Anasayfa / dini temel bilgiler / Temel dini bilgiler – Kur’an’la İlgili Kavramlar
imanilmihali.com
Temel dini bilgiler

Temel dini bilgiler – Kur’an’la İlgili Kavramlar

Temel dini bilgiler – Kur’an’la İlgili Kavramlar

Kur’an’la İlgili Kavramlar

Kur’an-ı Kerim’i daha rahat ve kolay kavrayabilmek için onun iç düzenini iyi anlamak, ayet, sure, cüz ve hizp kavramlarını bilmek gerekir. Ayet, sözlükte alamet, işaret ve delil demektir. Terim olarak, Kur’an-ı Kerim’in surelerini oluşturan kısa veya uzun vahiy ifadelerinden her birine “ayet” denir. Kur’an’da 6000’den fazla ayet vardır. En uzun ayet Bakara suresinin 282. ayeti olup bir sayfadan ibarettir. Bunun yanında “Yâsin” gibi bir kelimeden oluşan kısa ayetler de vardır.

Ayetler, “durak” adı verilen ve üzerinde ayet numaralarının yazılı olduğu işaretlerle birbirinden ayrılır. Bu işaretler okumada ve ayetlerin yerini bulmada kolaylık sağlar. Sureler içerisinde ayetlerin sıralamasını Cebrail, Peygamberimize bildirmiştir. O da bir ayet indiğinde, bu ayetin hangi surede, nereye yazılması gerektiğini vahiy kâtiplerine söylemiştir.

Kur’an’ın ayetlerden oluşan her bir bölümüne “sure” denir. Kur’an’da 114 sure vardır. Tevbe suresi hariç bütün sureler “besmele” ile başlar. En uzun sure 286 ayetten oluşan Bakara, en kısa sure ise 3 ayetten oluşan Kevser suresidir. Kur’an’daki dizilişine göre ilk sure Fâtiha; son sure ise Nâs suresidir.

Sureler “Mekkî” ve “Medenî” olarak adlandırılır. Mekke döneminde gelen surelere “Mekkî sureler”, Medine döneminde gelen surelere de “Medenî sureler” denir. Mekkî surelerde genelde inanç ve ahlak konuları, Medenî surelerde ise ağırlıklı olarak ibadet ve sosyal ilişkileri içeren muamelat konuları yer alır.

Kur’an-ı Kerim şu anki diziliş şekline göre indirilmemiştir. Fakat Cebrail, getirdiği her surenin nereye konulacağını Peygamberimize bildirmiştir. Surelerin her birinin kendine özgü isimleri vardır. Sureler, isimlerini ya içindeki bir kelimeden ya bir konudan ya da içinde adı geçen bir peygamber veya bir toplumdan almıştır. Örneğin, Yusuf suresi adını, surede hayat hikâyesi anlatılan Yusuf Peygamber’den, Fil suresi de ismini surede geçen “fil” kelimesinden almıştır.

Bir surenin birden fazla ismi olabilir. Örneğin; Fâtiha suresine, Şifa, Dua ve “kitabın aslı, esası” anlamında “Ümmü’l-Kitab” gibi isimler de verilmiştir. Mü’min suresine “Gâfir”, Tebbet suresine ise “Leheb” ve “Mesed” adları da verilmiştir. Surelerin isimlerini bilmek Kur’an’dan herhangi bir ayeti ve konuyu bulmamızı kolaylaştırır.

Kur’an’ın her 20 sayfasına bir “cüz” denir. Kur’an’da toplam 30 cüz vardır. Her cüzün başında cüz başlangıcını gösteren işaretler bulunur. “cüz gülü” denilen bu işaretlerin içinde o cüzün sıra numarası yer alır. Kur’an’ın cüzlere ayrılması, onun ezberlenmesinde ve okunmasında kolaylık sağlar.

Kur’an’da her beş sayfada bir “hizp” denilen işaret yer alır. Yine Kur’an’da bazı ayetler okunduğu zaman okuyan ve dinleyenlerin secde etmesi gerekir. Bu secdeye “tilavet secdesi” denir. Tilavet secdesi gerektiren ayetleri belirtmek amacıyla ilgili ayetin hizasında secde işareti bulunmaktadır.

Kur’an’ın okunması (kıraati) ile ilgili kavramlar: Allah Kur’an okumamızı emretmiştir. Dolayısıyla Kur’an okumak ibadettir. Kur’an okurken uyulması gereken bazı kurallar vardır. Allah bir ayette, “…Kur’an’ı ağır ağır, tane tane (tertil üzere) oku!” (Müzzemmil suresi, 4. ayet) buyurarak Kur’an-ı Kerim’i tecvit kurallarına, usul ve adabına uygun okumamızı öğütlemiştir. Anlamadan okumak ise okumak değildir. 

Tecvit, sözlükte bir şeyi süslemek, güzel yapmak demektir. Kavram olarak Kur’an-ı Kerim’i güzel bir şekilde okumak için uyulması gereken kurallardır. Peygamberimiz Kur’an’ı güzel bir şekilde okumayı teşvik etmiş ve şöyle buyurmuştur: “Kur’an’da mahir olan (güzel ezberleyip güzel okuyan), sefere denilen değerli ve itaatkâr meleklerle beraber olacaktır…” (Buharî, Tevhid, 52)

Tertil, Kur’an’ı açık açık, tane tane, harfleri ve kelimeleri birbirinden ayıracak tarzda düşünerek, anlayarak okumaktır. Tecvit daha çok kelime ve lafızlara dikkat ederek okuma anlamına gelir. Tertil ise tecvit kurallarına dikkat etmekle beraber Kur’an’ın, manasına dikkat ederek ve düşünerek okumaktır. Öyleyse Kur’an’ı hem güzel bir şekilde okumalı hem de anlamaya çalışmalıyız.

Kur’an-ı Kerim’den güzel, makamlı (ahenkli) ve yüksek sesle okunan beş on ayetlik bölüme “aşir” denir. Aşir, genellikle bir topluluk önünde veya cemaatle kılınan namazlardan sonra okunur.

Mukabele, sözlükte karşılıklı okuma anlamına gelir. Mukabele, vahiy gelmeye devam ederken Hz. Muhammed ve Cebrail’in her yılın ramazan ayında o güne kadar gelen Kur’an ayetlerini karşılıklı okumalarına denir. Müslümanlar özellikle ramazan ayında bir araya gelerek mukabele geleneğini devam ettirmektedirler. Mukabelede Kur’an okumasını iyi bilen birisi okur, diğerleri de onu takip ederler. Mukabele, Kur’an’ı düzgün okuyamayanların okumalarını geliştirmesi ve hatalarını düzeltmesi bakımından önemlidir. Ayrıca mukabele sayesinde insanlar bir araya gelerek tanışıp kaynaşırlar.

Hatim, sözlükte sona ermek, sonlandırmak ve bitirmek demektir. Terim olarak Kur’an-ı Kerim’i ezbere ya da yüzünden, baştan sona kadar okumak veya dinlemektir. Yapılan hatimler Kur’an’ın düzgün ve hatasız okunabilmesine katkı sağlar.

Hafızlık, Kur’an-ı Kerim’i bütünüyle ezberlemeye hafızlık denir. Kur’an’ı baştan sona ezberleyen kişiye de hafız denir.

Hz. Muhammed Kur’an’ın sonraki nesillere noksansız ulaştırılmasını sağlamak amacıyla onu yazdırmanın yanında ezberlenmesini de teşvik etmiştir. Namaz gibi bazı ibadetleri yapabilmek için Kur’an’dan yeterli miktarda ezbere bilmek gerekir.

Kur’an-ı Kerim, bütün insanlığa hitap eden ilahî bir kitaptır. Her Müslüman’ın Kur’an-ı Kerim’deki emir ve yasakları öğrenme yükümlülüğü vardır. Ancak Kur’an’ın dili Arapçadır. Bütün insanların, Arapçayı öğrenmeleri mümkün değildir. Bu nedenle dünyanın farklı bölgelerinde yaşayan ve farklı diller konuşan Müslümanlar, Kur’an’ı anlamak için onu kendi dillerine çevirme ihtiyacı hissetmiştir.

Sonuçta Kur’an-ı Kerim’in, Türkçe, Farsça, Urduca, İngilizce, Japonca gibi pek çok dilde meali yapılmıştır. Meal, ayetlerin daha geniş, kapsamlı ve anlaşılır şekilde başka bir dile aktarılmasıdır. Kur’an mealleri arasında bazı farklılıklar olabilir. Çünkü meali yapan kişi kendi yorumlarını da katar.

Lakin hatalı mealden okumak bile anlamadan okumaktan çok daha güzeldir ve meallerdeki hatalar değişik meallerle mukayese edilerek giderilebilirken anlamadan okumanın kaybı asla giderilemez.

Tefsir, sözlükte açıklamak ve yorumlamak gibi anlamlara gelir. Tefsir, Kur’an ayetlerini indikleri zamanı, mekânı ve ayetin indiriliş sebebini göz önünde bulundurarak açıklamak ve yorumlamaktır. Kur’an-ı Kerim’i açıklayan ve yorumlayan kişiye “müfessir” denir.

Kur’an-ı Kerim’i bütün yönleriyle anlamak için onun orijinal dili Arapçayı bilmek tek başına yeterli olmadığı gibi onun başka bir dile çevrilmesi de yeterli değildir. Kur’an’ı anlamak ve kavramak için ayetlerin hangi ortamda indiğini bilmek önemlidir.

Bu nedenle tefsir, ayetlerin iniş (nüzul) sebeplerini belirtir ve ayetleri çeşitli yönleriyle açıklar. Her geçen gün insanların zihnini meşgul eden yeni problemler ortaya çıkmaktadır. Tefsirin amaçlarından biri de ayetlerden evrensel ilkeler çıkararak yaşanan çağa ışık tutacak yeni bakış açıları geliştirmektir. Çünkü Kur’an evrenseldir. Bu nedenle her çağ ve zamanda yeni tefsirlere ihtiyaç vardır.

İlk Türkçe tefsirler, Arapça ya da Farsçadan tercüme edilerek yazılmıştır. Daha sonra Türkçe birçok tefsir yazılmıştır. Ulu önder Mustafa Kemal Atatürk’ün talimatıyla hazırlattırılan Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır’ın “Hak Dini Kur’an Dili” adlı tefsiri son dönemde yazılan Türkçe tefsirlerden biridir.

Kur’an’ın Ana Konuları

Kur’an-ı Kerim evreni ve içindekileri yaratan Yüce Allah ile bu varlıklar arasındaki ilişkileri açıklayan bir kitaptır. Ayrıca Kur’an’da, yaratılmışların birbirilerine karşı görevleri, hak ve sorumlulukları da açıklanır. Ku’an’ın başlıca konuları iman, ibadet, ahlak ve sosyal ilişkilerdir. İman, Peygamberimizin Allah tarafından getirdiği ilkeleri tasdik etmek ve bunların doğru olduğuna gönülden inanmaktır.

Allah Kur’an’da öncelikle imana vurgu yapmıştır. İnsanları eşi, benzeri ve ortağı olmayan tek bir ilaha inanmaya çağırmıştır. İslam inancının temelini oluşturan bu tevhit inancı İhlâs suresinde şöyle ifade edilmiştir: “De ki: O, Allah bir tektir (eşi, benzeri ve zıddı yoktur). Allah Sameddir (Her şey ona muhtaçtır. O hiçbir şeye muhtaç değildir.) O doğurmamıştır, doğmamıştır. Hiçbir şey onun dengi (benzeri) değildir.” (İhlâs suresi, 1-4. ayetler)

Kur’an-ı Kerim’de İslam dininin temelini oluşturan inanç esasları bir ayette şöyle dile getirilmiştir: “Peygamber, Rabb’i tarafından kendisine indirilene iman etti, müminler de (iman ettiler). Her biri Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine iman ettiler. ‘Allah’ın peygamberlerinden hiçbiri arasında fark gözetmeyiz. İşittik, itaat ettik. Ey Rabb’imiz, affına sığındık! Dönüş sanadır.’ dediler.” (Bakara suresi, 285. ayet)

Kur’an’da, Allah’ın varlığı, birliği ve ortağının olmadığı belirtilmiş, onun sıfatları ve isimleri hakkında da bilgiler verilmiştir. Örneğin, Haşr suresinin 22 ve 23. ayetlerinde şu ifadeler yer almıştır: “O öyle bir Allah’tır ki, ondan başka tanrı yoktur. Görülmeyeni ve görüleni bilendir. O esirgeyendir, bağışlayandır. O öyle Allah’tır ki kendisinden başka hiçbir tanrı yoktur. O mülkün sahibidir, eksiklikten münezzehtir, selamet verendir, emniyete kavuşturandır, gözetip koruyandır, üstündür, istediğini zorla yaptıran, büyüklükte eşi olmayandır…”

Allah, insanların çevresindeki varlıklara bakmalarını ve bunların bir yaratıcısının olduğunu düşünüp iman etmelerini istemiştir. Bununla ilgili bir ayette şöyle buyurmuştur: “Şüphesiz göklerin ve yerin yaratılmasında, gece ile gündüzün peş peşe gelmesinde, insanlara fayda veren şeylerle yüklü olarak denizde yüzüp giden gemilerde, Allah’ın gökten indirip de ölü hâldeki toprağı canlandırdığı suda, yeryüzünde her çeşit canlıyı yaymasında, rüzgârları ve yer ile gök arasında emre hazır bekleyen bulutları yönlendirmesinde düşünen bir toplum için (Allah’ın varlığı ve birliğini ispatlayan) birçok delil vardır.” (Bakara suresi, 164. ayet)

Kur’an-ı Kerim’de inanç esaslarından sonra yer verilen ikinci önemli konu ibadettir. İbadet insanın Allah’a sevgi, saygı ve itaatini göstermek, onun hoşnutluğunu kazanmak niyetiyle ortaya koyduğu belirli tutum ve davranışlardır. İnsanın yaratılış gayesinin de ibadet etmek olduğu bir ayette şöyle ifade edilmiştir: “Ben cinleri ve insanları, ancak bana ibadet etsinler diye yarattım.” (Zâriyât suresi, 56. ayet)

Başka bir ayette ise, “Yalnız sana ibadet ederiz ve yalnız senden yardım dileriz.” (Fâtiha suresi, 5. ayet) buyrularak Allah’a ibadet etmemiz gerektiği vurgulanmıştır.

İbadetler Allah ile insan arasındaki bağı korur; insanın Allah’a olan saygı ve sevgisini canlı tutarak onu kötülüklerden uzaklaştırır. Bu nedenle ibadetlerin sadece Allah rızası için yapılması gerektiği bir ayette şöyle dile getirilmiştir: “De ki: Şüphesiz benim namazım, kurbanım, hayatım ve ölümüm hepsi âlemlerin Rabb’i Allah içindir. Onun ortağı yoktur. Bana sadece bu emrolundu ve ben Müslümanların ilkiyim.” (En’âm suresi, 162, 163. ayetler.)

Kur’an-ı Kerim’deki başlıca konulardan biri de ahlaktır. Kur’an, insanlara karşı sorumluluğumuzun güzel ahlaklı davranmak olduğunu bildirir. Yüce Allah kendimiz ve toplum için faydalı işler yapmamızı ister. Hoşgörü, merhamet, dürüstlük, adalet, sabır, alçak gönüllülük, kanaat gibi ahlaki davranışları öğütler. Bir ayette şöyle buyrulur: “Sen af yolunu tut, iyiliği emret ve cahillerden yüz çevir.” (A’râf suresi, 199. ayet) Allah; haksızlık, adaletsizlik, kibirli davranmak, sözünde durmamak, aldatmak, kin ve nefret gibi her türlü kötülüğü de yasaklar.

Kur’an-ı Kerim’de yer alan temel konulardan biri de sosyal ilişkileri (muamelat) düzenleyen ilkelerdir. Bu ilkeler, bireyin bireyle, bireyin toplumla veya toplumların birbiriyle olan ilişkilerini düzenler. Bu konuyla ilgili Kur’an-ı Kerim’de pek çok ayet vardır. Bu ayetlerden birinde şöyle buyrulmaktadır: “Yetim malına, ergenlik çağına erişene kadar en iyi şekilde yaklaşın; ölçüyü ve tartıyı doğru yapın…” (En’âm suresi, 162, 163. ayetler)

Kur’an’da aile içi ilişkiler, alışveriş ve borçlanma gibi konular da yer alır. Örneğin, Kur’an’ın en uzun ayeti olan Bakara suresinin 282. ayetinde, verilen borçların yazılması öğütlenmiştir.

Kur’an-ı Kerim’in temel konularından biri de insanlar arası ilişkilerde adaletin sağlanmasıdır. Allah bir ayette şöyle buyurmuştur: “Şüphesiz ki, Allah size emanetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder…”( Nisâ suresi, 58. ayet.) Ayrıca, çeşitli ayetlerde insanların, birbirilerinin temel hak ve özgürlüklerine saygılı olmaları istenmiştir.

Bu yazıyı okudunuz mu?

Temel dini bilgiler

Temel dini bilgiler – Salih amel 

Temel dini bilgiler – Salih amel Salih Amel (Yararlı İşler) de İbadettir Allah’ın hoşnutluğunu kazanmak ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir