Anasayfa / dini temel bilgiler / Temel dini bilgiler – Vahiy kavramı ve süreci
imanilmihali.com
Temel dini bilgiler

Temel dini bilgiler – Vahiy kavramı ve süreci

Temel dini bilgiler – Vahiy kavramı ve süreci

Vahiy Kavramı

Vahiy; sözlükte işaret etmek, ilham etmek, fısıldamak, emretmek ve yazmak gibi anlamlara gelir. Terim olarak ise Allah (c.c.)’ın emirlerini, yasaklarını ve öğütlerini değişik yollarla peygamberlerine bildirmesidir.

Yüce Allah mesajını peygamberlere çeşitli yollarla bildirmiştir. Bu durum Şûrâ suresinin 51. ayetinde şöyle ifade edilmiştir: “Allah bir insanla ancak vahiy yoluyla veya perde arkasından konuşur yahut bir elçi gönderip izniyle ona dilediğini vahyeder. O yücedir, hakimdir.” Vahiy, insanlara Allah’ı tanıtır.

İman, ibadet ve ahlak gibi konularda bilgi verir. İyi, güzel ve erdemli davranışları öğütler. Dünya hayatında insanlara rehberlik eder. Yüce Allah bir ayette şöyle buyurmuştur: “Biz bu Kitab’ı sana sırf hakkında ihtilafa düştükleri şeyi insanlara açıklayasın ve iman eden bir topluma da hidayet ve rahmet olsun diye indirdik.” (Nahl suresi, 64. ayet)

Bir başka ayette ise şöyle buyrulmuştur: “Biz, Kur’an’ı sana, güçlük çekesin diye değil, ancak Allah’tan korkanlara bir öğüt olsun diye indirdik.”(Tâ-Hâ suresi, 2, 3. ayetler)

Vahiy Süreci

Kur’an Öncesi Vahiy Metinleri: Sahifeler ve Kitaplar

Allah, ilk insan ve ilk peygamber Hz. Âdem’den itibaren bütün peygamberlere vahiy göndermiştir. Bu konuyu bir ayette şu şekilde açıklamıştır: “Biz senden önce de ancak kendilerine vahiy verdiğimiz kişileri peygamber gönderdik. Şayet bilmiyorsanız bilenlere sorunuz.” (Enbiyâ suresi, 7. ayet)

İnsanlar akıllarıyla Yüce Allah’ın varlığını ve birliğini anlayıp kavrayabilirler. Ancak Allah’a nasıl ibadet edileceğini, ahiret hayatını, oradaki ödül ve cezanın nasıl olacağını bilemezler. İşte Allah insanoğlunu rehbersiz bırakmamış, onların bu ihtiyaçlarını karşılamak için peygamberler göndermiştir.

Allah insanlara yol göstermek, onlara iyiyi, güzeli öğretmek, onları uyarmak, emir ve yasaklarını bildirmek için peygamberlerle birlikte ilahî kitaplar göndermiştir. Bu konu bir ayette şöyle açıklanmıştır: “İnsanlar tek bir ümmet idi. Sonra Allah, müjdeleyici ve uyarıcı olarak peygamberleri gönderdi. İnsanlar arasında, anlaşmazlığa düştükleri hususlarda hüküm vermeleri için onlarla beraber hak yolu gösteren kitapları da gönderdi…” (Bakara suresi, 213. ayet)

Allah’ın kullarına yol göstermek ve aydınlatmak üzere peygamberlerine vahyettiği sözlerin yazıya geçirilmiş şekline “ilahî kitap” ya da “semavî kitap” denir.

İlahî kitaplar ikiye ayrılır:

• Suhuf (sahifeler)
• Kitaplar

Kur’an’dan önce indirilmiş olan ve birkaç sayfadan oluşan vahiy metinlerine “suhuf” denir. Vahiy metinlerinin geniş hacimli olanlarına ise “kitap” denilir. Suhufların hiçbiri günümüze kadar ulaşmamıştır. Bunlar hakkında Kur’an-ı Kerim’de ayrıntılı bilgi de verilmemiştir.

Allah’a inanan her insan peygamberlere ve onlara gönderilen ilahî kitaplara da inanır. Bizler de bu ilahî kitapların ilk şekline ve Allah tarafından gönderilmiş olduklarına iman ederiz.

Tevrat

Tevrat, kanun ve öğreti anlamına gelir. Allah tarafından Hz. Musa’ya indirilmiş ilahî kitaptır. Allah, Kur’an-ı Kerim’de Tevrat’la ilgili şöyle buyurmuştur: “Biz Tevrat’ı indirdik. İçinde hidayet ve nur vardır…” (Mâide suresi, 44. ayet)

Tevrat’a, Ahd-i Atik (Eski Ahit) de denir. Dili İbranicedir. Otuz dokuz bölümden oluşur. İlk beş bölümün Hz. Musa’ya vahyedilen Tevrat olduğu kabul edilir. Diğer bölümlerin önemli bir kısmı İsrailoğulları’nın Hz. Musa’dan sonraki tarihlerini anlatır. Yahudiler tarafından, vahiy olarak Hz. Musa’ya verildiği kabul edilen ilk beş kitap şunlardır: Tekvin, Çıkış, Sayılar, Levililer ve Tesniye.

Zebur

Zebur, yazılı şey, kitap demektir. Hz. Davut’a indirilen ilahî kitaptır. Allah Kur’an-ı Kerim’de Zebur’la ilgili şöyle buyurur: “…Gerçekten biz, peygamberlerin kimini kiminden üstün kıldık; Davut’a da Zebur’u verdik.” (İsrâ suresi, 55. ayet)

Zebur, Eski Ahit’in içinde “mezmurlar” (ilahiler) adıyla bilinen 150 bölümden oluşur. Zebur, manzum (şiir hâlinde) olup dili İbranicedir. Tevrat’tan sonra indirilmiş; Tevrat’ın verdiği bilgileri pekiştirmiş ve açıklamıştır.

Allah, Hz. Davut’a güzel bir ses vermişti. Hz. Davut Zebur’u okurken insanlar ve hayvanlar etrafında halka olur, onu dinlerlerdi. Zebur’u Hz. Davut’tan dinleyenler okuyuşuna hayran kalırdı. (bk. Sebe’ suresi, 10. ayet; Sâd suresi, 17-20. ayetler)

İncil

Müjde ve öğreti anlamına gelen İncil, Allah tarafından Hz. İsa’ya indirilen ilahî kitaptır. Allah, Kur’an-ı Kerim’de İncil’le ilgili şöyle buyurmuştur: “O peygamberlerin ardından, yanlarındaki Tevrat’ı doğrulayıcı olarak Meryemoğlu İsa’yı gönderdik ve ona içinde hidayet ve nur olan, kendinden önceki Tevrat’ı tasdik eden ve Allah’tan korkanlar için bir hidayet rehberi ve bir öğüt olan İncil’i verdik.” (Mâide suresi, 46. ayet)

Günümüzde İncil, Ahd-i Cedit (Yeni Ahit) adıyla bilinir. İncil 27 bölümden oluşur. Bunların en önemlileri, Matta, Markos, Luka ve Yuhanna denilen ilk dört bölümdür.

Son Vahiy Kur’an ve Temel Nitelikleri

Kur’an, Arapça bir kelime olup toplamak, okumak, bir araya getirmek anlamlarına gelir. Allah tarafından gönderilen ilahî kitapların sonuncusudur. Vahiy yoluyla Hz. Muhammed (s.a.v.)’e indirilmiştir. Kur’an-ı Kerim’in Furkan, Zikir gibi başka isimleri de vardır.

Hz. Muhammed son peygamberdir. Ona verilen Kur’an-ı Kerim ise son ilahî kitaptır. Dolayısıyla kıyamete kadar başka ilahî kitap gelmeyecektir. Kur’an Arapça olarak indirilmiştir. Bu husus Yusuf suresinin 2. ayetinde, “Anlayasınız diye biz onu Arapça bir Kur’an olarak indirdik.” buyrulmuştur. Ancak tüm insanlar Arapça bilmedikleri için Kur’an’ın çeşitli dillere çevirileri, meal ve tefsirleri yapılmıştır.

Kur’an-ı Kerim’in bir diğer özelliği de evrensel bir kitap olmasıdır. Çünkü Kur’an-ı Kerim, kendinden önceki tüm ilahî kitapların mesajlarını içerir. Ayrıca bazı ayetlerdeki, “Ey insanlar!..” (Bakara suresi, 21. ayet), “Ey akıl sahipleri!..” (Bakara suresi, 179. ayet) ve “Ey iman eden kullarım!..” (Ankebût suresi, 56. ayet) şeklindeki ifadeler Kur’an-ı Kerim’in çağrısının tüm insanlara yönelik olduğunu göstermektedir.

Kur’an-ı Kerim insanlara yol göstermek ve onları aydınlatmak için gönderilmiştir. Bu durum bir ayette şöyle dile getirilmiştir: “Sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için kuluna apaçık ayetler indiren odur. Şüphesiz Allah, size karşı çok şefkatli, çok merhametlidir.” (Hadîd suresi, 9. ayet)

Kur’an-ı Kerim ilk indirildiği günden itibaren, herhangi bir değişikliğe uğramadan günümüze kadar ulaşan tek ilahî kitaptır. Bu konuda Allah şöyle buyurmaktadır: “Kur’an’ı kesinlikle biz indirdik; elbette onu yine biz koruyacağız.” (Hicr suresi, 9. ayet) Ayrıca Kur’an-ı Kerim ilk indirildiği günden itibaren yazılmış ve ezberlenmiştir.

Kur’an-ı Kerim Hz. Muhammed’e verilmiş bir mucizedir. Allah bu konuda şöyle buyurmuştur: “De ki: Ant olsun ki insanlar ve cinler birbirlerine yardımcı olarak bu Kur’an’ın bir benzerini ortaya koymak için bir araya gelseler, yine de benzerini ortaya koyamazlar.” (İsrâ suresi, 88. ayet)

Kur’an-ı Kerim’de inanç esasları, ibadetler, ahlaki öğütler, geçmişte yaşamış peygamberler ve topluluklarla ilgili bilgiler yer alır.

Kur’an’ın İndiriliş Süreci

Mekke ortamından bunalan Hz. Muhammed gençlik çağından itibaren zaman zaman şehrin dışına çıkıyor, sessiz ve sakin ortamlarda tefekkür ediyordu. Hz. Muhammed 610 yılının ramazan ayında, bir
pazartesi gecesi, yine Hira Mağarası’na çekilmiş düşüncelere dalmıştı. Gün doğmak üzereydi ki, o güne kadar hiç görmediği bir varlık Peygamberimize “Oku!” diye seslendi.

Peygamberimiz ürperti ve endişe içerisinde “Ben okuma bilmem!” dedi. Tanımadığı bu varlık ikinci kez “Oku!” dedi. Hz. Muhammed yine okuma bilmem, dedi. Cebrail üçüncü kez aynı istekte bulununca Peygamberimiz “Ne okuyayım?” diye sordu. O zaman Cebrail, Alak suresinin ilk beş ayetini ona okudu:

“Oku! Yaratan Rabb’inin adıyla.
O, insanı alak (embriyo)’tan yarattı.
Oku! Senin Rabb’in sonsuz cömertlik sahibidir.
O Rab ki, kalemle yazmayı öğretti.
O, insana bilmediklerini öğretti.” (Alak suresi, 1-5. ayetler)

Kur’an-ı Kerim 610 yılının ramazan ayında, Kadir Gecesi’nde indirilmeye başlanmış ve indiriliş süreci yaklaşık 23 yıl sürmüştür. 8 Haziran 632 yılında Peygamberimizin vefatından önce Kur’an-ı Kerim’in indirilişi tamamlanmış ve Kur’an yazıya geçirilmiştir.

Kur’an-ı Kerim toptan değil ayet ayet, sure sure indirilmiştir. Çünkü bazı ayetler, belli bir olayın ardından gelip o olayla ilgili açıklama getirmekteydi. Bu durum Kur’an-ı Kerim’in daha iyi anlaşılmasını ve öğrenilmesini sağlamıştır. Vahyin indiriliş süreci Kur’an-ı Kerim’de şöyle ifade edilmiştir: “İnkâr edenler: ‘Kur’an ona bir defada topluca indirilmeli değil miydi?’ dediler. Biz onu senin kalbine iyice yerleştirmek için böyle yaptık (parça parça indirdik) ve onu tane tane okuduk.” (Furkân suresi, 32. ayet.) Ayrıca Kur’an-ı Kerim’in parça parça indirilmesi onun yazılmasını ve ezberlenmesini kolaylaştırmıştır.

Mekkeli müşrikler Peygamberimize ve müminlere sürekli eziyet ediyorlardı. Aralıklarla gelen ayetler Peygamberimizin ve müminlerin gönlünü ferahlatıp kendilerine güç ve cesaret veriyordu. İnanç, ibadet, ahlak ve sosyal ilişkilere dair konular toplumda yavaş yavaş yerleşiyordu. Kur’an’ın belirli aralıklarla gelmesi, bu kuralların daha rahat yerleşmesini sağlıyordu.

Peygamberimiz, gelen ayetleri hemen ezberlemiş ve vahiy kâtiplerine yazdırmıştır. Vahiy kâtipleri gelen ayetleri kâğıt, ceylan derisi, ince beyaz taş gibi o günün yazı malzemelerinin üzerine yazmışlardır. Yazılan ayetler özenle korunmuştur.

Peygamberimizden sonra Hz. Ebu Bekir devlet başkanı (halife) oldu. Onun döneminde bazı savaşlarda birçok hafız şehit düştü. Hafızların azalmasından endişelenen Hz. Ömer daha önce elde yazılı bulunan malzemelerin bir araya getirilip kitap hâline dönüştürülmesini teklif etti. Vahiy kâtiplerinden Zeyd b. Sabit başkanlığında bir komisyon kuruldu. Bu komisyonun titiz çalışmaları sonucunda ayetlerin yazılı olduğu malzemeler toplandı, yeniden kâğıtlara yazıldı ve kitap hâline dönüştürüldü.

“Mushaf” adı verilen ilk Kur’an nüshası oluşturularak Hz. Ebu Bekir’e teslim edildi. Üçüncü halife Hz. Osman zamanında yeni bir komisyon kurularak eldeki asıl nüshadan yedi adet yazılıp çoğaltıldı. Çoğaltılan bu nüshalar Müslümanların yoğun olarak yaşadıkları bölgelere gönderildi. Zamanla beliren ihtiyaçlara göre Kur’an-ı Kerim bu nüshalardan çoğaltılıp dünyaya yayıldı.

Bu yazıyı okudunuz mu?

Temel dini bilgiler

Temel dini bilgiler – Salih amel 

Temel dini bilgiler – Salih amel Salih Amel (Yararlı İşler) de İbadettir Allah’ın hoşnutluğunu kazanmak ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir