Anasayfa / İMAN ESASLARI / Takva, Vera ve Zühd
imanilmihali.com
vera

Takva, Vera ve Zühd

Takva, Vera ve Zühd
Takva, Allah’a inanıp, Onun emir ve yasaklarına riayet etmek, yani Allahü teâlâdan korkup haramlardan sakınmak demektir. Takva ehli, şüpheli işlerden de sakınırsa vera sahibi olur. Helal malın fazlasından, şüphelilere düşme korkusu ile mubahların çoğunu terk etmeye ve dünya sevgisinden sakınmaya da Zühd denir.
Takvâ, sakınma, korunma, günahtan hassasiyetle kaçma ve korkma, haramlar gibi boş şeylerden de uzak kalma manasınadır. Vera’ ise, kısaca “açık ve kesin olanların yanısıra şüpheli şeylerden de uzak durma, dînî hükümlere riayette titizlik” manasına gelir.
Vera’, hayırlı ve övgüye değer amellere sarılıp, geçici dünya hevesi peşinde koşmayı terketmeyi gerektirir. Yine vera’, emredilen bütün dinî hükümleri teferruatı ve incelikleriyle tatbik etmeyi gerektirir. Bunun gereği olarak, ağızdan giren ve çıkanın Allah ve Rasûlünün sevdiği şeyler olmasına dikkat etmek, günaha düşmekten ve harama bulaşmaktan kaçınmak için şüpheli şeylerden uzak durmak, zerre kadar da olsa kimsenin hakkını üzerine geçirmemek vera’dır. Hz. Ebû Bekir (r.a), “Bir nevi harama düşeriz korkusuyla yetmiş çeşit helâli terkeyledik” sözüyle vera’ örneği sergilemiştir.
Burada dikkat edilecek en önemli nokta Allah’ın haram dediğine helal, helal dediğine haram yaftası yapıştırmamaktır ki bu masum bir şüphe olarak hasıl olursa belki sorun teşkil etmez lakin birisinin helal ve haramlar konusunda keseceği yersiz ahkama tabi olmak o kişiyi rab edinmektir. Hıristiyanların rab edinmeleri hakkındaki Peygamberimizin hadisi unutulmamalıdır.
Konuyla ilgisi bulunan malayani ise gereksiz ve boş şeyleri terketmektir ve vera’ kapsamındadır. Hz. Peygamber (s.a.s) bir hadîsinde, kişinin lüzumsuz şeyleri terketmesinin o kişinin İslâmî güzelliği gereği, bir başka deyişle İslâmı iyi anlayıp uyguladığının delili olduğunu söylemiştir (Tirmizî, Zühd, 11; İbn Mâce, Fiten, 12).
Haramda vera’ (kaçınmak) dindarlıktır. Lakin bunun da dereceleri vardır. Gazâlî vera’nın dört derecesi olduğunu söyler:
1- Haram olan şeylerden kaçınmak
2- Şüpheli şeylere karşı korunmak (ki bu salihlerin vera’ıdır)
3- Harama sebep olması ihtimalini düşünerek helalî terketmek (ki bu muttakilerin vera’ıdır)
4- Her ne kadar kendini harama düşürmeyecekse de, Allah’a yakınlığının artmayacak şekilde ömrünün bir kısmının boşa geçeceği korkusundan dolayı, bütün mevcudiyetiyle Allah’a teveccüh edip, Allah’ın dışında her şeyden yüz çevirmek (ki bu da sıddıkların vera’ıdır) (Gazali, İhya, I, 25, II, 95).
Vera’nın en düşük seviyesi Allah’ın nehyettiklerinden sakınmak, en yüksek seviyesi de Allah’ı zikirden alıkoyacak her şeyden kaçınmaktır. Şurasını belirtmekte yarar vardır ki sûfiler, mübah olmadığı konusunda en küçük şüphe bulunan hususlardan da haramdan kaçınır gibi kaçınırlar; şüpheli şeylere girmenin kendilerini harama sürükleyeceğinden endişe ederler. Ayrıca helal ve mübah olduğu kesinlikle bilinen şeylerin ihtiyaç ve zaruret miktarından fazla olan kısmını da terkederler. Bu konudaki fikir ve davranışları herkes için değil kendileri gibi olmak isteyenler için örnektir. Yoksa Allah’ın helâl kıldığı şeyleri, mubahları haram kılmak hiçbir kimsenin haddi değildir ve tehlikelidir.
İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:
Dünyada felaketlerden, ahirette azaptan kurtulmak için iki şey gerekir. Emirlere sarılmak ve yasaklardan sakınmak! Bu ikisinden en büyüğü, daha lüzumlusu, ikincisidir ki, buna Vera ve Takva denir. İnsanların meleklerden daha üstün olabilmesi, vera sayesindedir. Vera ve takva üzere olmak, her şeyden daha lüzumludur. (m. 76)
Vera hakkında hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(İmanın esası vera’dır.) [Hatib] (Dinimizin direği vera’dır.) [Beyheki] (Hiçbir şey, vera gibi olamaz!) [Tirmizi] (Vera, amellerin efendisidir.) [Taberani] (İman insanı vera sahibi yapar.) [Deylemi] (Vera, şüpheli şeylerden kaçmaktır.) [Taberani] (Dinimizdeki en hayırlı şey vera’dır.) [Hakim] (Vera güzeldir, âlimlerde daha güzeldir.) [Deylemi] (Dininiz ancak vera ile ayakta kalır.) [Mekt. Masumiye] (Vera sahibi imamla kılınan namaz kabul olur, onunla oturmak ibadet, onunla sohbet sadaka olur.) [Deylemi] (Vera ehli imamla kılınan iki rekat namaz, vera’sızla kılınan bin rekattan efdaldir.) [Ebu Nuaym] (Şu üç şey bulunan kimsenin imanı kâmildir: Herkesle iyi geçinen güzel ahlak, kendini haramlardan alıkoyan vera, cehlini örten hilm.) [Nesai] (Farzları eda et ki, insanların en âbidi olasın, haramlardan kaç ki, insanların en vera ehli olasın, Allahü teâlânın senin için yaptığı taksime razı ol ki, insanların en zengini olasın.) [İbni Adiy] Takva hakkında Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
(Cennet, takva sahipleri için hazırlanmıştır.) [Al-i İmran 133] (Allah indinde en şerefliniz, takva ehli olanınızdır.) [Hücurat 13] (Allah, ancak takva ehlinin [ibadetlerini] kabul eder.) [Maide 27] Peygamber efendimiz de buyuruyor ki:
(Takva, imanın elbisesidir.) [Deylemi] (Takva, her hayrı içine alır.) [Ebu Ya’la] (Takva ehli hesap vermeden Cennete girer.) [Taberani] (Her şeyin esası vardır. İmanın esası da vera [takva]dır.) [Hatib] (Üstünlük takva iledir. Başka bakımdan üstünlük yoktur.) [Taberani] (Ahirette, Allahü teâlâya yakın olanlar, vera ve zühd sahipleridir.) [İbni Lal] (Zühd ile vera her gece kalbleri dolaşır, iman ve haya bulunan kalblere yerleşir, böyle olmayan kalblerde durmaz, geçip giderler.) [İ. Gazali] (İlmiyle amil olmayan âlim, vera’sı olmayan da abid olamaz. Zahid değilse vera sahibi olamaz.) [Askeri] Vera’ ile zühd arasındaki fark, vera’ şüpheli şeyleri, zühd ise ihtiyaç fazlasını terketmektir. Vera’yı takva karşılığı kabul edenler alanlar olsa da vera’, takvanın ileri bir merhalesidir. Vera’nın sevabı ve neticesi, âhirette hesabın hafif olmasını sağlar.
Helâl malın fazlasından, şüphelilere düşme korkusuyla mübahların çoğunu terk etmeye ve dünya sevgisinden sakınmaya (Zühd) denir. Zühd sahibine de (Zâhid) denir.
Zühd üç türlüdür:
1- Câhilin zühdü, haramlardan uzaklaşmak,
2- Âlimlerin zühdü, helâl olanların fazlasından sakınmak,
3- Âriflerin zühdü, Allahü teâlâyı unutturan her şeyi terk etmektir. (İmam-ı Ahmed)
(Zühd, Allah’ın sevdiğini sevmek, sevmediğini de sevmemek ve dünyanın helâlinden de sakınmaktır. Zira dünyanın helâline hesap, haramına azap vardır. Kendine acıdığı gibi, bütün Müslümanlara da acımak, haram sözden kaçtığı gibi faydasız sözden de kaçınmak, çok mal ve ziynetten ateşten kaçar gibi kaçmak ve dünyada emelini kısa tutmak zühddür.) [Deylemî] Hazret-i Ali, (İlim, insanı Allah’ın emrettiği şeylere götürür, zühd ise o şeylere erişilmesini kolaylaştırır) buyuruyor. İki hadis-i şerif:
(Âhirette, Allahü teâlâya yakın olanlar, vera ve zühd sahipleridir.) [İbni Lal] (Zühd ile vera, her gece kalbleri dolaşır, iman ve hayâ bulunan kalblere yerleşir, böyle olmayan kalblerde durmaz, geçip giderler.) [İ. Gazâlî] İmam-ı Rabbânî hazretleri, (İnsanların en akıllısı zâhiddir. Çünkü o dünyaya gönül bağlamaz) buyuruyor. Birkaç hadis-i şerif:
(Allahü teâlâ, bir kula hayır murad ettiğinde onu dinde fakih, dünyada zâhid kılar ve ona ayıplarını görecek basiret verir.) [Beyhekî] (Dünyayı sevmek, bütün hataların başıdır. Dünyadan sakınan, zâhiddir.) [Beyhekî, İbni Ebid-dünya, Hâkim, İ. Süyûtî] (Mütevazı olmayan zâhid olamaz.) [Taberânî] (Dünyada zâhid olanı görürseniz, ona yaklaşın, çünkü o hikmet saçar.) [Ebu Ya’lâ] (Allah’ın ve herkesin beni sevmesi için ne yapayım?) diye soran birine, Peygamber efendimiz, (Dünyadan elini çekip zâhid olursan, Allahü teâlâ, seni sever. Halkın elindekilere karşı zâhid olursan [Kimsenin malında gözün olmazsa], insanlar da seni sever) buyurur. (İbni Mâce)
Zâhid âlimin iki rekât namazı, zâhid olmayanın ömür boyu kıldığı namazdan daha sevabdır. (Berîka)

İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:
Şu on şeye riayet etmeyen, tam vera sahibi olamaz:
1- Gıybet etmemeli.
2- Müminlere suizan etmemeli, kötü bilmemeli.
3- Kimseyle alay etmemeli.
4- Namahreme bakmamalı.
5- Doğruluktan ayrılmamalı.
6- Kibirlenmemeli.
7- Malını haramlara harcamamalı.
8- Nefsi için makam ve mevki istememeli.
9- Beş vakit namazı vaktinde kılmayı, birinci görev bilmeli.
10- Ehl-i sünnet âlimlerinin bildirdiği iman ve amellere uymalı. (2/66)

Takva, Vera ve Zühd

Bu yazıyı okudunuz mu?

Dünyada kaç milyon Müslüman vardır

Dünyada kaç milyon Müslüman vardır

Dünyada kaç milyon Müslüman vardır Başlık bu olunca akıllara hemen Müslüman devletlerdeki milyarlarca insan gelir ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir