Anasayfa / ALLAH (cc) / Tekbir ve anlamı nedir
imanilmihali.com
Tekbir ve anlamı nedir

Tekbir ve anlamı nedir

Tekbir ve anlamı nedir

Tekbir; büyütmek, yüceltmek, ululamak, büyük görmek, kalpten “Allahu ekber” demektir.

“Allahu ekber” ifadesi yüce Allah’ın tek başına, her şeyden üstün, ulu ve azametli olduğunu bildirir. (Not: En büyük değil tek başına ve en üstün demektir. Çünkü en büyük demek başkaca büyükler de var anlamına gelir.)

Bütün namazlara giriş “Tekbir” ile olduğu gibi, namaz rükünlerinin ayrılması tekbir cümlesi ile olur. Bayram veya cenaze namazlarında ilâve tekbirler, teşrik tekbirleri de Allah’ın yüceliğinin anıldığı diğer tekbir çeşitleridir: Buna göre tekbir hüküm olarak farz, vacip, sünnet veya nafile olarak tekrarlanan “övgü ve senâ” cümlesidir.

“Ey örtünüp bürünen (Peygamber!) Kalk da uyar. Rabbini yücelt. Nefsini arındır. Şirkten uzak dur. İyiliği, daha fazlasını bekleyerek (bir kazanç elde etmek için) yapma. Rabbinin rızasına ermek için sabret.” (Müddessir 74/1-7)

Ayette geçen “Rabbini Yücelt” emri, tekbirin anlamını ve istikametini teşkil eden başlıca ayettir ve “Allahu ekber (Allah her şeyden yüce ve büyüktür)” cümlesinde ifadesini bulan “tekbir” bu ayetten sonra ezanda, kamette ve bütün namaz çeşitlerinde en çok tekrarlanan dini bir tesbih sözü olmuştur.

Bütün namazlarda iftitah (başlama) tekbiri farzdır. Çünkü Allah Teâlâ “Rabbini yücelt” (el-Müddessir, 74/3) buyurmuş, Hz. Peygamber (s.a.s) de namazın tekbirle başlanması gerektiğini çeşitli hadislerinde belirtmiştir (bk. Ebû Dâvud, Salât, 73, 144, Tahâret, 31; Tirmizî, Mevâkît, 62, 110, Tahâret, 3; Buhârî, Ezân, 95, 122; Müslim, Salât, 45).

Kur’an-ı Kerîm’de yüce Allah’ın her yerde hazır bulunduğu ve her şeye gücünün yettiği şöyle ifade edilir:

“O, gökleri ve yeri altı günde (altı evrede) yaratan, sonra Arş’a kurulandır. Yere gireni, ondan çıkanı, gökten ineni, oraya yükseleni bilir. Nerede olsanız, O sizinle beraberdir. Allah, bütün yaptıklarınızı hakkıyla görendir.” (Hadîd, 57/4).

” Andolsun, insanı biz yarattık ve nefsinin ona verdiği vesveseyi de biz biliriz. Çünkü biz, ona şah damarından daha yakınız.” (Kâf, 50/16).

Allah’ın yüceliğini ve sonsuz gücünü şu ayet ne güzel belirler: “Bir şeyi dilediği zaman, O’nun emri o şeye ancak “Ol!” demektir. O da hemen oluverir.” (Yâsîn, 36/82).

Şu ayet-i kerime de müminleri Allah Teâlâ’yı yüceltmeye teşvik etmektedir:

““Hamd, çocuk edinmeyen, mülkte ortağı olmayan, zillet ve âcizliğin gerektirdiği bir yardımcıya ihtiyacı bulunmayan Allah’a mahsustur” de ve O’nu tekbir ile yücelt.” (İsra, 17/111)

Tekbirin kul için manası

Kulların her gün belli aralıklarla tekrarladığı “Allah her şeyden, bütün yaratıklardan üstün ve yücedir” sözü, mümine imani şuur vermek için yeterlidir. Mümin bu sözü içten ve samimi ifade ettiği takdirde; tek üstün güç olarak Allah’ı tanıdığını, O’nun üstünde bir güç bulunmadığını kabul ve beyan eder.

Kul tekbir ile kendi iç dünyasına iman ve sadece Allah’a teslimiyeti hatırlattığı gibi, ezan ve kamet yoluyla da bunu hayata ve topluma ilân etmektedir. Meleklerin şehadeti de bu sesli beyana dayalıdır. Mümin, tekbir ile, bütün varlıkları Allah’ın yaratıp yöneltmekte olduğunu, dilediğine güç ve kuvvet verdiğine, dilediğini de güçsüz bırakabildiğine olan inancını nefsine, kalbine ve tüm aleme duyurur.

Allah’a imanın temeli olan bu söz, Kelime-i Şehadet ve Kelime-i Tevhid kadar mühimdir ve sadece sözde kalamayacak kadar kıymetlidir.

Lakin daha mühim olanı; bu beyan ve ahde kalp ile destek vermek, tekbirin sözde kalmamasına gayret etmek, manayı hafızada tutmak, tekbiri manasızca şiddet ve dini teröre, zulme bulaştırmamak, tekbiri dincilik metası yapmamaktır.

Yine yukarıda bahsedildiği gibi tekbire “Allah en büyüktür” manası verilmemelidir çünkü bu tarif başkaca büyükler içinde Allah’ın en büyük olduğu anlamına gelir ki mana her an şirke kayabilir. Çünkü başkaca büyüklerin de varlığını kabul ilahi kudrete ortaklar atamanın diğer adıdır.

Özetle;

Tekbir, reklam aracı yapılamayacak, dincilik göstergesi olarak kullanılamayacak, Allah’ı yüceltme ve ululama sözüdür ki “Yüce Allah her şeyden üstündür, tek başına Yaratan ve Yönetendir, O’ndan başka ilah yoktur” anlamlarının tümünü içeren bir tesbih deryasıdır.

Ezan, namaz ve rekatlarda farz olan tekbir, kulun kalbinden yükselmesi gereken adeta bir şehadet cümlesidir.

Tekbir, Allah’a imanın temel dayanaklarından birisi olması itibarıyla da mü’minin şiarıdır.

Mü’min, getirdiği tekbir ile, bu sözü dili ve kalbi ile desteklediği anda; Yüce Allah’ın ululuk ve azametini hatırlayan, kendi acizliğini kabul eden, ahireti anan, hesabı unutmayan, vebalden ve günahtan göz yaşlarına boğulandır.

İman, Allah’ı varlık, yaratış ve yönetimde Bir’lemek ve bu inanca sahip çıkarak gereğini yapmaktır.

Bu yazıyı okudunuz mu?

Atatürk’ün Dini Yönü ve Din Eğitimine Bakışı

Atatürkçülüğün dini yönden analizi

Atatürkçülüğün dini yönden analizi İslam dini, ahiret yaşamı dahil kıyamete dek ve kıyamet sonrası tüm ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir