğunlukla erkekler gündüz, kadınlar gece tavaf ederler, kadınların gündüz tavaf ettikleri de olurdu. Kadın bütün göğüslerini ve göğüslerindekileri açar ve hatta büsbütün çırılçıplak olur, ancak cinsel organına şarap üstüne sinek konmuş gibi hafif, seyrek bir paçavra kor, “tavaf ederken beni kim ayıplar”, der ve şu: “Bugün bunun bir kısmı veya hepsi açılır, açılanını da helâl etmem.” beytini söylerdi. İşte bu âyetler bu sebeple nazil olmuştur.”(TEFSİR SONU)

SONUÇ OLARAK; edep yerlerini örtmek, bedenin abdest yerleri dışındakilerine özel ihtimam göstermek, süs ve takıları alenen ifşa etmemek, özellikle göğüs çatalını örtmek esas olandır. Tüm bunlardan maksat ise karşısındakini kışkırtmamak, tahrik etmemek ve günaha gark etmemek ve dolayısıyla toplum ahlakına ve edepsizliğe meydan vermemek, şeytanın ekmeğine yağ sürmemektir. Bunun şekli ve kapatma yüzdesi tefsir alimlerince belirlenmiştir. Lakin Yüce Allah tanınmayacak, adı, yaşı, cinsi, gözü belli olmayacak derecede ortalıkta gezen çarşaflılara da razı olmaz. Öyle olsaydı cennet tasvirlerinde altın bileziklerden, yeşil ipek kıyafetlerden ve yeşil yastıklardan bahsedilmezdi. Bu pahalı çarşaf ve türban bağlama şekillerine göre ayrışmış yüzlerce tarikat, cemaat ve dini gruba da razı olmaz. Allah’ın kastı; namusunu korumak gayreti ve karşısındakini azdırmama gayretidir. Ödüllendirilecek olan budur. Bunun ötesi, haddi aşmak, ayeti değiştirmek, Allah’ın yarattığını şeytanın ahdine uygun olarak değiştirmektir.

Öte yandan tamamen açan, inadına açan, ayetler hilafına hem kendi ahlak ve namusunu korumayı reddeden hem karşısındakini azdırmayı hedefleyenler için ise muhakkak zor ve ateşli ahiret günleri vardır.

Aslolan, helal, mütevazi, namuslu, sade giyinmek, bedenini edepsizce sergilememek, karşısındakini azdırmamak, özendirmemek, açılmayla gelen sayısız ziyana fırsat vermemektir.

Takva ise insanların sahip olabileceği en kıymetli manevi elbisedir ki takvanın kimde olduğunu sadece Rabbimiz bilir. O yüzden Yüce Allah takvanın yeryüzünde değil Allah katında bir değer olduğunu bildirmiştir.

Eğer takva kıyafete, örtünme miktarına göre insanlar arasında bir bölücülük ve üstünlük vesilesi yapılırsa tamamen şeytana hizmet demektir ki yapanların vay haline!

Takva giysisi namus, şeref ve haysiyetini, sadece bedenini korumaya yönelik namus penceresinden değil, ahiretini korumaya yönelik tüm şeytan işi pisliklerden korumaya and içmiş imanlı kulların giydiğidir. Bu manevi manto ne kıyafet giyerseniz giyin üzerinize alacağınız şal gibidir ve sizi her türlü pislikten de korur. Ama takvanın tek şartı vardır; samimi, imanlı, Allah sınırlarına uymaya niyetli ve azimli olmak.

Takvanın tek gayesi de muhakkak sadece Allah rızasını kazanmaktır. Başkaca tüm gayret ve niyetler kişiyi münafıklık derecesinde şeytana köpek yapar. Örtünerek bir kişi veya gruptan menfaat beklemek bunun en yaygın şeklidir ki bu hem Allah’a haksızlık, hem riya hem abes hem de nafile bir gayrettir. Sevabı olmadığı gibi günahı çok olandır. Çünkü kul birilerine yaranmak için örtündükçe ama takva sahibi olmaya gayret etmedikçe;

1. Kendisine yalan söyler, karakter ve ahlakına fayda sağlayamaz, manevi olarak kendisini geliştiremez, hakikatten ve maksattan her saniye uzaklaşır ve gün gelir kendisini şeytanın sol yanında oturur bulur.
2. Karşısındakine yani muhatap aldığına, bir şeyler beklediğine, üye olmaya çalıştığı gruba yalan söyler, riya ve yalanla kandırır.
3. Allah’a yalan yere yemin etmiş olur ki bunun adı zaten münafıklıktır. Münafıklık ise hiç örtünmemek hatta çıplak dolaşmaktan çok daha zararlı bir ahiret azabıdır.
4. Toplumun diğer insanlarını, çocuk ve gençleri, gelecek nesilleri hakikat deryasından ikiyüzlü mecraya çeker, dinin samimiyetine zarar verir, dinsiz ve riyaya bulaşık gelecek nesillere nüve teşkil eder.
5. Bu davranışı ve sahteciliği ile elde ettiği haksız kazanımların gerçek sahibinin hakkını yediği için hem günah işlemiş, hem haram yemiş, hem hak yemiş olur ki hali acınasıdır.
6. Son olarak bu takvasız tesettür belası kulu, Allah’ın yeryüzünde kurmayı dilediği ilahi ahlak düzenine büyük darbe vurduğu için cehennemlere adaydır.

MESELE örtünüp, namusunu korumak olduğu kadar, örtünmeyene bile bakmayacak ahlak seviyesine ulaşmaya gayret etmektir. Asıl takva budur. Allah’tan korkarak, haysiyet ve imanı ile iş yaparak, sadece Allah rızasını umarak giyilen giysi; TAKVA giysisidir.

Bedeni ve gözleri haramdan sakınmakla kast edilen de budur.

Diğer tüm giysiler nafile, beyhude ve zarardır!

Takva giysisi

Bu yazıyı okudunuz mu?

Dinci tayfanın din dışı söylem ve eylemleri

Dinci tayfanın din dışı söylem ve eylemleri

Dinci tayfanın din dışı söylem ve eylemleri (YAZIMIZI Sadece ve daima Allah diyebilen, Kur’an dışı ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir