Anasayfa / dini temel bilgiler / Temel dini bilgiler – İslamda ibadet
imanilmihali.com
Temel dini bilgiler

Temel dini bilgiler – İslamda ibadet

Temel dini bilgiler – İslamda ibadet

İbadet Kavramı

İbadet; gönülden ve isteyerek Allah (c.c.)’a kulluk etmek, saygı göstermek ve onun emirlerini yerine getirmektir. İbadetler, inanç esaslarından sonra dinin ikinci önemli halkasını oluşturur. Bu nedenle Kur’an-ı Kerim’de, “Allah’a ibadet edin ve ona hiçbir şeyi ortak koşmayın…” (Nisâ suresi, 36. ayet) buyrularak ibadet etmemiz emredilmiştir. Ayrıca, “Yalnız sana ibadet ederiz ve yalnız senden yardım dileriz.” (Fâtiha suresi, 5. ayet) ayetiyle de sadece Allah’a ibadet etmemiz gerektiği vurgulanmıştır. İbadet eden kişi Allah’a olan sevgi, saygı, inanç ve bağlılığını çeşitli davranışlarla ortaya koyar. Onunla manevi bir bağ kurmaya çalışır.

İbadet denilince öncelikle namaz kılmak, oruç tutmak, zekât vermek ve hacca gitmek akla gelir. Ancak ibadetler, bunlarla sınırlı değildir. İnsanın inancı gereği Allah’ın hoşnutluğunu kazanmak için yaptığı her olumlu ve faydalı davranış ibadet sayılır. Örneğin; Kur’an okumak, çalışmak, zorda kalan bir insana yardım etmek, birinin üzüntüsünü paylaşmak, iyiliği teşvik etmek, insanlara eziyet veren şeyleri yoldan kaldırmak, güzel söz söylemek ve güler yüzlü olmak ibadettir. Ayrıca Allah’ın yasakladığı kötü ve zararlı olan her türlü davranıştan kaçınmak da ibadettir.

Hiçbir ibadet başka bir ibadetin yerini tutmaz. Bu nedenle inanan insan, namazını kılıp orucunu tuttuğu gibi çalışmak ve yardım etmek gibi güzel davranışları da ihmal etmemelidir. Nasıl ki insanın yaşamak için havaya, suya, ekmeğe ayrı ayrı ihtiyacı varsa Allah’ın rızasını kazanmak için namaz kılmaya, oruç tutmaya, çalışmaya ve yardım etmeye de aynı şekilde ihtiyacı vardır. Nitekim Kur’an’da namaz ibadetiyle iyi davranışlarda bulunmak bir arada şöyle ifade edilmiştir: “Ey iman edenler! Rükû edin, secdeye kapanın, Rabb’inize ibadet edin, hayır işleyin ki kurtuluşa eresiniz.” (Hac suresi, 77. ayet)

Niçin İbadet Edilir?

İnsanın Rabb’ine yönelip ibadet etmesi ve onun rızasını kazanmaya çalışması, yaratılış gayesine en uygun davranıştır. Nitekim Kur’an-ı Kerim’de Yüce Allah bu durumu şöyle ifade etmiştir: “Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.” (Zâriyât suresi, 56. ayet)

İbadet, hiçbir karşılık beklemeksizin yalnız Allah’ın emrini yerine getirmek ve onun rızasını kazanmak için yapılır. Her şeyi yoktan var eden, besleyip büyüten Allah’a kulluk etmek, verdiği sayısız nimetlere şükretmek için ibadet edilmelidir. Çünkü Yüce Allah evrendeki her şeyi insanların yararlanması için yaratmış ve sayısız nimetler vermiştir. Kur’an-ı Kerim’de Allah bu durumu şöyle ifade etmiştir: “O size istediğiniz her şeyden verdi. Allah’ın nimetini sayacak olsanız bitiremezsiniz…” (İbrahim suresi, 34. ayet) İşte kendilerine sayısız nimetler verilen insanlar, ibadet etmekle Allah’a şükretmiş olurlar.

Hayatta insanın çeşitli sıkıntılarla karşılaşıp ümitsizliğe ve bunalıma düştüğü zamanlar olabilir. Böyle durumlarda insan, ibadetle kendisini Allah’a daha yakın hisseder ve onunla sağlam bir iletişim kurar. Onun rahmetine sığınır, bunalımdan kurtulur ve huzura kavuşur. Kur’an-ı Kerim’de bu durum şöyle ifade edilmiştir. “…Dikkat edin, kalpler ancak Allah’ı anmakla huzura kavuşur.” (Ra’d suresi, 28. ayet)

İbadet eden insan, Yüce Allah’ın bir emrini yerine getirmiş olur. Allah inanan, ibadet eden ve faydalı işler yapan kullarını ödüllendirir. Bu durum Kur’an-ı Kerim’de şöyle ifade edilir: “…İman edip iyi işler yapanlar da cennet bahçelerindedirler. Rablerinin yanında onlara diledikleri her şey vardır. İşte büyük lütuf budur.” (Şûrâ suresi, 22. ayet)

İbadet Allah’a olan inancı pekiştirir. Ona olan sevgiyi artırır, ahlakı güzelleştirir ve kötü duyguları yok eder. Günah işlemekten uzak tutar. Çünkü ibadet eden kişinin sorumluluk bilinci artar. Her an hesaba çekileceğini bilir. Davranışlarını buna göre düzenler.

İbadetin İlkeleri ve Kapsamı

Bütün ibadetlerde uyulması gereken birtakım ortak ilkeler vardır. Bu ilkelere dikkat edilerek yapılan ibadetler amacına uygun bir şekilde yapılmış olur. Aksi taktirde yapılan ibadetten amacına uygun bir sonuç elde edilemez. Bu ilkelerin başında isteklilik, samimiyet, gösterişten uzak olma, kolaylık ve güç yetirebilirlik gelir.

İsteklilik

İnsanın en önemli özelliklerden biri irade sahibi olmasıdır. İnsan, iradesi sayesinde doğru olanı seçer ve seçimi doğrultusunda davranışlarına yön verir. İsteyerek yapılan davranışların başında ibadetler gelir. Bu nedenle insan Allah’a gönülden ve isteyerek ibadet etmelidir.

İbadet eden kişi, Allah’ın emirlerini yerine getirmiş ve verdiği nimetlerden dolayı ona şükretmiş olur. Bütün bunları isteyerek ve samimi duygularla yapan kişi ancak amacına ulaşır. Kur’an-ı Kerim’de bu durum şöyle ifade edilir: “…Allah’a, (azabından) korkarak ve (rahmetini) umarak dua edin. Muhakkak ki iyilik edenlere Allah’ın rahmeti çok yakındır.” (A’râf suresi, 56. ayet)

Diğer taraftan çıkar ve gösteriş amacıyla isteksizce ibadet eden kişiler ise kınanmıştır. Nisâ suresinin 142. ayetinde bu durum şöyle dile getirilmiştir: “Münafıklar Allah’ı aldatmaya çalışırlar. Allah da onların hilelerini ve oyunlarını bozar. Namaza kalktıkları zaman, isteksizce kalkarlar. İnsanlara gösteriş yaparlar ve Allah’ı çok az anarlar.”

Samimiyet

İbadetlerde sadece istekli olmak yeterli değildir. Aynı zamanda samimi olmak gerekir. Samimiyet ilkesi, ibadetleri içtenlikle ve canı gönülden yapmayı gerektirir. İbadetlerde samimiyet Kur’an-ı Kerim’de “ihlas” kelimesiyle ifade edilir. “Biz sana kitabı gerçeğin ta kendisi olarak indirdik. O hâlde sen de ihlasla yalnız Allah’a ibadet et!” (Zümer suresi, 2. ayet)

Samimiyet yalnızca Allah’a ibadet etmeyi gerektirir. Ayrıca Allah’ın rızasını gözeterek ibadet etmek de samimiyet ilkesinin bir gereğidir. İbadetin özünü kişinin samimiyeti oluşturur. Kurban ibadetinde olduğu gibi, ancak samimi niyetler Allah’a ulaşır. Çünkü sırf Allah’ın rızasını kazanmak için samimi duygularla kurban kesen kişi, Allah’a bağlılığını ortaya koyar. Böylece ona yakın olmanın mutluluğunu yaşar. Kur’an-ı Kerim’de bu durum şöyle belirtilmiştir: “Onların ne etleri ne de kanları Allah’a ulaşır. Fakat Allah’ın emirlerine samimi bağlılığınız ona ulaşır….” (Hac suresi, 37. ayet)

İbadetlerimizin kabulü samimiyetimize bağlıdır. İnsan samimiyetle ibadet ettiği zaman dünya sıkıntılarından uzaklaşır ve kendini Allah’a daha yakın hisseder. Allah da böyle kimseleri sever ve mükâfatını artırır. Peygamberimiz (s.a.v.) bu konuda şöyle buyurur: “Sizden biriniz Allah’a kulluktaki samimiyetini güzelleştirirse yaptığı her iyilik onun için on katından yedi yüz katına kadar çoğaltılarak
yazılır…” (Buharî, İman, 16)

Gösterişten uzak olmak

İbadetler, sadece Allah’ın rızasını, hoşnutluğunukazanmak için yapılır ve karşılığı da sadece ondan beklenir. Bu nedenle ibadetlerin, gösteriş amaçlı veya herhangi bir çıkar elde etmek için yapılması, dinimizce çirkin bir davranış olarak görülür. Ayrıca ibadetlere gösterişin yani riyanın karışması, onun manevi değerini azaltır.

Kur’an-ı Kerim’de, ibadetlerin ve iyiliklerin sadece Allah rızası için yapılması emredilmiştir. Gösteriş için ibadet edenler ise kınanmıştır. Bu durum Kur’an’da şöyle ifade edilmiştir: “Yazıklar olsun o namaz kılanlara ki onlar namazlarını ciddiye almazlar. İbadetlerini gösteriş için yaparlar.” (Mâ’ûn suresi, 4-6. ayetler)

Dinimiz zekât verecek kişinin, bu sorumluluğunu gösterişten uzak, gurur ve kibire kapılmadan yerine getirmesini istemiştir. Bu nedenle zekâtın gizlice verilmesini öğütlemiştir. Kur’an-ı Kerim’de konuyla ilgili olarak şöyle buyrulmaktadır: “Eğer sadakaları (zekât ve benzeri hayırları) açıktan verirseniz ne güzel! Eğer onu fakirlere gizlice verirseniz, işte bu sizin için daha hayırlıdır. Allah da bu sebeple sizin günahlarınızı örter. Allah, yapmakta olduklarınızı bilir.” (Bakara suresi, 271. ayet)

İbadetlerimizde ve diğer davranışlarımızda herhangi bir gösteriş ve çıkar beklentisi içinde olmamalıyız. Allah emrettiği için ibadet etmeliyiz. Onun rızasını ve hoşnutluğunu kazanmaya çalışmalıyız. Kolaylık ve güç yetirilebilirlik Yüce Allah, kullarına karşı son derece merhametlidir. Bu nedenle insanlara güçleri oranında sorumluluk yüklemiştir. Onların yapamayacağı ve güç yetiremeyeceği emir ve yasaklar koymamıştır. Bu durum Bakara suresinin 286. ayetinde şöyle ifade edilmiştir: “Allah, kimseye gücünün yeteceğinden fazlasını yüklemez…”

Bu açıdan bakıldığında Kur’an’da insan gücünü ve doğasını zorlayıcı yükümlülüklere rastlamak mümkün değildir. Bu durum, “…Din hususunda sizin üzerinize hiçbir zorluk yüklemedi …” (Hac suresi, 78. ayet) ayetiyle dile getirilmiştir. Dinimizde yerine getirilmesi istenilen ibadetler vardır. Bu ibadetlerin yerine getirilmesinde pek çok kolaylık sağlanmıştır.

Örneğin; abdest alması gereken bir kişi, su bulamazsa teyemmüm alır. Ayakta duramayanlar namazlarını oturarak kılabilirler. Ramazan ayında yolculuk yapanlar, yolculukları süresince oruç tutmayabilirler. Zengin olup da özrü nedeniyle hacca gidemeyenler başka birini kendi yerine hacca gönderebilir. İbadetlerde bunlara benzer daha birçok kolaylık vardır. Yüce Allah Kur’an-ı Kerim’de bu durumu şöyle dile getirmiştir: “…Allah sizin için kolaylık ister zorluk istemez…” (Bakara suresi, 185. ayet) Peygamberimiz de, “Kolaylaştırınız zorlaştırmayınız, müjdeleyiniz nefret ettirmeyiniz.” (Buharî, İlim, 11) sözüyle dinin özünde hiçbir zorluğun olmadığını bildirmiştir.

Allah rızası için insanın kendisine ve çevresine yararlı olmak amacıyla yaptığı her güzel iş ve davranış ibadettir. Örneğin, helal kazanç elde etmek için çalışmak, yardımlaşmak, selamlaşmak, insanlara güler yüz göstermek gibi davranışlar İslam dininde ibadet olarak kabul edilir.

Bu yazıyı okudunuz mu?

Temel dini bilgiler

Dua ve tövbe

Dua ve tövbe Dua ve Tövbe Dua, Allah’a yalvarma, dilek ve istekleri ona iletmektir. Dua ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir