Anasayfa / dini temel bilgiler / Temel dini bilgiler – Oruç ibadeti
imanilmihali.com
Temel dini bilgiler

Temel dini bilgiler – Oruç ibadeti

Temel dini bilgiler – Oruç ibadeti

Ramazan Ayı ve Oruç

Günleri, geceleri, haftaları ya da ayları değerli kılan, bu zamanlarda meydana gelen önemli olaylardır. Ramazan ayı da değerini, bu ayda indirilmeye başlanan Kur’an-ı Kerim ve onda tutulan oruçtan alır. Kur’an-ı Kerim, ramazan ayı içinde yer alan Kadir Gecesi’nde indirilmeye başlanmıştır. Bu durum Kur’an’da şöyle ifade edilmiştir: “Ramazan ayı, insanlara yol gösteren, hidayeti, doğruyu ve yanlışı ayırt edip açıklayan Kur’an’ın indirildiği aydır…” (Bakara suresi, 185. ayet) Bu nedenle ramazan ayı Kur’an ile özdeşleştirilmiş ve bu aya “Kur’an ayı” denilmiştir.

Ramazanı önemli kılan diğer bir etken de İslam’ın temel ibadetlerinden biri olan orucun bu ayda tutuluyor olmasıdır. Bu nedenle ramazan, “oruç ayı” olarak da nitelendirilmiştir. Oruç hicretin ikinci senesinde farz kılınmıştır. Yüce Allah, Kur’an-ı Kerim’de, “…Öyle ise içinizden kim bu aya (ramazana) ulaşırsa onda oruç tutsun…” (Bakara suresi, 185. ayet) buyurarak ramazan orucunu farz kılmıştır.

Hz. Muhammed de, “Ramazan ayı geldi. Bu ay, Allah’ın oruç tutmayı farz kıldığı mübarek bir aydır…” (Nesaî, Sıyam, 5) buyurmuştur. Müslümanlar bu emre uyarak ramazan ayında oruç tutarlar. Ayrıca ramazan ayı, “başlangıcı rahmet, ortası bağışlanma, sonu cehennemden kurtuluş olan ay” olarak da bilinmektedir.

Ramazan ayının toplumumuzda özel bir yeri vardır. Onu karşılamak için de çeşitli hazırlıklar yapılır. Ramazan ayı yaklaşınca evler, mescitler, camiler ve sokaklar temizlenir. Mahyalarla süslenen camiler teravih namazı için gelenlerle dolar. Ramazan; orucu, iftarı, sahuru, teravihi, cemaatle dolan camileri ve okunan mukabeleleri ile manevi duyguların yoğun yaşandığı bir aydır. Ramazanın bu manevi havası, insanlar arasında huzur ve mutluluk oluşturur.

Oruç; tan yerinin ağarmaya başlamasından güneş batıncaya kadar insanın yeme, içme gibi bazı bedensel isteklerden uzak durmasıdır. Oruç; ergenlik çağına girmiş, akıllı ve sağlıklı Müslümanlara farzdır. Orucun farz bir ibadet olduğu Kur’an’da şöyle dile getirilmiştir: “Ey inananlar! Allah’a karşı gelmekten sakınmanız için oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi sizlere de farz kılındı.” (Bakara suresi, 183. ayet.)

Sağlık durumu elverişli olmayanlar, yolculuğa çıkanlar, hamile ve bebekli kadınlar oruç tutmakla sorumlu tutulmamıştır. Bu kişiler oruç tutabilecek duruma geldiklerinde tutamadıkları gün sayısınca oruç tutarlar. Buna kaza orucu denir. Kur’an’da bu konuyla ilgili olarak şöyle buyrulur: “… Kim hasta olur yahut yolculukta bulunursa tutamadığı günler sayısınca başka günlerde oruç tutsun (kaza etsin). Allah sizin için kolaylık ister, güçlük istemez…” (Bakara suresi, 185. ayet)

Sürekli sağlık sorunu ve yaşlılık gibi nedenlerle oruç tutamayanlar ise fidye verirler. Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “…Oruç tutmaya güçleri yetmeyenlere bir fakiri doyuracak kadar fidye gerekir…” (Bakara suresi, 184. ayet) Fidye, bir yoksulun bir günlük yiyecek ihtiyacını karşılayacak miktarda para veya maldır.

Oruç tutmaya niyet eden birinin bilerek bir şey yemesi veya içmesi orucu bozar. Unutarak bir şey yemesi ve içmesi orucu bozmaz. Ağzı su ile çalkalamak, banyo yapmak, dişleri fırçalamak, güzel kokular koklamak, kan vermek de orucu bozmaz.

Ramazan ayı ve oruçla ilgili bilinmesi gereken kavramlar vardır. Bunların başında; sahur, imsak ve iftar kavramları gelir. Ramazanda tan yeri ağarmadan önce belirli bir saatte kalkar ve yemek yeriz. Yemek için kalktığımız vakte “sahur vakti” denir. Yediğimiz yemeğe de “sahur yemeği” denir. Peygamberimiz de, “Sahurda yemek yiyiniz, çünkü sahur yemeğinde bereket vardır.” (Buharî, Savm, 20) buyurarak sahura kalkmamızı tavsiye etmiştir.

Sahur vaktinin sonuna kadar sahur yemeği yenilebilir. Sahur yemeğini yedikten sonra “Niyet ettim Allah rızası için bugünkü ramazan orucunu tutmaya.” diyerek oruca niyet ederiz. Niyetin mutlaka sözlerle yapılması şart değildir. Sahura kalkmak, oruç tutacağını içinden geçirmek de niyet olarak kabul edilir. Tan yerinin ağarmasıyla orucun başladığı vakte “imsak” denir. Bundan sonra iftara kadar bir şey yenilip içilmez.

Güneş batıp akşam ezanı okunduğunda orucumuzu açarız. Orucumuzu açmaya “iftar”, yediğimiz yemeğe ise “iftar yemeği” denir. Oruç ibadetini tamamlayıp iftar vaktine yetişenler, bundan büyük bir mutluluk ve sevinç duyarlar. Peygamberimiz bu konuda şöyle buyurur: “Oruçlunun iki sevinci vardır: Biri iftar ettiği vakit, diğeri de Allah’a kavuştuğu zamandır…” (Buharî, Savm, 9)

Orucun bireysel ve toplumsal birçok faydası vardır. Oruç, irademizin güçlenmesine, disiplinli bir yaşam alışkanlığı edinmemize ve sabırlı olmamıza katkı sağlar. Oruçlu iken kötülüklerden kaçınmaya, iyi ve güzel davranışlarda bulunmaya daha fazla özen gösteririz. Böyle olunca da Allah günahlarımızı bağışlar ve bizleri ödüllendirir. Bu konuda Peygamberimiz şöyle buyurmuştur: “Bir kimse inanarak ve mükâfatını umarak ramazan orucunu tutarsa geçmiş günahları bağışlanır.” (Buharî, Savm, 6)

Ramazan ayında birçok ibadeti birlikte yaparız. Birlikte sahura kalkar birlikte iftar ederiz. Camilerde birlikte teravih namazı kılar, mukabele okur veya dinleriz. Bütün bunlar birer toplumsal canlılık ve dayanışma örnekleridir. Diğer taraftan tuttuğumuz oruç sayesinde yoksulların durumunu daha iyi anlarız. Onlara yardım etmeye gayret gösteririz. Ayrıca bu ayda verilen fitreler, zekâtlar ve diğer yardımlar insanlar arasındaki yardımlaşma ve dayanışma duygusunu geliştirir. Böylece toplumda birlik beraberlik ve güven ortamı oluşur.

Bu yazıyı okudunuz mu?

Temel dini bilgiler

Dua ve tövbe

Dua ve tövbe Dua ve Tövbe Dua, Allah’a yalvarma, dilek ve istekleri ona iletmektir. Dua ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir